Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Güler, Ömer(15)
- Utku, Anıl(11)
- Tekin, H.O.(10)
- Zengin, Gokhan(10)
- ALMisned, Ghada(8)
- Güler, Seval Hale(8)
- Serdar, Osman(8)
- Artuğer, Fırat(7)
- Gul, Muhammet(7)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(7)
- Unal, Ilkay(7)
- Alataş, Mevlüt(6)
- Aydogdu, Burcu(6)
- Demirbağ, Abdulsamet(6)
- Guler, Omer(6)
- Karaduman, Oktay(6)
- Taşgın, Yahya(6)
- Yucesan, Melih(6)
- Şentürk, Gamze(6)
- Akkurt, Nevzat(5)
- Demirelli, Kadir(5)
- Kavaz, E.(5)
- Kök, Mediha(5)
- Mahmat, Aybars(5)
- Uba, Abdullahi Ibrahim(5)
- Özkul, İskender(5)
- Alkarrani, Hessa(4)
- Barım, Esra(4)
- Batan, Nevzat(4)
- Canbay, Canan Aksu(4)
- Danabas, Durali(4)
- Doğan, Gürkan(4)
- Ergen, Burhan(4)
- Eriani, Kartini(4)
- Fadli, Nur(4)
- Guler, Seval Hale(4)
- Ince, Muharrem(4)
- Kanca, M. Sait(4)
- Kanca, Muhammed Sait(4)
- Karakose, Mehmet(4)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Mazıdağı (Mardin) fosfat yataklarının yan kayaçlarının incelenmesi
İrfan Yorulmaz
Fosfat yan kayaçları, fosfat mineralizasyonu sırasında farklı elementleri yüksek konsantrasyonlarda içerebilen materyallerdir. Bu durum, fosfat yan kayaçlarını değerli kaynakları olarak ön plana çıkarır ve fosfat madenciliği sırasında bu elementlerin geri kazanılması açısından önem arz etmektedir. Değerli elementlerin fosfat yan kayaçlarından çıkarılması, düşük konsantrasyonları ve karmaşık kimyasal yapıları nedeniyle teknik ve ekonomik dezavantajları kapsamaktadır. Bu süreç genellikle çeşitli kimyasal ve fiziksel işlemleri kapsar ve bu işlemlerin optimizasyonu maliyet etkinliği ve çevresel etkiler açısından önem taşır. Ayrıca tez çalışması kapmasında nadir toprak elementlerinin ekonomik değer taşıyor olabilirliği göz önünde bulundurulmuştur. Ekonomik olarak, fosfat yan kayaçlarından değerli elementleri geri kazanmak, bu elementlere olan küresel talebi karşılamak için alternatif bir kaynak sunmaktadır. Bu yaklaşım, değerli elementlerin geleneksel kaynaklarına olan bağımlılığı azaltabilir. Ayrıca, fosfat yan kayacında oluşabilecek değerli elementler fosfat madenciliği endüstrisi için ek gelir kaynağı oluşturarak ekonomik verimlilik sağlayabilir. Çevresel açıdan, fosfat yan kayaçlarının değerli elementler açısından değerlendirilmesi, atık malzemelerin yeniden kullanımını teşvik eder ve çevresel etkileri azaltabilir. Bu yaklaşım, fosfat madenciliğinin toplam çevresel ayak izini düşürmeye yardımcı olabilir ve atık yönetimi stratejilerinin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle, fosfat yan kayaçlarının değerli elementlerin varlığı açısından değerlendirilmesi hem ekonomik hem de çevresel açıdan önemli fırsatlar sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi dersine yatkınlıkları ile fiziksel aktivite düzeyleri ve sınav kaygılarının incelenmesi; Dicle ilçesi örneği
Mahmut Bozkurt
Eğitim sistemi içinde öğrencilerin her eğitim kademesinde sınav yapılmaları bilinen bir durumdur. Özellikle ortaokul düzeyinden ortaöğretim düzeyine geçerken yapılan sınavlar öğrenciler üzerinde genel olarak büyük stres kaynağı olarak görülmektedir. Dolayısıyla bu stresli durumların kaygıyı artırması beklenen bir durumdur. Eğitim sistemi belirli bir sistematik düzene göre yapılır ve bu dersler sınavlarda sağlayacağı faydaya göre belirli bir önem sırasına konularak belirlenmektedir. Eğitim sisteminde yer alan dersler sınav açısından sağlayacağı katkıyla eş olarak önem sırasına konulmaktadır. Bu sıralama bireyin daha çok kendisinin yaptığı bir sıralama iken aslında sınav sistemi içinde puanlamaya göre de bir gösterge olmaktadır. Bundan dolayı bede eğitimi dersi sınava katkısı olmadığı düşüncesi ile bazı bireyler tarafından önemsiz ya da sınava katkısı olmadığı gerekçesiyle sadece not sisteminde etkisi olan bir ders olarak görülmektedir. Ancak eğitim hayatı sınav sorularına eşlik eden dersler kadar fiziksel aktivite yapmak, ruhsal ve bedensel katkıları amacıyla beden eğitimi dersinin varlığını da gerekli görmektedir. Bu amaçla yoğun stres yaşayan öğrencilerin fiziksel aktivite ve spor faaliyetleri ile rahatlamaları, sosyalleşmeleri ve özellikle takım sporları gibi faaliyetlerle psikolojik destek niteliğinde fayda sağlamaları muhtemeldir. Araştırma ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi dersine yatkınlıkları ile fiziksel aktivite düzeyleri ve sınav kaygılarının incelenmesi amacıyla Dicle ilçesi bağlamında bir çalışma yapılması ve elde edilen sonuçların alana katkı sunması amaçlanmaktadır. Araştırma Dicle ilçenin eğitim gören 589 ortaokul öğrencisi üzerinden yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket ölçme tekniği kullanılmıştır. "Öğrencilerin, beden eğitimi dersine yönelik tutum ve öz-yeterliklerini tespit etmek için, Hilland ve arkerleri (2009) tarafından geliştirilen ve Öncü ve ark., (2015) tarafından Türkçeye uyumlanan "Beden Eğitimi Yatkınlık Ölçeği", Schembre ve arkadaşları (2015) tarafından geliştirilen ve Eskiler ve arkadaşları (2016) tarfında türkçeye uyarlanan Bilişsel Davranışçı Fiziksel Aktivite Ölçeği ve Driscoll (2007) tarafından geliştirilmiş Türkçeye Totan ve Yavuz (2009) tarafından uyarlanan Sınav Kaygı ölçeği kullanılmıştır. Beden eğitimi derslerini özellikle sınav kaygısı yaşayan öğrencilerin fiziksel aktivitelerle kaygılarını azaltmaya yardımcı faaliyetler olarak düzenlenmesinin amaçlandığı çalışmada ortaokul öğrencilerinin sınav kaygısı ölçeği ile bilişsel davranışçı fiziksel aktivite ölçeği arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda bilişsel davranışçı fiziksel aktivite ölçeğinin alt boyutlarından sonuç beklentisi sınav kaygısı arasında zayıf bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda Dicle ilçesi örneğinde sonuçlar elde edilerek analiz edilmiştir. Bu sonuçlara göre öğrencilerin kaygı düzeylerinin fiziksel aktivitelerle bir ölçüde azaldığı görülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Halbori gözeleri(Tunceli,Türkiye) zooplanktonu
Cengiz Kılmaç
Bu çalışmada, Halbori Gözeleri'nde Haziran 2022-Mayıs 2023 tarihleri arasında aylık olarak 2 istasyondan 12 ay boyunca bazı su kalite parametreleri ve zooplankton faunası araştırılmıştır. En yüksek su sıcaklığı ağustos ayında 2.istasyonda 15,4 °C olarak kaydedilirken, en düşük su sıcaklığı ise ocak ayında 2.istasyonda 5,0 °C olarak kaydedilmiştir. Halbori Gözeleri pH değeri 6,4 ile 8,5 arasında kaydedilmiştir. Araştırma süresince çözünmüş oksijen 8,1 ile 11,9 mg/L arasında değişmektedir. Halbori Gözeleri'nde toplam 26 zooplankton türü teşhis edilmiştir. Bunlardan19 tür Rotifera, 5 tür Cladocera ve 2 tür ise Copepoda'ya aittir. Halbori Gözeleri Zooplanktonu 1.istasyonda Rotiferadan Ascomorpha saltans, Brachionus angularis ve Keratella quadrata yılın çoğu ayında görülürken Cephalodella catellina, Cephalodella forficula, Gastropus stylifer, Keratella tecta, Notommata glyphura ve Synchaeta oblonga yılda sadece 1 ay görülmüşlerdir. Cladoceradan Bosmina longirostris ve Chydorus sphaericus en fazla çıkan türler olmuştur. Copepodadan Cyclops vicinus yılın en fazla ayında görülen tür olmuştur. 2.istasyonda ise Rotiferadan Brachionus angularis, Keratella quadrata ve Polyarthra dolichoptera yılın çoğu ayında görülürken Gastropus stylifer, Lecane nana, Keratella tecta, Synchaeta oblonga yılda sadece 1 ay görülmüşlerdir. Cladoceradan Alona guttata ve Daphnia cucullata en fazla çıkan türler olmuştur. Copepodadan Cyclops vicinus yılın en fazla ayında görülen tür olmuştur. 1.İstasyonun İndeks analiz sonuçlarına göre Shannon Wiener H′ tür zenginliği indeksinin en yüksek olduğu ay 1,97 ile ekim ayı, en düşük değer ise 0,45 ile ocak ayının olduğu tespit edilmiştir. Margalef tür çeşitliliği D indeksine göre en yüksek değer 0,78 ile ekim ayı en düşük değer ise 0,12 ile ocak ayı olmuştur. 2. İstasyonun indeks analiz sonuçlarına göre Shannon Wiener H′ tür zenginliği indeksinin en yüksek olduğu ay 1,68 ile eylül ayı, en düşük değer ise 0,67 ile ocak ayının olduğu tespit edilmiştir. Margalef tür çeşitliliği D indeksine göre en yüksek değer 0,64 ile eylül ayı en düşük değer ise 0,12 ile ocak ayı olmuştur.
- MakaleAçık Erişim2024Williams Sendromu Tanısı Almış Çocuğa Sahip Ebeveynlerin Anksiyete Düzeylerine İlişkin Araştırma
Erkul, Ercem; Coşkun, Hakan; Güntay, Amine; Güleç, Yakuphan; Eviz, Ömer; Çıvak, Ümit; Küçükdemir, Ayşe Korkmazyürek
Williams-Beuren Sendromu (WS), kromozom çiftlerinden yedinci çiftin silinmesi sonucunda ortaya çıkan çoklu sistemik bir kromozom bozukluğudur. WS tanısı almış çocuklar özel gereksinimli bireyler olduğundan dolayı çocukların ebeveynlerine daima bağımlı olması, sosyal hayatlarının sınırlı olması vb. etkenler nedeniyle ebeveynlerde anksiyeteye sebep olabilmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı Türkiye’de WS tanısı almış çocuğa sahip olan ebeveynlerin yaşadıkları güçlüklerden ötürü oluşan anksiyete düzeylerinin araştırılmasıdır. Tarama modeliyle gerçekleştirilen araştırmaya WS tanısı almış çocuğa sahip Türkiye Williams Sendromlular Derneği (TWSD)’ne kayıtlı 118 ebeveyn katılmıştır. Veriler, araştırmacılar tarafından oluşturulan sosyo-demografik sorular ile Beck ve diğerleri (1988) tarafından geliştirilen Beck Anksiyete Envanteri (BAE) aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde ise, veriler normal dağılımdan geldiği için parametrik testlerden Pearson korelasyon testi, Bağımsız Örneklem t Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde ebeveynlerin çalışma durumunun, sahip olduğu çocuk sayısının ve son olarak kendileri olmadığında çocuğun bakımını kimin üstleneceği konusunda yaşadıkları kaygının anksiyete düzeylerini anlamlı bir şekilde etkilediği gözlemlenmiştir. WS tanısı almış çocuğa sahip ebeveynlerle daha yoğun ve etkin bir biçimde çalışılması ve WS tanısı almış çocuklara yönelik mikro, mezzo ve makro sosyal hizmet uygulamaları geliştirilmesi önerilmektedir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Palu’da yaşayan bir gelenek: bâtıl-nâme duası ile sihir bozma
Selçuk, Bahır; Demirbağ, Abdulsamet
Geçmişten bugüne uzanan, üzerine sıkça tartışmalar yapılan büyü ve büyü bozma inanışına hemen her toplumda rastlamak mümkündür. Türk toplumunda büyü bozmak için uygulanan yöntemlerden biri de dua etmektir. Bu duaların hem yazılı metinlerde hem de sözlü kültür geleneğinde hayli örneklerinin olduğu bilinmektedir. Özellikle geçmişten günümüze uzanan büyü bozma dualarından biri de bâtıl-nâme adı verilen Türkçe duadır. Farklı varyantları tespit edilen bu dua ve dua ile ilgili ritüelin hâlâ canlılığını koruduğu bölgelerden biri de Elazığ’ın Palu ilçesidir. Yörede batalama/batâl-nâme olarak bilinen bâtıl-nâme duasının bir nüshası Şeyh İbrahim Efendi-zâde Ali Efendi tarafından kaleme alınmıştır. Hemen her türlü büyü çeşidini etkisiz kılmak için okunan bu duanın nisan yağmuru suyuna okunup içilmesi geleneği kültür açısından önem arz etmektedir. Dolayısıyla bu çalışma söz konusu geleneğin gün yüzüne çıkarılması ve kaybolmaması adına yapılmıştır. Bu çalışmada bâtıl-nâme duasının çeviri yazılı metni verilecek, bu metnin genel özellikleri sıralanarak Palu yöresinde devam eden bu dua ile sihir bozma geleneği üzerinde durulacaktır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Çok Değişkenli İstatistiksel Yöntemler ile Yeşil Gelecek ve Refah Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Veysikarani, Dilek; Akdağ, Nuran
Yeşil Gelecek Endeksi ve Legatum Refah Endeksi, toplumsal ve ekonomik kalkınmanın yanı sıra çevresel sürdürülebilirliği değerlendirmek için önemli araçlar olarak kullanılmaktadır. Bu endeksler, ülkelerin ekonomik büyüme hedefleri ve çevresel faktörler arasında denge kurmalarına olanak sunmaktadır. Çalışmada yeşil gelecek ve refah arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Yeşil Gelecek Endeksi ve Legatum Refah Endeksi arasında var olduğu öngörülen ilişki kanonik korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Kanonik korelasyon analizi, iki veya daha çok sayıda değişken grubu arasındaki en yüksek ilişkiyi hesaplamak için kullanılan bir istatistiksel yöntemdir. Çalışmanın örneklem grubunu OECD ülkeleri oluştururken veri seti 2023 yılına ait göstergelerdir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, yeşil gelecek ve refah arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu sonuç, Yeşil Gelecek Endeksinin yani çevresel sürdürülebilirlik ölçütlerinin, refahı yansıtan açık ekonomiler alt boyutu ile arasında ters yönlü bir bağlantı taşıdığını göstermektedir. Bu nedenle sonuçlar, yeşil geleceğin hedeflerini ve ekonomik büyümeyi dengede tutma zorluğunu işaret etmektedir. Çalışmaya özgün değer katan ve onu bu alanda önemli kılan faktör, daha önce literatürde bu endeksler için aynı anda kullanılmamış olan istatistiksel analiz yönteminin kullanılmasıdır ve bu doğrultuda elde edilen sonuçlar ile geleceğe yönelik yeşil politika çerçevesinin çizilebilir hale gelmesidir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin3
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2024Küresel gelişmeler ışığında iç denetimde yaşanan değişimler ve iç denetçilerden beklentilerin değerlendirilmesi
Bozkurt Yazar, Birgül
Bu çalışmada iç denetim mesleğinde meydana gelen değişmeler ve gelecekte değişime uyum için gerekli uygulamalar ele alınmıştır. Çalışma yedi bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde iç denetim kavramı ile ilgili genel bilgiler, ikinci bölümde iç denetimin tarihsel gelişimi, üçüncü bölümde iç denetimle ilgili kavramlar, dördüncü bölümde iç denetimle ilgili düzenlemeler hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın beşinci bölümünde küresel gelişmeler ışığında iç denetimi etkileyen unsurlar ve bu unsurların iç denetimle etkileşimi ele alınmıştır. Çalışma genel olarak özel sektör uygulamaları çerçevesinde ele alınmıştır. Ancak kamu sektörü iç denetim faaliyetlerinin özel sektördeki değişikliklerin dikkate alınarak gerçekleştirildiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu yüzden altıncı bölümde ülkemizdeki kamu sektöründeki iç denetim faaliyeti ile ilgili bilgilere genel olarak yer verilmiştir. Çalışmanın son gelişmeler ışığında iç denetim faaliyetlerindeki değişmeleri ve gelişmeleri sunması bakımından önem arz ettiği düşünülmektedir. Esasen iç denetimi etkileyen her unsur ayrı ayrı çalışılabilecek konulardır. Bu bakımdan çalışmanın iç denetim konusunda çalışmak isteyen bilim insanlarının dikkatini çekeceği düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Terbiyumun Pontastacus leptodactylus’ta ki Oksidatif Stres ve Antioksidan Yanıtlarının Belirlenmesi
Serdar, Osman; Aydın, Ayşe Nur
Terbiyum (Tb), su ortamında yüksek konsantrasyonlarda bulunduğunda sucul organizmalar için toksik hale gelebilen nadir toprak elementi (NTE)’dir. Tatlı su ekosistemindeki Tb toksisitesinin meydana getirdiği oksidatif stres sonuçlarıyla ilgili hala yeterince çalışmalar mevcut değildir. Bu çalışma ile Tb'nin oksidatif stres sonuçlarını değerlendirmek için tatlı su canlısı olan Pontastacus leptodactylus kullanılmıştır. Bu organizmada, 1, 5 ve 25 mg/L konsantrasyonlardaki Tb'nin 24 ve 96. saatte meydana getirdiği oksidatif stres ve antioksidan değişimleri süperoksit dismutaz (SOD), glutatyon peroksidaz (GSH-Px), katalaz (CAT) enzim aktiviteleri ile Tiyobarbitürik asit (TBARS) ve redükte glutatyon (GSH) seviyeleri belirlenmiştir. Sonuçlar ELISA kitleri kullanılarak tespit edilmiştir. Biyobelirteç analizlerin istatatistiksel değerlendirilmesinde SPSS 24.0 paket program tek-yönlü ANOVA (Duncan 0,05) testi kullanılmıştır. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında SOD aktivitesinde önemli bir değişim gözlemlenmezken (p>0,05) CAT ve GPx aktivitelerinde anlamlı azalmalar (p<0,05) gözlemlenmiştir; GSH ve TBARS seviyelerinde ise anlamlı (p<0,05) artışlar gözlemlenmiştir. Çalışma verileri dikkate alındığında canlı organizma vücuduna nüfuz eden Tb ksenobiyotiğinin organizma da oksidatif strese neden olduğu düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex4TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2024An Investigation on Faulty Renovation Practice in Hotel Facility Management: Adıyaman Grand Isias Hotel (GIO) Example
Ceylan, Ebru Nalan
The facility management approach in hotels differs between organizations. Different issues need to be taken into account in the design, construction, operation and renovation of tourism accommodation facilities. As a result of the earthquake disaster that took place on February 6, 2023, it was seen how unprepared we were in terms of safe buildings. The loss of life at GIO in Adıyaman, which initially creates the perception that it is new to its customers, prioritizes drawing attention to this issue in terms of hotels. The aim of the study is to make suggestions to the project management process of medium-sized hotels that need renovation and are mostly operated by the owners, and to raise awareness in determining their priorities. The method of the study is case study. Within this study, the significance of renovation as a hotel facility management tool will be discussed through literature research, and the improper practices at GIO will be examined by conducting a case study. Information was obtained through the hotel's web page, by scanning the news published on the internet and by examining the report prepared by the academicians who were assigned as experts in the case process. The fact that the building's license projects could not be accessed and the business owner could not be contacted limited the case study. It has been suggested that facility management expertise should be used in the renovation management of medium-sized hotels, which are mostly managed by the owners.
- MakaleAçık Erişim2024Evaluation of Susurluk Basin Flows Using Trend Analysis Methods
Acar, Ramazan
Trend analysis of annual average flow data is very important for better water resources management, planning and operation. In this study, annual average flow data from M. Kemal Paşa, Orhaneli and Simav flow observation stations located in Susurluk Basin were tested with Mann-Kendall, Spearman Rho and Şen's Innovative trend methods and the trends of the stations were tried to be determined and the performances of these methods were evaluated. In addition, annual average flow data were submitted to regression analysis, yielding equation sets. For each station, the annual and 100-year changes in m3/s were determined. Analyzing the results, only Şen's Innovative Trend Method analysis found a general decreasing trend for all 3 stations. In the analyses of Mann-Kendall and Spearman’s Rho methods, no trend was detected in all 3 stations. In addition, 100-year percentage change values of the data of 3 stations were determined. According to these values, it is concluded that there will be a significant decrease in the flow values of the stations in the future.
AtıfOpenAlex11TR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2024A Comparative Study for Privacy-Aware Recommendation Systems
Utku, Anıl; Canbay, Yavuz
Recommendation systems are sophisticated processes for information filtering designed to offer users tailored recommendations based on their preferences and interests. Users need help to choose between options as the amount of information on the web grows. As a result, it is critical to deliver personalized recommendations to consumers to promote user loyalty and satisfaction. Because recommender systems use sensitive user information such as ratings, comments, likes, and dislikes, this information can be leaked if no privacy measures are taken. As a result, we presented a comparison of privacy-aware recommendation systems in this paper. Two experiments are carried out. In the first experiment, we examined collaborative filtering algorithms on perturbed ratings and then compared hybrid, collaborative, and content-based algorithms on perturbed ratings in the second experiment. According to the results, the Singular Value Decomposition++ (SVDpp) algorithm presented the lowest Root Mean Square Error (RMSE) and Mean Absolute Error (MAE) values for epsilon 100, with 0.8889 and 0.6822, respectively. Furthermore, for epsilon 100, the hybrid filtering technique had the lowest RMSE and MAE rates of 0.90664 and 0.69813, respectively.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Convmixer ve SDD Kullanılarak DEHB Hastalığının EEG Sinyalleri ile Otomatik Olarak Tespit Edilmesi
Sengur, Abdulkadir; Üzen, Hüseyin; Özçelik, Salih Taha Alperen; Uyanik, Hakan; Karakaş, Buğra
DEHB, çocuklarda dikkat eksikliği, davranış problemleri, eğitimle ilgili sorunlar ve düşük özgüven gibi problemler oluşturabilir. Bu çalışma, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) teşhisini elektroensefalografi (EEG) sinyalleriyle değerlendirmeyi hedefleyen bir araştırmayı özetlemektedir. Araştırma, 30 DEHB tanısı almış çocuk ve 30 sağlıklı kontrol grubunun EEG verilerini kullanmıştır. EEG verileri öncelikle gürültü azaltma amacıyla işlenmiş ve ardından ConvMixer, ResNet50 ve ResNet18 gibi derin öğrenme modelleri kullanılarak sınıflandırılmıştır. Bulgular, ConvMixer'in düşük hesaplama kaynaklarına ihtiyaç duyarak yüksek sınıflandırma başarısı elde ettiğini göstermektedir. Ayrıca, EEG sinyallerinin DEHB teşhisinde kullanılabilirliği konusunda farklı kanalların etkileri incelenmiş ve T8 kanalının özellikle etkili olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma, EEG tabanlı DEHB teşhisi için daha hafif modellerin kullanılabilirliğini ve EEG kanallarının önemini vurgulamaktadır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ2Sosyo-kültürel değişme bağlamında tunceli alevi ocaklarında aile
Erol, Pelin Önder; Baykan, Pinar
Tunceli’de var olan ve halen aktif biçimde devam eden yedi ana Alevi ocağının aile yapısına odaklanan bu çalışmanın amacı, yedi ocağa mensup Alevi dedeleri ve aile üyelerinin aile yapılarını anlama, aile kurumunun ocaklarda ne gibi karşılıklar bulduğunu öğrenme ve böylece toplumsal değişim sürecinde ailede ne gibi bir farklılaşmanın olduğunu gün yüzüne çıkartmaktır. Alan araştırması dâhilinde Alevi dedeleri ve aile üyeleri ile mülakatlar yapılmıştır. Veriler, içerik analizi tekniğine tabi tutularak çözümlenmiştir. Katılımcılarla yapılan görüşmelerden edilen bulgular hem Alevi dedeleri hem de aile üyelerinin, gerek bulundukları coğrafyada yaşayan Alevi toplumunun gerekse genel olarak tüm Alevi toplumunun aile yapılarının değişime uğradığına işaret etmektedir. Bu değişimi Alevi dedeleri, eskisi gibi Alevi inancına olan bağlılığın kalmadığına ve kentlere olan yoğun göçle birlikte Alevilikte uygulanan ritüellerde, gelenek ve göreneklerde çözülmelerin olmasına bağlarken, aile üyeleri bu durumu genç kuşağın değişime çabuk adapte olmasına, zamanın ve mekânın gerekliliklerine ayak uydurabilmesine bağlamışlardır. Toplumsal değişme ile birlikte kendine has aile yapısına sahip olan Alevi toplumun farklı kültürlerle iç içe girerek Alevi ailesinin bu değişimden etkilendiğini ve bu bağlamda değişim ve dönüşümlere direnç göstermedikleri bulgusuna varılmıştır.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Examining Pre-Service Science Teachers' Personal and Enacted Pedagogical Content Knowledge About Seasons
Kılıç, Aygün
This study examined pre-service science teachers’ pedagogical content knowledge (PCK) about seasons. The framework of this study was based on the Refined Consensus Model (RCM), and pre-service teachers’ topic-specific PCK was also discussed in two dimensions: personal PCK (pPCK) and enacted PCK (ePCK), which are included in this model. The pPCK of the pre-service teachers represents their declarative PCK, and their ePCK represents their dynamic PCK. This qualitative descriptive research included 18 pre-service science teachers. In the study, knowledge of pre-service teachers’ pPCK was collected in vignette-based individual semi-structured interviews, and data on their competencies regarding their ePCK, which they revealed in a real classroom environment, were collected through field observations and teaching video recordings. The study’s qualitative data were evaluated using two separate rubrics developed by the author using the literature. Accordingly, it was determined that the pre-service teachers who participated in the research had limited pPCK and ePCK on the seasons and that their topic-specific pPCK was partially better quality than their topic-specific ePCK. Moreover, pre-service teachers’ ePCK was observed to be different from their pPCK, but their ePCK was based on their pPCK. In this context, it was seen that the results of this research are consistent with RCM.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Effect of Probiotic on Copper Nanoparticle Accumulation in Dreissena polymorpha
Serdar, Osman; Aydın, Ayşe Nur
Materials with dimensions between 0.1 and 100 nm are called nanoparticle (NP) materials. In recent years, the usage areas and quantities of NP materials have increased in parallel with the development of the industry. The need and usage areas of heavy metals such as Cu have also expanded in NP sizes. All these developments have led to problems on the ecosystem that are becoming more difficult to compensate. In this study, Zebra Mussel (Dreissena polymorpha) was chosen as a model to investigate the effect of probiotics on CuNP heavy metal accumulation. The model organism was exposed to three different concentrations of CuNP (5, 10, 50 mg/L) with probiotics and directly for 24 and 96 hours. CuNP accumulation amounts in D. polymorpha tissues treated directly and with probiotics were compared. The amount of accumulation in the test organism directly exposed to CuNP was higher compared to the groups administered with probiotics, but a statistically significant difference (p<0.05) was found only in the treatment group with the highest 24-hour concentration (50 mg/L). As a result, according to the findings obtained from the study, it has been determined that probiotics have positive developmental effects on aquatic organisms, as well as beneficial in the elimination of their accumulation in the organism.
AtıfOpenAlex4TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024İnsanlıktan uzak: emily için bir gül’de ve atinalı timon’da mizantropinin temsili
Şentürk, Gamze
Bu makale, Amerikalı yazar William Faulkner’ın Emily İçin Bir Gül (1930) adlı kısa öyküsüne ve İngiliz oyun yazarı William Shakespeare’in Atinalı Timon (1623) adlı oyununa odaklanarak bu eserlerde tasvir edilen Emily ve Timon adlı iki mizantrop karakterleri incelemeyi amaçlamaktadır. Oxford İngilizce Sözlüğü’nde mizantrop kavramı, “insanlıktan hoşlanmayan ve insan toplumundan kaçınan kişi” (2010, s. 1130) olarak tanımlanmaktadır. Kavram, Yunanca nefret anlamına gelen “misein” ve insan anlamına gelen “anthropos” sözcüklerinin birleşiminden oluşur. ‘İnsanlık düşmanı’ olarak ifade edebileceğimiz mizantrop karakterler, William S. Gilbert ve Jonathan Swift gibi çeşitli yazarlarca edebiyatta sıklıkla tasvir edilmiştir. En tanınmış mizantrop karakterlerden biri de Fransız oyun yazarı Moliere’in 1666 tarihli Adamcıl oyunundaki Alceste karakteridir. Bu çalışmanın merkezine koyduğu eserlerden biri olan Emily İçin Bir Gül adlı kısa hikâye, gizemli ve izole bir karakter olan Emily Grierson’ın hikâyesini anlatır. Emily inzivada yaşayan, geçmişine sıkı sıkıya bağlı ve dış dünyayla etkileşimi kısıtlı bir figürdür. Babası, statüsü ve toplumun ondan beklentileri gibi dış faktörlerin etkisiyle içine kapanan Emily, bir mizantrop olarak karşımıza çıkar. Shakespeare’in çok az bilinen ve sahnelenen oyunlarından olan Atinalı Timon oyunu ise Timon adlı bir karakterin trajik yolculuğu etrafında geçer. Başlangıçta cömert olan ve toplum tarafından sevilen Timon, insanlığa ve topluma karşı yaşadığı hayal kırıklığı nedeniyle dünyadan ve insanlardan tamamen uzaklaşır ve bir mizantropa dönüşür. Bu iki eser, farklı dönemlerde yazılmış olmalarına rağmen, iki insanlık düşmanı karakteri ele alır. Bu çalışmanın amacı da Emily ve Timon’un insan düşmanı kişiliklerini, toplumdan kopuş süreçlerini de ele alarak ve benzerlik ile farklılıklarına değinerek irdelemektir.
- MakaleAçık Erişim2024Şeyh gâlib’in “eyler semâ” redifli gazelini şerh denemesi
Demirbağ, Abdulsamet
On sekizinci yüzyılın mümtaz şahsiyetlerinden biri olan Şeyh Gâlib, klasik Türk şiiri sahasına damgasını vurmuş Mevlevi şairlerdendir. Şairin şiirleri incelendiğinde kendisine has üslubu, kullanmış olduğu sembolleri ve hayalleri ile şiirlerinin derin manalar içerdiği görülmektedir. Şiirlerindeki bu özelliklerin yanı sıra şairin aynı zamanda bir Mevlevi şeyhi olmasının etkileri de şiirlerinde vücut bulmuştur. Şairin çalışmaya konu olan eyler semâ redifli gazeli de bu özellikleri bünyesinde barındırmaktadır. Dolayısıyla Mevleviliğe dair bazı hususiyetler ve tasavvufi imgeler diğer şiirlerinde olduğu gibi bu gazelde de bir estetik unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde şairin hayatı, Mevlevilik, zikir ve sema konularından bahsedilmiştir. Sonrasında ise yedi beyitten oluşan gazelin şerhine geçilmiştir. Şerhi yapılan bu şiirde genel manada ilahi aşkın tesiriyle varlık âlemindeki her nesnenin cezbe hâlinde olduğu düşüncesi işlenmiş, bu hâl Mevlevi zikri olan sema ile ilişkilendirilerek verilmiştir. Zengin çağrışımların söz konusu olduğu bu gazelin şerhini yaparak hem şairin edebî yönüne hem de şerh alanına katkı sunmaya çalışılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Evaluation of Novel Plant-Based Milk Produced from Melon Kernel
Aydın, Çağlar Mert
In this study, the possible use of melon kernel (Cucumis melo L.) as a source for production of daily milk alternative was evaluated. For this purpose, the study evaluated proximate composition, physicochemical properties and sensory properties of the milk from Kultik kernel. Overall, proximate composition consists of 88.84% moisture, 1.08 ash, 0.96 protein and 5.50% fat and 3.63% carbohydrate content. Low protein content of the milk limits its usage as an ingredient in the production of fermented dairy products. Physicochemical properties showed that Kultik kernel milk is rich in nutritional value. Rheological behaviour of the milk showed non-Newtonian with pseudoplastic character. Similar flow character to dairy milk enables the milk sample to be produced in existing equipment and processes, allowing large-scale industrial production. In addition, sensory scores of the milk sample were low, thus new formulas including the milk samples should be developed in further studies.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Tüketicilerin Online Alışveriş Platformlarından Satın Alma Niyetlerine Yönelik Nitel Bir Araştırma
Cevher, Muhammed Fatih
Çalışma online alışveriş platformlarından tüketicilerin satın alma niyetlerinin hangi faktörlerden etkilendiği ve bu faktörlerin altında yatan nedenleri derinlemesine analiz etmeyi amaçlamaktadır. Tüketicilerin satın alma niyetlerini yönlendiren temel motivasyon ve algıların yanı sıra etkilendikleri duyguların da kapsamlı şekilde araştırılması çalışmanın amaçlarındandır. Çalışma yöntemi nitel analiz olarak belirlenmiş, çalışma örneklemi için online alışveriş platformlarından alışveriş yapma konusunda deneyimli 25 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan elde edilen veriler MAXQDA analiz programı aracılığıyla incelenerek betimsel içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma bulguları incelendiğinde 9 farklı koda ulaşılmıştır. Elde edilen veriler; analizleri ve şekilleriyle ayrı ayrı sunulmuştur. Analizler sonucunda tüketicilerin online alışveriş platformlarından satın alma niyetlerini etkileyen faktörler ve bu faktörlerin altında yatan nedenleri gösterebilmek adına bir model oluşturulmuştur. Model üzerinden; tüketicilerin etkilendiği fenomen faktörlerin kolaylık ve fiyat faktörleri olduğu; bu faktörlerin altında yatan faktörün ise zaman faktörü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tüketicilerin kıyas yapabilmesi zaman faktörüne bağlı olarak incelenmekte ve diğer tüketicilerin geri bildirimi ile güven faktörüne bağlı olarak kolaylık ve fiyat konusunda desteklendiği de çalışmanın sonuçlarındandır. Literatür genellikle nicel araştırmalara odaklanırken, bu çalışma tüketicilerin online alışveriş motivasyonlarını, algılarını ve duygularını derinlemesine incelemektedir. Bu açıdan çalışmanın özgünlüğü ortaya koyulmaktadır. İşletmelere; tüketicilerin zaman maliyetini düşürmesi, kıyaslama ve geri bildirim yapabilme fırsatlarının sunulması ile tüketicide oluşturabilecekleri güven üzerine odaklanmaları tavsiye edilmektedir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2024Gölge bankacılığın gölgesinde merkez bankacılığı: küresel finansal kriz sonrasına tarihsel bir yolculuk
Güçlü, Tansel
Küresel finansal krizden sonraki 15 yıl süresince özellikle Federal Reserve’in öncü olarak uygulamaya soktuğu ve diğer merkez bankalarının da repertuvarına giren ve girmeye aday olan birçok yeni araç ve yaklaşımın ortaya çıktığına şahit olduk. Bu yaklaşımlar literatürde çokça tartışılsa da yeni uygulamaların geleneksel merkez bankacılığı uygulamalarından ne yönde ayrıldıklarına, hedefledikleri yeni sonuçlara ve bu sonuçlara ulaşıp ulaşmadıklarına dönük değerlendirmeler yaygın olarak görülmektedir. Yaygın olarak görülen bir diğer tartışma-kanı da miktarsal genişleme (quantitative easing) olarak adlandırılan politikaları güncel enflasyonist trendle ilişkilendirme eğilimidir. Ancak bu çalışmada soru değiştirilip miktarsal genişleme başta gelmek üzere piyasalara daha yüksek düzeyde likidite enjekte edilmesinin, sermaye birikiminin güncel biçimine gömülü olan sebepleri üzerine tartışılacaktır. Merkez bankacılığı kurumsal olarak dönüşürken esasında finansal ortamın ve ilişkilerin uzun tarihsel dönüşümü içerisinde bunu gerçekleştirmektedir. Bu bağlamda merkez bankalarının birçok krizli meydan okumaya sermaye birikiminin istikrarı açısından cevap üretmeye çalışmakta olan kurumlar olduğunu hatırlatmak gerekir. 1980’li yılların sonrasında merkez bankacıları neoliberal politika dönüşümleri ve beraberindeki (kimi yazarlarca finansallaşma olarak da referans verilen) finansal inovasyonların karmaşık uluslararasılaşması sürecinde müdahale kapasitelerini artıracak bir dönüşüme odaklanmışlardır. Daha açık olmak gerekirse burada itibari paranın ortaya çıkışı, onu destekleyen yapının geri çekilmesi ve zamanla bugünün uluslararasılaşan gölge bankacılığına evrilen finansal yapısındaki yeni konumunu merkeze alarak Fed’in bu yeni finansal mimarideki dönüşümüne odaklanılacaktır. Geçici olacağı düşünülen fakat artık neredeyse kalıcı bir politik araca dönüşen ve bu makalenin de esas odak noktasını oluşturan varlık alım programları bu gelişmelerin en önemlilerinden biri olarak karşımızda durmaktadır. Burada “doğru” politik araçların keşfinden ziyade parasal-finansal dinamiklerin değişen doğası ile merkez bankacılığındaki dönüşümü beraber ele almak temel hedef olacaktır.
AtıfOpenAlex1
İncele















