Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Güler, Ömer(22)
- ALMisned, Ghada(15)
- Tekin, H.O.(15)
- Kök, Mediha(11)
- Güler, Seval Hale(10)
- Özkul, İskender(10)
- Aglar, Erdal(9)
- Aslan, Alper(7)
- Durmus, Hasan(7)
- Erten, Fusun(7)
- Orhan, Cemal(7)
- Yeşiltepe, Akgün(7)
- Baykal, Duygu Sen(6)
- Gul, Muhammet(6)
- Karataş, Mehmet(6)
- Sahin, Kazim(6)
- Sen Baykal, Duygu(6)
- Serdar, Osman(6)
- Taşgın, Yahya(6)
- Tuğan, Volkan(6)
- Acar, Ramazan(5)
- Macit, Arife(5)
- Ozturk, Burhan(5)
- Utku, Anil(5)
- Yılmaz, Demet(5)
- Çelik, Yusuf(5)
- Özyurt, Özcan(5)
- Şahin, Aykut(5)
- Almisned, Ghada(4)
- Aslan, Naim(4)
- Benzer, Fulya(4)
- Doğan, Fatih(4)
- Er, Besir(4)
- Gundogdu, Muttalip(4)
- Ilik, E.(4)
- Kanca, M. Sait(4)
- Karaduman, Oktay(4)
- Kavaz, E.(4)
- Kocabaş, Filiz Kutluyer(4)
- Kocabaş, Mehmet(4)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026İklim Krizi Çağında Nükleer Caydırıcılık: Stratejik İstikrar ve Kriz Dinamikleri
Durmuş, İrfan; Özbay, Sadi Özbay; Özek, Nesrin
Bu çalışma, iklim krizi ile nükleer caydırıcılık arasındaki ilişkinin mevcut literatürde hangi mekanizmalar üzerinden kurulduğunu ve hangi analitik boşlukların sürdüğünü incelemektedir. Makale, Web of Science, Scopus, TR Dizin ve DergiPark’ta 2003–2026 dönemini kapsayan Türkçe ve İngilizce yayınları temel alan şeffaf bir yarı-sistematik literatür taramasına dayanmaktadır. Nihai sentez korpusu 33 çekirdek çalışma ile kavramsal omurgayı kuran 10 kurucu/çerçeve metinden oluşmakta ve kaynaklar tür, rol ve kanıt ağırlığına göre sınıflandırılmaktadır. İnceleme, literatürün dört tema etrafında toplandığını göstermektedir: (1) nükleer altyapının iklim kaynaklı kırılganlıkları; (2) kriz yönetimi, komuta-kontrol ve yanlış hesaplama riskleri; (3) bütçe öncelikleri, jeopolitik rekabet ve yayılma dinamikleri; (4) nükleer savaşın iklimsel sonuçları ile adalet tartışmaları. Çalışma, iklim krizinin nükleer caydırıcılığı yalnızca üsler ve tesisler üzerinde yarattığı doğrudan etkilerle değil, stratejik çevreyi daha oynak, daha maliyetli ve daha siyasal hale getirerek dönüştürdüğü sonucuna ulaşmaktadır. Bulgular ayrıca literatürün altyapı odaklı, Batı merkezli ve ikinci dereceden siyasal etkiler bakımından sınırlı kaldığını göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Seasonal changes in oxidant and antioxidant biomarkers in liver and muscle of common carp (Cyprinus carpio) in Atatürk Dam Lake
Benzer, Fulya; Tepe, Rıdvan; Erisir, Mine; Turkoglu, Semra; Fırat, Özgür; Şahin, Ayse Gül; Sünbül, Muhammet Raşit; Örnekci, Gürel Nedim; Küçükyılmaz, Mehmet; Öz, Özden Barım
Seasonal investigations were conducted on 640 Cyprinus carpio specimens obtained through commercial fishing at four different stations (Gerger, Sitilce, Hosirge, and Samsat) in the Atatürk Dam Lake. MDA (malondialdehyde) levels were measured in the liver and muscle tissues of male and female fish; the results revealed a significant increase in MDA levels at stations exposed to point-source discharge. This indicates that pollution-induced oxidative stress in fish varies significantly across seasonal and regional scales. Among the stations compared, the lowest MDA values were detected in fish tissues from the Gerger station, while the highest values were recorded at the Sitilce and Hosirge stations. Analysis of SOD, GSH-Px, and GSH values across all stations showed that these parameters fluctuated in correlation with MDA levels thereby maintaining the oxidant-antioxidant balance. This study investigated seasonal and spatial variations in oxidative stress biomarkers in common carp (Cyprinus carpio) collected from four stations in Atatürk Dam Lake. A total of 640 specimens were analyzed for malondialdehyde (MDA), superoxide dismutase (SOD), glutathione peroxidase (GSH-Px), and reduced glutathione (GSH) levels in liver and muscle tissues. Results showed that MDA levels were significantly higher in fish collected from Sitilce and Hosirge stations, indicating elevated lipid peroxidation associated with point-source pollution. In contrast, the lowest MDA levels were observed at the reference station, Gerger. Antioxidant enzyme activities (SOD, GSH-Px, and GSH) exhibited tissue-, season-, and site-dependent variations, suggesting adaptive responses to oxidative stress. Overall, the findings demonstrate that anthropogenic pressures in Atatürk Dam Lake significantly alter the oxidant–antioxidant balance in fish, highlighting the usefulness of these biomarkers for environmental monitoring.
- MakaleAçık Erişim2026Türkiye-AB İlişkilerinde Yeni Model Arayışı Stratejik Ortaklık, Gümrük Birliği, Vize Serbestisi
Gemici, Eser; Yaman, Abdulsemet; Ercan, Murat
Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkiler, altmış yılı aşkın köklü geçmişine rağmen tam üyelik hedefinden uzaklaşarak stratejik çıkarlar temelinde yeniden şekillenmektedir. 1963 Ankara Anlaşması ile başlayan tam üyelik başvuru süreci mülteci krizi, Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti, Kıbrıs meselesi, demokratikleşme tartışmaları, insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularındaki farklılaşmalar nedeniyle çok boyutlu bir durgunluk yaşamaktadır. AB’nin çifte standartlı politikaları ile Türkiye’nin reform sürecindeki yavaşlama, taraflar arasında güven bunalımına yol açmış, üyelik sürecinin inandırıcılığını zedelemiştir. Buna rağmen ekonomik ve güvenlik alanlarında devam eden karşılıklı bağımlılık, ilişkilerin tamamen kopmasını engellemiş; taraflar, stratejik ortaklık, Gümrük Birliği'nin (1995) güncellenmesi ve vize serbestisi gibi alanlarda yeni iş birliği modelleri geliştirme arayışına yönelmiştir. Bu çalışma, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğinin tam üyelik paradigmasından uzaklaşarak esnek, çıkar temelli ve çok boyutlu bir stratejik ortaklık modeline dayalı bir zeminde mi ilerleyeceği sorunsalına odaklanmaktadır. Bulgular, AB’nin siyasi koşullara bağlı tutumu ve Türkiye’nin iç siyasal dinamiklerinin, ilişkilerin teknik düzeyde ilerlemesini kısıtladığını; buna karşın enerji arz güvenliği, göç yönetimi, ticaret ve bölgesel güvenlik gibi alanlarda ortak çıkarların iş birliğini kaçınılmaz hale getirdiğini göstermektedir. Sonuç olarak, Türkiye-AB ilişkilerinin sürdürülebilirliği karşılıklı güvenin yeniden tesisine, yapıcı diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesine ve reform sürecinin canlandırılmasına bağlıdır. Yeni dönemde, üyelik dışı ancak kurumsallaşmış, çok aktörlü ve karşılıklı faydaya dayalı bir stratejik ortaklık modelinin benimsenmesi önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026İleri Teknoloji İhracatı ve Ar-Ge Harcamasının Büyüme Üzerindeki Etkisi: G20 Ülkelerinden Kanıtlar
Pehlivan, Ceren
Küreselleşme sonrası atılan yenilikçi adımlar teknolojik gelişimin sağlanmasına ve yayılmasına olanak sağlamıştır. Birçok büyüme teorisinde dışsal olarak yer alan teknoloji değişkeni içsel bir değişken haline gelmiştir. Teknolojik gelişmeler neticesinde ülkeler dış ticarette rekabet gücü sağlamıştır. Dış ticarette yaşanan gelişmeler ürün çeşitliliğin artmasına da yol açmıştır. Ayrıca ekonomik anlamda katma değer oluşmasıyla büyüme oranlarında da iyileşmeler yaşanmaya başlamıştır. Bu çalışmada G20 ekonomileri için bir analiz yürütülmüştür. Çalışmada 2000-2022 yılları baz alınmıştır. Yıllık veriler kullanılarak panel analizi yapılmıştır. İleri teknoloji ihracatı, Ar-Ge harcaması ile büyüme arasındaki ilişki hem teorik hem de ampirik olarak araştırılmıştır. Yapılan panel analizi sonucunda G20 ülkeleri genelinde ileri teknoloji ihracatı ve Ar-Ge harcamalarının büyüme üzerinde pozitif bir etkisi olduğu belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2026Galata kulesi mehterleri
Altı, Aziz
Osmanlı Devleti’nin resmi müzisyenleri olan mehter takımı 1826 yılında lağvedilene kadar görevlerini ifa etmişlerdi. Savaş ve barış gibi her ortamda müziklerini icra eden mehterler İstanbul’un farklı noktalarında teşkilatlanmışlardı. Bu yerlerden birisi de tarihi yarımada da yer alan ve şehri görebilecek hâkim bir noktada bulunan Galata Kulesi idi. Başlangıçta Cenevizliler tarafından güvenlik gerekçesiyle inşa edilen Galata Kulesi, İstanbul’un Osmanlı Devleti’nin egemenliğine geçmesiyle farklı amaçlara hizmet etmiş ve 1715 yılında ise mehterlere tahsis edilmişti. 1715 senesinde kuleye yerleştirilen mehterler yedi kişiden oluşuyordu. Mehterler arasında tablcı (davulcu), zurnacı ve nakkareci ile birlikte bir de onları idare edecek mehterbaşı bulunuyordu. Mehterler günlük on beş akçe, mehterbaşı ise yirmi akçe almaktaydı. Teşkil edilen bu yeni mehterhaneye müzik aletleri devlet tarafından temin edilmişti. Günün belli zamanlarında rutin olarak mehterlerini çalan Galata Kulesi mehterlerinin müzik aletlerinin iki senede bir değiştirilmesi kanundu. Ancak vesikalar ışığında bu kurala pek riayet edilmediği görülmektedir. XVIII. yüzyılın sonlarında Galata kulesindeki mehterhaneye büyük davul olarak adlandırılan kös konulmuştu. Böylece Galata kulesi mehterleri sultanın hakimiyetinin sembolize edilmesi, günün vakitlerinin duyurulmasının yanı sıra kuleye konulan bu kös ile olası İstanbul yangınlarını önleme amacına da hizmet etmişti. Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda kaleme alınan bu çalışmada; Galata kulesi mehterlerinin ihdası, ücretleri, atamaları ve hizmetleri ortaya konulmaya çalışılacaktır.
- MakaleAçık Erişim2026Osmanlı’da Nevzuhur Bir Endüstri: II. Abdülhamid Devrinde Gazoz Sektörü ve Üretimde Tağşiş Meselesi
Alp, Ruhat
II. Abdülhamid devrinde gazoz üretiminde endüstriyel bir aşamaya geçiş noktasında çok önemli adımların atılmasıyla, Osmanlı topraklarında modern gazoz sektörü doğmuştur. Öte yandan fabrikasyon üretimin yol açtığı muazzam rant, üreticileri zaten insanlığın kadim bir meselesi olan gıda tağşişine karşı daha istekli bir hale getirmiş; kimyasal katkı maddeleri gibi yapay gıda teknikleriyle, bugün bile hala güncel bir mesele olan gıda terörü küresel, çok boyutlu ve karmaşık bir hale gelmiştir. Söz konusu olgu, başta gazoz olmak üzere gazlı içecekler sektöründe dahi tüm boyutlarıyla hayatî bir mesele olarak ortaya çıkmıştır. Sorunun çözümü noktasında, Abdülhamid bürokrasisi tarafından dönemin teamüllerine de uygun bir şekilde, modern ve akılcı bir sağlık ve hijyen politikası ışığında, gerekli kurumsal, hukukî, teknik, maddî ve ilmî düzenlemeler yapılmaya çalışılmıştır. Bu durum Osmanlı Devleti’nin gazoz sektöründe modern kapitalist üretim sistemlerine uygun hareket etmesini ve üretici faaliyetlerinin kamu sağlığına uygun olup olmadığına dair bir teftişi zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda bu makale, II. Abdülhamid devrinde gazoz sektörünün halihazırını, endüstrileşmeye yönelik girişimleri, üretimde gerçekleştirilen tağşiş faaliyetlerini ve devletin modern, faydacı ve yenilikçi bir sağlık konsepti üzerinden bu faaliyetleri engelleme çabalarını konu edinmektedir. Mezkûr dönemde bu temaya yönelik veriler, arşiv belgeleri ışığında ortaya konulmaya çalışılmıştır. İmtiyaz sözleşmelerinin de rehberliğinde kamu sağlığı merkezli endüstrileşme çabaları çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Yaşlılarda Telesağlık ve Teletıp Uygulamalarının Sistematik İncelenmesi
Baş, Kazım
Bu araştırmanın amacı, 1998-2024 yılları arasında yayınlanmış eserlerden yararlanılarak yaşlı bireylerde telesağlık ve teletıp uygulamalarının sistematik olarak incelenmesidir. Sistematik derleme türü olan bu çalışmada, evrenden örneklem grubuna dahil edilen kaynakların belirlenmesinde PRISMA-ScR raporlama kılavuzu temel alınmıştır. Araştırma kapsamında, yaşlı bireylerde telesağlık ve teletıp uygulamalarını ele alan ve araştırmanın modeli ile amacına uygunluk gösteren 230 eserden 60 tanesi örneklem grubunu oluşturmuştur. Dijitalleşme uzaktan sağlık hizmetlerinin sunumunu mümkün hale getirmiştir. Dijitalleşmenin sağlık hizmetlerindeki örnekleri arasında elektronik sağlık kayıtları, web ve mobil uygulamalar, teletıp, yapay zeka teknolojileri, giyilebilir cihazlar, otomatik sağlık iş akışları, öngörücü analizler ve dijital hasta etkileşimi gibi yenilikçi çözümler yer almaktadır. Bu kapsamda telesağlık ve teletıp uygulamalarının hastaların tıbbi bakımında yaygın bir şekilde kullanıldığı görülmektedir. Özellikle kronik ve yaşlı hastaların izlenmesi, hastalara danışmanlık ve bakım verilmesi gibi durumlarda teletıp uygulamalarına başvurulmaktadır. Yaşlılar için teletıp uygulamaları; yaşam bulgularının ölçümü ve izlenmesi, etkileşimli sistemler ve sağlık personeliyle doğrudan iletişimi sağlayan uygulamaları kapsamaktadır. Son yıllarda, yaşlı nüfusun artan sağlık sorunlarının çözümünde telesağlık ve teletıp uygulamaları sağlık politikalarının önemli bir bileşeni haline gelmiştir. Bu hizmetler maliyet etkinliği, sağlık ve sosyal bakım hizmetlerine erişim kolaylığı nedeniyle yaşlı sağlığının desteklenmesinde önerilmektedir. Bu hizmetlerin, etkili ve verimli yürütülebilmesi için sağlık politika yapıcıları, devlet ve geniş toplum kesimleri, sağlık hizmeti sunan kurumlar, sağlık çalışanları ve sosyal güvenlik ile sigorta kurumlarının iş birliği içinde hareket etmeleri önemlidir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Aşağı Kaleköy Barajında Heyelan Nedeniyle Oluşan Göçme Mekanizmasının Araştırılması ve Heyelan Önleme Tedbirleri
Şen Erdem, Özlem; Tan, Dilek Elif
Heyelanlar, doğal kaynaklı afetler içerisinde önemli bir yere sahiptir ve özellikle eğimli arazilerde meydana gelen bu olaylar, ciddi ekonomik ve çevresel zararlara yol açmaktadır. Türkiye’nin jeolojik yapısı, bu tür afetlere olan duyarlılığı artırmakta ve heyelan riskinin yönetilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada, Bingöl ili sınırlarında yer alan Aşağı Kaleköy Barajı’nda meydana gelen heyelan olaylarının mekanizmaları incelenmiş ve bu heyelanı önleme amacıyla ortaya konulabilecek iyileştirme tekniği araştırılmıştır. Araştırma kapsamında, baraj alanındaki heyelan bölgelerinden elde edilen veriler ışığında, dinamik ve statik durumlar için güvenlik katsayıları hesaplanmıştır. Arazi çalışmaları sırasında yapılan ölçümler ve jeoteknik analizler sonucunda, heyelanın meydana geldiği bölgelerdeki zemin parametreleri, kayma yüzeylerinin konumları ve bu yüzeylerin stabilite durumları değerlendirilmiştir. Kullanılan limit denge ve sonlu elemanlar yöntemleriyle zemin stabilitesine yönelik analizler gerçekleştirilmiş ve sonuçlar doğrultusunda öneriler geliştirilmiştir. Analiz sonuçları, heyelanlı bölgelerde drenaj sistemlerinin ve yamaç düzenlemelerinin etkin bir şekilde uygulanması gerektiğini göstermiştir. Özellikle, kaya ankraj sistemleri, fore kazıklar ve istinat duvarları gibi mühendislik çözümleri, heyelan riskinin azaltılmasında etkili olmuştur. Ayrıca, heyelan sonrası şevlerde meydana gelen deformasyonların kontrol altına alınabilmesi için yamaç geometrisinin yeniden düzenlenmesi önerilmiştir. Bu çalışma, Aşağı Kaleköy Barajı özelinde heyelan mekanizmalarının anlaşılmasına ve bu tür afetlerin önlenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesine katkı sağlamaktadır. Çalışmada elde edilen bulgular, diğer baraj ve benzer eğimli arazilerde heyelan riski yönetimi açısından da yol gösterici olabilecek niteliktedir.
- MakaleAçık Erişim2026Effect of Source Parameter Variability on RVT-Based Site Response Analysis: A Case Study for the Aegean Region of Türkiye
Icen, Abdullah
This study investigates the influence of source parameter variability specifically stress drop and anelastic attenuation on site response analysis using the Random Vibration Theory (RVT) framework. Site amplifications were computed for a representative site in the Aegean region of Türkiye using four different source parameter sets based on regional literature. A single set of randomized Vs profiles was used to account for subsurface variability, while varying source models enabled the evaluation of epistemic uncertainty in site amplification. The epistemic uncertainty associated with source parameters, expressed as τsource, peaks at approximately 0.04 s, reflecting the sensitivity of high-frequency site response to stress drop and attenuation. The study provides a regionally calibrated quantification of source-parameter-driven epistemic uncertainty for the Aegean region. The findings emphasize the need to account for source-related uncertainty in seismic hazard assessment. Unlike most previous RVT-based studies, this work explicitly isolates and quantifies the effect of stress drop and attenuation on site amplification, highlighting a novel contributor to epistemic uncertainty. Future work should incorporate Monte Carlo simulation of source parameters to support PSHA applications.
- MakaleAçık Erişim2026Mekânın Kutsallaşması; Tunceli’nin Dini Ziyaret Yerleri İle Coğrafi Fenomenlerin İlişkisi
Çılğın, Zeynel; Kırboğa, Onur; Güner, Bülent
Antik dünyanın animistik inanışlarından günümüze doğaya ait pek çok unsur, inançlar içerisinde değişen önemlerde kendisine yer bulmuştur. Güneş, ay, yıldızlar gibi göksel kültler ile yükseklik, dağ gibi topografik kültler ve su kültü en yaygın doğal dini temalardır. Zamanla doğa / mekân ayrılmaz biçimde inanç ile bütünleşmiş ve coğrafi mekânın bazı bölümleri kutsiyet kazanmıştır. Bir yeryüzü parçasının kutsal kabul edilmesi genellikle karma-şık bir süreç olmamakla birlikte pek çok nedenle ilgilidir. Dolayısıyla mekân içinde kutsalın kapsamı çok geniştir. Kutsal şehirler, kutsal dağlar, kutsal yapılar, kutsal nehirler, kutsal mağaralar, kutsal mezarlar bunlardan bazılarıdır. Alevî inancı içerisinde doğal kültler oldukça belirgindir. Doğa bütü-nüyle kutsaldır ve dini kişiliklerle de ilişkilidir. Nitekim Tunceli’de yaygın inanış olan Alevîlik inancında doğaya ait pek çok öge bulunmaktadır. Özellikle dini ziyaret yerleri ile coğrafi mekân ve doğal çevre arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Nitekim Tunceli’deki ziyaret yerlerinde, “sıra dışı”,“olağanüstü” ve “benzersiz” olarak yorumlanabilecek coğrafi fenomenlere sıkça rastlanmaktadır. Bu coğrafi olağanüstülük algısı, zaman içinde ilahi bir iz ve “alamet” olarak değerlendirilmiştir. Tunceli heybetli dağları, derin vadileri, coşkun akarsuları ile hayranlık uyandırıcı zengin coğrafi / topografik varlıklara sahiptir. Böylelikle doğada ilahi olanla insanı buluşturduğuna inanılan hiyerofanik yapılar ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, ülkemizde coğrafi mekânla kutsalın etkileşimi üzerine coğrafya perspektifiyle yapılan ilk çalışmalardan biridir. Çalışmanın amacı, Tunceli’deki ziyaretgâhların coğrafi çevre özelliklerini dikkate alarak, bu yerlerin kutsallık kazanmasında coğrafi fenomenlerin ve doğal çevre özelliklerinin etkisini araştırmaktır. Çalışmanın ilk bölümünde nazari çerçeve oluşturulmuş, ikinci bölüm arazi gözlem ve inceleme yöntemiyle toplanan verilerin değerlendirilmesine ayrılmıştır. Ayrıca ziyaret yerleri haritalandırılmış ve fotoğraflandırılmıştır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Gülme teorileri bağlamında ali aga’nın fıkraları
Ekici, Muhammet Faruk; Çetindağ Süme, Gülda
Türk milletinin sözlü kültür ürünleri, Türk’ün tarihî seyre dâhil olduğu günden bugüne varlığını korumuş, kolektif bilincin salt unsurlarını asırlar ve nesiller arasında taşıyan bir köprü işlevi üstlenmiştir. Bu sözlü geleneğin ürünlerinden biri fıkralardır. Fıkralar genel olarak belli tipler ekseninde ortaya çıkmıştır. Söz konusu fıkra tiplerinden biri de farklı bir dünya görüşüne sahip olan ve bunu fıkralarına açıkça yansıtan Tonyalı Ali Aga’dır. Bu çalışmada, Türk fıkralarıyla ilgili yapılan tasnif değerlendirmeleri hakkında kısaca bilgi verildikten sonra mahalli bir fıkra tipi örneği olan, Trabzon’un Tonya ilçesinde yaşamış ve dünyaya burada veda etmiş Ali Uzun’un hayatı tanıtılmıştır. Çalışmada, Ali Uzun’un Türk fıkra tipleri içerisindeki yeri belirtildikten sonra onun çeşitli sözlü kaynaklardan mülakat yöntemiyle derlenen fıkraları üstünlük, uyumsuzluk ve rahatlama gibi gülme teorileri açısından incelenmiştir. Bu sayede, Karadeniz insanının hayata bakışına ve mizahi unsurlarla örülü yaşamına ayna tutan Ali Aga, Türk mahalli fıkra tiplerinden biri olarak fıkralarıyla literatürdeki yerini almış olacaktır.
- MakaleAçık Erişim2026Bibliometric Analysis of Research on Enabling School Structures: A Scientific Mapping of the Literature from 2001 to 2023
Zincirli, Muhammed; Özel, Sezai
The present study offers a bibliometric analysis of academic research concerning the enabling school structures. The study drew data from the Scopus database, identifying 298 publications spanning a 23-year period. In order to maintain analytical consistency and avoid distortions since 2024 was going on at the time of the research, 34 publications from that year were excluded, thereby narrowing the dataset to 264 items. The bibliometric mapping and data visualisation were performed using VOSviewer software. The publications were examined according to various criteria, including publication year, annual citation counts, publication type, country of origin, affiliated institutions, most-cited sources and authors, and keyword distribution. A salient finding of the study is the predominance of journal articles, which account for 220 entries, constituting approximately 83.3% of the total literature. With respect to national contributions, the United States is the leading nation, having published 101 scholarly works. Furthermore, the United States has distinguished itself through its robust international research collaborations. Co-citation analysis revealed Wayne K. Hoy as the most influential scholar in the field, with a total of 1,034 citations. At the institutional level, William & Mary University was the most prolific contributor, with a total of 12 publications. This study provides a comprehensive overview of the intellectual structure and publication trends related to enabling school structures. By highlighting key contributors, institutional affiliations, and evolving research patterns, it provides valuable insights for scholars and policymakers and is expected to guide future research in this domain.
- MakaleYalnız künye2026Evaluation of the Effects of Chrysin in Rats Developed with Lead Acetate-Induced Neurotoxicity Using Biochemical, Histopathological, and Immunohistochemical Methods
Kandemir, Fatih Mehmet; Benzer, Fulya; Küçükler, Sefa; Yildirim, Serkan; Kandemir, Özge; Dalkılınç, Elif; Uçar, Aybüke Gözde Gültekin
Lead (Pb) is a heavy metal with high toxicity that can cross the blood-brain barrier and accumulate in brain tissue, causing serious neurological disorders. The aim of this study is to evaluate the potential protective effect of chrysin (CHR) against Pb-induced neurotoxicity. Thirty-five male Sprague Dawley rats were divided into five groups: Control, CHR (50 mg/kg), Pb, Pb+CHR (25 mg/kg), and Pb+CHR (50 mg/kg). Rats were administered CHR (25 or 50 mg/kg) and Pb (30 mg/kg) orally for 7 days. Twenty-four hours after the last treatment, the rats were sacrificed under mild sevoflurane anesthesia by decapitation, and brain tissue samples were collected. Biochemical and histopathological methods were used to measure cholinergic enzyme activity, DNA damage, and oxidative stress parameters in brain tissue. CHR reduced levels of glial fibrillary acidic protein (GFAP), acetylcholinesterase (AChE), and 8-hydroxy-2'-deoxyguanosine (8-OHdG) caused by Pb. Due to its antioxidant properties, CHR decreased Pb-induced lipid peroxidation while increasing glutathione (GSH) levels and the activities of catalase (CAT), superoxide dismutase (SOD), and glutathione peroxidase (GPx). Based on biochemical and immunohistochemical analyses, CHR reduced cyclooxygenase-2 (COX-2), myeloperoxidase (MPO), nuclear factor kappa-B (NF-κB), neuronal nitric oxide synthase (nNOS), prostaglandin E2 (PGE-2), and p53 levels. These findings suggest that CHR may exert a therapeutic effect by alleviating oxidative stress and inflammation induced by Pb-induced neurotoxicity.
- MakaleAçık Erişim2026Intergenerational transmission of parenting roles in the context of social learning theory
Akgül, Ceylan Sülü
This study aims to examine how parenting roles are learned and transmitted across generations within the framework of social learning theory. The discipline of social work not only observes intergenerational transmission across different social groups but also seeks to reduce the effects of disadvantage and past traumas while promoting individuals’ well-being and empowerment. In this context, the study was conducted using a qualitative research design and a purposive sampling method. Structured interviews were carried out with 30 parents (15 mothers and 15 fathers) selected from among 56 participants who had children under the age of 18. The data obtained were coded under three main themes using the MAXQDA 2024 program: Parenting Perception, Intergenerational Transmission, and Social and Cultural Factors. Descriptive analysis revealed that participants defined parenting through values such as love, attention, empathy, and responsibility, along with discipline and setting boundaries. It was also found that motherhood and fatherhood roles were expressed sometimes through traditional gender norms and sometimes through a more democratic and shared understanding. Furthermore, parenting roles were identified not as purely instinctive but as practices learned from family-of-origin experiences and reshaped through conscious choices. Social norms, elders, social environments, and modern sources of information were also found to have significant influences on parenting attitudes. The findings reveal the connection between parenting and the social, cultural and intergenerational learning process, revealing the importance of social learning for social work.
- MakaleAçık Erişim2026Siyaset Teorisinde Yöntem Sorunu
Özpolat, Gürhan
Bu makale, siyaset teorisindeki metodoloji sorunu üzerine eğilmekte ve disiplinin yöntemle açık bir şekilde ilgilenmemesinin alana hem yeni gelen öğrenciler hem de yerleşik akademisyenler için ne türden zorluklar teşkil ettiğini öz-anlatı yaklaşımını kullanarak araştırmaktadır. Makale, geleneksel anlamıyla yöntem-odaklı bir çalışma olmaktan ziyade siyaset teorisinin kendi içindeki yöntem sorununun düşünümsel ve anlatı-odaklı bir incelemesidir. Siyasal Düşünce Tarihi alanında yüksek lisans yaptığım esnada yaşadığım kişisel bir deneyimden yola çıkarak, siyaset teorisinin kendi araştırma pratiğinin temelini oluşturan metodolojik araçlarla yüzleşmek ve bunları eleştirel bir şekilde değerlendirmek konusunda uzun süredir gösterdiği isteksizliği ve bu isteksizliğin entelektüel ve pedagojik sonuçlarını inceliyorum. Bu eğilimin birbiriyle ilişkili birkaç faktörden kaynaklandığını ve nihayetinde siyaset teorisinin, disiplinin belirleyici özelliklerinden biri olan eleştirel düşünceyi kendi metodolojik temellerine uygulamadaki başarısızlığını yansıttığını savunuyorum. Son olarak, siyaset teorisinde metodolojik farkındalığı ön plana çıkaran daha sürdürülebilir ve refleksif bir yaklaşım çağrısında bulunuyorum ve böyle bir yaklaşımın, disiplini içe kapalı “sağırlar diyaloğu”ndan çıkarıp daha üretken bir disiplinler arası etkileşime doğru taşıyabileceğini savunuyorum.
- MakaleAçık Erişim2026Development of the intention to be physically active scale: A validity and reliability study in the context of physical education and sport
Şahin, Aykut; Öner, Burak
The aim of this study is to develop a scale for the intention to be physically active within the context of physical education and sports, and to examine its psychometric properties. The scale development process began with the creation of an item pool based on a theoretical foundation and establishing content validity through expert opinions. The research was conducted with data obtained from 439 middle school students. To determine the construct validity of the scale, exploratory factor analysis (EFA) and confirmatory factor analysis (CFA) were performed. The Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) value (0.91) and the results of the Bartlett’s Test of Sphericity showed that the data were suitable for factor analysis. In the first stage, during the factor extraction process of the EFA conducted with data from 154 students, the eigenvalue rule (>1), scree plot, and parallel analysis results were evaluated together. As a result of the EFA, it was determined that the scale had a single-factor structure with 13 items in a 5-point Likert type format, and this single factor explained 47.07% of the total variance. In the second stage, the CFA conducted with data from 285 students revealed that the model had acceptable fit indices (x2/df=2.40, CFI=.94, GFI=.92, TLI=.93, RMSEA=.07, SRMR=.04). To prove construct validity, the CR value was calculated as 0.91 and the AVE value as 0.44. The CR value being well above the threshold supported the convergent validity evidence for the AVE value. Reliability analyses of the scale indicated that Cronbach’s Alpha was 0.90 and McDonald’s Omega was 0.91, demonstrating high internal consistency coefficients. Higher scores on the scale indicate that students have a greater intention to be physically active in the future. As a result, it was determined that the intention to be physically active scale is a valid and reliable measurement tool for physical education settings.
- MakaleAçık Erişim2026Leisure time loneliness: A study on youth offices
Yıldız, Metin
This study aims to examine university students’ perceptions of loneliness experienced during their free time within the framework of social isolation, difficulties in forming bonds, social access difficulties, and emotional deprivation. The research was conducted to determine the levels of leisure loneliness among students participating in Munzur University Youth Office activities and to analyze whether these levels differed according to various demographic variables. The research group consists of 301 university students (158 women, 143 men) who volunteered to participate in activities during the 2024–2025 academic year. The “Personal Information Form” and the “Leisure Time Loneliness Scale” were used in the data collection process. The data obtained were analyzed using the SPSS 26.0 program; frequency, percentage, t-test, One-Way ANOVA, and Tukey HSD tests. The findings indicate that students’ levels of leisure loneliness are generally low to moderate; although they participate in social interactions, they experience limitations in forming deep and sustainable bonds. Although gender and age were found to have no significant effect on overall loneliness levels, men were found to be more prone to emotional deprivation, while students aged 24 and above were found to be more prone to isolation. Additionally, it was determined that first-year students experience greater difficulty in forming social bonds, students who participate more frequently in youth office activities have lower levels of leisure loneliness, and students in the high-income group experience greater difficulty in terms of emotional fulfillment. In conclusion, it was found that levels of leisure loneliness did not show a significant difference according to demographic variables such as gender, age, and educational status. However, it was determined that variables such as frequency of participation in youth office activities, social bonding processes, and emotional deprivation were more closely related to leisure loneliness
- MakaleAçık Erişim2026Farklı Deprem Düzeylerinde Doğrusal Olmayan 1B Zemin Tepki Analizi ve TBDY (2018) ile Ampirik Büyütme Fonksiyonu Kıyaslaması
Icen, Abdullah
Bu çalışmada, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY, 2018) kapsamında elde edilen DD-1, DD-2 ve DD-3 tasarım spektrumlarına uyumlu yer hareketleri kullanılarak bir boyutlu (1B) doğrusal olmayan zemin tepki analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizlerde Hatay–İskenderun 3113 kuvvetli yer hareketi istasyonuna ait VS30 = 240 m/s hız profili kullanılmıştır. Kayıt seçimi, PEER NGA-West2 ve SMD-TR veri tabanlarından seçilmiştir. Her bir deprem düzeyi için doğrusal olmayan (NL) analizler uygulanmış; yüzey spektrumlarıyla taban spektrumlarının oranından periyot-bağımlı büyütme eğrileri elde edilmiştir. Elde edilen büyütme eğrilerinin ortalamaları, TBDY (2018)’de tanımlı Fs–F1 katsayıları ile ve İçen ve Sandıkkaya (2023) ampirik zemin büyütme modeliyle karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, kısa periyot bölgesinde (T < 0.3 s) büyütmelerin yaklaşık 1 civarında olduğunu ve TBDY’nin Fs katsayılarının genel olarak konservatif bir yaklaşım sergilediğini göstermektedir. Uzun periyot bölgesinde (T > 0.6 s) ise büyütmelerin İçen ve Sandıkkaya (2023) modeliyle uyumlu olduğu, ancak TBDY’nin F1 katsayılarının bu bölgede daha düşük kaldığı ve dolayısıyla kısmen yetersiz tahminler ürettiği belirlenmiştir. Bu çalışma, farklı deprem şiddet düzeylerinde (DD-1–DD-3) doğrusal olmayan davranışın zemin büyütmesi üzerindeki etkisini nicel olarak ortaya koymakta ve TBDY (2018)’deki zemin büyütme katsayılarının özellikle uzun periyot bölgesinde yeniden kalibrasyon gerektirebileceğini göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Bayesian vs. Frequentist Mixed-Effects for Regional Site Amplification
Icen, Abdullah
Accurate treatment of regional site effects is essential for partially non-ergodic Ground-Motion Models (GMMs). This study compares a Bayesian hierarchical regression implemented with brms to a frequentist mixed-effects formulation using lmer for estimating period-dependent site amplification. Both models adopt the same functional form with a global linear term, a nonlinear term, and region-specific random slope deviations. The analysis uses residuals from the updated Türkiye strong-motion database (SMD- TR), spanning four regions and wide ranges of VS30, magnitude, and distance. Results indicate strong agreement in global behavior: linear and nonlinear terms show similar period trends in both frameworks, and the combined regional slopes are essentially identical at all periods. The overall residual standard deviation is also nearly the same, implying comparable fit quality. Differences primarily concern decomposition and uncertainty representation. The Bayesian model resolves sharper period-dependent regional features—most notably a peak near T ≈ 0.8 s consistent with basin/edge effects—while lmer yields smoother, more conservative deviations. For median predictions, either framework is suitable because the combined coefficients and overall standard deviation coincide. For interpretation and uncertainty propagation—especially when period-dependent regional structure matters—the Bayesian approach is preferable. In addition, brms permits weakly informative priors that encode physical expectations, which stabilizes estimates in data-sparse regimes and helps prevent overfitting. Taken together, these results clarify when each framework is most appropriate: brms for physically constrained inference and robust uncertainty quantification, lmer for speed and simplicity when median predictions are the primary goal
- MakaleYalnız künye2026Rol temelli tutkunluk ölçeği: türkçeye uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışması
Sezgin, Eray Ekin
Çalışanın belli bir işle ilgili rollerine duyduğu tutku seviyesini ve bu rollere ne kadar zaman, enerji ve çaba harcadığını ifade eden rol temelli tutkunluk kavramı, çalışanın işe kattığı anlamı ve öznel tecrübelerini yansıtarak klasik bağlılık anlayışını aşan bütüncül bir bakış açısı sunmaktadır. Bu bağlamda, çok rollü iş ortamlarında (özellikle üniversitelerde) rol temelli tutkunluğun araştırılması, bireysel performans ve örgütsel verimliliği anlamada kritik bir öneme sahiptir. Ulusal literatürde, geçerli ve güvenilir ölçüm araçlarının eksikliği nedeniyle tutkunluk alanındaki araştırmaların yetersiz kaldığı düşünülmektedir. Bu çalışma ile Young vd. (2020) tarafından geliştirilmiş 12 ifade ve 4 boyuttan oluşan rol temelli tutkunluk (RTT) ölçeğinin geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapmak amaçlanmıştır. Ölçek, kapsam, yapı ve ölçüt geçerliği açısından analize tabii tutulmuştur. Ölçeğin son şekliyle hazırlanan anket formu, üniversite çalışanlarına (n=188) uygulanmıştır. Ölçüt geçerliği için ölçeğin toplamı ve alt boyutları ile iş tatmini arasındaki ilişki incelenmiş ve bu ilişkilerin pozitif ve anlamlı olduğu bulunmuştur. Ulaşılan sonuçlar, ölçeğin orijinal yapısına uygun şekilde “örgüte tutkunluk”, “işe tutkunluk”, “yöneticiye tutkunluk” ve “iş arkadaşlarına tutkunluk” olmak üzere dört faktörden oluşan bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda, Rol Temelli Tutkunluk Ölçeği, yapılan geçerlik ve güvenirlik çalışmaları sonucunda, ulusal literatürde kullanılabilecek ve araştırmalarda güvenilir veriler elde edilmesine olanak tanıyacak bir ölçüm aracı olarak kabul edilebilir.

















