Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026
    Dindarlık Eğilimi ve Aile İçi Şiddet Farkındalığı Arasındaki İlişkide Toplumsal Cinsiyet Algısının Aracılık Rolü

    Öztürk, Meral; Türk, Ahmet; Tire, Olcay

    Bu araştırma dindarlık eğilimi ve aile içi şiddet farkındalığı arasındaki ilişkide toplumsal cinsiyet algısının aracılık rolünü incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacına uygun olarak tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 18-70 yaş aralığında 463’ü (%68,9) kadın ve 209’u (%31,1) erkek olmak üzere 672 kişi katılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması x̄=28,70±10,02’dir. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Dindarlık Eğilimi Ölçeği, Aile İçi Şiddet Farkındalığı Ölçeği ve Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde Pearson korelasyon analizi ile PROCESS Makro regresyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular, katılımcıların olumlu bir toplumsal cinsiyet algısına, yüksek düzeyde dindarlık eğilimi ve aile içi şiddet farkındalığına sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Dindarlık eğilimi ile aile içi şiddet farkındalığı ve toplumsal cinsiyet algısı arasında pozitif yönlü, toplumsal cinsiyet algısı ile aile içi şiddet farkındalığı arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aracılık analizi sonucunda dindarlık eğilimi ve aile içi şiddet farkındalığı arasındaki ilişkide toplumsal cinsiyet algısının kısmi aracılık etkisine sahip olduğu saptanmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2026
    Rusya–Çin Stratejik Ortaklığının Yapısal Dinamikleri: Asimetri, Belirsizlik ve İttifak Tartışması

    Çetinkaya, Arzu

    Bu çalışma, Rusya ile Çin arasındaki stratejik ortaklığı küresel güç dengeleri, çok kutupluluk tartışmaları ve Batı ile ilişkiler çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada nitel doküman analizi yöntemi kullanılmış; ABD, NATO, Çin ve Rusya’ya ait stratejik belgeler, akademik çalışmalar ve resmî politika metinleri sistematik biçimde analiz edilmiştir. Bulgular, Rusya–Çin ilişkilerinin ideolojik bir ittifaktan ziyade pragmatik çıkar temelli bir ortaklık karakteri taşıdığını ortaya koymaktadır. Her iki aktör ABD ile doğrudan bir çatışmadan kaçınırken stratejik özerkliklerini ve manevra alanlarını korumaya yönelik politikalar izlemektedir. Rusya-Çin iş birliği, diplomatik koordinasyon, ekonomik etkileşim ve güvenlik alanındaki ortak faaliyetlerle derinleşmektedir. Bununla birlikte ilişkide yapısal asimetri ve karşılıklı temkin unsurları dikkat çekmektedir. Makale, Rusya–Çin ilişkilerini normatif ittifak varsayımlarının ötesine taşıyarak, “stratejik belirsizlik” ve “sınırlı eşgüdüm” kavramları üzerinden yeniden değerlendirmekte; büyük güçlerin neden sıklıkla kurumsallaşmış ittifaklar yerine koşullu ve asimetrik iş birliği biçimlerini tercih ettiğini açıklayan analitik bir çerçeve sunmaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2026
    Türkiye'de Uluslararası İlişkiler Teorilerinin Kullanımı: Doktora Tezleri Üzerine Bir Analiz

    Gökcan, Özkan

    Bu çalışmanın amacı, uluslararası ilişkiler teorilerinin Türkiye’de nasıl çalışıldığını doktora tezleri üzerinden analiz etmektir. Çalışmada, uluslararası ilişkiler konulu doktora tezlerinin ne kadarının uluslararası ilişkiler teorilerini çalıştığı, tezlerde hangi teorilerden yararlanıldığı ve nasıl yararlanıldığı incelenmiştir. Bu inceleme bağlamında Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Ulusal Tez Merkezi veri tabanında yer alan ve 1987-2024 yılları arasında yayımlanmış 2.552 uluslararası ilişkiler konulu doktora tezine ulaşılmıştır. Bu tezlerden 455 tanesinin uluslararası ilişkiler teorilerine ilişkin içeriğe sahip olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın örneklemini teşkil eden söz konusu 455 tez, doküman analizi yöntemi ile analiz edilerek çalışmanın bulgularına ulaşılmıştır. Doktora tezleri bağlamında ve Türkiye ölçeğinde teori çalışmalarını haritalandırmayı amaçlayan bu çalışma temelde şu bulgulara ulaşmıştır. YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanında teori odaklı doktora tezleri, Türk dış politikası üzerine yazılanlardan sonra ikinci sırada yer almaktadır. Disiplindeki merkezin teori ürettiği çevrenin ise teoriyi test ettiği iş bölümü göz önünde bulundurulduğunda Türkiye’deki doktora tezleri çevrede konumlanmaktadır. Türkiye’de yayımlanan doktora tezlerinde en çok yararlanılan teoriler Batı-merkezli ana akım teorilerdir. Bu teorileri içerisinde ise ilk sırayı realizm almaktadır. Bu bulgu, Türkiye'deki doktora adaylarının, disiplinde önemli bir yer tutan Batı dışı ve Batı sonrası teoriler üzerine tartışmalara mesafeli kalma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Çalışma kapsamında elde edilen bulgular, Türkiye’de yayımlanan doktora tezlerinde teorilerden yararlanma şeklinin disiplindeki Batı-merkezli hegemonik ve hiyerarşik yapının sürdürülmesine katkı sunduğunu teyit etmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde literatür taraması, ikinci bölümünde ise araştırmanın yöntemi ve tasarımı ele alındıktan sonra üçüncü bölümünde analiz sonucu elde edilen bulgular paylaşılmaktadır. Çalışma doktora tezleri ölçeğinde Türkiye’de uluslararası ilişkiler teorilerinin çalışılma şeklini haritalandırarak literatüre özgün bir katkı sunduğu iddiasındadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2026
    Çok Partili Siyasal Hayata Geçiş Sürecinde Çoruh (Artvin) Vilayetinde Siyaset (1946-1950)

    Zengin, Ersoy

    Bu çalışma, Türkiye’de çok partili siyasal hayata geçiş sürecini Çoruh (Artvin) vilayeti örneği üzerinden incelemektedir. II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan siyasal ve ekonomik liberalizasyon süreci, yeni siyasal oluşumlara zemin hazırlamış; bu ortamda kurulan Demokrat Parti (DP), kısa sürede ülke genelinde teşkilatlanma faaliyetlerine başlamıştır. 1946 yılında Rasim Şahinler, Hasan Ciner ve Zihni Ural’ın öncülüğünde Çoruh’ta atılan ilk örgütlenme girişimleri yetersiz kalmış, bu nedenle 21 Temmuz 1946 tarihinde gerçekleşen seçime DP milletvekili adayı çıkaramamıştır. Seçimlerde iktidar partisinin hile yaptığını öne süren DP, seçim güvenliğinin sağlanması için yasal güvenceler talep etmiş ve usulsüzlük iddialarını sürekli gündemde tutmuştur. İktidar ile muhalefet arasındaki gerilim Çoruh vilayetinde de açık biçimde hissedilmiş; 1947 muhtarlık seçimlerinde DP’li Zihni Ural’ın yayımladığı beyannamede Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) teşkilatı hırsızlıkla suçlanmıştır. Aynı yıl eski bir CHP yöneticisi olan Kaydi Çeltikçioğlu’nun DP’ye katılmasıyla partinin il yönetim kurulu teşkil edilmiştir. Bu kurulunun büyük bir kısmı Çeltikçioğlu’nun akrabalarından oluşmuştur. CHP, uzun yıllar iktidarda bulunmanın sağladığı örgütlenme avantajına sahipti. Halkevleri ve halkodaları aracılığıyla topluma ulaşma bakımından güçlü bir konuma sahip olan CHP, kırsal alanlardaki zayıf teşkilat yapısını gayretli partililerle güçlendirmeye çalışmıştır. Bazı memurların DP’ye yakın durmaları, tayinlerle engellenmek istenmiş, ancak bu uygulama beklenen sonucu vermemiştir. Uzun iktidar dönemi CHP içinde yorgunluğa, halkta ise bıkkınlığa yol açmıştır. Basın ve aydın çevrelerinin önemli bir kısmının DP’ye destek vermesi, partinin kısa sürede güçlü bir muhalefet odağına dönüşmesini sağlamıştır. Seçimlerden iki ay önce yayımlanmaya başlayan Demokrat Çoruh gazetesi, iktidarı eleştiren yayınlarıyla bu süreci hızlandırmıştır. Derin ideolojik farklılıklar bulunmamasına karşın, değişim isteyen Çoruh halkı 14 Mayıs 1950 tarihli seçimde DP adaylarını desteklemiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2026
    Miralay İsmail Fazıl’ın Dersim Raporu

    Altı, Aziz

    Dersim olarak adlandırılan bölge, 1514 Çaldıran Savaşı akabinde Osmanlı Devleti’nin sınırlarına dahil edilmiştir. Ancak Osmanlı Devleti, bu bölgede tam manasıyla hakimiyetini tesis edememiştir. 19. yüzyıla gelindiğinde asayişin ve otoritenin tam anlamıyla sağlanamadığı Dersim’de devlet otoritesini inşa etmek amacıyla bir dizi rapor yazılmıştır. Bu raporlardan birisi de o dönemde Erzincan’da 4. Ordu’da görev yapan Miralay İsmail Fazıl tarafından kaleme alınmıştır. Devlet Arşivleri Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığı Askeri Tarih Arşivi’nde bulunan rapor 21 sayfadan oluşmaktadır. 1899 senesinde yazılan bu raporda; raporun yazılış gayesi, Dersim’in idari, askeri ve sosyo-ekonomik yapısı, o ana değin tatbik edilmeye çalışılan ıslahatların başarısız olma gerekçeleri, uygulanması önerilen sancak ve kaza idaresi, yine ihdas edilmesi öngörülen Dersim Yerli Taburlarının nasıl teşkilatlanacakları, bunların özlük hakları, halkın vergi muafiyeti ve farklı konulara temas edilen içerik yer almıştır. Oldukça ayrıntılı bir rapor yazan İsmail Fazıl’ın bu çalışması yalnızca ıslahata yönelik bilgi vermemiş, aynı zamanda 1899 yılındaki Dersim’in sosyo-ekonomik vaziyetinin de fotoğrafını çekmiştir.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2026
    Egg Trade in the Ottoman State: Economic Value, Production, Export and Incorporation

    Başkutlu, Salih

    The nutritional content and economic value of eggs have made them a critical trade product worldwide. One of the essential human food sources, eggs, became one of the most valuable products of global trade, especially in the 19th and 20th centuries. While egg production in Europe and America increased gradually, the Ottoman Empire became a significant exporter. Eggs are an essential raw material for the food sector and industrial and pharmaceutical sectors. For this reason, many countries have developed various policies to increase egg production and develop their trade. The Ottoman State had great potential for egg production thanks to its vast agricultural lands and deep-rooted tradition of animal husbandry. Regions such as the Black Sea provinces, Sivas, Erzurum, Mamuretülaziz, Hüdavendigar, Aydın and Rumeli were favorable locations for chicken breeding and egg trade. Ottoman eggs were exported mainly to Europe. Small-scale enterprises and peasants generally carried out poultry farming in the Ottoman State. However, larger-scale production areas began to be established with the increasing European demand. In this context, the study above evaluates the emergence, development, commercialization, corporatization, problems encountered, and proposal for solutions to the egg industry in the Ottoman State.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2026
    On Mongolian loanwords in Kipchak dictionaries - II

    Yıldız, Sevim Erdem

    The Kipchaks (Cumans) appeared on the stage of history between 9th and 11th centuries along the banks of the Irtysh River, together with the Kimeks. Before the Mongol conquest, they lived in a vast region extending from the Irtysh River to the Middle Volga region, including the northern steppes of the Black Sea. Beginning in the 13th century, the Mongol expansions brought about major political and geographical changes in Central Asia. These changes also affected the Kipchaks. After years of conflict, some Kipchaks had to leave the places they lived in, while those who remained in Dasht-i Kipchak came under Mongol rule. During this period, they influenced the Mongols in terms of language and culture, while also being influenced by them. This interaction, resulting from their coexistence, was also reflected in the language and made it necessary to identify the Mongolian elements in Kipchak. For this reason, this study was prepared as a continuation of the article titled “Mongolian Elements in Kipchak Dictionaries” previously published in the Yearbook of Turkic Studies - Belleten. In that study, 60 Mongolian loanwords found in Kipchak dictionaries were evaluated. In the present study, Mongolian words beginning with b in the same works, which were not examined in the previous study, are analyzed. These are as follows: baġana, baġırçı, bedene, besrek, boġavul, boḳtaḳ, bosaġa, botaŋ, bögey-, buv. Thus, this study, together with future research on Mongolian loanwords in Kipchak, will continue to contribute to their identification of these elements in Kipchak dictionaries.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Halide Edip Adıvar’ın Vurun Kahpeye Romanında Günah Keçisi Mekanizmasının Görünümü

    Cuşa, Hasan

    Bu makale, Halide Edip Adıvar’ın Vurun Kahpeye romanını René Girard’ın “günah keçisi mekanizması” kuramı çerçevesinde yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın temel savı, romanın Millî Mücadele dönemini konu alan anlatısının, toplumsal kriz anlarında ortaya çıkan kolektif şiddet pratiklerini belirgin biçimde görünür kıldığıdır. Bu doğrultuda Girard’ın taklitçi arzu, farklılıkların silinmesi, kurban figürünün seçimi ve kolektif arınma gibi temel kavramları kuramsal dayanak olarak ele alınmıştır. Yöntemsel açıdan metin merkezli çözümleme ile kuramsal çerçeve birlikte kullanılmış; Aliye karakterinin roman boyunca geçirdiği dönüşüm tematik ve söylemsel boyutlarıyla incelenmiştir. İnceleme bulguları, Aliye’nin modern, bağımsız ve aydın bir kadın olarak kasaba toplumunda bastırılmış gerilimlerin odağına yerleştirildiğini ve bu nedenle “öteki”leştirildiğini göstermektedir. Dinî söylemin araçsallaştırılması, cinsiyetçi toplumsal yapı ve savaşın yarattığı psikolojik ortam, bu ötekileştirmeyi giderek bir kurbanlaştırma sürecine dönüştürmektedir. Sonuç olarak çalışma, Vurun Kahpeye’nin Girard’ın kuramsal çerçevesini edebî düzlemde somutlaştıran güçlü bir toplumsal şiddet anlatısı sunduğunu ortaya koymaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2026
    The Role of Socio-Economic Development Level in Van Province on Migration

    Pehlivan, Ceren; Yuzbasi, Bahadir; Tuncel, Gokhan

    The evolution of socioeconomic indicators in Turkey is critical to the survival of regional differences. The difference in development between regions leads to migration between provinces. Particularly certain patterns of economic programs and social and political problems constitute the main reasons for the increase in migration between them. When examining migration, it must be considered together with the social and economic structure. Because the most visible phenomenon that reflects the developments in the economic and social structure is migration. Migration is explained and examined with different components in terms of its content. In our study we investigated the concept of migration, which has many effects and features, in the context of Van Province. The Geographically Weighted Regression and Ordinary Least Squares Analysis were used in the research. According to the OLS model, the level of socioeconomic development explained 36% of the total variance (adjusted R2) in migration The GWR model explained 53% of the total variance in migration by socioeconomic development level. This represents a 17% increase over the OLS model. The GWR model showed an increase in model fit, while the AIC criterion decreased when compared to the OLS model. Similarly, the fact that the sum of squares is less in the GWR model now proves its superiority

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2026
    Innovative System Design and Numerical Investigation Based on Air Cooling and Baffle Utilization in the Thermal Management of Lithium Ion Batteries

    Tuğan, Volkan; Yardımcı, Uğurcan

    Effective management of temperature in battery packs, which are used in a wide range of applications from portable devices to electric vehicles, plays a critical role in terms of both efficiency and safety. In this study, a new air cooling thermal management system was designed to improve the thermal management of lithium ion battery packs and was comparatively examined with a conventional system. In the developed design, front and rear air inlets along with a top outlet were implemented, and baffles were added to achieve a more homogeneous distribution of airflow between the cells. The conventional system, on the other hand, was modeled based on the principle of front inlet and rear outlet without baffles. These two designs were compared through CFD analyses in terms of maximum battery temperature and maximum temperature difference. In the analyses, three different inlet air temperatures of 299.15 K, 294.15 K, and 289.15 K were investigated. The airflow velocity at the entrance of the battery pack was set to 0.5 m/s. The analysis results showed that the developed design reduced the maximum battery temperature and maximum temperature difference by 1.82-3.38 K and 2.48-4.29 K, respectively, compared to the conventional design.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
  • MakaleAçık Erişim2026
    Ulukale Kırsal Konutunun Kullanım Döngüsü ve Koruma Önerileri

    Güngör, Gizem Nur

    Kırsal mimarlık mirasının karşı karşıya kaldığı ve yeterince ele alınmayan sorunlarından biri, koruma ile ilgili politikalarda da tamamen terk dışında değinilmeyerek boşlukları olan mevsimlik kullanımdan kaynaklı problemlerdir. Bu çalışma ilgili boşluğa işaret ederek mevsimsel kullanıma dönüşen bir kırsal konut örneğinin yalnızca yapısal niteliklerini değil kullanım döngüsünü de değerlendirerek ihtiyaca yönelik müdahalelerle tanımlanmış bir koruma planlaması geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmanın özgün değeri seçilen örnek yapının tamamen terk edilmiş olmamakla beraber tamamen aktif olarak da kullanılmıyor olmasıdır. Söz konusu yapıda kullanım sürekliliğinin olmaması koruma ölçütleri bakımından değerlendirildiğinde olumsuz bir durumdur. Çalışmada belirlenen örnek üzerinden benzer durumdaki yapılar için uygulanabilir bir koruma kullanma dengesi çerçevesi çizmek ve korumayla ilgili karar süreçlerine rehberlik edecek bir yaklaşım önermek hedeflenmiştir. Bu doğrultuda yapının özgün nitelikleri belgelenmiş, mevcut koruma sorunları tanımlanmış kullanım sürekliliğindeki kırılmaların ortaya çıkardığı riskler değerlendirilmiştir. Evrensel koruma politikaları gözetilerek, yapının kullanıcı ihtiyaçlarına cevap verebilmesi ve kültürel miras değerinin gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için gerekli müdahalelerin kapsamı belirlenmiştir. Bu kapsamda yapı ve yakın çevresinde sürekli kullanımı teşvik eden öneriler öncelikli hedef olarak tanımlanmış, bu hedefler hayata geçirilene kadarki mevsimsel kullanım süreci ise ayrı bir senaryo olarak ele alınmıştır. Böylece korumada süreklilik sağlanana kadar geçiş dönemine özgü koruma yaklaşımları geliştirilerek yapının fiziksel ve kültürel sürekliliğini destekleyen bir müdahale modeli önerilmiştir.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2026
    Beden Eğitiminde Yenilik İhtiyacı Tatmini ve Engellenmesinin Değerlendirilmesi: Bir Ölçek Uyarlama Çalışması

    Şahin, Aykut; Öner, Burak

    Bu araştırmada “Beden Eğitiminde Yenilik İhtiyacı Tatmini ve Engellenmesi Ölçeği”nin (BEYİTEÖ) Türk kültürüne uyarlanması ve psikometrik özelliklerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda öğrencilerin beden eğitimi ve spor (BES) derslerinde hissettikleri yenilik ihtiyacı deneyimlerini hem yenilik ihtiyaç tatmini (YİT) hem de yenilik ihtiyaç engellenmesi (YİE) boyutlarıyla ölçebilecek geçerli ve güvenilir bir ölçeğin Türkiye’de kullanılabilirliği test edilmiştir. Araştırmaya Elazığ ilinde bulunan ve devlet ortaokullarında eğitim gören 446 öğrenci katılmıştır. Uyarlama sürecinin ilk aşamasında dil geçerliği, geri çeviri ve uzman paneli aşamalarından oluşan sistematik bir yol izlenmiştir. Verilerin analizinde yapı geçerliliği için açımlayıcı faktör analizi (AFA) ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) gerçekleştirilmiş, ölçeğin güvenirliğine yönelik kanıt elde etmek için Cronbach alfa (α) ve McDonald’s Omega (ω) katsayıları hesaplanmıştır. Ek olarak, yakınsak ve ıraksak geçerlilik AVE, CR, MSV değerleri ve HTMT oranları üzerinden değerlendirilmiştir. AFA sonuçları, ölçeğin toplam varyansın %68’ini açıklayan iki faktörlü bir yapı sergilediğini ortaya koymuştur. DFA sonuçları, modelin verilerle iyi uyum sağladığını (x2 /df=2,65; CFI= 0,96; GFI= 0,94; TLI= 0,95; RMSEA= 0,07; SRMR= 0,05) doğrulamıştır. Cronbach alfa iç tutarlılık katsayıları YİT boyutu için 0,92 ve YİE boyutu için 0,83 olarak saptanmıştır. Yakınsak geçerlilik için YİT boyutunda AVE değeri 0,68, CR değeri 0,91 olarak belirlenirken, YİE boyutunda AVE değeri 0,52, CR değeri 0,83 olarak hesaplanmıştır. Iraksak geçerlilik için her iki faktörün AVE değerinin MSV değerinden büyük olduğu görülmüş, ayrıca HTMT oranının (0,387) istenilen düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Her iki boyutun yeterli yapı geçerliği ve güvenirlik ölçütlerini sağladığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, Türk kültürüne uyarlaması yapılan BEYİTEÖ’nün, BES derslerinde ortaokul öğrencilerinin yenilik algılarını ölçmek amacıyla kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2026
    Phylogenetic Analysis of Native Salmo Species in Türkiye Using Mitochondrial 12S rDNA, 16S rDNA, Cytochrome b Sequences, and Cytogenetics

    Yazdıç, Ferit Can; Kar, Bülent; Karaman, Altuğ

    In this study, phylogenetic relationships and genetic diversity of Salmo spp. populations in different water bodies in Türkiye were investigated, focusing on morphologically similar specimens to Salmo macrostigma. Significant genetic variability and evolutionary differentiation within these populations have been identified using mitochondrial regions sequences (12S rDNA, 16S rDNA, and Cyt-b), morphological observations, and cytogenetic analysis. Samples collected from eight river basins revealed three main phylogenetic clades and local adaptations influenced by ecological pressures. Cytogenetic findings showed that they have chromosome numbers ranging from 78 to 80 (2n), consistent with known Salmo species. For this purpose, three mitochondrial DNA fragments encoding 12S rDNA, 16S rDNA, and Cyt-b regions were amplified by PCR, sequenced, and then used for phylogenetic analysis of the studied species. The study revealed the need for comprehensive integrative taxonomic approaches to clarify the classification of Salmo spp. with critical implications for conservation strategies in Türkiye biodiversity hotspots. In conclusion, this study not only advances our knowledge of Salmo macrostigma or similar Salmo spp., but also suggests innovative approaches for future Salmonid phylogenetics and cytogenetics studies. The findings have important implications for understanding the evolution, taxonomy, and conservation of these economically and ecologically important fish.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Energy density in Rainbow Gravity: Levi-Civita Model

    Korunur, Murat; Korunur, Sibel

    In this study, the energy density for the Levi-Civita space-time is analyzed within the framework of Rainbow Gravity Theory (RGT). RGT is a theoretical approach that assumes the geometry of space-time depends on the energy of the test particle, offering a promising perspective in the quest for quantum gravity. Energy densities are calculated using the Einstein, Bergmann-Thomson, and Landau-Lifshitz energy-momentum prescriptions and compared with the results obtained from General Relativity. The findings reveal that as the test particle’s energy increases, the energy density rises in the Einstein and Landau-Lifshitz prescriptions, while it decreases in the Bergmann-Thomson formulation. This highlights how the problem of energy localization varies across different energy-momentum definitions and demonstrates the impact of RGT on energy distribution. The study contributes to the literature exploring the influence of alternative gravitational theories on energy-momentum distributions.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Evaluation of pull-out and push-out relationship for the flat and ribbed reinforcements in concrete with different compressive strengths

    Etli, Serkan; Akgül, Melek; Doğan, Orhan

    To evaluate the performance of anchors in strengthening an existing building or to estimate the remaining service life of an existing building due to corrosion in reinforcements within the scope of academic studies, adherence tests, mostly based on pull-out are preferred. However, pull-out tests have a low usability rate and need to be more laborious in accordance with push-out tests. In this study, it is aimed to show the usability of push-out test instead of pull-out test and to reveal an empirical equation to determine the relationship between these two adherence tests on reinforced concrete samples. Within the scope of this study, dozens of bond tests were performed on reinforced 100×100×100 mm cube specimens with different concrete strengths, using flat and ribbed reinforcement types to represent existing structures. Predicted equations for these tests were very usable for estimation of pull-out strength from push-out test results.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Tunceli tarım arazilerinden elde edilen bacillus licheniformis'in antimikrobiyal özellikleri

    Yazdıç, Ferit Can; Kar, Bülent; Karaman, Altuğ; Yücel, Halit; Araka, Özlem

    Bu çalışmada, Türkiye Tunceli'deki tarım topraklarından izole edilen Bacillus licheniformis suşlarının antimikrobiyal potansiyelleri araştırılmıştır. Toprak örnekleri minimal olarak bozulmuş alanlardan toplanmış ve bakteri suşları morfolojik, biyokimyasal ve moleküler tanımlama yöntemleri kullanılarak izole edilmiştir. İzolatlar, 16S rDNA dizilemesi ve filogenetik analiz yoluyla Bacillus licheniformis oldukları başarılı bir şekilde doğrulanmıştır. Antimikrobiyal sekonder metabolitlerin üretimi, izolatların farklı karbon kaynaklarıyla (sükroz, glikoz ve fruktoz) kültürlenmesi ve disk difüzyon yöntemi kullanılarak Escherichia coli (ATCC 25922) ve Staphylococcus aureus'a (ATCC 25923) karşı aktivitelerinin test edilmesiyle değerlendirilmiştir. Sonuçlar, özellikle Escherichia coli'ye karşı antimikrobiyal aktiviteyi artırmak için en etkili karbon kaynağının sükroz olduğu belirlenmiştir. Antibakteriyel aktivite genellikle daha uzun inkübasyon süreleriyle artmıştır. Bu araştırma, Bacillus licheniformis'in antibakteriyel madde kaynağı olarak potansiyelini vurgulamaktadır. Patojenlerin biyolojik kontrolü için tarımdaki uygulamalarda kullanılması için çevre dostu bir alternatif sunmaktadır. Sonuç olarak, bu çalışmanın bulguları Bacillus licheniformis'in antimikrobiyal özellikleri hakkında bilgilere katkıda bulunmaktadır. Karbon kaynağındaki kullanılabilirliği ve metabolit üretimini etkileyen faktörleri anlamak, Bacillus licheniformis'in antimikrobiyal potansiyelinden yararlanmak için önemlidir.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Design and analysis of an arduino-based low-cost true random number generator

    Erdem, Ebubekir; Kaner, Seyfullah; Garipcan, Ali Murat

    This study covers the design and statistical randomness-based performance analysis of an Arduino-based True Random Number Generator (TRNG) that uses environmental analog noise as a randomness source. The environmental analog noise used as the randomness source was sampled from the Arduino's A_0-A_4 pins, mixed at the bit level, and then subjected to the SHA-256 hash function in the post processing stage. The 256-bit random number blocks obtained using this method were transferred via the serial port and converted into a format suitable for NIST SP-800-22 and Dieharder tests. In terms of statistical randomness, the random numbers achieved successful results in all NIST tests and in 93.94% of the Dieharder tests. However, Shannon entropy and bias analyses showed that the generated numbers did not carry structural patterns. The study demonstrates that reliable randomness can be obtained even under limited hardware and low energy conditions, showing that the developed structure provides an accessible and reproducible platform for educational use, embedded system security, and lightweight cryptographic applications.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Deep learning-based short-term cryptocurrency price forecasting using LSTM models enhanced with technical indicators

    Çelik, Yusuf; İnce, İrem Sevda

    This study investigates short-term cryptocurrency price forecasting using deep learning methods. Minute-level price and volume data for BTC/USDT and ETH/USDT trading pairs were obtained through the Binance API and analyzed under different temporal resolutions, including hourly and 15-minute forecasting scenarios. Recurrent neural network architectures, including LSTM, GRU, and BiLSTM, were evaluated using different loss functions to identify effective configurations for short-term forecasting. Experimental results show that deep learning models can achieve high forecasting accuracy for high-frequency cryptocurrency data. In particular, the LSTM model trained with a weighted loss function demonstrated strong and stable prediction performance. In addition, incorporating technical indicators as auxiliary features enriched the feature space and improved forecasting capability. The results also suggest that aligning the temporal resolution of technical indicators with the prediction frequency can further enhance model performance. Overall, the proposed framework provides an effective deep learning–based approach for short-term cryptocurrency price forecasting in high-frequency financial markets.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Investigation of heavy metal accumulation in Typha latifolia exposed to mine drainage waters

    Tatar, Sule; Okuduci, Ebru

    In this study, the accumulation of some heavy metals in water, sediment, and Typha latifolia plant species was investigated in a previously operated mining area located in the Hozat region of Tunceli. In the first phase of the study, water and soil samples were collected from sites where T. latifolia was dominant. The metal uptake capacities from soil to roots, stems, and leaves of the plants were examined for different metals as silver (Ag), barium (Ba), cadmium (Cd), copper (Cu), nickel (Ni), lead (Pb), strontium (Sr), zinc (Zn). Water, sediment, and plant samples collected from the field were analyzed for the above elements at ultra-low detection limits using ICP-MS at ACME Analytical Laboratories in Canada. Bioconcentration factors (BCF-R, BCF-S, BCF-L, respectively) for the root, stem, leaf, and translocation factor (TF) values were calculated. The highest TF value was found to be 0.85 for Sr. The highest bioconcentration factors in the root, stem, and leaves of the plant were also found to be 3.67, 1.55, and 1.79 for Sr, respectively. According to the results obtained, T. latifolia was found to be a suitable plant for the bioaccumulation of Cd, Pb, Cu, and Sr under the existing environmental conditions, but not a suitable bioaccumulator for Ag, Ba, Ni, and Zn. Based on the results, it was determined that some heavy metal pollutants can be remediated using certain plants, and that these plants can function as bioaccumulators for these metals.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2026
    Application of machine learning techniques for multi-class classification performance on mental disorders

    Can, Umit

    The contemporary social framework is predicated on a fiercely competitive system, which amplifies individual pressure and subsequently elevates the incidence of mental diseases, significantly affecting public health. Consequently, governmental and non-governmental groups allocate considerable resources to tackle these concerns. The precise identification of such illnesses via artificial intelligence techniques has become critically significant. These methodologies, widely used across several healthcare sectors, have been increasingly adopted in psychiatry. Evaluating psychiatric data to forecast disease accurately enables doctors to make better decisions and establishes a robust decision-support framework. This work employed prevalent machine learning techniques to identify mental illnesses utilizing a dataset with labels for seven distinct mental states—six disorders and one normative condition. The approaches were initially evaluated on an imbalanced dataset and subsequently on a balanced dataset, facilitating comparison of the outcomes. Among Categorical Boosting, Gradient Boosting, Extreme Gradient Boosting, Support Vector Machine, and Logistic Regression, the Support Vector Machine method demonstrated superior performance on both balanced and imbalanced datasets.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam