Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alataş, Mevlüt(33)
- Serdar, Osman(29)
- Batan, Nevzat(19)
- Dal, Murat(19)
- Utku, Anıl(18)
- Benzer, Fulya(14)
- Ezer, Tülay(14)
- Kutlu, Banu(14)
- İlhan, Aziz(14)
- Altı, Aziz(13)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(13)
- Yüksel, Fahrettın(13)
- Zengin, Ersoy(13)
- Aydin, Rahmi(12)
- Karatay, Gülnaz(12)
- Kutluyer Kocabaş, Filiz(12)
- Ozcan, Ebru Ifakat(12)
- Aksu, Önder(11)
- Aslan, Alper(11)
- Dal, Nursel Alp(11)
- Demirol, Ferhat(11)
- Etli, Serkan(11)
- Gökcan, Özkan(11)
- Gürarslan Baş, Nazan(11)
- Sarı, Sacit(11)
- Sertel, Savaş(11)
- Yucesan, Melih(11)
- Cuşa, Hasan(10)
- Erata, Hüseyin(10)
- Kuzgun, Nermin Karaton(10)
- Şentürk, Gamze(10)
- Akgül, Melek(9)
- Erguven, Gokhan Onder(9)
- Işık, Erdem(9)
- Kahraman, Gökhan(9)
- Koç, Ali(9)
- Sabanci, Serdal(9)
- Topal, Murat(9)
- Yazdıç, Ferit Can(9)
- Çılğın, Zeynel(9)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2023Examining the relationship between attitudes of ambivalent sexism and dating violence
Yeşiltepe, Akgün; Tire, Olcay
The aim of this study is to investigate the relationship between attitudes towards dating violence and conflicting sexist attitudes. This descriptive cross-sectional study was conducted using a total of 283 students at the Faculty of Letters of Munzur University in Türkiye between February and June 2021. The data were collected using a descriptive information form, the Ambivalent Sexism Inventory and the Dating Violence Questionnaire, and analyzed using Mann Whitney U and Kruskal Wallis tests, Spearman’s correlation analysis and Bonferroni test. A statistically significant moderately positive relationship was found between the students’ attitudes of ambivalent sexism and dating violence. The students had a high level of ambivalent sexism and a low level of dating violence. In the study, it was determined that men (74.93±22.41) exhibit higher ambivalent sexism attitudes than women (60.14±22.02), and the mean dating violence rate of men (1.56±0.38) is higher than that of women (1.30±0.29). As a result of the analysis, it was determined that the hostile and protective sexist attitude, which is the sub-dimensions of ambivalent sexism, is higher in male students than in female students. Finally, it was found that those with high protective sexism attitudes have more dating violence attitudes than those with high hostile sexism attitudes. The findings reveal that the ambivalent sexist attitude supports dating violence.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Sosyodemografik Değişkenler ve İş-Aile Yaşam Çatışmasının Akademisyenlerin İş Doyumuna Etkisi
Tire, Olcay
Akademisyenlerin, nitelikli bireyler yetiştirebilmeleri, araştırma ve bilgi üretme işlevlerini en verimli şekilde yerine getirebilmeleri için yaptıkları işten doyum almaları gerekmektedir. İş doyumu bazı sosyodemografik faktörlerden etkilenebilmektedir. Bununla birlikte iş ve aile yaşamı arasında meydana gelen çatışmanın iş doyumu üzerinde etkisi bulunmaktadır. Bu bağlamda bu çalışma, iş-aile yaşam çatışması ve sosyodemografik değişkenlerin akademisyenlerin iş doyumuna etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Nicel yaklaşımın benimsendiği bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya katılan 611 akademisyenin 273’ü (%44,7) erkek ve 338’i (%55,3) kadındır. 24 ile 65 yaş aralığındaki akademisyenlerin yaş ortalaması x̄=39,51±8,97’dir. Araştırma kapsamında akademisyenlerin sosyodemografik özellikleri hakkında bilgi sahibi olmak adına Kişisel Bilgi Formu, işten almış oldukları doyum düzeyini belirlemek için İş Tatmini Ölçeği ve iş-aile yaşam çatışması düzeylerini ortaya koymak için İş-Aile Yaşam Çatışması Ölçeği’nden oluşan ölçme aracı kullanılmıştır. Araştırmanın verileri çevrimiçi anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Açıklayıcı analizlerde değişkenler arası ilişkilerin incelenmesinde korelasyon analizleri uygulanmıştır. Sosyodemografik değişkenler ve iş-aile yaşam çatışmasının akademisyenlerin iş doyumuna etkisinin incelenmesinde çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgulara göre akademisyenlerin iş doyumları yüksektir. Katılımcılar orta düzeyde iş ve aile arasındaki çatışma yaşamaktadır. Erkekler kadınlardan, yaşlılar gençlerden, çocuk sahibi olanlar olmayanlardan, unvanı yüksek olanların düşük olanlardan, gelir düzeyi yüksek olanların düşük olanlardan daha fazla iş doyumuna sahiptirler. İş-aile çatışması ve aile-iş çatışması az olanların iş doyumları da yüksektir.
- MakaleAçık Erişim2023Demir oksit (Fe2O3) nanopartikülünün Allium tuncelianum (Tunceli Sarımsağı) kök ucu hücrelerindeki mitotik etkisi
Tasar, Neslihan
Dünya nüfusunun hızla artmasıyla birlikte ivme kazanan endüstriyel faaliyetler ve doğal kaynakların bilinçsiz tüketimi çevre kirliliğine sebep olmaktadır. Nanopartikül kullanılarak elde edilen malzemeler birçok alanda kullanılmaktadır. Tıp alanında kullanılan cihazlar, gıda üretimi ve paketlenmesi, elektronik, enerji üretimi ve kozmetik bu alanların başında sayılabilir. Nano-endüstriyel faaliyetler sonucunda demir oksit nanopartikülü (Fe2O3 NP) kullanımının artışıyla birlikte bu NP’ün toprakta, suda ve havada birikeceği düşünülmektedir. Bu çalışmada, değişik dozlarda hazırlanan (125, 250 ve 500 ppm) 20-40 nm Fe2O3 NP’ lüne maruz bırakılan ve indikatör bir organizma olan Allium tuncelianum (Kollmann) Özhatay, B.Mathew & Şiraneci (Tunceli sarımsağı) bitkisinin kök meristem hücrelerindeki mitotik etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Fe2O3 NP’lü, genetik materyal kaybı, yapısı bozulmuş profaz, yapışıklık, metafazda kromozom gruplaşmaları, yapısı bozulmuş metafaz, yapısı bozulmuş anafaz, fragment, kutupsal sapma, köprü, ileri gitme, asenkron bölünme, star anafaz, multipolarite, yapısı bozulmuş telofaz gibi bazı mitotik anormalliklere sebep olmuştur. Bütün bu sonuçlar göstermiştir ki Fe2O3 NP’ lü genotoksik ve klastogenik etkiye sahiptir. Kısaca bu sonuçlar, Organizmalar tarafından alınan Fe2O3 NP’ lünün hem organizma hem de bir üst tüketici için tehlike oluşturabileceğini göstermektedir. Yine bu bulgular organizmaları etkileyen Fe2O3 NP’ lünün, biyobirikiminin azaltılması için kontrollü olarak üretilmesi ve kullanılmasının sonuçta da güvenli bir şekilde bertaraf edilmesi gerektiğini açığa çıkarmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2023Tsallis Holographic Dark Energy with Granda-Oliveros Scale in Bianchi-Type V Universe
Korunur, Murat; Korunur, Sibel
A wide variety of cosmological observations show us that our universe is in an accelerated expansion phase. Dark Energy and Dark Matter are thought to be two of the causes of this accelerated expansion. Therefore, scientists have recently been doing many studies on dark energy and matter. In particular, many energy density relations are written, and research is done about space-time structure. In this sense, the Tsallis holographic dark energy model is also in a current and interesting position. The study establishes a relationship between the Tsallis holographic dark energy (THDE) model and some scalar fields (quintessence, tachyon, dilaton scalar fields, etc.) specific to the Bianchi-type V space-time model. The relationship above is discussed within the Granda-Oliveros (GO) cut-off framework. The state equation parameter is calculated analytically, and the phase of our universe for this model is investigated with the graphs drawn. In addition, there is how the kinetic energy and the scalar potential change with time. The results are again analyzed numerically with graphs.
- MakaleAçık Erişim2023Analysis of Deterioration on Stone Surfaces: The Case of Kasimiye Madrasah
Dal, Murat; Ergin, Şefika; Ay, İlhami; Çelik, Ayşe Biçen
The durability of stone is important for traditional buildings to survive today. However, as a result of environmental and atmospheric factors, physical, chemical, biological and anthropogenic degradation occurs on stone surfaces. Detecting, classifying and taking appropriate measures against these degradations on stone surfaces is one of the factors that play a role in the survival of stone structures for a longer period. In this study, the deterioration of the facades of Kasımiye Madrasah in Mardin was analyzed. The deterioration of the building was classified and analyzed. Visual, mapping, and X-Ray Fluorescence Spectroscopy (XRF chemical analysis method) were used as analysis methods. The deterioration of the building was analyzed and classified by visual analysis. The type of deterioration and its ratio to the façade were examined using the mapping method. With the XRF analysis method on the deteriorated stone surfaces, the chemical components on the stone surface were examined and the effect causing the deterioration was examined. The study aims to determine the types and causes of deterioration in the building, to offer solutions, and to ensure that the building is transferred to future generations without losing its originality for many years in the light of this information.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Doğal Elyaf Takviyeli (Jüt-Keten-Kenevir) Kompozit Malzemelerin Mekanik ve Metalografik Olarak İncelenmesi
Taşgın, Yahya; Kandemir, Seçkin
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte özellikle polimer esaslı saf haldeki malzemelerin yetersiz kalmasından dolayı kompozit malzemeler geliştirilmiş ve zamanla kullanım alanları çoğalmıştır. Son yıllarda artan çevre bilincinin getirdiği üretimde sürdürülebilirlik ve yenilenebilir, çevre dostu kompozitlerin kullanımını giderek yaygınlaşmaktadır. İçeriğindeki malzemelerden en az birisinin doğal olması ile tanımlanan biyokompozitlerin, alternatiflerine kıyasla çok daha çevre dostu olmalarına karşın, hidrofilik yapıda olmaları ve mekanik özelliklerinin zayıf olması sebebiyle sanayide kısıtlı alanda kullanılmaktadır. Bu çalışmada takviye malzemesi olarak kullanıla bilirliğini ortaya koymak için jüt, keten ve kenevir den oluşan doğal lif takviyeli epoksi kompozitlerin (NFRC) mekanik ve metalografik açıdan ortaya koyduğu farkındalıklar incelenmiştir. Üretim yöntemi olarak vakum destekli reçine transfer kalıplama (VDRTK) metodu kullanılmıştır. Metalografik olarak incelediğimizde; doğal liflerin yapı içerisinde yer alması ve epoksinin ara yüzeylere nüfuziyeti açısından problem oluşturmadığı görülmüştür. Çekme testleri, kompozitler arasında farklı mekanik davranışları ortaya çıkarmıştır; keten kompoziti en yüksek çekme mukavemetini (75,56 MPa) jüt ve kenevirin ise ketene kıyasla düşük çekme mukavetine sahip olduğu görülmektedir. Endüstriyel olarak üretilen yapay elyaflara (Cam elyafı) kıyasla mekanik ve mikro yapı açısından zayıf görünse de özellikle karmaşık yapılı parçaların üretiminde nüfuziyet ve ara bölgelere yerleşebilecek olmasından kaynaklı daha kullanışlı olduğu ortaya çıkmıştır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023An integrated Bayesian Best-Worst Method and GIS-based approach for offshore wind power plant site selection: A case study in North Aegean and Marmara Sea (Türkiye)
Gul, Muhammet; Yucesan, Melih; Konurhan, Zekeriya
In today’s world, renewable energy sources are in great demand due to the negative ef- fects of fossil fuels on the environment. Wind power plants are an important renewable energy source alternative to fossil fuel consumption. Offshore wind farms established in coastal areas and seas are used effectively in many parts of the world. The wind power plants, especially in the Northwest region of Turkey and the Aegean coasts, constitute an important potential. This study selects suitable sites for offshore wind farms in the Marmara Sea and North Aegean Coasts of Turkey by integrating the Bayesian Best-Worst method (BWM) and GIS. Bayesian BWM improves the traditional BWM integrating the preferences of multiple experts. In the study, 17 sub-criteria were determined under four main criteria of “technical”, “socio-economic”, “environment,” and “location”. Ex- perts’ judgments through the filled enabled the criterion weights to be obtained. The criteria weights found using the Bayesian-BWM model were integrated into the GIS, and suitable locations for the offshore wind farm were determined. Accordingly, the study area off the coasts of Aliağa, Bozcaada, and Gökçeada on the North Aegean coast, and the part south of the Marmara Sea and the area around Kapıdağ Peninsula are sugges- ted as suitable areas for wind power plants.
AtıfOpenAlex7
İncele - MakaleAçık Erişim2023Geyik Dağı güncel buzulları ve morfometrik özellikleri
Canpolat, Ergin; Çılğın, Zeynel; Bayrakdar, Cihan; Bozdoğan, Mahsum; Keserci, Ferhat; Güngör, Gülan
Geyik Dağları, Geç Kuvaterner boyunca yoğun ve tekrarlanan buzullaşmalara maruz kalmıştır. Güncel bir buzulun varlığı bölgede yapılan daha önceki çalışmalarda doğrulanmamış veya tespit edilememiştir. Bölgede yerel gezgin olan Hasan Hüseyin Kahrıman’nın 27 Ekim 2023 tarihinde buzul varlığını sosyal medya aracılığı ile aktarması üzerine buzulları tanımlamak ve yerlerini belir- lemek için uzaktan algılama yöntemleri kullanılmış ve Geyik Dağı’na yapılan arazi çalışması ile güncel buzulların varlıkları doğrulanmıştır. Bu çalışma aynı zamanda bilimsel olarak Geyik Dağı’nda güncel bir buzulun varlığını tanımlayan ve doğrulayan ilk çalışmadır. Belirlenen yayılış alanları üze- rinden buzul modellemesi, ELA (Equilibrium Line Al titude) hesaplama araçları, bakı ve eğim in- tersect (kesiştirme) analizleri ile sirk morfometrisi yöntemleri kullanılarak buzulların ve içerisinde yer aldıkları sirkler ile yakın çevresinin özellikleri nicel verilerle ortaya konulmuştur. Buzul model- lemesi neticesinde Geyik Orta Buzulu’nun toplam 6000 (±300) m2, Doğu Buzulu’nun 2030 (±100) m2 toplamda ise Geyik Dağı’ndaki buzulların 8030 (±480) m2 alana sahip olduğu tespit edilmiştir. Buzulların ortalama olarak uzunlukları 98 m (metre), ELA değeri ise 2619 m olarak hesaplanmıştır. Buzulların 12-30 ̊ eğim değerleri arasında ve tamamen kuzey bakılı alanlarda bulundukları tespit edilmiştir. Buzullar ve sirklerin morfolojik özellikleri, yüksek rakım, bakı özellikleri ve yüksek kar birikimi Geyik Dağı’ndaki buzulların bu kesimlerde korunmasına pozitif olarak etki etmiştir. Bu- zullar üzerinde yapılan karşılaştırmalı uydu görüntülerinde 06.09.2010 tarihinden günümüze kadar buzulların alansal olarak %50’sinden fazlasının eridiği ve önümüzdeki yıllarda etkisini giderek arttı- ran küresel ısınma ile beraber 5 yıl içerisinde tamamen ortadan kalkacağı tahmin edilmektedir.
AtıfOpenAlex11TR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2023Çağlar Boyunca Erkeğin Asla Vazgeçemediği Düşü: Bir Kadın Yaratmak
Çınar, Semih; Köse, Özkan
Kültürel tarihte çoğunlukla yaratıcılarımızın erkeğin tarafını tuttuğu görülmektedir. Türlerden birinin diğerine üstün sayıldığı ve haklı bulunduğu bir yapı inşa edilmiştir. Erkeğin ihtiyaçlarını karşılaması için “yaratılan” kadın beklenildiği kadar itaatkâr olamayınca sorunu çözmek amacıyla ilahi bir kudrete ihtiyaç duyar. Erkeğin yaşadığı düş kırıklığının kimi örnekte doğrudan yaratıcısının, bazen de yaratıcının başka bir faniyi aracı kılarak oluşturulan öykülerin birer anlatı olarak değerlendirilmesi, toplumların bir türlü çözemediği cinsiyet eşitsizliği sorununu örten bir sis perdesi yaratmaktadır. Bu çalışmanın amacı benzerlerine tarih boyunca pek çok kültür ürününde rastladığımız phallocentric anlayışın örnekler üzerinden tartışılmasıdır. Bu bağlamda metin, ilk emarelerine mitolojik söylencelerde rastladığımız, başlangıçta ilahi güçlerin iradesiyle, sonrasında aklın ve bilimin araçsallaştırılmasıyla sürdürülen, kadın erkek eşitsizliği olgusunun değişen zamana ve koşullara karşın var olageldiği gerçeğini gözler önüne sermektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Anaesthetic Effects of Rosewood (Aniba rosaeodora) Essential Oil and 2-phenoxyethanol on Goldfish (Carassius auratus) at Different Water Temperatures
Şahin, Barış; Kizak, Volkan
In this study, it was aimed to investigate the anesthetic effects of rosewood essential oil and 2- phenoxyethanol in goldfish at different water temperatures. Anesthetic trials were carried out at water temperatures of 14°C and 20°C. Concentrations of 250, 300 and 350 μl·L-1 for rosewood essential oil and 600, 700 and 800 μl·L-1 for 2-phenoxyethanol were tested. The ideal rosewood essential oil concentration was determined as 300 μl·L-1 at 14°C and 250 μl·L-1 at 20°C. The ideal concentration for 2-phenoxyethanol was determined to be 800 μl·L-1 at both water temperatures. Higher concentrations of rosewood essential oil and 2-phenoxyethanol caused shorter induction times and prolonged recovery times. Concentrations of anesthetic agents were negatively correlated with induction times and positively correlated with recovery times. A weak negative relationship was found between deep anesthesia and full recovery durations at 14ºC and a negative relationship at 20ºC for rosewood essential oil. A negative relationship was detected between deep anesthesia and full recovery times in 2-phenoxyethanol at 14ºC and 20ºC. There is a strong negative relationship between rosewood essential oil deep anesthesia times and rosewood essential oil concentrations at 14ºC and 20ºC, and a similar relationship was found for 2-phenoxyethanol. However, a strong positive relationship was detected between full recovery times and concentrations of both anesthetic agents at different water temperatures. As a result of increasing water temperature, anesthesia and recovery times were observed to be shortened for both anesthetic substances. The interaction of water temperature and anesthetic concentration was found to be important in the induction and recovery durations for rosewood essential oil and 2-phenoxyethanol.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Türkiye’de suç coğrafyası araştırmaları: bir literatür değerlendirmesi
Başaran, Erkin
Literatür değerlendirmeleri bilimsel araştırmaların temel yapıtaşlarından olup, ele alınacak konuyla ilgili daha önce ortaya konmuş görüşlere bir çerçeve sunmaktadırlar. Bunlar, araştırmalarda genellikle bölüm bazında bulunabildiği gibi başlı başına bir yayın niteliği de taşıyabilmektedirler. Çalışmada, Türkiye’de suç coğrafyası alanında yapılmış yayınlar ayrıntılı şekilde incelenerek coğrafya literatüründe herhangi bir değerlendirmenin mevcut olmadığı alt dallardan bir tanesine yönelik yazınsal boşluğun daha doldurulması amaçlanmıştır. Ayrıca suç coğrafyası alanında yapılmış yayınların hangi konu alanlarına eğildiğinin belirlenmesi ve hangi suç tiplerine daha fazla yoğunlaşıldığının tespiti de hedeflenmiştir. Çalışmalara yönelik belli başlı sayısal ve niteliksel veriler tablo ve grafikler kullanılarak sunulmuş, bilhassa Türkiye’de suçun mekânsal analizine ilişkin araştırmalara konu olan iller harita üzerinde gösterilmiştir. Literatürün incelenmesi sonucunda, dikkat çeken boşluklar ve başta spesifik vakalar olmak üzere üzerinde daha çok çalışılması gereken suç tiplerine ilişkin önerilerde bulunulmuştur.
AtıfOpenAlex6TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2022Hidrotermal yöntem kullanılarak ZnO@Fe3O4 kompozit nanoyapıların sentezi ve karakterizasyonu
Aslan, Naim
Buçalışmada,ZnO@Fe3O4kompozitnanoyapılarhidrotermalyöntemkullanılarak sentezlenmiştir.Farklıoranlarda Fe3O4katkısıylaeldeedilennanoyapılarınyapısal karakterizasyonuiçinX-ışınıkırınımanalizigerçekleştirildiveherhangibirsafsızlıkpikine rastlanmadı. Morfolojik görüntülemede taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve geçirimli elektron mikroskobu (TEM) kullanıldı.Nanoyapılarınmorfolojisinde Fe3O4etrafındaZnOnano taneciklerinindekoreedildiğianlaşılmıştır.ElementalanalizdeiseFe,ZnveOpikleri kaydedilmiştir. ZnO@Fe3O4nanokompozit yapıların bant aralığı enerjileri Uv-Vis spektromotresi aracığılıyla elde edilen absorbans datalarından elde edilmiştir. Nanoyapıların bant gap değerleri yaklaşıkolarak2-2.1eVaralığındahesaplanmıştır.ManyetiközellikleriseVibratingSample Magnetometer (VSM) kullanılarak tespit edildi ve Fe3O4katkı oranına bağlı olarak 3.76 emu/g ile 7.96 emu/g değerleri bulundu. Bu değerler sınırlı bir ferromanyetik özellik göstermesine rağmen ZnO’nun sahip olduğu gelişmiş optik, elektronik özelliklerinden dolayı optoelektronik ve medikal görüntüleme uygulamalarında önem arz etmektedir.
AtıfOpenAlex9
İncele - MakaleAçık Erişim2022Suruç’ta (Şanlıurfa-Türkiye) Bazı Gıda Bitkilerin Geleneksel Kullanımları
Akan, Hasan; Cakilcioglu, Ugur; Yalçın, Serhan
Bu araştırma 2019-2020 yılları arasında yaklaşık iki yıllık bir sürede, Suruç ilçesi (Şanlıurfa) ve çevresindeki bazı köylerinde yaşayan insanların kullandığı yabani gıda bitkilerin tespit edilmesi için yapılmıştır. 44 kaynak kişi ile yapılan görüşmelerde 27 familyaya ait 64 takson tespit edilmiştir. Görüşme yapılan kişilerin demografik bilgileri, gıda amaçlı kullandıkları bitkilerin yerel adları ve bilimsel adları, kullanılan bitki kısımları ve bitkileri hazırlama yöntemleri kayıt edilmiştir. Bölge halkının kullandığı bitkilerin Harran Üniversitesi herbaryumunda teşhisleri yapılmış ve herbaryum materyalihalinegetirilmiştir.Bitkitaksonlarınfamilya,bilimselveyöreseladları,bitkilerin kullanımşekillerivekullanımdeğerleri(UV)hesaplanaraktablohalindesunulmuştur.Bölgede yaptığımızaraştırmadaençoktaksoniçerenfamilyalarşöyledir;Asteraceae10takson(%16), Lamiaceae 10 takson (% 16), Malvaceae 5 takson (% 8), Brassicaceae 4 takson (% 6), Fabaceae 4 takson (% 6), Apiaceae 3 takson (% 5), Rosaceae 3 takson (% 5), en çok takson içeren cinsler ise; MenthaL.3takson, CrocusL., EuphorbiaL., MalvaL., PapaverL., SalviaL.ise2takson içermektedir. Gıda bitkileri en çok gövdesi soyulduktan sonra yenilir, yaprakları salata yapımında kullanılır,salçalı,pirinçli,yumurtalıyemeğiyapılır,baharatolarakkullanılırveçayolarak demlenip içilir. Gıda amaçlı en çok kullanılan bitki parçaları; toprak üstü, yaprak, gövde, kök ve meyvegibiorganlardır.Suruçilçesindebazıkültürvedoğalyetişenbitkilergıdaamaçlı kullanılmaktadır. Literatür araştırmamızda, Suruç ilçesinde kullanılan gıda bitkileri ülkemizin farklı bölgelerinde gıda ve tıbbi amaçlı kullanıldığı görülmüştür.
- MakaleAçık Erişim2022Özel Tasarrufları Belirleyen Faktörlerin ARDL Yöntemiyle İncelenmesi: Türkiye Ekonomisi için Bir Uygulama
Yildirim, Kemal; Sarı, Sacit
Bu çalışma kapsamında Türkiye ekonomisinde özel tasarrufların belirleyicileri 1980-2019 arası yıllık verilerle araştırılmıştır. Değişkenlerin durağanlıkları ADF ve Phillips-Perron birim kök testleriyle sınanmıştır. Değişkenlerin durağanlıkları ayrıca Fourier ADF ve KPSS testleriyle de sınanmıştır. Seriler arasında uzun dönemli ilişkiler ise ARDL sınır testi ve FMOLS yöntemiyle incelenmiştir. Eşbütünleşme testi sonucuna göre serilerin eşbütünleşik oldukları uzun dönemde birlikte hareket ettikleri tespit edilmiştir. ARDL sınır testi sonuçlarına göre uzun dönemde kişi başı gelir, faiz oranı ve cari işlemler dengesi serilerinin özel tasarrufları pozitif yönde etkilediği, kamu tasarrufları, enflasyon oranı ve nüfus bağımlılık oranının ise negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Kişi başı gelirde meydana gelen %1’lik artış özel tasarrufları %0.45 oranında artırırken, faiz oranlarında meydana gelen aynı düzeyde bir artış özel tasarrufları %0.64 oranında artırmaktadır. FMOLS sonuçları enflasyon değişkenin anlamsız çıkması haricinde sınır testi sonuçlarını doğrulamıştır.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022Zaza Dilinde Tamlama
Arslan, İlyas
Avrupa Dillerinde Genitive olarak bilinen, Ortadoğuda konuşulan Turki, İrani ve Sami dillerinde kullanılan Ezafe kavramı iki sentaktik öğeyi birbirine bağlamak için kullanılır. Genellikle öğelerden biri tamlayan biri ise tamlanan olur. En az iki birimden oluşan bu sentaktik yapıları birbirine bağlayan gramer öğeleri mevcuttur. Dilden dile farklılık gösteren bu öğelerin irani dillerdeki tarihi gelişimleri aynı seyri izlememiştir. Zazaca gibi Kuzeybatı irani diller grubunda tasnif edilen diller tamlama konusunda ayrışırken güneybatı irani diller grubuna ait dillerde Zazaca ile benzeşenler vardır. Bu makalenin amacı Zaza Dilinde var olan tamlama yapısını incelemektir. Gerek isim gerekse sıfat tamlamaları detaylı olarak analiz edilerek bunların dışındaki tamlama şekillerine de göz atılacaktır. Bu sentaktik yapının semantic işlevlerinin olup olmadığı da incelenecektir. Ezafenin tarihi eski irani dillere kadar götürülerek yeni irani dillerdeki yapılarına da bakılacaktır. Zaza Dili ile diğer irani dillerdeki işleyiş karşılaştırılarak benzerlikler ve farklılıklar ele alınacaktır. Ayrıca birçok Zaza ağızlarından tamlama verileri de incelenerek kullanım farklılıklarının olup olmadığı araştırılacaktır.
- MakaleAçık Erişim2022Emek piyasasının en altındakiler göçmenler: istanbul’da türkiyeli ve suriyeli çalışanlar arasındaki ücret ayrımcılığı
Kahveci, Mustafa; Acun, Serdar
Göçmen emeği son yıllarda Türkiye emek piyasasında çok fazla görünür hale geldi. Özellikle sayıları 3,6 milyona yaklaşan Suriyeli göçmenler, Türkiye’nin bazı illerinde emek piyasasının önemli parçasıdır. Genellikle Türkiye emek piyasasında önemli yer edinen göçmenler içinde bulundukları yaşam koşulları nedeniyle kayıt dışında, güvencesiz ve düşük ücretli olarak istihdam edilmektedir. Bu çalışma Türkiye’nin en fazla göçmene ev sahipliği yapan şehri İstanbul’da Suriyeli göçmenler ile Türkiyeli çalışanlar arasındaki ücret ayrımcılığı konusu ele alınmıştır. Çalışmada Türkiyeli ve Suriyeli emekçilerin arasındaki ücret farklılığına etki eden cinsiyet, eğitim ve çalışma süresinin etkileri analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda Suriyeli göçmenlerin Türkiye emek piyasasında ücret ayrımcılığına uğradığı sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2022Öğretmen Adaylarının Kendi Alanlarıyla İlgili Öğretim Materyallerini Arama/Bulma-İndirme, Geliştirme, Tasarlama ve Sınıf Ortamında Kullanmaya İlişkin Görüşleri
Kılıç, Aygün
Bu çalışmanın amacı, öğretmen adaylarının kendi alanlarına ilişkin öğretim materyallerini arama/bulma-internetten indirme, düzenleyip geliştirme, tasarlama ve gerçek sınıf ortamında kullanma ile ilgili görüşlerini belirlemektir. Araştırmaya, bir devlet üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimi sertifikası alan 40 öğretmen adayı katılmıştır. Bu araştırma, nitel betimsel bir çalışmadır. Öğretmen adaylarının öğretim materyaline ilişkin görüşleri, araştırmacı tarafından tasarlanan açık uçlu sorulardan oluşan bir anket formu kullanılarak belirlenmiştir. Bu forumdan elde edilen nitel veriler, içerik analizi yöntemine göre değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, öğretmen adaylarının kendi alanlarına ilişkin öğretim materyallerini arama/bulma-indirme, arayıp/bulduğu-indirdiği mevcut öğretim materyallerini düzenleyip geliştirme, alanıyla ilişkili materyalleri tasarlayıp oluşturma ve gerçek sınıf ortamında kullanma gibi konularda çok yeterli olmadıkları ve bu konulara ilişkin kendilerini de kısmen yeterli hissettikleri görülmüştür. Bu çalışmada elde edilen nitel sonuçlar doğrultusunda, öğretmen eğitimi kalitesinin arttırılmasıyla ilgilenen araştırmacılara öneriler sunulmuştur.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2022Türkiye Ekonomisi Bağlamında Fisher Etkisinin Birim Kök Testleri ve ARDL Sınır Testiyle Sınanması
Arslan, Erdal; Sarı, Sacit
The positive relationship between the interest rate and the inflation rate is known as the Fisher effect in economics. The validity of the Fisher effect in the Turkish economy between 1971 and 2021 was tested using the ARDL bounds test and unit root tests within the scope of this study. In this context, it was concluded that the variables that are not stationary at the level move together in the long run. In the long run, a 1% increase in the inflation rate increases the interest rates by 1.05%. The Toda-Yamamoto causality test revealed a one-way Granger causality relationship between the related variables, ranging from the inflation rate to the interest rate. The stationarity of the real interest rate was tested with ADF, Lee- Strazicich and Fourier KPSS unit root tests. The findings indicate that the real interest rate variable is stationary and that the Fisher hypothesis holds in the Turkish economy.
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2022Tunceli Florası İçin Yeni Kayıtlar
Paksoy, Mehmet Yavuz
Bu çalışma Tunceli ilinin florasına katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yapılan bu araştırmada toplanan bitkilerin teşhis edilmesi sonucunda 41 familyaya ait 134 cins; bu cinslere ait 177 taksonun (52 alttür ve 9 varyete) Tunceli ili için yeni kayıt olduğu tespit edilmiştir. Taksonlardan 32’si (%18) endemiktir. Floristik analizler sonucu tespit edilen bitkilerin fitocoğrafik dağılımları sırasıyla; 51’i (%28.8) İran-Turan; 19’u (%10.7) Avrupa-Sibirya; 14’ü (%7.9) Akdeniz; 93’ü (%52.6) ise Geniş yayılışlı ve Bilinmeyen olduğu görülmektedir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022Karışmaz PMMA/PS harmanlarının optik özelliklerine uyumlulaştırıcı etkisi
Yilmaz, Ersen
Karışmayan polimetil metakrilat/polistiren (PMMA/PS) harmanları değişik maleik anhidrit-stiren-metil metakrilat (MAStMMA) uyumlaştırıcı oranı (0, 2, 4, 6, 8 ve 10) eklenerek çözeltiden döküm yoluyla elde edilmiştir. Spektral sonuçlar, kırılma indisi (n), sönüm katsayısı (k) ve absorpsiyon katsayısı (µ) gibi optik sabitlerin terpolimer bazlı uyumlaştırıcı ilavesiyle arttığını göstermiştir. Diğer yandan optik enerji boşluğu Eg, anılan optik sabitlere göre zıt bir eğilim göstermiştir. Gözlenen en düşük enerji boşluğu %8 ila %10 uyumlaştırıcı oranı arasında belirlenmiştir.
AtıfOpenAlex2
İncele

















