Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alataş, Mevlüt(33)
- Serdar, Osman(29)
- Batan, Nevzat(19)
- Dal, Murat(19)
- Utku, Anıl(18)
- Benzer, Fulya(14)
- Ezer, Tülay(14)
- Kutlu, Banu(14)
- İlhan, Aziz(14)
- Altı, Aziz(13)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(13)
- Yüksel, Fahrettın(13)
- Zengin, Ersoy(13)
- Aydin, Rahmi(12)
- Karatay, Gülnaz(12)
- Kutluyer Kocabaş, Filiz(12)
- Ozcan, Ebru Ifakat(12)
- Aksu, Önder(11)
- Aslan, Alper(11)
- Dal, Nursel Alp(11)
- Demirol, Ferhat(11)
- Etli, Serkan(11)
- Gökcan, Özkan(11)
- Gürarslan Baş, Nazan(11)
- Sarı, Sacit(11)
- Sertel, Savaş(11)
- Yucesan, Melih(11)
- Cuşa, Hasan(10)
- Erata, Hüseyin(10)
- Kuzgun, Nermin Karaton(10)
- Şentürk, Gamze(10)
- Akgül, Melek(9)
- Erguven, Gokhan Onder(9)
- Işık, Erdem(9)
- Kahraman, Gökhan(9)
- Koç, Ali(9)
- Sabanci, Serdal(9)
- Topal, Murat(9)
- Yazdıç, Ferit Can(9)
- Çılğın, Zeynel(9)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2021Klorpirifosun Gerçek Örnekte Tayini İçin Yeni ve Yüksek Hassasiyetli İndirgenmiş Grafen Oksitle Modifiye Edilmiş Elektrokimyasal Sensör
Koçak, Berna; Çelikkan, Hüseyin
Bu çalışmada, klorpirifosun(CPF) voltametrik davranışı, indirgenmiş grafen oksitle modifiye edilmiş camsı karbon elektrot(RGO/GCE) kullanılarak incelendi. Hummers yöntemiyle hazırlanan grafen oksit ve indirgenmiş grafenoksitin karakterizasyonunda FT-IR, XRD ve TEM yöntemleri kullanıldı. CPF'nin elektrokimyasal karakterizasyonu, dönüşümlü voltametri(CV) ve diferansiyel puls voltametriyle(DPV) ile belirlendi. RGO/GCE'ta CPF'nin tayini diferansiyel puls adsorptif sıyırma voltametrisiyle(DPAdSV) yapıldı. RGO/GCE'ta CPF'nin DPAdSV yöntemiyle oluşturulan kalibrasyon grafiğinde 5.19x10^{-7}-8.12x10⁻⁶M ve 8.12x10^{-6}-2.18x10⁻³M olmak üzere iki çalışma aralığı belirlendi. LOD değeri 1.56x10^{-7}$M'dir. RGO / GCE ile musluk suyu örneklerinde CPF geri kazanımı %101,0'dir. Sonuç olarak,CPF tayini için gerçek numunelerde kullanılabilen seçici ve duyarlı bir sensör geliştirilmiştir.
AtıfOpenAlex6TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2021Dairesel Bir Boruda Kullanılan Boyuna Dalgalı Kanatçıkların Isı Transferine Etkisinin Sayısal Olarak İncelenmesi
Işık, Erdem; Tuğan, Volkan
Boruların dış yüzeyine yerleştirilen kanatçıklar ısı transferini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu çalışmada, boyunadalgalı kanatçıkların ısı transferine etkisini araştırmak amacıyla içerisinden ısı transfer akışkanı olarak suyun aktığıdairesel bir borunun üç boyutlu akış analizi gerçekleştirilmiştir. Dairesel boruda 1 mm kalınlığa sahip 18 adet boyuna düzve boyuna dalgalı bakır kanatçıklar kullanılmıştır. Kanatçık tipine göre kütlesel debiyle ısı transferinin değişiminiincelemek için 0,1 kg s⁻¹, 0,14 kg s⁻¹, 0,18 kg s⁻¹ ve 0,22 kg s⁻¹ olmak üzere dört farklı kütlesel debi kullanılmıştır. Eldeedilen sonuçlara göre, boyuna dalgalı kanatçıkların boyuna düz kanatçıklara kıyasla ısı transferini en düşük %8, en yüksek%11 oranında arttırdığı gözlemlenmiştir.
AtıfOpenAlex5TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2021TOPSIS-Sort temelli nicel bir mesleki risk değerlendirme metodolojisi ve alüminyum ekstrüzyon endüstrisinde uygulanması
Gul, Muhammet
Alüminyum ekstrüzyon üretimini de kapsayan metal ürünleri sektörü, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) açısından yüksek risk taşıyan sektörlerden biridir. Bu durum ve sektördeki iş kazalarının artış eğilimi göz önüne alındığında, iş güvenliğinin artırılması ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, bu çalışma, alüminyum ekstrüzyon endüstrisindeki riskleri yönetmek için kümeleme temelli bir TOPSIS yaklaşımı (TOPSIS-Sort) ile nicel bir mesleki risk değerlendirmesi önermektedir. Risk değerlendirmesinde önemli bir süreç olan elde edilen risk değerine göre risk sınıflandırmasının gerekliliği nedeniyle sıralamaya dayalı bir metodoloji önerilmiştir. Metodolojinin uygulanabilirliği, 28 potansiyel tehlikenin üç risk parametresi (olasılık, ciddiyet ve sıklık) altında değerlendirilmesiyle gösterilmiştir. Değerlendirilen tehlikeler beş risk kümesine (Çok yüksek risk, Yüksek risk, Önemli risk, Olası risk ve Risk) bölünmüş ve risklerin azaltılmasını sağlayacak kontrol önlemleri belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçları, Çok yüksek risk kümesine bir tehlikenin, Yüksek risk kümesine 3, Önemli risk kümesine 23 ve Olası risk kümesine bir tehlike atandığını göstermektedir.
AtıfOpenAlex16TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2021Nhibitory Property of Poly (AN-co-VP) Copolymer on Some Dermatophyte Fungiand Yeasts Causing Fungal Infections
Torgut, Gulben; Kirbag, Sevda; Sönmez, Pınar Erecevıt; Pıhtılı, Güzin
Antimicrobial susceptibility test for poly (AN-co-VP) copolymer, which we think could be an ideal drug in treatment interventions was evaluated with disk diffusion method and minimum inhibitor concentration. In the antimicrobial measurement data, it was determined that the poly (AN-co-VP) copolymer dissolved in pure water is a significant inhibitory property against the growth of yeast (on Candida spp. with 11.33±0.3 mm barrier area) and dermatophyte fungi (on Epidermophyton sp. and Trichophyton sp.with 12.33±0.3 mm barrier area) (p<0.001) and no inhibitory properties were observed in preventing the growth of all bacteria (Escherichia coli, Pseudomonas aeruginosa, Klebsiella pneumoniae, Staphylococcus aureus, Bacillus megaterium). MIC limit values that prevent the growth of dermatophytes and yeasts supporting the disc diffusion method are 50-100 μL. This study is an alternative approach in order to limit the spread of superficial fungal infections they cause and eliminate these infections that tend to become chronic since this polymer extract has no inhibitory properties on bacteria but prevents the growth of yeast and dermatophytes.
AtıfOpenAlex1
İncele - Derleme MakaleYalnız künye2021Türkiye’nin B9 Karesi’nin Briyofit Kontrol Listesi
Alataş, Mevlüt; Ursavaş, Serhat
Bu çalışma, Henderson (1961)’ın Türkiye kareleme sistemine göre B9 karesi içerisinde, şimdiye kadar yapraklı karayosunu (Bryophyta) ve ciğerotları (Marchantiophyta) ile ilgili yapılmış olan araştırmalara dayanan güncel bir listeyi içermektedir. Listede; yapraklı karayosunları için 18 familya ve 54 cinse ait 143 takson, ciğerotları için ise 4 familya ve 5 cinse ait 6 takson olmak üzere toplamda 22 familya, 59 cinse ait 149 tür ve tür altı takson bulunmaktadır. Bu kare içerisinde, içerdiği cins sayısı bakımından en zengin familyalar sırasıyla; Pottiaceae (13), Brachytheciaceae (11), Amblystegiaceae (6), içerdiği takson sayısı açısından ise en zengin familyalar ise; Pottiaceae (43), Brachytheciaceae (21), Grimmiaceae ile Bryaceae (17) ve Orthotrichaceae (12)’dir. Takson çeşitliliği açısından en zengin olanlar cisler; Grimmia (12), Syntrichia (10), Didymodon (9), Ptychostomum ve Tortula (8), Bryum ve Orthotrichum (7)'dir.
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2021Altındere Vadisi (Maçka, Trabzon) Briyofit Florasına Epifitik Katkılar
Alataş, Mevlüt; Batan, Nevzat; Erata, Hüseyin; Ezer, Tülay
Bu çalışmada, Altındere Vadisinin (Maçka-Trabzon) epifitik briyofitleri ve ekolojik özellikleri araştırılmıştır. 2018-2020 yıllarının farklı vejetasyon dönemlerinde, alanın farklı lokalite ve habitatlarındaki (14 istasyon) çeşitli ağaç gövdeleri üzerinden alınan 466 epifitik briyofit örneğinin değerlendirilmesi sonucunda 27 familya ve 37 cinse ait toplam 55 takson (13 ciğerotu, 42 karayosunu) belirlenmiştir. Bu taksonlardan 36’sı alan için yenidir. Belirlenen bu yeni briyofit türleri ile alandaki toplam briyofit sayısı 115’e yükselmiştir. Taksonların hayat formu ve yaşam stratejisi analizleri de yapılmıştır. Hayat formlarından düz halı (Ms) ve Pürüzlü halı (Mr)’nın, yaşam stratejilerinden ise perennial kalıcıların baskın olduğu görülmüştür. Epifitik taksonlar tarafından en çok tercih edilen ağaç Alnus glutinosa olurken en az tercih edilen ağaç Castanea sativa olmuştur. Ayrıca, ekolojik özellikler açısından floristik listedeki taksonların çoğu; nemlilik açısından mezofitik, gölge tercihi açısından sciofit ve pH açısından subnötrofittir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2021Sultan Hamza-i Kebir Cami’sinde Görülen Taş Bozunmaları
Dal, Murat; Ergin, Şefika; Karahan, Büşra
Geleneksel yapıların çoğunda ana malzeme olarak doğal taş kullanılmıştır. Kültürel yapıların günümüze kadar korunmasında en önemli faktör taşın dayanıklılık özelliğidir. Yapılarda kullanılan doğal taşlar atmosferik hava koşullarından etkilenmekte, zamanla yapının cephesindeki taşlarda fiziksel, kimyasal, biyolojik ve insan etkilerinden kaynaklı bozunmalar meydana gelmektedir. Bu çalışmada Mardin ili Merkez ilçesindeki Sultan Hamza-i Kebir Camii’nde görülen bozunmalar irdelenmiştir. Cami’de meydana gelen bozunmalar sınıflandırılmış ve görsellerle örneklendirilmiştir. Yapı incelendiğinde fiziksel, kimyasal, biyolojik ve insan etkilerinden kaynaklı bozunmaların yaygın olduğu görülmüştür. Yapıda fiziksel bozunma olarak: çatlak-kırık oluşumu, oyuklanma, yüzey kaybı, aşınma ve derz boşalması; kimyasal bozunma olarak: yüzey kirliliği, tuzlanma ve renk değişimi; biyolojik bozunma olarak da bitki oluşumu ve mikroorganizma oluşumu örnekleri görülmektedir. Ayrıca kötü kullanım, hatalı onarım, bakımsızlık gibi insan etkilerinden kaynaklı bozunmalar mevcuttur. Makalenin amacı, kültürel miraslarımızdan biri olan Sultan Hamzai Kebir Camii’nin sorunlarını ortaya koymak, çözüm önerileri sunmak ve yapının özgünlüğünü koruyarak sağlıklı bir şekilde gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlamaktır.
AtıfOpenAlex5TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2021The Surface Decays in Stone Walls
Dal, Murat; Yardimli, Seyhan
Stone is the longest lasting building material used throughout the ages. However, it is seen that the stone material also deteriorated over time. In this study, first of all, the structural features that affect the use of the stone are mentioned. How the stone is formed determines its technical properties. These technical features form the necessary parameters to decide where and under which conditions the stone will be used. When this process cannot be determined, the decay of the stone can ocur more easily. In the study, after the determination of the technical properties of the stone, the types of degradation that cause the destruction of the stone are mentioned. In the examination of stone weathering types, the subject is discussed under two main headings as internal structure of the stone and external factors. In this context, the decay caused by the internal structure of the stone has been discussed with its mineralogical properties, Grain and crystal structure, chemical and physical properties due to the stone formation. As the second cause of decay, external factors are also considered as physical, physico-chemical effects and mechanical effects, as well as effects related to humans, plants and animals, were transferred by sampling.
AtıfOpenAlex10TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2021The Effect of Gadolinium and Lanthanum on the Mortality ofDaphnia magna
Korkmaz, Volkan; Ergüven, Gökhan Önder; Yildirim, Numan; Cıkcıoğlu Yıldırım, Nuran
Rare earth elements (REEs) have been recently identified as emergent contaminants because of their numerous and increasingapplications in technology. The impact of REEs on downstream ecosystems, notably aquatic organisms, is of particular concern, but has to date been largely overlooked. The purpose of this study were to generate toxicological information regarding thesepoorly studied Gadolinium and Lanthanum elements to determine the current risk associated with these elements. The results of this work indicate notable D. magna mortality in high concentration of La and Gd. The highest mortality rate was determined as100% at 100 mg/L concentration for both La and Gd at the end of the 24hour . At the end of the 48 hours, the highest mortalityrate for both La and Gd was observed at 100 mg/L concentration. No mortality was determined at 48 hours at a concentration of10 mg/l Gd. 100% mortality was observed for two elements at 50 and 100 mg/L concentrations at 72 hours. in the natural living water no death was seen in this time period. The findings from our study also indicate that Gd is more toxic than La. Due to thismortality effect of La and Gd to D. magna, it will be important for the ensuring continuity of the ecosystem to monitor especiallyaquatic environments and to treat them with appropriate treatment methods from contaminated environments.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2021Anatomical, Palynological and Biochemical Studies on Gundelia dersim Vitek, Yüce & Ergin(Asteraceae) an Endemic of Turkey
Açar, Mikail; Beker Akbulut, Gülçin; Tasar, Neslihan
The Asteraceae family is the largest in the plant kingdom in the world. Gundelia is agenus that belongs to this family and is commonly referred to as the kenger name in Anatolia. Gundeliadersim is also an endemic species defined from Eastern Anatolia. In this study, anatomical,palynological and biochemical properties of G. dersim were discussed. When the anatomical structureof G. dersim was examined, it was seen that the mesophyll type, in which the midrib of the leaf wasdeveloped, was unifacial. There are too many sclerenchymatic cells in the vascular bundles. In addition,laticifer elements were seen on the stem and leaf. Also, it was observed that the pollen of the species isin echinate ornamentation and pollen grains are radial symmetrical, isopolar, tricolporate. Followingbiochemical analysis, pigment analysis, total carbohydrate and lipid peroxidation were performed. Thechlorophyll a and chlorophyll b content of the species in both stem and leaf were analyzed, and the mostchlorophyll content was found in the leaf. With this research, for the first time, a detailed anatomicalinvestigation was conducted on the genus Gundelia, and it is a current view with the first considerationof the anatomical, palynological and biochemical aspects of G. dersim.
AtıfOpenAlex1TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2021Voltammetric Determination of Ethalfularin on Glassy Carbon Electrode and Nafion-Graphene Modified Glassy Carbon Electrode
Koçak, Berna
In this study, the electrochemical behavior of ethalfluraline (ETF), a dinitroaniline group herbicide, onglassy carbon electrode(CKE) and nafion-graphene modified glassy carbon electrode(N-GR /CKE) was investigatedby cyclic voltammetry(CV). Voltammetric determination of ETF was examined by differential pulsevoltammetry(DPV). Two peaks observed at -0.942V(1st peak current) and -0.768V(2nd peak current) during thepotential scan of EFT by DPV method in pH 7 phosphate buffer solution between 0 and -1.5V on CKE and at -0.674V(1st peak current) and -0.563 V(2nd peak current) during the potential scan on N-GR/CKE. After determining theoptimum experimental conditions of ETF on CKE and N-GR /CKE, calibration line, working range, limit ofdetection(LOD), limit of quantification(LOQ), intra-day and inter-day repeatability were determined. In addition, the interference effect of some cations(Cu²⁺, Ni²⁺, Co²⁺, Ca²⁺, Pb²⁺) on N-GR/CKE was also investigated.The results show that EFT can be determined in real samples(water and soil) using CKE and N-GR/CKE.
- MakaleYalnız künye2021Synthesis, Characterization and Electrical Impedance Analyzer Applications of P(ε-CL-co MMA)/Montmorillonite Composites
Torgut, Gulben; Pıhtılı, Güzin
In this study, Poly(ε-CL-co-MMA) was synthesized and its composites have beenprepared. Methyl methacrylate monomer was polymerized by the ATRP method in the presence of two armed macroinitiator Poly(ε-CL-NCl2). The composites of the copolymer were prepared with bentonite,which is a montmorillonite rate of 3%, 6% and 15% and their dispersion in the polymer was examined. Composites are prepared by dispersing method. The structure of the copolymer was characterized byFT-IR, 1H-NMR, DSC, TGA and SEM anaylsis methods. Different electrical properties of polymer /MMT composites were investigated with impedance analyzer device. Therefore, the effect ofmontmorillonite on the copolymers was examined depend on the frequency and temperature aselectrical. It was observed that electrical properties of polymers prepared with clay were higher thanpure polymer.
- MakaleAçık Erişim2021Bread Names in Dîvânu Lugâti't-Turk
Korkut, Gizem
In this study; It was aimed to examine the bread names in Dîvânu Lugâti't-Turk. In the introduction part of the study, studies on bread and bread in Turkish culture were mentioned. The seventh edition of Besim Atalay, who first translated Dîvânu Lugâti't-Turk in Latin letters, was published in 2018 by the Turkish Language Association, and was scanned to determine bread names. Atalay has been given as lexical entry; The publication of Ahmet Bican Ercilasun and Ziyat Akkoyunlu, Robert Dankoff and James Kelly is listed. The detected 26 bread vocabularies were witnessed by looking in the origin information dictionaries, the Screening Dictionary, the Compilation Dictionary and the Turkish Dictionary. Words that differ phonologically were examined. The morphological examination of the words derived in terms of structure has been done. Bread was evaluated according to its cooking method, consumption style and preparation method. The mean change in Turkey in the Turkish and mouth and similarities have been identified. The ways of formation of the words were examined and it was determined that the majority of them consisted of a single word. It has been determined that a word is formed as compound word group. It has been determined that 7 words consisting of word groups are formed as adjective groups. In the naming of the words, the effect of the way it is cooked, the place where it is cooked and the shape of the bread on naming are examined.
AtıfOpenAlex2TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2021Tahtacıların mengi oyunu
Daimi, Cengiz
Tahtacılar Horasan’dan gelip Anadolu’ya yerleşen Alevi Türkmen topluluğudur. Şamanist ve batıni Heterodoks itikat öğelerini inançlarında bir arada yaşarlar. Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Muharebesi (1514) akabinde Alevi/Kızılbaş tayfalarına karşı yürüttüğü kıyım sonucu bir kesim Türkmen Alevisi de Akdeniz ve Ege bölgesinin dağlık kuytuluk alanlarına sığındılar. Bu alanlarda ağaç işini ve tahtacılığı kendilerine meslek edindiler. Bu nedenle dışarıdan mesleken kendilerine Tahtacı dendi. Ama onlar kendilerini Türkmen Alevisi olarak tanımladılar. Tahtacılar ağacın ruhunun olduğuna inanırlar. Ağacı kutsal değer olarak görürler. Onlara göre ağaç ruhun barınağıdır. Tahtacı ağaç ile özdeştir. Yaşlı ağaç ise ulu ve yaşlı kişilerle özdeştir. Tahtacılar Ağaçeri soyundandırlar. Ağaçeri torunlarıdır. Ağacın kutsanmasının Anadolu’da binlerce yıllık tarihi vardır. Anadolu mitolojisinde bunu bariz şekilde görmek mümkündür. Tahtacılar ve onların Mengi oyununa dair literatür ve alan araştırma verileri sınırlıdır. Amacımız dağınık olan literatürü derleyerek, yaptığımız alan araştırması verileri ile birleştirerek Mengi oyunu hakkında bilinen dağarcığın sınırlarını zorlamaktır. Tahtacıların doğum, düğün, sünnet, nişan vb. eğlence ortamında icra edilen, genç erkek ve kızları samah kültürü ve oyunu hakkında bilgilendirmek ve eğitmek amacı ile Dışarı Samahı ya da Tarikat Samahı adı altında oynanan Mengi oyunu vardır. Mengiler iki türlüdür: 1. Eski Mengiler 2. Yeni Mengiler. Alanda İtikadi Mengiler ve İtikat dışı Mengiler repertuarını özellikle bulguladık. İtikadi Mengilerin Samah ile tema, figür ve hareket tarzı itibarı ile benzerliği ve ayrılığını da alan çalışması ile belirleyerek kayıt altına aldık. Tahtacıların Meslek/iş ritmi (tahta biçme ritmi) ile mengi’nin melodik ritmi ve düzüm kalplarının (2 2 2 3) aynı olduğunu saptadık. Tahtacıların ifadesi ile” Mengi Tahtacının mührüdür”. Tahtacı Alevi Türkmenler arasında oynanan geleneksel oyun olup samaha yakın özellikler gösteren karşılama türü çoşkulu bir oyundur. Diğer bir ifade ile Mengi samahtan kopan ve samahi özellikler gösteren, samah ile karşılama arası bir oyundur.
- MakaleAçık Erişim2021Scopus SJRQ3Murat Nehri’ndeki Garra rufa (Heckel, 1843)’nın Bazı Populasyon Parametreleri
Yüksel, Fahrettın; Çoban, Mehmet Zülfü; Aslan, Şaban
Bu çalışmada, Murat Nehri’nde yaşayan ve “doktor balık” olarak bilinen Garra rufa (Heckel, 1843)’nın bazı populasyon parametrelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada kullanılan toplam 322 adet balık örneği, serpme ağı ve elektroşoker cihazı kullanılarak, Mart 2016 ile Şubat 2017 tarihleri arasında Murat Nehri’nden temin edilmiştir. Populasyonun I-V yaş grupları arasında dağılım gösterdiği ve dişi/erkek oranının 1:1.24 olduğu tespit edilmiştir. Boyağırlık ilişkisi regresyon analizi ile belirlenmiştir. Buna göre; regresyon katsayısı (b) dişilerde 2.4551 (negatif allometrik büyüme), erkeklerde 2.2039 (negatif allometrik büyüme) ve tüm bireylerde 2.3167 (negatif allometrik büyüme) olarak belirlenmiştir. İncelenen balık örneklerinin total boyları 5.1- 15.5 cm, ağırlıkları ise 3.0-50.6 g arasında değişiklik göstermiştir. Populasyonun genelinde tüm yaş gruplarının kondisyon faktörü değerlerinin ortalaması 1.17 olarak tespit edilmiştir. Populasyonun büyüme parametreleri dişilerde; L∞ = 16.33 cm, K = 0.37 yıl⁻¹, t₀ = -0.18 yıl, W∞ = 42.59 g, erkeklerde; L∞ 15.25 cm, K = 0.43 yıl⁻¹, t₀ = -0.03 yıl, W∞ = 31.37 g ve tüm bireylerde; L∞ = 15.88 cm, K = 0.39 yıl⁻¹, t₀ = -0.13 yıl, W∞ = 36.62 g olarak belirlenmiştir. Büyüme performans indeksi (Ǿ) dişilerde 4.59, erkeklerde 4.61 ve populasyonun genelinde 4.59 olarak hesaplanmıştır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2021Acquisition of Rare Earth Elements by Application of Hydrometallurgical Methods
Karacahan, Mehmet Kayra
The demand for rare earth elements in the world is increasing rapidly, but the supply amounts of these elements are decreasing due to export quotas imposed by the Chinese government and illegal mining operations. Many countries have accelerated their efforts to obtain rare earth elements from primary and secondary sources in order to meet their future needs by taking measures. Rare earth elements are the most important components necessary both for the design and development of high-tech products that we use in our daily lives and for the advancement of modern industry. These elements, which have become indispensable materials of our lives, are generally not found in pure form in nature, but in complex structures in ores. Rare earth elements have close to 250 known minerals, but ores such as bastnasite, monazite and xenotime are commercially exploited. It is usually physically enriched by flotation, gravity, electrostatic or magnetic separation processes to obtain bastnasite, monazite and xenotime concentrates. In order to develop viable and environmentally friendly processes, studies are carried out for the extraction of rare earth elements from leaching solutions (chloride, nitrate, sulfate, thiocyanate, etc.) and the use of different cationic, anionic and neutral extractants depending on the solution medium. Commercial extraction of rare earth elements D2EHPA, Cyanex 272, PC-88A, Versatic 10, TBP, Aliquat 336 etc. carried out using different extractants. In this work, hydrometallurgical methods used for the recovery of rare earth elements from primary sources are examined. These methods are hydrometallurgical methods consisting of leaching with acids and alkalis followed by processes such as solvent extraction, ion exchange or precipitation and reduction. With the application of hydrometallurgical processes, processes that may be beneficial for the recovery of rare earth elements under various conditions have been evaluated.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2021Rare Earth Element Doped ZnO Thin Films and Applications
Ayhan, Nagihan Karaaslan; İpek, Yeliz
In this review, general information has been given about the recent studies on thin film coating techniques, zinc oxide (ZnO) thin films and zinc oxide films doped with rare earth elements (REE). As a thin film coating method, the sol‒gel method is widely used due to its economical nature. However, it has been seen that the magnteron sputter technique is also very popular due to its ease of application. Zinc oxide is a semiconductor with a wide band gap and is easy to produce and to supply. In addition, it does not have negative effects on the environment and human health. All these properties have led to intensive studies on zinc oxide. Due to its optical and electrical properties, it has found many different uses such as solar cells, light emitting diodes, gas sensors and flat panel displays. Recently, various studies have been carried out to improve the properties of zinc oxide and to create new areas of use by doping with rare earth elements.
AtıfOpenAlex6
İncele - MakaleAçık Erişim2021Gadolinyumun Tatlı Su Omurgasızı Dreissena polymorpha Üzerindeki Biyokimyasal Etkileri
Serdar, Osman; Yildirim, Nuran Cikcikoglu; Yildirim, Numan; Tatar, Sule
Bu çalışma, metabolik ve oksidatif stres biyobelirteçlerinin analizi yoluyla, su kirliliğinin iyi bir biyoindikatörü olarak kabul edilen tatlı su omurgasızı Dreissena polymorpha üzerindeki Gadolinyum (Gd) toksisitesini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Öncelikle çalışmamızda Gd’nin D. polymorpha üzerindeki LC50 değeri belirlenmiştir. D. polymorpha, kontrollü koşullar altında 24 ve 96 saatlik bir süre boyunca üç letal olmayan Gd konsantrasyonuna (1/20, 1/10 ve 1/5 LC50 değerine) maruz bırakılmıştır. TBARS ve CYP1A1 seviyeleri ELISA kiti kullanılarak belirlenmiştir. CYP1A1 ve TBARS düzeylerinin tüm gruplarda 24. ve 96. saatte kontrol grubuna göre arttığı görülmüştür. Bu sonuçlar, Gd'nin tatlı su omurgasızları, D. polymorpha için bir risk olarak kabul edilebileceğini ve bu nedenle alıcı ortamlara deşarjının denetlenmesi gerektiğini göstermektedir.
AtıfOpenAlex8TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2021Bir Hemşirelik Bölümünde Öğrenim Gören Öğrencilerin Hemşirelik Bakım Davranışları Algısının Belirlenmesi
Şeker, Sevda Arslan; Gül, Şenay
Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin hemşirelik bakımına ilişkin algılarının ve bakımı etkileyen faktörlere ilişkin görüşlerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı nitelikteki bu araştırmanın örneklemini 2019-2020 eğitim-öğretim döneminde bir üniversitenin hemşirelik bölümünde öğrenim gören, araştırmaya katılmayı kabul eden 142 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın verileri “Tanıtıcı Özellikler Formu” ve “Bakım Davranışları Ölçeği-30 (BDÖ-30)” kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın verileri tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis Analizi ile incelenmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 20.80±1.839 yıl, %56.3’ü kadın ve %59.9’u Anadolu lisesi mezunudur. Öğrencilerin BDÖ-30 puan ortalaması 150.79±21.81’dir. Öğrencilerin cinsiyet ve öğrenim gördükleri sınıflarına göre BDÖ-30 puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Araştırmada öğrencilerin hemşirelik eğitimi sürecinde hemşirelik bakım davranışları algısında artış olduğu, cinsiyet açısından anlamlı farklılıkların olduğu, kadın öğrencilerin puan ortalamalarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Hemşirelik bakımının felsefesi ve öneminin birinci sınıftan itibaren ve cinsiyetçi yaklaşımdan arındırılarak aktarılması önerilmektedir.Anahtar kelimeler: bakım davranışları, hemşirelik eğitimi, hemşirelik bakımı, hemşirelik öğrencisi
AtıfOpenAlex8TR Dizin9
İncele - MakaleAçık Erişim2021Ebelik ve Hemşirelik Öğrencilerinin Covid 19 Salgını Hakkındaki Bilgileri ve Korunmaya Yönelik Aldıkları Önlemler
Orhan, Ilksen; Yılmaz, Ayşe Nur; Yüksekol, Özlem Doğan
Amaç: Bu araştırma ebelik ve hemşirelik öğrencilerinin Covid 19 ile ilgili bilgi düzeyleri ve korunmaya yönelik aldıkları önlemleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın evrenini bir ilin Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik bölümünde okuyan 315 ve başka bir ilin hemşirelik bölümünde okuyan 200 öğrenci olmak üzere toplam 515 öğrenci oluştururken, araştırmanın örneklemini 395 öğrenci oluşturdu. Veriler 5-15 Mayıs tarihleri arasında, araştırmacılar tarafından hazırlanan anket formu ile online olarak toplandı. Araştırmada yüzde, frekans ve ki kare analizleri kullanıldı. Bulgular: Araştırmada öğrencilerin %90.09 oranında bilgi sahibi oldukları, %99’unun Covid 19 hastalığının belirtilerini doğru tanımladığı, %97.7’si hastalığı önlemek için alınabilecek tedbirleri doğru tanımladığı bulundu. Ayrıca öğrencilerin %93.66’sının korunma için çeşitli önlemler aldığı bulundu. Araştırmada Covid 19 virüsünün kuluçka süresi ortalama 4-14 gündür değişkenine doğru cevap verenler ile yanlış cevap verenler arasında okudukları bölümü isteyerek tercih etme ve okudukları bölümlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (p<0.05, Tablo 4). Önlem olarak yetkililerin yaptığı açıklamaları takip ettiklerini ve mümkün olduğunca bu önerilere uymaya çalıştıklarını ifade eden öğrenciler ile bu değişkene hayır cevabı veren öğrenciler arasında okudukları bölüme göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p<0.05, Tablo 5). Sonuç: Öğrencilerin %66.6’sının Covid 19 ile ilgili tedavi konusunda yanlış bilgiye sahip oldukları saptandı. Ebelik ve hemşirelik bölümü öğrencilerine Covid 19 tedavisi konusunda eğitim verilmesi önerilebilir.Anahtar Kelimeler: Ebelik; Hemşirelik, Öğrenciler; Covid 19
AtıfOpenAlex6TR Dizin5
İncele

















