Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alataş, Mevlüt(34)
- Serdar, Osman(33)
- Utku, Anıl(21)
- Batan, Nevzat(20)
- Dal, Murat(19)
- Kutlu, Banu(19)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(17)
- Benzer, Fulya(15)
- Ezer, Tülay(15)
- Altı, Aziz(14)
- Dal, Nursel Alp(14)
- Karatay, Gülnaz(14)
- Kutluyer Kocabaş, Filiz(14)
- İlhan, Aziz(14)
- Aydin, Rahmi(13)
- Yüksel, Fahrettın(13)
- Zengin, Ersoy(13)
- Aksu, Önder(12)
- Aslan, Alper(12)
- Gürarslan Baş, Nazan(12)
- Ozcan, Ebru Ifakat(12)
- Cuşa, Hasan(11)
- Demirol, Ferhat(11)
- Etli, Serkan(11)
- Gökcan, Özkan(11)
- Kocabaş, Mehmet(11)
- Sarı, Sacit(11)
- Sertel, Savaş(11)
- Yucesan, Melih(11)
- Erata, Hüseyin(10)
- Işık, Erdem(10)
- Kahraman, Gökhan(10)
- Kuzgun, Nermin Karaton(10)
- Topal, Murat(10)
- Şentürk, Gamze(10)
- Acun, Serdar(9)
- Akgül, Melek(9)
- Danabaş, Durali(9)
- Erguven, Gokhan Onder(9)
- Koç, Ali(9)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026The Relationship Between Psychological Empowerment and Job Satisfaction: A Meta-Analysis Study
Gün, Gül
The purpose of this study is to examine the relationship between psychological empowerment and job satisfaction through meta-analysis. Within this scope, a meta-analysis was conducted on 19 studies that examined psychological empowerment alongside job satisfaction and provided the requisite sample sizes and Pearson correlation coefficients (r) for the meta-analysis. Values for effect size, publication bias, heterogeneity, and significance tests were obtained using CMA 4.0 software. PRISMA protocol steps were followed to report the study. Under the random effects model, the effect size between psychological empowerment and job satisfaction was calculated as r = 0.722, and the 95% confidence interval was 0.610 to 0.834, indicating a strong positive relationship. The heterogeneity test yielded an I² value of 95.94 % and a Q-value of 444.012, showing that the study has a heterogeneous structure. According to the random effects model results, Fisher's z effect size of 0.722 (0,610-0,834) was determined to be statistically significant (z=12.635; p=0.000). The finding demonstrates a high level of positive correlation between psychological empowerment and job satisfaction
- Derleme MakaleYalnız künye2026Creative Drama in Physical Education: A Systematic Review and Thematic Synthesis of National and International Studies
Şahin, Aykut
This study aims to analyze and report on national and international studies on creative drama in physical education from a comparative perspective. By presenting the research designs, sample profiles, intervention durations, and key findings of the studies examined, it seeks to synthesize the relevant literature, identify methodological trends, and highlight potential research gaps. In line with this purpose, the study was designed as a systematic review. A comprehensive literature search was conducted across Google Scholar, Web of Science, Scopus, Dergipark, the YÖK National Thesis Center, and EBSCO. After applying the inclusion and exclusion criteria, a final total of 30 studies was selected for analysis. The analysis of the selected studies was conducted using descriptive content analysis and thematic synthesis. According to the findings, this method emerged as a model that holistically integrates cognitive, affective, and psychomotor domain gains rather than merely teaching technical skills. In conclusion, it was established that creative drama is not merely a playful activity in physical education instruction but rather a pedagogical tool that helps students make sense of their physical movements, supports the socialization process, and facilitates the development of embodied cognition. Therefore, creative drama should be positioned at the center of the pedagogical process in physical education instruction. In teacher training programs, creative drama should be structured in alignment with a curriculum integrated with classroom management, inclusive education, and values education. To ensure the sustainability of this practice, teachers should be supported through leadership training based on creative drama. In terms of research, it is recommended that the field shift toward mixed-methods approaches incorporating longer-term qualitative designs rather than relying predominantly on short-term quantitative studies. Particular attention should be given to under-researched groups such as high school students, professional athletes, and participants in various sports disciplines. At the national level, collaborations with arts institutions will help ensure that creative drama becomes a sustainable and institutionalized pedagogical approach.
- MakaleAçık Erişim2026Afet Hazırlığında Stratejik Adım: Tunceli Merkez İlçesi Toplanma Alanlarının AHP ile Analizi
Ogedey, Aysenur
Tunceli, zorlu arazi yapısı ve sert iklim koşulları nedeniyle yaşamın güç olduğu bir bölgedir. Kar yağışlarının yoğun olduğu kış ayları ve düşük sıcaklıklar, engebeli topoğrafya ile birleşerek çeşitli afet risklerini artırmaktadır. Bu koşullar, bölgede afet ve acil durum yönetiminin özel planlama ve hazırlık gerektirdiğini göstermektedir. Bu çalışmada, Tunceli’deki toplanma alanlarının değerlendirilmesi amacıyla Çok Kriterli Karar Verme yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Süreci kullanılmıştır. Analitik Hiyerarşi Süreci, ana ve alt kriterler arasındaki önceliklerin belirlenmesine olanak sağlayarak afet yönetimi süreçlerinde karar vermeyi sistematik hâle getirmektedir. Analiz sonuçları, ana kriterler arasında en yüksek ağırlığa sahip faktörün “toplanma alanı güvenliği” olduğunu (0,707) ortaya koymuştur. Alt kriterler kapsamında ise “toplanma alanı özelliği” içinde “erişim ve tahliye kolaylığı” (0,559) ve “erişim” ana kriteri altında “tabela, kroki ve işaretleme ile yer belirleme” (0,550) öne çıkmaktadır. Bulgular, Analitik Hiyerarşi Süreci’nin Tunceli’de afet toplanma alanlarının güvenlik ve erişilebilirlik odaklı planlamasında etkili bir araç olduğunu göstermektedir. Çalışma, ayrıca afet yönetimi uygulamalarında bilimsel ve sistematik karar verme yöntemlerinin önemini vurgulamaktadır.
- MakaleYalnız künye2026Spor bilimleri fakültesi öğrencilerini öğrenim görmeye yönelten nedenler ve sosyalleşme taktiklerinin incelenmesi
Bulut, Mesut; Söyler, Didem Yavuz
Çalışma Fırat Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğrencilerini Öğrenmeye Yönelten Nedenler Ve Sosyalleşme Taktiklerinin İncelenmesi amacını taşımaktadır. Çalışmanın evrenini Fırat Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 1560 öğrenci oluştururken, örneklemi ise yapılan power analizi sonucuna göre tesadüfü yöntem ile seçilmiş 284 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmaya katılan öğrencilerin Öğrenmeye Yönelten Nedenler ve Sosyalleşme Taktiklerinin İncelenmesi amacıyla kişisel bilgi formu ve “Bogler ve Somech (2002) tarafından geliştirilen ve Özkan (2011) tarafından Türkçeye uyarlama çalışmaları yapılan “Yükseköğrenim Görme Nedenleri Ölçeği” (YÖGNÖ) ve “Sosyalleşme Taktikleri Ölçeği” (STÖ) kullanılmıştır.” İstatistiki program sayesinde oluşturulan frekans ve yüzde analizleri yapılıp, ikili gruplarda t testi, çoklu gruplarda ise varyans analizi (Anova), ayrıca gruplar arasındaki farklılıkları bulmada Tukey testinden yararlanılmıştır. Sonuç olarak; spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören öğrencileri öğrenmeye yönelten nedenlerde cinsiyet açısından incelendiğinde kadın öğrencilerin erkek öğrencilere oranla eğitsel açıdan daha çok öğrenmeye yöneldikleri görülürken, yaş değişkenine göre 23 yaşındaki öğrencilerin diğer yaş gruplarındaki öğrencilere oranla sosyalleşme düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin bölüm değişkine göre antrenörlük bölümü öğrencilerinin eğitsel nedenlerle, rekreasyon bölümü öğrencilerinin ise sosyal nedenlerden dolayı öğrenmeye daha çok yöneldikleri görülmüştür. Yine spor bilimleri fakültesi öğrencilerini öğrenmeye yönelten nedenler ve sosyalleşme taktiklerine yönelik korelasyon testine göre de orta düzeyde anlamlı bir ilişkiye rastlandığı tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2026Ekonomik Politika Belirsizliği ve Borsa Dinamikleri: BIST 100'den Elde Edilen Kanıtlar
Adli, Fatih
Küresel ekonomide son dönemlerde belirsizliklerin artması finansal ve ekonomik göstergeleri önemli ölçüde etkilemiştir. Bu çalışmanın amacı küresel ekonomik politika belirsizliğinin BIST100 üzerindeki etkisini incelemektedir. Ayrıca dolar endeksi ve altın değişkenleri model kapsamına dâhil edilmiştir. Bu çalışmada, Ocak 1997 – Ekim 2025 dönemini kapsayan aylık frekansta toplanmış 346 gözlemden oluşan veri seti kullanılmıştır. Değişkenlerin durağanlıklarını tespit edebilmek için ADF ve PP birim kök testi uygulanmıştır. Analizde verilerin farklı durağanlık seviyelerine sahip olmasından dolayı en uygun yöntem olarak ARDL sınır testi tercih edilmiştir. Ayrıca modelde değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisini ölçmek için Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Bu kapsamda elde edilen bulgulara göre değişkenler arasında uzun dönemde eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Uzun dönem katsayı analizi bulgularına göre ekonomik politika belirsizliği ile BIST100 arasında negatif yönlü ilişki elde edilmiştir. Granger nedensellik bulguları, ekonomik politika belirsizliğinden BIST100 endeksine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisinin bulunduğunu göstermektedir. Bulgular, ekonomik politika belirsizliğinin finansal piyasalar üzerindeki etkisini vurgulayan literatürü ampirik olarak desteklemektedir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Kültürel Coğrafyalarda Postkolonyalizmin İzdüşümü
Reyhanoğulları, Müslüm
Bu çalışma, kültürel coğrafya ile postkolonyal kuram arasındaki kuramsal ve kavramsal kesişim noktalarını dikkate alarak, söz konusu her iki alanın multidisipliner etkileşim bağlamında coğrafi bilgi üretimine nasıl katkı sunduğunu tartışmaktadır. Aynı zamanda kültürel coğrafyanın kuramsal sınırlarını genişleterek coğrafi düşünceye çoğulcu, tarihsel ve eleştirel bir yön kazandırmayı ve postkolonyal coğrafyanın kültürü, mekânsal üretimi ve yeri algılama biçimlerini tartışmayı amaçlamaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren beşerî coğrafyada yaşanan epistemolojik, metodolojik ve ontolojik değişimle birlikte kültürel coğrafya mekânın fiziki boyutunu inceleyen bir alt alan olmaktan çıkmış; kimlik, kültür, temsil, iktidar, söylem ve aidiyet gibi kavramlar etrafında şekillenen eleştirel bir yönelime evrilmiştir. Bu dönüşüm süreci; coğrafi bilginin ideolojik, söylemsel ve tarihsel bağlamlar içerisinde nasıl üretildiğine dair farkındalığın artmasını sağlamıştır. Postkolonyal yaklaşım ise bu süreçte sömürgecilik deneyimlerinin ve kolonyal söylemlerin mekânın kurgulanmasındaki rolünü sorgulayan kuramsal bir araç olarak yoğun bir ilgi görmüştür. Bu anlamda kuram, özellikle Avrupamerkezli bilgi yapılarının eleştirisi ve alternatif coğrafi epistemolojilerin inşası bakımından kültürel coğrafya alanına önemli katkılar sunmuştur. Bu bağlamda çalışma nitel araştırma yaklaşımıyla ve literatür taramasına dayalı olarak yapılandırılmış; söylem, temsil ve mekân ilişkileri postkolonyal perspektiften analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Bu doğrultuda kültürel coğrafyanın postkolonyal yaklaşımla kurduğu kuramsal bağın; günümüzdeki küresel eşitsizliklerin, kimlik politikalarının ve mekânsal adaletsizliklerin anlaşılmasına yönelik önemli bir eleştirel çerçeve sunduğu söylenebilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026A Critical Analysis of the Apprenticeship Discourse on the Workplace Experiences of Trainees Attending Vocational Training Centres
Gün, Servet
Vocational Training Centres (VTCs) are one of the two types of secondary-level training schools in Türkiye. As a result of a series of recent regulations VTCs enrolment has increased, and VTCs have been positioned as a significant player in vocational training to meet skilled or semi-skilled labour demand of different sectors. Over four hundred and twenty thousand students are currently attending the centres. Viewed as the best way to strengthen the link between vocational education and employment opportunities, VTCs have recently faced intense criticism for allegedly legitimizing child labour and causing child work-related homicides. As a result, VTCs has started to be questioned along with the paradigm on which they are based. To hear from the trainees themselves what exactly is going on in VTCs, a fieldwork was carried out. During the fieldwork VTCs in two different industrial zones (OSTİM and Şaşmaz) in Ankara were visited, and thirteen apprentices were interviewed by employing a qualitative method. In this framework the data were generated to analyze if this type of vocational training can be seen as a form of child labour and test the argument that work-related homicides are result from trainees themselves.
- MakaleAçık Erişim2026Aziz Nesin'in Çizgi Romanları Üzerine Bazı Değerlendirmeler
Cuşa, Hasan
Aziz Nesin, kaleme aldığı çizgi romanlarda toplumun aksayan yönlerini eleştirel bir üslupla dile getirir. Nesin, çizgi romanı edebiyat ile görselliğin birleştiği bir alan olarak görmüş; bu alanı özellikle bürokrasi, toplumsal adaletsizlik, sınıf farklılıkları ve gündelik hayatın çelişkilerini eleştirmek için kullanmıştır. Onun çizgi romanlarında mizah, basit bir eğlence unsuru değil; aksine düşündüren, eleştiren ve okuru toplumsal gerçeklerle yüzleştiren bir işleve sahiptir. Bu bağlamda Aziz Nesin’in çizgi roman anlayışı, mizah ile toplumsal eleştiriyi birleştiren ve görsel anlatıyı edebî bir ifade biçimine dönüştüren özgün bir anlatı türü olarak değerlendirilebilir. Bu çalışma Aziz Nesin’in çizgi romanlarını modern toplumun aksayan yönlerini görünür kılan eleştirel anlatılar olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Makalede, yazarın farklı mahlaslarla kaleme aldığı çizgi romanlarda bürokrasi, iktidar ilişkileri, medya söylemi, tüketim kültürü, ahlaki değerler ve liyakat gibi kavramların nasıl temsil edildiği ortaya konulmaktadır. Bu çerçevede çalışma, “Baba Mirası”, “Berber Nonoş”, “Deniz Aslanı” ve “Bilmem Ne Adası” adlı çizgi romanlarla sınırlandırılmış; söz konusu eserler üzerinden Aziz Nesin’in toplumsal eleştiri anlayışı değerlendirilmiştir. Çizgi romanlar, yalnızca olay örgüsü bakımından değil; görsel düzenleme, karakterlerin konumlandırılması, beden dili, mekân kullanımı ve mizahın işlevi açısından da incelenmiştir.
- MakaleYalnız künye2026BİST Sürdürülebilirlik Endeksinde Döngüsel Ekonomi Performansı: Yenilenebilir Enerji Sektörü Uygulaması
Çeviren, Seher Meral
Bu çalışmanın amacı, BİST Sürdürülebilirlik Endeksi yenilenebilir enerji sektöründe listelenen kuruluşların, iklim değişikliği ekseninde döngüsel ekonomi performanslarının karşılaştırmalı olarak analiz edilmesidir. Çalışmada, döngüsel ekonomi ile İklim Değişikliği Performans Endeksi (CCPI) boyutlarının bütünleştirildiği özgün bir model önerilmiştir. Araştırma kapsamında 2021-2024 yılları arasında BİST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde listelenen 11 yenilenebilir enerji kuruluşunun sürdürülebilirlik, entegre ve faaliyet raporları incelenmiştir. Karar probleminde temel alınan yedi kritere ilişkin veriler, içerik analizi yöntemiyle nicel hale getirilmiş; kriter ağırlıkları ENTROPİ yöntemiyle belirlenmiş ve performans sıralamasında ORESTE yönteminden yararlanılmıştır. Modelin sağlamlığı, ORESTE projeksiyon parametresinin (R = −1, R = 1, R = 2) farklılaştırıldığı kapsamlı bir duyarlılık analiziyle sınanmıştır. ENTROPİ sonuçları, en belirleyici kriterin 2021 yılında su tüketimi ve verimliliği, 2022–2023 yıllarında sera gazı emisyonu ve azaltımı, 2024 yılında iklim politikası olduğunu ortaya koymaktadır. Bu değişim, sektörün raporlama konusunda iklim yönetişimi odağına doğru kaydığına işaret etmektedir. ORESTE sıralamasına göre; 2021-2023 arasındaki dönemde ENERJİSA’nın, 2024 yılında ise AYDEM’in raporlama temelli döngüsel ekonomi performansının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Duyarlılık analizi, modelin R parametresine karşı yüksek düzeyde sağlam olduğunu doğrulamıştır. Araştırmanın bulguları, raporlama temelli bir performans değerlendirmesi niteliği taşıdığından, fiili çevresel sonuçları doğrudan temsil etmemektedir. Çalışma; yöneticilere iklim odaklı raporlama stratejisi geliştirmede, politika yapıcılara ise ESRS uyumlu zorunlu raporlama çerçevelerinin tasarımında yol gösterici nitelikte sonuçlar sağlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026İklim Krizi Çağında Nükleer Caydırıcılık: Stratejik İstikrar ve Kriz Dinamikleri
Durmuş, İrfan; Özbay, Sadi Özbay; Özek, Nesrin
Bu çalışma, iklim krizi ile nükleer caydırıcılık arasındaki ilişkinin mevcut literatürde hangi mekanizmalar üzerinden kurulduğunu ve hangi analitik boşlukların sürdüğünü incelemektedir. Makale, Web of Science, Scopus, TR Dizin ve DergiPark’ta 2003–2026 dönemini kapsayan Türkçe ve İngilizce yayınları temel alan şeffaf bir yarı-sistematik literatür taramasına dayanmaktadır. Nihai sentez korpusu 33 çekirdek çalışma ile kavramsal omurgayı kuran 10 kurucu/çerçeve metinden oluşmakta ve kaynaklar tür, rol ve kanıt ağırlığına göre sınıflandırılmaktadır. İnceleme, literatürün dört tema etrafında toplandığını göstermektedir: (1) nükleer altyapının iklim kaynaklı kırılganlıkları; (2) kriz yönetimi, komuta-kontrol ve yanlış hesaplama riskleri; (3) bütçe öncelikleri, jeopolitik rekabet ve yayılma dinamikleri; (4) nükleer savaşın iklimsel sonuçları ile adalet tartışmaları. Çalışma, iklim krizinin nükleer caydırıcılığı yalnızca üsler ve tesisler üzerinde yarattığı doğrudan etkilerle değil, stratejik çevreyi daha oynak, daha maliyetli ve daha siyasal hale getirerek dönüştürdüğü sonucuna ulaşmaktadır. Bulgular ayrıca literatürün altyapı odaklı, Batı merkezli ve ikinci dereceden siyasal etkiler bakımından sınırlı kaldığını göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Seasonal changes in oxidant and antioxidant biomarkers in liver and muscle of common carp (Cyprinus carpio) in Atatürk Dam Lake
Benzer, Fulya; Tepe, Rıdvan; Erisir, Mine; Turkoglu, Semra; Fırat, Özgür; Şahin, Ayse Gül; Sünbül, Muhammet Raşit; Örnekci, Gürel Nedim; Küçükyılmaz, Mehmet; Öz, Özden Barım
Seasonal investigations were conducted on 640 Cyprinus carpio specimens obtained through commercial fishing at four different stations (Gerger, Sitilce, Hosirge, and Samsat) in the Atatürk Dam Lake. MDA (malondialdehyde) levels were measured in the liver and muscle tissues of male and female fish; the results revealed a significant increase in MDA levels at stations exposed to point-source discharge. This indicates that pollution-induced oxidative stress in fish varies significantly across seasonal and regional scales. Among the stations compared, the lowest MDA values were detected in fish tissues from the Gerger station, while the highest values were recorded at the Sitilce and Hosirge stations. Analysis of SOD, GSH-Px, and GSH values across all stations showed that these parameters fluctuated in correlation with MDA levels thereby maintaining the oxidant-antioxidant balance. This study investigated seasonal and spatial variations in oxidative stress biomarkers in common carp (Cyprinus carpio) collected from four stations in Atatürk Dam Lake. A total of 640 specimens were analyzed for malondialdehyde (MDA), superoxide dismutase (SOD), glutathione peroxidase (GSH-Px), and reduced glutathione (GSH) levels in liver and muscle tissues. Results showed that MDA levels were significantly higher in fish collected from Sitilce and Hosirge stations, indicating elevated lipid peroxidation associated with point-source pollution. In contrast, the lowest MDA levels were observed at the reference station, Gerger. Antioxidant enzyme activities (SOD, GSH-Px, and GSH) exhibited tissue-, season-, and site-dependent variations, suggesting adaptive responses to oxidative stress. Overall, the findings demonstrate that anthropogenic pressures in Atatürk Dam Lake significantly alter the oxidant–antioxidant balance in fish, highlighting the usefulness of these biomarkers for environmental monitoring.
- MakaleAçık Erişim2026Türkiye-AB İlişkilerinde Yeni Model Arayışı Stratejik Ortaklık, Gümrük Birliği, Vize Serbestisi
Gemici, Eser; Yaman, Abdulsemet; Ercan, Murat
Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkiler, altmış yılı aşkın köklü geçmişine rağmen tam üyelik hedefinden uzaklaşarak stratejik çıkarlar temelinde yeniden şekillenmektedir. 1963 Ankara Anlaşması ile başlayan tam üyelik başvuru süreci mülteci krizi, Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti, Kıbrıs meselesi, demokratikleşme tartışmaları, insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularındaki farklılaşmalar nedeniyle çok boyutlu bir durgunluk yaşamaktadır. AB’nin çifte standartlı politikaları ile Türkiye’nin reform sürecindeki yavaşlama, taraflar arasında güven bunalımına yol açmış, üyelik sürecinin inandırıcılığını zedelemiştir. Buna rağmen ekonomik ve güvenlik alanlarında devam eden karşılıklı bağımlılık, ilişkilerin tamamen kopmasını engellemiş; taraflar, stratejik ortaklık, Gümrük Birliği'nin (1995) güncellenmesi ve vize serbestisi gibi alanlarda yeni iş birliği modelleri geliştirme arayışına yönelmiştir. Bu çalışma, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğinin tam üyelik paradigmasından uzaklaşarak esnek, çıkar temelli ve çok boyutlu bir stratejik ortaklık modeline dayalı bir zeminde mi ilerleyeceği sorunsalına odaklanmaktadır. Bulgular, AB’nin siyasi koşullara bağlı tutumu ve Türkiye’nin iç siyasal dinamiklerinin, ilişkilerin teknik düzeyde ilerlemesini kısıtladığını; buna karşın enerji arz güvenliği, göç yönetimi, ticaret ve bölgesel güvenlik gibi alanlarda ortak çıkarların iş birliğini kaçınılmaz hale getirdiğini göstermektedir. Sonuç olarak, Türkiye-AB ilişkilerinin sürdürülebilirliği karşılıklı güvenin yeniden tesisine, yapıcı diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesine ve reform sürecinin canlandırılmasına bağlıdır. Yeni dönemde, üyelik dışı ancak kurumsallaşmış, çok aktörlü ve karşılıklı faydaya dayalı bir stratejik ortaklık modelinin benimsenmesi önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026İleri Teknoloji İhracatı ve Ar-Ge Harcamasının Büyüme Üzerindeki Etkisi: G20 Ülkelerinden Kanıtlar
Pehlivan, Ceren
Küreselleşme sonrası atılan yenilikçi adımlar teknolojik gelişimin sağlanmasına ve yayılmasına olanak sağlamıştır. Birçok büyüme teorisinde dışsal olarak yer alan teknoloji değişkeni içsel bir değişken haline gelmiştir. Teknolojik gelişmeler neticesinde ülkeler dış ticarette rekabet gücü sağlamıştır. Dış ticarette yaşanan gelişmeler ürün çeşitliliğin artmasına da yol açmıştır. Ayrıca ekonomik anlamda katma değer oluşmasıyla büyüme oranlarında da iyileşmeler yaşanmaya başlamıştır. Bu çalışmada G20 ekonomileri için bir analiz yürütülmüştür. Çalışmada 2000-2022 yılları baz alınmıştır. Yıllık veriler kullanılarak panel analizi yapılmıştır. İleri teknoloji ihracatı, Ar-Ge harcaması ile büyüme arasındaki ilişki hem teorik hem de ampirik olarak araştırılmıştır. Yapılan panel analizi sonucunda G20 ülkeleri genelinde ileri teknoloji ihracatı ve Ar-Ge harcamalarının büyüme üzerinde pozitif bir etkisi olduğu belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2026Galata kulesi mehterleri
Altı, Aziz
Osmanlı Devleti’nin resmi müzisyenleri olan mehter takımı 1826 yılında lağvedilene kadar görevlerini ifa etmişlerdi. Savaş ve barış gibi her ortamda müziklerini icra eden mehterler İstanbul’un farklı noktalarında teşkilatlanmışlardı. Bu yerlerden birisi de tarihi yarımada da yer alan ve şehri görebilecek hâkim bir noktada bulunan Galata Kulesi idi. Başlangıçta Cenevizliler tarafından güvenlik gerekçesiyle inşa edilen Galata Kulesi, İstanbul’un Osmanlı Devleti’nin egemenliğine geçmesiyle farklı amaçlara hizmet etmiş ve 1715 yılında ise mehterlere tahsis edilmişti. 1715 senesinde kuleye yerleştirilen mehterler yedi kişiden oluşuyordu. Mehterler arasında tablcı (davulcu), zurnacı ve nakkareci ile birlikte bir de onları idare edecek mehterbaşı bulunuyordu. Mehterler günlük on beş akçe, mehterbaşı ise yirmi akçe almaktaydı. Teşkil edilen bu yeni mehterhaneye müzik aletleri devlet tarafından temin edilmişti. Günün belli zamanlarında rutin olarak mehterlerini çalan Galata Kulesi mehterlerinin müzik aletlerinin iki senede bir değiştirilmesi kanundu. Ancak vesikalar ışığında bu kurala pek riayet edilmediği görülmektedir. XVIII. yüzyılın sonlarında Galata kulesindeki mehterhaneye büyük davul olarak adlandırılan kös konulmuştu. Böylece Galata kulesi mehterleri sultanın hakimiyetinin sembolize edilmesi, günün vakitlerinin duyurulmasının yanı sıra kuleye konulan bu kös ile olası İstanbul yangınlarını önleme amacına da hizmet etmişti. Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda kaleme alınan bu çalışmada; Galata kulesi mehterlerinin ihdası, ücretleri, atamaları ve hizmetleri ortaya konulmaya çalışılacaktır.
- MakaleAçık Erişim2026Osmanlı’da Nevzuhur Bir Endüstri: II. Abdülhamid Devrinde Gazoz Sektörü ve Üretimde Tağşiş Meselesi
Alp, Ruhat
II. Abdülhamid devrinde gazoz üretiminde endüstriyel bir aşamaya geçiş noktasında çok önemli adımların atılmasıyla, Osmanlı topraklarında modern gazoz sektörü doğmuştur. Öte yandan fabrikasyon üretimin yol açtığı muazzam rant, üreticileri zaten insanlığın kadim bir meselesi olan gıda tağşişine karşı daha istekli bir hale getirmiş; kimyasal katkı maddeleri gibi yapay gıda teknikleriyle, bugün bile hala güncel bir mesele olan gıda terörü küresel, çok boyutlu ve karmaşık bir hale gelmiştir. Söz konusu olgu, başta gazoz olmak üzere gazlı içecekler sektöründe dahi tüm boyutlarıyla hayatî bir mesele olarak ortaya çıkmıştır. Sorunun çözümü noktasında, Abdülhamid bürokrasisi tarafından dönemin teamüllerine de uygun bir şekilde, modern ve akılcı bir sağlık ve hijyen politikası ışığında, gerekli kurumsal, hukukî, teknik, maddî ve ilmî düzenlemeler yapılmaya çalışılmıştır. Bu durum Osmanlı Devleti’nin gazoz sektöründe modern kapitalist üretim sistemlerine uygun hareket etmesini ve üretici faaliyetlerinin kamu sağlığına uygun olup olmadığına dair bir teftişi zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda bu makale, II. Abdülhamid devrinde gazoz sektörünün halihazırını, endüstrileşmeye yönelik girişimleri, üretimde gerçekleştirilen tağşiş faaliyetlerini ve devletin modern, faydacı ve yenilikçi bir sağlık konsepti üzerinden bu faaliyetleri engelleme çabalarını konu edinmektedir. Mezkûr dönemde bu temaya yönelik veriler, arşiv belgeleri ışığında ortaya konulmaya çalışılmıştır. İmtiyaz sözleşmelerinin de rehberliğinde kamu sağlığı merkezli endüstrileşme çabaları çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Yaşlılarda Telesağlık ve Teletıp Uygulamalarının Sistematik İncelenmesi
Baş, Kazım
Bu araştırmanın amacı, 1998-2024 yılları arasında yayınlanmış eserlerden yararlanılarak yaşlı bireylerde telesağlık ve teletıp uygulamalarının sistematik olarak incelenmesidir. Sistematik derleme türü olan bu çalışmada, evrenden örneklem grubuna dahil edilen kaynakların belirlenmesinde PRISMA-ScR raporlama kılavuzu temel alınmıştır. Araştırma kapsamında, yaşlı bireylerde telesağlık ve teletıp uygulamalarını ele alan ve araştırmanın modeli ile amacına uygunluk gösteren 230 eserden 60 tanesi örneklem grubunu oluşturmuştur. Dijitalleşme uzaktan sağlık hizmetlerinin sunumunu mümkün hale getirmiştir. Dijitalleşmenin sağlık hizmetlerindeki örnekleri arasında elektronik sağlık kayıtları, web ve mobil uygulamalar, teletıp, yapay zeka teknolojileri, giyilebilir cihazlar, otomatik sağlık iş akışları, öngörücü analizler ve dijital hasta etkileşimi gibi yenilikçi çözümler yer almaktadır. Bu kapsamda telesağlık ve teletıp uygulamalarının hastaların tıbbi bakımında yaygın bir şekilde kullanıldığı görülmektedir. Özellikle kronik ve yaşlı hastaların izlenmesi, hastalara danışmanlık ve bakım verilmesi gibi durumlarda teletıp uygulamalarına başvurulmaktadır. Yaşlılar için teletıp uygulamaları; yaşam bulgularının ölçümü ve izlenmesi, etkileşimli sistemler ve sağlık personeliyle doğrudan iletişimi sağlayan uygulamaları kapsamaktadır. Son yıllarda, yaşlı nüfusun artan sağlık sorunlarının çözümünde telesağlık ve teletıp uygulamaları sağlık politikalarının önemli bir bileşeni haline gelmiştir. Bu hizmetler maliyet etkinliği, sağlık ve sosyal bakım hizmetlerine erişim kolaylığı nedeniyle yaşlı sağlığının desteklenmesinde önerilmektedir. Bu hizmetlerin, etkili ve verimli yürütülebilmesi için sağlık politika yapıcıları, devlet ve geniş toplum kesimleri, sağlık hizmeti sunan kurumlar, sağlık çalışanları ve sosyal güvenlik ile sigorta kurumlarının iş birliği içinde hareket etmeleri önemlidir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Aşağı Kaleköy Barajında Heyelan Nedeniyle Oluşan Göçme Mekanizmasının Araştırılması ve Heyelan Önleme Tedbirleri
Şen Erdem, Özlem; Tan, Dilek Elif
Heyelanlar, doğal kaynaklı afetler içerisinde önemli bir yere sahiptir ve özellikle eğimli arazilerde meydana gelen bu olaylar, ciddi ekonomik ve çevresel zararlara yol açmaktadır. Türkiye’nin jeolojik yapısı, bu tür afetlere olan duyarlılığı artırmakta ve heyelan riskinin yönetilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada, Bingöl ili sınırlarında yer alan Aşağı Kaleköy Barajı’nda meydana gelen heyelan olaylarının mekanizmaları incelenmiş ve bu heyelanı önleme amacıyla ortaya konulabilecek iyileştirme tekniği araştırılmıştır. Araştırma kapsamında, baraj alanındaki heyelan bölgelerinden elde edilen veriler ışığında, dinamik ve statik durumlar için güvenlik katsayıları hesaplanmıştır. Arazi çalışmaları sırasında yapılan ölçümler ve jeoteknik analizler sonucunda, heyelanın meydana geldiği bölgelerdeki zemin parametreleri, kayma yüzeylerinin konumları ve bu yüzeylerin stabilite durumları değerlendirilmiştir. Kullanılan limit denge ve sonlu elemanlar yöntemleriyle zemin stabilitesine yönelik analizler gerçekleştirilmiş ve sonuçlar doğrultusunda öneriler geliştirilmiştir. Analiz sonuçları, heyelanlı bölgelerde drenaj sistemlerinin ve yamaç düzenlemelerinin etkin bir şekilde uygulanması gerektiğini göstermiştir. Özellikle, kaya ankraj sistemleri, fore kazıklar ve istinat duvarları gibi mühendislik çözümleri, heyelan riskinin azaltılmasında etkili olmuştur. Ayrıca, heyelan sonrası şevlerde meydana gelen deformasyonların kontrol altına alınabilmesi için yamaç geometrisinin yeniden düzenlenmesi önerilmiştir. Bu çalışma, Aşağı Kaleköy Barajı özelinde heyelan mekanizmalarının anlaşılmasına ve bu tür afetlerin önlenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesine katkı sağlamaktadır. Çalışmada elde edilen bulgular, diğer baraj ve benzer eğimli arazilerde heyelan riski yönetimi açısından da yol gösterici olabilecek niteliktedir.
- MakaleAçık Erişim2026Effect of Source Parameter Variability on RVT-Based Site Response Analysis: A Case Study for the Aegean Region of Türkiye
Icen, Abdullah
This study investigates the influence of source parameter variability specifically stress drop and anelastic attenuation on site response analysis using the Random Vibration Theory (RVT) framework. Site amplifications were computed for a representative site in the Aegean region of Türkiye using four different source parameter sets based on regional literature. A single set of randomized Vs profiles was used to account for subsurface variability, while varying source models enabled the evaluation of epistemic uncertainty in site amplification. The epistemic uncertainty associated with source parameters, expressed as τsource, peaks at approximately 0.04 s, reflecting the sensitivity of high-frequency site response to stress drop and attenuation. The study provides a regionally calibrated quantification of source-parameter-driven epistemic uncertainty for the Aegean region. The findings emphasize the need to account for source-related uncertainty in seismic hazard assessment. Unlike most previous RVT-based studies, this work explicitly isolates and quantifies the effect of stress drop and attenuation on site amplification, highlighting a novel contributor to epistemic uncertainty. Future work should incorporate Monte Carlo simulation of source parameters to support PSHA applications.
- MakaleAçık Erişim2026Mekânın Kutsallaşması; Tunceli’nin Dini Ziyaret Yerleri İle Coğrafi Fenomenlerin İlişkisi
Çılğın, Zeynel; Kırboğa, Onur; Güner, Bülent
Antik dünyanın animistik inanışlarından günümüze doğaya ait pek çok unsur, inançlar içerisinde değişen önemlerde kendisine yer bulmuştur. Güneş, ay, yıldızlar gibi göksel kültler ile yükseklik, dağ gibi topografik kültler ve su kültü en yaygın doğal dini temalardır. Zamanla doğa / mekân ayrılmaz biçimde inanç ile bütünleşmiş ve coğrafi mekânın bazı bölümleri kutsiyet kazanmıştır. Bir yeryüzü parçasının kutsal kabul edilmesi genellikle karma-şık bir süreç olmamakla birlikte pek çok nedenle ilgilidir. Dolayısıyla mekân içinde kutsalın kapsamı çok geniştir. Kutsal şehirler, kutsal dağlar, kutsal yapılar, kutsal nehirler, kutsal mağaralar, kutsal mezarlar bunlardan bazılarıdır. Alevî inancı içerisinde doğal kültler oldukça belirgindir. Doğa bütü-nüyle kutsaldır ve dini kişiliklerle de ilişkilidir. Nitekim Tunceli’de yaygın inanış olan Alevîlik inancında doğaya ait pek çok öge bulunmaktadır. Özellikle dini ziyaret yerleri ile coğrafi mekân ve doğal çevre arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Nitekim Tunceli’deki ziyaret yerlerinde, “sıra dışı”,“olağanüstü” ve “benzersiz” olarak yorumlanabilecek coğrafi fenomenlere sıkça rastlanmaktadır. Bu coğrafi olağanüstülük algısı, zaman içinde ilahi bir iz ve “alamet” olarak değerlendirilmiştir. Tunceli heybetli dağları, derin vadileri, coşkun akarsuları ile hayranlık uyandırıcı zengin coğrafi / topografik varlıklara sahiptir. Böylelikle doğada ilahi olanla insanı buluşturduğuna inanılan hiyerofanik yapılar ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, ülkemizde coğrafi mekânla kutsalın etkileşimi üzerine coğrafya perspektifiyle yapılan ilk çalışmalardan biridir. Çalışmanın amacı, Tunceli’deki ziyaretgâhların coğrafi çevre özelliklerini dikkate alarak, bu yerlerin kutsallık kazanmasında coğrafi fenomenlerin ve doğal çevre özelliklerinin etkisini araştırmaktır. Çalışmanın ilk bölümünde nazari çerçeve oluşturulmuş, ikinci bölüm arazi gözlem ve inceleme yöntemiyle toplanan verilerin değerlendirilmesine ayrılmıştır. Ayrıca ziyaret yerleri haritalandırılmış ve fotoğraflandırılmıştır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Gülme teorileri bağlamında ali aga’nın fıkraları
Ekici, Muhammet Faruk; Çetindağ Süme, Gülda
Türk milletinin sözlü kültür ürünleri, Türk’ün tarihî seyre dâhil olduğu günden bugüne varlığını korumuş, kolektif bilincin salt unsurlarını asırlar ve nesiller arasında taşıyan bir köprü işlevi üstlenmiştir. Bu sözlü geleneğin ürünlerinden biri fıkralardır. Fıkralar genel olarak belli tipler ekseninde ortaya çıkmıştır. Söz konusu fıkra tiplerinden biri de farklı bir dünya görüşüne sahip olan ve bunu fıkralarına açıkça yansıtan Tonyalı Ali Aga’dır. Bu çalışmada, Türk fıkralarıyla ilgili yapılan tasnif değerlendirmeleri hakkında kısaca bilgi verildikten sonra mahalli bir fıkra tipi örneği olan, Trabzon’un Tonya ilçesinde yaşamış ve dünyaya burada veda etmiş Ali Uzun’un hayatı tanıtılmıştır. Çalışmada, Ali Uzun’un Türk fıkra tipleri içerisindeki yeri belirtildikten sonra onun çeşitli sözlü kaynaklardan mülakat yöntemiyle derlenen fıkraları üstünlük, uyumsuzluk ve rahatlama gibi gülme teorileri açısından incelenmiştir. Bu sayede, Karadeniz insanının hayata bakışına ve mizahi unsurlarla örülü yaşamına ayna tutan Ali Aga, Türk mahalli fıkra tiplerinden biri olarak fıkralarıyla literatürdeki yerini almış olacaktır.

















