Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025
    Tarihi Yapıların Korunması Kapsamında Taşıma Yöntemini Tunceli İlindeki Çelebiağa ve Sungurbey Camileri Üzerinden Yeniden Düşünmek

    Dalkılıç, Neslihan; Güngör, Gizem Nur

    Tarihi yapıların taşınması, koruma biliminin fiziksel ve bağlamsal bütünlük ilkeleri çerçevesinde tartışılan ve uygulanan önemli bir yöntemdir. Bu çalışma, Keban Barajı kurtarma projesi kapsamında 1960’lar ve 70’lerde taşınan taşınan Pertek Çelebiağa ve Sungurbey Camileri’ni, koruma ve restorasyon ilkeleri çerçevesinde ele alarak incelemektedir. Çalışmada, yapıların taşınma süreçleri detaylı arşiv araştırmaları, saha gözlemleri ve malzeme analizleri yoluyla değerlendirilmiş; taşınma sonrasında özgünlük, bütünlük ve bağlam kavramlarının nasıl etkilendiği analiz edilmiştir. Her iki caminin taşınmasında, temel mimari unsurlar büyük ölçüde korunmuş, özgün malzemelerin yeniden kullanımı öncelikli hedef olmuştur. Bununla birlikte, taşıma sırasında zarar gören veya eksik olan bölümlerde yeni malzeme kullanımına başvurulması, malzeme kaybının minimize edilmesi ve özgün yapım tekniklerine uygun restorasyon uygulamalarının gerekliliğini ortaya koymuştur. Taşıma öncesinde gerçekleştirilen detaylı belgeleme çalışmaları ve malzeme numaralandırma süreçleri, yapıların yeniden inşasında büyük önem taşımış, bu süreçte bağlam ve mekânsal yerleşim ilkelerine uygunluk sağlanmıştır. Yapıların taşınmalarının üzerinden geçen yarım asırlık süreçte, özgün işlevlerini koruyarak kent dokusuna entegrasyonu, taşınma uygulamalarının koruma bilimindeki çok yönlü etkilerini ortaya koymaktadır. Çalışma, taşımaların yalnızca son çare olarak başvurulması gerektiği ilkesini desteklerken, bu süreçlerin planlama, belgeleme ve uygulama aşamalarında koruma ve sürdürülebilirlik ilkelerine bağlı kalınmasının önemini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, Çelebiağa ve Sungurbey Camileri’nin taşınma süreci, kültürel mirasın korunmasına yönelik bilimsel ve teknik yaklaşımlara değerli bir katkı sunmaktadır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Görünmeyeni görmek: âşık veysel’in şiirlerinde fenomenoloji

    Ekici, Muhammet Faruk

    Âşık Veysel’in şiirleri fenomenolojik açıdan incelendiğinde bu şiirlerde insan varoluşunun özünü anlamlandırma ve sorgulama çabasının varlığı görülmektedir. Bu makalede, Âşık Veysel’in şiirleri fenomenolojik olarak analiz edilip insan varoluşunun anlamlandırılmasına yönelik detaylı bir okuma sunmak amaçlanmaktadır. “Uzun İnce Bir Yoldayım”, “Benim Sadık Yârim Kara Topraktır”, “Dostlar Beni Hatırlasın”, “Beni Hor Görme Kardeşim”, “Sen Bir Ceylan Olsan Ben de Bir Avcı”, “Dünyada Tükenmez Murat Var İmiş” ve “Bu Dünyayı Kuran Mimar” şiirleri; varoluş, ölüm, zaman, doğa ve öz gibi temalar çerçevesinde incelenmiştir. Çalışmada Edmund Husserl ve Maurice Merleau-Ponty’nin fenomenoloji kuramları temel alınarak betimleyici ve yorumlayıcı analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu şiirlerde bilinç, geçicilik, yönelimsellik, öznelerarasılık ve beden-fenomen ilişkisi çerçevesinde çözümlemeler yapılmıştır. Ayrıca bireyin yaşamla, ölümle ve toplumla kurduğu ilişki fenomenolojik açıdan yorumlanmıştır. Sonuç olarak Âşık Veysel’in şiirlerinin bireysel deneyim ile kolektif bilinç arasında bir köprü kurduğu; bireyin yaşam, ölüm, doğa ve toplum ile ilişkisini aydınlatmada önemli bir işleve hizmet ettiği görülmüştür. Bu çalışma, halk edebiyatı ürünlerinin çağdaş düşünce sistemleriyle nasıl analiz edilebileceğine dair özgün bir örnek teşkil etmekte ve halk bilimi alanında fenomenolojik yönteme dayalı incelemelere katkı sağlamayı hedeflemektedir.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Profesyonel Doğal Vücut Geliştiricilerinden Diyafram Kalınlığının 1RM Kuvvetine Etkisi

    Yılmaz, Coşkun; Kavuran, Korhan; Çelikel, Baha Engin; Soylu, Hakan Hüseyin; Demir, Alper; Sezer, Süreyya Yonca

    Profesyonel doğal vücut geliştirmeciler üzerinde yapılan çalışmalarda farklı antrenman yüklerinin performans üzerindeki olumlu etkileri iyi bilinmesine rağmen, diyafram kas kalınlığının 1RM kuvvetini nasıl etkilendiği belirsizdir. Çalışmanın amacı, diyafram kas kalınlığının profesyonel doğal vücut geliştiricilerde tek tekrar maksimal kuvveti (1RM) ile ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmaya ulusal ve uluslararası yarışmalara katılmış aktif spor yapan 15 profesyonel doğal vücut geliştirici dâhil edilmiştir. Deneklerden solunum fonksiyon testleri, 1RM ve diyafram kas kalınlık ölçümleri alınmıştır. Elde edilen verilerin analizleri SPSS 25 istatistik paket programı ile hesaplanmıştır. Çalışmada 1RM değeri ile FVC, FEV1 ve PEFmax parametreleri ile pozitif anlamlı yüksek ilişki olduğu tespit edildi. FEV1/FVC oranı ile negatif düşük düzeyde bir ilişki tespit edildi. 1RM ile dinlenme, ekspirasyon ve inspirasyon evrelerinde diyafram kas kalınlığı ile pozitif orta düzeyde bir ilişki tespit edildi. Sonuç olarak, bu çalışma, diyafram kas kalınlığının vücut geliştirme antrenmanlarında 1RM performansı ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle, diyafram kasının sadece solunumu destekleyen bir kas olarak değil, aynı zamanda intra-abdominal basıncı optimize ederek güç üretimine katkı sağlayan bir kas olarak da değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Alevi-Bektaşi Şiirinde Zıtlıkların Birliği: İman ve İnançsızlık

    Ekici, Muhammet Faruk

    İslam’da birbirine karşıt anlamları ifade eden küfür ve iman kavramları, Alevi-Bektaşi şiirinde bir bütünün parçaları olarak değerlendirilmiştir. Öyle ki bu şiirlerde küfrün imana dönüştüğünü bile görmek mümkündür. Bu çalışmanın amacı, Alevi-Bektaşi şiir geleneğinde “küfrün iman olması” paradoksunun tasavvufi, kültürel ve edebî boyutlarını analiz etmektir. Makalede, Alevi-Bektaşi şiirinde “küfrün imana dönüşmesi” konusu tasavvufi, kültürel ve edebî yönleriyle ele alınmıştır. Bu çerçevede, küfür ve iman kavramlarına yeni anlamların nasıl kazandırıldığı tasavvufi düşüncenin temel kavramları olan vahdet-i vücut, zıtların birliği ve batıni yorum geleneği çerçevesinde açıklanmıştır. Alevi-Bektaşi şiirinde küfrün imana dönüşmesi Şah Hatayi, Nesimi, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal ve Virani gibi Alevi-Bektaşi şairlerinin şiirleri üzerinde gösterilmiştir. Çalışmada, literatür taraması yöntemi kullanılarak küfür ve iman kavramlarının geçtiği şiirler tespit edilmiştir. İslami gelenekteki küfür ve iman ayrımı, tasavvufta bu kavramların nasıl bütünleştiği ve Alevi-Bektaşi şiirinde nasıl yorumlandığı karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Değerlendirmeler, klasik İslam düşüncesi ve tasavvufun temel öğretileri çerçevesinde yapılmıştır. Araştırma sonucunda, Alevi-Bektaşi şiirinde küfrün iman olması konusunun bireyin içsel dönüşümünü ve hakikate ulaşma sürecini simgelediği görülmüştür. Bu yaklaşım, inancın dışsal ritüellerden öte derin bir manevi yolculukla tamamlandığını göstermektedir. Çalışma, Alevi-Bektaşi şiirindeki derin tasavvufi yapıyı keşfedip anlamaya katkı sağlamayı; halk bilimine ve tasavvufa dair bilimsel çalışmalar için yeni perspektifler kazandırmayı da amaçlamaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Macroeconomic determinants of food inflation in Türkiye: Empirical evidence from RALS-based time series analysis

    Sarı, Sacit

    This study aims to analyse the macroeconomic determinants of food price inflation in Türkiye using monthly data for the period 2015:01–2025:03. Fluctuations in food prices have significant impacts, particularly on the quality of life and food security of low-income households. In this context, food price inflation is used as the dependent variable. In contrast, the agricultural input price index, commercial loan interest rate, exchange rate, and oil prices are employed as explanatory variables. The stationarity properties of the series are examined through the Zivot-Andrews test and the RALS- LM test with structural breaks. The presence of a long-run cointegration relationship among the variables is tested using the RALS-EG test, and long-run coefficients are obtained via the DOLS method, which addresses endogeneity and serial correlation by augmenting the levels equation with leads and lags of first differences. Empirical findings suggest that agricultural input prices, interest rates, and exchange rates have a positive and significant impact on food inflation. Based on the results, reducing agricultural production costs, expanding the availability of low-interest farm loans, and effectively managing energy subsidies are critical to controlling food inflation. Anahtar Kelimeler:

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Ebe ve Hemşirelerin Mizah Algıları ile Problem Çözme Becerileri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Kesitsel Çalışma

    Şeker, Sevda Arslan; Alp Dal, Nursel

    Amaç: Bu araştırmanın amacı, katılımcıların kullandıkları mizah tarzlarının ve problem çözme becerilerinin sosyodemografik özellikler açı- sından farkl ılıkları ile bu iki de ğişken aras ındaki ili şkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntemler: Kesitsel tanımlayıcı nitelikteki bu araştırmanın ve- rileri 95 ebe ve hemşire ile Tanıtıcı Özellikler Formu, Mizah Tarzları Öl- çeği ve Problem Çözme Envanteri (PÇE) kullanılarak toplanmıştır. Veriler, araştırmacılar tarafından Temmuz-Aralık 2019 tarihleri arasında yüz yüze toplanmıştır. Verilerin de ğerlendirilmesinde Kolmogorov-Smirnov nor- mallik testi, Mann-Whitney U Analizi, Kruskal-Wallis Testi, Spearman’s Rho Korelasyon Analizi kullan ılmıştır. Bulgular: Katılımcıların mizah tarzları sırasıyla Katılımcı Mizah (39,96±8,65), Kendini Geliştirici Mizah (36,62±9,36), Kendini Y ıkıcı Mizah (25,46±8,78) ve Sald ırgan Mizah (18,38±5,66) alt boyutlar ı şeklinde sıralanmıştır. Problem çözme stilleri açısından, PÇE puan ortalaması 83,14±17,47’dir. PÇE toplam puanı ve De- ğerlendirici Yakla şım alt boyutu puan ortalamas ı ile Kat ılımcı Mizah (r=-0,270, p=0,008) ve Kendini Geli ştirici Mizah (r=-0,281, p=0,006) alt boyutları arasında anlamlı negatif ilişki bulunmuştur. Düşünen Yaklaşım ve Kendine Güvenli Yaklaşım alt boyut puanları ile Kendini Geliştirici Mizah arasında negatif yönde dü şük düzeyde ili şki (r=-0,273, p=0,008) saptan- mıştır. Aceleci Yaklaşım alt boyutu ile Katılımcı Mizah (r=0,205, p=0,046) arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edil- miştir. Sonuç: Araştırmada, katılımcıların daha sık olumlu mizah tarzları kullandığı, olumsuz mizah tarzlar ını ise orta düzeyde kulland ıkları gö- rülmüştür. Ayrıca, olumlu mizah tarzlar ını daha fazla kullanan bireylerin problem çözme becerilerinin daha yüksek oldu ğu belirlenmiştir. Bu bul- gular, mizahın problem çözme becerilerini geliştirme açısından önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir. Sağlık profesyonellerinin iletişim ve problem çözme becerilerini güçlendirmeleri için olumlu mizah tarzlar ını destekleyici stratejiler geliştirilmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Evolution of digital marketing campaigns with artificial intelligence and machine learning: Analysing success prediction capabilities

    Cevher, Muhammed Fatih; Gülter, Erkan

    This study aims to investigate the predictive capabilities of machine learning algorithms in forecasting the success of digital marketing campaigns. In addition, the study aims to evaluate the performance of machine learning algorithm classification models and to determine which classification model is more effective in making this prediction. In this direction, a classification analysis was performed with machine learning algorithms using a dataset of 10,001 digital marketing campaigns obtained from the Kaggle platform. The study's theoretical background is based on Attribution Modelling, the Technology Acceptance Model, Incremental Response Modelling, and the Diffusion of Innovations Theory. As a result of the analysis, it was revealed that the success prediction capabilities of machine learning algorithms for marketing campaigns are pretty high. In the study comparing the success prediction abilities of machine learning models, the Gradient Boosting model demonstrated the highest success prediction ability (93.31%). In comparison, the Logistic Regression model has the lowest predictive success rate (53.36%). The findings revealed that machine learning algorithms should be more widely incorporated into the marketing literature and that businesses can run more successful and efficient campaigns by utilising machine learning models in their marketing efforts.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    The relationship between quiet quitting and turnover intention in nurses: A systematic review and meta- analysis

    Sezgin, Eray Ekin

    Although some recent research has shown a positive association between quiet quitting and turnover intention among nurses, a thorough systematic review on this topic has yet to be conducted. Addressing the gaps in this area will provide a clearer understanding of the dynamics influencing nurses' turnover intentions and shed light on the development of future preventive strategies. This meta-analytic review aimed to integrate and critically assess the relationship between quiet quitting and turnover intention among nurses. All studies had a cross-sectional design and were conducted from 2023 onwards. A comprehensive search of six databases, including ScienceDirect, Medline, JSTOR, ProQuest, Scopus, and Web of Science, was conducted to gather empirical studies for this meta-analytic research. The results indicated a moderate, positive relationship between quiet quitting and turnover intention (r = 0.40, p < 0.0001). Furthermore, the overall effect size showed consistency, and the heterogeneity level (I² = 94.7%) was considered within acceptable thresholds. Further in-depth research is required to gain a clearer understanding of how quiet quitting influences turnover intention. To prevent quiet quitting, nursing managers should establish clinical guidelines and support programs that promote nurses' professional development and enhance their job satisfaction and commitment to the profession. In this way, nurses can achieve more satisfaction and motivation in their workplaces, and thus their turnover intentions can be reduced.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Security and Performance-Based Design and Evaluation Criteria for Cryptographic Random Number Generators

    Erdem, Ebubekir; Garipcan, Ali Murat

    This study comprehensively examines security and performance-oriented selection and evaluation criteria for Random Number Generators (RNGs) used in cryptographic applications. The study analyzes the fundamental differences between Pseudo Random Number Generators (PRNGs) and True Random Number Generators (TRNGs). Within the scope of these analyses, entropy sources, statistical characteristics, and performance metrics, as well as their effects on security, are evaluated. The ability of TRNGs to meet high security requirements thanks to their hardware-dependent structures is compared with PRNGs, which offer software-based and low-cost solutions. The study evaluates various criteria ranging from minimum entropy tests to space and energy requirements. It also highlights the fundamental challenges encountered in the design and implementation of RNGs in cryptographic systems. Additionally, the fundamental security requirements encountered in RNG design and how these requirements can be met in practice are discussed in detail. In this context, PRNGs, TRNGs based on physical processes, and hybrid RNG designs are analyzed. The advantages and disadvantages of these different design paradigms are then presented in a comparative manner. In conclusion, this study delivers a framework that unifies security, performance, and design considerations for RNGs, setting a benchmark for future cryptographic research. As a result, this framework forms the foundation for the next generation of secure, efficient, and scalable cryptographic systems.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Regional Variations in the Physical and Rheological Properties of Asphalt Binders Recovered from Earthquake-Damaged Roads Following the February 6, 2023 Türkiye Earthquakes

    Furtana, Beyza

    This study investigates the physical and rheological properties of asphalt binders recovered from earthquake damaged road sections in Hatay, Kahramanmaras, Gaziantep, and Malatya following the February 6, 2023, earthquakes in southern Türkiye (Mw = 7.8 and Mw = 7.5). Asphalt mixture samples were collected from severely deteriorated pavements, and bitumen was extracted through solvent extraction and rotary evaporation. The recovered binders were subjected to penetration, softening point, rotational viscosity, and Dynamic Shear Rheometer (DSR) tests to evaluate aging, stiffness, high-temperature performance, and viscoelastic behavior. Results revealed significant regional differences: Hatay binders exhibited the lowest penetration, highest softening point, highest viscosity, and the greatest rutting resistance (high G*/sinδ values) while maintaining lower phase angles, indicating enhanced stiffness and elasticity. In contrast, Kahramanmaras binders showed the highest penetration, lowest softening point, and lower viscosity, combined with high phase angles, reflecting a softer, more viscous character with reduced deformation resistance. Malatya and Gaziantep binders displayed intermediate characteristics, with Malatya showing moderate stiffness and Gaziantep retaining greater flexibility. Across all samples, viscosity decreased markedly with increasing temperature, and rutting resistance diminished at higher service temperatures; however, binders with higher initial G*/sinδ values retained better performance. The findings highlight the influence of regional seismic intensity, climatic conditions, and pavement history on binder behavior and emphasize the need for region-specific maintenance and rehabilitation strategies in post-disaster pavement management.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2025
    “Okul Sosyal Hizmeti”: Uygulayıcı Görüşlerinden Derinlemesine Bir Analiz

    Akgül, Ceylan Sülü

    Çalışmada okul sosyal hizmeti uygulamasının kapsamı, bu alanda deneyim sahibi olan uzmanların saha deneyimlerini aktarması ile incelenmiştir. Bu bağlamda sosyal hizmet uzmanlarının, okul sosyal hizmeti kapsamındaki saha deneyimleri, karşılaştıkları güçlükler, sundukları hizmetlerin etkinliği ve önemi, hizmetin geliştirilmesi ve uygulanabilir olmasına dair önerileri nitel araştırma yöntemi kullanılarak betimsel ve içerik analizi yoluyla Maxqda 2024 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sekiz sosyal hizmet uzmanı ile derinlemesine yapılan görüşmelerde; çocuk-aile-okul ve diğer kurumlar ile işbirliği içerisinde, eğitim, seminer, atölye çalışmaları, öğrencilerin akademik başarısı ve okula devamına yönelik faaliyetler, düzenli ve sık biçimde yapılan ev ziyaretleri, çocuğun üstün yararı için uygulanan tedbir kararları neticesinde elde edilen çıktı ve geri dönütlere ek olarak mesleki şovenizme dayalı ayrımcılık ve meslek tanımındaki belirsizliğe dayalı güçlüklere değinilmiştir. Yine hizmetin geliştirilmesi ve uygulanabilir olmasına dair sosyal hizmet lisans eğitimine ilave eğitimler alınması, diğer mesleklerle birlikte bir ekip kurularak iş birliği içerisinde çalışılmasının önemi ve pilot uygulamalarla uygulamanın Türkiye nezdinde faaliyete geçirilebileceğine dair önemli paylaşımlar da çalışmadan elde edilen bulgular arasında yer almaktadır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Türk Sözlükçülük Geleneğinde Dijital Dönüşüm

    Koç, Ali

    Türk sözlükçülüğünde dijital dönüşümün etkileri, geleneksel sözlük derleme süreçlerinde belirgin değişiklikler yaratmaktadır. Türk sözlükçülüğünün tarihsel temelleri, uzun yıllar boyunca oluşmuş metodolojiler ve kültürel anlatılar çerçevesinde incelendiğinde, dilin evrimine yön veren unsurların izlerini göstermektedir. Dijital sözlük yapımına doğru bağlam, interaktif dijital araçların ve sağlam teknolojik altyapıların entegrasyonu ile kendini göstermekte; bu durum farklı kullanıcı gruplarına erişimin artmasını, otomatik içerik güncellemelerini ve gerçek zamanlı etkileşim imkânlarını beraberinde getirmektedir. Dijital metodolojilerdeki ilerlemeler, dil araştırmaları ile veri analitiği arasındaki etkileşimi güçlendiren yenilikçi uygulamaların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bununla birlikte, dil kirliliği, standartlaşma eksikliği ve dijital kaynaklara erişimdeki eşitsizlik gibi önemli sorunlar da gözlemlenmektedir. Akademik tartışmalar, teknolojik yeniliklerin sürdürülebilir dijital çerçevelerle desteklenmesi ve dil mirasının korunması gerekliliğine işaret etmektedir. Türk sözlükçülüğünün çağdaş ihtiyaçlarla uyumlu gelişimini sağlarken, geleneksel değerlerin de muhafaza edilmesini hedeflemekte; böylece geleceğe yönelik sağlam bir yol haritası oluşturulması amaçlanmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Türk Dünyasında Nevruz: Adlar ve Anlamlar

    Koç, Ali

    Nevruz, Türk dünyasının ortak geçmişini ve kültürel zenginliğini yansıtan, köklü bir gelenekle bugüne taşınmış kadim bir bayramdır. Yalnızca baharın gelişini ve doğanın uyanışını kutlamakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı, bereketi ve yenilenmeyi simgeler. Türk toplulukları, binlerce yıldır bu bayramı farklı adlarla anmış ve her biri, Nevruz’un derin anlamını kendi kültürüne göre şekillendirmiştir. “Naurız”, “Nooruz”, “Nevbahar”, “Nevris”, “Yılsırtı” ve “Ruzlama” gibi adlar, bu bayramın tarihî, mitolojik ve kültürel köklerini zenginleştiren birer iz olarak Türk dili ve kültüründe yerini almıştır. Türklerin geniş coğrafyasında Nevruz, bir mevsim geçişi ritüelinin çok ötesinde, halkları bir araya getiren güçlü bir bağdır. Nevruz, tarih boyunca Türk dünyasında milli kimliği, dayanışmayı ve gelenekleri diri tutan bir değer olarak öne çıkmıştır. Ortak bir geçmişin izlerini taşıyan bu bayram, halkın belleğinde mitolojik anlatılarla ve inançlarla harmanlanmış, her toplumda farklı adlarla anılsa da ortak duygularla kutlanmıştır. Bu yönüyle Nevruz, toplumsal birliğin ve kültürel ortaklığın canlı bir simgesi olmayı sürdürmektedir. Bu çalışmada da, Nevruz'un farklı adları ve anlamları üzerinden nasıl dilsel ve kültürel bir birlik oluşturduğu incelenecektir. Ayrıca, Nevruz'un Türk milletini birleştiren köklü değerleri temsil ettiği çeşitli örneklerle gösterilecektir. Türk dünyasında 50’den fazla isimle anılan Nevruz'un tüm varyantlarının "yenilenme, birlik, doğa ile uyum" temalarında ortak bir kültürel kimlik oluşturduğu görülmektedir

  • Derleme MakaleAçık Erişim2025
    Ulus-devlet, kimlik ve kültür perspektifinde uluslararası göç tartışmaları

    Reyhanoğulları, Müslüm

    Çağdaş dönemde uluslararası göçler; ulus-devlet, kimlik ve kültür kavramları bağlamında karmaşık ve çok boyutlu bir ilişki içinde ele alınmaktadır. Bu ilişkinin niteliği, ulus-devletlerin doğası ve işlevleri ile uluslararası göçün temel dinamikleri tarafından şekillendirilmektedir. Ulus-devletler göçü düzenleme ve yönetmede aktif rol oynarken, uluslararası göç hareketleri de devletlerin sosyokültürel, ekonomik ve politik yapılarında dönüşümlere yol açmaktadır. Bu karşılıklı etkileşim, devlet politikaları ve toplumsal dinamiklerde derin değişiklikler yaratmaktadır. Göçmen ile ev sahibi toplumlarda kimlik ve kültür ekseninde de olumlu ve olumsuz sosyal dönüşümleri beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla göçmenlerin kimlikleri adaptasyon sürecinde yeniden şekillenirken, ev sahibi toplumların kimlik ve kültürel yapıları da değişmektedir. Bu durum kültürel sınırların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda araştırma uluslararası göç olgusunu; ulus-devlet, kimlik ve kültür ekseninde sosyo-politik etkileriyle incelemeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilen çalışma, literatüre dayandırılarak uluslararası göçün ulus-devletin doğasına, kimlik oluşumundaki rolüne ve kültürel ilişkilerine odaklanmaktadır. Çalışmanın beşerî coğrafyadaki bu konulara kuramsal katkı sunması hedeflenmektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Hapishanenin Doğuşu, Bedenin İşlevsel Üreyişi: Eleştirel Yönetim Alanından Bir Okuma

    Cengiz, Aytül Ayşe; İnan, Arzu; Remziye, Kolcu

    Disiplinci iktidarın yalnızca zorlayıcı değil, aynı zamanda rıza üretimi yoluyla işleyen bir iktidar biçimi olduğunu varsayan bu çalışma, Türkiye’deki açık cezaevlerinde mahpus-işçi olarak çalışmış iki eski mahkûmun tanıklıkları aracılığıyla hapishanelerde uygulanan disipline etme pratiklerinin niteliğini ve etkilerini incelemektedir. Katılımcıların amaçlı örneklem yoluyla seçildiği görüşmeler, eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Hapishanelerde uygulanan gözetim, ödül-ceza mekanizmaları ve disiplin tekniklerinin iş yerlerindeki yönetim pratikleriyle yapısal düzeyde benzeşmesi; bireylerin her iki bağlamda da ekonomik birer özne olarak kurgulanmasına ilişkin bir tartışma zemini sunmakta ve bu yönüyle çalışmanın eleştirel yönetim literatürüne kuramsal katkı sağlaması hedeflenmektedir. Kimlikleri doğal, verili ve evrensel kabul etmek yerine kurumlar tarafından belli iktidar mekanizmaları içerisinde özneleştirme pratikleri ile kurulan öznel deneyimler olduğunu hapishane-beden ilişkisi üzerinden göstermeyi hedefleyen bu çalışma, eleştirel yönetim anlayışına alternatif öznellik biçimlerini düşünme yönünde bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Endemik Tunceli Sarımsağı (Allium tuncelianum) Toprağından Bacillus velezensis İzolasyonu, Moleküler Tanımlanması ve Antimikrobiyal Özellikleri

    Yazdıç, Ferit Can; Yazdıç, Fadime; Karaman, Altuğ; Yücel, Halit; Kilic, Sükran

    Antibiyotik direnci, yeni antimikrobiyal ajanların keşfini gerektiren, her geçen gün büyüyen küresel bir endişedir. Spor oluşturan gram pozitif bir bakteri olan Bacillus velezensis, lipopeptitler (sürfaktin, fenjisin, iturin) ve poliketidler (difficidin, makrolaktin) gibi biyoaktif bileşikler üretmesiyle bilinmektedir. Bu maddeler geniş spektrumlu antimikrobiyal özellikler göstermekle beraber, bitki patojenlerini baskılar ve bitki büyümesini teşvik eder. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki endemik Tunceli sarımsağı (Allium tuncelianum (Kollmann) Özhatay, B. Mathew ve Şiraneci) ile ilişkili topraktan B. velezensis'in izolasyonunu, tanımlanmasını ve antimikrobiyal potansiyelini araştırmaktadır. B. velezensis ŞK_B3 suşu, 16S rDNA dizilemesi kullanılarak tanımlandı ve gram pozitif (Staphylococcus aureus, Bacillus subtilis) ve gram negatif (Escherichia coli, Pseudomonas aeruginosa) bakterilere karşı antimikrobiyal aktivite açısından test edildi. Streptomisin ve penisilin gibi standart antibiyotiklere kıyasla orta düzeyde aktivite gösterse de, etkinliği özellikle gram pozitif bakterilere karşı dikkat çekici olduğu tespit edilmiştir. Sonuçlar, özellikle gram pozitif bakterilere karşı orta düzeyde inhibitör aktivitesi olduğunu göstermiştir. Bu da tarımda bir biyokontrol ajanı ve yeni antibiyotik kaynağı olarak potansiyelini vurgulamaktadır. Etkin bileşiklerin aydınlatılması ve antimikrobiyal etkinliğin artırılması için daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

  • MakaleYalnız künye2025
    Fenomenolojik Açıdan Bamsı Beyrek’in Serüveni

    Ekici, Muhammet Faruk

    Dede Korkut Kitabı’nda yer alan ve Türk edebiyatının en önemli anlatılarından biri olan Bamsı Beyrek Hikâyesi, bireyin varoluşsal yolculuğunu ve içsel dönüşümlerini anlatmasıyla dikkat çekmektedir. Bu makalede, Bamsı Beyrek Hikâyesi fenomenolojik bağlamda ele alınarak kahramanın bilincinde yaşadığı deneyimlerin bir analizinin yapılması amaçlanmaktadır. Fenomenoloji, bireyin yaşadığı olayları nasıl deneyimlediğini ve bu deneyimlerin onun bilincinde nasıl yapılandığını inceleyen bir felsefi yaklaşımdır. Bamsı Beyrek’in hikâyesi, kahramanın kendini ve dünyayı algılama biçimini anlamak açısından zengin bir metin olarak karşımıza çıkmaktadır. Hikâye; kahramanlık ve varoluşsal deneyim, aşk ve bağlılık, ölüm ve varoluş kaygısı, toplumsal yapı ve kimlik, zaman ve bekleyiş, kader ile irade şeklinde altı temel başlık altında incelenmiştir. Kahramanlık ve varoluşsal deneyim bölümünde, Bamsı Beyrek’in zorluklarla karşılaştığı her an, onun varoluşsal farkındalığını artıran bir deneyim olarak ele alınmıştır. Aşk ve bağlılıkla ilgili bölümde, bireyin kendini ve dünyayı anlamlandırma sürecinde aşkın ve sadakatin önemli bir rol oynadığı vurgulanmıştır. Beyrek’in Banu Çiçek’e olan aşkı, onun varoluşsal bütünlüğünü tamamlamasına katkı sağlamıştır. Ölüm ve varoluş kaygısı şeklindeki bölümde, bireyin yaşamını ve yaşamın anlamını sorgulaması yönündeki deneyimleri ele alınmıştır. Toplumsal yapı ve kimlik bölümünde ise, kahramanın toplumsal ilişkileri ve sorumlulukları çerçevesinde onun kimlik kazanma süreci analiz edilmiştir. Zaman ve bekleyiş bölümünde, esaret dönemi ve bu süre zarfında yaşanan bekleyişle birlikte bireyin zamanı nasıl deneyimlediği değerlendirilmiştir. Son olarak kader ve irade ile ilgili bölümde, Beyrek’in tercihlerinin onun yaşamındaki sonuçları nasıl şekillendirdiğine değinilmiştir. Bu çalışmada Bamsı Beyrek’in bireysel ve toplumsal kimliğini nasıl oluşturduğu, fenomenolojik çerçevede aşk, kahramanlık ve ölüm temaları aracılığıyla incelenmiştir.

  • MakaleYalnız künye2025
    Mehmet Emin’in Şiirlerinde Halkçılığın İzini Sürmek: Türkçe Şiirler ve Türk Sazı’nda Sosyal Eleştiri

    Akdemir, Fatma Şen

    “Türk Şairi/Milli Şair” olarak tanınan Mehmet Emin (Yurdakul) (1869-1944), özellikle I. Dünya Savaşı yıllarında yazdığı vatan ve kahramanlık konulu şiirleriyle şöhret kazanmış ve edebiyat tarihinde esas olarak bu eserleriyle yer edinmiştir. Şiirlerinde hiçbir zaman bireysel temalara yönelmemiş olan Mehmet Emin’in, milliyetçi ideolojiye bağlı kalarak yazdığı şiirlerine göre ikincil plânda kalan, toplumsal sorunları ele aldığı şiirleri de bulunmaktadır. Bunlar, Mehmet Emin’in Türk milliyetçiliğinin gölgesinde kalan ve üzerinde yeterince durulmayan farklı bir yönünün, 1914 öncesi edebi üretiminin önemli bir unsuru olan halkçılığının ürünleridir. Osmanlı topraklarında yirminci yüzyılın başından itibaren, Rusya’dan gelen Yusuf Akçura, Hüseyinzade Ali gibi Müslüman aydınların etkisiyle yayılmaya başlayan halkçılık ideolojisinden etkilenen Mehmet Emin’in, halkçılık bilinciyle kaleme aldığı ürünleri, Türkçe Şiirler (1898) ve Türk Sazı (1914) başlıklı eserlerinde bulunmaktadır. Dolayısıyla anılan yapıtlar, onun halkçılığının içeriğine dair bilgi edinebildiğimiz en önemli kaynaklar arasında yer almaktadır. Mehmet Emin, bu eserlerdeki şiirlerinde, özellikle sosyoekonomik olarak üst kesim dışında kalan kitlelerin, daha çok köylülerin ve kentli yoksul kesimin, yani “halk”ın yaşadığı zorlukları ve sıkıntıları, yaşam koşullarını, yine halkın anlayacağı bir dille ve hece vezniyle temalaştırmıştır. Zira halkın yaşam koşullarının refaha kavuşturulması, seviyesinin yükseltilmesi bu olumsuzlukların ortadan kaldırılmasına koşut olarak değerlendirilmiş; toplumsal sorunların düzeltilmeden “terakki”nin mümkün olmayacağına inanılmıştır. Ayrıca bu dönem aydınları ve Mehmet Emin, meşhur söylemle “halka doğru” giderken, halka sadece romantik duygularla yaklaşarak onu yüceltmemişler; halkta gördükleri eksiklikleri ve olumsuzlukları çekincesizce dile getirmişlerdir. Bu bağlamda, Mehmet Emin’in Türkçe Şiirler’de ve Türk Sazı’nda yer alan şiirlerinde sosyal eleştirinin önemli yer kapladığı görülmektedir. Şair toplum yapısındaki çarpıklıkları gün yüzüne taşıyarak, bunlara dair farkındalık sağlamada ve çözümüne katkıda bulunmada şiirlerini araç olarak değerlendirmiştir. Bu çalışmada, anılan kitaplardaki sosyal eleştiri unsurları halkçılık bağlamında incelenecektir.

  • MakaleYalnız künye2025
    Geç Dönem Çağatay Türkçesiyle Yazılmış Münâcât-ı Harezm-Nâme Metni Üzerine Bir İnceleme

    Yıldız, Sevim Erdem

    Eckmann, Çağatay dili için, Karahanlı ve Harezm-Altın Ordu yazı dillerinin devamı olarak Timurlular idaresi altında gelişen ve XI. yüzyıldan XIX. yüzyıl sonuna kadar devam eden Orta Asya İslâm-Türk yazı dilinin gelişmesindeki üçüncü safhayı kastettiğini belirtir. Onun verdiği tasnife göre Çağatay Türkçesi üç döneme ayrılmaktadır: 1. Klasik Öncesi Dönem: (XV. yüzyılın başından, Nevâî’nin ilk eserini verdiği 1465’e kadar devam eden dönem), 2. Klasik Dönem (1465-1600), 3. Klasik Sonrası Dönem (1600-1921). Nevâîʼnin eserleriyle klâsik şeklini alan bu yazı dili XIX. asırdan sonra yerini Özbekçeye bırakmıştır. Burada incelemesini yaptığımız Münâcât-ı Harezm-nâme adlı metin, H. 1308 (1890-91) tarihinde Çağatay Türkçesiyle yazılmıştır. Eckmann’ın yaptığı bu tasnifine göre, bu metin klasik sonrası dönem (1600-1921) metinleri içerisinde yer almaktadır. Dāmollā ʿAbdüʼl-ġaffār ibn Nūr Muḥammed tarafından istinsah edilen eser, St. Petersburg kütüphanesinde İVR RAN koleksiyonunda A 708 koduyla kayıtlı olan Şeyh Necmeddin-i Kübra’nın şehit olup Harezm’in mahvoluşunun anlatıldığı bir yazmanın arkasında, 112b-118b varakları arasında bulunur. Eserin konusu Harezm şehri ve evliyaları hakkında bir şiirdir. Bu çalışmada söz konusu Arap harfli metnin yazı çevrimi yapılarak metin Türkiye Türkçesine aktarılmış, metnin yazım özellikleri ve ses bilgisi özellikleri açıklanarak metnin dizin ve etimolojik sözlüğü ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonuna metnin orijinali de eklenerek özellikle araştırmacıların gerektiğinde ana kaynağı kullanmasına imkân tanınmıştır. Böylece Çağatay Türkçesine ait klasik sonrası dönem metinlerinin incelenmesine katkı sağlanmıştır.

  • MakaleYalnız künye2025
    An Interdisciplinary Study on the Language and Style of Poetry

    Koç, Ali

    In this study, which focuses on two poems by Orhan Veli Kanık, the language and stylistic analysis of the poems is handled with an interdisciplinary approach and how classical methods can be applied together with modern methods is discussed comprehensively. While traditional methods of analysis focus on understanding the formal structure (e.g. rhyme, red rhyme, meter) and thematic features of the poems, the multilayered structure of the poems is examined in more depth by using approaches from different disciplines. These methods aim to analyze the aesthetic dimensions of language as well as its social, mental and emotional effects. Contemporary methods such as psycholinguistics, text linguistics, text mining, neurolinguistics, critical discourse analysis and structuralist approach offer the opportunity to analyze the meaning, structure and stylistic features of poems in depth. The subject of this study is an interdisciplinary analysis of the language and style of poetry. The main aim of the study is to understand the multi-layered structure of poetry more comprehensively and deeply by combining traditional methods with modern linguistic and interdisciplinary approaches in poetry analysis. In this context, the study aims to combine classical poetry analysis techniques with contemporary methods such as psycholinguistics, text linguistics, neurolinguistics, text mining, critical discourse analysis and structuralist approach. This interdisciplinary approach aims to analyze not only the formal and thematic features of poems, but also their linguistic structures, their mental and emotional effects, and their social and ideological layers of meaning. Thus, the ultimate goal of the study is to develop a more holistic, multidimensional and richer understanding of the language and style of poetry. Orhan Veli's poems “Anlatamıyorum” and “Bedava” are analyzed in detail in the light of modern approaches. By expanding the boundaries of classical poetry analysis methods, the study allows for a more in-depth and comprehensive analysis of poetic language and style