Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alataş, Mevlüt(34)
- Serdar, Osman(33)
- Utku, Anıl(21)
- Batan, Nevzat(20)
- Dal, Murat(19)
- Kutlu, Banu(19)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(17)
- Benzer, Fulya(15)
- Ezer, Tülay(15)
- Altı, Aziz(14)
- Dal, Nursel Alp(14)
- Karatay, Gülnaz(14)
- Kutluyer Kocabaş, Filiz(14)
- İlhan, Aziz(14)
- Aydin, Rahmi(13)
- Yüksel, Fahrettın(13)
- Zengin, Ersoy(13)
- Aksu, Önder(12)
- Aslan, Alper(12)
- Gürarslan Baş, Nazan(12)
- Ozcan, Ebru Ifakat(12)
- Cuşa, Hasan(11)
- Demirol, Ferhat(11)
- Etli, Serkan(11)
- Gökcan, Özkan(11)
- Kocabaş, Mehmet(11)
- Sarı, Sacit(11)
- Sertel, Savaş(11)
- Yucesan, Melih(11)
- Erata, Hüseyin(10)
- Işık, Erdem(10)
- Kahraman, Gökhan(10)
- Kuzgun, Nermin Karaton(10)
- Topal, Murat(10)
- Şentürk, Gamze(10)
- Acun, Serdar(9)
- Akgül, Melek(9)
- Danabaş, Durali(9)
- Erguven, Gokhan Onder(9)
- Koç, Ali(9)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025Evaluation On the Industrial Use of Vegetable Dyes in Textile Printing
Ayvaz, Kartal Murat
In this study, the industrial use of natural dyes obtained from plant wastes in the field of textile printing was aimed, discussed, new methods (digital printing and screen printing) were brought to the agenda and applications were made. When the study is evaluated from this perspective, it is important and resource-based in terms of the field. Within the scope of the study, printing applications were made on cotton fabrics with goldenrod, rosehip and onion peel used as dyestuff sources, and the relevant fastness tests were also performed in the laboratory environment and the relevant results were listed. As a result of the study, it was revealed that the industrial usability of rosehip and onion peel as a dyestuff source in the field of textile printing, while it was determined that goldenrod was at the desired level in terms of coloring in artistic works, but it was not at a sufficient fastness level from an industrial perspective and could be improved with R&D studies.
- MakaleAçık Erişim2025Hidroelektrik Santrallerde Türbin-Jeneratör Yatak Arızaları Sonucu Oluşan Mekanik Titreşimler ve Çözüm Yöntemleri
Kahraman, Gökhan
Günümüzde imal edilmekte olan hidrolik türbinlerin güçlerinin ve boyutlarının çok artmış olması ciddi bir mekanik titreşim ve şaft salınımı problemini de beraberinde getirmektedir. Bilinmektedir ki mekanik titreşime (vibrasyon olayı) maruz kalan bir makine devamlı olarak çekme, basma, eğme, burma, kesme gibi değişken mekanik baskılarla sürekli olarak zorlanmaktadır. Hidrolik türbinlerin bu tür titreşim ve salınımlara maruz kalmaları işletme güvenliğini ve işletmede kalma süresini önemli derecede azaltmaktadır. Bu çalışmada, bir hidroelektrik santrale ait Francis tipi tür-binde yatak boşluğunun müsaade edilen sınırları aşması neticesinde meydana gelen, mekanik titreşimler (vibrasyon olayı) ve şaft salınımları arızası incelenmiştir. Tür-bin – Jeneratör yataklarına tekrar ayar yapıldıktan sonra oluşan şaft salınımları, arıza durumunda oluşan şaft salınımları ile kıyaslanmıştır. Sonuç olarak arıza sonrası hidrolik türbin yataklarının ölçüleri kabul edilen standartlara getirildikten sonra mekanik titreşimler ve şaft salınımları normal seviyelere gelmiştir. Mekanik ti-tre-şimden kaynaklı arızalar ve aşırı şaft salınımı sonucu oluşacak yatak sürtmesi gibi büyük arızalar engellenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Kafur (Cinnamomum camphora) Esansiyel Yağının Farklı Su Sıcaklıklarında Japon Balıkları Üzerindeki Anestezik Etkinliği
Kizak, Volkan; Akyüz, Nurettin
Bu çalışmada, Japon balıklarında kafur esansiyel yağının farklı su sıcaklıklarında anestezik etkilerinin incelenmesi ve anestezik konsantrasyonu ile su sıcaklığının süre üzerine birleşik etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bütün su sıcaklıklarında derin anestezi bakımından en etkili konsantrasyon 300 µl/lt olurken, tam iyileşme dikkate alındığında en optimal konsantrasyon 250 µl/lt olmuştur. Anestezik madde kon-santrasyonu arttıkça derin anestezi süreleri kısalmış, tam iyileşme süreleri ise uzamıştır. Yüksek su sıcaklıklarına kıyasla düşük su sıcaklıklarında anestezi ve iyileşme süreleri uzun kaydedilmiştir. Derin anestezi ve tam iyileşme süreleri arasında 14°C su sıcaklığında zayıf negatif ilişki, 18°C su sıcaklığında kuvvetli negatif ilişki ve 22°C su sıcaklığında negatif ilişki bulunmuştur. Derin anestezi sü-releri ve kon-santrasyonlar arasında tüm su sıcaklıklarında kuvvetli negatif bir ilişki saptanırken, tam iyileşme süreleri ve konsantrasyonlar arasında kuvvetli pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Konsantrasyon ve su sıcaklığının süre üzerine birleşik etkisinin de olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, kafur esansiyel yağı Japon balıklarında üç farklı su sıcaklığında etkili bir anestezik maddedir.
- MakaleAçık Erişim2025Determination of Suitable Drying Model and Energy Efficiency of Mixed Culture Microalgal Biomass by Infrared Drying
Yoğurtçu, Hakan; Kalender, Mehmet
In this study, a modeling approach using infrared (IR) drying data of mixed-culture algae, an energy efficiency analysis of the drying process, and some surface proper-ties of the dried product were presented. New model equations derived from com-monly known drying models were applied to experimental data obtained from drying microalgal biomass at various temperatures ranging from 5 to 105 °C. Among these, the DM13 equation, based on the Newton model, best represented the drying behav-ior. The specific moisture extraction rate (SMER) and moisture extraction rate (MER) increased with higher drying temperatures, while, as expected, the specific energy consumption (SEC) decreased. According to the energy efficiency analysis, the IR drying method can be considered suitable for drying microalgal biomass. FT-IR re-sults indicated characteristic green algae peaks attributed to components such as carbohydrates, proteins, and cellulose–fatty acids. Peaks at 2900 cm⁻¹ and 3386 cm⁻¹ decreased with increasing drying temperature and disappeared at 105 °C. SEM imag-es showed that microalgal cells experienced shrinkage at 60 °C. Furthermore, while dried microalgal biomass exhibited a porous structure at 50 °C and 60 °C, pores were almost absent at 70 °C and 105 °C.
- MakaleAçık Erişim2025Molecular Identification of Anaerobic Gut Fungi Isolated from Mountain Goats
Kar, Bülent; Elinç, Cemal
Anaerobic Gut Fungi (AGF) are found in the Neocallimastigomycota phylum, and it is known that these fungi play an important role, especially in the digestive system of herbivores, as they are the main colonies in the consumption of feed. AGFs provide digestion by breaking down plant tissues with the help of lignocellulosic enzymes they secrete. These enzymes have also been used in the food and feed industry in recent years. In this respect, fungi isolated and identified from different ruminant animals are valuable. In this study, fungi were isolated from mountain goats living in the wild in the Tunceli region and identified morphologically and molecularly. The ITS region of ap-proximately 1500 bp was used in molecular identification. It was determined that 9 isolated fungi belonged to the genera Orpinomyces sp. (AGF-5), Feramyces sp. (AGF-8,10) and Neocallimastix sp. (AGF-1,2,3,4,7,11). Further studies are needed to determine the microbial population in wild ruminant animals.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Three-Dimensional (3D) Airport Runway Design Model for Tunceli Province
Cemalgil, Selim; Kaçmaz, Muhammed Nur
This research article addresses the design of an airport runway for the province of Tunceli, which is characterized by a geographically challenging topography. The study highlights the inadequacies of traditional two-dimensional (2D) analyses in complex terrains and proposes a decision support approach based on three-dimensional (3D) modelling. In this context, two alternative sites were evaluated. The first site, assessed using conventional 2D methods, was found unsuitable due to excessive natural slope and significant obstacle penetrations. The second site, analyzed through a 3D environment using Digital Elevation Model (DEM) data in Blender, enabled the volumetric modelling of Obstacle Limitation Surfaces (OLS) and provided a more realistic representation of terrain-obstacle interactions. In this study, the Boeing 737-800 classified under ICAO Code 4C and widely used in Türkiye’s domestic flights, was selected as the reference aircraft for the airport runway design. Considering site-specific altitude and temperature conditions, the required runway length was calculated as 3200 m. The 3D analyses indicated full compliance with approach, takeoff-climb and inner horizontal surface criteria for the north-south orientation. Overall, the results demonstrate that 3D data-driven methods offer a more reliable and precise framework for airport planning in mountainous regions compared with traditional 2D approaches.
- MakaleYalnız künye2025Private Pain, Public Ruin: Corporeal Allegories of South African Apartheid in Age of Iron
Hotaman, İncihan
J. M. Coetzee’s Age of Iron presents a profound exploration of the interplay between private experience and public reality within apartheid-era South Africa. This paper argues that the novel situates Mrs. Elizabeth Curren’s personal suffering, her terminal illness, and her moral awakening as a microcosm of the broader social, political, and ethical collapse of the nation. Through the epistolary form, Coetzee provides a lens into Mrs. Curren’s growing awareness of the violent oppression endured by Black South Africans, highlighting the intersections of complicity, guilt, and the consequences of historical injustice. The novel’s meticulous depiction of her deteriorating body, her decaying home, and her limited interactions with figures such as Florence serves as an allegorical reflection of South Africa’s fragmented society and failing apartheid state. Mrs. Curren’s cancer functions as both a personal and cultural symbol, embodying the cumulative effects of shame and moral repression, while her experiences in the township of Guguletu reveal the stark contrast between mediated images of reality and lived oppression. By analyzing the novel’s layering of personal illness, ethical reflection, and socio-political critique, this paper demonstrates how Coetzee transforms large-scale historical violence into intimate, embodied experience. Ultimately, Age of Iron illuminates the inextricable connection between individual conscience and collective responsibility, illustrating how witnessing oppression entails both suffering and moral reckoning. The novel’s conclusion, which signals the emergence of a new identity rather than simply marking death, underscores the potential for ethical and personal renewal even amidst systemic collapse.
- Derleme MakaleAçık Erişim2025Covid-19 Pandemisinde Neoliberal Politikalar: Sosyal Devletin Sağlıkta Eşitlik ve Hakkaniyeti Sağlamadaki Rolü
Baş, Kazım
Sağlık hizmetlerinde eşitsizliklerin azaltılması ve hakkaniyetin sağlanması, devletler için her zaman zorlu bir mücadele süreci olmuştur. Neoliberal ekonomik politikaların etkisiyle bu durum daha da karmaşık hale gelmiştir. Bu çalışmada, Covid-19 pandemi sürecinde, dünya genelinde etkili olan neoliberal politikaların etkisinde sosyal devletin sağlıkta eşitlik ve hakkaniyeti sağlamadaki rolü literatür kapsamında değerlendirilmiştir. Ülkeler arası ve ülkeler içinde sağlıkta eşitsizliklerin oluşumunda; sağlığın sosyal belirleyicileri olarak bilinen bireysel, sosyal, ekonomik ve çevresel faktörlerin yer aldığı bildirilmiştir. Sağlıklı bir topluma ulaşmada eşitlik ve hakkaniyet, temel unsurlar arasında yer almakta olup, devletin, sağlık hizmetlerinde, sosyal politikalar aracılığıyla hakkaniyeti sağlama ve sağlık eşitsizliklerini azaltmada rolü önemlidir. Ancak neoliberal politikalar sosyal devletin sağlık hizmetlerindeki rolünü olumsuz etkileyerek sınırlandırdığından, sağlık hizmetlerindeki eşitsizliklerin daha da arttığı görülmektedir. Neoliberal politikaların devletin sağlık alanındaki düzenleyici ve sosyal refahı gözeten rolünü zayıflatması, çoğu ülkede, Covid-19 salgın yönetiminde ciddi yetersizliklere yol açmıştır. Covid-19 sağlık krizinin aşılmasında, devletin yeniden sosyal rolü üstlenerek salgın yönetimi ve kontrolünde etkin baş aktör olduğu görülmüştür.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2025Anayurt oteli’nde grotesk estetik ve romantik grotesk imgeler
Cuşa, Hasan
Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli adlı romanı, Türk edebiyatında bireyin yabancılaşma, içsel bölünme ve varoluşsal tedirginlik gibi temaları yoğun biçimde işleyen önemli yapıtlar arasında yer almaktadır. Roman, bugüne dek çoğunlukla psikanalitik yaklaşımlar çerçevesinde değerlendirilmiş; ancak bu okumalar, anlatının grotesk estetik boyutunu yeterince görünür kılamamıştır. Bu çalışma, Anayurt Oteli’ni Mihail Bahtin’in grotesk estetik anlayışı ve romantik grotesk imgeler doğrultusunda ele alarak romana alternatif bir kuramsal perspektif kazandırmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında öncelikle roman üzerine yapılmış önceki incelemeler değerlendirilecek, mevcut yorumların sınırlılıkları ortaya konulacak ve Bahtin’in grotesk kuramı, bu eksikliklerin giderilmesinde teorik bir zemin olarak kullanılacaktır. Bu bağlamda çalışma, hem Anayurt Oteli’nin tematik derinliğine yeni bir boyut kazandırmayı hem de grotesk estetik ile romantik grotesk imgelerin edebî çözümlemelere sunduğu imkânları ortaya koymayı hedeflemektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Onomastik bir inceleme: ığdır yöresinde bazı hayvanların adlandırmaları
Koç, Ali
Onomastik, adların kökenlerini, yapısal özelliklerini ve kültürel bağlamlarını inceleyen bir bilim dalı olarak dilbilim ve kültür araştırmalarında önemli bir yere sahiptir. Adlandırma sistemleri, bireylerin ve toplumların çevrelerini anlamlandırma, düzenleme ve bu düzen içerisindeki unsurları dilsel olarak ifade etme biçimlerini yansıtır. Bu bağlamda, adlandırmalar sadece dilsel bir pratik değil, aynı zamanda bir toplumun tarihsel ve kültürel belleğine ışık tutan araçlar olarak değerlendirilmektedir. Bu araştırmanın amacı, Iğdır yöresinde hayvanların yaş ve cinsiyetlerine bağlı olarak oluşturulan adlandırmaların, Türkçenin tarihsel katmanlarıyla ilişkisini ve bu adlandırmaların yöresel ağız özellikleriyle bağlantısını ortaya koymaktır. Araştırma, nitel bir desen benimseyerek, literatür taramasına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Veriler, yazılı kaynaklar ve ilgili literatürün analiz edilmesi yoluyla toplanmıştır. Iğdır yöresinde hayvanların yaş ve cinsiyetlerine göre oluşturulan adlandırmaların, hem tarihsel dilbilimsel unsurları hem de yöresel ağız özelliklerini barındırdığı tespit edilmiştir. Bu türden adlandırmalar, Türkçenin tarihsel evrelerinden bu yana devam eden dilsel sürekliliğin ve bu sürekliliğin modern varyasyonlarla nasıl biçimlendiğinin bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Araştırma sonuçları, Iğdır yöresinde kullanılan adlandırmaların, dildeki tarihsel katmanlarla harmanlanarak günümüze ulaştığını ve bu süreçte bölgesel faktörlerin etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, adlandırmaların yalnızca dilsel bir işlevi olmadığı, aynı zamanda toplumsal yaşamın farklı alanlarında kültürel kimlik, yerel bilgi birikimi ve ekonomik faaliyetlerle ilişkilendirilebildiği görülmüştür. İlgili sistem, Türk dilinin tarihsel çeşitliliği ve evrimini yansıtmakla birlikte, yöresel ağız özelliklerinin dili nasıl zenginleştirdiğini de göstermektedir. Ayrıca, bu bulgular dilin kültürel işlevlerinin somut olmayan kültürel mirasın korunmasında ne denli önemli bir rol oynadığına dair açık bir örnek teşkil etmektedir. Iğdır yöresindeki hayvan adlandırma pratiklerinin hem dilsel hem de kültürel düzeyde kalıcı bir değer taşıdığı ve Türkçenin etnolinguistik bağlamlarının anlaşılmasına katkı sunduğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ2Ahmed yesevi kültürünün türkiye türkçesi söz varlığına katkıları
Koç, Ali
Hoca Ahmed Yesevî’nin 12. yüzyılda Orta Asya’da Türkçeyi tasavvufun dili haline getirme çabaları, Anadolu’ya göç eden dervişler aracılığıyla bu topraklarda da kök salmıştır. Yesevî (1093-1166), Türk tasavvuf geleneğinin kurucu isimlerinden biri olarak, Divan-ı Hikmet adlı eseriyle Türkçenin dinî ve kültürel söz varlığına önemli katkılarda bulunmuştur. Ahmed Yesevî kültürünün Türkiye Türkçesi söz varlığına etkilerini disiplinlerarası bir perspektifle analiz ederek, dilin tarihsel ve kültürel dönüşümüne odaklanmak bu araştırmanın çerçevesini oluşturmaktadır. Araştırmanın temel amacı, Yesevî'nin tasavvufi öğretilerinin Türkçenin dinî terminoloji, ahlaki kodlar ve morfolojik yapı üzerindeki kalıcı katkılarını sistematik bir şekilde ortaya koymaktır. Çalışma, Yesevî'nin Divân-ı Hikmet eserindeki dil stratejilerini, Anadolu'daki sözlü kültür pratiklerini ve modern Türkçenin semantik derinliğini karşılaştırmalı yöntemlerle incelemektedir. Yesevî'nin İslami kavramları Türkçeleştirme çabasının dilin epistemolojik sınırlarını genişlettiğini göstermektedir. "Gönül", "hakikat" ve "eren" gibi terimlerin Türkçe köklerle yeniden üretilmesi, hem dinî bir dil inşasına hem de toplumsal hafızanın şekillenmesine katkı sağlamıştır. Ayrıca, "-lık/-lik" ve "-daş/-deş" ekleriyle türetilen kelimeler (aşklık, gönüldaş), soyut tasavvufi kavramların somutlaştırılmasında kritik bir işlev üstlenmiştir. Atasözleri ve deyimler ("Eline, beline, diline sahip ol") üzerinden yapılan analizler, Yesevî etiğinin gündelik dile nasıl içkinleştiğini ortaya koyarken; sözlü kültürdeki "Horasan erenleri" anlatıları ve coğrafi adlandırmalar (Dervişler Köyü), bu mirasın mekânsal ve kolektif boyutunu vurgulamaktadır. Yesevî kültürünün Türkçeyi bir iletişim aracı ve kültürel kimliğin bir taşıyıcısı haline getirdiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu bulgular, dil-kültür etkileşiminin tarihsel sürekliliğini anlamak için metodolojik bir çerçeve sunarken, gelecek araştırmalarda semantik evrim ve dijital çağdaki dönüşümlerin incelenmesi gerekliliğine işaret etmektedir. Ahmed Yesevî’nin hem dinî bir lider hem Türkiye Türkçesini biçimlendiren linguistik bir rol taşıyıcısı olduğu vurgulanmaktadır. Araştırma, Türk dili tarihi ve kültürel kimlik çalışmalarına yöntemsel bir çerçeve önerisiyle katkıda bulunmayı da amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Gulâm Huseyn Sâidî’nin ‘‘Top’’ Adlı Romanında İran’da Meşrutiyet Dönemi
Şeker, Melike
İran edebiyatının önemli isimlerinden Gulâm Huseyn Sâidî’nin Top adlı romanı, İran tarihinin meşrutiyete geçiş dönemine ilişkin tarihsel anlatıları farklı bir bağlamda yorumlama imkânı tanıyan edebi bir eserdir. 19. yüzyıl tarihsel koşullarında günümüz İranı’nın Azerbaycan bölgesinde Meşrutiyet döneminin etkilerini tasvir eden Sâidî romanında değişimi top metaforu ile işlemektedir. Romanda anlatının merkezinde bulunan top metaforu hem çağın yeniliklerini hem de halkın çağın yeniliklerine karşı muhalefetini temsil etmektedir. İran tarihinin önemli bir dönemini işleyen roman ekonomi-politik dönüşümlerin toplumsal süreçlere etkisini konu edinmektedir. İran’a kuzey bölgesinden komşu Çarlık Rusya’nın sömürgeci bir güç olarak nüfuz alanını genişletme politikasının etkisi bağlamında işleyen roman, Avrupa merkezli kapitalist ekonominin Rusya aracılığıyla bölgede neden olduğu dönüşümlerin dinamiklerini ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Sâidî’nin romanı edebi bir eser olmanın ötesinde tarihsel bir döneme ışık tutan önemli kaynak niteliğindedir. Bu makale, Gulâm Huseyn Sâidî’nin Top isimli romanını İran’ın Meşrutiyet dönemine geçiş süreciyle ilişkili ele alarak yaşanan toplumsal ve siyasal dönüşümlerin makro-tarihsel koşullarla ilişkisini kurmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda çalışma, Çarlık Rusya’nın İran coğrafyasındaki sömürgeci etkisini romanın olay örgüsünün geçtiği İran’ın kuzeybatı Azerbaycan bölgesindeki politikaları kapsamında ele almaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Metaphorical Perceptions of University Students Regarding the Concept of "Academic"
Karatay, Mahmut
This study aims to reveal university students' perceptions of the concept of "academician" through the metaphors they produce. The study was conducted with 270 undergraduate students studying at a state university. Employing a phenomenological design within qualitative research methods, this study integrates content analysis with thematic network analysis to analyze students' metaphorical perceptions of academicians, ensuring alignment between methodology and analytical techniques. The findings indicate that academicians are perceived as sources of knowledge and guides, but also as authoritarian, biased, and sometimes oppressive figures. The metaphorical analysis categorized academicians into seven groups: sources of knowledge and guides, disciplined and hardworking, enabling development and change, emotional and social, injustice and ego, negative perceptions, and ambiguity and contradiction. Gender differences show that females focus more on fairness and guidance, while males emphasize authority and oppression. By class, first- and second-year students view academicians as knowledge sources, whereas third- and fourth-year students perceive more injustice and stress. Overall, negative metaphors predominate (55%), indicating academicians are seen as significant sources of stress.
- MakaleAçık Erişim2025Neo-orientalism in reverse: the voice of the “other” in mohsin hamid’s the reluctant fundamentalist
Hotaman, İncihan
This article offers a postcolonial and narratological analysis of Mohsin Hamid’s The Reluctant Fundamentalist, arguing that the novel actively reverses Neo-Orientalist discourse through its narrative structure and use of focalization. Situating the text within post-9/11 cultural and political contexts, the study examines how dominant Western media and literary narratives have constructed Muslim identity through binaries of threat, irrationality, and otherness. Against this background, the article demonstrates how Hamid reclaims narrative authority by centering a Muslim protagonist who speaks in his own voice and controls the terms of representation. Drawing on postcolonial theory and narratology, particularly Gérard Genette’s concept of focalization and its later revisions, the paper argues that the novel’s monologic form and first-person narration transform the Muslim subject from an object of the Western gaze into an active focalizer. By rendering the Western listener silent and epistemologically subordinate, the novel destabilizes conventional subject–object hierarchies that underpin Neo-Orientalist representation. Ultimately, the article contends that The Reluctant Fundamentalist functions not only as a thematic critique of post-9/11 Islamophobia but also as a formal intervention that reconfigures narrative power and challenges hegemonic modes of seeing, knowing, and speaking about the Muslim “Other.”.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Improving earthquake resistance in rc buildings via steel bracing members
Yön, Burak; Tam, Gürkan
In this study, the effect of retrofitting with steel bracing members on the seismic behavior of reinforced concrete buildings was examined. A reinforced concrete building with low concrete strength was modeled for the numerical study. This modeled building was strengthened with steel X-braced members to create a total of two buildings. To evaluate the seismic behavior of the modeled buildings, incremental dynamic analyses were performed using static pushover analysis and 11 different earthquake records. Due to the symmetrical structure of the modeled buildings, a total of 220 analyses were carried out simultaneously in the x and y directions. As a result of the analysis, the capacity curves of the existing building and the strengthened building with steel bracing members, maximum responses, inter-storey drifts, and fragility curves according to the damage status were obtained. As a result of the analysis, it was determined that the maximum response of the building strengthened using X steel cross members increased significantly compared to its current state, while the damage to the structural elements was significantly reduced.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Research on Comparative Analysis of Intuitionistic Fuzzy PROMETHEE and TOPSIS Methods
Tuğrul, Feride
IF based MCDM methods are a current research area that attracts the attention of many re-searchers. In this study, studies examining Offset, Laserjet and Inkjet printing performances of recycled papers using the intuitionistic fuzzy-based PROMETHEE and TOPSIS methods were revised with a new perspective. The most important difference that distinguishes this study from other studies is the creation of a system that simultaneously evaluates all the criteria and the elimination of uncertainty thanks to intuitionistic fuzzy sets. For this purpose, a comparative analysis of the IF based- PROMETHEE and TOPSIS methods was made. The results of the PROMETHEE method, which was created according to numerical data, and the TOPSIS method, which reflects the opinions in linguistic terms, were discussed. Evaluating all the criteria at the same time is what makes the study original. As a result; findings that will shed light on the relevant literature and give researchers a new perspective were obtained.
- MakaleAçık Erişim2025Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi Araştırmalarına Yolculuk: R Kullanılarak Bibliyometrik Bir Analiz
Sezgin, Eray Ekin
Son on beş yıl içinde, yeşil işyeri kavramı hem akademik alanda hem de endüstride büyük bir ilgi görmüştür. Bu ilgi, çevresel sürdürülebilirliği ön planda tutan iş uygulamalarının yaygınlaşmasına yol açmış ve özellikle yeşil insan kaynakları yönetimi gibi yeni araştırma alanlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu çalışma, Scopus ve Web of Science veri tabanlarındaki dergilerden yeşil insan kaynakları yönetimi üzerine bibliyometrik bir analiz yapmayı amaçlamaktadır. Çalışma, son on beş yıllık yayınları kapsamakta ve makalelerin performans analizi ve bilim haritalama analizini gerçekleştirmektedir. Bu çalışmada, bibliyometrik analiz için R yazılımının “bibliometrix” paketi kullanılmıştır. Çalışmada, PRISMA akış diyagramı izlenerek veri seti oluşturulmuş ve toplam 632 çalışmadan oluşan bir örneklem analiz edilmiştir. Sonuçlar, yeşil insan kaynakları yönetimi alanındaki araştırmaların son 5 yılda önemli ölçüde arttığını ve Çin’in bu alanda her açıdan en üretken ülke olduğunu ortaya koymuştur. Bu çalışma, bibliyometrik analiz bulguları sonucunda öne çıkan çevresel performans, sürdürülebilirlik ve çevre yönetimi gibi trend konuları vurgulamakta ve yeni araştırma fırsatları için heyecan verici yollar ortaya koymaktadır. Ayrıca, Journal of Cleaner Production, Corporate Social Responsibility and Environmental Management, International Journal of Manpower ve Business Strategy and The Environment yeşil insan kaynakları yönetimi literatüründe en çok yayın yapan dergilerdir. Bu çalışma, araştırmacılar için Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi alanının zaman içinde nasıl evrildiğini ve alanda daha fazla dikkat gerektiren konuları anlamak için bir rehber görevi görecek ve araştırmacılara herhangi bir araştırma alanında performans analizi ve bilimsel haritalama yöntemlerini kavrayıp uygulama noktasında yol gösterici olacaktır. Çalışmanın gerek araştırmacılara gerek endüstriye gerekse kurumlara yeşil insan kaynakları yönetimi ile ilgili genel bir çerçeve sunarak katkı sağlaması beklenmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Covid-19 Salgının Türkiye’de Uzun Dönemli İşsizliğe Etkileri
Acun, Serdar
COVID-19 salgını, küresel iş gücü piyasasında büyük değişimlere neden olmuştur. Salgın döneminde işsizlik artarken istihdam azalmış, 2020 yılında çalışma süreleri 2019’un son çeyreğine kıyasla 255 milyon tam zamanlı işe eşdeğer bir kayıp yaşamıştır. Bu kayıp, 2008 küresel finansal krizindekinin dört katı büyüklüğündedir. İş arama süreleri uzamış ve uzun dönemli işsizlik oranları ciddi oranda yükselmiştir. Türkiye’de 2019 yılında uzun dönemli işsizler toplam işsizlerin %23’ünü oluştururken, bu oran 2022 sonunda %31’e ulaşmıştır. Bu çalışmada, salgın öncesi ve sonrası uzun dönemli işsizliğin belirleyicileri incelenmiştir. 2019-2023 verilerine dayalı lojistik regresyon analizinde bağımlı değişken olarak uzun dönemli işsizlik; bağımsız değişkenler olarak cinsiyet, yaş, eğitim, iş deneyimi gibi faktörler kullanılmıştır. Türkiye emek piyasasının en önemli sorunlarından biri olan emek arzının niteliğiyle emek talebinin niteliği arasındaki uyuşmazlık bu çalışmada da görülmüştür. Eğitimli nüfusun uzun dönemli işsizlikte olma olasılığı daha fazladır. Türkiye emek piyasasının kadına iş yaratmadaki sıkıntısı bu çalışmada da ortaya çıkmış ve kadınların uzun dönemli işsizlikte olma olasılığı erkeklere göre daha fazla olduğu bulunmuştur.
- MakaleAçık Erişim2025Türkiye in the Framework of the Preston Curve and Wilkinson Hypothesis: The Transformation of Income Growth, Income Distribution, and Life Expectancy
Sarı, Sacit
This study examines the validity of the Preston Curve and Wilkinson Hypothesis in the context of the Turkish economy, analyzing the impact of per capita income, income inequality, and public health expenditures on life expectancy. Using data from 1960 to 2022, graphical analysis and time series methods were employed to investigate the relationships between these variables. The key findings indicate that the Preston Curve is valid for Türkiye, as higher per capita income increases life expectancy, but the effect diminishes beyond a certain income level. A negative and statistically significant relationship was found between income inequality and life expectancy, supporting the Wilkinson Hypothesis. Additionally, public health expenditures positively and significantly influence life expectancy, highlighting the importance of government investments in healthcare. The findings suggest that the impact of economic growth on health indicators is not solely determined by rising income levels but also by the reduction of income inequality and increased public health expenditures. Policy recommendations include expanding healthcare spending, implementing social policies to mitigate income inequality, and addressing regional disparities in healthcare access.
- MakaleAçık Erişim2025Shaping the Future of Datça Peninsula: Exploring Suitable Settlement Areas and Land-Use Scenarios
Konurhan, Zekeriya; Ceylan, Mehmet Akif
This study examines land use/land cover (LULC) scenarios and identifies areas suitable for settlement on the Datça Peninsula. Datça is one of the four peninsulas in the Aegean Sea and is administratively part of the Muğla province of Türkiye. Forests prevail across the landscape, especially around the stretch shaped by the Datça–Marmaris highway, while agriculture is concentrated on the Datça Plain, Cumali, and Yaka. This study aims to determine land use scenarios and identify suitable areas for future development and settlement. The GeoSOS-FLUS software package, developed based on Markov Chains and Artificial Neural Networks for land use simulations, was used. Aware of the limitations of simulations that do not consider land suitability, a suitability analysis was performed using the Best-Worst Method (BWM), one of the Multi-Criteria Decision Making approaches. Sixteen criteria within four groups—topography, socioeconomics, location, and environment—were evaluated. The suitability analysis results were compared with simulated land use scenarios, and the most suitable areas for future settlements in the Datça Peninsula were identified. This integrated approach provides important information for the sustainable development of the region and the shaping of land use planning.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele

















