Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleYalnız künye2024
    Sözün Büyüsü: Tiyatro ve Hikâye Anlatıcılığı

    Şentürk, Gamze

    Tiyatronun kökenleri hakkında birçok kuram ortaya atılmıştır. Bu kuramlar arasında, tiyatro ile ritüeller arasındaki yapısal benzerliklere odaklanarak tiyatronun Bereket Tanrısı Dionysus adına düzenlenen dini törenlerden, yani ritüelden türediğini savunan Ritüel Köken Kuramı en bilinenlerden biridir. Topluluklar bu törenlerde ritüeller yoluyla tanrılara olan bağlılıklarını gösterirken tiyatronun drama, müzik, hareket ve dans gibi temel bileşenleri bu ritüellerin ayrılmaz birer parçası olarak ortaya çıkar. Ritüel Köken Kuramı dışında, tiyatronun hareket, dans ve müzik gibi alanlarda yetenekli olan Antik Yunan insanının bilinçli bir şekilde geliştirdiği bir etkinlik olarak ortaya çıktığını ileri süren Büyük Adam Kuramı’ndan bahsetmek mümkündür. Bu kurama göre, tiyatro, yaratıcı yeteneklerle donatılmış Antik Yunan insanın hem sanatını icra etmek hem de toplulukları eğlendirmek amacıyla geliştirdiği bir formdur. Bu yaklaşım, aslında tiyatronun sanatsal ve bireysel yaratıcılığın bir ürünü olduğu düşüncesinin altını çizer. Tiyatronun kökenine dair öne sürülen bir diğer kuram ise Hikâye Anlatma Kuramı’dır. Bu kurama göre, tiyatro hikâye anlatıcılığından türemiştir. Hikâye anlatıcıları, sesleri ve hareketleri kullanarak çeşitli karakterleri kişileştirme ve hikâyelerini anlatma pratikleriyle tiyatronun doğuşuna katkıda bulunmuşlardır. Tiyatronun kökenlerine dair birçok farklı görüş olmasına rağmen, genel olarak tiyatronun hareket, eylem, dans ve müzik gibi unsurları içeren bir hikâye anlatıcılığı olduğu düşünülmektedir. Tiyatro, sadece bir eğlence formu olmaktan öte, toplumsal değerlerin, kültürel normların ve dini inançların da yansıtıldığı bir alan olmuştur. Bu çalışma, Antik Yunan tiyatrosundan başlayarak özelde Britanya tiyatrosunu merkeze alarak çağdaş dönem tiyatrosuna kadar tiyatro ve hikâye anlatıcılığı arasındaki sıkı ilişkiyi ve hikâye anlatıcılığının tiyatroda bir anlatım aracı olarak nasıl ortaya çıktığını açıklamayı amaçlar.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Araf'ta yaşamak: ivo andriç'in drina köprüsü romanında kullanılan 'köprü' metaforunun sınır çalışmaları bağlamında değerlendirilmesi

    Şeker, Melike

    16. yüzyılda Batı Avrupa ve Amerika'nın bazı bölgelerinde hâkim sistem olan kapitalist dünya ekonomi, 19. yüzyıl ile birlikte dünyaya yayılarak evrensel niteliğine ulaşmıştır. Bu yayılma, bölgeleri kendi özgül koşulları doğrultusunda değiştirip dönüştürmüş ve beraberinde 'eski düzen' ile 'yeni düzen' arasındaki etkileşimin aynı anda var olduğu bir sisteme yol açmıştır. Bu etkileşimin yaşandığı topraklardan biri olan Balkan coğrafyasının 19. yüzyılı, İvo Andriç'in 1945'te yayımlanmış olan Drina Köprüsü adlı romanında ele alınmıştır. Kapitalist dünya sisteminin işleyişini sağlayan milli devlet, milli kimlik ve sınırlar gibi oluşumların ortaya çıkış serüveninin, Drina nehri üzerinde inşa edilen Drina köprüsünün etrafında yaşananlar aracılığıyla aktarıldığı bu roman, özellikle kapitalist devletin temel özelliği olan sınırların kara hudutlarıyla belirlenmiş yapılar olarak toplumu, 'biz' ve 'öteki' olarak kurgulaması işlevinin nehir üzerine inşa edilen köprüler aracılığıyla nasıl sağlandığını göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Böylece Andriç'in güçlü gözlem yeteneğiyle aktardığı Drina köprüsünün inşa süreci, aslında sınır dediğimiz olgunun yalnızca kara hudutlarına çekilmiş bir hat olmanın ötesine taşınabileceğini göstermesi bakımından özgün bir yapıttır. Toplumsal etkileşimlerin günlük yaşam pratikleri doğrultusunda gerçekleştirildiği mekân olan Drina köprüsü, toplumlar arasında 'imkân' olmanın yanı sıra 'engel' olma halinin de eş anlı üretildiği simgesel bir yapı olmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Reklam güvenirliği ve reklama yönelik tutum bağlamında sosyal medya okuryazarlık becerilerinin incelenmesi

    Coskun, Engin; Şener, Betül Çepni

    Günümüzde sosyal medya belirli bir teknoloji hizmeti olmanın ötesinde insanların yaşamlarının büyük bir bölümünü geçirdiği dijital yerlerdir. Bu bağlamda ele alındığında insanların kullanıcı olarak sosyal medya platformlarında ne yaptıklarını ve bu ortamları ne kadar bilinçli bir şekilde değerlendirdikleri oldukça önem taşımaktadır. Bugüne kadar çoğunlukla bilgi paylaşımı için kullanılan sosyal medya platformları artık pazarlama ve reklam aracı olarak da işletmeler tarafından sıklıkla kullanılmaktadır ve işletmeler söz konusu platformları genellikle de çevrimiçi ağızdan ağıza (E-WOM) iletişimi tanıtım faaliyetlerinin bir formu olarak görmektedir. Dolayısıyla sosyal medya içeriklerinin kullanıcılar tarafından nasıl okunduğu ve kullanıldığı, biliş düzeyleri reklam uygulayıcıları için önem arz etmektedir. Kullanıcılar olarak tüketiciler tarafından dijital temelli sosyal medya platformlarına yaklaşım şekilleri onların bu platformlarda yapılan reklamlara olan güvenleri ve tutumları üzerinde etkilidir gerçeği yadsınamaz. Bu araştırmada sosyal medya okuryazarlığı becerilerinin reklam güvenirliği ve reklama yönelik tutum üzerindeki etki düzeyi irdelenecektir. Bu bağlamda araştırmada nicel araştırma yöntemi benimsenmiş olup nicel yöntemin alt kategorilerinden biri olan tarama araştırması modeline başvurulmuştur. Araştırma bulguları sosyal medya okuryazarlığının alt boyutları olan gizlilik ve algoritmik farkındalığın ve teknik yeterliliğin reklam güvenirliğini; reklama yönelik tutum üzerinde ise gizlilik ve algoritmik farkındalığın etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla reklam uygulayıcılarına, sosyal medya platformlarında gizlilik ile ilgili seçenekleri kullanıcıların algılayacağı şekilde düzenlemeleri, bu konuda açıklayıcı ve şeffaf olmaları önerilmektedir.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2023
    Tribün şiddeti: sembolik etkileşim kuramı ve kırıkcam teorisi bağlamında bir sentez

    Şakar, Murat; Sarıkan, Ümran

    Modern kapitalist toplumlarda spor taraftarlığı bireylerin ‘serbest zaman’ etkinliklerinin neredeyse büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Kendilerini bir gruba ait hissetmeleri bağlamında hem bireysel hem de toplumsal bir rolü bulunan spor taraftarlığı kavramı toplumsal bütünlüğün sağlanması adına da önemlidir. Diğer yandan spor taraftarlarının gerek sosyolojik gerek psikolojik gerekse zihinsel açıdan, kendilerine ait hissettikleri alanlar şiddet mekânlarına dönüşebilmektedir. Tam da bu nedenlerden dolayı bireyler serbest zamanlarında ötekileştirilen, ayrımcılığa maruz bırakılan sosyal bir ortamda kalabilmektedirler. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmanın amacı ‘‘Kırık Cam Teorisi ve Sembolik Etkileşim Kuramı’’ bağlamında spor taraftarlarında şiddet olaylarını sosyolojik boyutlarıyla analiz etmek ve tribünde var olan şiddet olaylarının bireysel ve toplumsal boyutlarının incelenmesidir. Araştırma, literatürün imkân dâhilinde taranıp elde edilen verilerin birbiri ile ilişkilendirilmesi sonucunda sistematik bir derleme çalışması olarak yürütülmüştür. Tribünde yaşanan saldırganlık ve şiddet eylemlerinin anlaşılması adına Kırık Cam Teorisi, toplumsal alanda belirli bir düzensizliğin bireyler tarafından hemen fark edileceğini ve o düzensizliğe ilişkin yaptırımların olmaması hâlinde bireylerin eylemlerine devam edeceğini vurgulamaktadır. Sembolik Etkileşim Kuramı ise, bireylerin eylemleri ile birbiriyle ilişki ağı kurduğunu ve somboller aracılığıyla birbirlerini etkilediklerini ifade etmektedir. Tam da bu noktada trübünde olan herhangi bir şiddet söylemi ya da eylemini fark eden birey(ler) zihinsel olarak sistemin bir açığını bulduğunu düşünerek düzensizliğe hizmet eden davranışlar sergileyebilmekte ve bu düzensizlik boyutu diğer grupları da etkileyebilmektedir. Tüm bu nedenler zincirininin devam etmemesi için, şiddet sorunsalının boyunun belirlenebilmesi ve nedenlerinin tespit edilip çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Araştırma, bu doğrultuda, analitik metot ve yorumsamacı yaklaşım kullanılarak yürütülmüştür. Detaylı literatür incelemesi neticesinde, elde ettiğimiz sonuçlara baktığımız zaman Kırık Cam Teorisinin sporda şiddetin kaynağına ve ne olduğuna dair yanıtlar verebildiği gözlemlenmektedir ve aynı zamanda Sembolik Etkileşim Kuramı ile birlikte ele alındığında toplumsal alanda düzen ve istikrarın sağlanmasında yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex5TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Gebelikte Fizyolojik Yakınmalarla Yaşam Kalitesi ve Gebeliğe Uyum Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Bir Üniversite Hastanesi Örneği

    Baltacı, Nazlı; Yılmaz, Ayşe Nur; Yüksekol, Özlem Doğan; Ulucan, Mihriban

    Amaç: Bu araştırmada, gebelikte fizyolojik yakınmaların yaşam kalitesine etkisi ile gebeliğe uyum arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel türde Mart-Haziran 2022’de Doğu Anadolu’daki bir ilin üniversite hastanesinde yapılan bu çalışmada örneklemi, bir üniversite hastanesinin gebe polikliniğine başvuran ve araştırmaya katılmaya gönüllü 402 gebe oluşturdu. Veriler; “Kişisel Bilgi Formu”, “Gebelikteki Yakınmalar ve Yaşam Kalitesine Etkisi Ölçeği (GYYKEÖ)”, “Prenatal Kendini Değerlendirme Ölçeği (PKDÖ)” aracılığıyla elde edilmiştir. İstatistiksel değerlendirmede; tanımlayıcı istatistikler ve pearson korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Gebelerin GYYKEÖ puan ortalaması 133.21±30.15 ve PKDÖ puan ortalaması 214.02 ± 26.43’dür. Gebelerin, GYYKEÖ puan ortalaması üçüncü trimesterde134.21±28.93 ve PKDÖ puan ortalaması birinci trimesterde 222.18±20.23 olarak bulundu. GYYKEÖ puan ortalaması ile PKDÖ puan ortalaması arasında istatistiksel olarak pozitif, çok zayıf önemli bir ilişki belirlendi (r=0.109; p=0.028). GYYKEÖ toplam puan ortalaması ile PKDÖ “Annelik Rolünün Kabulü”, “Gebeliğin Kabulü”, “Kendisinin ve Bebeğinin Sağlığı ile İlgili Düşünceler” ve “Doğuma Hazır Oluş” alt boyutlarının puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak pozitif, çok zayıf ilişki olduğu saptandı. Sonuç: Araştırmada, gebelerin yaşam kalitesinin ve gebeliğe uyumlarının düşük düzeyde olduğu bulundu. Ayrıca, üçüncü trimesterde gebelerin yaşam kalitelerinin azaldığı ve birinci trimesterde gebeliğe uyumun daha düşük olduğu saptandı. Gebelerin yaşam kaliteleri arttıkça; gebelik ve annelik rolü kabulünün, doğuma hazır oluşunun, kendisinin ve bebeğinin sağlığı ile ilgili düşüncelerin ve gebeliğe uyumunun arttığı saptandı.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex7TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Examining the relationship between attitudes of ambivalent sexism and dating violence

    Yeşiltepe, Akgün; Tire, Olcay

    The aim of this study is to investigate the relationship between attitudes towards dating violence and conflicting sexist attitudes. This descriptive cross-sectional study was conducted using a total of 283 students at the Faculty of Letters of Munzur University in Türkiye between February and June 2021. The data were collected using a descriptive information form, the Ambivalent Sexism Inventory and the Dating Violence Questionnaire, and analyzed using Mann Whitney U and Kruskal Wallis tests, Spearman’s correlation analysis and Bonferroni test. A statistically significant moderately positive relationship was found between the students’ attitudes of ambivalent sexism and dating violence. The students had a high level of ambivalent sexism and a low level of dating violence. In the study, it was determined that men (74.93±22.41) exhibit higher ambivalent sexism attitudes than women (60.14±22.02), and the mean dating violence rate of men (1.56±0.38) is higher than that of women (1.30±0.29). As a result of the analysis, it was determined that the hostile and protective sexist attitude, which is the sub-dimensions of ambivalent sexism, is higher in male students than in female students. Finally, it was found that those with high protective sexism attitudes have more dating violence attitudes than those with high hostile sexism attitudes. The findings reveal that the ambivalent sexist attitude supports dating violence.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2022
    Sharenting: A Conceptual Analysis

    Turgut, Yiğit Emrah; Aslan, Alper; Kopuz, Tuba

    The use of the Internet and social media has increasingly become widespread. Social media has become an important part of daily life. Thanks to social media, people can receive and offer services in many fields such as education, entertainment, and trade. Social media which is effective in the daily life of many people from different walk of life has also reflected in parents’ routines. The purpose of the current study is to define the concept of sharenting within the framework of the literature and explain the development process of the concept, express the reasons for the parents’ sharenting behaviour, address the problems created by the sharenting behaviour, and examine the sharenting behaviour within the framework of national and international legal regulations. Sharenting refers to sharing content about children by parents in digital media. The concept of sharenting in English emerges from the combination of the terms “sharing” and “parenting”. Along with studies on the concept of sharenting start- ed in 2012, the first academic study was conducted in 2015. The first study on the concept of sharenting in Turkey was carried out in 2016. “Sharenting” is a new, current, and popular concept in both international and national literature. Although the concept can be translated into Turkish as “paylaşan ebeveynlik”, there is no corresponding translation of the concept in Turk- ish as widely accepted. However, having a Turkish equivalent for the concept can be effective in raising and creating awareness of this behaviour in people. Therefore, one of the ways that many parts of the society, especially parents, can internalize the related concept expressively is to create a Turkish expression for the concept. It can be recommended for language experts and academicians working in the field of language education and teaching to find or create a response to the related concept that society can adopt. Besides, the Turkish Language Association (TDK) can also carry out studies on this subject. Today’s parents who have adopted the use of social media use social media for different purposes such as discussing their parenthood, finding solutions to parenting issues and giving advice to other parents, providing social interaction. Shar- enting is effective in fulfilling some of the needs of parents. In fact, parents can fulfil some of their learning needs with sharing. It also provides parents with social interaction and communication opportunities with other parents. Besides, sharenting is also effective in fulfilling some affective needs such as the acceptance of parental identity and appreciation of parenting practices. Thus, sharenting is an activity which offers opportunities to parents. However, when parents share by using their parental identities, they also include their children. Parents think that there is not any situation in which their children are exposed to harmful effects while sharing. However, every share on social media about children exposes them to some digital risks. Even the disclosure of parents’ identity through children may trigger ethical problems. The ignorance of the possible consequences of the sharenting behaviour on children is the reason for the uncon- scious violation of the privacy of children by the parents. The problem with sharenting is that parents configure their children’s digital identities without their children’s consent. Indeed, children’s digital identities should be created by themselves, not by their parents. The reason is that children are individuals who have the capacity to have rights. Therefore, this situation causes a violation of personal rights. The children’s satisfaction with their parent’s share is also unknown. As a result, it is foreseen that parents will have to encounter some legal processes in the future. Hence, the fact that the defendant-complainant re- lationship will be a parent-child relationship should be known. However, when considering the cultural structure of Turkey, it is predicted that the children’s complaints against their parents will be lower than in Western culture. However, regardless of the situation, national and international legislation and legislative regulations are in favor of the children’s interests. Social media platforms can be sensitive to prevent the parent-child conflicts arising from the sharenting behaviour and as a precau- tion they can provide a kind of warning before sharing. In the content shared, the user can be notified before sharing by using the face and word recognition systems. It is possible that shares in a way that does not risk the children’s safety, personality and existence as an individual are reasonable. However, there is no well-accepted criterion describing the ‘reasonable’ level. Although there is no regulation on what information parents can share about their children in many countries, it is considered that it is not possible to find a global solution. However, non-governmental organizations such as the Family Online Safety Institute can develop a common approach to the relevant situation and can ensure that the reasonable sharenting level is determined. The developed ap- proach can also be used as a government policy regarding the sharenting behaviour. Initiatives to determine the reasonable level can be supported by extensive research such as the European Children Online Project (EU Kids Online) including Turkey and other 24 European countries and Global Kids Online supported by UNICEF.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Hemşirelik Öğrencilerinde Akran Zorbalığı ile İlişkili Faktörler ve Kendini Kabul Arasındaki İlişki

    Şeker, Sevda Arslan; Kaya, Yunus

    Bu çalışma, hemşirelik öğrencilerinde akran zorbalığı ile ilişkili faktörler ve kendini kabul arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı nitelikteki araştırmanın örneklemini, iki üniversitenin hemşirelik bölümlerinde öğrenimlerine devam eden 405 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma verileri, Tanıtıcı Özellikler Formu, Üniversite Öğrencilerinde Akran Zorbalığını Belirleme Ölçeği ve Koşulsuz Kendini Kabul Ölçeği kullanılarak Nisan-Haziran 2020 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Bağımsız Örneklem t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Tukey testi ve Pearson Korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Koşulsuz Kendini Kabul alt boyutu puan ortalaması ile Akran Zorbalığı Ölçeği toplam puanı, İdeolojik Zorbalık, Dışlanma ve Cinsel Zorbalık alt boyutu puan ortalamaları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Siber Zorbalık alt boyutu ile Koşulsuz Kendini Kabul Ölçeği toplam puanı arasında negatif yönde ilişki bulunurken, Koşullu Kendini Kabul alt boyutu ile pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak, beliren yetişkinlik döneminde olan üniversite öğrencileri için akranlarla kurulan ilişkiler büyük önem taşımaktadır. Akranlar tarafından zorbalığa maruz kalmak üniversite öğrencilerinin fiziksel, ruhsal, sosyal, akademik ve mesleki gelişiminde önemli sorunlara yol açabilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex3TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Trafik Kazalarının Makine Öğrenmesi Yöntemleriyle Analizi ve Tahmini: Kahramanmaraş İçin Örnek Bir Çalışma

    Utku, Anıl; Yucesan, Melih; Bolat, Hüseyin

    Dünyada her yıl 1 milyonun üzerinde ölümlü, 50 milyona yakın yaralanmalı trafik kazası meydana gelmektedir. Bu kazalarda ortalama her 2 saniyede bir trafik kazası yaşanırken her 50 saniyede bir ölümcül kaza ile sonuçlanmaktadır. Bu çalışmada, 2017 ile 2020 yılları arasında Kahramanmaraş il merkezi ve ilçelerinde gerçekleşen 28 adet öznitelikten oluşan 7929 adet trafik kazası makine öğrenme teknikleri ile analiz edilmiştir. Trafik kazalarının analizinde sınıflandırma, birliktelik kuralı ve görsel karşılaştırma yöntemleri kullanılmıştır. Sınıflandırma için NB, SVM, kNN, PART, AdaboostM1, J48 ve RF algoritmaları kullanılmıştır. Trafik kazalarının sınıflandırılmasında J48 algoritması en başarılı sonuçları elde etmiştir. Naive Bayes algoritmasının başarı düzeyi kötü olmasa da diğer algoritmalara oranla daha düşük kalmıştır. Tüm yöntemlerin ortak sonucu gelecekte yaşanabilecek ölümle ve yaralanmalı potansiyel kazaların daha çok sabah saat 04:00 ile 08:00 ve akşam saat 16:00 ile 20:00 arasında, Kahramanmaraş il merkezi ve Onikişubat ilçesinde yerleşim yeri içerisinde, Göksun ilçesindeki yerleşim yeri dışındaki eğimli ve virajlı yollarda ve Pazarcık ilçesindeki yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda yaşanma riskinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca meydana gelen kazalarda sürücülerin trafik ve hız kurallarına uymadığı, trafik lambası, trafik levhası, yaya yolu, emniyet şeridi ve banket gibi yol, çevre ve güvenlik ekipmanlarının yetersiz kaldığı belirlenmiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Siber Zorbalık Tespit Yöntemleri Potansiyel Uygulama Alanları ve Zorluklar

    Yazğılı, Enver; Baykara, Muhammet

    Dünya genelinde sosyal medya kullanıcılarının karşılaştığı sorunların başında gelen siber zorbalık güngeçtikçe daha da artmaktadır. İnsanlar arasında yaygınlaşan İnternet kullanımı, siber zorbalığın uygulamaalanlarının da artmasına neden olmuştur. Siber zorbalar, İnternet üzerinden yapacakları zorbalıkların tespitedilememesi veya tespit edilse dahi yasal bir yaptırım uygulanmayacağı düşüncesiyle geleneksel zorbalığaoranla daha fazla zorbalık yapmaktadırlar. Artan siber zorbalık suçları, kurbanlarına psikolojik baskılaryaşatarak toplumdan dışlanmaları ve hatta intiharın eşiğine gelmelerine neden olmaktadır. Bu ve bunabenzer sorunların önüne geçilmesi için siber zorbalığın anlık tespit edilmesi gerekir ancak bu oldukçagüçtür. Bu problemin tespit edilmesi için literatürde çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmadaöncelikle siber zorbalık ve türleri, tespit için kullanılan makine öğrenmesi yöntemleri ve algoritmaları ile literatürde yapılan çalışmalar sunulmuştur.

    AtıfOpenAlex7TR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2020
    A Study on Historical/Social Traumas and the Forms of Intergenerational Transmission

    Karatay, Gülnaz

    Historical/social traumas such as war, migration, natural disasters and genocide have multidimensional devastating effects on the survivors. However, subsequent generations also absorb the experiences of their parents in different ways, even if they were not directly exposed to trauma, and their stress-response systems may become vulnerable. This situation, which indicates the contagious nature of social traumas, is expressed in the concepts such as “secondary traumatization” or “intergenerational transmission of trauma”. In the past two decades, there have been an increasing interest in, and modelling studies on the forms of intergenerational transmission of trauma. Scientific studies reveal that, despite some disadvantages of the retrospective method, social/historical traumas continue to affect subsequent generations through psychodynamic, environmental, cultural and epigenetic mechanisms. It is stated that intra-family communication patterns play an important role especially in the processes of trauma transmission and the generation effect may be experienced more heavily in the families who failed to achieve posttraumatic growth. This review article, discussing intergenerational transmission of trauma, aims to create a perspective on the phenomenon by reviewing the literature on the forms of intergenerational transmission of trauma and concordantly, to contribute to a better understanding of the cost of social traumas.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex8TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    Examining Children's Media Literacy Levels and Usage Habits in Terms Of Demographic Variables

    Göksu, İdris; Turgut, Yiğit Emrah; Aslan, Alper; Aslan, Seda Akti

    In this study, it is aimed to reveal the media usage habits of secondary school children and their media literacy levels according to various variables. The study data were collected in 2017. It was determined that two of every three children used mobile internet, watched television for 1-2 hours daily and used the internet. The most popular activity among children was found to be watching television, followed by these activities: listening to music, using social networks, mobile phones, and the internet usage by one of every two children. According to demographic characteristics of children, it was found that while the media literacy level of men was significantly lower than women regarding gender, the same was valid for the children living in the South-eastern Anatolia region compared to those living in other regions regarding geographical regions. Moreover, it was determined that children’s media literacy level increased as their grades increased. According to children's media usage habits, it was revealed that while media literacy level of children not using mobile internet was significantly higher than those using mobile internet, the same was true for children watching television for 1-2 hours daily compared to those watching 7-8 hours.

    AtıfTR Dizin9
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    Game, Environment and Peer Effect on Children on the Digital Gaming Habits in Game Arcades

    Turgut, Yiğit Emrah; Yılmaz, Turkan Karakuş; Aslan, Alper

    Game arcades that have turned into an important socialization area forchildren in Turkey, can affect children in many ways. The aim of thestudy is to investigate the factors that affect the digital game habits ofchildren and young people in game arcades. In this context, the effect ofgame, environment and peers on the habits of children that are gamingin game arcades were investigated. Qualitative research method waspreferred in the study. The study group consisted of 50 male and 2female participants randomly selected from four game arcades. Semistructured interview form was developed as a data collection tool andindividual interviews were conducted with the children participatingin the research. The findings show that children prefer digital gamesbecause they find it amusing, fun, enjoyable and exciting. Togetherwith the changing game structure, it has emerged that multi-playeronline games affect the usage of game arcades of children. Childrenstated that they prefer to play in game arcades because they can be withtheir friends and there is no parental supervision. It was determinedthat children knew these environments through their friends andwould not prefer these environments without their friends. Based onthese findings, it was concluded that multi-player online games had aneffect on the habits of children on using game arcades due to its facilityof socialization with friends and playing without any restrictions.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex13TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    The Attitudes and the Behaviours of the University Studentstowards Dating Violence

    Baş, Nazan Gürarslan; Karatay, Gülnaz; Karatay, Mahmut; Baş, Kazım

    Aim: The aim of this study is to assess theattitudes and behaviours of the university studentstowards dating violence.Method: The study was conducted among female(n = 200) and male (n = 300) students studyingat a public university and staying a dormitory ofStudents Loans and Dormitories Institution during2015-1016 academic year's spring semester. Aquestionnaire consisting of 23 questions was usedto collect the data. The obtained data wereanalysed by using numbers, percentages and chisquare test in SPSS database.Findings: The average age of the students was22,09 ± 2,29, 51,8% were exposed to theviolence during childhood, 37,8% frequentlywitnessed violence during childhood, 28,6% wereexposed to the violence of intimate partners,22,1% committed violence against their intimatepartners, and 13,9% reported a relationship thatended because of the violence. When theattitudes of the students were examined, it wasseen that, in general, the females' awareness ofviolence was higher than that of the males; also,certain behaviours such as neglect, mocking,tracking, restricting social life, cheating andjealousy were less considered as violentbehaviours by males than by females. Besides, itwas observed that there was a significantrelationship between previous exposure toviolence, witnessing violence in childhood anddating violence practice (p<0,05). Conclusion: Among the university student group,the awareness of dating violence was low and theextent of violent behaviours against partner wassignificant.

    AtıfTR Dizin20
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    Classification of Human Actions in Outdoor Images Using Hybrid Deep Learning Methods

    Tümen, Vedat; Algur, Özlem; Yıldırım, Özal

    In this paper, a hybrid deep learning approach is proposed for automatic classification of human actions in outdoor images. Firstly, the detection of the humans in the image taken from the outdoor environment is provided. For this purpose, YOLO, a pre-trained deep object detection tool widely used in the literature, is used. The Google street view platform was preferred to acquire outdoor images. Action classes were created for the detected humans. These action classes; walking to the right, walking to the left, standing and sitting. Thus, a comprehensive dataset has been created for humans identified from the outdoor images. A convolutional neural network (CNN) model is designed for the automatic recognition of classes. With this designed CNN model, automatic recognition of the human actions is provided. This trained model is used in a hybrid manner with the YOLO object detection system to automatically recognize the human actions in the input images.Within the scope of the article, a four-class dataset was created and performance evaluations of the proposed system were made.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2014
    Yeni ırkçılığın bileşeni olarak cinsiyetçilik: ırkçılığın cinsiyetçilikle eklemlenmesi

    Çoban Keneş, Hatice

    Irkçılık ve cinsiyetçilik üzerine yapılan tartışmaların farklı bir boyuta sıçramasıyla ilişkili olarak ırkçılığı ve cinsiyetçiliği aynı yapısal koşullardan doğan, birbirini besleyen ideolojiler olarak ele alan bu çalışmada daha çok dilde temellenen, söylemler aracılığıyla dolaşıma giren ve pek çok ayrımcı ideolojiyi birbirine eklemleyerek dolaylı- örtük bir şekilde üretilen yeni ırkçılığa ve yeni ırkçı söylemlerin temel bileşenlerinden biri olarak cinsiyetçiliğe odaklanılmıştır. Yeni ırkçılık ve cinsiyetçilik arasındaki ilişki üzerine var olan bilgilerin ışığında farklı ayrımcı ideolojilerin toplumsal cinsiyet üzerinden eklemlenerek kurduğu yeni ırkçı söylemler derinlemesine görüşmelerden elde edilen ifadeler aracılığıyla analiz edilmiştir.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    AtıfOpenAlex2TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Sosyo-Kültürel ve Fiziki Mekânların Çocukların Suça Yönelme ya da Suç İşlemeye Etkilerinin Van İli Ölçeğinde Araştırması

    Menteşe, Sabit

    Suç işleyen çocuk sayısında son yıllarda görülen artış, dikkatleri çocuk suçluluğu ve nedenleri üzerine çekmiştir. Suç işleme ve suça yönelme nedenlerinin oldukça çokve çeşitli olması, suçu açıklamaya ilişkin oldukça farklı görüşlerin ortaya atılmasına da neden olmuştur. Ancak bu araştırmada, çocukların suç işleme ve suça yönelme nedenleri sosyolojik kuramın bulgularına dayandırılarak, değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle araştırmanın amacı, "çocukların suça yönelme ya da suç işlemelerine sosyo-kültürel ve fiziki mekânlardan kaynaklı nedenlere ilişkin çocuk ve yönetici görüşleri"ni belirleyerek olası çözüm önerilirini geliştirmek olarak belirlenmiştir. Araştırma betimsel nitelikte, nicel bir araştırmadır. 2011 yılında Van merkez ilçede görev yapmakta olan kamu kurum ve kuruluş yöneticileri ile yasalarca suç işlediği belirlenen ve suç işleme riski altında bulunan çocuklara, araştırmacı tarafından geliştirilen 28 likert ve bir açık uçlu sorudan oluşan anket 84 çocuk ve 43 yöneticiye olmak üzere, toplam 127 kişiye uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde yüzdelik, frekans, aritmetik ortalama, parametrik/non parametrik testler kullanılmış ve açık uçlu soru ile elde edilen veriler ise frekans ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, suç işleme ve suça yönelme nedenlerinden "yoksulluğa" çocuklarX=4,6786 ortalama ile birinci en yüksek düzeyde katılırlarken; yöneticiler X=4,5349 ortalama ile "Ailenin çocuğu ihmal ve istismar etmesi"ne en yüksek düzeyde katılmışlardır. Çocuklar ikinci en yüksek düzeyde "İşsizliğe"( (X=4,6429) ortalama ile katılırlarken; yöneticiler X=4,2326 ortalamayla "Arkadaş çevresi" nedenine katılmışlardır. Çocuklar suç işleme ve suça yönelmeye nedenlerden "cinsel istismar"a (X=3,1429), yöneticiler ise "güvenlik personelinin halkla olan ilişki şekli ve düzey"ine X=2,1395 ortalama ile en düşük düzeyde katılmışlardır. Araştırma sonuçları, çocukların suç işleme ya da suça yönelme nedenlerine katılma düzeyleri bakımından, çocuklar ile kamu kurum ve kuruluş yöneticileri arasındaanlamlı bir farkın olduğunu göstermiştir.Çocuk ve yönetici görüşleri arasındaki bu fark, yöneticilerin, suç işlemiş ya da suça yönelmiş çocukların,suç işleme ve suça yönelme nedenlerine ilişkin sağlıklı bir bilgi sahibi olmadıklarına yorumlanmıştır. Dolayısıyla çocukların suç işleme ve suça yönelme nedenlerine yönelik yöneticilerce alınmış ve alınacak tedbirlerin de bu anlamda etkili olmaları beklenmemektedir. Yapılması gereken, yöneticilerin,il genelinde çocuklarınsuç işleme ve suça yönelme nedenlerini doğru tespit ederek, alınması gereken tedbirleri yerinde ve zamanında almasını sağlamaktır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele