Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025
    Zebra Midyesinin (Dreissena polymorpha) Yağ Asidi Profili Ve Yağ Asidine Bağlı Besinsel Kalite Indekslerinin Değerlendirilmesi

    Erol, Nida Demirtaş

    Esansiyel omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri (n-3 PUFA'lar) insan sağlığı için hayati öneme sahiptir ve bir dizi rahatsızlığı önler; midyeler bu PUFA'ların iyi bir kaynağıdır. Bu çalışmanın amacı, yağ asidi bileşimini ve besin kalitesi parametrelerini ölçerek zebra midyesinin (Dressiana polymorpha) fonksiyonel bir gıda olarak potansiyelini değerlendirmektir. Zebra midyesi yağında çözücü ekstraksiyonla lipid miktarı, yağ asidi bileşimi ve besin kalitesi endeksleri belirlendi ve zebra midyesinin nutrasötik ve farmasötik olarak potansiyeli değerlendirildi. Zebra midyesi düşük lipid içeriğine rağmen insan sağlığına faydalı olan yağ asidi profilleri gösterdi. Zebra midyesindeki majör yağ asidi grubu SFA'lar olup bunu MUFA ve PUFA grupları izledi. EPA ve DHA miktarlarının toplamı 14.051.36 olarak bulundu. Ayrıca zebra midyesinin n6/n3 oranı 0.09 olarak bulundu. Zebra midyesinin PUFA/SFA oranı 0.36 olarak bulundu. AI, TI ve HH değerleri sırasıyla 0,60, 0,37 ve 1,09'du. Mevcut çalışma, zebra midyelerinin lipid kalitesini ve yararlı yağ asitlerini işlevsel diyet bileşenleri olarak değerlendirmeye işaret etmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 14 · Sudaki Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Hatuniye Medresesi Cephelerinde Meydana Gelen Taş Bozunmalarının Analizleri

    Dal, Murat; Ergin, Şefika; Ay, İlhami; Çelik, Ayşe Biçen

    Geleneksel yapılarda doğal taşın dayanıklılığı, yapıların günümüze kadar ayakta kalabilmesi için önemlidir. Dış çevre faktörlerinin doğal taş malzemeler üzerinde olumsuz etkileri vardır. Malzeme olumsuz etkenlere maruz kaldığında taşta bozulmalar meydana gelmektedir. Bu bozulmaların ve nedenlerinin doğru tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin sunulması yapıların gelecek nesillere aktarılması için önemlidir. Bozulmaya neden olan etkenlerin tespit edilememesi hasarların büyümesine ve yeni hasar oluşumlarına yol açmaktadır. Çalışmada Hatuniye Medresesi’nin yüzeylerindeki bozulmaların ve nedenlerinin tespit edilmesi, sorunların önlenmesi ve doğru müdahalelerin yapılması açısından faydalı olacaktır. Yapılan analizler sonucunda yapının cephelerinde meydana gelen bozulma türleri ve XRF kimyasal analiz sonuçlarına göre taşın kimyasal özelliklerindeki değişimler tespit edilmiştir.

    AtıfOpenAlex7TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Antimicrobial Activity of Essential Oils of Foeniculum vulgare Mill and Pimpinella anisum L (Apiaceae) Species

    Gedik, Osman; Yazdıç, Ferit Can; Tasar, Neslihan; Karaman, Altuğ

    Today, essential oils are considered safe substances and can be used as antibacterial additives. Pimpinella anisum L. (Aniseed) and Foeniculum vulgare Mill. var. dulce (fennel) species are of great economic importance. It is among the medicinal and aromatic plants cultivated in wide areas in our country. In this study, it was aimed to determine the antimicrobial properties of essential oils obtained from Foeniculum vulgare Mill. and Pimpinella anisum L plants. The essential oils of the species were obtained by using the distillation method. The antimicrobial activities of essential oils by hand were studied using the hollow agar method. Known to be medically important in food, cosmetics and pharmaceutical products Enterobacter aerogenes (ATCC 13048), Enterococcus faecalis (ATCC 29212), Salmonella enteritidis (ATCC 13075), Staphylococcus aureus subsp. aureus (ATCC 25923), Escherichia coli (ATCC 25922) and Serratia marcescens (ATCC 13880) evaluated against pathogen and microbial contaminants. While Foeniculum vulgare showed results parallel to the antibiotic used as standard, no antibacterial activity was observed in Pimpinella anisum L.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Cu/Zn Oksit İkili Katalizörü Üretmek Amacıyla Malahit Cevherinin NH3/NH4NO3 Liçinde Optimum pH ve NH3 Derişiminin Yanıt Yüzey Yöntemiyle Belirlenmesi

    Demirkiran, Nizamettin; Tanaydın, Zümra Bakıcı; Baysar, Ahmet

    Bu çalışmada, bir hidrosikarbonat minerali olan malahit ve bir karbonatlı mineral olan simitsonit içeren bakır cevherinin hidrometalurjik yöntemle işlenmesi neticesinde Cu/Zn oksit ikili katalizörü üretilmiştir. Cevherden maksimum oranda bakır ve minimum oranda çinkonun liç çözeltisine geçmesini sağlayacak ancak cevherde bulunan diğer metallerin çözünmesini engelleyecek pH ve çözücü derişiminin optimum değerleri yanıt yüzey yöntemi ile belirlenmiştir. Yanıt yüzey yönteminde elde edilen deneysel bulgulara çoklu regresyon analizi yapılarak bakır ve çinko liç verimleri ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi gösteren ikinci dereceden model denklemler elde edilmiştir. Bakır ve çinko liç verimi üzerine NH3 derişiminin pH’dan daha etkili bir parametre olduğu belirlenmiştir. NH3 ve NH4NO3 derişimleri ile pH için optimum değerler sırasıyla 0,38 M, 0,11 M ve 9,80 olarak bulunmuştur. Optimum koşullarda cevherdeki bakırın %82,3’ünün çinkonun ise %45,1’inin çözeltiye geçtiği belirlenmiştir. Liç sonucunda elde edilen çözeltideki Cu+2 ve Zn+2 iyonları Na2CO3 çözeltisi ile çöktürülmüş ve oluşan katı ürün 350 °C’de 6 saat süreyle kalsine edilerek Cu/Zn oksit ikili katalizörü üretilmiştir. Katalizörün ağırlıkça bakır oksit içeriği yaklaşık %44 ve çinko oksit içeriği %56 olarak tespit edilmiştir.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2023
    The Antioxidant Capacities and Antimicrobial Activities of Some Salvia L. Seeds

    Ökkeş; Yılmaz, Okkes; Yilmaz; Kurşat, Murat; Kirbag, Sevda; Civelek, Şemsettin; Emre, Irfan; Sönmez, Pınar Erecevıt; Emre, Mustafa Yunus

    The goal of present study is to find the penolic contents, antioxidant activities and antimicrobial capacities in the seeds of five Salvia L. taxa two of which are endemics (Salvia euphratica var. leiocalycina and Salvia euphratica var. euphratica). The flavonoid and phenolic acid are determined by using HPLC while the antioxidant activities are determined based on different methods. Also, the antimicrobial activities of some Salvia species are determined by using the well agar method. The current study found that the studied Salvia species have low flavonoid. It has been found that Salvia euphratica var. euphratica has high vanillic acid, ferulic acid and rosmarinic acid among the studied taxa. Similarly, it has been found that Salvia euphratica var. euphratica has high DPPH and ABTS radical scavening capacity in all concentrations. It has been also found that Salvia euphratica var. euphratica has highest total phenolic content (372,63±0,87 µgGAE/mg) whilst Salvia tricholoda has low total phenolic content (46,41±1,71 µgGAE/mg). In addition, this study demonstrated that Salvia tricholoda has lowest metal chelating activity (37,35±0,51%). Furthermore, present study found that the lipid peroxidation levels of the studied Salvia taxa are between 18,21±0,37 mg/kg and 21,03±0,22 mg/kg while it has been found that the antibacterial properties of the Salvia taxa under study are altering.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Effect of Longer Waiting Time During OCP and Pre-Applied Cleaning Potential In Corrosion Analysis of Zinc Metal

    Cihangir, Salih

    Tafel analysis is a widely accepted technique for corrosion studies in electrochemistry. A general literature search for one of the electronegative metals, zinc, revealed serious deviations in corrosion results. In order to understand the reasons behind these deviations, zinc metal was investigated at macro and micro levels during and after the Tafel corrosion analysis. In-situ macro surface investigation during the OCP period and Tafel analysis were performed, and it was found that the zinc surface undergoes proceeding corrosion attack following the immersion in 3.5 wt.% NaCl solution. In-situ macro surface analysis exhibited that the pre-oxidation of the surface proceeds as nonuniform at local regions. SEM-EDS and XRD analysis proved that the particular crystal planes of the zinc form ZnO with increasing immersion time. A linear sweep voltammetry (LSV) technique was applied to detect the oxygen removal and starting hydrogen evolution potentials. Three identical Tafel experiments were performed on samples without any treatment, and another three consecutive Tafel experiments were performed on the samples which applied pre-reduction potential. Obtained results revealed that in-situ pre-applied reduction potential just before the Tafel analysis cleaned the surface and allowed uniform oxide formation, resulting in the lowest standard deviation of the calculated Tafel elements.

    AtıfOpenAlex8TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Endemik Stachys tundjeliensis Kit Tan & Sorger (Lamiaceae)’ in Uçucu Yağ Bileşenleri ve Kemotaksonomik Bir Yaklaşım

    Yüce, Ebru

    Bu araştırmada, Tunceli’ de doğal olarak yetişen endemik Stachys tundjeliensis Kit Tan & Sorger bitkisinin toprak üstü kısımlarından su distilasyonu ile elde edilen uçucu yağ bileşenlerinin tespiti yapılmıştır. Çalışma ile bitkinin uçucu yağ bileşenlerini tespit ederek tür ve cinsin taksonomisine katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Çalışma materyali 2021 yılında Tunceli-Ovacık arasında çiçekli olarak toplanarak kurutulup hazır hale getirilmiştir. 100 g bitki örneğinden su distilasyonu yöntemi ile Clevenger aparatı kullanılarak 3 saat distile işlemi sonucu uçucu yağ elde edilmiştir. Analiz için GC/MS (Gaz Kromatografi/Kütle Spektrometresi) cihazı kullanılmıştır. Elde edilen uçucu yağda toplam 29 bileşen belirlenmiştir. Okaliptol (%28.9), timol (%14.3), 4 karvomethanol (%12.5), d-piperiton (%11.2), pinen (%6.3) ve terpineol (%5.7) yüksek orandaki bileşenlerdir. Bu bileşenlerden okaliptol/timol kemotip olarak düşünülebilir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Fucus vesiculosus ve Laminaria digitata Ekstraktlarının \rProstat ve Seminal Vezikül p-PDE5, cGMP, eNOS ve ET-1 \rDüzeyleri Üzerine Etkileri

    Sahin, Kazim; Er, Besir; Erten, Fusun

    Üreme sağlığı yaşam kalitesinin önemli belirteçlerinden biridir. Günümüzde erkek bireylerde düşük \rlibido, erektil disfonksiyon, prematür ejakülasyon, gecikmiş veya inhibe orgazm gibi cinsel işlev \rbozuklukları giderek yaygın hale gelmektedir. Cinsel işlev bozukluklarının tedavisi için destek \rtedaviler arasında fito ve etnoterapiler günümüz dünyasında popülerlik kazanmaktadır. Fucus \rvesiculosus (FV) ve Laminaria digitata (LD), antioksidan, anti-tümör, antikoagülan, anti obezitik, \ranti inflamatuar, antiviral ve antibakteriyel aktivitelere sahiptirler. Bu çalışmanın amacı, FV ve LD\rekstraktlarının üzerine prostat ve seminal vezikül dokularında fosfodiesteraz tip 5 (p-PDE5), siklik \rguanozin monofosfat (cGMP), endotel nitrik oksit sentaz (eNOS) ve endotelin‑1 (ET-1) protein \rdüzeyleri üzerine etkilerini araştırmaktır. Çalışmada, toplam 21 adet erkek 12 haftalık SpragueDawley ırkı sıçan kullanıldı. Sıçanlar üç gruba ayrıldı: 1) Kontrol grubu, 2) FV grubu ve 3) LD \rgrubu. FV ve LD 300 mg/kg CA dozunda gavaj yoluyla 52 gün boyunca günlük olarak hayvanlara \rverildi. Prostat dokusunda kontrol grubuna göre, FV ve LD verilen gruplarda p-PDE5 (P<0.01), \rcGMP (P<0.001) ve eNOS (P<0.05) düzeylerinde artış gözlenirken, ET-1 (P<0.01) protein \rdüzeyinde düşüş tespit edildi. Benzer şekilde seminal vezikül dokusunda da p-PDE5 (P<0.001) ve \reNOS (P<0.001) artış, cGMP (P<0.01) ise sadece LD verilen grupta artış gözlendi. Seminal vezikül \rET-1 (P<0.001) düzeyinde ise prostat dokusuyla benzer şekilde düşüş görüldü. Sonuç olarak, FV\rve LD ekstraktlarının p-PDE5, cGMP ve eNOS, ET-1 sinyal yolaklarını regüle ederek cinsel işlev \rbozuklukları üzerine yararlı etkiler gösterebileceği düşünülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Juniperus L. (Ardıç) cinsine ait iki türün yapraklarından elde edilen uçucu yağların antimikrobiyal aktivitesi

    Gedik, Osman; Yazdıç, Ferit Can; Tasar, Neslihan; Karaman, Altuğ

    Juniperus L. cinsi; yaprakları sivri ve uzun, meyveleri kozalak şeklinde parlak siyah renkte, boyu ortalama 8-9 metre uzunlukta, çok uzun yıllar yaşayabilen bir ağaçtır. Bu çalışmada geleneksel tıpta kullanımı çok eskiden beri bilinen, Juniperus excelsa subsp. excelsa M.Bieb. ve Juniperus foetidissima Willd. bitkilerinin doğal ortamından toplanan yapraklarından elde edilen uçucu yağlar antimikrobiyal etkileri yönüyle araştırılmıştır. Çalışma materyalini oluşturan uçucu yağlar Neo-Clevenger cihazında ekstrakte edilmiştir. Antimikrobiyal aktiviteleri, oyuk agar yöntemi kullanılarak gıda, kozmetik ve farmasötik ürünlerde tıbbi olarak önemli olan 6 patojen ve mikrobiyal kirleticisine karşı (Enterobacter aerogenes (ATCC 13048), Enterococcus faecalis (ATCC 29212), Salmonella enteritidis (ATCC 13075), Staphylococcus aureus subsp. aureus (ATCC 25923), Escherichia coli (ATCC 25922) ve Serratia marcescens (ATCC 13880)) değerlendirilmiştir. Her iki bitkinin uçucu yağlarının tüm patojenlere karşı antibakteriyel aktivite sergilediği görülmüştür (8.13±0.67-13.43±0.31 mm). Ancak Gram negatif bakterilerin J. excelsa subsp. excelsa ve J. foetidissima’ ya karşı daha hassas olduğu belirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Traditional Uses of Some Medicinal Plants in Suruç (Şanlıurfa-Turkey)

    Akan, Hasan; Cakilcioglu, Ugur; Yalçın, Serhan

    This study was carried out between 2019 and 2020 years and was carried out to determine the medicinal plants used by the local people in Suruç district and some villages. As a result of interviews with 50 informant people, 41 families and 78 taxa were identified. The demographic information of the informant people, the names of the local plants, the parts used and the preparation methods were searched and recorded. After the identification of the collected plants, they are kept in a herbarium at Harran University. In addition, the usage value of the scientific and local names of taxa was calculated and presented in a table. In our study, the families with the most taxa are; Lamiaceae 14 taxa (18%), Apiaceae 6 taxa (8%), Rosaceae 6 taxa (8%), Malvaceae 5 taxa (6%) Fabaceae taxa 4 (5%) and Asteraceae 4 taxa (5%). Genus with the most taxa; Mentha L. has 3 taxa, Alkanna Tausch, Hibiscus L., Lavandula L., Prunus L., Rosa L., Salvia L. and Teucrium L. have 2 taxa. Plants are mostly used by infusion and decoction. The parts of the plant most used for medicinal purposes; flowers, fruits, seeds, aboveground parts, whole plant, roots and leaves. Wild and cultivated plants in Suruç are traditionally used in the treatment of various diseases. As a result of our literature review, it has been observed that the plants used in Suruç are used in the treatment of similar or different diseases in different parts of our country.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Klorpirifosun Gerçek Örnekte Tayini İçin Yeni ve Yüksek Hassasiyetli İndirgenmiş Grafen Oksitle Modifiye Edilmiş Elektrokimyasal Sensör

    Koçak, Berna; Çelikkan, Hüseyin

    Bu çalışmada, klorpirifosun(CPF) voltametrik davranışı, indirgenmiş grafen oksitle modifiye edilmiş camsı karbon elektrot(RGO/GCE) kullanılarak incelendi. Hummers yöntemiyle hazırlanan grafen oksit ve indirgenmiş grafenoksitin karakterizasyonunda FT-IR, XRD ve TEM yöntemleri kullanıldı. CPF'nin elektrokimyasal karakterizasyonu, dönüşümlü voltametri(CV) ve diferansiyel puls voltametriyle(DPV) ile belirlendi. RGO/GCE'ta CPF'nin tayini diferansiyel puls adsorptif sıyırma voltametrisiyle(DPAdSV) yapıldı. RGO/GCE'ta CPF'nin DPAdSV yöntemiyle oluşturulan kalibrasyon grafiğinde 5.19x10^{-7}-8.12x10⁻⁶M ve 8.12x10^{-6}-2.18x10⁻³M olmak üzere iki çalışma aralığı belirlendi. LOD değeri 1.56x10^{-7}$M'dir. RGO / GCE ile musluk suyu örneklerinde CPF geri kazanımı %101,0'dir. Sonuç olarak,CPF tayini için gerçek numunelerde kullanılabilen seçici ve duyarlı bir sensör geliştirilmiştir.

    AtıfOpenAlex6TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Gadolinyumun Tatlı Su Omurgasızı Dreissena polymorpha Üzerindeki Biyokimyasal Etkileri

    Serdar, Osman; Yildirim, Nuran Cikcikoglu; Yildirim, Numan; Tatar, Sule

    Bu çalışma, metabolik ve oksidatif stres biyobelirteçlerinin analizi yoluyla, su kirliliğinin iyi bir biyoindikatörü olarak kabul edilen tatlı su omurgasızı Dreissena polymorpha üzerindeki Gadolinyum (Gd) toksisitesini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Öncelikle çalışmamızda Gd’nin D. polymorpha üzerindeki LC50 değeri belirlenmiştir. D. polymorpha, kontrollü koşullar altında 24 ve 96 saatlik bir süre boyunca üç letal olmayan Gd konsantrasyonuna (1/20, 1/10 ve 1/5 LC50 değerine) maruz bırakılmıştır. TBARS ve CYP1A1 seviyeleri ELISA kiti kullanılarak belirlenmiştir. CYP1A1 ve TBARS düzeylerinin tüm gruplarda 24. ve 96. saatte kontrol grubuna göre arttığı görülmüştür. Bu sonuçlar, Gd'nin tatlı su omurgasızları, D. polymorpha için bir risk olarak kabul edilebileceğini ve bu nedenle alıcı ortamlara deşarjının denetlenmesi gerektiğini göstermektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    AtıfOpenAlex8TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Risk assessment using a novel hybrid method: a case study at the biochemistry department

    Derse, Onur; Göçmen, Elifcan; Narli, Mufide

    Risk management has gained substantial attention for the health sector in recent years. Healthcare systems are forced to deal with risk assessment due to deadly accidents. Biochemistry department is one of the most critical units, in which occupational accidents should be controlled preventively. Thus, this paper aims at developing a risk assessment process to minimize the occupational accidents. Failure mode and effects analysis (FMEA) and 5x5 matrix (L Matrix) as most effective quantitative risk analysis methods, are developed for a biochemistry department of a hospital in Turkey to evaluate the risk types discussed in related works and discovered during this work. First, the decision makers’ risk evaluation based on historical data of accidents are adopted to risk management process. Then, with regard to scoring of risk factors such as occurrence, severity and detectability, risk priority numbers and classes are obtained and preventive measures for the high-risk failure modes are determined. Analytic Hierarchy Process (AHP) method has been applied for prioritizing these measures to reduce or eliminate these risk types. Considering the results obtained from the AHP method, a goal programming model is developed to minimize the risk prevention costs. Obtained results demonstrate the effectiveness of the proposed methods.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Voltammetric Determination of Pendimethalin with Nafion-Graphene Modified Glassy Carbon Electrode

    Koçak, Berna; Çelikkan, Hüseyin

    In this study, the voltammetric behavior of pendimethalin was investigated at a glassy carbon electrode (GCE) and a nafion-graphene\rmodified glassy carbon electrode (n-GR/GCE). The electrochemical characterization of pendimethalin was carried out using cyclic\rvoltammetry (CV) technique. For the determination studies performed with GCE, the differential pulse voltammetry (DPV) technique\rwas employed, while the differential pulse adsorptive stripping voltammetry (DPAdSV) method was used for the determination\rstudies with n-GR/GCE. First of all, optimal experimental conditions were established for both electrodes, a calibration curve was\rplotted and linear working ranges were identified. For the 1st peak current of pendimethalin, the working range of the calibration\rcurve drawn by DPV technique with GCE was 1.56×10-6-1.08×10-3 M with the limit of detection (LOD) value calculated as 3.09×10-5\rM. For the 2nd peak current of pendimethalin, the working range of the calibration curve created by DPV technique with GCE was\r1.56×10-6-9.73×10-4 M and the LOD value was found to be 3.36×10-6 M. For the 1st peak current of pendimethalin, the working range\rof the calibration curve constructed by DPAdSV technique with n-GR/GCE was determined to be 1.76×10-6-4.01×10-4 M with the\rLOD value being 8.69×10-6 M. For the 2nd peak current of pendimethalin, the working range of the calibration curve obtained by\rDPAdSV technique with n-GR/GCE was 1.96×10-9-7.53×10-4 M with the LOD value calculated as 1.05×10-9 M.

    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Çeşitli Pekmez Türlerinde Farklı Yöntemlerle Tespit Edilen Antioksidan Aktivitelerin Karşılaştırılması

    Benzer, Fulya; Tüzün, Sabri; Baş, İsa; Karaca Sanyürek, Nesrin; Karakavuk, Emrah

    Bu çalışmada piyasadan alınmış olan Nar (Punica granatumL.), Keçiboynuzu (Ceratonia siliqua L.), Karadut (Morus nigraL.), Dut (Morus albaL.) ve farklı bölgelerden alınan Üzüm (Vitis viniferaL.) pekmezlerinin farklı yöntemlerle antioksidan aktivitelerinin ölçümü yapılmıştır. Pekmez çeşitlerinin radikal süpürme gücü DPPH ve ABTS yöntemleri ile, Toplam Fenolik Madde tayini ise Folin metoduyla belirlenmiştir. Çalışma sonucunda yapılan istatistiksel analizlerde ABTS yok etme aktivitesi bakımından Nar, Keçiboynuzu, Mardin Üzüm pekmezi, Batman Üzüm pekmezi ve Karadut sırasıyla % 99.34±0.18, % 99.22±0.2, % 98.92±0.45, % 98.71±0.13, % 97.77± 0.4 ile yüksek aktivite gösterirken, Dut pekmezi % 94.65± 0.2ile en düşük aktiviteyi göstermiştir. DPPH radikal giderme aktivitesi bakımından en yüksek değer % 82.32±0.6 ile Nar, en düşük değer ise % 43.33±0.8 ile Üzüm pekmezidir. Toplam fenolik madde açısından en yüksek aktiviteye 748.74±14.43 mg GAE/100 g ileKeçiboynuzu pekmezi sahip iken, en düşük aktiviteye ise 166.14±6.8 mg GAE/100 g ile Mardin üzüm pekmezinin sahip olduğu tespit edilmiştir. Yapmış olduğumuz bu çalışmada Keçiboynuzu pekmezinin toplam fenolik madde içeriğinin diğer pekmezlerin değerinin iki katından daha fazla olması bu pekmezin antioksidan aktivitesinin daha güçlü olduğunu ortaya koymaktadır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex10TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Malathionun Gammarus pulex (Tatlı Su Amphipodu)’te Asetilkolinesteraz Aktivitesi Üzerine Akut Etkisi

    Serdar, Osman; Pala, Ayşegül; Aydin, Rahmi

    Bu çalışmada, organofosfat insektisit malathionun subletal konsantrasyonlarının Gammarus pulex'in AChE aktivitesi üzerine akut (24 ve 48 saat) etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, G. pulex'e malathionun iki farklı sublethal konsantrasyonu (0.1 ve 0.2 mg l-1 ) 24 ve 48 saat boyunca uygulandı. 24 ve 48 saat malathion maruziyetinin sonunda G. pulex örnekleri alındı. Alınan örneklerde AChE enzim aktivitesi ve protein düzeyi belirlenerek, spesifik AChE enzim aktivitesi hesaplandı. Malathionunun sublethal konsantrasyonları G. pulex'te AChE aktivitesininin zamana bağlı artan inhibisyonuna neden oldu. 0.1 mg l-1 malathion konsantrasyonuna maruz kalan grupta, AChE'nin inhibisyonu, kontrol ile karşılaştırıldığında, 24 saatte %50 ve 48 saatte %74 olarak tespit edildi. Benzer şekilde, 0.2 mg l-1 malathion konsantrasyonuna maruz kalan grupta da kontrol ile karşılaştırıldığında sırasıyla 24 ve 48 saatte % 60 ve % 68 AChE inhibisyonu gözlendi. Sonuç olarak, G. pulex'in malathiona 24 ve 48 saat boyunca maruz kalması AChE aktivitesinin yüksek oranda inhibe edilmesine neden olmuştur. Ayrıca, sonuçlar G.pulex'teki % 74'e kadar AChE inhibisyon seviyelerinin akut ölüme neden olmadığını ve G. pulex'teki AChE aktivitesinin ölçümünün akut malathion maruziyetinin ve etkilerinin biyobelirteci olacağını göstermektedir.

    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    Entaurea kurdica Reichardt and Centaurea urvillei DC. subsp. hayekiana Wagenitz’nın Element İçeriği ve Antioksidan Enzimlerinin Belirlenmesi

    Çakılcıoğlu, Uğur; Uruç Parlak, Kadriye

    Kronik hastalıklar dünya çapında hızla artmaktadır. Tüm yaşam boyunca sağlığın iyileştirilmesi ve sürdürülmesinde beslenme ve diyet önemli bir yere sahiptir. Organizmadaki biyokimyasal ve fizyolojik değişim, biyomoleküllerde oksidatif hasara yol açan serbest radikallerin aşırı artmasına neden olabilir. Son zamanlarda tıbbi bitkilerin kullanımı antioksidanlar, antikanser ve hipoglisemik aktiviteler gibi yararlı özellikler nedeniyle artmıştır. Bu çalışmada kullanılan, Centaurea kurdica Reichardt ve Centaurea urvillei DC. subsp. hayekiana Wagenitz (Asteraceae) Elazığ'ın çeşitli bölgelerinde doğal olarak yetişen endemik türlerdir. Centaurea'nın birçok taksonu geleneksel olarak hem ülkemizde hem de dünyada tıbbi amaçlarla ve besinler için kullanılmaktadır. Centaurea kurdica Reichardt ve Centaurea urvillei DC. subsp. hayekiana Wagenitz (Asteraceae) taksonları Elazığ'daki doğal yaşam alanlarından elde edilmiştir. Bitki dokularında ağır metal akümülasyonu, antioksidan enzimler süperoksit dismutaz (SOD), glutatyon S transferaz (GST), askorbat peroksidaz (AP) ve katalaz (CAT) aktiviteleri gibi fizyolojik değişiklikler tespit edilmiştir. Çalışılan enzimlerden SOD en fazla aktiviteye sahip olan enzimdir. Yapılan çalışma sonucunda en fazla akümülasyonun genellikle yapraklarda olduğu tespit edilmiştir. Antioksidan enzim aktiviteleri: süperoksit dismutaz (SOD), glutatyon S transferaz (GST), askorbat peroksidaz (APX) ve katalaz (CAT) değerlendirildi Centaurea kurdica'da sırasıyla 1.315, 0.011, 0.031 ve 0.007 unit mg-1 olarak tespit edildi. C. kurdica'nın Centaurea urvillei DC. subsp. hayekiana’dan askorbat peroksidaz dışında değerlendirilen tüm enzim aktivitelerinde daha iyi olduğu belirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    The Effect of Honey and Pollen on Lipid Peroxidation and Some Antioxidants Against Experimental Liver Damage With Cadmium

    Simsek, Halil; Güler, Osman

    The aim of this study was to determine the changes in cadmium (Cd) expose rats in liver tissue by giving honey and pollen to glutathione peroxidase (GSH-Px), catalase (CAT), glutathione (GSH) and malondialdehyde (MDA). The study was performed on rats and five groups were formed. The groups were designed as following; Group 1: Control, Group 2: Cd administered, Group 3: Cd+honey, Group 4: Cd+pollen, Group 5: Cd+honey+pollen. The application was lasted for six weeks. At the and of the study, tissue samples were collected and the levels of GSH-Px, CAT, GSH and MDA were measured. After statistical analyses, while the differences of amount of tissue GSH-Px, CAT and MDA levels between control and Cd groups were statistically important, the GSH levels were not. Activities of GSH-Px and CAT were important in Cd+honey, Cd+pollen and Cd+honey+pollen groups along with Cd, group. While the level of MDA were important in Cd and Cd+honey, Cd and Cd+pollen, Cd and Cd+honey+pollen, level of GSH in was found unimportant in all groups.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    Phenolic Compounds and Antioxidant Activity of some Grape Varieties Grown in Tunceli Province

    Tahmaz, Hande; Sanyürek, Nesrin Karaca; Çakır, Atilla; Söylemezoğlu, Gökhan

    Research on phenolic compounds found in grapes and wines has gained importance in recent years due to their antioxidative properties. Trans-resveratrol, catechin, epicatechin, quercetin and the routine are known as antioxidants, anti-inflammatory and anticarcinogenic in human health. It is found especially in red grape varieties and red wines. This situation caused a noticeable increase in the consumption of grapes and their products. In the study, varieties of grapes cultivated in Tunceli province and processed for wine were used. But the phenolic compounds of these varieties are not yet known. The scientific analysis of these varieties should be made and marketing methods should be developed. This work, human health, winemaking which a part of Anatolia, Turkey and performing of promotion worldwide is intended to contribute to the provision of increased production. For this purpose, Yusufağa, Keşpir, Ulaş Siyahı, Koşkuran, Papaz Karası which is a kind of red grapes and Hasani which is a kind of white grape varieties grown in Tunceli province, was used as plant material. Total phenolic compound, total anthocyanin and antioxidant activity levels were compared in the extracts of shells and seeds of these varieties. According to the results of the research, the highest total phenolic compound was obtained from the Papaz Karası and Ulaş Siyahı grape varieties, and the highest amount of antioxidant was obtained from the Koşkuran variety.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex4TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2018
    Derin Yağda Kızartma Koşulunda Zeytin Fenolikleri ile Zenginleştirilmiş Ayçiçek Yağının Stabilitesi

    Atalay, Ayşe Burcu; Inanc, Ahmet Levent

    Ayçiçek yağı; zeytin meyvesi, zeytin yaprağı ve pirinadan ekstrakte edilen fenolik esktraktlarla derin kızartma işlemi için ayrı ayrı zenginleştirilmiştir. Her bir kızartma işleminde patatesler, 180±5°C'de 2 L zenginleştirilmiş ve zenginleştirilmemiş (kontrol) ayçiçek kızartma yağlarında aralıklı olarak 7 defa 250 gramlık setler halinde kızartılmıştır. Yağlardaki toplam fenol içeriği (başlangıçta 200 mg kg-1 yağ), kızartma sayısının artmasıyla azalmış, ancak 5 kızartma işleminden sonra kızartma yağlarında fenolik içerik belirlenememiştir. Serbest yağ asitleri ve peroksit değerleri önemli oranda artmış ve zeytin meyve ekstraktlı yağ, 7. kızartmadan sonra en düşük serbest yağ asitleri (%0,99 oleik asit cinsinden) ve peroksit değeri (37.11 meqO2 kg-1 yağ) içermiştir. Zeytin yaprağı, zeytin meyvesi, pirina ekstraklı yağ ve kontrol örneklerinin başlangıç antioksidan aktivite kapasiteleri son kızartmadan sonra oksidasyona bağlı olarak sırasıyla yaklaşık %69, %68, %60 ve %50'ye düşmüştür.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele