Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2019
    Generation y candidate teachers and social media

    Şener, Gönül; Gündüzalp, Seda

    The implications of technology era intertwined with the social media generation y to determine the characteristics of working life, productivity, would be helpful in terms of giving direction to the effectiveness and productivity are considered. In this study to determine the characteristics of being born Y generation of teachers who will start his career in a few years, aimed use of social media has become a part of daily life to predict the effects of the profession. Content analysis method which is frequently used in qualitative research is preferred in analyzing research data. The study group of the study consisted of 65 people composed of candidate teachers enrolled in the formation program. The research data were obtained by semi-structured interview form. As a result of the research; Candidates teacher in generation Y have personal priorities when appointed as teachers; perform myself, to provide personal development, to gain effective communication skills, equality and justice, family, order, being a leader, responsibility awareness, love and respect, material power, to gain prestige and help as listed. These candidate teachers stated that social media is often a time-consuming practice. On the positive side, they defined themselves as a way of updating themselves, accessing information and communicating effectively. Social media, which has a lot in our lives, have both positive and negative aspects for teachers. It can be suggested that candidate teachers called the Y generation use the positive aspects of social media and keep their negative side behind their professional life. In addition, the use of social media in accordance with personal and professional priorities can be seen as an increasing element of success.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    Sosyodemografik değişkenler ve namus adına kadına uygulanan şiddete yönelik tutum: üniversite gençliği üzerine bir araştırma

    Tire, Olcay; Ozturk, Meral

    Kadına yönelik şiddet, hem dünyanın hem de Türkiye’nin enönemli toplumsal sorunlarından biridir. Ataerkil kültürün birürünüolan kadına yönelik şiddetin sözde nedenlerinden birisi “namus”olgusudur. Namus kültürünün egemen olduğu toplumlarda kadınlarnamus adına sözel, psikolojik, cinsel ve fiziksel şiddete uğramakta hattanamus cinayetlerine kurban gitmektedirler. Namus adına kadınauygulanan şiddete yönelik tutumların sosyodemografik değişkenlerdenetkileneceği varsayımından hareketle bu araştırmanın amacı gelecektetoplumsal yapının belirleyicileri ve yön vericileri olacak olan üniversiteöğrencilerinin namus adına kadına uygulanan şiddete yöneliktutumlarının cinsiyet, okunulan alan, sınıf düzeyi, ailenin gelir düzeyi,gelinen bölge, anne-baba eğitim düzeyi gibi sosyo-demografik faktörleregöre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır.Araştırma Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin farklı bölümlerindeokuyan tabakalı örnekleme ve kolayda örnekleme teknikleri ilebelirlenen 662 kişi ile yürütülmüştür. Araştırmada kişisel bilgi formuyanında Işık ve Sakallı-Uğurlu (2009) tarafından geliştirilen NamusAdına Kadına Uygulanan Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği (NKUŞTÖ)kullanılmıştır. Verilerin analizi ikili gruplar için bağımsız örnekleme ttesti, üç ve daha fazla gruplar için tek yönlü varyans analizi ileyapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre genel olarak öğrencilerin namusadına kadına uygulanan şiddeti onaylamadıkları ancak erkekler, sağlıkve fen bilimleri alanında okuyanlar, birinci ve ikinci sınıf öğrencileri ile annesi okur-yazar olmayan öğrenciler namus adına kadına uygulananşiddete daha olumlu bakmaktadır. Gelir düzeyi, gelinen bölge ve babaeğitim düzeyine göre gruplar arasında farklılık yoktur.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    Otel işletmelerinde çalışanların kurumsal prestij algılarının sergiledikleri duygusal emek üzerine etkileri: elazığ ilinde bir araştırma

    Kırmızıgül, Bayram

    Otel işletmeleri gibi emek-yoğun üretim yapan hizmet işletmelerinde, çalışanlar tarafından sergilenen duygusal emeğin rolü, teknoloji-yoğun işletmelere kıyasla daha fazla önem taşımaktadır. Literatürde çeşitli değişkenler ile duygusal emek arasındaki ilişki ve etki durumlarını test etmeye yönelik araştırmalar bulunmaktadır. Fakat algılanan kurumsal prestijin çalışanlar tarafından sergilenen duygusal emek üzerindeki etkilerinin incelendiği herhangi bir çalışmaya rastlanmaması bu araştırmanın çıkış noktasını; toplanan veriler neticesinde kurumsal prestij algısının duygusal emeğin yüzeysel, samimi ve derin davranış boyutları üzerindeki etki durumlarının ayrı ayrı test edilerek literatüre yeni bulgular sunulması ise araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Elâzığ ilinde faaliyette bulunan turizm işletme belgeli otellerde çalışan personel ile yüz yüze anket yöntemi kullanılarak bir araştırma yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin güvenilirlik ve geçerlilik durumları SPSS programında analiz edilmiştir. Daha sonra, algılanan kurumsal prestijin çalışanların sergiledikleri duygusal emek üzerine etkilerini test etmek üzere, AMOS programında yapısal eşitlik modeli analizi yapılmıştır. Ulaşılan bulgulara göre; algılanan kurumsal prestijin duygusal emeğin yüzeysel davranış boyutunu negatif yönde ve anlamlı düzeyde, samimi davranış ve derin davranış boyutlarını ise pozitif yönde ve anlamlı düzeyde etkilediği tespit edilmiştir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • Derleme MakaleAçık Erişim2019
    The politics of sports in louise page's golden girls

    Öğütcü, Murat

    The 1960s and the 1970s witnessed the transition in British sports from amateurism toprofessionalism. Thereafter, sportspersons have obtained material opportunities withsponsorships and attracted entrepreneurs. However, since sponsors in this new era havebeen using sportspersons to manipulate consumer behaviour, the vested interests ofcapitalists led to the misuse of the media and medical industry at the cost of the health ofsportspersons. The commodifcation of sports has put much pressure on sportspersons forsportive success. This pressure, on the other hand, has been tried to be circumvented bythe illegal use of doping. Although sportspersons in countries of the Iron Curtain were statesponsored, thus were not pressed by entrepreneurs for sportive success, they faced asimilar pressure by their states. To show their political superiority, countries of the IronCurtain forced their sportspersons to use doping. Louise Page in her Golden Girls (1984)criticises, in a light tone, the politics of sports in the Britain of the 1980s. She looks at theresult of the transformation of sports from amateurism to professionalism, deals with thefree use of doping in Iron Curtain countries to contrast it with the illegal use of doping incapitalist Britain, and focuses on the topical issues about British sportswomen and theoppression they have felt because of their gender by the male dominated world of sports.Therefore, this article will frst give a brief history of the development of athletics in Britainfrom the 1960s onwards, then the relationship between media and sports thatcommodifes sports in the Britain of the 1980s, and lastly the use and effects of doping asthey are refected in Golden Girls.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    A Sociological Analysis of The Themes of Education, Religion and Science in Krzysztof Kieslowski’s Film “Dekalog - Jeden”

    Çobanoğlu, Yavuz

    This study is based upon a sociological analysis of the film Dekalog -Jeden by the Polish director Krzysztof Kieslowski. Especially in last years, there is an observable increase in the number of academic works on sociological elements in cinema. Furthermore, cinema as a depository of image and meaning, gradually moves toward the center of sociological curiosity. Therefore, social realities that are touched upon by subjects like education, religion and science that occur within this film, will be the main points of focus of this study. The subject of analysis of this article will also be interpreted in three stages: 1. An evaluation of the relation between image and meaning; reasons for preference of the method of discourse analysis in an analysis of cinema sociology and its analytical uses. 2. Certain basic characteristics of Krzysztof Kieslowski’s cinema and a preliminary analysis of the sociological themes in other films of the director. 3. An interpretation of the language and discourses in the film Dekalog - Jeden in the light of findings reached through selected themes, their comparative analysis and a brief discussion of certain findings in the conclusion.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2017
    Women's Powerty in Turkey in terms of Gender Rolles

    Tire, Olcay

    Toplum, cinsiyetlerinden ötürü kadın ve erkeğe ayrı ayrı muamelelerde bulunur; onlara farklı özellikler, davranışlar, görevler, duygular yükler. Ataerkil toplumsal ilişkiler zemininden yükselen bu ayrım, her toplumda rol farklılaşmalarına ve cinsiyete dayalı eşitsizliklere yol açmıştır ve de açmaktadır. Bu rol farklılaşmaları, toplumda kadınların değersiz görülen ev ve bakım işlerinden (çocuk-yaşlı-hasta bakımı) sorumlu tutulmalarına, dolayısıyla kadınların toplumda pasif bir konumda olmalarına neden olmaktadır. Buna karşın erkeklerse çok daha etkin pozisyonları ellerinde tutmaktadırlar. Kadınlara biçilen bu geleneksel roller, bir yandan onların toplumsal hiyerarşideki derecesini alçaltırken diğer yandan erkelere göre daha kolay ve derinden yoksullaşmalarına neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı da kadın cinsi üzerinden toplumsal cinsiyet ve yoksulluğun neden sonuç ilişkilerini açıklayıp kadının ücretsiz olarak gerçekleştirdiği bakım emeğindeki sömürüyü ortaya koymaktır.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Regarding the Pain of Miners: Representation of Soma Disaster in Press in Turkey

    Özdemir, İnan; Keneş Çoban, Hatice

    This article analyzes the discursive representation of 2014 Soma coal mine disaster in the most circulated five national newspapers (Zaman, Posta, Hürriyet, Sözcü, Sabah) in Turkey. As part of the analysis the newspapers were searched for a one-week period after the disaster (14-21 May 2014) and a total of 1169 news were found. The news were first analyzed with content analysis to depict the main topics of the coverage. In the second phase, the news were analyzed for their main discursive strategies. The results indicate that, despite their different political and editorial preferences, the newspapers overlooked the social, economic and political background of disaster by using three main discursive strategies: Generalization, dramatization and personalization. More specifically the press constructed a national mourning story from the pain of miners‟, dramatized the issue with focusing on the tragic stories about miners lives, deaths and heroisms and blamed the particular individuals for the causes of the mine, so that, the press covered the disaster with a class biased perspective.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Follow up levels of football for detainees and convicts

    Karahüseyinoğlu, Furkan; Kırtepe, Abdurrahman; Karahüseyinoğlu, M. Fatih; Gacar, Atalay

    This study which aimed to find out how detainees and convicts in Open Prison and Execution İnstitution viewed themselves in terms of spectators, supporters and fans was conducted in 2015. 303 male detainees and convicts at Urfa-Siverek open prison and execution institution participated in the study. Data was analyzed through percentage and frequency distributions using descriptive statistical method. Khi square analysis results were taken into account for the significance of the relationship in terms of independent variables. As a result; Football tracking levels were separated and assessed conceptually as "spectators, supporterd and fanatics". 35.6% of convicts and prisoners defined themselves as supporters, 33.7% as spectators and 30.7% identified themselves as fans. Convicts and the prisoners were listed as supporters of Fenerbahce (31.7%), Galatasaray (25.7%), other (21.8%) and Besiktas (20.8%) teams. Majority of Galatasaray (38.4%) and Beşiktaş (42.9%) supporters themselves as supporters, while mostly Fenerbahce supporters defined themselves (43.8%) as "fanatic". Fanatical supporters were found to be upset if their teams lost and spectator, supporter or fanatics were mostly found to watch sports programs or matches

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Türkiye'de Sağ-Muhafazakârlığın İdeolojik Haritasında Üniversitenin Yeri ve Bir Karşıt Simge Olarak ODTÜ

    Zorlu, Melek

    Son dönemde Türkiye'de akademiye yönelik baskılar bir fikir ve kurum olarak üniversite üzerine yeniden düşünmeyi zorunlu kılmıştır. Bu yazının tartışmayı amaçladığı boyut ise, üniversitenin Türkiye'de sağ-muhafazakâr zihin dünyasında -son dönemde özellikle siyasal iktidarın söylemlerine yansıyan ODTÜ karşıtlığı özelinde- nasıl temsil edildiğidir. Bu yapılırken 'halkın değerlerine yabancılık' nosyonuna sıkıştırılmaya çalışılan kültür çatışması boyutuna dikkat çekilmeye çalışılacaktır. Toplumun bilgiyle kurduğu ilişkinin cisimleştiği kurum olarak üniversitenin, siyasi iktidar ve toplumun çeşitli kesimleri açısından neyi temsil ettiği, kültürel olarak nasıl üretildiği bu tartışmanın başlıca odağını teşkil edecektir.

  • MakaleYalnız künye2016
    Sembollerde Cemaati Aramak ve Kimliği Yeniden Kurmak: Dersim'de Hafıza, Yerellik ve Siyaset

    Sözen, Ülker

    Bu makalede Dersim toplumunu etkileyen kimliksel uyanış çerçevesinde ortaya konan sembolik siyasetler konu edilmektedir. Tarihsel bir yaklaşımla Dersim toplumunun geçirdiği dönüşümlerin ve politizasyon süreçlerinin sembol üretimini nasıl biçimlendirdiği incelenmektedir. Kolektif hafızadan ve yerellikten devşirilen kimlik sembolleri, dönemsel bağlama göre değişen anlamlar ve işlevler taşımaktadır. Dersim toplumu, bu semboller vasıtasıyla kaybettiğini düşündüğü değerleri ve cemaat olma hâlini yeniden tesis etmeye çalışmaktadır. Dersim üzerinde hak iddia eden çoklu kimlik projelerinin ve politik aktörlerin rekabeti, bu semboller alanına çatışmalı ve dinamik bir yapı katmaktadır. Diğer yandan son senelerde kültür endüstrisi, sosyal medya ve tüketim kanallarıyla yaygınlaşan kimlik sembolleri, Dersimliliğin sembolik dışavurumuna moment kazandırmıştır

  • MakaleYalnız künye2016
    Music Sociology Of Republic Period Specifically Musiki Mecmuası (1-10th Numbers)

    Yildirim, Tuncay

    Musiki Mecmuası is comes at the beginning periodical music broadcasts longest published of the Republic period. Beginning in 1948, the magazine which closely witnessed events of all kinds living in the modernization process of Turkish music, both the articles and the other aspects are included in data posibility make determinations status explanatory about charecter of music sociology of the Republic period. Because the newspapers and magazines written about music are comes at the begining of written sources recording with the current data music sociology movements of a period. Therefore, Musiki Mecmuası selected as sample of the research and worked depicted character the music sociology of Republic period act on numbers magazine 110th. About music sociology short information given ımmediately after from entry is evaluated with music sociology perspective analytically under titles given by us detail all kinds of magazines, firstly to be articles. In the last chapter of the study is discussed place field music sociology of Republic period categorically data obtained use scanning method and text analysis method

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Arafta kalan yaşlılar: kırdan-kente göç'ün yaşlılara etkisi

    Güler, Zuhal; Güler, Nuran; Ozsel, Dogancan

    Türkiye'de 1950'li yıllardan itibaren hız kazanan kırdan kente göç nedeniyle gençler büyük şehirlere göç etmiş, yaşlılar ise, giderek boşalan köylerde ya yaz-kış yaşamaya devam etmiş ya da yazın köyde-kışın ise şehirde yaşamak zorunda kalmışlardır. Bu çalışmada da arafta kalan, yani yazın köyde-kışın şehirde yaşayan yaşlıların sosyo-ekonomik sorunları, yaşam memnuniyetleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında yer alan yaşlıların tamamına yakını köyde doğmakla birlikte, sadece yaz aylarını köylerinde geçirebilmekte, kış aylarında ise, şehirde ve ağırlıklı olarak İstanbul'da yaşamaktadırlar. Bununla birlikte, olanakları olduğu taktirde köyde ve öncelikle eşleri ile ve eşleri hayatta değilse çocukları ile birlikte yaşamak istemektedirler. Veriler, nicel ve nitel veri toplama tekniği birlikte kullanılarak derlenmiştir. Nicel veri toplama tekniği olarak, Sivas'a bağlı Zara İlçesinin 20 köyünde 65 yaş ve üzeri yaştaki 436 yaşlıya doğrudan görüşme yoluyla soru kağıdı uygulanmıştır. Nitel veri toplama tekniği olarak ise derinlemesine mülakat yapılmıştır

    AtıfTR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2014
    Yeni ırkçılığın bileşeni olarak cinsiyetçilik: ırkçılığın cinsiyetçilikle eklemlenmesi

    Çoban Keneş, Hatice

    Irkçılık ve cinsiyetçilik üzerine yapılan tartışmaların farklı bir boyuta sıçramasıyla ilişkili olarak ırkçılığı ve cinsiyetçiliği aynı yapısal koşullardan doğan, birbirini besleyen ideolojiler olarak ele alan bu çalışmada daha çok dilde temellenen, söylemler aracılığıyla dolaşıma giren ve pek çok ayrımcı ideolojiyi birbirine eklemleyerek dolaylı- örtük bir şekilde üretilen yeni ırkçılığa ve yeni ırkçı söylemlerin temel bileşenlerinden biri olarak cinsiyetçiliğe odaklanılmıştır. Yeni ırkçılık ve cinsiyetçilik arasındaki ilişki üzerine var olan bilgilerin ışığında farklı ayrımcı ideolojilerin toplumsal cinsiyet üzerinden eklemlenerek kurduğu yeni ırkçı söylemler derinlemesine görüşmelerden elde edilen ifadeler aracılığıyla analiz edilmiştir.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    AtıfOpenAlex2TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2014
    Ulusal kültürün motivasyona etkileri: kamu ve özel sektör çalışanlarına yönelik bir alan araştırması

    Öncül, Mehmet Sadık; Ay, Ferda Alper

    Bu çalışma, ulusal kültürün işgörenlerin motivasyonu üzerindeki etkilerini incelemektedir. Çalışmanın amacı, kamu ve özel sektör açısından işletme türüne göre kültürün motivasyona etkilerini araştırmaktır. Bu amaçla söz konusu işletmelerden veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırma kamu ve özel olmak üzere iki işletmede yapılmıştır. Araştırmada ele alınan anket soruları arasındaki ilişkiler Ki-kare testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, kamu ve özel sektörde genel olarak bir farklılığın olmadığı, az da olsa bazı küçük farklılıklar görüldüğü söylenebilir. Kültürel özelliklere göre çalışanların değerlerinin bilinmesi ve buna uygun motive edicilerin belirlenmesinin yararlı olacağı söylenebilir.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013
    A sociological analysis of de pendency of high School students perception of nationalism and Heroism on gender and school type

    Sungur, Hasan; Yıldız, Mehmet

    History lessons and textbooks are the fastest and most efficient tools thatshape and transmit social values. Nationalism is one of the major notionsthat state includes in the official history . Schools are the maininstruments of the cultivation of nationalism through the use of heroism.This study is aimed to examine the differences among high schoolstudents perception of nationalism and heroism, focusing on thedifferences that have a meaningful correlation with gender and schooltype. For this purpose a test was executed to 628 students from differenthigh schools in Turkey. Data were collected by a test which was createdafter researching on the issue. Acc ording to the results of the research, itis found that male students and state school students have morenationalist values than female students and private school students.

  • MakaleYalnız künye2012
    Sosyo-Kültürel ve Fiziki Mekânların Çocukların Suça Yönelme ya da Suç İşlemeye Etkilerinin Van İli Ölçeğinde Araştırması

    Menteşe, Sabit

    Suç işleyen çocuk sayısında son yıllarda görülen artış, dikkatleri çocuk suçluluğu ve nedenleri üzerine çekmiştir. Suç işleme ve suça yönelme nedenlerinin oldukça çokve çeşitli olması, suçu açıklamaya ilişkin oldukça farklı görüşlerin ortaya atılmasına da neden olmuştur. Ancak bu araştırmada, çocukların suç işleme ve suça yönelme nedenleri sosyolojik kuramın bulgularına dayandırılarak, değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle araştırmanın amacı, "çocukların suça yönelme ya da suç işlemelerine sosyo-kültürel ve fiziki mekânlardan kaynaklı nedenlere ilişkin çocuk ve yönetici görüşleri"ni belirleyerek olası çözüm önerilirini geliştirmek olarak belirlenmiştir. Araştırma betimsel nitelikte, nicel bir araştırmadır. 2011 yılında Van merkez ilçede görev yapmakta olan kamu kurum ve kuruluş yöneticileri ile yasalarca suç işlediği belirlenen ve suç işleme riski altında bulunan çocuklara, araştırmacı tarafından geliştirilen 28 likert ve bir açık uçlu sorudan oluşan anket 84 çocuk ve 43 yöneticiye olmak üzere, toplam 127 kişiye uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde yüzdelik, frekans, aritmetik ortalama, parametrik/non parametrik testler kullanılmış ve açık uçlu soru ile elde edilen veriler ise frekans ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, suç işleme ve suça yönelme nedenlerinden "yoksulluğa" çocuklarX=4,6786 ortalama ile birinci en yüksek düzeyde katılırlarken; yöneticiler X=4,5349 ortalama ile "Ailenin çocuğu ihmal ve istismar etmesi"ne en yüksek düzeyde katılmışlardır. Çocuklar ikinci en yüksek düzeyde "İşsizliğe"( (X=4,6429) ortalama ile katılırlarken; yöneticiler X=4,2326 ortalamayla "Arkadaş çevresi" nedenine katılmışlardır. Çocuklar suç işleme ve suça yönelmeye nedenlerden "cinsel istismar"a (X=3,1429), yöneticiler ise "güvenlik personelinin halkla olan ilişki şekli ve düzey"ine X=2,1395 ortalama ile en düşük düzeyde katılmışlardır. Araştırma sonuçları, çocukların suç işleme ya da suça yönelme nedenlerine katılma düzeyleri bakımından, çocuklar ile kamu kurum ve kuruluş yöneticileri arasındaanlamlı bir farkın olduğunu göstermiştir.Çocuk ve yönetici görüşleri arasındaki bu fark, yöneticilerin, suç işlemiş ya da suça yönelmiş çocukların,suç işleme ve suça yönelme nedenlerine ilişkin sağlıklı bir bilgi sahibi olmadıklarına yorumlanmıştır. Dolayısıyla çocukların suç işleme ve suça yönelme nedenlerine yönelik yöneticilerce alınmış ve alınacak tedbirlerin de bu anlamda etkili olmaları beklenmemektedir. Yapılması gereken, yöneticilerin,il genelinde çocuklarınsuç işleme ve suça yönelme nedenlerini doğru tespit ederek, alınması gereken tedbirleri yerinde ve zamanında almasını sağlamaktır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2011
    "Mağdur" milliyetçilik kürt siyasetinin "demokratik" zaafiyeti ve ulus açmazı

    Özcan, Ali Kemal

    Ulus-devletin kendisiyle birlikte insanlığa bulaştırdığı "milliyetçilik" (nationalism), akademik tartışmaların en karmaşık konularının başında gelir denebilir. Bu konuda kavramsal bir "anarşi"1 veya bir "terminolojik kaos"2 süregelmektedir. Türkiye 'de ise bu biraz daha daraltılmış, aynı zamanda yavan bir hal almıştır: neredeyse tamamen "vatanseverlik" kavramı yerine kullanılmaktadır. Hâlbuki halk dilinde kendi etnisitesini ve yerel değerlerini sevmeye refere eden ve akademik terminolojiye de sorunsuz oturabilecek yeterli kelime/kavram mevcuttur. Örneğin vatanseverlik, vatanperverlik, yurtseverlik veya milletseverlik, halkseverlik gibi. İngilizce ve birçok diğer Avrupa dillerinde de bu anlamda "patriotism " veya Latince patrie köklü benzer kavramlar vardır. Bu çalışma, birbirine çok yönlü olarak karıştırılmış olan milliyetçilik ile vatanseverlik kavramlarını ayrıştırmanın zemini üzerinde, Kürt milliyetçiliğinin "ulus" açmazını ve "demokratik" olma kompleksini açmaya çalışarak, Türkiye 'nin son otuz yılının temel sorunu olan Kürt meselesinin aslında Türkiye 'nin bir fırsatı olabileceğini tartışmaktadır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2011
    Tunceli/Dersim’de tembelliğin kültürelleştirilmesi: Emek süreçlerinin özgünlükleri çerçevesinde bir bakış

    Tuna, Ş. Gürçağ; Doğan, Ali Ekber

    Küçük bir kent olmasına rağmen Tunceli, daha geniş bir bölgenin eski adı olarak da Dersim her daim siyasal gündemin bir konusu olagelmiştir. Son yıllarda bu yörenin sosyal-siyasal-kültürel yapısına ve tarihine ilişkin artan bir akademik ilgi söz konusu olsa da, burada bugün geçerli olan sosyal ve ekonomik ilişkilerin analizi pek ilgi gören konular değildir. Çalışmamız, bu eksikliğin emek süreçlerinin iki önemli boyutunu oluşturan çalışma/istihdam biçimleri ve işgücü piyasasının yapısı bağlamlarının yanında işsizlik, proleterleşme, zorunlu göçün etkisi gibi olgularla giderilmesine dönük bir çabanın ürünüdür. Bu analizi yaparken aynı zamanda, Tunceli'de gündelik yaşamda sıklıkla dile getirilen Tuncelilerin/Dersimlilerin çalışmayı sevmediği, tembel olduğu savının geçerliliğini ve anlamını da tartışmak istedik. Tembelliğin bir toplum kesimi veya insan topluluğunu tanımlayan özelliklerden biri olarak yaygın biçimde kullanılmasına, "tembelliğin kültürelleştirilmesi" diyebiliriz. Gerek Türkiye gerekse dünyanın pek çok yerinde kapitalizmin kendi suretinde bir dünya yaratmaya başladığı tarihlerden bu yana karşımıza daha sık biçimde çıkan tembelliğin kültürelleşmesi dediğimiz bu tavrı eleştirel yaklaşımla, dünya-tarihselliği içinde değerlendirmenin en doğru yol olduğunu düşünüyoruz.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele