Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Tire, Olcay(3)
- Çobanoğlu, Yavuz(3)
- Acar, Sedat(2)
- Baykan, Pinar(2)
- Gün, Servet(2)
- Güneş, Bayram(2)
- Uyan, Umut(2)
- Veysikarani, Dilek(2)
- Yildirim, Tuncay(2)
- Şakar, Murat(2)
- Akdağ, Nuran(1)
- Akdemir, Fatma Şen(1)
- Akgül, Ceylan Sülü(1)
- Aslan, Alper(1)
- Atmaca, Yıldız(1)
- Ay, Ferda Alper(1)
- Bayzan, Şahin(1)
- Baş, Kazım(1)
- Boyali, Handan(1)
- Cevher, Muhammed Fatih(1)
- Dal, Nursel Alp(1)
- Demir, Ayşegül(1)
- Doğan, Ali Ekber(1)
- Erol, Pelin Önder(1)
- Gacar, Atalay(1)
- Geyik, Dilek Veysikarani(1)
- Gülay Ciğer(1)
- Güler, Nuran(1)
- Güler, Zuhal(1)
- Gültekın, Saıt Ugur(1)
- Gün, Gül(1)
- Gündüzalp, Seda(1)
- Hayir, Celal(1)
- Hotaman, İncihan(1)
- Karahisar, Tüba(1)
- Karahüseyinoğlu, Furkan(1)
- Karahüseyinoğlu, M. Fatih(1)
- Kavak, Seher(1)
- Kaygisiz, Ismail(1)
- Keneş Çoban, Hatice(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Necropolitics and modernity: unveiling the ‘empire’s dirty work’ in heart of darkness, a passage to india and burmese days
Demir, Ayşegül; Kaygisiz, Ismail
Abstract This article examines the complex interplay between modernity, colonialism, and necropolitics as represented in Heart of Darkness by Joseph Conrad, A Passage to India by E.M. Forster, and Burmese Days by George Orwell. These modernist texts not only critique the dehumanization and systemic extermination justified by colonial ideologies but also highlight the ways in which colonial power uses necropolitical strategies to govern life and death. By integrating Achille Mbembe's concept of necropolitics with Michel Foucault's theory of biopower, this analysis elucidates the racial and sovereign dynamics that both underpin and challenge colonial regimes. The paper contextualizes the relationship between modernism and colonial history, highlighting how modernist narratives reflect a crisis in the colonial agenda and embody Enlightenment ideals that have shaped the socio-political landscape of empires. These narratives offer a critical view of the dichotomy between the colonizer and the colonized, emphasizing the fractured and uncertain epistemological underpinnings of imperial logic. The examination of Conrad, Forster, and Orwell focuses on the ethical and psychological turmoil from colonial dominance, probing how colonialism justifies violence and subjugation. The study reveals how colonial powers exert necropolitical control, deciding who lives and who dies—a control that extends beyond physical dominance to the psychological colonization of minds, perpetuating colonial hegemony. Ultimately, this paper shows how modernist texts critique colonial necropolitics and expose the racial prejudices and biopolitical strategies essential for maintaining colonial regimes. These texts provide profound insights into the lasting impacts of colonialism on contemporary understandings of race, sovereignty, and resistance.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Türkiye’de Yaşayan 18-49 Yaş Arası Bekar Kadınların Kürtaja Yönelik Damgalayıcı Tutum, İnanç ve Davranışlarının Belirlenmesi
Taşçı Beydağ, Kerime Derya; Dal, Nursel Alp
Amaç: Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de yaşayan 18-49 yaş arası bekâr kadınların kürtaja yönelik damgalayıcı tutum, inanç ve davranışlarına etki eden faktörleri belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipteki araştırma, 1 Aralık 2021- 20 Şubat 2022 tarihleri arasında çevirim içi anket yolu ile elde edilmiş; 1016 bekar kadın örneklemi oluşturmuştur. Araştırma verileri, demografik soru formu ve Genç Kadınlarda Kürtaja Yönelik Damgalayıcı Tutum, İnanç ve Davranışlar Ölçeği ile elde edilmiştir. Bulgular: Araştırma kapsamında yer alan kadınların Kürtaja Yönelik Damgalayıcı Tutum, İnanç ve Davranışlar Ölçeği puanlarının ortalaması 29.49 ± 10.428 olarak bulunmuştur. Araştırmaya dahil olan kadınların Kürtaja Yönelik Damgalayıcı Tutum, İnanç ve Davranışlar Ölçeği puanları yaş, öğrenim düzeyi, gelir durumu, kardeş sayısı, aktif cinsel hayat durumu, en uzun yaşanılan yer, yaşanılan bölge, inanç durumu ve ailesinde ya da yakın çevresinde kürtajın karşılanma şekli değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Sonuç: Kadınların, kürtaja yönelik damgalayıcı tutum, inanç ve davranışlarının düşük seviyede olduğu, ancak pek çok değişkenin tutumları üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Sağlık çalışanları, kürtaj yaptıran kadınları değerlendirirken damgalanmaya maruz kalma durumlarını da göz önünde bulundurmalı, toplumsal damgalamayı yüksek düzeyde yaşayabilecekleri fark edebilmeli ve tespit ettiğinde uygun girişimlerde bulunmalıdır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2024Hizmet Sektöründe İstihdamın Beşerî Sermaye Teorisi Bağlamında Eleştirel Analizi (Sahadan Notlar)
Gün, Servet
Eğitimli emeği merkezine alan, emeği ekonomik süreçlerin girdisi olarak gören beşerî sermaye teorisi, 1950’lerde Chicago Okulu’ndan bir grup iktisatçı tarafından geliştirilmiş; 1990’larda OECD ve AB gibi kuruluşlar tarafından, ya- şam boyu öğrenme ve aktif emek piyasası politikalarıyla birlikte yaygınlaştırı- larak etkili olmuş bir paradigmadır. Sermaye için verimlilik ve istikrar vaat eden beşerî sermaye kuramı, emekçi için bir gelecek sunuyor mu? Bu soruya, geçi- ci ve güvencesiz işlerin yaygın olduğu; ‘beşerî sermayeleri’ aynı fakat gelir ve çalışma şartları farklı emekçilerin yer aldığı katmanlı/parçalı bir emek düzeni içerisinden cevap bulmaya çalıştık. Zira beşerî sermaye özgüveniyle piyasaya gi- ren emekçi, kısa sürede ucuz ve ‘sürümü bol bir metaya’ sahip olduğunu anlayıp niteliğine uymayan düşük ücretli işlere yöneldiğinde; kuramın emekçi için vaat ettiği ‘iyi’ ile nitelenen ne varsa tartışma konusu olmaya başlamaktadır. Kuramın neden başarısız olduğu yedek işgücü kuramı çerçevesinde alan çalışması bulgu- larıyla desteklenerek tartışılmaktadır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Birleşik Krallık’ta Alevi Mekanları: Görünüyorum, Öyleyse Varım!
Çobanoğlu, Yavuz
Kültürel kimliklerin damga vurduğu bir çağın içerisindeyiz. Siyasal alan neredeyse tamamen kimlik politikalarının egemenliğine geçmiş görünüyor. Kültür ile ona ait kimliklerin insan etkinliklerinin en önemli unsuru hâline geldiği bu dönemde artık tüm talepler de kimlikler aracılığıyla sunuluyor. Kültürel kimlikler aidiyetlerle de yakın ilişki içerisinde ve bir topluluğa “ait olma” duygusunu destekliyor. Bununla birlikte görünür olmanın da fazlasıyla kıymetli olduğu bu çağda, bir aidiyet bağı ile kurulan kimliksel köprü kendisini bir takım semboller üzerinden ifade ediyor. Semboller (/sembolizm) artık, topluluğun ötekilere karşı varlığının bir ispatı biçiminde ortaya çıkıyor. Keza bu olgu, anayurttan herhangi bir sebeple göç etmiş kültürel toplulukları da kapsamaktadır. Nitekim bir yıl süren bir saha araştırmasına dayanan bu makalenin amacı da İngiltere’deki Alevi topluluğunun kimlik, aidiyet ve sembolizmler etrafında kurduğu bazı ilişkileri anlamlandırmak olacaktır.
AtıfOpenAlex1
İncele - Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Sinema sosyolojisi bağlamında transhümanizm paradigmasını bilim kurgu filmlerinde okumak: Blade Runner I, Elysium ve suretler film örneği
Mustafa Beşer
Bu çalışmanın amacı hümanizmin radikalleşmesi olarak teknoloji ile donanımlı hale gelen Transhümanizm kavramının sinema sosyolojisi bağlamında sosyolojik okumasını yapmaktır. Aydınlanma hareketi ile beraber akıl ve bilimin insan doğasının merkezine konumlanması toplumsal ilerlemenin temel hedefi haline gelmiştir. Akıl ve bilimin ön planda tutulması Rönesans ve Reform hareketleri ile başlamasına rağmen Aydınlanma Çağında bu durum zirveye ulaşmıştır. Geleneksel normların bilimin ışığında sorgulanmaya başlaması toplumsal birçok olguda dönüşümün önünü açmıştır. Bu dönüşümlerin başında ise teknolojideki gelişmelerin olduğu söylenebilir. Toplumsal değişimde başat faktör konumunda olan teknoloji, 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren felsefi kavramların dönüşümünde etkili olmuştur. Bu noktada Hümanizm kavramının teknolojinin etkisi ile birlikte yeni bir kavram olan Transhümanizm hareketine dönüştüğü söylenebilir. Transhümanizm gelişen teknoloji ile birlikte insan yaşamının değişimi hedefe alınarak yaşam standartların yükseltilmesini hedeflemektedir. Değişen yaşam standartları ile beraber toplumun dönüşümünü de hedef alan Transhümanizm hareketi yeni bir toplumsal düzenin inşa edilebileceği ihtimalini taşıdığı söylenebilir. Bilimsel bir kurgu niteliği barındıran Transhümanizm kavramının okumaları literatürdeki çalışmalarla ek olarak bazı bilim-kurgu filmleri üzerinden de okunması mümkündür. Bu çalışmada ele alınan Transhümanizm kavramı sinema sosyoloji perspektifinden gösterge bilim analizi ile ele alınmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Türkiye’deki Ebeveynlerin İnternet Kullanım Alışkanlıkları ve Dijital Okuryazarlık Becerileri Üzerine Bir Araştırma
Kurşun, Engin; Turgut, Yiğit Emrah; Yılmaz, Turkan Karakuş; Aslan, Alper; Bayzan, Şahin; Yıldırım, Önder
Araştırmanın amacı, Türkiye’deki ebeveynlerin internet kullanım alışkanlıklarını, dijital okuryazarlık becerileri araştırmak ve ebeveynlerin çocuklarını dijital risklerden korumadaki arabuluculuk stratejilerini incelemektir. Bu amaçla ebeveynlerin; internette bilgiye erişebilme, gizliliklerini sağlayabilme, pozitif içerik üretebilme, dijital araçları bilinçli ve güvenli kullanabilme gibi operasyonel, yaratıcı ve mobil becerileri incelenmiştir. Bu çalışmanın örneklemi, Türkiye İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması düzey-2’ye göre Türkiye’nin 81 ilden seçilen ve 8-16 yaş grubundaki çocukların ebeveyni olan 10.475 kişiden oluşmaktadır. Veriler, Global Kids Online çerçevesine uygun olacak şekilde kişisel ve demografik bilgi formuna ek olarak araştırmacılarca hazırlanan 23 soruluk veri kümesi kullanılarak çevrimiçi anket yoluyla toplanmıştır. Veriler betimsel istatistik modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular; ebeveynlerin büyük çoğunluğunun internet erişimi için akıllı telefon kullandığını, interneti zaman alıcı ve mahremiyet konusunda endişeye sebep olan bir platform olarak algıladıklarını ortaya koymuştur. Erkeklerin operasyonel ve bilgiyi tarama becerilerinin kadınlara oranla yüksek olduğu, sosyal gizlilik becerisinin ise değişkenlik gösterdiği tespit edilmiştir. Ebeveynler, kızlar için aktif arabuluculuk faaliyetlerini tercih ettiği ancak ebeveynlerin yaşı ilerledikçe aktif arabuluculuk düzeylerinin azaldığı görülmüştür. Anneler, babalara oranla çocuklarının internet faaliyetlerini daha sık kontrol etmektedir. Ebeveynlere göre erkek çocuklar, kız çocuklardan daha fazla internet riskleriyle karşılaşmaktadırlar. İnternette karşılaştığı durumlarla ilgi kız çocuklar, erkek çocuklardan daha fazla ebeveynlerine başvurmaktadır. Ebeveynlerin büyük bir çoğunluğu, çocuklarının internette karşılaştığı sorunlardan habersizdir.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Akademisyenlerin Örgütsel Adaletsizlik Algıları İle Bilgi Saklama Davranışı Arasındaki İlişkide Örgütsel Sessizliğin Aracılık Rolü
Uyan, Umut
Bilgi paylaşımı, kuruluşların en değerli maddi olmayan varlıkları olan bilgiyi etkin bir şekilde yönetmeleri ve kullanmaları için hayati önem taşımaktadır. Yükseköğretim kurumlarının bilgi-yoğun örgütler olduğu düşünüldüğünde bireysel bilginin örgüt geneline dağıtılması daha da kritik hale gelmektedir. Ancak çeşitli bireysel, örgütsel ve bağlamsal unsurlar çalışanları bilgi paylaşma noktasında isteksiz hale getirebilmektedir. Bu çalışmanın amacı akademisyenlerin adaletsizlik algılarının bilgi saklama davranışını ne derece etkilediğini ortaya koymaktır. Araştırmanın temel varsayımı ise adaletsizlik algısının çalışan sessizliğine sebep olduğu, bunun da bireyleri sahip oldukları bilgiyi saklamaya teşvik etmesidir. Araştırmanın verileri Adana ve Mersin illerinde faaliyet yürüten dördü kamu ve ikisi vakıf olmak üzere toplam altı yükseköğretim kurumundan yapılandırılmış anketler aracılığıyla toplanmıştır (n= 289). Araştırmanın bulguları örgütsel adaletsizlik algısının bilgi saklama davranışını teşvik ettiğini ortaya koymuştur. Ayrıca bulgular, kısmi de olsa, bahsedilen ilişkide örgütsel sessizliğin aracılık ilişkisini doğrular niteliktedir. Araştırma, bilgi-yoğun kuruluşlar olan yükseköğretim kurumlarında bilginin etkin yönetilmesi önündeki bariyerleri ortaya koyması bakımından özgün bir nitelik taşımaktadır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Sosyal Medya ile Değişen Mahremiyet: Z Kuşağındaki Öğrencilerin Mahremiyet Algısı Üzerine Bir Araştırma
Hayir, Celal; Karahisar, Tüba
Bu çalışmada Jürgen Habermas, Hannah Arendt ve Richard Sennett’in kamusal alan kavramından yola çıkılarak sosyal medyadaki mahremiyet, özel alan kavramları incelenmiştir. Makalede amaç, katılımcıların mahremiyet kavramından haberdar olup olmadıklarının, hangi konularda hassas davranış sergilediklerinin, hangi saiklerle sosyal medyada paylaşım yaptıklarının, hassas veri paylaşmaktan endişe duyup duymadıklarının ortaya çıkarılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın veri toplama yöntemi ankettir. Anket, Google Form aracılığı ile internet ortamında hazırlanmış ve katılımcılara sosyal medya uygulamaları (Whatsapp ve Facebook) ile ulaştırılmıştır. Anket, uygulanmadan önce bir denek grubu üzerinde test edilmiştir. Araştırmanın evreni 1995 sonrası doğan Z kuşağına mensup bireyler, örneklemi ise Uşak Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileridir. Verilerin analizinde SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların tamamına yakınının mahremiyet kavramından haberdar olduğu ve herhangi birini sosyal medyada zor duruma düşürecek paylaşımlarda bulunmadıkları ve çoğunluğunun sosyal medyada mahremiyet ihlâli durumunda ne yapmaları gerektiğini bildikleri görülmüştür. Katılımcıların mahremiyet algısı orta düzeyde çıkmıştır.
AtıfOpenAlex5TR Dizin3
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2023Tribün şiddeti: sembolik etkileşim kuramı ve kırıkcam teorisi bağlamında bir sentez
Şakar, Murat; Sarıkan, Ümran
Modern kapitalist toplumlarda spor taraftarlığı bireylerin ‘serbest zaman’ etkinliklerinin neredeyse büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Kendilerini bir gruba ait hissetmeleri bağlamında hem bireysel hem de toplumsal bir rolü bulunan spor taraftarlığı kavramı toplumsal bütünlüğün sağlanması adına da önemlidir. Diğer yandan spor taraftarlarının gerek sosyolojik gerek psikolojik gerekse zihinsel açıdan, kendilerine ait hissettikleri alanlar şiddet mekânlarına dönüşebilmektedir. Tam da bu nedenlerden dolayı bireyler serbest zamanlarında ötekileştirilen, ayrımcılığa maruz bırakılan sosyal bir ortamda kalabilmektedirler. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmanın amacı ‘‘Kırık Cam Teorisi ve Sembolik Etkileşim Kuramı’’ bağlamında spor taraftarlarında şiddet olaylarını sosyolojik boyutlarıyla analiz etmek ve tribünde var olan şiddet olaylarının bireysel ve toplumsal boyutlarının incelenmesidir. Araştırma, literatürün imkân dâhilinde taranıp elde edilen verilerin birbiri ile ilişkilendirilmesi sonucunda sistematik bir derleme çalışması olarak yürütülmüştür. Tribünde yaşanan saldırganlık ve şiddet eylemlerinin anlaşılması adına Kırık Cam Teorisi, toplumsal alanda belirli bir düzensizliğin bireyler tarafından hemen fark edileceğini ve o düzensizliğe ilişkin yaptırımların olmaması hâlinde bireylerin eylemlerine devam edeceğini vurgulamaktadır. Sembolik Etkileşim Kuramı ise, bireylerin eylemleri ile birbiriyle ilişki ağı kurduğunu ve somboller aracılığıyla birbirlerini etkilediklerini ifade etmektedir. Tam da bu noktada trübünde olan herhangi bir şiddet söylemi ya da eylemini fark eden birey(ler) zihinsel olarak sistemin bir açığını bulduğunu düşünerek düzensizliğe hizmet eden davranışlar sergileyebilmekte ve bu düzensizlik boyutu diğer grupları da etkileyebilmektedir. Tüm bu nedenler zincirininin devam etmemesi için, şiddet sorunsalının boyunun belirlenebilmesi ve nedenlerinin tespit edilip çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Araştırma, bu doğrultuda, analitik metot ve yorumsamacı yaklaşım kullanılarak yürütülmüştür. Detaylı literatür incelemesi neticesinde, elde ettiğimiz sonuçlara baktığımız zaman Kırık Cam Teorisinin sporda şiddetin kaynağına ve ne olduğuna dair yanıtlar verebildiği gözlemlenmektedir ve aynı zamanda Sembolik Etkileşim Kuramı ile birlikte ele alındığında toplumsal alanda düzen ve istikrarın sağlanmasında yardımcı olabileceği düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex5TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2023Spor Örgütlerinde Güç Mesafesinin Örgütsel Sessizliğe Yansımaları
Namlı, Aysel Kızılkaya; Şakar, Murat
Bu araştırma spor örgütlerindeki güç mesafesini ve güç mesafesinin örgütsel sessizliğe yansımalarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma modelinden olgubilim (fenemoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu amatör ve profesyonel olarak antrenörlük ya da sporcu olan 14 kişi oluşturmuştur. Verilerin analizinde nitel araştırma yöntemlerinde çok sık kullanılan içerik ve betimsel veri analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan katılımcıların büyük bir çoğunluğunun yönetici ya da antrenör pozisyonundaki kişilerle ilişkilerinin iyi olmadığı belirlenmiştir. Araştırmaya katılanlardan bazıları karar verme sürecinde fikrinin alındığını belirtmiştir. Yapılan araştırmanın sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde bireysel ve takım sporlarında yüksek güç mesafesinin varlığının söz konusu olduğu görülmektedir. Güç mesafesinin sporun branşı, hangi ligde yer aldığı, amatör ya da profesyonel olması fark etmeksizin spor örgütlerinde kullanıldığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, kullanılan güç mesafesinin katılımcılar üzerinde örgütsel sessizliğe yol açtığı da ortaya çıkan sonuçlar içerisindedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kamuda kurumsallaşma olgusunun kurumsal itibar ve etik yönetim ilkeleri perspektifinden analizi
Atmaca, Yıldız; Boyali, Handan
Kurumsallaşma, kurumun faaliyetlerinde yönetenlerin şahsi yöntemlerine bağlı olmadan varlığını sürdürme durumudur. Sürdürülebilir belli kural ve kaideler etrafında birleşerek bir yönetsel yapı oluşturmak kurumsallaşma olgusu ile doğrudan doğruya ilişkilidir. Ku-rumsallaşma olgusunu ayakta tutan bir takım ilkeler bütünü söz konusudur. Bu anlamda, kurumsal itibar ve etik yönetim ilkeleri, kurumsallaşmayı etkili ve verimli hale getiren en önemli ilkeler olarak kabul edilmektedir. Kurumsal itibar, kurumun hedef kitleler tarafın-dan nasıl göründüğünü belirten, kurumu ayakta tutan ve kurumun sürekliliğini sağlayan önemli bir olgudur. Bu ise hedef kitlenin ihtiyaçlarının giderilmesi ve memnuniyetlerinin sağlanması sonucunda kuruma dair algıların olumlu yönde ilerlemesiyle oluşmaktadır. Yine kurumsal performansın artırılması için etik değerlerin dikkate alınarak kararların alınması gereklidir. Kurumların kendi bünyelerinde oluşturdukları etik ilkelerin çalışanlar tarafından doğru bir şekilde algılanıp benimsenmesi ve uygulanması hem kurum içi hem de kurum dışı ilişkileri iyileştirecektir. Hakkaniyet, eşitlik, doğruluk, dürüstlük gibi etik il-keler doğrultusunda hareket eden, çalışanlarının ve diğer paydaşlarının sorunlarını bu ilkeler çerçevesinde çözmeye çalışan kurumlar, vatandaşlar üzerinde olumlu bir intiba oluşturacaktır. Bu olumlu intiba ise kamu kurumlarındaki hem kurumsal itibar hem de kurumsallaşma düzeyini arttıracaktır. Bu bağlamda, bu çalışma ile kamu kurumlarının kurumsallaşma sürecinde kurumsal itibar ve etik yönetim ilkelerinin hangi ölçüde etkili olduğu analiz edilmek istenmiştir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada kavramsal ve teorik açıklamalar yapılmış, sonrasında ise kurumsal itibar ve etik yönetim ilkelerinin bir kurumdaki kurumsallaşma düzeyini olumlu ölçüde etkilediği sonucuna varılmıştır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Sosyodemografik Değişkenler ve İş-Aile Yaşam Çatışmasının Akademisyenlerin İş Doyumuna Etkisi
Tire, Olcay
Akademisyenlerin, nitelikli bireyler yetiştirebilmeleri, araştırma ve bilgi üretme işlevlerini en verimli şekilde yerine getirebilmeleri için yaptıkları işten doyum almaları gerekmektedir. İş doyumu bazı sosyodemografik faktörlerden etkilenebilmektedir. Bununla birlikte iş ve aile yaşamı arasında meydana gelen çatışmanın iş doyumu üzerinde etkisi bulunmaktadır. Bu bağlamda bu çalışma, iş-aile yaşam çatışması ve sosyodemografik değişkenlerin akademisyenlerin iş doyumuna etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Nicel yaklaşımın benimsendiği bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya katılan 611 akademisyenin 273’ü (%44,7) erkek ve 338’i (%55,3) kadındır. 24 ile 65 yaş aralığındaki akademisyenlerin yaş ortalaması x̄=39,51±8,97’dir. Araştırma kapsamında akademisyenlerin sosyodemografik özellikleri hakkında bilgi sahibi olmak adına Kişisel Bilgi Formu, işten almış oldukları doyum düzeyini belirlemek için İş Tatmini Ölçeği ve iş-aile yaşam çatışması düzeylerini ortaya koymak için İş-Aile Yaşam Çatışması Ölçeği’nden oluşan ölçme aracı kullanılmıştır. Araştırmanın verileri çevrimiçi anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Açıklayıcı analizlerde değişkenler arası ilişkilerin incelenmesinde korelasyon analizleri uygulanmıştır. Sosyodemografik değişkenler ve iş-aile yaşam çatışmasının akademisyenlerin iş doyumuna etkisinin incelenmesinde çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgulara göre akademisyenlerin iş doyumları yüksektir. Katılımcılar orta düzeyde iş ve aile arasındaki çatışma yaşamaktadır. Erkekler kadınlardan, yaşlılar gençlerden, çocuk sahibi olanlar olmayanlardan, unvanı yüksek olanların düşük olanlardan, gelir düzeyi yüksek olanların düşük olanlardan daha fazla iş doyumuna sahiptirler. İş-aile çatışması ve aile-iş çatışması az olanların iş doyumları da yüksektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Bourdieu sosyolojisi bağlamında yüz yüze/çevrim içi eğitimde eşitsizliğin yeniden üretilmesi: Ankara ili örneği
Seycan Uçuk Cirit
Kaliteli eğitime erişme hakkı ve fırsat eşitsizliği 20'nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren pedagojik çerçevede tartışılan önemli konular arasında bulunmaktadır. Günümüzdeki tartışmalarda ise kişilerin kimliğine ve imkânlarına bakmadan okulların gerçekten açık bir toplum mu oluşturduğu yoksa sınıfsal ayrımları mı pekiştirdiği soruları güncelliğini korumaktadır. Çalışmamızda esas olarak üzerinde çalışılan ve gösterilmek istenilen sav; farklı sosyal, kültürel ve ekonomik sermayelere sahip olan öğrencilerin akademik başarılarının da buna göre şekillendiği ve çevrim içi eğitim döneminde akademik başarı durumunun etkilendiğidir. Bu ilişkiyi keşfetmek üzere Ankara ilindeki Ankara Fen Lisesi, Süleyman Demirel Anadolu Lisesi, Gülveren Anadolu Lisesi ve Şehit Yasin Bahadır Yüce Anadolu İmam Hatip Lisesi seçilmiştir. Lise öğrencilerine ulaşılarak öğrencilerin ve ailelerinin sosyal, kültürel ve ekonomik sermaye seviyeleri ölçülmüştür. Ayrıca çevrim içi eğitime katılan öğrencilerin bu eğitim esnasında yaşadıkları sorunları ve eğitimin kalite durumunu ortaya koymaya yönelik tespitlerde bulunulmuştur. Sahadan bizzat veri toplamak için öncelikle literatür taranmış ve yapılan çalışma neticesinde çevrim içi anket soruları hazırlanmıştır. 408 öğrenciye ait yanıtların SPSS istatistik programı kullanılarak tanımlayıcı istatistikleri, açımlayıcı faktör analizleri, t testleri, ki kare testleri, korelasyon testleri ve regresyon testleri yapılmıştır. Çalışmamızda bir araştırma sorusu temelinde; (12) hipotez test edilmiştir. (10) hipotez doğrulanmış, 2'si ise doğrulanmamıştır. Bu çerçevede sosyal, kültürel ve ekonomik sermayenin akademik başarıya önemli ölçüde etkileri tespit edilmiştir. Çevrim içi eğitim ile birlikte var olan eşitsizliğin daha da derinleştiğine dair bulgulara ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Üniversite öğrencilerinin namus algısı: Munzur Üniversitesi, sosyoloji bölümü, lisans öğrencileri örneği
Yağmur Külekçi
Namus, kavram olarak "insanlar tarafından oluşturulmuş toplumsal kurallar" temel anlamını taşımaktadır. Ancak söz konusu kavram zamanla, ilk ve temel anlamından sıyrılarak farklı anlamlar kazanmıştır. Tarihsel açıdan yaşanan değişimler ve dönüşümlerin, toplumsal yaşamda da söz konusu olmasıyla birlikte namus olgusu zamanla; cinsiyetler arası ayrımcılığa sebep olan, şiddet temelli bir olgu halini almıştır. Olgunun bu niteliğinin devamında, namus gerekçesi ile işlenen suçlar gün geçtikçe artış göstermiştir ve göstermeye devam etmektedir. Geleneksel toplum yapısından modern bir toplum yapısına geçişin, hayatın hemen her alanında kendisini hissettirdiği yeni dönemde bile kadınlar; namus olarak nitelendirilen toplumsal nitelikteki normları ihlal ettikleri gerekçesi ile şiddete maruz kalmaktalardır. Dünyanın farklı bölgelerinde, farklı terimler ile karşılık bulsa da "namus" olgusu dünyanın her yerinde; kadın yaşamına yönelik bir tehdit unsuru niteliğindedir. Modernite ile birlikte toplumsal cinsiyet rollerinin silikleşmesi durumu söz konusu olsa da kadın yaşamı hâlâ; denetlenmesi ve "gerektiğinde" kısıtlanması gereken bir alan olarak görülmektedir. Bu unsurlar, tezin araştırma konusu olarak "namus" olgusunun seçilmesindeki temel gerekçelerdir. Araştırma konusunun güncelde bir sorun niteliği taşıyor olması ve acil çözüm gerektiren bir konumda yer alması; bu tezin en önemli problemlerindendir. Bu doğrultuda bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin namus algıları araştırılmakta ve onların algılarında etkili olan faktörler incelenmektedir. Toplumsal cinsiyet bağlamında incelenen namus olgusuna yönelik, üniversite öğrencilerinin algılarını ortaya çıkarmak amacıyla, literatür taraması ve niteliksel yöntem doğrultusunda gerçekleştirilen bu araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından oluşturulan "Nitel Araştırma Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Munzur Üniversitesi, sosyoloji bölümü, lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Toplamda 21 öğrenci ile yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Örneklem grubu, kartopu örneklem tekniği ile oluşturulmuştur. Saha araştırması sonucunda elde edilen veriler el ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde "betimsel analiz" yolu kullanılmıştır. Bu çalışmada, öğrencilerin namus algıları ile ilgili çeşitli verilere ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda üniversite öğrencilerinin namus algılarının çeşitli etkenlere göre değişkenlik gösterdiği ve öğrencilerin namus algılarının genel olarak eşitlikçi yönde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın öne çıkan sonuçlarından biri de; tamamına yakını Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan katılımcıların büyük bir kısmının, namus ve namus gerekçesiyle işlenen töre cinayetlerine şahit olmadıkları ve yine tamamına yakınının ailelerinde "töre"nin geçerliliğinin olmadığı sonucudur. Bu sonuç, konuya yönelik genel toplumsal kabuller ile karşıt niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Namus, namus algısı, kadın, toplumsal normlar, şiddet,
- MakaleAçık Erişim2022The Attitude of Local People in the Bringing of Local Cuisine Culture to Tourism: A Research in Karaman
Kavak, Seher; Pekerşen, Yeliz
The aim of this study; is to analyze and record the local cuisine of Karaman province in the context of cultural identity and to determine the attitude of the local people in bringing the regional cuisine culture of the region to tourism The study has been carried out using both qualitative and quantitative methods. In accordance with this purpose; As a result of the interviews conducted with 24 people in order to examine and record the cultural identity of the province; It has been revealed that many traditions made in the transition periods in Karaman province are applied as in the past and the dishes specific to the local cuisine culture are frequently made. In addition, for the quantitative part of the study, a survey was conducted with 428 people living in Karaman and it was determined that there were significant differences between the demographic variables of the local people and their attitudes towards bringing the local cuisine to tourism.
AtıfOpenAlex4TR Dizin6
İncele - MakaleAçık Erişim2022İşsizlik endişesi ve bağlamsal faktörler: dezavantajlı üniversite öğrencileri örneği
Güneş, Bayram; Acar, Sedat
İşsizlik endişesinin bireysel ve bağlamsal olmak üzere iki bileşeni olmasına rağmen, literatürde bireysel kısım daha çok araştırılmıştır. Bu, özellikle daha dezavantajlı genç nüfusu içeren az gelişmiş bölgelerde, gelecekteki işsizlik endişesinin bağlamsal boyutunun göz ardı edilmesine yol açmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'nin en dezavantajlı üniversitelerinden biri olan Munzur Üniversitesi'ndeki üniversite öğrencileri arasında işsizlik endişesi ile bağlamsal faktörler arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Sonuçlar, makroekonomik performans, politik kayırmacılık ve üniversitenin niteliğine yönelik olumsuz algıların işsizlik endişesini arttırdığını göstermektedir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2022İstihdam Edilebilirlik Algısı Yaşam Memnuniyetini Ne Ölçüde Etkiler? Munzur Üniversitesi Öğrencilerinden Bulgular
Güneş, Bayram; Acar, Sedat
Bu çalışma, Türkiye’de 2006 sonrasında kurulan üniversitelerden biri olan Munzur Üniversitesi’ndeki öğrencilerin genel yaşam memnuniyetlerine etki eden faktörleri analiz etmektedir. Bu amaçla, Munzur Üniversitesi’nde yapılan anket çalışmasının verileri kullanılarak, öğrencilerin üniversite-dışı (gelir, boş zaman kullanımı, sağlık ve aile ilişkileri) ve üniversite (akademik ve fiziki olanaklar, istihdam edilebilirlik algısı ve genel değerlendirme) alanlarına ilişkin memnuniyet değişkenlerini içeren bir hiyerarşik doğrusal regresyon modeli tahminlenmiştir. Bulgular, üniversite-dışı alt alanlardan duyulan memnuniyetin genel yaşam memnuniyetini pozitif etkilediğini göstermektedir. Üniversite alanının da dahil edildiği geniş modelde en güçlü değişken istihdam edilebilirlik algısı olmuştur. Öğrencilerin genel yaşam memnuniyetlerinin en temel belirleyicisinin mezuniyet sonrasına yönelik istihdam beklentileri olduğu şeklindeki bu bulgu, Türkiye’de son dönemde artan üniversite mezunu işsizliği ve akademik enflasyon çerçevesinde tartışılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2021The national music policies of early republican period effects to processes emergence of thought of sociology of music in turkey
Yildirim, Tuncay
In this study, the Early Republican period national music policies is analyzed impacts to processes emergence the idea of sociology of music in Turkey. The aim of the research, the applied national music policies is put fort impacts processes the emergence the idea of sociology of music in Turkey. Research datas, by using the literature scanning technique and content analysis methods is put together from articles of their wrote about the national music policies between 1923-1944 of some musicologists expressing opinion in this context and sociologist of the period. In this context, the articles of Ziya Gökalp, İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Nurettin Şazi Kösemihal, Rauf Yekta Bey, Mahmut Ragıp Gazimihal and Halil Bedii Yönetken are analyzed. As a result of the research the Republican period applied national music policies, by initiating discussions on the sociology of music among musicologists and sociologist of the period, has been seen contributed a positive on the emergence the idea of sociology of music in Turkey.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleYalnız künye20212019 Rafting Dünya Şampiyonasına Katılan Sporcuların Sporcu Kimlik Düzeylerinin ÇeşitliDeğişkenler Açısından İncelenmesi
Kizilkoca, Mustafa
Çalışmamızın amacını 2019 rafting dünya şampiyonasına katılan sporcuların sporcu kimlik düzeylerininbazı değişkenler açısından incelenmesi oluşturmaktadır. Çalışmanın evrenini 2019 dünya raftingşampiyonasına katılan sporcular oluştururken, örneklemini ise 2019 dünya rafting şampiyonasına katılan 64'üerkek 36'sı kadın olmak üzere 100 sporcu oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan deneklerin demografikbilgilerini belirlemek amacıyla kişisel bilgi formu ve Breser ve Cornelius (2001) tarafından geliştirilen veÖztürk ve Koca (2013) tarafından Türkçeleştirilen Sporcu Kimlik Ölçeği formu kullanılmıştır. Ölçek 7madde ve 3 alt boyuttan oluşmaktadır. Alt boyutlar sosyal kimlik alt boyutu, sporla sınırlanmışlık alt boyutuve olumsuz duyuşsallık alt boyutudur. Değişkenlerin frekans (f) ve yüzde (%) dağılımları hesaplanmış veMann-Whitney testi, Kruskal Wallis testi ve t-testinden faydalanılmıştır. Çalışmada hata düzeyi p<0,05olarak alınmıştır. Çalışma bulguları doğrultusunda 2019 rafting dünya şampiyonasına katılan sporcuların sporcu kimlik ölçeği alt boyut puanlarına bakıldığında, sosyal klinik alt boyutu puan ortalamasının 5,68,sporla sınırlanmışlık alt boyutu puan ortalamasının 5,57 ve olumsuz duyuşsallık alt boyutu ortalamasının5,63 ortalama ile tüm alt boyutlarda ortalamanın üzerinde olduğu ve sporcu kimlik algısı düzeylerinin yüksekolduğu tespit edilmiştir. Sporcu kimlik algısı ölçeği toplam puanın ise 5,64 ortalama ile sporcu kimlik algısıdüzeylerinin yüksek olduğu görülmektedir. Yarışmaya katılan sporcuların sporcu kimlik algı düzeylerininyüksek olması milli sporcu düzeyinde olmaları ve ülkelerinin en iyi sporcularından oluşmasından kaynaklıolduğu söylenilebilir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2020Muş Bölgesi Aşiretlerinin İç Çelişkileri Çerçevesinde Yerel ve Merkezi İktidarlaDiyalektik ve Dikotomik İlişkisi
Ors, Orhan
Bu çalışmada, Osmanlı ve Fransız arşiv belgeleri esas alınarak Muş bölgesinde mukim bulunan aşiretler arası gerilimler ile aşiretlerin Osmanlı merkezi iktidarıyla geliştirdiği ilişkiler değerlendirilecektir. Osmanlı’nın son dönemine yoğunlaşacak olan çalışma, bu dönemde Muş ve çevresinde yaşayan halkın sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve sosyo-politik durumlarını mercek altına almaya çalışacaktır.







