Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Güler, Ömer(24)
- Tekin, H.O.(19)
- ALMisned, Ghada(18)
- Kocabaş, Mehmet(13)
- Baykal, Duygu Sen(11)
- Alkarrani, Hessa(10)
- Serdar, Osman(10)
- Yayla, Nihal(10)
- Kilic, G.(9)
- Özkul, İskender(9)
- Guler, Omer(7)
- Kocabaş, Filiz Kutluyer(7)
- Utku, Anıl(7)
- Çelikel, Baha Engin(7)
- Acar, Ramazan(6)
- Aglar, Erdal(6)
- Canbay, Canan Aksu(6)
- Garipcan, Ali Murat(6)
- Karaduman, Oktay(6)
- Koç, Ali(6)
- Özçiçek, Esin(6)
- Aydın, Ayşe Nur(5)
- Kutluyer Kocabaş, Filiz(5)
- Sarı, Sacit(5)
- Sezer, Süreyya Yonca(5)
- Sezgin, Eray Ekin(5)
- Yılmaz, Coşkun(5)
- Zengin, Gokhan(5)
- Akgül, Ceylan Sülü(4)
- Alataş, Mevlüt(4)
- Aslan, Naim(4)
- Batan, Nevzat(4)
- Cakilcioglu, Ugur(4)
- Ceylan, Tülay(4)
- Dal, Murat(4)
- Ertarğın, Merve(4)
- Ezer, Tülay(4)
- Gul, Muhammet(4)
- Kalay, Ece(4)
- Konurhan, Zekeriya(4)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Derin öğrenme ve makine öğrenmesi yöntemleriyle çevrimiçi sosyal ağlarda depresyon ve intihar tespiti
Fatoş Orğun
Bu tez çalışmasında, çevrimiçi sosyal ağlarda (ÇSA) gönderi paylaşan depresyondaki kişilerin intihar düşüncelerini tespit etmek ve intihar edip etmeyeceklerini tahmin etmek için derin öğrenme ve makine öğrenmesi tabanlı metin sınıflandırıcı modeller oluşturulmuştur. Çalışmada Suicide Ideation, Reddit Depression Suicidewatch ve Suicide Detection olmak üzere üç ayrı veri seti kullanılmıştır. Suicide Ideation veri seti için 'Potential suicide post' ve 'Not suicide post', Reddit Depression Suicidewatch veri seti için 'Depression' ve 'SuicideWatch', Suicide Detection veri seti için ise 'Suicide' ve 'Non-suicide' etiketleri bulunmaktadır. Bu veri setleri binary sınıflandırma görevi için derin öğrenme ve makine öğrenimi modellerinin geliştirilmesini ve değerlendirilmesini kolaylaştırmaktır. Bu çalışmada Artificial Neural Networks (ANN), Deep Belief Networks (DBN), Convolutional Neural Networks (CNN), Long Short-Term Memory (LTSM), FastText, Naive Bayes (NB), Logistic Regression (LR), k-en yakın komşu (k-NN), Random Forest (RF) ve Decision Tree (DT) yöntemleri kullanılarak intihar düşüncesi tahmin modelleri oluşturulmuş makine öğrenmesi yöntemlerine TF-IDF ve derin öğrenme modellerine ise FastText uygulanmıştır. Ayrıca hiperparametre optimizasyonu için bütün algoritmalara Grid Search yöntemi uygulanarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. Tez çalışmasının ilk karşılaştırmalar sonucunda Suicide Ideation veri setinde %94 oranıyla RF modeli, Reddit Depression Suicidewatch veri setinde %73 oranıyla LR modeli ve Suicide Detection veri setinde ise %93 oranıyla ANN ve LR en başarılı modeller olmuştur. Grid Search metriği uygulandıktan sonraki karşılaştırmalar sonucunda ise Suicide Ideation veri setinde %94 oranıyla RF modeli, Reddit Depression Suicidewatch veri setinde %74 oranıyla ANN modeli ve Suicide Ideation veri setinde ise %93 oranıyla ANN ve LR en başarılı modeller olmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Hafızanın kırılma noktası: Tunceli Müzesinde temsil, sessizlik ve mekansal anlatılar
Seher Kont Erdoğan
Tunceli Kışlası'nın yapısal değişimi ve müzeye dönüşüm süreci, yerel halkın toplumsal hafızasında derin izler bırakmıştır. Bu araştırma, kışlanın askerî bir yapıdan kültürel bir mekâna dönüşümünü ve bu dönüşümün kişi ve topluluk belleği üzerindeki etkilerini incelemiştir. Kışlanın müze işlevi kazanması, mekânsal, toplumsal ve psikolojik düzeyde belirgin dönüşümlere yol açmış ve burada yaşamış kişilerin anılarını taşıyan bir hafıza mekânı yaratmıştır. Bununla birlikte, dönüşüm süreci boyunca kışlaya ait doğal unsurların kısmen ya da tamamen korunamaması ve geçmişe dair temsillerin sınırlı kalması, kolektif hafızada bazı boşlukların oluşmasına neden olmuş; bu durum, toplumsal belleğin daha bütüncül ve çok katmanlı biçimde inşa edilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Araştırma, kışlanın fiziksel yapısındaki dönüşümün yerelde halkın hafızasında nasıl belirgin değişimlere yol açtığını incelemiştir. Kışlanın bahçesi, kavak ağaçları, odalar, karanlık koridor, cümle kapısı ve ekmek ocakları gibi doğal ve mimari unsurlar, burada yaşayan kişilerin toplumsal belleğinde önemli bir yer tutmuşken, dönüşüm sürecinde bu unsurların ortadan kalkması, mekâna dair hafızanın zayıflamasına neden olmuş; bu durum, müzenin sunduğu geçmiş anlatısının daha sınırlı ve parça hâlinde y ansımasına yol açmıştır. Kışlada büyüyen çocuklar için mekân, hem güvenli bir alan hem de merak uyandırıcı bir keşif dünyası işlevi görmüştür. Kışlanın izole yapısı, burada yaşayanlar için aidiyet duygusunu pekiştirirken aynı zamanda dışlanmışlık hissi yaratmış ve bu çelişki, kişilerin hafızalarında derin izler bırakmıştır. Bununla birlikte, müzenin mevcut durumu, kışlanın dönüşüm sürecinin izlerini tam anlamıyla yansıtmamaktadır. Geçmişin bir yansıması olarak müze, önemli bir hafıza mekânı işlevi görmeye devam etse de, bazı toplumsal ve tarihsel öğelerin anlatı dışında kalması, temsilin bütüncüllüğünü sınırlamaktadır. Bu araştırma, müzelerin tarihsel olayları genellikle belirli bir anlatı çerçevesi içinde sunduğu gerçeğini vurgulamakla birlikte, farklı toplumsal grupların deneyimlerinin de göz önünde bulundurulmasının önemine dikkat çekmektedir. Tunceli Müzesi'nin, Tunceli'nin travmatik geçmişine dair daha kapsamlı ve dengeli bir anlatı sunma potansiyeli, bölgenin kolektif hafızasını güçlü bir biçimde yaşatmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Müzenin, yalnızca ulusal kimlik inşasına odaklanmak yerine, farklı toplumsal kesimlerin bakış açılarını da kapsayacak şekilde yeniden yapılandırılması, daha kapsayıcı bir hafıza mekânı olmasına katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda, Tunceli Müzesi, tarihsel doğruluğun sağlanması ve farklı toplumsal grupların hafızalarının doğru bir şekilde yansıtılması adına kritik bir rol oynamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Belediyelerin sosyal medya kullanımı: Elâzığ Belediyesi örneği
Tuba Aytan
Bu araştırmada, vatandaşlarla doğrudan iletişim kurmada etkili bir araç haline gelen sosyal medya platformlarının Elazığ Belediyesi tarafından nasıl ve hangi amaçlarla kullanıldığı incelenmiştir. Diğer bir ifadeyle Elazığ Belediyesi'nin sosyal medya kullanımı mevcut durumu ile ele alınarak detaylı bir analizi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında Elazığ Belediyesi'nin Facebook, X (Twıtter), Instagram ve Youtube platformlarındaki kurumsal hesapları, 1 Haziran 2024 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasında içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Paylaşımların sıklığı, içerik türleri ve vatandaş etkileşimi gibi unsurlar araştırılmış, bu veriler üzerinden belediyenin sosyal medya kullanımı üzerinde çıkarımlar yapılmıştır. Tezin bulgularına göre, Elazığ Belediyesi sosyal medyayı çoğunlukla vermiş olduğu hizmetler, duyurular, kurum içi konular ve yapmış olduğu ziyaretler için kullanıldığı görülmüştür. Vatandaşlara yönelik hizmetlerin tanıtımı ve kamuoyunu bilgilendirme hedefi ön plandadır. Bununla birlikte sosyal medya platformları, belediye-vatandaş etkileşimini güçlendirmek, şeffaflık ve katılımcılık ilkelerini desteklemek adına önemli fırsatlar sunmaktadır. Sonuç olarak, sosyal medya araçlarının belediyeler için etkili bir iletişim aracı olduğu, ancak bu potansiyelin daha stratejik ve etkileşim odaklı bir yaklaşımla güçlendirilebileceği önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Süne zararına uğramış buğday unlarına ait hamurun yapısal özelliklerinin incelenmesi
Servet Boran
Buğday günlük besin öğelerini karşılamasının yanısıra içerdiği öğelerin işlenebilirlik kapasitelerinden dolayı tarih boyunca hem tüketicilerin hem de araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Bu bağlamda mevcut çalışmada 2024 hasat dönemine ait Tunceli İlinde ekimi yapılmış Bayraktar-2000 ve Selenivka Odeska (S. Odeska) ekmeklik buğday çeşitlerinin fizikokimyasal, teknolojik ve reolojik kalite parametreleri incelenmiştir. Gluten indeksi, sedimantasyon, beklemeli sedimantasyon gibi teknolojik kalite parametrelerinin undaki emgili tane oranındaki artışa bağlı olarak azaldığı belirlenmiştir. Her iki buğday çeşidine %3, 4.5 ve 6 oranında süneli tane ilave edilerek elde edilen unlardan üretilen hamurların tekstürel parametreleri (yapışkanlık, sertlik, uzayabilirlik), reolojik özellikleri (elastiklik modülüs, akışkanlık modülüs, kompleks modülüs, kompleks viskozite), ATR-FTIR (Zayıflatılmış toplam yansıma Fourier dönüşüm kızılötesi) spektrum görüntüleri ve kapsamlı bir CIELab renk değerlendirmesi yapılmıştır. Bayraktar-2000 ve S.Odeska buğdaylarının bin tane ağırlıkları sırasıyla 43.32±0.64 ve 32.6±1.65 g olarak belirlenmiştir. Bayraktar-2000 ve S. Odeska çeşitlerinin yaş gluten değerinin sırasıyla %23.3±1.69 ve %36.4±2.21 olduğu tespit edilmiştir. Hamur örneklerine ait yapışkanlık değerlerinin süneli tane oranındaki artışla birlikte yükseldiği belirlenmiştir. Hamur işlemede önemli bir özellik olan uzamaya karşı direnç parametresine ait en yüksek değerin S. Odeska çeşidinin kontrol (1.19N±0.05) grubunda elde edildiği ve süneli tane ilavesindeki artışla birlikte bu değerin azaldığı görülmüştür. Dinamik osilasyon testi sonucunda hamur örneklerine ait elastiklik modülüsünün akışkanlık modülüsünden yüksek olduğu ve frekans tarama testi boyunca elastiklik, akışkanlık ve kompleks modülüs değerinin yükseldiği fakat kompleks viskozite değerinin düştüğü belirlenmiştir. Örneklerin hamur ve glutenlerine ait FT-IR spektrumları incelendiğinde hem 1635 cm-1 civarındaki amid-I bandına hem de 1537 cm-1'deki amid-II bandına ait pik şiddetlerinin gluten örneklerinde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yine FT-IR grafiği incelendiğinde süne emgi oranı arttıkça amid-I ve amid-II'ye ait pik şiddetinin arttığı görülmüştür. Her iki buğday örneğinin tane, un ve hamuruna ait renk değerleri inclendiğinde en yüksek L* parlaklık değeri Bayraktar-2000 hamurunda, en yüksek sarılık indeksi değeri S. Odeska hamurunda ve en yüksek beyazlık indeksi değerinin Bayraktar-2000 un örneklerinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca süne emgili tanelere ait L* parlaklık değerinin sağlam buğday tanelerinden daha düşük olduğu belirlenmiştir. Tüm değerler incelendiğinde buğdaylara ait yaş gluten, gluten indeksi, sedimantasyon ve beklemeli sedimantasyon değerlerinin hamur yapışkanlığı, sertliği ve uzamaya karşı direnç gibi gluten içeriği ve gluten kalitesini yansıtan parametrelerle ilişkili olduğu anlaşılmıştır. Hamurun hem tekstür hem de reolojik parametrelerinde gluten miktarı ve kalitesinin önem arz ettiği ve pek çok parametrenin Bayraktar-2000 buğday çeşidinde daha zayıf bir durum sergilediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak sünenin hamurda meydana getirdiği zararın etkileri farklı parametrelerle ortaya konulmuş ve hamur yapışkanlık, sertlik ve uzayabilirlik gibi parametreleri açık bir şekilde bozduğu tespit edilmiştir. Tekstür değerlerindeki bu eğilimin incelenen reolojik parametrelerin sonuçlarıyla örtüştüğü anlaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Meyan kökü şerbetinin konsantre edilmesinde ohmik ısıtma destekli evaporasyon sisteminin kullanılması
Çağlar Şahin
Bu tez çalışmasında, geleneksel bir içeceğimiz olan meyan kökü şerbetinin atmosferik koşullar altında farklı voltaj gradyanları kullanılarak %20 suda çözünür kuru madde içeriğine kadar konsantre edilmesi ve konsantrasyon işlemi süresince örneklerin elektriksel iletkenlik, performans ve bazı kalite özelliklerindeki (toplam antioksidan kapasite, toplam flavonoid madde ve toplam fenolik madde) değişimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Meyan kökü şerbeti örnekleri atmosferik koşullar altında ohmik ısıtma ile 20°C'den 100°C'ye ısıtılmış ve sabit evaporasyon sıcaklığında (100±2°C) %20 suda çözünür kuru madde içeriğine ulaşıncaya kadar evaporasyon işlemine devam edilmiştir. Tüm denemeler için test hücresine 75 ml meyan kökü şerbeti ilave edilmiş ve 11, 13 ve 15 V/cm voltaj gradyanında evaporasyon işlemi gerçekleştirilmiştir. Meyan kökü şerbeti örnekleri için toplam işlem süresinin (ısınma ve evaporasyon) 2700 ile 6180 s aralığında değiştiği, uygulanan voltaj gradyanı değerinin artmasına bağlı olarak gerekli olan işlem süresinin kısaldığı belirlenmiştir. Tüm voltaj gradyanlarında ısınma periyodu boyunca elektriksel iletkenlik değerlerinin sıcaklık ile ilişkisinin lineer olarak artış gösterdiği belirlenmiştir. Meyan kökü şerbeti örneklerinin evaporasyon periyodu boyunca elektriksel iletkenlik değerlerinin 11, 13 ve 15 V/cm için sırasıyla 0.29-2.39, 0.27-2.12 ve 0.26-2.56 S/m aralığında değiştiği tespit edilmiştir. Örneklerin konsantrasyon işlemi sonunda toplam fenolik madde içeriklerinin 162.47 ile 215.54 GAE/mL aralığında değiştiği ve toplam işlem süresinin artmasına bağlı olarak toplam fenolik madde içeriklerinin olumsuz etkilendiği belirlenmiştir. Benzer şekilde, en yüksek toplam flavonoid madde içeriklerinin 15 V/cm voltaj gradyanında elde edildiği tespit edilmiştir. Örneklerin antioksidan kapasite değerleri incelendiğinde, antioksidan kapasite değerlerinin 15 V/cm voltaj gradyanında uygulanan evaporasyon işleminde en az etkilendiği belirlenmiştir. Maksimum enerji tüketimi değerlerinin en uzun işlem süresine sahip olmasından dolayı 11 V/cm voltaj gradyanında elde edildiği belirlenmiştir. Farklı işlem koşullarında toplam güç değerlerinin ise 0.049 ile 0.092 kW aralığında değiştiği ve en yüksek güç tüketimi değerlerinin 15 V/cm voltaj gradyanında elde edildiği belirlenmiştir. Spesifik su uzaklaştırma oranı değerleri ise uygulanan voltaj gradyanın artmasına bağlı olarak artış göstermiştir. Evaporasyon işleminin verimliliğinin ise %78.74 ile %96.49 aralığında değiştiği ve uygulanan voltaj gradyanın artmasına bağlı olarak işlem verimliliği değerlerinin artış gösterdiği tespit edilmiştir. Bu tez çalışması sonucunda elde edilen sonuçların endüstriyel boyutlarda kurulması düşünülen pompalama ve evaporatör sistemleri için literatürdeki bilgi eksikliğini gidereceği düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Beden eğitimi öğretmenlerinde problem çözme becerilerinin iş doyumuna etkisi
Ebru Kavaklı Üstündağ
Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmenlerinin problem çözme becerilerinin iş doyumuna etkisini incelemektir. Araştırmanın evrenini, 2024-2025 eğitim-öğretim dönemi arasında Türkiye genelinde görev yapmakta olan beden eğitimi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, basit rastgele örnekleme yöntemi ile belirlenen 400 beden eğitimi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada, öğretmenlerin karşılaştıkları mesleki zorluklarla nasıl başa çıktıkları, problem çözme stratejilerinin iş doyumlarını nasıl şekillendirdiği ve bu ilişkilerin hangi faktörlerden etkilendiği analiz edilmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin iş ortamında karşılaştıkları problemleri çözme yöntemlerinin mesleki motivasyon ve genel memnuniyet düzeylerine olan katkısı değerlendirilmektedir. Bu araştırma, beden eğitimi öğretmenlerinin problem çözme becerileri ile iş doyumu arasındaki ilişkileri belirlemek için nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama metodu kullanılmıştır. Araştırma sürecinde veriler, anket yöntemiyle toplanmıştır. Anket, üç ana bölümden oluşmuş olup, birinci bölümde demografik bilgiler, ikinci bölümde problem çözme becerilerini ölçen Problem Çözme Envanteri, üçüncü bölümde ise öğretmenlerin iş doyumunu ölçen İş Doyumu Ölçeği yer almıştır. Verilerin analizi, SPSS 26 istatistik programı kullanılarak yapılmıştır. Analiz sürecinde frekans analizi, T-testi, tek yönlü varyans analizi, Tukey testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, beden eğitimi öğretmenlerinin problem çözme becerilerinin iş doyumunu doğrudan etkilediğini göstermektedir. Özellikle aceleci ve kaçıngan problem çözme yaklaşımlarının iş doyumunu artıran faktörler arasında yer aldığı belirlenmiştir. Katılımcıların medeni durum ve sektörde çalışma süresine göre problem çözme envanterinin farklı alt boyutlarında anlamlı düzeyde farklılıklar tespit edilmiştir(p<0.05). Katılımcıların yaş grupları ve sektörde çalışma süresine göre Minesota iş doyumu ölçeğinin farklı alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir.(p<0.05) Sonuç olarak beden eğitimi öğretmenlerinin problem çözme becerisi ve iş doyumu üzerinde medeni durum, sektörde çalışma süresi ve yaş gruplarının etkili olduğu bulunmuştur
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Çeşitli sıcaklıklarda depolanan doğranmış soğanlarda Salmonella büyümesinin modellenmesi
Aykut Mamur
Bu çalışmada, doğranmış soğan üzerinde Salmonella spp.'nin farklı sıcaklık koşullarındaki büyüme ve inaktivasyon davranışı değerlendirilmiş, elde edilen veriler birincil ve ikincil matematiksel modellerle analiz edilmiştir. Deneysel bulgular, Salmonella spp.'nin 15–45°C aralığında belirgin şekilde çoğaldığını; buna karşılık 4°C, 7°C ve 10°C sıcaklıklarında ise bakteriyel büyümenin durduğu ve zamanla inaktivasyonun gerçekleştiğini göstermiştir. Özellikle 30–40°C aralığı hem büyüme oranı hem de maksimum hücre konsantrasyonu açısından Salmonella spp. için en elverişli sıcaklık aralığı olarak belirlenmiştir. Ancak 45°C'de bakteriyel büyüme oranının düştüğü ve sistemde stres etkilerinin ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Birincil modelleme kapsamında büyümenin gözlemlendiği sıcaklıklarda Baranyi modeli, inaktivasyonun gözlemlendiği düşük sıcaklıklarda ise log-linear model kullanılmıştır. Baranyi modelinin büyüme verileriyle yüksek düzeyde uyum sağladığı ve determinasyon katsayısının (R²) 0,95–0,99 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Büyüme hızı (µmax), sıcaklık arttıkça yükselmiş ve en yüksek değer 40°C'de (3,77 sa⁻¹) elde edilmiştir. Lag faz süresi (tlag) ise sıcaklıkla ters orantılı olarak azalmış; 15°C'de 35 saate yakın olan lag süresi, 45°C'de yaklaşık 2,5 saate kadar düşmüştür. Maksimum bakteri konsantrasyonu (ymax) ise 30°C'de en yüksek düzeye ulaşmış (8,94 log kob/g) ve daha yüksek sıcaklıklarda düşüş göstermiştir. Log-linear modelle yapılan analizler, düşük sıcaklıklarda Salmonella spp.'nin inaktive olduğunu ve bu inaktivasyonun 4°C'de daha hızlı gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Özellikle D-değeri 4°C'de 53,81 saat olarak hesaplanmış, bu da Salmonella'nın düşük sıcaklıklarda daha kısa sürede 1 log birim azalabildiğini göstermiştir. Bu bağlamda 4°C, Salmonella'nın kontrolü açısından kritik bir sıcaklık noktası olarak öne çıkmıştır. İkincil modelleme kapsamında ise Tam Ratkowsky karekök modeli kullanılarak büyüme hızının sıcaklığa bağlı değişimi modellenmiş ve modelin yüksek düzeyde uyum gösterdiği (R² = 0,89) belirlenmiştir. Bu model ile Salmonella spp.'nin büyüme gösterebildiği minimum sıcaklık (Tmin) 7,09°C, maksimum sıcaklık (Tmax) ise 45,25°C olarak tahmin edilmiştir. Ayrıca, lag faz süresi ve maksimum popülasyon düzeyi gibi parametreler farklı polinom modellerle açıklanmış; özellikle ters ikinci dereceden polinom kullanılarak sıcaklık ile lag fazı arasındaki ilişki mükemmel uyumla (R² = 1,00) modellenmiştir. Maksimum hücre konsantrasyonunun sıcaklığa karşı parabolik bir yanıt verdiği, optimum noktadan sonra ise düşüş eğilimine girdiği gözlemlenmiştir. Genel olarak çalışma; doğranmış soğan gibi yüksek su aktivitesine sahip taze sebzelerin, uygun olmayan sıcaklıklarda Salmonella spp. için hızlı bir çoğalma ortamı oluşturabileceğini göstermektedir. Elde edilen model parametreleri, Salmonella'nın büyüme sınırlarının ve kinetik davranışlarının daha doğru tahmin edilmesine olanak sağlamaktadır. Bu veriler; taze kesilmiş soğanların üretim, taşınma ve depolanma süreçlerinde mikrobiyal risklerin azaltılması açısından önem arz etmekte olup, gıda güvenliği politikalarının geliştirilmesinde doğrudan kullanılabilir niteliktedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Munzur Üniversitesi idari personelinin spora bağlılık düzeylerinin incelenmesi
İsmail Tekeş
Spora bağlılık, bireyin sportif faaliyetlere karşı duyduğu ilgi, bu faaliyetleri sürdürme isteği ve sporu hayatının vazgeçilmez bir parçası olarak görme derecesi ile ilişkilidir. Bağlılık düzeyinin yüksek olması, bireyin sporu süreklilik içinde ve gönüllülükle gerçekleştirmesini sağladığı düşünüldüğünden çalışmamızda Munzur Üniversitesinde idari personel olarak çalışan personellerin spora bağlılık düzeylerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın evrenini Munzur Üniversitesinde çalışan idari personeller oluştururken örneklemini ise 159 idari personel oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcıların kişisel bilgilerini belirlemek amacıyla demografik bilgi formu ve Spora Bağlılık ölçeği kullanılmıştır. Çalışma verileri doğrultusunda normallik sınaması yapılmış ve sonucunda normal dağılım gösterdikleri tespit edildiğinden parametrik testlerden independent t testi ve one way anova testi kullanılmıştır. Çalışmada hata payı p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Munzur Üniversitesi idari personellerinin spora bağlılık düzeyleri ve alt boyutları ile cinsiyet, yaş ve çalışma yılı değişkenleri açısından istatistiki açıdan anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Spora bağlılık düzeyleri ve alt boyutları ile çalışma yeri ve aktif spor yapma durumu değişkenine göre istatistiki açıdan anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Çalışma bulguları doğrultusunda spora bağlılık ölçeğinde elde edilen puanların aritmetik ortalaması 46,03 ile örneklem grubunda yer alan bireylerin genel olarak orta düzeyde spora bağlılık sergilediklerini göstermektedir. Ortalama değerin maksimum değerin yaklaşık %66'sına karşılık gelmesi, spora karşı belirgin bir ilgi olduğunu ancak tüm örneklem için yüksek düzeyde bir bağlılıktan söz edilemeyeceğini ortaya koymaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Sanat bahçesi ekosisteminin scamper tekniği ile incelenmesi
Ayşenur Baysak
Bu araştırma, doğa ile insan arasındaki dengeyi yeniden kurmayı amaçlayan sanat bahçesinin SCAMPER tekniği ile bir ekosistem tasarımı olarak ortaya konulmasını konu edinmektedir. Çalışma, sürdürülebilir, yenilikçi ve girişimci bir ekosistem tasarımını araştırmakta; sanat bahçelerinin yalnızca estetik ve rekreatif alanlar değil, aynı zamanda bilim, kültür ve sosyal etkileşim alanları olarak değerlendirilebileceğini öne sürmektedir. Bu bağlamda, SCAMPER tekniği ile sanat bahçesi tasarımı bir dönüşüm sürecine tabi tutulmuş, her adımda parkların geleneksel işlevlerinden farklı, çok katmanlı bir sistem önerisi sunulmuştur. Çalışmada, 21. yüzyıla uygun bir tasarım modeli olan "21B modeli" geliştirilmiş ve bağ, bahçe, barınak, böğürtlen, bostan ve baharat gibi modüller aracılığıyla bireylerin yalnızca kullanıcı değil, aynı zamanda üretici ve düşünce geliştirici bir özne haline gelmesi sağlanmıştır. Çalışmada SCAMPER metodu, sanat bahçesi tasarımına uyarlanarak, her bir adımıyla parkların dönüşüm süreci modellenmiştir. SCAMPER'ın "Yerine koy, birleştir, uyarlama, değiştirme, farklı amaçla kullanma, çıkarma ve yeniden düzenleme" adımları, sürdürülebilir yenilikçi girişimcilik ekosisteminin tasarımında kullanılmış ve kavramsal bir dönüşüm haritası oluşturulmuştur. Bu dönüşüm yaklaşımı kapsamında, 21B sistemi modülleri olan bağ, bahçe, barınak, böğürtlen, bostan ve baharat gibi alanlar, SCAMPER adımlarına karşılık gelecek şekilde yeniden kurgulanmıştır. Örneğin, beton yüzeylerin doğal taş ve geçirgen malzemelerle değiştirilmesi, geleneksel oturma elemanlarının bilgilendirici sergi modüllerine dönüştürülmesi ve kullanıcı rotasının tematik SCAMPER istasyonları ile yönlendirilmesi gibi uygulamalara yer verilmiştir. Uygulama alanı olarak, Tunceli'nin yerel coğrafi, ekolojik ve kültürel verileri esas alınmıştır. Çalışmada yerel flora (ispir meşesi, Ovacık sarımsağı vb.), üretim kültürü ve sosyo-kültürel pratikler değerlendirmeye dâhil edilmiştir. Sonuç olarak, bu araştırma, Tunceli'ye özgü ekolojik ve kültürel değerleri temel alarak, yerel kalkınmayı destekleyen, doğayla uyumlu, yaratıcı düşünmeyi teşvik eden ve toplumsal etkileşimi artıran bütüncül bir sanat bahçesi modeli önermektedir. Çalışma sonucunda, sanat bahçesinin doğayla bütünleşik ve sürdürülebilir bir yaşam modeli sunabileceği ve bunun gelecekteki mekânsal tasarımlara ilham verebilecek özgün bir çerçeve oluşturduğu ortaya konmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Kamuoyunun spor ve insan hakları konusundaki tutumlarının etkileşimi
Mustafa Yentür
Çalışmanın amacı, kamuoyunun spor ve insan hakları tutumlarının etkileşimi üzerinedir. Araştırma kamuoyunda cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, meslek, gelir düzeyi, spor branşı ve aktif spor yapma değişkenlerinin, spor ve insan hakları tutumlarının ilişkisini belirlemektir. Araştırma yöntemi, Elâzığ kamuoyunun demografik özelliklerinin, spora ilgi duyma, sporla yaşama, aktif spor yapma, kişilik hakları, sosyal haklar ve dayanışma hakları üzerine etkisi arasındaki ilişkiyi açıklamaya yönelik olduğu için nicel araştırma yönteminde, betimsel nitelikte ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini; 2024-2025 yılı Elâzığ kamuoyu, gönüllü olarak katılmayı kabul eden, (n=983) bireyler örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ölçek kullanılmıştır. "Spora Yönelik Tutum Ölçeği (SYTÖ)" ile "Sporda İnsan Hakları Tutum Ölçeği (SİHTÖ)" kullanılmıştır. Çalışma verilerinin analizi SPSS 26 programı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, kamuoyunun spora yönelik tutumları ve insan hakları tutum ölçek puanlarının yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Cinsiyete göre spora yönelik tutum düzeylerinin erkek bireylerde daha yüksek olduğu, insan hakları tutumlarında ise sosyal haklar düzeyinde kadın bireylerin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Spora yönelik tutumun aktif spor yapma düzeyinde 18-29 yaş grubunun diğer yaş gruplarına göre yüksek olduğu, sosyal haklar ve dayanışma hakları düzeyinde 30-39 yaş grubunun diğer gruplara göre tutumlarının etkileşimi daha yüksektir. Meslek değişkeni için spora ilgi duyma, sporla yaşama, aktif spor yapma, kişilik hakları, sosyal haklar ve dayanışma hakları düzeyinde anlamlı farklılıklar olduğu, grup içi değerlendirmelerde akademik personel hariç tüm gruplarda anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Kamuoyunun eğitim değişkeni ile spora yönelik tutumlarının tüm alt boyutlarda farklılaştığı, aktif spor yapma düzeyinin ortalamalarının yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Sporda insan hakları tutumunun sosyal haklar boyutunda lisans düzeyinde ortalamanın yüksek olduğu belirlenmiştir. Aylık gelir düzeyinde kamuoyunun spor ve insan hakları tutumlarının alt boyutlarının tümünde anlamlı farklılıkların olduğu belirlemiştir. Spor branşı değişkeninde kamuoyunun spora yönelik tutumlarında farklılaştığı takım sporu yapan bireylerin ortalamalarının bireysel spor yapan bireylere göre yüksek olduğu, insan hakları tutumlarında herhangi bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Araştırmaya katılan bireylerin aktif spor yapma durumunda spora ilgi duyma, sporla yaşama, aktif spor yapma, kişilik hakları, sosyal haklar ve dayanışma hakları düzeylerinde farklılıklar olduğu, bu durumun (evet) aktif spor yaptığını belirten bireyler lehine yüksek olduğu ve aktif spor yapma değişkenin spor ve sporda insan hakları tutumlarını etkilediği belirlenmiştir. Ölçek puanlarının yüksek olması, bireylerin spora yönelik tutumları ile insan hakları tutumları arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğunu, ilişkisel olarak istatistiki olarak anlamlı bir etki tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Müzik uygulamalarının 0-6 yaş çocukların gelişimine etkisi: Eğitim ve kültür perspektifinden bir analiz
Sinan Erdoğan
Bu araştırma, müzik eğitiminin 0-6 yaş grubu çocukların bilişsel, sosyal-duygusal, dil ve motor gelişimlerine olan etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Erken çocukluk döneminde müzik eğitiminin, çocukların gelişim süreçlerine katkı sunduğu, bu eğitimin çocukların zihinsel, sosyal ve bedensel gelişimlerini olumlu yönde etkilediği düşünülmektedir. Araştırma, Türkiye ve dünya genelinde yapılan bilimsel çalışmaları derleyerek, bu konuda var olan bulguları analiz etmeyi hedeflemiştir. Araştırmada kullanılan yöntem, literatür taraması yöntemi olup, farklı ülkelerde yapılan müzik eğitimi ile ilgili araştırmalar incelenmiştir. Müzik eğitiminin, çocukların dikkat, hafıza, problem çözme gibi bilişsel becerilerini geliştirdiği, grup çalışmalarıyla sosyal becerilerinin güçlendiği ve dil gelişimlerine katkı sağladığı literatür bulgularıyla desteklenmiştir. Ayrıca, motor gelişim açısından müzik eğitiminin çocukların ince ve kaba motor becerilerini geliştirmede önemli bir araç olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmanın bulguları, müzik eğitiminin çocukların genel gelişim süreçlerine büyük katkılar sunduğunu göstermektedir. Özellikle bilişsel, sosyal-duygusal, dil ve motor gelişim üzerinde olumlu etkiler sağlayan müzik eğitiminin, erken çocukluk döneminde daha geniş bir şekilde uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, Türkiye'de müzik eğitimi uygulamalarının yaygınlaştırılmasının ve bu eğitimin kırsal bölgelerdeki çocuklara erişim sağlamasının önemine değinilmiştir. Müzik eğitimi, çocukların gelişiminde önemli bir yer tutmakta ve bu eğitimin erken çocukluk döneminde yaygınlaştırılması, çocukların genel gelişim süreçlerine kalıcı katkılar sağlayabilmektedir. Müzik eğitiminin bilişsel, sosyal-duygusal, dil ve motor gelişim üzerindeki etkileri dikkate alındığında, bu eğitim modelinin daha geniş kitlelere erişim sağlaması büyük önem taşımaktadır. Türkiye'de müzik eğitimi uygulamalarının yaygınlaştırılması, özellikle kırsal bölgelerde fırsat eşitliğini artırarak çocukların gelişimlerini daha iyi destekleyebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Afet bölgesi yeniden inşa projelerinde sürdürülebilir mimarlık
Mehmet Ali İçyeroğlu
Bu yüksek lisans tezi, Türkiye gibi yüksek düzeyde deprem riski taşıyan bir ülkede, Afet sonrası yeniden inşa süreçlerinin sürdürülebilir mimarlık ilkeleri doğrultusunda nasıl kurgulanabileceğini çok boyutlu bir yaklaşımla ele almaktadır. Doğal afetler, yalnızca fiziksel yıkıma neden olmakla kalmamakta; aynı zamanda toplumsal bütünlüğü, ekonomik sürekliliği ve çevresel dengeyi tehdit eden krizlere dönüşmektedir. Özellikle 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, mevcut yapı stokunun yetersizliğini ve uygulanan konut politikalarının sürdürülebilirlik konusunda zayıf kaldığı somut biçimde ortaya koymuştur. Bu durum, afet sonrası yapılaşma süreçlerinin sadece hızlı ve maliyet odaklı çözümlerle değil; aynı zamanda uzun vadeli dayanıklılığı, sosyal uyumu ve çevresel bütünlüğü esas alan sürdürülebilir mimarlık anlayışıyla ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, sürdürülebilir mimarlık ilkelerinin afet sonrası konut üretim süreçlerine entegrasyonunu teorik ve pratik düzeyde incelemek, mevcut uygulamaları analiz etmek ve sürdürülebilirlik temelli alternatif bir yeniden inşa modeli geliştirmektir. Araştırmanın ilk bölümünde sürdürülebilir mimarlığın kavramsal altyapısı oluşturulmuş; çevresel duyarlılık, enerji verimliliği, yerel malzeme kullanımı, iklimle uyumlu tasarım, toplumsal katılım ve ekonomik sürdürülebilirlik gibi temel unsurlar detaylandırılmıştır. Türkiye'deki mevcut yeniden yapılaşma uygulamaları ise tarihsel gelişim süreciyle birlikte ele alınmış ve TOKİ'nin (Toplu Konut İdaresi Başkanlığı) Kahramanmaraş depremi sonrası gerçekleştirdiği kalıcı konut projeleri vaka çalışması olarak seçilmiştir. Bu projelerin detaylı analizi sonucunda, sürdürülebilir mimarlık ilkelerinin sahada daha az yer aldığı; özellikle kullanıcı ihtiyaçlarının, yerel coğrafi ve kültürel özelliklerin ve iklim koşullarının yeterince dikkate alınmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada, yalnızca ulusal düzeydeki uygulamalarla sınırlı kalınmamış; aynı zamanda Japonya, Yeni Zelanda ve Endonezya gibi ülkelerde afet sonrası sürdürülebilir yeniden yapılaşma konusunda benimsenen başarılı modeller karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu analiz, Türkiye bağlamına uygun, esnek ve yerel temelli çözümler geliştirilmesine olanak sağlamıştır. Araştırmanın yöntemi; sistematik literatür taraması, doküman incelemesi, karşılaştırmalı analiz ve SWOT (Strengths-Weaknesses-Opportunities-Threats) değerlendirmesi gibi nitel tekniklerden oluşmaktadır. Bu yöntemler aracılığıyla sürdürülebilirlik kriterlerinin mevcut afet sonrası yapılaşma süreçlerine hangi araçlar ve stratejilerle entegre edilebileceği üzerine kapsamlı bir değerlendirme sunulmuştur. Elde edilen bulgular, teknik yeterliliğin tek başına yeterli olmadığını; sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada politik irade, kurumsal koordinasyon, kullanıcı katılımı ve disiplinlerarası yaklaşımın belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tez, hem akademik literatüre kuramsal bir katkı sağlamayı hem de Türkiye'deki afet sonrası yapılaşma pratiklerinin sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yeniden yapılandırılmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede geliştirilen stratejik öneriler, kamu kurumları, yerel yönetimler, planlamacılar, mimarlar ve afet yönetimi uzmanları için yol gösterici nitelikte olup; yeniden inşa süreçlerinin sadece fiziksel barınmayı değil, aynı zamanda yaşam kalitesini, toplumsal dayanıklılığı ve çevresel bütünlüğü gözeten sürdürülebilir bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Antimikrobiyal etkili esansiyel yağların bazı patojenler yönündenaraştırılması
Serhan Yavuzer
İnsan tüketimindeki önemi nedeniyle ülkemizde gelişmekte olan sektörlerin başında yer alan su ürünleri yetiştiriciliğinde enfeksiyonlar nedeniyle rastlanan salgınlar ciddi problemlere neden olmaktadır. Bu hastalıklarla mücadelede uzun yıllardır antibiyotiklerden yararlanılmış ancak aşırı ve sık kullanımı birçok handikap oluşturmuştur. Bu nedenle son zamanlarda daha doğal ve uygulanması daha kolay olan bitkisel ürünlere yönelinmiştir. Bu tezde, biberiye, lavanta, defne ve okaliptüs bitkilerinin antibakteriyel etkinlikleri Vagococcos salmoninarum, Yersinia ruckeri, Lactococcus garvieae, Aeromonas sobria ve Vibrio anguillarum bakterileri üzerinde disk difüzyon ve MİK konsantrasyonları belirlenerek ortaya konmuştur. Uçucu yağlara ait majör bileşenler; biberiye için 1,8-Cineole (% 21,21), 3-Carene (%17,42), Camphor (% 13,63); defne için α-Pinene (% 11,05), Eucalyptol (% 10,06), Cis-sabinene (% 18,03); lavanta için Linalyl acetate ( % 34,33), Linalool (% 26,94), Camphor (%5,18); okaliptüs için Eucalyptol (% 82,15), α-Pinene (% 6,25), β-Pinene (% 1,60) olarak belirlenmiştir. Disk difüzyon sonuçları tüm uçucu yağlar için 12-28 mm aralığında bulunmuş A. sobria ve Y. ruckeri'nin üremesini büyük ölçüde inhibe ederek (24-28 mm inhibisyon zon çapı) bakterisidal etki belirlenmiştir. MİK değerleri ise tüm uçucu yağların 100, 50, 25, 12.5 µL 'lik konsantrasyonlarında antimikrobiyal etkili olduğu göstermiştir. Bu çalışmayla seçilen bitkilerden elde edilen uçucu yağların antibakteriyel etkinliği belirlenmiş özellikle sektörümüzde önemli hastalıklara neden olan patojenler üzerinde tedavi edici aktivitesi in vitro olarak belirlenmiştir. Uçucu yağların tüm patojenler üzerinde güçlü bir antibakteriyel etkinlik sağladığı görülmüşse de etkili bir tedavi için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Normatif güzellik idealleri: Kadınların özneleşme sürecinde baskı ve özgürleşme tartışması
Gülay Ciğer
Bu tez, gündelik hayatta sıradan ve olağan görünen güzellik pratiklerinin bazı kadınlar için kişisel bir tercih olmasının ötesinde, cinsiyet normları, beden politikaları ve iktidar ilişkileri ile normatif kadınlığın inşasında merkezi bir rolü olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaçla Foucault'nun iktidar, özne, bilgi ve söylem kavramlarına odaklanarak kadınların özneleşme sürecinde güzellik pratiklerinin nasıl inşa edildiğini postyapısalcı bir bakış açısıyla analiz etmektedir. Bu analiz güzellik pratiklerinin hem baskılayıcı görünen yönlerini hem de güç ve direniş aracı olarak tanımlanmasını tartışmaktadır. Nitel araştırma yönteminden faydalanarak düzenli olarak güzellik salonlarına giden 17 kadınla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Tez, görüşme yapılan kadınların anlatılarına odaklanarak güzellik pratiklerini bazen bir tahakküm bazen de kendilerini güçlü ve özgür olarak ifade etmenin aracı olarak benimsediklerini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Dijitalleşme ile kültür ve sanat ilişkisini ele alan ulusal lisansüstü tezlerin bibliyografik analizi
Alperen Kalkan
Bu çalışma, dijital dönüşümün kültür ve sanat üzerindeki etkilerini ele alan akademik literatürün kapsamlı bir bibliyografik analizini sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmanın temel hedefi, mevcut literatürün tematik dağılımını, yöntemsel yaklaşımlarını, coğrafi kapsamını ve yayın eğilimlerini sistematik bir şekilde inceleyerek alana bütüncül bir perspektif kazandırmaktır. Yaşamın kolaylaşmasında ve şekillenmesinde büyük etkisi olan teknoloji, dijital dönüşüm; kültür-sanat alanlarında da geleneksel paradigmaları köklü biçimde sarsmış; sanatsal üretimden kültürel mirasın dijitalleştirilmesine, estetik anlayışlardan sanatsal ifade biçimlerine kadar geniş bir yelpazede dönüşümlere yol açmıştır. Bu değişimlerin toplumsal, ekonomik ve estetik boyutlarını derinlemesine anlamak, teorik ve uygulamalı araştırmalarla mümkün hale gelecektir. Kültür ve sanat alanındaki dijitalleşme süreçleri, toplumların geçmişi, bugünü ve geleceğiyle doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda, dijital ortamda kültür ve sanat pratiklerinin geliştirilmesi, çağın gereksinimlerini bütünsel bir şekilde kavrayarak iyi planlanmış yaklaşımlar ortaya koyduğunda, şimdiye kadar erişilmemiş bir değer düzeyine ulaşma potansiyeline sahiptir. Ancak, literatürde bu dönüşüm süreçlerini tematik ve yöntemsel açıdan kapsamlı bir şekilde ele alan sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada, bibliyografik analiz yöntemi kullanılarak elde edilecek bulgular, dijital dönüşüm ve kültür-sanat ilişkisine dair gelecekte yapılacak araştırmalara yön verici bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Bu kapsamda, mevcut literatürün kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesiyle, alan yazında mevcut boşluklar tespit edilecek ve araştırmaların daha sistematik bir biçimde ilerlemesine katkı sağlanacaktır. Dijital dönüşümün kültürel ve sanatsal değerler üzerindeki etkilerini anlamak, yalnızca kültür-sanat alanının değil, toplumsal yapıların ve toplumdaki bireylerin estetik deneyimlerinin dönüşümünü de anlamak açısından kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda çalışma, dijitalleşmenin getirdiği fırsatları ve zorlukları vurgulayarak, hem akademik çevrelere hem de kültür-sanat politikalarının oluşturulmasında rol oynayan karar vericilere yol gösterici bir kaynak sunacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Anaerobik gut funguslarının yapay zeka algoritmalarıyla morfolojik tanımlanması ve sınıflandırılması
Emine Aksoy Özer
Bu tez çalışmasında öncelikle anaerobik gut funguslarının sınıflandırılması ve morfolojik olarak tanımlanmasında yapay zekâ algoritmaları kullanıldı. Yapay zekâ, mikroorganizmaların sınıflandırılmasında, özellikle makine öğrenimi (ML) ve derin öğrenme (DL) algoritmalarının kullanımını içerdi. Bu algoritmalar, mikroorganizmaların özelliklerini (genetik, morfolojik, biyokimyasal, vb.) analiz ederek doğru sınıflandırmalar yapabilmesi için kullanıldı. Özellikle genom verilerinin (DNA, RNA dizileri) analizi, mikroorganizmaların türlerini belirlemede önemli bir yöntem olarak kullanıldı. Konvolüsyonel Sinir Ağları (Convolutional Neural Networks - CNN) na bağlı mimarilerden olan; AlexNet, ResNet ve GoogLeNet ile derin öğrenme alanında, özellikle görüntü tanıma ve sınıflandırma alanında önemli potansiyele sahiptir. Bu çalışmada da Caecomyces isimli anaerobik gut fungus türünden 1.129 görüntü, Neocallimastix isimli anaerobik gut fungus türünden 1.253 görüntü, Orpinomyces isimli anaerobik gut fungus türünden 1.126 görüntü ve Promyces isimli anaerobik gut fungus türünden 426 görüntü olmak üzere toplam 3.934 görüntüden oluşan veri seti verildi. Bu veri setleri önemli yapay zekâ mimarileri olan Alexnet, googlenet ve resnet-101 mimarilerine verilmiş olup ve her birinin ayrı ayrı 3 adet özellik matrisi elde edilmiştir. Alexnet mimarisinden elde edilen özellik matrisi kullandığımız matlab programında cllasification layer da bulunan tüm sınıflandırma algoritmalarında ayrı ayrı çalıştırılıp çıkan sonuçlar karşılaştırılarak en yüksek oranda sınıflandırmayı doğru yapan 6 adet sınıflanndırma algoritması tespit edildi. Bu sınıflanndırma algoritmaları Quadratic SVM, Fine KNN, Wide Neural Network, Cubic SVM, Supspace KNN ve SVM Kernel algoritmalarıdır. 3 Farklı mimariden alınan 3 farklı özellik matrisi 6 farklı sınıflanndırma algoritmasıyla çalışılmış ve toplamda 18 sonuç elde edilmiştir. Özellikle Resnet-101 mimarisi ve Cubic SVM algoritmasıyla elde edilen %94 doğruluk oranın da oldukça yüksek bir oran ve çalışma sonucu elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Davulalan plütonunun jeolojik mineralojik ve jeokimyasal bulgular yardımıyla kökeninin belirlenmesi
Fatih Tavlı
Davulan Plütonu, Orta Anadolu Kristalen Kompleksinin kuzey-doğu bölümünde yer almakta ve siyenit, nefelinli siyenit ve monzonitten meydana gelmektedir. Ayrıca, nefelinli siyenitler yer yer karbonat damarları içermektedir. Bu plüton; mermer, şist ve kuvarsitten oluşan Paleozoyik yaşlı Akdağ Metamorfiklerini kesmekte ve Pliyosen yaşlı kumtaşları tarafından uyumsuzlukla örtülmektedir. Burada sunulan çalışma, plütonun petrolojik evrimi ve jeotektonik ortamınının daha iyi anlaşılması amacıyla ilksel veriler olan petrografi, tüm kayaç jeokimya ve zirkon U-Pb yaş verilerini sunmaktadır. Petrografik gözlemler sonucu tanımlanan siyenit, nefelinli siyenit ve monzonit jeokimyasal olarak alkalen karakter sunmaktadır ve jeotektonik ortam olarak çarpışma sonrası granitoyitleri ile benzer özellikler sergilemektedir. Nefelinli siyenitler içerisinde tanımlanan karbonat damarları ise düşük nadir toprak elementleri (<100 ppm) ve Sr (<831 ppm) içerikleri ile karakterize edilmektedir. Karbonat damarlarının ilksel manto ve kondrite göre normalize edilmiş jeokimyasal dağılımları manto kökenli karbonatitlerden ziyade sedimanter kökenli karbonatlar ile uyumlu görülmektedir. Siyenit ve nefelinli siyenit örnekleri üzerinde yürütülen zirkon U-Pb yaşlandırma analizleri ile sırasıyla 66 ± 0.60 My ve 65 ± 0.60 My yaşlarını elde edilmiştir ve bu veriler her iki kayaç türünün de Geç Kretase-Erken Paleosen döneminde oluştuklarına işaret etmektedir. Burada sunulan tüm analitik veriler Davulalan Plütonu'nun Geç Kretase-Erken Paleosen döneminde çarpışma sonrası tektonik ortamda oluştuğuna işaret etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Lise öğrencilerinde sosyal dışlanma ve sporda prososyal-antisosyal davranış durumlarının dijital oyun bağımlılığı ile ilişkisi
Taha Yusuf Sarıgül
Dijital oyun bağımlılığı, ergenlerde sosyal dışlanma ve spor ortamındaki davranış eğilimlerini etkileyerek sosyal uyum ve psikolojik gelişim üzerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu araştırma, lise öğrencilerinde sosyal dışlanma ile sporda prososyal ve antisosyal davranışların dijital oyun bağımlılığı ile ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, katılımcıların cinsiyet, sınıf düzeyi, aktif spor yapma, genel başarı durumu, anne ve baba eğitim seviyesi, aile gelir düzeyi ve sigara kullanımı gibi demografik değişkenler dikkate alınmıştır. İlişkisel tarama yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmada, "Ergenler İçin Ostrasizm (Sosyal Dışlanma) Ölçeği," "Sporda Prososyal ve Antisosyal Davranış Ölçeği" ve "Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmaya, 2023-2024 eğitim-öğretim döneminde Elâzığ ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Çubuk Bey Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören 189 erkek ve 133 kadın olmak üzere toplam 322 gönüllü öğrenci katılmıştır. Verilerin tanımlayıcı istatistiği ile iki ve ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında sırasıyla t-Testi ve One Way ANOVA testleri SPSS 25.0 paket programı aracılığı ile yapılmış ve anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların anne baba eğitim ve aile gelir düzeyi değişkenlerine göre sosyal dışlanma sporda prososyal-antisosyal davranışlar ve dijital oyun bağımlılığı alt boyutlarında anlamlı düzeyde farklılıklar bulunmazken (p>0.05) cinsiyet, sınıf, genel başarı düzeyi aktif spor yapma ve sigara kullanma değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Elde edilen bulgular doğrultusunda, genç bireylerin sosyal uyumlarını desteklemek ve dijital oyun bağımlılığı ile ilişkili olumsuz davranışları azaltmak amacıyla; okullarda düzenli spor etkinliklerinin teşvik edilmesi, dijital medya okuryazarlığı eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve sosyal beceri gelişimini hedefleyen programların uygulanması önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Elektroforez destekli mikro frezeleme kullanılaraknadir toprak elementi ndfeb mıknatıslarınınişlenebilirliğinin iyileştirilmesi
Eda Çolak
Birçok endüstriyel sektörde kullanılan nadir toprak elementleri (NTE) hakkında araştırıma yapılmakta olup, özellikle bazı NTE'ler üretim alanında stratejik öneme sahip çok değerli malzemeler olarak görülmektedir. NTE'lerin yüksek mekanik özelliklerinden dolayı işlenebilirliği zordur. NTE'lerin sahip olduğu sertlik, kırılganlık, atmosferde parlayıcı ve yanıcı özellikleri nedeniyle daha güvenilir ve daha hassas bir şekilde işleme tekniklerinin geliştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışmada NTE'lerden biri olan NdFeB mıknatıslarının işlenebilirliğini artırmak için konvansiyonel mikro frezelemeye (KMF) alternatif bir yöntem olan elektroforez destekli mikro frezeleme (EDMF) yöntemi önerildi. Çalışmada 3 farklı kesme hızı ve farklı gerilim değerinin performans karakteristiklerine olan etkisi incelendi. Ayrıca EDMF yönteminde iki farklı nano partikülün etkisi de incelendi. Deneysel çalışmalar gerilimin ve kesme hızının artması kesme kuvvetini, yüzey pürüzlülüğünü azalttı. Kesme hızının artması takım aşınmasını artırırken gerilimin artması takım aşınmasını azalttı. Deneysel sonuçlar EDMF yönteminin işlenebilirliği artırdığı görüldü. Anahtar Kelime: Nadir toprak elementleri, Mikro frezeleme, Elektroforez, İşlenebilirlik
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Etik liderliğin çevresel performans üzerindeki etkisinde yeşil örgüt kültürünün aracılık rolü: Elazığ ilindeki imalat işletmelerinde bir uygulama
Hakan Çetiner
Bu çalışma, günümüz örgütlerinde sürdürülebilirlik odaklı dönüşümlerin stratejik liderlik anlayışıyla nasıl şekillendiğini ortaya koymak amacıyla, etik liderlik, çevresel performans ve yeşil örgüt kültürü arasındaki ilişkileri incelemektedir. Araştırmanın temel amacı, etik liderliğin çevresel performans üzerindeki etkisinde yeşil örgüt kültürünün aracılık rolünü ortaya koymaktır. Bu kapsamda, Elazığ ilinde faaliyet gösteren küçük ölçekli tekstil işletmelerinde çalışan 296 kişilik bir örneklem üzerinden, nicel araştırma yöntemleri doğrultusunda ilişkisel tarama modeli benimsenmiştir. Çalışmanın bulguları, etik liderlik anlayışının çalışanların çevresel performans algısını güçlendirdiğini ve bu ilişkinin büyük oranda yeşil örgüt kültürü aracılığıyla şekillendiğini göstermektedir. Elde edilen verilere göre, etik liderlik ile çevresel performans arasında güçlü ve pozitif bir ilişki bulunmakta (r = ,845), aynı şekilde etik liderlik ile yeşil örgüt kültürü (r = ,826) ve yeşil örgüt kültürü ile çevresel performans (r = ,905) arasındaki ilişkiler de oldukça yüksek düzeydedir. Ayrıca Hayes'in PROCESS Macro Model 4 kullanılarak yapılan aracılık analizleri, yeşil örgüt kültürünün etik liderlik ile çevresel performans arasındaki ilişkide kısmi bir aracı değişken rolü üstlendiğini ortaya koymuştur. Demografik farklılık analizlerinde ise yaş, medeni durum ve mesleki tecrübe değişkenlerinin çevresel performans ve yeşil örgüt kültürü algılarında anlamlı etkiler yarattığı; buna karşılık cinsiyet ve eğitim düzeyine göre anlamlı farklılıkların bulunmadığı saptanmıştır. Araştırmanın sonuçları, örgütlerde etik liderliğin sadece çalışan tutumlarını değil, aynı zamanda kurumsal çevre duyarlılığını ve sürdürülebilirlik kültürünü de etkilediğini göstermektedir. Bu bağlamda, etik liderliğe dayalı yönetim yaklaşımlarının geliştirilmesi, hem çevresel performansın artırılmasına hem de sürdürülebilir bir örgüt kültürünün kurumsallaşmasına katkı sağlayacaktır. Bu yönüyle çalışma, sürdürülebilir liderlik ve örgütsel çevre yönetimi alanlarına önemli bir kuramsal ve uygulamalı katkı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Etik Liderlik, Çevresel Performans, Yeşil Örgüt Kültürü

















