Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Güler, Ömer(24)
- Tekin, H.O.(19)
- ALMisned, Ghada(18)
- Kocabaş, Mehmet(13)
- Baykal, Duygu Sen(11)
- Alkarrani, Hessa(10)
- Serdar, Osman(10)
- Yayla, Nihal(10)
- Kilic, G.(9)
- Özkul, İskender(9)
- Guler, Omer(7)
- Kocabaş, Filiz Kutluyer(7)
- Utku, Anıl(7)
- Çelikel, Baha Engin(7)
- Acar, Ramazan(6)
- Aglar, Erdal(6)
- Canbay, Canan Aksu(6)
- Garipcan, Ali Murat(6)
- Karaduman, Oktay(6)
- Koç, Ali(6)
- Özçiçek, Esin(6)
- Aydın, Ayşe Nur(5)
- Kutluyer Kocabaş, Filiz(5)
- Sarı, Sacit(5)
- Sezer, Süreyya Yonca(5)
- Sezgin, Eray Ekin(5)
- Yılmaz, Coşkun(5)
- Zengin, Gokhan(5)
- Akgül, Ceylan Sülü(4)
- Alataş, Mevlüt(4)
- Aslan, Naim(4)
- Batan, Nevzat(4)
- Cakilcioglu, Ugur(4)
- Ceylan, Tülay(4)
- Dal, Murat(4)
- Ertarğın, Merve(4)
- Ezer, Tülay(4)
- Gul, Muhammet(4)
- Kalay, Ece(4)
- Konurhan, Zekeriya(4)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Bölgesel bir örgüt olarak Arap Birliği'nin Ortadoğu siyasetindeki rolü
İbrahim Özsoy
Bölgesel örgütler özellikle küreselleşme sürecinin hız kazandığı 1990'lı yıllarla birlikte uluslararası ilişkilerin önemli aktörlerinden biri haline gelmiştir. Bunun temel nedeni, küreselleşme sürecine ek olarak ilerleyen bölgeselleşmenin, bölgesel iş birliğine ve devletlerin birbirleri ile koordinasyon halinde hareket etmelerine daha fazla olanak tanıyan bir olgu olmasıdır. Bu olgunun bir sonucu olarak ortaya çıkan bölgesel örgütler ise üyesi olan devletlere sorunları doğrudan müzakere etme, askeri, ekonomik, kültürel veya siyasal anlamda iş birliği yapma olanağı tanıyarak uluslararası siyasete etki eden bir aktör haline gelmiştir. Belirli bir coğrafya içerisinde faaliyet yürüten bölgesel örgütler, ortak düşünce, değer, kültür, dinsel veya etnik kimlik, ekonomik, sosyal ve siyasi amaçlar doğrultusunda gönüllü olarak iş birliği yapan devletlerin oluşturduğu yapılardır. Bu kapsamdan hareketle değerlendirildiğinde Avrupa Birliği, Şangay İşbirliği Örgütü gibi etkin bölgesel örgütlerden biri de Arap Birliği'dir. Ortadoğu veya daha geniş bir tanımla Arap coğrafyasında faaliyet gösteren bir bölgesel örgüt olan Arap Birliği, kökleri 18. yüzyılda başlayan ve 19. yüzyılda iyiden iyiye yükselen Arap milliyetçiliğinde olan bir bölgesel örgüttür. Arap milliyetçiliğinin pratikteki önemli bir uygulaması olarak karşımıza çıkan Arap Birliği, 22 Mart 1945 tarihinde Mısır, Irak, Ürdün, Lübnan, Suudi Arabistan ve Suriye devletleri tarafından imzalanan anlaşma ile Kahire'de kurulmuştur. Bu tarihten itibaren aktif bir bölgesel örgüt olarak faaliyetlerini sürdüren Arap Birliği, gerek kurulduğu coğrafyanın jeostratejik öneminden gerekse Arap devletlerinin kendi aralarındaki veya içlerindeki sorunlardan kaynaklı birçok problemle karşı karşıya gelmiştir. Bu tezin amacı Arap Birliği'nin Ortadoğu siyasetindeki rolünün analiz edilmesidir. Tezin temel iddiası, Arap devletlerinin bölgesel temelli ekonomik, siyasal toplumsal ve askeri konularda birlikte hareket edebilme ve iş birliği yapabilme kapasitesini arttırma amacıyla kurulan Arap Birliği'nin kuruluşundan günümüzde kadar geçen süreçte başarılı bir sınav verememesidir. Bu iddia bağlamında tezde Arap Birliği'nin Arap-İsrail savaşları, Körfez Savaşları, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün kuruluşu, Lübnan İç Savaşı, İran Irak Savaşı, Arap Baharı gibi birçok önemli bölgesel olaya verdiği reaksiyonlar ve bu reaksiyonların etkililiği incelenmektedir. Tez kapsamında yapılan ayrıntılı olay incelemelerinden hareketle Arap Birliği'ne üye devletlerin kendi menfaatleri doğrultusundaki hareket etme tercihlerinin ve Arap coğrafyasında etkili olan küresel aktörlerle kurdukları çıkar ilişkilerinin birliğin etkin ve güçlü bir bölgesel örgüt olmasını engellediği sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Farklı helis açılarıyla üretilen tisin, zrn, altin, alcrn, kaplanmış tungsten karbür parmak frezelerin metal yüzeyini aşındırma ve talaş kaldırma performanslarının karşılaştırılması
Cem Arslan
Talaşlı imalat yöntemlerinden biri olan frezeleme işlemi, günümüz sanayisinde en çok kullanılan talaşlı imalat yöntemlerinden biridir. Günümüzde HSS ve Tungsten Karbür (WC) parmak frezeler yaygın şekilde kullanılmaktadır. HSS frezeler gelişen malzeme teknolojisi ve imalat yöntemleriyle birlikte yerini WC parmak frezelere bırakmıştır. Bir parmak frezede bulunması gereken özellikler, yüksek hızlarda kesme yapabilmesi ve aşınma ömrünün uzun olmasıdır. Tungsten Karbür (WC) parmak frezeler ultra sertliklerinden dolayı takım aşınmalarına karşı dayanıklıdır. Bu çalışmada WC parmak frezeler geliştirilmesi üzerine çalışılmıştır. Parmak frezelerde helis açıları değiştirilerek talaşlı üretim açısından analizi yapılmıştır. Bu analizlerde helis açısının değiştirilmesiyle aşınma ömrünün uzadığı görülmüştür. Bu da bir kesici takımdan istenen en önemli özelliktir. Yine bu çalışmamızda aşınma dayanımı yüksek olan parmak frezelere ZrN, AlTiN, AlCrN, TiSiN kaplamaları yaparak aşınma dayanımları ve kesme ömürleri daha da artırılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda 30, 50, 60 derecelik helisel açısına sahip parmak frezenin kullanımının daha avantajlı olacağı kaplama açısından ise AlTiN kaplamanın hem parmak freze ömrü açısından hem aşınma açısından diğer kaplamalara göre üstünlüklerinin olduğu görülmüştür. Üretilen parmak frezelerin ana malzemesi olan WC'ün kaplamalarla olan yapısal bağını daha iyi görebilmek için mikro yapı analizleri sonucunda dört kaplama malzemesinin de yapısal olarak uyumlu olduğu görülmüştür. Daha farklı alaşım elementleri kullanılarak veya kullanılan kaplamaları değiştirilerek yapılacak çalışmaların parmak frezelerin karakteristiklerini belirlemekte ışık tutacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Tunceli ili Hozat ilçesi merkez deresi taşkın kontrolü
Yağmur Elif Yavuz
Bu tez çalışmasında, Tunceli iline bağlı Hozat ilçesinden geçen Hozat Deresi'nin taşkın riski analiz edilmiştir. Taşkın, yoğun yağış, kar erimesi veya ani su baskınları sonucunda nehir ve derelerin yataklarından taşarak çevresel, ekonomik ve sosyal zararlar doğurması durumudur. Taşkınlara; iklim değişikliği, düzensiz yağış rejimi, yanlış arazi kullanımı, ormansızlaşma ve altyapı eksiklikleri gibi birçok faktör neden olabilmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Hozat Deresi'nde taşkın potansiyelini değerlendirmek, olası taşkın risklerini belirlemek ve taşkın yönetimi açısından önerilerde bulunmaktır. Son yıllarda ülkemizde artan taşkın olayları, ciddi can ve mal kayıplarına yol açmaktadır. Bu kapsamda taşkın risklerinin azaltılması, doğru hidrolojik ve hidrolik yöntemlerle yapılan hesaplamalar ve etkin taşkın yönetimi stratejilerinin geliştirilmesiyle mümkün olmaktadır. Bu çalışmada, Tunceli ili Hozat ilçesi merkezinden geçen derelerin taşkın riskleri incelenmiş, özellikle Dere 1 üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Çalışmada öncelikle arazi etütleri gerçekleştirilmiş, havzanın morfolojik ve topoğrafik özellikleri belirlenmiştir. Bölge, karasal iklim özellikleri ve yıllık ortalama 939 mm yağış değerine sahiptir. Ayrıca 2015–2023 yılları arasındaki Hozat Meteoroloji İstasyonu verileri değerlendirilmiştir. Havza eğiminin düşük (%0–3) olması ve dere kenarlarında imara açılmış alanların bulunması, taşkın riskini artırmaktadır. Taşkın debileri, Mockus yöntemi kullanılarak hesaplanmıştır. Yapılan analizlerde Dere 1 için 9,44 km²'lik havzada Q100 debisi 15,19 m³/s olarak bulunmuştur. Ayrıca Q2'den Q500'e kadar çeşitli tekerrür periyotlarına ait taşkın debileri belirlenmiştir. Hidrolik hesaplarda Manning pürüzlülük katsayısı (n=0,025) ve modifiye Cowan metodu kullanılmıştır. Hidrolik kesit tahkikleri sonucunda, Dere 1 için Q500 debisine göre 9 adet betonarme brit yapılması önerilmiş, kesitlerin debiyi karşılamada yeterli olduğu görülmüştür. Sonuçlar, taşkın riskinin azaltılabilmesi için hem yapısal önlemlerin (brit, duvar, bent, gölet, kanal ıslahı vb.) hem de yapısal olmayan önlemlerin (erken uyarı sistemleri, imar planlarının düzenlenmesi, halkın bilinçlendirilmesi) birlikte ele alınması gerektiğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Standart yağış indeksi kullanılarak Tunceli ili kuraklık analizi
Rokay Doğan
Kuraklık; ekosistemler, tarımsal üretim, su kaynakları ve insan yaşamı üzerinde önemli etkileri olan karmaşık bir doğal afettir. Özellikle iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte kuraklık olaylarının sıklığı ve şiddeti artmaktadır. Bu bağlamda, kuraklığın izlenmesi, değerlendirilmesi ve yönetimi giderek daha kritik hale gelmiştir. Bu tez çalışmasında, Tunceli ilinde meteorolojik kuraklık durumu, Standart Yağış İndeksi (SYİ) yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'ne bağlı Tunceli ilindeki 10 otomatik meteoroloji gözlem istasyonuna ait 2012–2023 yılları arasındaki aylık yağış verileri kullanılmıştır. Elde edilen veriler, DrinC v1.7 yazılımı aracılığıyla SYİ değerlerine dönüştürülmüş; bu değerler üzerinden aylık, mevsimsel ve yıllık kuraklık analizleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, elde edilen kuraklık indeksleri ArcGIS programı yardımıyla haritalandırılarak mekânsal dağılım analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçları, çalışma periyodunda ortalama aylık yağışın 52,09 mm olduğunu ve bölgenin belirgin kuraklık eğilimleri sergilediğini göstermiştir. İncelenen dönemde ayların ortalama %36,50'si kurak geçerken, %33,60'ı nemli dönem olarak kaydedilmiştir. Kurak dönemlerin oransal baskınlığı, bölgenin su kaynakları ve ekolojik denge açısından taşıdığı risklerin altını çizen somut bir göstergedir. Bu çalışma, hem Tunceli özelinde kuraklık eğilimlerinin anlaşılmasına katkı sağlamakta hem de kuraklık riskine karşı alınabilecek önlemler için bilimsel bir temel sunmaktadır. Ayrıca, SYİ yönteminin bölgesel düzeyde uygulanabilirliğini test ederek, benzer coğrafi ve iklimsel özellikler taşıyan alanlar için örnek teşkil etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Öğretmenlerin spor farkındalık düzeylerinin incelenmesi
Fatma Adıyaman
Bu çalışma, Tunceli ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin spor farkındalık düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. 2024-2025 eğitim ve öğretim yılında Tunceli ili Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda çalışan 1020 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise rastgele örneklem yöntemi ile seçilmiş 305 öğretmen oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, 6 soruluk kişisel bilgi formu, ve 'Spor Farkındalık Ölçeği' kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde lisanslı SPSS 26 paket programı kullanılmıştır. İstatistiksel analize başlamadan önce verilerin normallik dağılımları incelenmiş ve verilerin normallik varsayımını sağladığı görülmüştür. Bu nedenle kişisel bilgi formunda yer alan ikili değişkenlerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla değişkenlerin analizinde Tek yönlü varyans analizi(ANOVA) kullanılmıştır. Gruplar arasında ki farkların belirlenmesinde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak esas alınmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde, katılımcıların cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sayısı ve spora ilgi düzeyleri ile spor farkındalık düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılığın olduğu görülmektedir. Katılımcıların ölçekten aldıkları ortalama puanlar incelendiğinde, erkeklerin kadınlara göre daha fazla spor farkındalık düzeylerine sahip olduğu görülmekle birlikte yaş olarak en genç olan grubun ve yaşı en büyük olanların, en az mesleki deneyime sahip olanların, bekar veya çocuk sahibi olmayanların ve spora karşı ilgilerinin hem izleyici hem katılımcı olanların daha fazla spor farkındalık düzeylerine sahip olduğu görülmektedir. Sonuç olarak katılımcıların ölçekten aldıkları ortalama puanlar (x=109,08) incelendiğinde, öğretmenlerin spor farkındalık seviyelerinin 'farkında' olduğu söylenebilir. Bu bağlamda öğretmenlerin spor farkındalık düzeylerinin korunması ve meslek hayatına yeni gelecek öğretmenlerinde bu konuda gelişmesi için gerekli koruyucu ve geliştirici önlemlerin alınması gerektiği söylenebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Antrenör ve büro personellerinin teknoloji bağımlılık düzeylerinin karşılaştırılması
Murat İrteni
Bu çalışmada, Malatya Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde görev yapan antrenör ve büro personellerinin teknoloji bağımlılık düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Malatya ilinde Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde görev yapan 218 antrenör ve 321 büro personeli oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, 264 antrenör ve büro personeli oluşturmuştur. Veri toplama amacı ile 6 soruluk kişisel bilgi formu ve teknoloji bağımlılık ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde lisanslı SPSS 26 paket programı kullanılmıştır. İstatistiksel analize başlamadan önce verilerin normallik dağılımları incelenmiş ve verilerin normallik varsayımını sağladığı görülmüştür. Bu nedenle kişisel bilgi formunda yer alan ikili değişkenlerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla değişkenlerin analizinde Tek yönlü varyans analizi(ANOVA) kullanılmıştır. Gruplar arasında ki farkların belirlenmesinde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak esas alınmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde, Teknoloji bağımlılığı ile yaş, cinsiyet, görev süresi, arasında anlamlı farklılık görülmemektedir. Diğer taraftan teknoloji bağımlılık düzeyi ile katılımcıların çalıştıkları pozisyon, günlük teknoloji aletlerle ilgilenme süresi ve düzenli spor yapma durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu görülmektedir. Aynı zamanda ortaya çıkan anlamlı farklılıkların ölçeğin yoksunluk alt boyutunda olduğu görülmektedir. Ölçekten alınan ortalama puanlar incelendiğinde ise katılımcıların bağımlılık düzeyinin düşük seviyede olduğu söylenebilir. Sonuç olarak katılımcıların teknoloji bağımlılık seviyeleri düşük seviyede olduğu görülse de çeşitli bağımsız değişkenlerde ortaya çıkan anlamlı farklılıkların 'yoksunluk' alt boyutunda olması katılımcıların çeşitli durumlarda yoksunluk hissettiği anlamlına geldiği söylenebilir. Bu bağlamda çeşitli önlemlerin alınması gerektiği söylenebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025UNESCO kriterleri kapsamında Munzur Vadisi ve Milli Parkı'nın dünya mirası listesinde yer alabilme sürecinin incelenmesi
Songül Acar
Bu çalışma, UNESCO Dünya Miras Listesi'ne aday olan doğal ve kültürel varlıkların korunması ve yönetilmesi süreçlerine yönelik değerlendirmeleri içermektedir. Özellikle Türkiye'de yer alan Munzur Vadisi örneği üzerinden sürdürülebilir miras yönetimi yaklaşımları incelenmiş ve UNESCO kriterlerine göre mevcut durum analiz edilmiştir. Çalışmada, Dünya Mirası kavramının gelişimi, UNESCO'nun rolü, üstün evrensel değer (OUV) kavramı ve Türkiye'nin dünya mirası alanları bağlamında karşılaştığı yapısal ve yönetsel sorunlar detaylı şekilde ele alınmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı bu tezde, alan çalışmaları, belgeler ve kurumsal raporlar doğrultusunda Munzur Vadisi'nin adaylık sürecindeki fırsatlar ve engeller değerlendirilmiştir. Ayrıca, Dünya Miras Listesi'ne kabul sürecinde yerel paydaş katılımının, doğal koruma önlemlerinin ve yönetim planlarının önemi vurgulanmıştır. Elde edilen bulgular, Türkiye'de dünya mirası yönetiminde daha bütüncül ve çok aktörlü bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini göstermektedir. Munzur Vadisi örneği, doğal ve kültürel mirasın birlikte korunabileceği sürdürülebilir modellerin uygulanabilirliğini ortaya koymakta ve gelecekteki miras alanı başvuruları için önemli bir referans oluşturmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Kültürel miras kapsamında Hevsel Bahçelerinin incelenmesi
Sevda Tuğrul
"Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzaj Alanı" olarak 2015 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınan Hevsel Bahçeleri, Diyarbakır kenti için önemli bir doğal ve kültürel miras alanıdır. 8000 yıllık tarihi boyunca tarımsal faaliyetlerin yanı sıra kültürlerin gelişmesine sağladığı katkı ile Hevsel Bahçeleri'nin kültürel miras kapsamında incelenmesi çalışmanın amacı olarak belirlenmiştir. Dicle Nehri tarafından beslenen ve Diyarbakır Surları ile bir arada bulunan Hevsel Bahçeleri, kentin kültürel gelişiminde de etkili olmaktadır. Bu kapsamda Hevsel Bahçeleri ve çevresindeki yaşam alanlarına ilişkin belgeler, eserler ve akademik çalışmalar analiz edilerek kültürel mirasın izleri sürülmüş; Hevsel Bahçeleri ve Suriçi'nde belgesel fotoğraflardan oluşan alan analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada bahçelerin kültürel miras öğeleri; doğal yaşam, geçim kaynakları, canlılar ve mimari yapılar kapsamında belgelenmeye çalışılmıştır. Bahçelerin endüstrileşme ile karşı karşıya kaldığı ve bahçelerde yetişen ürün çeşidinde azalma olduğu görülmüştür. Hevsel Bahçeleri'nin varlığının risk altında olduğu ve korunması için çeşitli tedbirlerin alınması gerektiği önerilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Takım sporlarına katılım sağlayan lise öğrencilerinin sportmenlik yönelimlerinin incelenmesi (Tunceli ili örneği)
Ahmet Turan Gümüşbaş
Bu araştırmada Tunceli ilinde takım sporlarına katılım sağlayan lise öğrencilerinin sportmenlik yönelimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada Tunceli ilinde bulunan lise düzeyinde takım sporları müsabakalarına katılan 434 öğrenciye ulaşmak hedeflenmiş, ancak gönüllü olan 409 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmada kişisel bilgi formu ile geçerliliği ve güvenirliliğinin kanıtlandığı "Çok Boyutlu Sportmenlik Yönelim Ölçeği" kullanılmış ve SPSS 21.0 programı kullanılarak analiz yapılmıştır. Katılımcıların verdiği cevaplara baktığımızda verilerin normal dağılım gösterdiği durumlar dikkate alınarak, iki değişken arasında "t-testi", ikiden fazla değişkenin bulunduğu durumlarda ise "ANOVA" testi uygulanmış ve yapılan hipotez testlerinde anlamlılık düzeyi 0,05 alınarak %95 güven aralığı kullanılmıştır. Ölçekten elde edilen sonuçlara göre sporda sorumluluklara bağlılık alt boyutu 21,05 skor ile en yüksek skora sahiptir. Sonrasında 19,60 skor ile kurallar ve yönetime saygı, 19,52 skor ile sosyal normlara uyum gelmektedir. Ölçekte en az skora sahip alt boyut ise 17,67 puan ile rakibe saygı alt boyutudur. Sınıf değişkenine göre; alt boyutların hiçbirinde anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Cinsiyet değişkenine göre; sporda sorumluluklara bağlılık alt boyutunda kızlar lehine anlamlı bir farklılık söz konusu iken diğer alt boyutlarda anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Gittiği okul türüne göre; tüm alt boyutlarda anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Sosyal normlara uyum alt boyutunda; spor lisesi ve anadolu lisesi meslek lisesinden yüksek puan almıştır. Kurallar ve yönetime saygı alt boyutunda; güzel sanatlar lisesi ve anadolu lisesi meslek lisesinden yüksek puan almıştır. Sporda sorumluluklara bağlılık alt boyutunda; spor lisesi ve anadolu lisesi meslek lisesinden yüksek puan almıştır. Son olarak rakibe saygı alt boyutunda; anadolu lisesi meslek lisesinden yüksek puan almıştır. Katılım sağladığı takım sporuna göre; rakibe saygı alt boyutunda anlamlı bir farklılık bulunamazken diğer alt boyutlarda anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sosyal normlara uyum alt boyutunda futbolu, basketbolu hentbol ve raftingi tercih edenler voleybolu tercih edenlerden yüksek puan almıştır. Kurallar ve yönetime saygı ile sporda sorumluluklara bağlılık alt boyutlarında; basketbolu tercih edenler voleybolu tercih edenlerden yüksek puan almıştır. Okul dışı lisanslı olma durumlarına göre; sosyal normlara uyum ve sporda sorumluluklara bağlılık alt boyutlarında lisanslı sporcular lehine anlamlı bir farklılık söz konusu iken diğer alt boyutlarda anlamlı bir farklılığa rastlanılmamıştır. Okul başarı durumu ve ailenin ekonomik durumu değişkenlerine göre; alt boyutların hiçbirinde anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. İstatistiksel sonuçları dikkate aldığımızda bazı önerilerde bulunacak olursak: Tunceli ilinden seçilen araştırma gurubu daha geniş bir alana yayılarak çalışma geliştirilebilir. Sadece takım sporları yapan öğrencilere değil bireysel spor yapan sporcu öğrencileri de ekleyerek araştırmanın kapsamı genişletilebilir. Küçükler, gençler ve yetişkinlere ayrı ayrı yaş ve gelişimsel özellikleri dikkate alınarak sportmenlik ile ilgili eğitimler sağlanabilir. Rakip takım ile dostluk müsabakaları düzenlenerek birbirlerine saygı duyacağı ortamlar yaratılabilir. Antrenörler, yöneticiler, alanında yetkin sporcular gibi rol model olan bireylerin davranışları iyi örnek olabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Öğretmenlerin mesleki profesyonellikleri ve serbest zaman doyum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Sultan Dilşat Gecekuşu
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin mesleki profesyonellik düzeyleri ile serbest zaman doyum düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma kapsamında öğretmenlerin profesyonel tutum ve davranışlarının, boş zamanlarını değerlendirme biçimleriyle nasıl bir etkileşim içinde olduğu incelenmiş; ayrıca demografik değişkenlerin (cinsiyet, yaş, kıdem yılı, görev yapılan okul türü vb.) bu iki değişken üzerindeki etkisi de değerlendirilmiştir. Çalışma nicel araştırma yöntemine göre tasarlanmış olup, veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemine göre tasarlanmış olup, veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Elazığ ilindeki devlet liselerinde görev yapan 2.213 öğretmen araştırmanın evrenini, bu evrenden seçilen 250 öğretmen ise araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin mesleki profesyonellik düzeylerinin genel olarak yüksek olduğu, serbest zaman doyum düzeylerinin ise orta-yüksek düzeyde bulunduğu saptanmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin mesleki profesyonellik düzeylerinin genel olarak yüksek olduğu, serbest zaman doyum düzeylerinin ise orta-yüksek düzeyde bulunduğu saptanmıştır. Bu iki değişken arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiş; öğretmenlerin boş zamanlarını etkili şekilde değerlendirmelerinin mesleklerine olan bağlılıklarını ve profesyonel tutumlarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Ayrıca yaş, cinsiyet ve hizmet süresi gibi demografik değişkenler açısından anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir. Deneyimli öğretmenlerin mesleki profesyonellik düzeylerinin daha yüksek, genç öğretmenlerin ise serbest zaman doyum düzeylerinin daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Regresyon analizleri sonucunda, serbest zaman doyumunun mesleki profesyonelliğin yordayıcısı olduğu anlaşılmıştır. Bu doğrultuda, öğretmenlerin serbest zamanlarını daha verimli değerlendirmelerini sağlayacak yapılar oluşturmanın, mesleki gelişimlerini destekleyeceği ve meslek yaşam kalitelerini artıracağı sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Spor yaralanmalarında oluşan travmada EMDR ( göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme ) terapinin uygulanması ve etkisinin incelenmesi
Orhan Taş
Araştırmanın amacı, bireysel ya da takım sporu yapan bireylerin yaralanmaları sonucunda oluşan travmanın iyileşmesinde EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) terapinin uygulanması ve etkisinin incelenmesidir. Çalışmada danışanların sakatlıklardan sonra hem yaşadıkları travma hem de kaygı düzeyleri incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, Elazığ ilinde bireysel ya da takım sporu yapan 7 bireyden oluşmaktadır. Bu çalışmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Karma araştırma yöntemlerinden eş zamanlı örneklem modeli kullanılmış olup nitel ve nicel veriler ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Nitel ve nicel verilerin oluşturulmasında örneklem grubu aynıdır. Nitel bulgular danışanların ifadeleri ve tepkileriyle oluşturulmuş olup nicel bulgular da ön test-son test verileriyle ortaya çıkarılmıştır. Daha sonra nitel ve nicel veriler birleştirilerek değerlendirme yapılmıştır. Bu araştırmada nicel veri toplama aracı olarak; travmatik tepkilerin ölçülmesi aşamasında SUD ve VOC puanları kullanılarak değerlendirmesi yapılmıştır. Ayrıca kaygı düzeylerinin ölçülmesi aşamasında Spor Yaralanmaları Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. EMDR terapi tekniği ile travmatik tepkilerde, SUD (Subjective Unit of Disturbance) olumsuz biliş puanlarının ortalama"8-9" dan "0" a düştüğü ve VoC (Validity of Cognition) olumlu biliş puanlarının ortalama "1-2" den "7" ye çıktığı gözlemlenmiştir. Bu puanlardaki değişim danışanların travmatik düşünce, duygu ve tepkilerinde EMDR terapi tekniğinin faydalı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Ayrıca bu teknik kullanıldıktan sonra danışanlarda uygulanan Spor Yaralanmaları Kaygı Ölçeğinde yer alan yeteneğini kaybetme kaygısı, zayıf algılanma kaygısı, acı çekme kaygısı, hayal kırıklığına uğratma kaygısı, sosyal desteği kaybetme kaygısı ve yeniden yaralanma kaygısı gibi değerlerde anlamlı düzeyde bir düşüş olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışma, yaralanma ve sakatlık sonrasında yaşanan travma ve kaygıda EMDR tekniğinin etkili olduğunu göstermektedir. Ancak konu hakkında daha geniş katılımlı çalışmalar yapılmasının sporcularımıza ve spor psikolojisi alanına önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Okul sporlarının ortaokul öğrencilerinin fiziksel gelişimlerine etkisi: Elazığ ili örneği
Ömer Çiftçioğlu
Bu çalışmamızın amacı okul sporlarına katılan ve katılmayan ortaokul öğrencileri arasındaki fiziksel farkları belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan fiziksel ölçüm formu içinde yer alan değişkenler doğrultusunda öğrenciler arasındaki farklar belirlenecektir. Elde edilen sonuçların incelenmesi ile öğrencileri spora yönlendirmek, spor yapmalarını teşvik etmek, belirli spor dallarında başarılı olabilecekleri bilincini yerleştirmek ve spor yapmaları durumunda fizyolojik farklılıkların oluştuğunu göstermek hedeflenmiştir. Çalışma, SPSS 23.0 programı kullanılarak yapılan istatistiksel analizlerle, öğrencilerin fiziksel performansları ve bu performansların demografik faktörlere göre farklılıkları incelenmiştir. İkili karşılaştırmalar için Mann-Whitney U testi, normal dağılım için Kolmogorov-Smirnov testi ve Shapiro-Wilk testi kullanılmıştır. Ayrıca, cinsiyet ve okul sporlarına katılma durumu gibi faktörlerin etkisini belirlemek amacıyla yapılan T testi ve MANOVA testi sonuçları da değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulguları, öğrencilerin fiziksel test performansları üzerinde okul sporlarına katılma durumunun önemli bir etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Örneğin, okul sporlarına katılan öğrenciler şınav, mekik, dikey sıçrama ve kol kuvveti gibi testlerde okul sporlarına katılmayan öğrencilere kıyasla anlamlı derecede daha iyi performans sergilemiştir. Ayrıca, kilo gibi parametrelerde de farklar gözlemlenmiştir. Cinsiyet bazında yapılan analizlerde, erkek öğrencilerin genellikle kadınlara göre daha yüksek fiziksel performans gösterdiği bulunmuştur. Şınav ve mekik testlerinde erkekler daha yüksek ortalamalarla başarılı olmuştur. 20 metre koşu testinde de erkek öğrenciler daha hızlı koşmuşlardır. Ancak, boy ve çeviklik gibi bazı parametrelerde cinsiyetler arasında anlamlı fark gözlemlenmemiştir. Kol kuvveti testinde ise erkeklerin daha güçlü olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, spor yapma durumu ve cinsiyet, öğrencilerin fiziksel test sonuçları üzerinde belirgin bir etkiye sahiptir. MANOVA testi ve T testleri bu etkileşimi doğrulamış, spor yapan öğrencilerin fiziksel olarak daha iyi bir duruma sahip olduğunu göstermiştir. Bu bulgular, fiziksel aktivitelerin öğrencilerin genel fiziksel gelişimleri üzerinde önemli bir rol oynadığını ve spor yapmanın bu gelişimleri iyileştirme potansiyeline sahip olduğunu vurgulamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde görev yapan personelinspor tesislerinin yeterliliğine ilişkin görüşlerinin incelenmesi (Tunceli ili örneği)
Selim Zehir
Araştırmanın temel amacı, Tunceli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde görev yapan personelin, hizmet verdikleri spor tesislerinin fiziki, teknik, personel ve işlevsel yeterliliğine ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Bu bağlamda; mevcut tesislerin altyapısı, ekipman donanımı, bakım-onarım süreçleri, kullanım verimliliği ve hizmet kalitesine yönelik algılar analiz edilerek, mevcut durumun güçlü ve zayıf yönleri belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, spor tesislerinin daha etkin kullanımı ve geliştirilmesine yönelik öneriler sunulması amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Tunceli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne bağlı spor tesislerinde görev yapan tüm personel oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise gönüllülük esasına göre belirlenen, 27'si kadın ve 23'ü erkek olmak üzere toplam 50 personel oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Nacar (2011) tarafından geliştirilen "Spor Tesislerinin Yeterlilik Düzeylerinin Belirlenmesi Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26.0 istatistik paket programından yararlanılmış; betimleyici istatistiklerin yanı sıra, gruplar arası farklılıkları belirlemek amacıyla Bağımsız Örneklem t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, müdürler spor tesislerini genel olarak yeterli bulurken, diğer personel bu görüşe katılmamaktadır. Bu durum, kurumdaki görev ve sorumluluklara bağlı olarak tesis yeterliliğine ilişkin algıların farklılık gösterebildiğini ortaya koymaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Tunceli'de yetiştirilen assaf koyun ırkında bulunan BMP15 ve GDH9 doğurganlık gen polimorfizmlerinin moleküler karakterizasyonu
İlkay İnci Yerlikaya
Koyun (Ovisaries) dünya genelinde yaygın olarak kullanılan çiftlik hayvanıdır. Süt, et, yün gibi yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilirliğini kolaylaştıran ürünlere kaynak oluşturmaktadır. Assaf koyunları ivesi ve doğu friz koyunlarının melezlemesi bir ırk olarak f-Filistinde ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın amacı Assaf ırkında BMP15 (FecXG ve FecXI-bone morphogenetic protein 15) ve GDF9 (G1 ve G4-growth differentiationfactor9) genlerinin polimorfizmini ve genotipler ile yavru sayısı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Toplam 100 koyundan kan örnekleri alındı. Genomik DNA tam kandan elde edildi. Araştırılan genlerin polimorfizmlerini belirlemek için PCR-RFLP tekniği kullanıldı. Bu çalışmada doğurganlık genleri olan GDF9 ve BMP15 genlerinin Tunceli'de yayılış gösteren Assaf koyunlarında genotip araştırılmıştır. Buna karşılık BMP15 ve GDF9 E1'de belirlenen BB-AA genotipleri diğer genotiplere göre doğurganlıkla ilişkili olduğu ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (P<0.05). GDF9 E2 de ise doğurganlıkla istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Tunceli bölgesinde yetiştirilen Assaf koyunlarında belirlenen BMP15 veGDF9 belirlenen genetik farklılıkların koyunlarda doğurganlıkla ilişkili olabileceği elde edilen sonuçlarla belirlenmiştir. Koyun ıslah çalışmalarında BMP15 ve GDF9 genlerinde belirlenen bu farklılıkların yerel koyun ırklarının genetik ilerlemeleri için potansiyeli bulunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeylerinin fiziksel aktiviteye katılım motivasyonuna etkisinin incelenmesi
İbrahim Halil Cihantimur
Bu çalışma, lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeylerinin fiziksel aktiviteye katılım motivasyonuna etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Tunceli ilinde 2024-2024 eğitim ve öğretim yılında öğrenim gören 1350 lise öğrencilerinden oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, 231 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama amacı ile 6 soruluk kişisel bilgi formu, fiziksel aktiviteye katılım motivasyonu ölçeği ve ergenler için sosyal medya bağımlılığı ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde lisanslı SPSS 26 programı kullanılmıştır. İstatistiksel analize başlamadan önce verilerin normallik dağılımları incelenmiş ve verilerin normallik varsayımını sağladığı görülmüştür. Bu nedenle kişisel bilgi formunda yer alan ikili değişkenlerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla değişkenlerin analizinde Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır.İki ölçek arasında ki ilişkinin tespit edilmesi amacıyla ilse Pearson Kolerasyon analizi kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farkların belirlenmesinde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak esas alınmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde fiziksel aktiviteye katılım motivasyonu ile sınıf ve gelir düzeyi değişkenleri arasında anlamlı farklılık görülmektedir. Bu kapsamda katılımcıların sınıf düzeyleri fazlalaştıkça fiziksel aktiviteye katılım motivasyonunun düştüğü görülmektedir. Aynı zamanda aile gelir düzeyinin nispeten orta seviye olan katılımcıların en düşük ortalama puana sahip oldukları görülmektedir. Çalışmanın bir diğer veri toplama aracı olan Ergenler için sosyal medya bağımlılığı ölçeği ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı farklılığın olduğu görülmüştür (p<0,05). Bu bağlamda kadınların erkek öğrencilerden daha fazla sosyal medya bağımlılığına sahip oldukları söylenebilir. Fiziksel aktiviteye katılım motivasyonu ile sosyal medya bağımlılığı ölçeği arasında negatif yönde düşük seviyede bir ilişki olduğu söylenebilir. Aynı zamanda sosyal medya platformlarından en çok kullanılan sosyal medya platformunun Whatsapp olduğu görülmektedir. Sonuç olarak, lise öğrencilerinin fiziksel aktiviteye katılım motivasyonlarının orta düzeyin üzerinde olduğu ve sosyal medya bağımlılıklarının da orta düzeyde olduğu görülmektedir. Bu bağlamda lise öğrencileri ile en fazla ilişki içinde olan öğretmenlerin öğrencilerine fiziksel aktiviteye katılımlarını arttırması ve sosyal medyayı olması gerektiği gibi kullanması gerektiği konusunda bilinçlendirmesi gerektiği söylenebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Lise düzeyindeki öğrencilerin müzik kültürleri üzerine biraraştırma; Tunceli ili merkez ilçesi örneğinde
Nihal Can
Bu tez kapsamında, Tunceli ilindeki lise öğrencilerinin müzik kültürlerini anlamak ve analiz etmek amacıyla, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Tunceli merkez ilçedeki beş farklı okulda 9., 10., 11., ve 12. sınıftan 507 öğrenci ile bir anket çalışması gerçekleştirmiştir. Bu okullar Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Tunceli Anadolu Lisesi, Tunceli Türk Telekom Fen Lisesi, Spor Lisesi ve Tunceli Güzel Sanatlar Lisesi'dir. Bu anket kapsamında öğrencilere cinsiyetleri, anne ve baba meslekleri, ailelerinin gelir düzeyleri, Tuncelili olup olmadıkları, dinledikleri müzik türleri, dinledikleri müzik türlerini ne sıklıkla dinledikleri, müzik etkinliklerine katılma sıklıkları, ailelerinin müzik tercihlerindeki etkisi, arkadaşlarının ve sosyal medyanın müzik tercihleri üzerindeki etkisi, müzik dinlerken kullandıkları araçlar, müziği dinleme dilleri, Tunceli yöresine ait deyişleri dinleme sıklıkları, çaldıkları enstrümanlar ve ailelerinde bağlama çalan olup olmadığı ile ilgili sorular sorulmuştur. Böylece, öğrencilerin müzik kültürlerine dair geniş bir fotoğraf elde edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada veri toplamak için nicel temelli yapılandırılmış bir anket kullanılmıştır. Daha sonra bu anket ile elde edilen öğrencilere ait veriler SPSS veri analiz programı kullanılarak Ki-Kare, frekans analizi, çapraz tablolar ve karşılaştırmalı değerlendirmeler gibi araçlarla analiz edilmiştir. Sonuçlar, öğrencilerin hayatlarının önemli bir parçasının müzik olduğunu göstermektedir. Müzik türü tercihleri üzerine yapılan değerlendirme sonucuna göre en çok ilgi duyulan üç müzik türü rap, pop ve yabancı pop müziği olmuştur. Buna karşılık, klasik Batı müziği ve Türk sanat müziğine yönelik belirgin bir ilgi eksikliği söz konusudur. Halk müziği ve özellikle Tunceli'ye özgü yöresel müzikler yine de hatırı sayılır bir hayran kitlesine sahip görünmektedir. Bu durumun da gösterdiği gibi, yerel kültürel unsurlar gençlerin müzik kültüründe önemli bir rol oynamaya devam etmektedir. Öğrencilerin Zazaca ve Kürtçe müziğe olan ilgisi de araştırmanın bir diğer ilginç bulgusudur. Çalışmada ayrıca Kürtçe, Zazaca ve Türkçe müzik dinleme sıklığı ile Tunceli yöresine ait deyişlerin dinleme sıklığı arasında oldukça anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Tunceli'nin çok dilli yapısı ile öğrencilerin Alevi deyişlerini dinlemeleri arasında güçlü bir bağlantının olması kültürel mirasın öğrenciler arasında müzik aracılığıyla nesiller boyunca aktarıldığını göstermektedir. Ayrıca öğrencilerin çoğunun müziği; akıllı telefonlar, tablet ya da bilgisayarlarını kullanarak büyük ölçüde dijital platformlar aracılığıyla dinlediği belirlenmiştir. Radyo gibi daha geleneksel yöntemlerle dinleyenlerin sayısı çok azdır. Bir diğer önemli bulgu da öğrencilerin müzik seçimlerinin aile, arkadaşlar ya da müzik dersleri tarafından değil, en çok sosyal medya tarafından şekillendirildiğidir. Öğrenciler ayrıca hem sınıf içi hem de sınıf dışı müzik etkinliklerine çok az ilgi göstermektedir. Bu durum, öğrencilerin bu etkinliklere pek ilgi duymadıklarını veya bu etkinliklerin içeriklerinin öğrencilerin müzik tercihlerine pek uymadığı sonucunu göstermektedir. Buna ek bu durum öğrencilerin müzikle kurduğu ilişkinin büyük ölçüde bireysel olduğunu göstermektedir. Tunceli özelinde bu konuda yapılan ilk çalışma olan tezimiz sonuç olarak Tunceli'deki lise öğrencilerinin müzik kültürünün hem evrensel popüler eğilimlerden hem de yerel, dilsel ve inançsal faktörlerden beslendiğini göstermektedir. Kültürel açıdan bakıldığında, müziğin gençlerin kendilerini ifade etmelerine, başkalarıyla bağlantı kurmalarına ve kültürlerini aktarmalarına yardımcı olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar müziğin gençlerin yaşamları üzerinde daha büyük bir etkiye sahip olması için, müzik politikalarının hem yerel hem de küresel müzik kültürlerini içerecek şekilde yeniden düşünülmesi gerektiğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Olasılık dağılımlarının Riemann geometrisi
Merve Yaprak Onat
Bu tezde, olasılık dağılımlarının geometrik modellenmesi ve Fisher bilgi metriği kullanılarak Riemann geometrisi araçlarının bu geometrik modeller üzerinde çalıştırılması araştırılmıştır. Tez çalışması bilgi geometrisine bir giriş niteliğinde olup, olasılık teorisi ve Riemann geometrisinin temel araçlarını içermektedir. İstatistik modeller üzerinde metrik kavramı, koneksiyonlar ve eğrilikler incelenmiştir. Özel bir dağılım olarak Rayleigh dağılımı üzerinde elde edilen neticeler irdelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Parçacık dolgu takviyeli termoplastiklerin mekanik, termal ve morfolojik özelliklerine gama ışımasının etkileri
Zeynep Pekcan
Bu çalışmasında, doğal ve sentetik dolgu maddeleriyle takviye edilen termoplastik matrisli kompozit numuneler gama ışımasına maruz bırakıldı ve daha sonra bu numunelerin mekanik, termal ve morfolojik özelliklerindeki değişimleri araştırıldı. Elde edilen sonuçlar ışıma öncesi mevcut sonuçlar ile mukayese edilerek gama ışımasının matris ve takviye elemanının bağlanma mekanizması üzerindeki etkileri tartışıldı. Kompozitlerde, matris malzemesi olarak farklı yapısal özelliklere sahip alçak yoğunluklu polietilen (AYPE), yüksek yoğunluklu polietilen (YYPE), polipropilen (PP) ve polistiren (PS) gibi yaygın kullanılan termoplastikler tercih edilmiştir. Bu matris malzemelerine, doğal kaynaklı muz lifi, deniz yosunu ve saman ile sentetik kökenli toz boya atıkları farklı oranlarda ilave edilerek önce ekstrüzyon makinasında homojen hale getirilmiş ve daha sonra plastik enjeksiyon makinası ile kalıplanarak standart çekme numuneleri üretilmiştir. Hazırlanan bu kompozit numuneler, 45 kGy dozunda gama ışınına maruz bırakılmış ve ardından mekanik performanslarını belirlemek üzere çekme ve eğilme testlerine tabi tutulmuştur. Termal özelliklerinin değerlendirilmesi amacıyla termogravimetrik analiz (TGA) uygulanmış, yüzey morfolojileri ise taramalı elektron eikroskobu (SEM) ve enerji dağılımlı spektroskopi (EDS) ile detaylı olarak incelenmiştir. Yapılan bu kapsamlı analizler sonucunda, hem kullanılan dolgu türünün hem de gama ışını uygulamasının kompozit malzemelerin genel özellikleri üzerinde belirleyici rol oynadığı gözlemlenmiştir. Gama ışını sonrası elde edilen veriler, dolgu türü ile matris arasındaki bağlanma mekanizmalarında, yapısal bütünlükte değişimler meydana geldiğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Öğütülmüş barit agregası kullanılarak üretilen kendiliğinden yerleşen ağır harçların mekanik ve durabilite özellikleri
Hamza Çiçek
Bu yüksek lisans tez çalışmasında, 3 farklı gradasyonda (0-4mm,0-2mm ve 45-75µ) barit agregası kullanılmıştır. Agreganın yanı sıra bağlayıcı olarak portland çimentosu (PÇ), puzolanik malzeme olarak uçucu kül (UK) ve kimyasal olarak süper akışkanlaştırıcı (SA) kullanılarak kendiliğinden yerleşen ağır harç (KYAH) üretilmiştir. Bu amaçla farklı oranlarda barit agregaları ve uçucu kül içeren karışımlar imal edilmiştir. Tüm bu karışımlarda su ve süper akışkanlaştırıcı miktarları sabit tutularak PÇ miktarı azaltılmıştır. PÇ'nin azaltıldığı oranda barit tozu ve uçucu kül ilave edilerek farklı karışımların incelenmesi sağlanmıştır. H0 kontrol karışımı ve H1-H12 karışımları olmak üzere toplam 13 farklı karışım hazırlanarak numuneler üretilmiştir. İmal edilen her bir karışımda CEM I 42,5 R sınıfı portland çimento kullanılmıştır. Su/çimento oranı kontrol numunesi karışımında 0,40 oranında belirlendi. Kontrol numunesi dışındaki numunelerde PÇ miktarı azaltılıp aynı oranlarda UK ve barit tozu (BT) ilave edilerek su/bağlayıcı oranının 0.40 olması sağlanmıştır. Hazırlanan taze harç karışımları yayılma çapı deneyleri yapıldıktan sonra kalıplara yerleştirildi. 24 saat sonra kalıptan alınan numuneler 3, 28 ve 90 gün boyunca laboratuvar ortamında kür tanklarında bekletildi. Üretilen numuneler belirlenen yaşlarda, basınç, eğilme, yüksek sıcaklık sonrası dayanımı, ultrases geçiş hızı, kılcal su emme ve donma çözülme testlerine tabi tutuldu. Bu testeler için 195 adet 40x40x160 mm boyutlarında kiriş numune 78 adet 50x50x50 mm boyutlarına küp numune üretilmiştir. Deneyler sonucunda yalnız BA+PÇ içeren kontrol numunesi olan H0 neredeyse diğer karışımların tamamından daha yüksek dayanıma sahip olduğu anlaşılmıştır. İçeriğinde BA+BT+PÇ bulunan numunelerin BA+BT+UK katkılı karışımlara kıyasla daha yüksek dayanımlara sahip olduğu belirlenmiştir. Tüm deney sonuçları topluca değerlendirildiğinde, içeriğinde BA+ 5 BT +95 PÇ bulunan H1 numunesi en ideal oranlara sahip karışım olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Belgesel fotoğraflarla Tunceli Müzesini hafıza mekânı olarak okumak
Serpil Polat
Bu tez çalışması, Tunceli Müzesi'nin—eski adıyla Dersim Kışlası'nın—tarihsel ve toplumsal-kültürel hafızasını belgesel fotoğraf çalışması aracılığıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Kışla olarak inşa edilen ve kullanılan bu yapı, geçmişten günümüze uzanan çok katmanlı bir tarih ve hafıza barındırmaktadır. Çalışma, binanın kuruluşundan itibaren geçirdiği evrimi ele alarak, özellikle lojman olarak kullanıldığı dönemlerde burada yaşamış ailelerin günlük yaşam pratiklerini, kültürel etkileşimlerini ve tarihî olayların mekâna yansımalarını göstergebilim yöntemiyle incelemeyi hedeflemektedir. Bu bağlamda, fotoğrafçılık metodolojisini temel alan analiz, müzenin yapım sürecinden itibaren üretilmiş olan fotoğrafların temsilleri tarihsel ve toplumsal bağlamı içinde analiz ile incelemeyi ve bunları dönemlere ayırarak toplumsal ve politik bağlamda yorumlamayı amaçlamaktadır. Yapılan bu tarihsel ve toplumsal bağlamı içinde analiz, mekânın hafızasını ve geçmişe dair anlatıları, bilimsel bir araştırma çerçevesinde değerlendirmektedir. Ayrıca, fotografik anlatıların yeniden kurgulanması yoluyla, söz konusu mekânın toplumsal bellek üzerindeki etkileri ve tarihî anlamları hem görsel hem de yazılı olarak ortaya konacak; böylece kapsamlı bir belgesel fotoğraf çalışması oluşturulmasına katkı sağlanacaktır. Bu çalışma, Tunceli Müzesi'nin yalnızca bir sergileme alanı olmanın ötesinde; kentin, halkın ve hafızanın nasıl şekillendiğini; tarihî olayların bireyler ve topluluklar üzerindeki etkilerini belgesel bir perspektiften sunmayı hedeflemektedir. Böylece, yazılı tarihin yanı sıra görsel ve somut belgeler aracılığıyla da kent hafızasının nasıl inşa edildiği vurgulanmakta; Tunceli'nin kentsel belleğinin çok katmanlı yapısını anlamaya yönelik kapsamlı bir çerçeve sunulmaktadır. Bu çalışma, geçmişin izlerini görünür kılarken, bu hikâyelerin günümüzdeki yansımalarını da ortaya koymayı amaçlamaktadır.

















