Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Güler, Ömer(24)
- Tekin, H.O.(19)
- ALMisned, Ghada(18)
- Kocabaş, Mehmet(13)
- Baykal, Duygu Sen(11)
- Alkarrani, Hessa(10)
- Serdar, Osman(10)
- Yayla, Nihal(10)
- Kilic, G.(9)
- Özkul, İskender(9)
- Guler, Omer(7)
- Kocabaş, Filiz Kutluyer(7)
- Utku, Anıl(7)
- Çelikel, Baha Engin(7)
- Acar, Ramazan(6)
- Aglar, Erdal(6)
- Canbay, Canan Aksu(6)
- Garipcan, Ali Murat(6)
- Karaduman, Oktay(6)
- Koç, Ali(6)
- Özçiçek, Esin(6)
- Aydın, Ayşe Nur(5)
- Kutluyer Kocabaş, Filiz(5)
- Sarı, Sacit(5)
- Sezer, Süreyya Yonca(5)
- Sezgin, Eray Ekin(5)
- Yılmaz, Coşkun(5)
- Zengin, Gokhan(5)
- Akgül, Ceylan Sülü(4)
- Alataş, Mevlüt(4)
- Aslan, Naim(4)
- Batan, Nevzat(4)
- Cakilcioglu, Ugur(4)
- Ceylan, Tülay(4)
- Dal, Murat(4)
- Ertarğın, Merve(4)
- Ezer, Tülay(4)
- Gul, Muhammet(4)
- Kalay, Ece(4)
- Konurhan, Zekeriya(4)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Neodimyum ile katkılanmış polimer kompozit sentezi ve boyar madde giderimi için kullanılması
Ferhat Demir
Bu çalışmada ilk olarak, serbest radikalik in-sitü polimerizasyon yöntemi ile hidrojel özellik gösteren yeni bir adsorbent olarak kullanılan poli(Aam-co-N-VI)/Nd polimeri sentezlendi. Bu polimerin atıksulardan brilliant yellowu giderim performansı araştırılmıştır. Hidrojelin yapı aydınlatması fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FT-IR) ile gerçekleştirildi. Adsorbentin yüzey morfolojisi taramalı elektron mikroskobu (SEM-EDX) metodu ile atomik ve moleküler yapısı X-ışını kırınımı spektrumu (XRD) ile araştırıldı. Brilliant yellow adsorpsiyon verimliliği adsorbent madde miktarı, başlangıç brilliant yellow konsantrasyonu, sıcaklık ve temas süresi gibi değişkenler araştırılarak kesikli sistemde incelenmiştir. En yüksek adsorpsiyon kapasitesi 150 mg/L başlangıç brilliant yellow konsantrasyonu, 0,08 g/100 mL poli (Aam-co-N-VI)/Nd dozajı, çözeltinin doğal pH'ında (9,45) ve 45 °C sıcaklıkta 183,68 mg/g olarak elde edilmiştir. Adsorpsiyon prosesi Langmuir izotermi ve hız belirleme basamaklarından biri olarak iç difüzyon ile birlikte yalancı ikinci mertebe kinetiğini takip etmiştir. Adsorpsiyon prosesinin endootermik ve kendiliğinden olduğu bulunmuştur. Adsorpsiyon prosesi üzerine seçilen parametrelerin etkileşim etkilerini belirlemek ve prosesin adsorpsiyon verimini optimize etmek için yanıt yüzey yöntemi (YYY)'nde bulunan merkezi kompozit tasarım (MKT) kullanılmıştır. Merkezi kompozit tasarım-yanıt yüzey yöntemine (MKT-YYY) dayalı ANOVA analizi, ikinci dereceden model tahmini ile deneysel değerler arasında iyi bir uyum olduğunu göstermiştir ve bunun sonucunda 0,9350'lik R2 değeri elde edilmiştir. Design-Expert yazılımı ile yapılan sayısal optimizasyon sonuçlarına göre, maksimum giderim verimi, 0,08 g/100 mL poli(Aam-co-N-Vl)/Nd miktarı, 81,68 mg/L başlangıç brilliant yellow konsantrasyonu ve 61,73 dk'lık reaksiyon süresi için %99,13 olarak bulunmuştur. Elde edilen deneysel sonuçlar, poli(Aam-co-N-VI)/Nd hidrojelinin sulu ortamdan brilliant yellow boyasını yüksek oranda uzaklaştırmada etkili olduğunu göstermiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Tunceli organize sanayi bölgesi atıksularının elektrokoagülasyon prosesi ile arıtılabilirliğinin incelenmesi
Ecem Oral
Bu çalışmada, Tunceli Organize Sanayi Bölgesi (OSB) atıksularının elektrokoagülasyon prosesi ile arıtılması araştırılmıştır. Araştırmanın temel amacı, elektrokoagülasyon sürecinde en yüksek kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) ve renk giderim verimlerinin sağlandığı optimum ortam koşullarını belirlemek ve aynı zamanda işletme maliyetini minimize etmektir. Çalışmada, akım yoğunluğu, elektrotlar arası mesafe ve reaksiyon süresi olmak üzere üç bağımsız parametrenin, KOİ ve renk giderimi ile işletme maliyeti üzerindeki etkileri Yanıt Yüzey Yöntemi (YYY) esaslı Merkezi Kompozit Tasarım (MKT) kullanılarak değerlendirilmiştir. Deneysel çalışmalar Design Expert 7.0 yazılımı ile tasarlanmış ve analiz edilmiştir. Modelleme sonuçları, KOİ, renk giderimi ve işletme maliyeti için geliştirilen ikinci dereceden (kuadratik) modellerin istatistiksel olarak anlamlı ve güvenilir olduğunu ortaya koymuştur. Korelasyon katsayıları (R²) sırasıyla 0.9425 (KOİ giderimi), 0.9255 (renk giderimi) ve 0.9899 (işletme maliyeti) olarak bulunmuş, bu da deneysel veriler ile model tahminleri arasında güçlü bir uyum olduğunu göstermiştir. Optimizasyon çalışmaları sonucunda; KOİ giderimi için optimum koşullar 19.86 mA/cm² akım yoğunluğu, 4.84 cm elektrotlar arası mesafe ve 79.49 dakika reaksiyon süresi olarak belirlenmiş ve bu koşullarda %68.07 KOİ giderimi sağlanmıştır. Renk giderimi için optimum koşullar 5.41 mA/cm² akım yoğunluğu, 5.15 cm elektrotlar arası mesafe ve 68.47 dakika reaksiyon süresi ile %99.93 renk giderimi elde edilmiştir. Minimum işletme maliyeti ise 6.82 mA/cm² akım yoğunluğu, 2,58 cm elektrotlar arası mesafe ve 10.29 dakika reaksiyon süresi altında 0,098 USD/m³ olarak bulunmuştur. Ayrıca, %68.07 KOİ giderimi sağlanan ortam şartlarında %98.35'lük bir renk giderimi ve 0.125 USD/m³'lük işletme maliyeti elde edilmiştir. Bu çalışma sonucunda, elektrokoagülasyon yönteminin uygun parametrelerle optimize edildiğinde, Tunceli OSB gibi endüstriyel atıksuların etkin bir şekilde arıtılabileceği ve düşük işletme maliyetleriyle sürdürülebilir bir arıtma alternatifi sunabileceği ortaya konmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Ergene Meriç Havzası Çorlu Çayı su kalitesinin bakteriyolojik ve fizikokimyasal açıdan değerlendirilmesi
Birce Büyükdumanlı
Bu çalışmada, Ergene Meriç Havzası Çorlu Çayı'nın fizikokimyasal ve bakteriyolojik su kalitesi değerlendirilmiştir. Araştırma, bölgedeki su kaynaklarının kirliliğini inceleyerek, sanayi, tarım ve yerleşim alanlarının bu kirliliğe olan katkılarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. İlkbahar ve sonbahar 2024 tarihlerinde beş farklı istasyondan alınan su örnekleri üzerinde yapılan fizikokimyasal analizler, çözünmüş oksijen, pH, sıcaklık, tuzluluk, bulanıklık, kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ), biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ), askıda katı madde (AKM), toplam organik karbon (TOK) ve bakteriyolojik analizler (koliform bakteriler ve E. coli) değerlendirilmiştir. Sonuçlar, özellikle organik kirliliğin yüksek olduğu ve bakteriyolojik kirliliğin kontrol altına alınmadığı bir durumu işaret etmektedir. Mevsimsel analizlerde Nisan 2024 için Çözünmüş oksijen değerinin genel olarak düşük KOİ ve BOİ değerlerinin yüksek olması suyun fekal kaynaklı organik kirlilikle yüklü olduğunu göstermektedir. Kasım 2024 tarihinde istasyonlar bakteriyolojik olarak incelendiğinde; kasım döneminde mevsimsel yağışların olması sebebi ile kısmi bir seyrelme gözlemlenmiştir. Buna bağlı olarak organik parametrelerde ve bakteriyolojik kirlilikte bir miktar azalma olduğu görülmüştür. Ancak AKM ve TOK yüksekliği bakteriyel mevcudiyetin devam ettiğini ve fekal kaynaklı kirliliğin tam olarak ortadan kalkmadığını göstermektedir. Çorlu Deresi bakteriyolojik olarak yüzme veya sulama gibi insan teması kullanımlar için uygun olmadığı, mevcut koşullar suyun organik yükler ve fekal açısından sürekli baskı altında olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bulgular ışığında, bölgesel su yönetimi politikalarının güçlendirilmesi, arıtma sistemlerinin modernize edilmesi, tarımsal ve endüstriyel atıkların kontrol altına alınmasının gerekliliği önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Ergene nehri su kalitesinin bakteriyolojik ve fizikokimyasal açıdan değerlendirilmesi
Sadiye Yüce Tavukçu
Bu tez çalışmasında, Ergene Nehri'nin Ulaş, Esenler, Yukarı Sevindikli, Aşağı Sevindikli ve Ballı Hoca istasyonlarında 2024 yılının Nisan ve Kasım dönemlerinde gerçekleştirilen su kalitesi izleme çalışmaları kapsamında fizikokimyasal ve bakteriyolojik parametrelerin mekânsal ve mevsimsel değişimi değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı, nehrin mevcut su kalitesini güncel veriler ışığında ortaya koymak, organik ve mikrobiyolojik kirliliğin boyutunu incelemek ve havza genelindeki kirlilik baskısını bilimsel olarak ortaya koymaktır. Elde edilen bulgular, Ergene Nehri'nin özellikle orta ve aşağı kesimlerinde yoğun kirletici etkiler altında bulunduğunu göstermiştir. Aşağı Sevindikli, Ballı Hoca ve Esenler istasyonlarında ölçülen yüksek KOİ, BOİ, AKM ve bulanıklık değerleri, bu bölgelerin hem noktasal (endüstriyel ve evsel atıksu deşarjları) hem de yayılı (tarımsal faaliyetler ve yüzey akışı) kirlilik kaynaklarının birleşik etkisi altında olduğunu ortaya koymaktadır. Kasım döneminde KOİ ve BOİ değerlerinde belirgin artış gözlenmiş olup bu durum, düşük debi koşullarında azalan seyreltme kapasitesiyle ilişkilendirilmiştir. Bakteriyolojik analizlerde tüm istasyonlarda >100 CFU/mL düzeyinde fekal indikatör bakterilerin tespit edilmesi, Ergene Nehri'nin rekreasyonel kullanım açısından ciddi hijyenik risk taşıdığını ortaya koymuştur. Genel olarak değerlendirildiğinde, Ergene Nehri'nin su kalitesi Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği (2012) sınıflandırmasına göre büyük ölçüde III. sınıf (kirlenmiş su) seviyesinde bulunmuştur. Bu durum, nehrin hem ekolojik işleyiş hem de halk sağlığı açısından baskı altında olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, havza ölçeğinde kirlilik kontrolünün güçlendirilmesi, ileri arıtma teknolojilerinin yaygınlaştırılması, tarımsal yayılı kaynakların sınırlandırılması ve düzenli izleme çalışmalarının sürdürülmesi önerilmektedir. Çalışma, Ergene Havzası'nın çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik bir bölge olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Erik marmelatı üretiminde güncel yöntem: Ohmik ısıtma
Şeymanur Ekici
Bu çalışma, ohmik ısıtma yöntemi kullanılarak erik marmelatı üretimini ve bu sürecin ürün kalitesi üzerindeki etkilerini incelemiştir. Öncelikle erik meyvesinin besinsel ve teknolojik özellikleri ile marmelat üretim süreçleri literatür ışığında incelenmiştir. Erik meyvesinin fenolik bileşikler, antioksidanlar ve diyet lifi bakımından zengin olduğu; marmelatların ise sürdürülebilir ve fonksiyonel gıda ürünleri geliştirilmesinde önemli bir potansiyele sahip olduğu belirtilmiştir. Ohmik ısıtma işlemi, ürünün içinden elektrik akımı geçirilerek hızlı, homojen ve enerji verimli bir şekilde ısınma sağladığından, geleneksel ısıl işlemlere kıyasla ürün kalitesinin korunmasında avantajlı bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Çalışmada, farklı voltaj gradyanlarında (30, 35 ve 40 V/cm) ohmik ısıtma uygulanarak erik marmelatı üretilmiş, ayrıca geleneksel yöntemle üretilen marmelatla karşılaştırmalar yapılmıştır. Deneysel çalışmalar sonucunda, voltaj gradyanının artması ile ısınma ve evaporasyon süresinin önemli ölçüde kısaldığı, buna bağlı olarak toplam fenolik madde içeriği (TPC), antioksidan aktivite (AA) ve C vitamini miktarının daha iyi korunduğu belirlenmiştir. En yüksek TPC ve AA değerleri, 40 V/cm voltaj gradyanında elde edilmiştir. Ayrıca, ohmik ısıtma yöntemiyle üretilen marmelatlarda hidroksimetilfurfural (HMF) oluşumu geleneksel yönteme göre daha düşük bulunmuştur. Renk parametreleri incelendiğinde, yüksek voltaj gradyanlarında toplam renk değişimi (ΔE) değerinin azaldığı ve ürünlerin daha parlak ve homojen renkte kaldığı tespit edilmiştir. Ohmik ısıtmanın hızlı ısınma sağlaması, renk ve besin bileşenlerinin termal degradasyonunu azaltarak ürün kalitesinin korunmasına katkı sağlamıştır. Sonuç olarak, ohmik ısıtma yönteminin erik marmelatı üretiminde geleneksel yöntemlere kıyasla daha kısa işlem süresi ve daha iyi besin korunumuyla önemli avantajlar sağladığı ortaya konmuştur. Ayrıca, ürünlerin fenolik bileşikler ve antioksidan aktivite gibi fonksiyonel özelliklerinin korunmasında etkili bir alternatif teknolojik yaklaşım olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, ohmik ısıtmanın endüstriyel ölçekte uygulanabilirliğini desteklemektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Seryum (CE) Katkılı Biyoseramik Kaplamalı Skaffold Yapıların Morfolojik, Yapısal, İn-Vitro Korozyon ve Biyoaktivite Özelliklerinin Araştırılması
Berfin Tosun
Bu çalışma, Ti64 alaşım tozu ve küresel karbamit boşluk yapıcı partiküller kullanılarak Toz Metalurjisi yöntemiyle gözenekli Ti64 skaffold alaşımları üretilmesi ve sol-jel daldırma kaplama yöntemi kullanılarak üzerinde CeO2-HAp esaslı biyoseramik kaplamaların geliştirilmesine odaklanmıştır. Kaplamalar sadece HAp ve farklı ağırlık yüzdelerinde (%1, 5 ve 10) CeO2 katkılı HAp ile yapılmıştır. Referans ve kaplanmış numunelerin morfolojik, yapısal, korozyon direnci, in-vitro degredasyon, iyon salınımı ve biyoaktivite özellikleri incelenmiştir. Taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile yapılan analizlerde sol-jel daldırma kaplama tekniği ile başarılı kaplamalar elde edilmiştir. Bununla birlikte, yüzeylerin yüksek porozitesi nedeniyle mikro çatlaklar gözlenmiştir. Üç boyutlu optik profilometre analizlerinde, HAp kaplama uygulaması ile yüzey pürüzlülüğü azalmıştır. Yine enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (EDX) dedektörü ve X-ışını kırınımı dağılımı (XRD) cihazı ile yapılan karakterizasyonlarda, mevcut elementlerin varlığı, kristal dağılımı ve fazlarının homojen olduğu görülmüştür. Kaplanmamış ve kaplanmış skaffold yapıların mikro sertlik değerleri ölçülmüş, CeO2 katkılı HAp kaplamaların sadece HAp kaplanmış numunelere kıyasla daha yüksek sertlik değerleri göstermiştir. İn-vitro korozyon analizlerinde, gözenekliliğin Ti64 alaşımının korozyon eğilimini azaltmıştır. Bununla birlikte, CeO2 katkılı HAp kaplamaların korozyon direncini artırırken, %10 CeO2 seviyesinin yüksek katkı nedeniyle korozyon direncini düşürdüğü belirlenmiştir. Dört haftalık simüle edilmiş vucüt sıvısı (SBF) içerisinde bekletilen numunelerde, CeO2 katkısının degredasyonu doğrudan etkilememiştir. İndüksiyonla birleşmiş plazma kütle spektrometrisi (ICP-MS) cihazı ile yapılan iyon salınımı analizlerinde, CeO2 katkı oranı ile iyon salınımı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamış ve düşük iyon salınım seviyelerinin daha uzun süreli bekletme testlerinde netleştirilebileceği anlaşılmıştır. Biyoaktivite öncesi ve sonrası yapılan SEM-EDS analizlerinde ise, kaplamasız gözenekli Ti64 yüzeyinin bulk Ti64'e kıyasla biyoaktiviteyi arttırmıştır. Ek olarak, HAp kaplama ile belirgin bir biyoaktivite avantajı sağlandığını ve CeO2 katkısının özellikle %10 seviyesinde biyoaktiviteyi olumsuz etkilediği ortaya konmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Limon uçucu yağı uygulanan tavuk etinde mikrobiyal değişimin değerlendirilmesi
Elif Parıltı
Tavuk eti mikroorganizmalar tarafından kolayca kontamine olabilmektedir. Dolayısıyla tavuk eti çabuk bozulabilen bir gıda olduğu için üretimden tüketime kadar olan süreçte çok dikkatli davranılması gereken bir üründür. Et ve et ürünlerini zararlı mikroorganizmalardan koruyabilmek için birçok yöntem uygulanmaktadır. Ancak günümüzde sağlık açısından daha güvenilir olarak kabul edilen doğal koruyuculara olan eğilim artmıştır. Bu çalışmada da doğal olarak elde edilen limon uçucu yağının antimikrobiyal özelliğinden yararlanılması ve limon uçucu yağının tavuk etinin depolanma süresi boyunca mikrobiyal değişimine olan etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde limon uçucu yağının 5 farklı gıda kaynaklı patojen mikroorganizmaya karşı antimikrobiyal etkisi incelenmiştir. Limon uçucu yağının daha az etkili olduğu E. coli ATCC 25922, tavuk göğüs ve but etlerine kontamine edilecek mikroorganizma olarak seçilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde 150, 200, 250, 500, 1000 ve 2500μL miktarlarındaki limon uçucu yağının 240 μL E. coli ATCC 25922 üzerine depolama süresince inhibe edici aktivitesi değerlendirilmiştir. E. coli ATCC 25922 üzerine en fazla inhibitör aktivite gösteren limon uçucu yağı miktarı 1000 ve 2500 μL olarak belirlenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde 150 ve 2500 μL limon uçucu yağının tavuk göğüs ve but eti üzerinde depolama süresince toplam bakteri açısından mikrobiyal değişime etkisi incelenmiştir. Limon uçucu yağının her iki miktarının da mikroorganizma gelişimini yavaşlattığı ve bu etkinin miktar fazlalığından dolayı 2500 μL için daha fazla olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde 240 μL E. coli ATCC 25922 ile farklı miktarlardaki (150, 200, 250, 500, 1000 ve 2500 μL) limon uçucu yağı karışımı, mikrobiyal yükünden temizlenmiş tavuk göğüs ve but etleri üzerine sürülerek depolama süresi boyunca limon uçucu yağının inhibitör etkisi incelenmiştir. Çalışmanın sonunda E. coli ATCC 25922 üzerinde limon uçucu yağının bütün miktarlarında inhibitör etki tespit edilirken en yüksek inhibitör etkinin 1000 ve 2500 μL limon uçucu yağı miktarlarında olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Limon uçucu yağı, antimikrobiyal madde, tavuk göğüs eti, tavuk but eti, E. coli ATCC 25922
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Tek ve çift yönlü güneş panellerinin ve güneş enerji santrallerinin karşılaştırılmalı incelemesi
Talha Yücel
Dünya nüfusu hızla artmaktadır. Artan dünya nüfusunun gerek gıda olsun gerekse barınma faaliyetlerinden olan ısınma, iklimlendirme ve aydınlanma gibi temel ihtiyaçlarda gün geçtikçe hızla artmaktadır. Günümüzde bu enerji ihtiyaçlarının büyük bir bölümü fosil tabanlı yakıtlardan sağlanmaktadır. Mevcut enerji talebinin karşılanması ve fosil kaynakların yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması artık kaçınılmaz olmuştur.Fosil tabanlı kaynakların çevreye vermiş olduğu zararları minimum seviyeye indirmek için bu sistemler yerine çevreye daha az zararlı ve düşük maliyetli sistemlerden olan hem de yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına olanak sağlayan sistemler ve enerji üretim yolları seçilmelidir. Gerek bireysel ve gerekse endüstriyel enerji üretimine uygun olan fotovoltaik panel sistemleri bunların başında gelmektedir. Bu tez çalışmasında aktif olarak çalışmakta olan iki güneş enerji santrallerinde alınan bilgiler doğrultusunda proje değerlendirme yöntemlerinde net bugünkü değer yöntemi ve karlılık endeksi yöntemi ile projeler değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme ve hesaplamalar sonucunda % 20 iskonto ile net bugünkü değer yöntemi kullanılarak çift yönlü paneller ile kurulumu gerçekleştirilen GES'in beşinci yılında sonunda proje maliyetinin tamamına yaklaştığı belirlenmiş, tek yönlü panelde ise bu süre altıncı geçtiği belirlenmiştir. Karlılık endeksi yöntemi de net bu günkü değer yöntemini doğrulamaktadır. Sonuç olarak güneş enerji paneli uygulamalarında tek yönlü panellerin maliyetleri çift yönlü panellere nazaran daha düşük olmasına karşın, çift yönlü panellerin enerji üretme kapasitesi yüksek olması nedeniyle tek yönlü panellere nazaran daha kısa zamanda maliyetleri karşılamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Türkiye'de istilacı bir balık türü olan Gambusia holbrooki'nin Ilgın gölü (Ilgın, Konya) populasyonunun bazı biyolojik özelliklerinin araştırılması
Gülşen Müge Kahraman
Gambusia holbrooki (Girard, 1859), Poeciliidae familyasına ait bir balık türüdür ve dünya çapında yerli türlere zarar veren istilacı bir tür olarak bilinmektedir. Küresel dağılımı büyük ölçüde çok sayıda sucul yaşam alanına sivrisinek kontrolü için kasıtlı olarak getirilmesine atfedilmektedir. Bu çalışmada, G. holbrooki örnekleri Mayıs 2024 ile Nisan 2025 arasında belirlenen alandan örneklenmiştir. G. holbrooki'nin boy-ağırlık ilişkisi ve kondisyon faktörü incelenmiştir. Örnekleme alanından 103 erkek ve 215 dişi olmak üzere toplam 318 birey yakalanmıştır. Örneklenen örneklerin boy, ağırlık ve kondisyon faktörü ortalamaları sırasıyla 5,44±0,87 cm, 1,66±0,86 g, 1,00±0,35'tir. Popülasyon yapısının analizi, erkek-dişi oranının 1,00:2,08 olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, bu çalışma, türlerin çeşitli içsu kütlelerindeki biyolojisi ve fenotipik adaptasyonu hakkında bilgi sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Çapakçur Çayı'nın (Bingöl) karakterizasyonuna etki eden bazı fizikokimyasal parametrelerin tatlı su salyangozu (Viviparus contectus) ve elektrokimyasal prosesler uygulanarak arıtımının değerlendirilmesi
Hayrullah Öğedey
Sürdürülebilir çevre koruması için uygun ve finansal olarak uygulanabilir bir arıtma yöntemi belirlemek kritik öneme sahiptir. Çalışmada, Çapakçur Deresi'ne uygulanan elektrokoagülasyon (EK) ile tatlı su salyangozu bazlı biyolojik arıtmayı birleştiren çift aşamalı bir arıtma yaklaşımı değerlendirilmiştir. Elektrokoagülasyon, Viviparus contectus'u içeren ilk aşamanın ardından ikincil arıtma olarak uygulanmıştır. Doğrudan deşarj yönetmeliklerine uymak için, Çapakçur Deresi'ndeki KOİ konsantrasyonunu (204,5 mg L⁻¹) azaltmak için elektrokoagülasyon (EK) kullanılmıştır. Elektrokoagülasyon koşullarının optimizasyonu, akım yoğunluklarının (0,5, 1, 1,5 ve 2 mA cm⁻²), başlangıç pH'ının 5 olması ve 5 ila 20 dakika arasında değişen reaksiyon sürelerinin değerlendirilmesiyle gerçekleştirilmiştir. Arıtma ve işletme giderlerinin değerlendirilmesi, optimum proses parametreleri doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. V. contectus tarafından optimum KOİ giderim performansı (%86,71), 20 dakikalık işletme süresiyle pH 5'te gerçekleşmiştir. V. contectus'un alüminyum elektrotlarla optimum koşullar altında 1,25 $/kg COD işletme maliyet etkinliği elde edilmiştir. Sonuç olarak, hibrit bir arıtma prosesi kullanmak atık sudan hem organik hem de inorganik maddelerin uzaklaştırılmasını sağlar.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Kültür ve sanat yönetimi bağlamında yaşam boyu öğrenme ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Sosyal bilgiler öğretmenleri örneklemi
Birgül Yılmaz
Bu araştırmanın amacı, kültür ve sanat yönetimi bağlamında sosyal bilgiler dersi öğretmenleri örneklemi üzerinden yaşam boyu öğrenme ile iletişim becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı çalışmaya, Türkiye genelindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan 401 sosyal bilgiler öğretmeni katılmıştır. Veriler, "Yaşam Boyu Öğrenme Ölçeği", "İletişim Becerileri Ölçeği" ve demografik bilgi formu ile toplanmıştır. Analizler sonucunda, öğretmenlerin hem iletişim becerileri hem de yaşam boyu öğrenme düzeylerinin genel olarak olumlu olduğu bulunmuştur. İletişim becerilerinin yaşa göre farklılaştığı; yaşam boyu öğrenme düzeylerinin ise cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi ve yaşa göre anlamlı farklılıklar gösterdiği saptanmıştır. İki değişken arasında pozitif yönde, çok güçlü ve anlamlı bir ilişki (r=0,708) tespit edilmiştir. Ayrıca, iletişim becerilerinin yaşam boyu öğrenme düzeyini anlamlı bir şekilde yordadığı (β=0,708) ve varyansın %50'sini açıkladığı görülmüştür. Bulgular, öğretmenlerin iletişim becerilerinin geliştirilmesinin, yaşam boyu öğrenme eğilimlerini de olumlu yönde destekleyebileceğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Sanat ve kültür yönetimi bağlamında Abidin Dino'nun incelenmesi
Erdinç Yıldırım
Tarih boyunca çok farklı biçimlerde tanımlanan sanat, insanın hayal gücünün bir yaratımı, duyguların ve düşüncelerin estetik kaygılarla ifade edilmesi olarak tanımlanabilir. Sanat, bireysel bir yaratım süreci olsa da aynı zamanda ortaya çıktığı döneme ait toplumsal ve tarihsel kültürün içinde şekillenen bir olgudur. Ortaya konulan sanat ve sanat eseri üretildiği toplumun, kültürel, politik, dini, siyasi, ekonomik yapısıyla iç içedir. Sanatçının yarattığı eser ile içinde bulunduğu zamana, mekâna ve topluma karşı bir sorumluluğu var ise, aynı şekilde toplumun ve mevcut politik erklerin de sanatçıya karşı sorumlulukları bulunmaktadır. Bu bağlamda genelde ve sanat yönetimi içerisinde sanatçının konumu önem arz eder. Bu çalışmada sanatın, sanatçının ve kültür ve sanat yönetiminin ne olduğundan hareketle, Abidin Dino'nun sanat anlayışının, döneminin siyasi ve toplumsal koşullarının onun sanat yönetimi içerisindeki konumuna nasıl etki ettiği incelenmiştir. Abidin Dino sadece ressam ve karikatürist kimliğiyle değil diğer sanat dallarında verdiği ürünlerle ve entelektüel politik duruşuyla da irdelenmiştir. Dino'nun siyasi kimliği ve sosyalist dünya görüşünün sanat anlayışına etkileri değerlendirilmiş, sürgünde ve yasaklı olduğu yıllarda sanatsal üretimini nasıl şekillendirdiği siyasi otorite ile olan ilişkileri incelenmiştir. Döneminin mevcut sanat politikaları ve karşılaştığı güçlüklerin Abidin Dino'nun sanatına etkileri sanatçı bağlamında sorgulanmıştır. Dino'nun toplumcu gerçekçi sanat akımına katkıları ile hususi hayatı, ailesi, çocukluk ve eğitim yılları, sanat hayatı, eserleri, kurucusu olduğu gruplarla beraber yaşamında ve ölümünden sonra düzenlenen sergileri incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Hidroelektrik santrali inşaatında iş güvenliği risk analizi Siirt Çetin Barajı örneği
Rahime Kayar Adıgüzel
İşletmelerde iş sağlığı ve güvenliği açısından temel risklerin tespiti ve acil durumlar için önlemlerin alınması risk yönetim planının hazırlanması, karşılaşılabilecek kazaların oranını düşürecektir. Riskleri değerlendirerek etkisini en aza indirebilecek süreçlerin tanımlanması, bu süreçlerin etkinliğinin takibi ve sürekli iyileştirme süreçlerinin yürütülmesi adına risk analizi çalışmaları büyük öneme sahiptir. Ülkemizde elektrik üretimi konusunda önemli bir payın hidroelektrik santrallerin oluşturmasından dolayı tez çalışmasında Siirt ilinin Şirvan ilçesinde yer alan Çetin Barajı ve hidroelektrik santrali belirlenmiş ve saha çalışması yapılmıştır. Bu tesiste 5x5 L tipi matris metodu kullanılarak risk değerlendirmesi yapılmış,107 adet risk tespit edilmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Hidroelektrik santrallerde yapılan çalışmaların ne denli tehlikeli olduğu bir kez daha anlaşılmıştır. Yapılan risk analizi ile iş sağlığı ve güvenliği yönünden iş kazalarının tespiti, azaltılması ve emniyetli bir baraj inşası için yapılması gereken esaslar belirlenmeye çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Türkiye'de bulunan kamu web sitelerinin kullanılabilirlik yönünden standartlara ve rehberlere göre değerlendirilmesi
Yusuf Uçar
İletişim teknolojilerinin yoğun olarak kullanıldığı günümüzde özellikle bilgi edinme hakkını göz önünde bulundurarak kamu kurum web sitelerinin kullanılabilirliği ve bu standartlara uygun olarak web sitesi içeriklerinin düzenlendiğinin incelenmesi önem taşımaktadır. Bu çalışma gelişen teknoloji içerisinde kullanıcıların web sitesini yoğun olarak kullanması sonucunda, yaşadıkları kullanıcı deneyimlerinin seviyesini ölçmeyi amaçlamıştır. Çalışma kapsamında erişilebilirlik değerlendirme yöntemi olan manuel değerlendirme ve nitel içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi "Kamu Web siteleri" kapsamında belirlenmiştir. "Kamu İnternet Siteleri Rehberi (KAMİS)"'e göre erişilebilirlik ve kullanılabilirlikleri değerlendirme yöntemi En İyi En Kötü Yöntem (Best Worst Method), Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ve TOPSIS yöntemleriyle değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre Kamu Web siteleri görünürlük açısından değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmenin sonucunca en başarılı alternatifin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Resmî Web Sitesi (aile.gov.tr) olduğu sonucuna varılmıştır. BWM ile belirlenen kriter ağırlıkları TOPSIS yöntemi ile değerlendirildiğinde, Sağlık Bakanlığı (saglik.gov.tr) ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı (uab.gov.tr) web siteleri öne çıkmış, AHP kriter ağırlıkları TOPSIS değerlendirilmesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (csgb.gov.tr) ve Millî Eğitim Bakanlığı (meb.gov.tr) sitelerinin sıralamada üst sıralarda yer aldığı gözlemlenmiştir. Ayrıca karşılaştırılmalı çalışma kapsamında web siteleri değerlendirilmesi yapay zekâ modeli Chat GPT'ye yaptırılmış, ilgili modelin değerlendirmesinin TOPSIS sonuçları üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. İlgili sonuçlarda BWM ve AHP yöntemlerinde kurumsal web sitelerinin ideale yakınlık sıralamalarında değişiklikler olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonucunda bazı web sitelerinin her iki yöntemde de üst sıralarda yer alarak öne çıktığı, bazılarının ise daha alt sıralarda yer aldığı belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Örgütsel öğrenmenin sürdürülebilir performansa etkisi
Birgül Beycur Gül
Bu araştırmanın amacı, örgütsel öğrenmenin sürdürülebilir performansa etkisini incelemektir. Araştırmanın evrenini, Elazığ, Bingöl, Tunceli Malatya illerinde bulunan özel bir elektrik firmasına ait sayaç okuma ve sayaç değişim biriminde çalışan personeller oluşturmaktadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. 285 çalışandan, 258 anket toplanılarak analiz yapılmıştır. Araştırmada 39 soruluk örgütsel öğrenme ölçeği, 10 soruluk sürdürülebilir performans ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26.00 programı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre örgütsel öğrenme ile sürdürülebilir performans arasında anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Endüstri 4.0 perspektifinde dijital dönüşüm olgunluk modelleri: imalat işletmeleri örneği
Mehmet Cemal Deniz
İnsanlık tarihinin ilk devrimi olan tarım devriminden Endüstri 4.0 devrimine kadar tüm devrimler, toplumların kalkınmasında önemli katma değerler yaratmaktadır. Endüstri 4.0, genel olarak insanlar ve makineler arasındaki iletişim olarak tanımlanmakla birlikte, dijitalleşme, büyük veri, artırılmış gerçeklik, nesnelerin interneti ve otomasyon anahtar kelimeleriyle birlikte anılmaktadır. Günümüz dünyasında teknolojik olarak yaşanan yenilikler ve değişim rüzgarları, hayatın her alanında özellikle de sanayi kuruluşlarında dijitalleşme ve süreklilik bağlamında dönüşüm anlayışları ortaya çıkartarak bu süreç içerisinde tutunmaya çalışan küçük, orta ve büyük ölçekli kuruluşlar için bir zorunluluğa dönüşmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, dijital dönüşümü şekillendiren temel teknolojileri, bu teknolojilerin imalat sanayine etkilerini ve dijital dönüşüm olgunluk modeli ile karar verme yaklaşımının imalat sanayindeki uygulamalarını ortaya koymaktır. Çalışmanın sonuçları, imalat sektöründe dijital olgunluk değerlendirme aracı geliştirmek adına yol haritası sunmaktadır. Olgunluk modellerinin Endüstri 4.0 kapsamında ele alınması, işletmelerin bu metodolojileri kültürlerine entegre etmelerine yardımcı olmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Poliaromatik hidrokarbon fenantrenin phanerochaete chrysosporium ile biyosorpsiyonu
Alişir Çakmaz
Bu çalışmada, bir beyaz çürükçül mantar olan P. chrysosporium ile sulu çözeltilerden fenantrenin adsorpsiyonunun yüzey yanıt yöntemi kullanılarak optimizasyou çalışılmıştır. Adsorpsiyon verimi, doğrudan fenantren ölçümü yerine fenantren kaynaklı Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ) değerindeki azalış miktarı üzerinden değerlendirilmiştir. Ortamlardaki KOİ giderim verimleri dikkate alınarak adsorpsiyon işletme parametreleri, yanıt yüzeyi metodolojisinin (CYY) merkezi kompozit tasarımı (MKT) kullanılarak optimize edilmiştir. Giderim verimi üzerine değişken parametreler olarak; adsorbent miktarı, fenantren konsantrasyonu ve zaman seçilmiştir. En yüksek giderim değeri %84,13 olarak 0,64 mg biyosorbent miktarı, 0,41 mg/L fenantren konsantrasyonu ve 73,78 dakika ortam şartlarında elde edilmiştir. Özellikle biyolojik kökenli adsorbentlerin kullanılmasının diğer adsorbentlere göre gerek maliyet ve gerekse de ikincil kirletici oluşturmayan bir yöntem olması sebebiyle daha sürdürülebilir ve çevre dostu yöntemler olabileceği değerlendirilmiştir. Çalışmamızda elde edilen bulgularının, biyosorbent olarak daha farklı fungus türleri kullanılarak PAH giderim potansiyellerinin ortaya konması için altlık teşkil edebileceği değerlendirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Tetrasiklin gideriminde manyetik itriyum aljinat boncukların kullanımı
Büşra Gezer
Bu çalışmada manyetik Fe3O4 ve aljinat ile nadir toprak elementlerinden itriyum (Y) kullanılarak manyetik itriyum aljinat (m-Y@Alg) boncuklar hazırlandı. m-Y@Alg boncukların oluşumu için Y elementi çapraz bağlayıcı olarak kullanıldı. Hazırlanan bu boncukların tetrasiklin gideriminde kullanımı araştırıldı. Bu amaçla en iyi adsorpsiyon koşulları belirlendi ve bu koşullar pH:5, temas süresi (t):80 dk, m-Y@Alg boncuk miktarı (m):10 mg, başlangıç tetrasiklin konsantrasyonu (C0):5 mg/L, sıcaklık (T):25 °C'dir. Belirlenen en iyi adsorpsiyon koşullarında adsorpsiyon izotermi, kinetik ve termodinamik çalışmaları gerçekleştirildi. Adsorpsiyon sürecinin tek katmanlı Langmuir izotermiyle uyumlu olduğu ve m-Y@Alg boncuklar ile tetrasiklinin adsorpsiyonu için maksimum adsorpsiyon kapasitesinin 16.24 mg/g olduğu hesaplandı. Adsorpsiyon kinetiğinin sözde ikinci dereceye kinetik modele uyumlu olduğu ve parçacık içi difüzyon ile adsorpsiyon süreci açıklandı. Adsorpsiyon reaksiyonunun doğasının kendiliğinden, endotermik ve artan rastgeleliğe sahip olduğu adsorpsiyon termodinamik çalışmalarında belirlendi. m-Y@Alg boncukların yeniden kullanılabilirliği 15 ardışık adsorpsiyon/desorpsiyon çalışmasında test edildi ve etkin bir şekilde bu boncukların kullanılabildiği belirlendi. Özetle, basit hazırlanması, tekrar kullanım imkânı ve doğal olması gibi avantajlara sahip m-Y@Alg boncukların tetrasiklin adsorpsiyonunda etkin olduğu belirlendi.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Farklı tipte atıksularda bulunan bazı stratejik hammaddelerin makroalg ile akümülasyonunun araştırılması
Mehmet Mustafa Deniz
Bu çalışmada; atıksuların remediasyonunda etkili bir yöntem olan fikoremediasyon tekniği kullanılarak farklı tipte atıksularda (evsel atıksu, endüstriyel atıksu ve çöp sızıntı suyu) bulunan bazı stratejik hammaddelerin (Al, Sb, As, Be, B, P, Ga, Co, Li, Mg, Si, Sr, Tl, Ti ve V) makroalg (Cladophora fracta) ile akümülasyonu araştırıldı. Bu amaçla; Hazar Gölü'nden toplanan Cladophora fracta Malatya ilinde bulunan tesislerin deşarj noktalarına, önceden hazırlanan reaktörlere yerleştirildi. Günlük olarak hasatlanan Cladophora fracta'daki stratejik hammaddelerin konsantrasyonları ICP-MS ile belirlendi. Her bir stratejik hammadde için elde edilen en yüksek akümülasyon değerine göre hasatlama süreleri belirlenerek Cladophora fracta'nın farklı tipte atıksudaki akümülasyonları karşılaştırıldı. Elde edilen verilere göre en yüksek Alüminyum (Al) akümülasyonu endüstriyel atıksuda 6. günün sonunda %170,1±8,5 olarak, en yüksek Antimon (Sb) akümülasyonu endüstriyel atıksuda 2. günün sonunda %1226,2±61,3 olarak, en yüksek Arsenik (As) akümülasyonu evsel atıksuda 3. günün sonunda %98,7±4,9 olarak, en yüksek Berilyum (Be) akümülasyonu evsel atıksuda 5. günün sonunda %194,8±9,7 olarak, en yüksek Bor (B) akümülasyonu endüstriyel atıksuda 2. günün sonunda %667,8±33,4 olarak, en yüksek Fosfor (P) akümülasyonu endüstriyel atıksuda 1. günün sonunda %783±39,2 olarak, en yüksek Galyum (Ga) akümülasyonu sızıntı suyunda 2. günün sonunda %238,8±11,9 olarak, en yüksek Kobalt (Co) akümülasyonu endüstriyel atıksuda 2. günün sonunda %429,4±21,5 olarak, en yüksek Lityum (Li) akümülasyonu evsel atıksuda 5. günün sonunda %226,6±11,3 olarak, en yüksek Magnezyum (Mg) akümülasyonu evsel atıksuda 4. günün sonunda %71,2±3,6 olarak, en yüksek Silisyum (Si) akümülasyonu evsel atıksuda 2. günün sonunda %247±12,4 olarak, en yüksek Stronsiyum (Sr) akümülasyonu evsel atıksuda 5. günün sonunda %216,1±10,8 olarak, en yüksek Talyum (Tl) akümülasyonu endüstriyel atıksuda 2. günün sonunda %174,4±8,7 olarak, en yüksek Titanyum (Ti) akümülasyonu evsel atıksuda 4. günün sonunda %170,7±8,5 olarak ve en yüksek Vanadyum (V) akümülasyonu evsel atıksuda 4. günün sonunda %208,2±10,4 olarak gerçekleşti. İncelenen stratejik hammaddelerin C. fracta'daki en yüksek akümülasyonları; evsel atıksuda; P>Co>Si>Ga>Li>Sr>V>Be>Ti>Al>B>Sb>As>Mg>Tl, endüstriyel atıksuda; Sb>P>B>Co>Ga>Tl>Al>Li>Sr>Ti>V>Si>Be>As>Mg ve sızıntı suyunda; B>Ga>Li>Co>V>Al>Sr>Ti>As>Be>Sb>Mg>Si>Tl>P şeklinde sıralandı. Sonuçta stratejik hammaddelerden Al, Sb, As, Be, B, P, Ga, Co, Li, Mg, Si, Sr, Tl, Ti ve V'nin Cladophora fracta tarafından etkili bir şekilde akümüle edildiği tespit edildi.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Gadolinyumun farklı sıcaklıklarda zebra balıkları (Danio rerio) üzerindeki etkisinin biyobelirteçlerle belirlenmesi
Ayşe Nur Aydın
Nadir toprak elementleri (NTE), elektrik ve elektronik, otomotiv, yenilenebilir enerji, tıp ve savunma gibi çeşitli endüstrilerde çeşitli yüksek teknoloji uygulamalarında kullanılır. Bu nedenle, gelişmekte olan ekonomiler, yeşil teknoloji ve Ar-Ge sektörleri gibi çeşitli sektörlerden gelen artan talep nedeniyle küresel pazarda NTE'lere olan talep her geçen gün artmaktadır. Kullanım alanının artmasına paralel olarak çevreye salınan NTE atıkları çevrede ve sucul ekosistemde kalıntı oluşturararak kirliliğe yol açarak zararlı hale gelmektedir. Son yıllarda iklim değişikliği ile birlikte sıcaklık artışında meydana gelen değişimlerin organizmaların hayati faaliyetlerini olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. İklim değişikliğiyle birlikte sıcaklıkların artması sonucu çevreye bulaşan her türlü kirletici maddenin sıcaklıkla beraber etkisinin arttığı düşünülmektedir. Sunulan bu çalışmada, 0 (kontrol), 10, 50 ve 250 mg/L konsantrasyonlarda NTE'leri temsilen seçilen Gadolinyum (Gd)'un artan sıcaklıklarla birlikte (22, 27 ve 32 °C) model organizma Danio rerio'da meydana getirdiği etkilerin biyobelirteçlerle ve genotoksik çalışmalarla incelenmesi amaçlanmıştır. Deneme gruplarından 24 ve 96 saatlerde alınan örnek numuneler supernatantlarında, superoksitdismutaz (SOD), katalaz (CAT) ve glutatyon peroksidaz (GPx) enzim aktiviteleri ile tiobarbitürik asit reaktif maddeleri (TBARS) ve redükteglutatyon (GSH) düzeyleri ile genotoksik yanıt (8-OHdG) değerlendirilmiştir. Çalışma verileri sonucunda elde edilen bulgular SOD, CAT ve GPx enzim aktivitelerinde istatiksel açıdan anlamlı azalmalar; TBARS seviyesinde artışlar ve GSH seviyesinde istatiksel olarak anlamlı azalmalar; 8-OHdG düzeyinde ise istatiksel olarak anlamlı artışlar olduğunu göstermektedir. Yapılan analizler sonucunda elde edilen sonuçlarda uygulama konsantrasyonu ve sıcaklık artışlarının etkili olduğu düşünülmektedir.

















