Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Reformer pilates egzersizi: Kadınların beden imajı ve beden beğenme düzeylerinin incelenmesi

    Kardelen Yavuz

    Bu çalışma, reformer pilates uygulayan kadınların beden imajı ve benlik saygısı düzeyleri ve arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2023-2024 yılı Elazığ il merkezinde bulunan 19 özel merkezde reformer pilates egzersizi yapan 700 kadın bireyden oluşurken örneklemi kolayda örneklem yöntemi ile belirlenmiş olup çalışmaya gönüllü katılım sağlayan 450 kadın bireylerden oluşmaktadır. Çalışmanın verilerini toplamak için kişisel bilgi formu (yaş, medeni durum, meslek, eğitim durumu, ekonomik gelir, reformer pilates egzersizi yapma sıklığı, egzersiz yapmaya başlama süresi), beden imajı ölçeği ve bedeni beğenme ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada model olarak, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Elde edilen verileri analiz etmek için SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Çalışmada sonuç olarak: reformer pilates egzersizinin kadınların beden beğenisi ve beden imajını olumlu etkilediği, beden beğenisi arttıkça beden imajının daha olumlu hale geldiği, yaş, medeni durum, eğitim, meslek ve gelir düzeyi gibi faktörlerin bu algıyı şekillendirebileceği görülmüştür. Düzenli egzersizin olumlu beden algısını desteklediği, ancak yüksek sıklığın her zaman bu etkiyi artırmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Reformer Pilates, Beden İmajı, Bedeni Beğenme, Egzersiz

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kamu diplomasisi bağlamında ortak değerlerin dış politika aracı olarak kullanılması: Türk Devletleri Teşkilatı örneği

    Osman Ezberci

    Küresel güç mücadelesinin yumuşak güç eksenine kaydığı günümüzde, ulusların yalnızca resmi diplomatik kanallar aracılığıyla değil, aynı zamanda halklar arası etkileşim ve kültürel yakınlık üzerinden de dış politika hedeflerine ulaşma arayışı hız kazanmıştır. Bu bağlamda kamu diplomasisi, devletlerin uluslararası kamuoyunu etkileme kapasitesini artıran stratejik bir araç haline gelmiştir. Bu tez çalışması, kamu diplomasisinin çağdaş uluslararası ilişkilerde artan önemine dikkat çekerek, ortak kültürel ve tarihsel değerlerin dış politika aracı olarak kullanımını Türk Devletleri Teşkilatı örneği üzerinden ele almaktadır. Türk dünyasının ortak tarihsel mirası, dil ve kültürel benzerlikleri, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında bütünleştirici bir zemin oluşturarak kamu diplomasisinin kurumsallaşmasını kolaylaştırmaktadır. Çalışmada, Türk Devletleri Teşkilatı'nın kurumsal yapısı, söylemsel inşası ve üye devletler arası ilişkilerde ortak değerlerin nasıl konumlandırıldığı, içerik analizi ve söylem çözümlemesi yöntemleriyle irdelenmiştir. Analizler, Türk Devletleri Teşkilatı'nın, bölgesel bütünleşme hedefleri doğrultusunda kamu diplomasisi pratiklerini ortak kimlik inşası ve dış politika meşruiyeti bağlamında stratejik olarak kullandığını göstermektedir. Ayrıca ortak değerlerin yalnızca sembolik değil, aynı zamanda işlevsel ve yönlendirici bir dış politika aracı olarak nasıl kurumsallaştığını ve bu sürecin Türk dünyasında nasıl karşılık bulduğunu ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Nikelli alaşımların kıvılcım plazma sinterleme yöntemi ile üretimi sıvı fazın malzeme özelliklerine etkisi

    Haluk Merdin

    Bu çalışma, nikel esaslı toz malzemelerin kıvılcım plazma sinterleme (Spark Plasma Sintering - SPS) yöntemiyle üretimini ve bu yöntemle üretilen numunelerde sıvı faz katkısının mikroyapı ve mekanik özellikler üzerindeki etkilerini incelemektedir. SPS, kısa sürede yüksek sıcaklık ve basınç uygulayarak sinterleme işleminin hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamakta; bu da daha az enerji tüketimi, ince taneli mikroyapı ve yüksek yoğunluk gibi avantajlar sunmaktadır. Çalışma kapsamında, piyasadan temin edilen nikel esaslı alaşım tozlarına farklı oranlarda sıvı faz katkısı yapılarak 950°C sıcaklık, 35 MPa basınç ve 4 dakika süre ile sıcak presleme işlemi uygulanmıştır. Üretilen numuneler üzerinde mekanik analizleri, yoğunluk ölçümü, HV sertlik testi ve üç noktalı eğme testleri yapılmıştır. Ayrıca, mikroyapı XRD ve SEM/EDS analizleriyle faz dönüşümleri ve kırık yüzey morfolojisi detaylı olarak incelenmiştir. Elde edilen bulgular, sıvı faz katkısının nikel esaslı alaşımların yoğunluğunu ve mekanik özelliklerini olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Özellikle katkı oranlarının optimize edilmesiyle birlikte, sertlik ve kırılma mukavemeti değerlerinde belirgin artışlar gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar, kobalt bazlı alaşımlara alternatif olarak nikel esaslı alaşımların SPS yöntemiyle yüksek performanslı yapısal bileşenler üretiminde kullanılabileceğini ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin metabolik sendrom bilgi ve farkındalık düzeyleri ile fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesi

    Resul Aksan

    Araştırmada, Fırat Üniversitesi ve Munzur Üniversitesi spor bilimleri öğrencilerinden oluşan 524 kişilik örneklem üzerinde anket yöntemiyle veri toplanmış ve SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, öğrencilerin fiziksel olarak genel anlamda aktif olduklarını göstermesine rağmen metabolik sendrom konusunda bilgi ve farkındalık düzeylerinin düşük olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, öğrenim kademesi ilerledikçe bilgi ve farkındalık düzeylerinde azalma tespit edilmiştir. Cinsiyetler arasında ise anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Fiziksel aktivite düzeylerinin yüksek olmasına karşın, bu aktivitelerin sağlık bilinciyle doğrudan ilişkilendirilmediği, daha çok performans veya estetik amaçlı yapıldığı anlaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda, eğitim müfredatlarında metabolik sendrom ve sağlık okuryazarlığı içeriklerinin artırılması, farkındalık artırıcı eğitimlerin yaygınlaştırılması ve fiziksel aktivitenin sağlık perspektifiyle ilişkilendirilmesi önerilmektedir. Ayrıca, öğrencilerin bilgi ve farkındalık düzeylerinin düzenli olarak ölçülmesi ve değerlendirilmesi teşvik edilmelidir. Tez, spor bilimleri öğrencilerinin sadece fiziksel açıdan değil, aynı zamanda teorik bilgi ve farkındalık düzeyleriyle de donanımlı bireyler olarak yetiştirilmelerinin önemini vurgulamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Havalimanı tasarımları ve havalimanı kaplamaları yapılırken dikkat edilecek hususlar

    Muhammed Nur Kaçmaz

    Bu çalışma, havaalanı üstyapı tasarım süreçlerinde dikkate alınması gereken temel mühendislik prensiplerini, zemin özelliklerini ve kaplama sistemlerini kapsamlı bir biçimde ele almaktadır. Artan hava trafiği ve gelişen uçak teknolojileri, PAT (Pist, Apron ve Taksi Yolları) sahaları için yüksek taşıma kapasiteli ve uzun ömürlü kaplama çözümlerini zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda, esnek, rijit ve kompozit kaplama sistemleri; tabaka yapıları, yük dağıtım mekanizmaları, iklim dayanımı ve bakım gereksinimleri açısından detaylı şekilde karşılaştırılmıştır. Her kaplama sisteminin temel amacı, uçaklardan kaynaklanan yoğun ve tekrarlı yükleri alt tabakalara etkin biçimde aktarmaktır. Üstyapı sistemlerinde; temel tabakası, alt temel tabakası ve taban zemini gibi farklı mühendislik katmanlarının özellikleri, yapının taşıma gücünü ve performansını doğrudan etkilemektedir. Bu bağlamda, zemin sınıflandırmaları, likit limit, plastisite indeksi, şişme yüzdesi ve CBR (California Taşıma Oranı) gibi zemin parametreleri detaylı olarak değerlendirilmiştir. Kaplama tabakalarında kullanılacak malzemelerin granülometri, aşınma direnci, don dayanımı ve su geçirgenliği gibi fiziksel ve mekanik özellikleri, ulusal ve uluslararası teknik şartnamelere TS (Türk Standartları), AASHTO (Amerikan Devlet Karayolu ve Ulaştırma Yetkilileri Birliği), ASTM (Uluslararası Amerikan Test ve Malzeme Topluluğu), FAA (Federal Havacılık İdaresi) 'ya uygun olarak analiz edilmiştir. Ayrıca, drenaj sistemleri, yeraltı su seviyesi, dolgu kalitesi ve sıkışma kriterleri, kaplama ömrünü doğrudan etkileyen faktörler olarak ele alınmıştır. FAA, CBR ve ACN/PCN (Uçak Sınıflandırma Numarası/Yol Sınıflandırma Numarası) gibi uluslararası kabul görmüş tasarım yöntemleri ile üstyapı kapasitesinin belirlenmesi ve uçak-yüzey uyumunun sağlanması hedeflenmiştir. Bu tez çalışması, havaalanı üstyapılarının tasarımında kullanılan yapı malzemelerinin mühendislik uygulamalarıyla bütünleşmesini kapsamlı şekilde ele almaktadır. Tezde, esnek (katmanlı/asfalt türü) ve rijit (betonarme) kaplama türlerinin tasarım kuralları, yük taşıma biçimleri ve dış etkenler altındaki dayanım özellikleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, üstyapı katmanlarında kullanılacak yapı malzemelerinin teknik nitelikleri; sıvı sınırı, plastiklik oranı, CBR, Proktor sıkıştırma deneyi, zemin taşıma katsayısı gibi çeşitli deneysel yöntemlerle analiz edilmiştir. Çalışmada ayrıca ulusal ve uluslararası standartlar (AASHTO, CBR, ACN/PCN, FAA, TS vb.) esas alınarak esnek ve rijit üst yapılar üzerinde A330-300 uçak tipi için tabaka kalınlıkları hesaplanmıştır. Böylece kaplamalara dair veriler elde edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma; havaalanı üstyapılarında kullanılacak malzemelerin seçimine bilimsel ve mühendislik temelli bir bakış açısı kazandırmakta, yapı ömrünü uzatmayı, güvenliği artırmayı ve sürdürülebilir altyapı oluşturmayı amaçlayan malzeme kullanımının ve tabaka kalınlığının stratejik önemini vurgulamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yüzme sporcularının spora bağlılık düzeylerinin sosyalleşme süreçlerine etkisi

    Bülent Demir

    Araştırmanın amacı, yüzme sporcularının spora bağlılık düzeylerinin sosyalleşme süreçlerine etkisini, cinsiyet, yaş, eğitim, anne ve baba meslek, ailenin aylık gelir düzeyi, haftalık antrenman uygulamalarının saat ve gün değişkenleri ile yüzme sporcularının spora bağlılık düzeylerinin, sosyalleşme süreçlerine etkisini belirlemektir. Araştırma, yüzme sporcularının demografik özelliklerinin, spora bağlılık düzeylerinin, sosyalleşme süreçlerine etkisinin araştırılması doğrultusunda yapılan bu araştırma betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeline uygun olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini; 2024-2025 yıllarında Doğu Anadolu Bölgesindeki yüzme sporcuları (n=660) örneklem grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Spora Bağlılık Ölçeği (SBÖ)" ile "Sosyalleşme Ölçeği (SÖ)" kullanılmıştır. Çalışma verilerinin toplanması Google Forms ortamında, analizleri SPSS 26 programı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda yüzme sporcularının çoğunlukla yüksek eğitimli, yüksek gelirli ve kadın bireylerden oluştuğunu söyleyebiliriz. Erkeklerin hem spora olan bağlılıkları hem de spor aracılığıyla sosyalleşme düzeylerinin kadınlardan daha yüksek olması, spora bağlılık ile sosyalleşme arasında toplumsal cinsiyetin belirleyici bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Spora bağlılık düzeylerinin yaşa göre anlamlı şekilde farklılaştığını ve bu bağlılığın özellikle genç yaş gruplarında daha yüksek olduğunu göstermektedir. Sosyalleşme boyutunda ise yaşa göre değişkenlik göstermekle birlikte, sporun her yaş grubunda bireyin sosyal yönünü besleyen bir araç olduğu söylenebilir. Eğitim düzeyinin spora katılım motivasyonunu ve spordan elde edilen doyumu etkileyen önemli bir değişken olduğu söylenebilir. Eğitim düzeyi düştükçe sporun yaşam pratiği içerisindeki yeri artmakta, bu da spora bağlılık ve içselleştirme düzeylerini yükseltmektedir. Ancak daha yüksek eğitim seviyelerinde spor daha çok sosyalleşme amaçlı yapılmakta, bağlılık ve adanmışlık düzeyleri göreli olarak azalmaktadır. Baba mesleği, spora bağlılık ve sosyalleşme düzeylerini etkileyen önemli bir sosyoekonomik faktördür. Anne mesleği değerlendirildiğinde, kamu görevlisi annelerin çocuklarının sporla ilişkileri hem bağlılık hem de sosyalleşme açısından daha güçlüdür. Aile gelir düzeyinin spora bağlılık, zindelik, adanmışlık ve sosyalleşme üzerinde sınırlı bir etkisi olduğu görülmekle birlikte, içselleştirme gibi bireysel ve duygusal bileşenlerde belirgin farklılıklar ortaya koyması dikkat çekicidir. Haftalık antrenman sıklığı, spora bağlılık, zindelik, adanmışlık ve içselleştirme gibi faktörlerde belirleyici bir değişken olarak öne çıkmaktadır. Bu sonuç, sporcuların düzenli antrenman yapmalarının yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal gelişimlerini de olumlu yönde etkilediğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, spora bağlılık düzeyi arttıkça sporcuların sosyalleşme eğilimlerinin de artış gösterdiği görülmekle birlikte, bu ilişkinin sınırlı düzeyde olması, sosyalleşme sürecinin çok boyutlu bir yapı sergilediğini ve yalnızca spora bağlılıkla açıklanamayacağını ortaya koymaktadır. Yüzme sporcularının spora olan bağlılık düzeyleri, sosyal gelişimlerini ve sosyalleşme süreçlerini olumlu yönde etkileyerek, spora katılımın sadece fiziksel değil, sosyal açıdan da büyük önem taşıdığı söylenebilir. Bu bulgular, sporcuların spora olan bağlılıklarını artırmak için düzenli antrenman ve sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesinin gerekliliğini vurgulamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Atık beton agregası ve mermer tozu içeren geopolimer harçların fiziksel, mekanik ve dayanıklılık performansının incelenmesi

    İrem Gülmez

    Bu çalışma inşaat yıkıntı atıkları (YA) ve mermer tozu (MT) agregası ile birlikte, silis dumanı (SD) ve uçucu kül (UK) bağlayıcı malzemelerinin geopolimer harçların özellikleri üzerindeki etkisini araştırmaktadır. Çalışmada alkali aktivatör konsantrasyonu 12 M (NaOH) ve Na2SiO3/NaOH oranı 2 olarak seçilmiştir. Aynı zamanda, hazırlanan karışımlarda MT agregası, YA'nın ağırlıkça %25'i ile yer değiştirilmiştir. Bağlayıcı olarak kullanılan SD, UK'nın ağırlıkça %0, %10, %20 ve%30 olacak şekilde yer değiştirilerek kullanılmıştır. Geopolimer numuneler üzerinde fiziksel, mekanik ve durabilite deneyleri yapılmıştır. Aynı zamanda mikroyapı analizleri de incelenmiştir. Yanısıra, mikroyapı analizleri taramalı elektron mikroskopu (SEM) ile yapılmıştır. Karışımlardaki UK oranı azaldıkça su emme ve görünür porozite değerleri de azalmıştır. SD ve MT oranı arttıkça eğilmede çekme dayanımı artmıştır fakat belli bir seviyeden sonra düşüş gözlenmiştir. MT miktarının artmasıyla birlikte basınç dayanımı artış göstermiştir. Donma-çözünme deneyinde gözlemlenen hasarlar, SD oranı %0 olan numunelere aittir. Sonuç olarak mermer tozunun arttırılması ve silis dumanının azaltılması, deney sonuçlarının referans numunelere göre geopolimer harçlarda iyileşme sağladığını göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kripto para fiyat analizi için makine öğrenme yaklaşımları

    İrem Sevda İnce

    Bu çalışma, finansal zaman serilerinin kısa vadeli tahmini amacıyla çeşitli veri yapıları ve model konfigürasyonlarının kapsamlı bir değerlendirmesini sunmakta; teknik göstergelerle zenginleştirilmiş Long Short-Term Memory (LSTM) tabanlı bir derin öğrenme modeli önermektedir. Model, saatlik ve dakikalık çözünürlükte yapılandırılmış veri setleri kullanılarak, fiyat-hacim bilgileri ile teknik analiz göstergelerinin ayrı girişler olarak işlendiği farklı senaryolar altında test edilmiştir. Ayrıca LSTM, GRU ve BiLSTM mimarileri; MSE, MAE, Huber ve büyük hataları daha fazla cezalandıracak şekilde tasarlanmış özel bir ağırlıklı kayıp fonksiyonu ile değerlendirilmiştir. Deneysel sonuçlar, teknik göstergelerle desteklenen LSTM modelinin hem fiyat hareketlerinin yönünü hem de büyüklüğünü doğru şekilde tahmin etmede yüksek performans sergilediğini göstermektedir. Bu çalışma, derin öğrenme tabanlı finansal tahmin bağlamında farklı veri türleri ve modelleme stratejilerini birlikte ele alan bütüncül çerçevesiyle literatüre anlamlı bir katkı sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    7509 numaralı teşrifat defterinin (H.23/07/1214-M.21/12/1799) transkripsiyon ve değerlendirmesi

    Sidar Özgür

    Bu tez, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi'nde yer alan TS.MA.d.7509 numaralı defterin transkripsiyonu ve analizi çerçevesinde Osmanlı teşrifat sistemi üzerine odaklanmaktadır. Söz konusu defter, Hicrî 1214 (Miladî 1799) yılına ait olup, Osmanlı saray protokolünün işleyişi, tören düzenlemeleri ve saray hayatına dair zengin içerikler sunmaktadır. Özellikle dönemin Darüssade Âğası olan ve sonradan Halil Paşalı olarak bilinen Küçük Bilal Âğa'nın gerçekleştirdiği ihsanlar, mevlid-i şerif sırasında, camiye ve Enderûn'a gidişlerde yapılan törenler, Eski Saray'a verilen hediyeler, bayramlar ve Nevruz gibi özel günlerdeki sunumlar kayıt altına alınmıştır. Defterde yer alan bilgiler yalnızca teşrifat sistemine değil, aynı zamanda dönemin saray mutfağı, giyim-kuşam kültürü, yeme - içme alışkanlıkları, ekonomik harcamaları ve saray dışı ilişkileri hakkında da önemli veriler sunmaktadır. Küçük Bilal Âğa'nın hem saray içindeki protokol görevleri hem de saray dışındaki sosyal ve ekonomik faaliyetleri, bu defter üzerinden ayrıntılı olarak takip edilebilmektedir. Bu yönüyle çalışma, 18. yüzyılın sonu Osmanlı teşrifat yapısına ışık tutan birincil kaynaklara dayalı önemli bir katkı niteliğindedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Basketbol antrenörlerinin olumsuz davranışlar (mobbing) algısının antrenörlere yönelik tutumları üzerindeki etkisi

    Volkan Özmen

    Spor ortamında antrenörlerin karşılaştıkları olumsuz davranışlar, mesleki motivasyon ve tutumları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Basketbol antrenörlerinin mobbing algılarının, antrenörlüğe yönelik tutumlarıyla nasıl bir ilişki içinde olduğu bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, katılımcıların cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim düzeyi, antrenörlük deneyimi ve çalıştığı kulüp sayısı gibi demografik değişkenler dikkate alınmıştır. İlişkisel tarama yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmada, "Olumsuz Davranışlar (Mobbing) Ölçeği ve "Antrenörlüğe Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmaya Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Gençlik ve Spor İl/İlçe Müdürlükleri, üniversitelerde basketbol uzmanlık dersi veren akademisyenler, halk eğitim merkezleri, belediye spor kulüpleri ve özel spor kulüplerinde görev yapan 193 erkek 87 kadın olmak üzere toplamda 280 gönüllü basketbol antrenörü katılmıştır. Verilerin tanımlayıcı istatistiği ile iki ve ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında sırasıyla t-Testi ve One Way ANOVA testleri SPSS 25.0 paket programı aracılığı ile yapılmış ve anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların eğitim düzeyi ve medeni durum değişkenlerine göre olumsuz davranışlar (mobbing) ve antrenöre yönelik tutum ölçeği alt boyutlarında anlamlı düzeyde farklılıklar bulunmazken (p>0.05). Cinsiyet, yaş, antrenörlük deneyimi ve çalıştığı kulüp sayısı değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Elde edilen bulgular doğrultusunda, antrenörlerin kişisel ve mesleki özelliklerinin, iş ortamında maruz kaldıkları olumsuz davranışları algılama biçimlerini ve mesleklerine yönelik tutumlarını etkileyebildiğini göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Özel eğitim öğretmenlerinin spor farkındalıkları ile belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin incelenmesi

    Muhammed İlyas Ergüven

    Bu çalışmanın amacı; Elazığ ilinde faaliyet gösteren özel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin spor farkındalıkları ile belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma betimsel bir çalışma olup çalışmanın yürütülmesinde ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreninin 2023-2024 eğitim- öğretim döneminde Elazığ ili Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı özel eğitim kurumlarında eğitim gören 340 öğrenci, örneklemi ise bu kurumlarda görev yapan öğretmenlerden eğitim öğretim yılında 210 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmanın amacına uygun hazırlanmış "kişisel bilgi formu", 'sporda farkındalık ölçeği' ve "belirsizliğe tahammülsüzlük Ölçeği" formu kullanılmıştır. Elde veriler veriler SPSS 25.00 programında değişkenlerin yüzde ve frekans değerleri hesaplanmıştır. Verilerin normallik varsayımlarını sağladığı ve parametrik testler (t-testi ve Anova testi) uygulanmıştır. Ölçekler arasında ilişkisini belirlenmesinde pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Elde edilen veriler ile yapılan istatistiksel analiz anlamlılık seviyesi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların genel farkındalık düzeyleri orta-üst seviyede bulunmuştur. Erkekler, genç bireyler, bekarlar, sporla aktif ilgilenenler ve egzersiz yapanlar daha yüksek spor farkındalığına sahiptir. Ekonomik düzey, eğitim durumu ve öğretmenlik branşı gibi değişkenler farkındalık üzerinde anlamlı bir etki göstermemiştir. Katılımcıların genel tahammülsüzlük düzeyleri orta seviyededir. Evli, çocuk sahibi, kronik rahatsızlığı olan bireyler ile düşük gelir grubunda yer alanlar daha yüksek belirsizlik kaygısı yaşamaktadır. Sporla ilgilenen ve düzenli egzersiz yapan bireylerin ise belirsizliğe karşı daha dayanıklı olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tavuk köftesinin pişirilmesinde uygulanan yenilikçi bir yöntem: Ohmik ısıtma

    Serap Sabancı

    Bu çalışma, ohmik ısıtma teknolojisinin tavuk köftesinin pişirme sürecine etkilerini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Ohmik ısıtma, gıda ürünleri içerisinden elektrik akımının doğrudan geçirilmesi yoluyla hacimsel ve homojen ısı üretimi sağlayan modern bir ısıtma yöntemidir. Çalışmada, tavuk göğüs eti kullanılarak hazırlanan köfte numuneleri, üç farklı voltaj gradyanında (7, 11 ve 15 V/cm) pişirilmiş ve her işlemde ürünün merkez sıcaklığı 75 °C'ye ulaşana kadar ısıtma uygulanmıştır. Pişirme süresi, sıcaklık artış hızı, sıcaklık dağılımı (termal kamera ve T-tipi termokupl ile), elektriksel iletkenlik (Eİ) ve tekstürel değişimleri ile Salmonella inaktivasyonu gibi parametreler detaylı olarak değerlendirilmiştir. Tavuk köftelerinin 7 V/cm, 11 V/cm ve 15 V/cm voltaj gradyanlarına ait ohmik pişirme süresi sırasıyla 390±5 s, 149±10 s, 86±2 s olarak belirlenmiştir. Sıcaklık artış hızının en yüksek değeri 0.77 °C/s ile 14 V/cm voltaj gradyanında gözlenirken en düşük değeri 0.17 °C/s ile 7 V/cm ohmik pişirme işleminde tespit edilmiştir. Ohmik pişirme işlemi boyunca tavuk köftelerine ait Eİ değeri 7, 11 ve 15 V/cm voltaj gradyanları için sırasıyla 0.54-2.49 S/m, 0.85-2.81 S/m ve 0.81-2.91 S/m aralığında tespit edilmiştir. Tavuk köfte örneklerine 7, 11 ve 15 V/cm voltaj gradyanlarında uygulanan ohmik ısıtma işlemiyle elde edilen sertlik değerleri sırasıyla 12.91 ± 0.84, 13.92 ± 0.85 ve 17.26 ± 0.59 N olarak belirlenmiştir. Sertlik değerindeki artışla birlikte dış yapışkanlık değerinin düştüğü tespit edilmiştir. Ohmik pişirilmiş tavuk köftesine ait L* parlaklık değerleri incelendiğinde kontrol, 7, 11 ve 15 voltaj gradyanlarında sırasıyla 56.00±0.67, 72.70±3.75, 75.70±0.93, 80.17±0.72 olduğu tespit edilmiştir. Ohmik pişirme işleminde farklı voltaj gradyanlarının özellikle Hue açısı ve kroma gibi önemli renk değerleri üzerine herhangi bir etkisinin olmadığı gözlenmiştir. Ohmik işlem öncesinde ekim yapılan numunelerdeki Salmonella spp. başlangıç konsantrasyonu 7.19 ± 0.075 log kob/g olduğu voltaj gradyanlarına bağlı olarak 7, 11 ve 15 V/cm voltaj gradyanlarında sırasıyla 6.04 ± 0.12 log kob/g, 5.45 ± 0.22 log kob/g ve 5.20 ± 0.33 log kob/g olarak sayılmıştır. Sonuç olarak, mevcut tez verileri ohmik ısıtma yönteminin tavuk köftesinin pişirilmesinde uygulanabilirliğini ortaya koymaktadır. Ohmik yöntemin özellikle yüksek voltaj gradyanlarında hızlı ve enerji verimli bir pişirme süreci sağladığı dikkati çekmiştir. Ayrıca gıda güvenliği açısından risk oluşturan Salmonella türlerinin ohmik pişirme işlemiyle inaktive edilebileceği de belirlenmiştir. Buradan yola çıkılarak, ohmik ısıtma yöntemiyle pişirme sürecinin optimizasyonu sağlanarak endüstriyel gıda üretimindeki kullanılabilirliğinin arttırılabileceği ifade edilebilir. Bu yönüyle mevcut tez çalışmasının, literatürde sınırlı sayıda bulunan tavuk köftesi özelindeki ohmik ısıtma uygulamalarına önemli katkı sunacağı düşünülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Kuzgun Barajı’nda (Erzurum) Yaşayan Squalius semae Turan, Kottelat & Bayçelebi, 2017 Türünün Kas Dokularındaki Yağ Asidi Kompozisyonunun Belirlenmesi

    Özçiçek, Esin; Kocabaş, Mehmet; Kutluyer Kocabaş, Filiz; Ökkeş; Yılmaz, Okkes; Yilmaz; Ozmen, Gorkem Kirmizikaya

    Bu çalışmada, Kuzgun Barajından yakalanan Squalius semae kas dokusundaki yağ asidi profili, gaz kromatografisi kullanılarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, 9 doymuş yağ asidi (SFA), 10 tekli doymamış yağ asidi (MUFA) ve 7 çoklu doymamış yağ asidini (PUFA) içeren toplam 26 yağ asidi tespit edilmiştir. Sonuçlarımız kas dokusundaki çoklu doymamış yağ asitlerinin (PUFA) (%46,49) doymuş yağ asitlerine (SFA) göre daha yüksek oranda bulunduğunu göstermiştir ve bunu MUFA'lar (%28,01) ve SFA'lar (%25,5) izlemiştir. Palmitik asit (C16:0) (%16,19) ana doymuş yağ asidiyken, dokosaheksaenoik asit (DHA, C22:6 n−3) (%13,75) ile eikosapentaenoik asit (EPA, C20:5 n−3) (%12,18) ana çoklu doymamış yağ asidi olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, S. semae besin açısından insan tüketimi için değerlidir ve tüketici tarafından alternatif besin kaynağı olarak tüketilebilir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2025
    II. Abdülhamid Devrinde Ölü Doğmuş Bir Rum Cemiyeti: Cemiyet-i Mezhebiye

    Alp, Ruhat

    Modernitenin geleneksele meydan okuyuşunda işlevsel bir öğe olan ve Fransız İhtilali ile evrensel bir mesaja dönüşen ulusçuluk, mevcut siyasal yapı ve statükoları dönüştürmüş, Osmanlı gibi geleneksel imparatorluklar bu kavramın etkisiyle tedrici bir parçalanma süreci içerisine girmişlerdir. Yunan/Rum tebaayı da etkisi altına alan bu akım, kadim Osmanlı birlikte yaşama kültürünün de bir bakıma sonunu getirmiştir. Kaldı ki Yunan ulusçuluğu yapısı itibariyle irredentist, yani kültürel veya tarihi bağ kurulan toprakları geri almayı hedefleyen bir harekettir. Dolayısıyla, 19. yüzyıl Yunan ulusçularının Osmanlı Rumlarının yaşadığı topraklara yönelik taleplerine karşı Osmanlıların savunma refleksleri geliştirdiği de bir dönemdir. Yunan ulusçuları, davaları için cemiyetleri dahi araçsallaştırmışlardır. Osmanlı Rumlarının kurduğu birçok cemiyet, toplumsal faaliyetler kisvesi altında ulusçuluğun kaleleri haline gelmiş ve devleti oldukça uğraştırmıştır. Çalışmamızın konusu olan Cemiyet-i Mezhebiye, 2. Abdülhamid döneminde, İstanköy Adası’nda, tam da böyle bir konjonktür içerisinde doğmuştur. Cemiyet bir zanaat ve esnaf cemiyeti kimliğiyle ve daha çok Rumlara yönelik bir imajla ortaya çıkmıştır. Cemiyete, Abdülhamid bürokrasisi şüpheyle yaklaşmış ve nihayetinde cemiyetin faaliyetlerine izin verilmemiştir. Bu çalışmada, Cemiyet-i Mezhebiye’nin kanunnâmesine dayanarak kurumsal kimliğine ve işleyiş mekanizmalarına dair veriler ortaya konulacağı gibi ulusallaşma ve cemiyetleşme olguları ekseninde, cemiyetin kuruluşuna neden izin verilmediği sorusunun da cevabı aranacaktır. Bu itibarla Osmanlı topraklarında ölü doğmuş bir cemiyetin tarihsel serüveni, çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Çocuk Görüşme Merkezleri: “Yararlanıcıların Perspektifinden Bir İnceleme”

    Akgül, Ceylan Sülü; Berk, Cansu

    Sosyal hizmet uygulamaları açısından çocuğun üstün yararını gözeten, ebeveynlerin ve çocukların iyilik halini ve refah düzeyini arttıran, çocuğun temel haklarını koruma altına alan Çocuk Görüşme Merkezleri (ÇGM) sosyal hizmet alanında 2022 yılı Nisan ayından beri uygulanmaktadır. Bu çalışma kapsamında Çocuk Görüşme Merkezlerinden hizmet alan 10 ebeveyn ve 1 birinci derece yakın (anneanne) ile derinlemesine görüşmeler yapılarak elde edilen bulgular MAXQDA programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular hizmetten yararlanan bireylerin; Hizmet Hakkındaki Düşünceleri-Eski Eşle Karşılaşmamak, İcra Yoluyla Çocuğun Alınmaması, Kurum Adı ve Kurum Tarafından Aranmak, Hizmeti Nasıl Öğrendikleri, Hizmete Başvurma Nedenleri, ÇGM’ ye İlişkin Değerlendirmeleri- Olumlu Yanlar, Görev Yapan Personel, Fiziki Yapı, ÇGM’nin Çocuk ve Ebeveyn Üzerindeki Etkisi- Ebeveynler/Çocuklar Üzerindeki Etkisi ve Öneriler ana tema ve alt temalarına ayrılarak tematik analiz yöntemiyle deşifre edilmiştir. Elde edilen bulgularda hizmetin olumlu yanları bilhassa eski eş ile karşılaşmama, mahkeme tarafından belirlenen gün ve saatlerde çocuğu düzenli olarak görebilme, çocuğu diğer ebeveynden görevli uzman aracılığıyla güvenli bir ortamda alma ve çocuğun üstün yararını göz ardı eden icra uygulamasının son bulması yönündeki anlatılar öne çıkmıştır. Gerek hizmetin Türkiye için yeni olması gerekse de hizmetten yararlanan ebeveynler perspektifinden kaleme alınan ilk eser olması nedeniyle bu çalışmanın alana önemli bir katkı sağlayacağı ve büyük bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Fen bilgisi öğretmen adaylarının biyolojik çeşitlilik konusundaki farkındalık ve davranışları: Ölçek geliştirme çalışması

    Karakaya Cirit, Didem; Turkoglu, İsmail; Özyurt, Zeynep

    Bu araştırmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının biyolojik çeşitlilik konusundaki farkındalık ve davranış düzeylerini belirlemeye yönelik bir ölçek geliştirmektir. Araştırmacı tarafından ilgili alan taraması yapılarak ölçme aracı için 60 maddelik madde havuzu belirlenmiştir. Alan uzman görüşü alındıktan sonra, madde sayısı 56 maddeye indirilerek yeniden düzenlenmiştir. Hazırlanan ölçek iki devlet üniversitesindeki 280 öğrenciye uygulanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliği için açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. “Biyolojik Çeşitlilik Farkındalık Ölçme Aracı” (BÇFÖA), yapılan açımlayıcı faktör analiziyle 24 madde olarak, “Biyolojik Çeşitlilik Davranış Ölçme Aracı” (BÇDÖA) ise yapılan açımlayıcı faktör analiziyle 25 maddelik son halini almıştır. Güvenirlik çalışması sonrasında da BÇFÖA’nın genel cronbach alfa katsayısının .72 olduğu, BÇDÖA’nın geneli için cronbach alfa katsayısının .75 olarak bulunmuştur. Tüm bu çalışmalar sonrasında biyolojik çeşitlilik farkındalık düzeylerini ölçmek için 6 alt boyutta hazırlanmış 24 maddeden oluşan ölçek ve biyolojik çeşitlilik davranış düzeylerini ölçen 7 alt boyutta hazırlanmış 25 maddeden oluşan 5’li likert türü ölçek geliştirilmiştir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    New Record of the Melanopsis buccinoidea (Olivier, 1801) from two streams of Mersin (Türkiye) with Evaluation Some Morphometric Parameters

    Kocabaş, Mehmet; Kutluyer Kocabaş, Filiz

    In this study, some biometric characteristics of the freshwater snail Melanopsis buccinoidea (Olivier, 1801) were determined in Koca Stream and Bayat Stream (Mersin, Türkiye). Weight (W) (g), shell length (SL) (mm), shell width (SW) (mm), aperture length (AL) and width (AW) (mm) measurements were made on the samples taken from different stations. Morphological relationships were determined by multivariate statistical evaluation. The highest values in terms of shell length and weight were determined to be 16.53±3.67 mm and 0.47±0.23 g, living in Koca Stream. The largest shell length measured in the samples was 21.93 mm and the aperture width was 10.62 mm. The results were analyzed using Principal Component Analysis (PCA), a versatile statistical technique employed to explore the relationships between variables and account for a significant portion of the dataset. Samples taken from different stations showed a strong relationship between aperture width and spir height.

    • SDG 14 · Sudaki Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Pandemi Döneminde Hemşire Ebeveynin Çocuğu Olmak: Nitel Bir Çalışma

    Durmaz, Yadigar Çevik; Kuzu, Ayşe; Öztürk, Pınar Çiçekoğlu

    Amaç: Bu çalışma hemşire ebeveynlerin çocuklarının COVID-19 pandemi algısı ve pandemi dönemindeki deneyimlerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni kullanılarak yapılan bu çalışma, 1 Ocak–1 Mart 2021 tarihleri arasında pandemi sürecinde çalışan, 3-7 yaş grubunda çocuğu olan hemşireler ve onların çocukları ile gerçekleştirilmiştir. Ebeveynlere kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılmış 23 ebeveyn-çocuk çifti (23 ebeveyn ve 23 çocuk) ile çalışma tamamlanmıştır. Çalışmanın verileri ebeveynler ve çocuklar için geliştirilmiş yarı yapılandırılmış formlar aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde MAXQDA 2022 bilgisayar programı kullanılmıştır. Bulgular: Ebeveynler ve çocuklarla yapılan görüşmeler sonunda iki ana tema belirlenmiştir. Birinci tema olan değişen ebeveyn çocuk ilişkisi, pandemiden önce ebeveyn çocuk ilişkisi ve pandemiden sonra ebeveyn çocuk ilişkisi olmak üzere iki alt temadan oluşmaktadır. İkinci tema olan pandeminin çocuklar üzerindeki etkileri ise çocuklar için koronavirüsün anlamı, ebeveynin gözünden çocukların yaşamında korona virüs, çocukların yetkililerden isteği ve ebeveynlerin gözünden çocukların duygu ve davranışları olmak üzere dört alt temadan oluşmaktadır. Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda, pandemi döneminde çocukların hemşire ebeveynleri ile geçirdiği zamanın azaldığı, ilişkinin şeklinin değiştiği ve çocukların duygu ve davranışlarında olumsuz değişimler meydana geldiği belirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Avrupa birliği ülkelerinin iş yapabilme kolaylığının çok boyutlu ölçekleme analizi ile incelenmesi

    Veysikarani, Dilek; Özel, Sibel Örk

    İş yapabilme, küresel ekonomiye sağlayacağı olumlu etkiler nedeniyle politika yapıcılar için öncelikli bir konu haline gelmektedir. Yatırım sermayeleri ve girişimcilerin artan hareketliliği de bu önceliğin önemini daha da artırmaktadır. Bu bağlamda yapılan çalışmada, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin iş yapabilme seviyelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, 2021 yılına ait İş Yapma Kolaylığı Endeksi verileri Dünya Bankası'ndan alınarak kullanılmıştır. Çalışmada, AB üyesi ülkelerin İş Yapma Kolaylığı Endeksi'nin alt boyutlarına göre benzerlikleri ve farklılıklarını belirlemek amacıyla Çok Boyutlu Ölçekleme analizi yapılmıştır. Bu analiz sonucunda, endekse göre en çok homojenlik gösteren değişkenlerin "İşe Başlama" ve "Vergi Ödemesi" olduğu belirlenmiştir. Ülkeler arasında ise en çok benzerlik gösterenlerin Almanya, Danimarka, Estonya ve Litvanya olduğu saptanmıştır. Bu bulgular, AB üyesi ülkelerin iş yapabilme kolaylığı açısından bazı ortak özelliklere sahip olduğunu, ancak yine de belirli farklılıkların mevcut olduğunu göstermektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2025
    Determination of Toxic Effect of Gamma Cyhalothrin in Dreissena polymorpha by Some Biomarkers

    Parlak Ak, Tuba; Aydın, Ayşe Nur; Serdar, Osman

    In this study, the effects of pesticides on the freshwater mussel Dreissena polymorpha, a non-target organism, were aimed to be determined through biochemical responses. For this purpose, first, the acute toxicity value (LC50) of Gamma Cyhalothrin (GCH) pesticide on D. polymorpha was determined by standard static method and the LC50 value was calculated as 13.64 mg/L using probit analysis. Then, superoxide dismutase (SOD), glutathione peroxidase (GPx), catalase (CAT) activities, malondialdehyde (MDA) and glutathione (GSH) level responses of D. polymorpha organism exposed to GCH sublethal concentrations for 24 and 96 hours were determined. In addition to biochemical biomarkers, histopathological responses were evaluated. In conclusion, this study demonstrated the abilities of GCH pesticides to induce oxidative stress. Moreover, MDA, GSH levels, SOD, CAT, GPx activities and histopathological responses could be used as an effective biomarker in D. polymorpha.