Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alataş, Mevlüt(33)
- Serdar, Osman(29)
- Batan, Nevzat(19)
- Dal, Murat(19)
- Utku, Anıl(18)
- Benzer, Fulya(14)
- Ezer, Tülay(14)
- Kutlu, Banu(14)
- İlhan, Aziz(14)
- Altı, Aziz(13)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(13)
- Yüksel, Fahrettın(13)
- Zengin, Ersoy(13)
- Aydin, Rahmi(12)
- Karatay, Gülnaz(12)
- Kutluyer Kocabaş, Filiz(12)
- Ozcan, Ebru Ifakat(12)
- Aksu, Önder(11)
- Aslan, Alper(11)
- Dal, Nursel Alp(11)
- Demirol, Ferhat(11)
- Etli, Serkan(11)
- Gökcan, Özkan(11)
- Gürarslan Baş, Nazan(11)
- Sarı, Sacit(11)
- Sertel, Savaş(11)
- Yucesan, Melih(11)
- Cuşa, Hasan(10)
- Erata, Hüseyin(10)
- Kuzgun, Nermin Karaton(10)
- Şentürk, Gamze(10)
- Akgül, Melek(9)
- Erguven, Gokhan Onder(9)
- Işık, Erdem(9)
- Kahraman, Gökhan(9)
- Koç, Ali(9)
- Sabanci, Serdal(9)
- Topal, Murat(9)
- Yazdıç, Ferit Can(9)
- Çılğın, Zeynel(9)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025Pandemi Döneminde Hemşire Ebeveynin Çocuğu Olmak: Nitel Bir Çalışma
Durmaz, Yadigar Çevik; Kuzu, Ayşe; Öztürk, Pınar Çiçekoğlu
Amaç: Bu çalışma hemşire ebeveynlerin çocuklarının COVID-19 pandemi algısı ve pandemi dönemindeki deneyimlerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni kullanılarak yapılan bu çalışma, 1 Ocak–1 Mart 2021 tarihleri arasında pandemi sürecinde çalışan, 3-7 yaş grubunda çocuğu olan hemşireler ve onların çocukları ile gerçekleştirilmiştir. Ebeveynlere kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılmış 23 ebeveyn-çocuk çifti (23 ebeveyn ve 23 çocuk) ile çalışma tamamlanmıştır. Çalışmanın verileri ebeveynler ve çocuklar için geliştirilmiş yarı yapılandırılmış formlar aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde MAXQDA 2022 bilgisayar programı kullanılmıştır. Bulgular: Ebeveynler ve çocuklarla yapılan görüşmeler sonunda iki ana tema belirlenmiştir. Birinci tema olan değişen ebeveyn çocuk ilişkisi, pandemiden önce ebeveyn çocuk ilişkisi ve pandemiden sonra ebeveyn çocuk ilişkisi olmak üzere iki alt temadan oluşmaktadır. İkinci tema olan pandeminin çocuklar üzerindeki etkileri ise çocuklar için koronavirüsün anlamı, ebeveynin gözünden çocukların yaşamında korona virüs, çocukların yetkililerden isteği ve ebeveynlerin gözünden çocukların duygu ve davranışları olmak üzere dört alt temadan oluşmaktadır. Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda, pandemi döneminde çocukların hemşire ebeveynleri ile geçirdiği zamanın azaldığı, ilişkinin şeklinin değiştiği ve çocukların duygu ve davranışlarında olumsuz değişimler meydana geldiği belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Avrupa birliği ülkelerinin iş yapabilme kolaylığının çok boyutlu ölçekleme analizi ile incelenmesi
Veysikarani, Dilek; Özel, Sibel Örk
İş yapabilme, küresel ekonomiye sağlayacağı olumlu etkiler nedeniyle politika yapıcılar için öncelikli bir konu haline gelmektedir. Yatırım sermayeleri ve girişimcilerin artan hareketliliği de bu önceliğin önemini daha da artırmaktadır. Bu bağlamda yapılan çalışmada, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin iş yapabilme seviyelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, 2021 yılına ait İş Yapma Kolaylığı Endeksi verileri Dünya Bankası'ndan alınarak kullanılmıştır. Çalışmada, AB üyesi ülkelerin İş Yapma Kolaylığı Endeksi'nin alt boyutlarına göre benzerlikleri ve farklılıklarını belirlemek amacıyla Çok Boyutlu Ölçekleme analizi yapılmıştır. Bu analiz sonucunda, endekse göre en çok homojenlik gösteren değişkenlerin "İşe Başlama" ve "Vergi Ödemesi" olduğu belirlenmiştir. Ülkeler arasında ise en çok benzerlik gösterenlerin Almanya, Danimarka, Estonya ve Litvanya olduğu saptanmıştır. Bu bulgular, AB üyesi ülkelerin iş yapabilme kolaylığı açısından bazı ortak özelliklere sahip olduğunu, ancak yine de belirli farklılıkların mevcut olduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Determination of Toxic Effect of Gamma Cyhalothrin in Dreissena polymorpha by Some Biomarkers
Parlak Ak, Tuba; Aydın, Ayşe Nur; Serdar, Osman
In this study, the effects of pesticides on the freshwater mussel Dreissena polymorpha, a non-target organism, were aimed to be determined through biochemical responses. For this purpose, first, the acute toxicity value (LC50) of Gamma Cyhalothrin (GCH) pesticide on D. polymorpha was determined by standard static method and the LC50 value was calculated as 13.64 mg/L using probit analysis. Then, superoxide dismutase (SOD), glutathione peroxidase (GPx), catalase (CAT) activities, malondialdehyde (MDA) and glutathione (GSH) level responses of D. polymorpha organism exposed to GCH sublethal concentrations for 24 and 96 hours were determined. In addition to biochemical biomarkers, histopathological responses were evaluated. In conclusion, this study demonstrated the abilities of GCH pesticides to induce oxidative stress. Moreover, MDA, GSH levels, SOD, CAT, GPx activities and histopathological responses could be used as an effective biomarker in D. polymorpha.
- MakaleAçık Erişim2025The Relationship between Copper Tolerance and Antibiotic Susceptibility of Vagococcus salmoninarum Isolated from Kılavuzlu Dam Lake
Gokhan, Haci Bayram; Ispır, Ünal; Özcan, Mikail; Şeker, Engin
The contamination of aquatic ecosystems by heavy metals has been identified as a significant environmental hazard for aquatic animal species, including fish. The objective of this study was to investigate the tolerance of Vagococcus salmoninarum bacteria to copper and the impact of copper exposure on antibiotic susceptibility. The bacterial isolates, comprising six strains, were obtained from rainbow trout reared in cage culture at Kılavuzlu Dam Lake. The initial assessment of antibiotic susceptibility was conducted using the Kirby-Bauer disc diffusion method, which was subsequently validated through the determination of minimum inhibitory concentration (MIC). The broth microdilution method was employed, with the bacterial isolates exposed to concentrations of copper sulphate ranging from 0.1 to 1 mM. The resistance to multiple antibiotics was altered to be significantly altered following exposure to copper sulphate. The minimum inhibitory concentration (MIC) value of copper was observed to be 0.4 mM against V. salmoninarum. It was noted that V. salmoninarum, which has been exposed to copper in its natural environment, has developed the capacity to withstand stress and has undergone a change in its physiological status.
- MakaleYalnız künye2025Tarihsel Anlayışın Diyalektik Dokusu: Çağdaş Hermenötikte Collıngwood’un Soru Ve Cevap Mantığı
Özpolat, Gürhan; Tural, Ali Can
Robin George Collingwood, tarihsel bilginin dinamik ve öznel doğasını kabul ederek, doğa bilimlerinden farklı bir tarihsel metodolojinin gerekliliğini vurgulamıştır. Onun felsefesi, tüm insanlık tarihinin temelde insan düşüncesinin ve öz farkındalığının tarihi olduğunu ileri sürer. Collingwood, tarihsel aktörlerin düşüncelerini ve niyetlerini yakalama çabasında, geçmiş olayların “dışı” ve “içi” arasında ayrım yapar. Ona göre, tarihçinin rolü sadece olayları kaydetmenin ötesine geçer; ilgili soruları formüle ederek geçmiş düşünceleri zihinsel olarak yeniden canlandırmayı içerir. Bu makale, Collingwood'un felsefesinin tarihsel kavrayış üzerindeki derin etkisini, özellikle de “soru ve cevap mantığı” olarak bilinen yaklaşımı aracılığıyla incelemektedir. Bu yöntem, tarihsel anlayışın temeli olarak sorular ve cevaplar arasındaki etkileşimin altını çizmektedir. Soru ve cevap mantığı, önermeler ve sorular arasındaki karmaşık bağı vurgulayarak geleneksel mantığa meydan okur ve böylece tarihsel sorgulamada anlam, hakikat ve anlayışı yeniden tanımlar. Ayrıca makale, bu yaklaşımı hermenötik gelenek içerisinde analiz ederek, anlamanın süregelen ve sonsuz doğasını ele almaktadır. Heidegger'in döngüsel hermenötik anlayışıyla paralellikler kurarak, tarihsel yorumlamanın ve tarihsel anlam arayışının dinamik, diyalektik ve diyalojik doğasını vurgulamaktadır. Özetle, bu çalışma Collingwood'un çağdaş hermenötik üzerindeki etkisini incelemekte ve tarihsel yorumlama ve insan anlayışında soru ve cevap mantığının geçerliliğini yeniden teyit etmektedir.
- MakaleYalnız künye2025Üniversite Öğrencilerinin Sürdürülebilir Tüketim Davranışı Sergileme Düzeylerinin İncelenmesi
Akgun, Ali Alper; Umud, Habib
Tüketim alışkanlıklarının insanlar ve ekosistem açısından uzun vadede sürdürülebilir olmasını amaçlayan sürdürülebilir tüketim, mal ve hizmetlerin üretilme ve tüketilme biçimlerinde köklü değişiklikleri içeren dönüştürücü eylemlerde bulunulmasını gerektirir. Sürdürülebilir bir yaşam için bireylerin tüketim davranışlarını dönüştürmeyi hedefleyen kurum ve kuruluşların, stratejilerini belirlemeden önce bireylerin sürdürülebilir tüketim davranış düzeylerini belirlemeleri gerekmektedir. Üniversite öğrencilerinin sürdürülebilir tüketim davranışları sergileme düzeylerinin belirlenmesi, genç neslin çevresel bilinçlenme süreçlerine ve gelecekteki tüketim alışkanlıklarına ışık tutma potansiyeline sahip olması açısından oldukça önemlidir. Çalışma, üniversite öğrencilerinin sürdürülebilir tüketim davranışı sergileme düzeylerine yönelik mevcut duruma projeksiyon tutmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında sürdürülebilir tüketim davranışlarının demografik değişkenlerle ilgisi de araştırılmaktadır. Bu doğrultuda Munzur Üniversitesi Aktuluk kampüsünde öğrenim gören ve kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 485 öğrenciden yüz yüze anket yöntemiyle toplanılan veriler, SPSS-21 istatistiki programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, üniversite öğrencilerinin sürdürülebilir tüketim davranışları sergileme düzeylerinin; yaş demografik faktörü açısından bir farklılık göstermediğini, evli öğrencilerin; bekar öğrencilere göre, lisansüstü öğrenim düzeyine sahip öğrencilerin; ön lisans öğrenim düzeyine sahip öğrencilere göre daha yüksek çevre duyarlılığı ve tasarruf davranışı düzeyine sahip olduklarını göstermektedir. Çalışma, elde edilen bulgular dahilinde, üniversite öğrencilerini sürdürülebilir tüketim davranışına yöneltmek isteyen kurumlara yönelik önerilere yer vermektedir. Çalışma içinde yer alan sonuç ve öneriler, kurumlara geliştirecekleri stratejilerde kullanabilecekleri veriler sağlayabileceği gibi üniversitelere sürdürülebilir kampüs ortamları yaratabilme noktasında da yol gösterici fikirler sunabilecektir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Determination of Oxidative Stress Responses in Dreissena polymorpha Exposed to Rare Earth Elements (Terbium, Lanthanum, Gadolinium and Praseodymium) with Temperature
Serdar, Osman; Aydın, Ayşe Nur
The continuous development of industry pushes people to search for new resources, and for this reason, the usage areas of Rare Earth Elements (REEs) are increasing day by day. Increasing concentrations of REEs, as a result of increased use, create pollution in the environment and harm living organisms. This pollution interacts with increasing temperature and causes more negative synergistic effects of the pollutant in the environment and in the living body. In this study, sublethal concentration values were determined by literature review and the concentration value was determined as 125 mg/L. In the present study tt was aimed to investigate some oxidative stress and antioxidant responses of Terbium, Lanthanum, Gadolinium and Praseodymium REEs in Dreissena polymorpha at 125 mg/L concentration at 3 different temperatures (16, 18, 20 0C) with biomarkers. For this purpose, 24 and 96 hour experimental trial design was created and 7 D. polymorpha were used in each trial group, and the application experiments were carried out with 3 replications. The samples at the end of the experimental phase were stored at -80 degrees Celsius until they were analyzed. In this study, Superoxide dismutase (SOD), catalase (CAT) and glutathione peroxidase (GPx) enzyme activities and glutathione (GSH) and Thiobarbituric acid (TBARS) level biomarker responses were determined by ELISA test microplate reader. CAYMAN brand SOD (Catalog No 706002), CAT Catalog No 707002) and GPx (Catalog No 703102), GSH (Catalog No 703002) and TBARS (Catalog No 10009055) were used in the study. SPSS 24.0 package program one-way ANOVA (Duncan 0.05) was used for the evaluation of biochemical analyzes. According to the study data, statistically significant decreases were observed in SOD and CAT activities in the oxidative stress responses of REEs on D. Polymorpha with increasing temperature, while there was no significant change in GPx activities. It was determined that there were increases in TBARS levels and decreases in GSH levels. It is thought that the temperature factor, application concentration and application time are effective in the formation of these changes. It can be said that temperature change and pollutants cause oxidative stress in organisms and cause cell damage.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Investigating Consumers’ Boycott Behavior in the Context of Israeli-Palestinian Conflict: Social Media, Consumer Animosity and Perceived Efficacy Perspectives
Cevher, Muhammed Fatih
This study aims to reveal the effects of consumer animosity, perceived effectiveness, and social media on consumers' boycott intention. In addition, the study aims to investigate the mediating role of social media in the relationship between consumer animosity and boycott intention and the relationship between perceived efficacy and boycott intention. The study also analyzes whether there are significant differences in the boycott intentions of consumers in seven different regions of Turkey. A total of 749 consumer data from an equal number of consumers in seven different regions of Turkey were analyzed using structural equation modeling and ANOVA tests. The findings of the study show that consumer animosity, perceived efficacy, and social media have a positive effect on consumers' boycott intentions. While the mediating role of social media in the relationship between perceived effectiveness and boycott intentions was observed, the mediating role of social media in the relationship between consumer animosity and boycott intentions was not detected. It also revealed that there is a significant difference between regions in consumers' boycott intentions. The study differs from other studies in that it both investigates the mediating roles of social media variables and analyzes regional differences in the analysis of boycott intentions.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Is the Feldstein-Horioka Puzzle Valid in OECD Countries?
Korkmaz, Özge; Pehlivan, Ceren
Investments and savings are regarded as critical components in the evolution of economic performance. Both are employed to stimulate economic development and growth. Based on international capital movements, the Feldstein-Horioka puzzle investigated the relationship between savings and investment. The validity of the Feldstein-Horioka puzzle was investigated in this investigation for the years 1990-2021, covering OECD countries.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleYalnız künye2025Güncel sanat pratiğinde ev mekânının performatif bir alan olarak heterotopik kurgusu
Baltürk, Betül Buldak
Temelde bir mimarlık nesnesi olan ev, insanı temel alan disiplinler tarafından yapısal niteliğinin yanı sıra hem kültürel hem de fenomenolojik boyutuyla, tarihsel/ güncel bağlamları içinde çokça tartışılan bir niteliğe sahiptir. Günümüz sanatında birbirinden farklı konu ve pratik alan etrafında şekillenen örnekler olarak karşımıza çıkan ev kavramı, bu araştırmada yer verilen sanat yapıtlarından hareketle heterotopya kavramıyla bağlantılı olarak yorumlanmıştır. Fransız düşünür Michel Foucault tarafından geliştirilen heterotopya kavramı, mekânla ilişkili bir kavram olarak bir mekânın içinde barındırdığı farklı unsurların ilişkiselliği temelinden okunmaktadır. Bizlere çok boyutlu bir mekân okuması sunan kavram, araştırma kapsamında ev imgesine yönelik sanat üretim pratikleriyle birlikte ele alınırken nesne, mekân ve kişiler arasında aktif bir iletişimin yer aldığı güncel sanat örneklerine yer verilmiştir. Bu anlamda günümüz sanatçılarından Olivia Erlanger, Alex Da Corte ve Volkan Aslan’ın video ve performans gibi pratiklerin bir arada kullanıldığı üç boyutlu ev-mekân düzenlemeleri, heterotopya kavramının iç içe geçmiş farklı mekânsallıklara açılan yapısı bakımından incelenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Resim sanatının oturma odası
Polat, Şeniz
Bu çalışma, resim sanatında oturma odasını konu edinen eserleri ele almaktadır. Oturma odası, ev içindeki yaşam tarzını yansıtan, aile dinamikleri, misafirlik anlayışı ve günlük etkileşimlerin şekillendiği sosyal bir mekandır. Çalışmada, mimari bir unsur olarak oturma odasının tarihsel sürecine değinilir. Ev içindeki ortak kullanım alanı dinamiklerini konu edinen, Asya’da minyatür resimler ve baskı resimleri; Kuzey'den başlayarak tüm Avrupa kıtası ve dünyadan gündelik hayat resimleri tarihsel bir akış içinde incelenir. Gündelik hayat resmi içinde oturma odası resminin yeri ve önemi tartışılır. Bu çalışma, resim sanatında ev içindeki sıradan durumları ve evdeki gündelik rutinleri konu edinen eserleri çözümlemektedir. Çalışma, resim sanatında oturma odasının sanatsal ifadelerini, toplumsal boyutlarıyla aktarmayı hedefler. Bu çalışmayla oturma odasının günümüzde çağrıştırdığı anlamların, resim sanatındaki karşılıklarını ortaya koymak amaçlanmış ve bu karşılıkların sanattaki önemi değerlendirilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ4Pasif venturi aktüatörlü bir silindir etrafındaki akış: Reynolds sayısı ve hücum açısının etkileri
Seyhan, Mehmet; Firat, Erhan
Bu çalışmanın temel amacı, Reynolds sayısı (Re) ve hücum açısının (α) yeni geliştirilen bir akış kontrol yöntemi olan Pasif Venturi Aktüatör’ünü (PVA) içeren bir silindirin aerodinamik karakteristikleri üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu amaçla hem aerodinamik kuvvet ölçümleri hem de hesaplamalı akışkanlar dinamiği (HAD) benzetimleri gerçekleştirilmiştir. Deneysel çalışmanın Reynolds sayıları Re=28000 ile 80000 arasında değişmektedir. Deneysel çalışmanın hücum açıları α=-30° ile +30° arasında değişmektedir. PVA içeren ve içermeyen silindir için HAD benzetimleri Re=36000 ve α=0°’de gerçekleştirilmiştir. Kuvvet ölçümleri kullanılarak elde edilen bulgular, zaman ortalamalı direnç katsayısı (C_D ) ̅ ile Re arasında oldukça doğrusal bir ilişki olduğunu göstermiştir. α=0° için Re değerinin 28000’den 80000’e arttırılması (C_D ) ̅ değerinde bir düşüşe neden olmuştur. Sonuçlar, test edilen hücum açısı ne olursa olsun, PVA’lı silindirin PVA’sız silindire kıyasla daha düşük bir (C_D ) ̅ sergilediğini göstermektedir. Ayrıca PVA’nın benzer Re aralığında test edilen pasif kontrol yöntemlerine kıyasla çok iyi bir direnç performansı sergilediği de karşılaştırmalı olarak gösterilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Üniversitelerin Konut Üretimine Etkisi: Gümüşhane Örneği
Başaran, Erkin; Isik, Sevket
Amaçlamaktadır. Elde edilen bulgular, üniversitenin kurulmasının Gümüşhane kentinin demografik yapısını önemli ölçüde etkileyerek, büyük bir konut talebi yarattığını ortaya koymaktadır. 2008 yılında kurulan Gümüşhane Üniversitesi’nin hızlı büyümesi, öncelikle öğrenci ve akademik personel akını nedeniyle nüfusta önemli bir artışa yol açmış ve böylece yeni konutların yapımına yönelik büyük bir talep artışı ortaya çıkmıştır. Bu durum 2008'den sonra, kullanım izni olan konut amaçlı bina ve daire sayısında belirgin bir artışı da beraberinde getirmiştir. Üniversitenin kurulduğu 2008 öncesinde kentte yılda ortalama 11 konut amaçlı bina kullanım izni alırnırken, bu rakam 2009- 2023 döneminde 25’e ulaşmıştır. Kentte üretilen daire sayısında da benzer bulgular elde edilmiştir. 2008 öncesinde kentte yılda ortalama 135 daire kullanım izni alırken, bu rakam 2009-2023 arasında 414’e yükselmiştir. Çalışmanın bir diğer önemli bulgusu, yeni inşa edilen binaların yalnızca sayıca artmakla kalmayıp aynı zamanda daha yüksek katlı bina üretimine doğru güçlü bir eğilim göstermesidir. 2002-2008 arasında Gümüşhane kentinde 10 ve daha çok katlı bina bulunmazken, özellikle 2015 yılından sonra bu tip yüksek binalar en yaygın yapı tipi olmuştur. Konut üretiminde çok katlı yapıların giderek önem kazanmasında Gümüşhane’nin coğrafi özelliklerinin de rol oynadığı belirlenmiştir. Bu değişim, şehrin geleneksel konut düzeninin ve mekânsal yapısının dönüşümüne katkıda bulunmuştur. Sonuç olarak, Gümüşhane Üniversitesi'nin kurulması şehrin demografik ve fiziksel görünümünü önemli ölçüde dönüştürmüş ve üniversiteyi yerel konut piyasasında önemli bir oyuncu haline getirmiştir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Milk Production Curves Obtained from Cows Raised in Türkiye According to Years and Determination of Production Differences with the Help of Cluster Analysis and Friedman Test
Çimen, Murat; Güven, Alper
In the study, cluster analysis and Friedman tests were used to create curves for cow milk yields in Türkiye between 2010-2023 and to determine yield differences. For this purpose, milk yield records obtained from TUIK for the years in question were used. Since data before 2010 could not be accessed, 2010 was taken as the starting date. When the figures obtained in the study are examined, it is striking that the years generally show similar curves. These curves generally show a decrease from January to February, then an increase until May. Milk yield values, which reach their peak in May, decrease again until November. After this month, a new increase is noted in December. The months showing maximum and minimum values in the graphs of 2016 and 2017 are different. Therefore, different curves were obtained for these years compared to other years. When the curves of all years, cluster analysis and Friedman test results are examined in general, it can be said that the highest production was determined in May and the lowest production in November. The reason for these differences should be investigated for the years 2016 and 2017, when different curve results were obtained. The findings of this study are important in terms of providing preliminary information for those who will conduct model studies on milk production in our country. In addition to the evaluation of curve graphs, it has been seen from the research findings that different statistical techniques such as cluster analysis and Friedman test give effective results in this type of data. Both cluster analysis and Friedman test methods are test methods that can be used safely in new studies where curve graphs will be made.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Artificial Intelligence Applications in the Aquaculture Industry: Sustainability, Efficiency and Innovative Solutions
Kutlu, Banu; Utku, Esen Damla Balo
Artificial Intelligence (AI) is becoming increasingly important to increase efficiency and sustainability by organizing processes and providing significant improvements in different sectors. AI is reshaping the aquaculture sector. AI is being used to help solve optimization problems in aquaculture, reduce costs, and find sustainable solutions. These scenarios guided the evaluation of the future role of AI in aquaculture and the benefits that AI brings to the aquaculture sector in this study. AI is improving the way fish stocks are monitored, live stocks are assessed, diseases among plants and animals are recognized, water quality is tested, and production lines are controlled. Aquaculture uses AI technologies to help detect diseases early, monitor environmental conditions affecting production, and improve both efficiency and sustainability. In addition, AI is examining and providing solutions to environmental issues such as global warming and water resource management.
AtıfOpenAlex5
İncele - MakaleAçık Erişim2025Nevşehir taşı tozunun kendiliğinden yerleşen harçlarda portland çimentosu ikamesi olarak kullanım potansiyelinin değerlendirilmesi
Yon, Merve Sahin; Karataş, Mehmet; Demir, Mustafa
Portland çimentosunun üretimi atmosferdeki karbondioksit emisyonlarının artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, Portland çimentosu yerine puzolanik özelliklere sahip doğal kaynakların ve atıkların kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Bu makalede, kendiliğinden yerleşen harç yapımında Portland çimentosunun yerine kullanılabilecek doğal olarak oluşan puzolanik bir malzeme olan Nevşehir taşı tozunun etkinliği incelenmiştir. Portland çimentosu yerine %5, %10, %15 ve %20 oranlarında Nevşehir taşı tozu ilave edilerek hazırlanan harcın performansının değerlendirilmesi amacıyla bir laboratuvar çalışması yapılmıştır. Kendiliğinden yerleşen harcın başlangıçtaki mekanik performansını incelemek için 40x40x160 mm boyutlarındaki prizmatik numuneler kullanılmıştır. Kendiliğinden yerleşen harçların yayılma çapları Avrupa İnşaat Kimyasalları ve Beton Sistemleri İhtisas Federasyonu standardı referans alınarak belirlenmiştir. Seçilen oranlarda Nevşehir taşı tozu ile oluşturulan numuneler, 23±2 ̊C sıcaklıktaki suya 3 gün süreyle daldırılmıştır. Kür süresi dolan numunelere 3 günün sonunda erken yaş eğilme ve basınç dayanımı testleri uygulanmıştır. Yapılan deneysel analiz sonucunda, en yüksek basınç dayanımlarının, referans numunelerinde ve çimentoyla %5 ikameli Nevşehir taşı tozuyla oluşturulan karışımlarda olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, Nevşehir taşı tozunun eğilme dayanımı üzerinde olumlu bir etki sağladığını ancak basınç dayanımında düşüşlere neden olduğunu göstermektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Suçun Coğrafi Dağılımını Afet-Suç İlişkisi Bağlamında İncelemek: 6 Şubat 2023 Depremlerinin Mala Karşı İşlenen Suçlara Etkisi
Avaner, Tekin; Konurhan, Zekeriya; Abdulvahitoğlu, Adnan; Başaran, Erkin; Yayla, Mustafa
Doğal afetlerden hemen sonraki süreçte yaşanan kargaşa ve kamu otoritesinin azalmasına bağlı olarak suç oranlarının artış gösterdiği bilinmektedir. Depremler gerek etki alanlarının büyüklüğü gerek de çok sayıda insanı etkilemeleriyle bu afetler arasında özel bir yere sahip olup, kriminal yansımaları özellikle uluslararası literatürden anlaşılabildiği üzere cana ve mala karşı suçlar temelinde çok farklı suç şekilleri olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu çalışmada 6 Şubat 2023’te 7.7 ve 7.6’lık iki büyük dalga halinde gerçeklemiş ve asrın felaketi olarak nitelenen depremlerden hemen sonraki 1 ay içerisinde meydana gelen mala karşı suç olayları bir önceki yılın aynı dönemine göre karşılaştırmalı olarak mekansal ve zamansal bazda incelenmiştir. İçişleri Bakanlığın’dan temin edilen suç verileri Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) ve Hotspot yöntemleri kullanılarak analiz edilmiş, daha sonra bu analizlerden yola çıkılarak veriler kriminoloji çalışmalarında en yaygın kullanılan teorilerden olan Rutin Faaliyetler Teorisi ve Kırık Pencereler Teorisi temelinde yorumlanmıştır. Suç coğrafyası çalışmalarında yaygın olarak kullanılan CBS’den Hotspot yöntemiyle bu çalışmada da istifade edilmiştir. Ancak ÇKKV ve teorik yorumlamayla birlikte üç farklı yöntemin kullanıldığı böyle bir sentez suç coğrafyası araştırmalarında mevcut değildir ki, araştırmanın özgün değeri burada ortaya çıkmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Tunceli Kentinin Yeri Neden Değişmeli? Yeni Bir Lokasyon Önerisi
Çılğın, Zeynel; Kırboğa, Onur; Güner, Bülent
Tunceli 1935 yılında vilayet haline getirilmiştir. 1937 yılında Kalan kazası kurulmuş ve bu yeni vilayetin idari merkezi yapılmıştır. 1952 yılında “Kalan” kazasının adı Tunceli olarak değiştirilmiştir. Tunceli bütünüyle bir Cumhuriyet kentidir. Kentin kuruluşu, yamaçlarında köy yerleşimi bulunan dar ve “boş” bir plato alanına bazı resmi yapıların inşasıyla başlamıştır. Zamanla memur lojmanları ve halkın iskânıyla nüfuslanan yerleşme, kısa sürede kasaba büyüklüğüne ulaşmıştır. Bu bağlamda Tunceli kentinin kuruluş yerinin belirlenmesinde kentleşme hedeflerinden ziyade konjonktürel nedenler etkili olmuştur. Kent yerleşimi zaman içinde genişlemiş ve kuruluş yerinden taşmıştır. Günümüzde kent 8 mahallesiyle 27 km²’lik bir alanda yayılış göstermektedir. Nüfusu 36 bin kişidir (2023). Kent, topografik engeller nedeniyle büyük ölçüde riskli zeminler üzerinde gelişmektedir. Zaman zaman gerçekleşen kütle hareketleri ve Yedisu Fayı’nın yakın vadede üretmesi beklenen yıkıcı deprem, yerleşmeleri tehdit etmektedir. Kent yerleşimi, beklenen deprem ve kentleşmeyi olumsuz etkileyen topografyası nedeniyle 15 km kadar güneye, Yeniköy mevkiine taşınmalıdır. Yeniköy mevkii 87 km² kadar alanıyla sağlıklı bir kentsel yapılaşma için jeolojik, topografik ve ulaşım altyapısı açısından oldukça elverişli özelliklere sahiptir. Bu çalışma mevcut kent yerleşmesinin bulunduğu yer nedeniyle karşı karşıya olduğu sorunları ve önerilen yeni kent alanının niteliklerini belirleyerek, kentin geleceğine ilişkin bir vizyon oluşturmayı amaçlamaktadır.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Siyah ve Kırmızı Alaca Irkı Sığırlardan Elde Edilen Sütlerde Somatik Hücre Sayısı Ve Skorlarının Parametrik Ve Parametrik Olmayan Yöntemlerle Analizi
Ertekin, Özlem; Çimen, Murat
Parametrik olmayan testler, parametrik koşulların sağlanamadığı durumlarda kullanılan yöntemlerdir. Mikrobiyolojik veriler sürekli veya sıralı olabilir. Her iki özelliğe de sahip veri setlerine uygulanacak istatistiksel yöntemler iyi bilinmelidir. Bu çalışmada, Siyah ve Kırmızı Alaca sığır ırklarından elde edilen sürekli ve sıralı veri özelliklerine sahip veri setlerine uygulanacak istatistiksel yöntemler hakkında bilgi sunulması amaçlanmıştır. Çalışmada, Siyah ve Kırmızı Alaca ineklere ait 10’ar adet süt örneğinde mililitre başına somatik hücre sayısı belirlenmiştir. Bu veriler sıralı değişkenlere (somatik hücre skorları) dönüştürülmüştür. Sürekli veri setleri parametrik analiz yöntemlerine, sıralı veri setleri ise parametrik olmayan analiz yöntemlerine tabi tutulmuştur. Sürekli veriler için Bağımsız İki Örnek T-testi ve Tek Örnek T-testi kullanılırken, sıralı veriler için Mann Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıra testi kullanılmıştır. Somatik hücre sayısı bakımından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmazken, Kırmızı Alaca inekler skor bakımından daha yüksek değerler göstermiştir. Her iki sığır ırkına ait somatik hücre sayımları ve skorları Türk Gıda Kodeksi'nde somatik hücreler için bildirilen kabul edilebilir sınırlara uygun olduğu görülmüştür. Çalışmanın sonuçlarına göre sürekli veriler sıralı verilere dönüştürüldüğünde farklı sonuçların elde edilebileceği görülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Determination of Yield and Yield Components of Some Sweet Corn Genotypes in Diyarbakır Conditions
Kılınç, Sevda; Kahraman, Şerif; Atakul, Sehmus
This research was carried out to determine high yielding sweet corn genotypes suitable for conditions in Diyarbakır. In the research, 10 variety candidate hybrids and 2 commercial varieties standard were used. The research were conducted, the experimental design was a randomized complete block with three replications in 2015 and 2016 years. According to the two-year mean results obtained from the experiment; the tasseling periods 55.8 day (ŞADA 34)-68.2 (ŞADA 14) day, plant height 164.3 cm (ŞADA 34)-210.3 cm (Batem Tatlı), first cob height 40.7cm (ŞADA 31)-69.9 cm (ŞADA 14), ear thickness 36.9 mm (ŞADA 31) -43.6 mm (Merit), ear length 15.7 cm (ŞADA 31)-21.5 cm (ŞADA 12), kernel/cob 79.7% (ŞADA 14)-85.5% (Merit, ŞADA 32), dry grain yield between 290.2 kg da-1 (ŞADA 31)-553.6 kg da-1 (ŞADA 32) and fresh ear yield between 651.4 kg da-1 (ŞADA 34) -1183.8 kg da-1 (ŞADA 33) showed changes. As a result; ŞADA 33, ŞADA 32, Batem Tatlı, ŞADA 16, ŞADA 12 genotypes gave higher values in terms of fresh ear yield and ŞADA 32, Batem Tatlı, ŞADA 12, Merit, ŞADA 33, ŞADA 10 and ŞADA 16 genotypes gave higher values in terms of dry grain yield respectively.

















