Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2023
    Yerel yönetimlerde kent konseylerine katılımın politika yayılım modeline göre incelenmesi

    Boyali, Handan

    Yerel yönetimler, bireylerin ortak ihtiyaçlarını karşılayan, kamusal mal ve hizmetlerin üretilmesi için çalışan, yerel halkın seçtiği organlar tarafından yönetilen kurumlardır. Biçimsel anlamda halkın kendi kendini yönetmesine imkan sağlıyor olmasına rağmen, halkın kamu yönetiminin görev ve yetki alanlarına giren konularda söz sahibi olabilmesi, halk katılımının tesis edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda yerel yönetimlerin başarısı katılım düzeyinin sağlanabildiği ölçüde olduğu görülmektedir. Bu bakımdan kent konseyi önem arz etmektedir. Kent konseyi, tarafsız bir yaklaşımla, yerel yönetimlerin yetersiz kaldığı noktaları aşmayı, doğrudan halkın sorun ve ihtiyaçlarını tespit etmeyi, modern belediyecilik açısından pratik çözümler sunmayı amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra hemşehrilik bilincinin oluşturulması, kentin hak ve hukukunun korunması ve katılımcı demokrasiyi esas alması bakımından kent yönetimine yardımcı olmakta ve kentin gelişimine önemli katkılar sunmaktadır. Çalışmanın amacında, yerel yönetimlerin halka yakınlığı ve yöneten ile ilişkilerinin gelişmesinde katılımcı demokrasinin uygulandığı kent konseylerinin Türkiye’de hangi koşullarda ortaya çıktığını ve ne ölçüde politika yayılımı noktasında uygulanabildiğini incelemektir. Dünyanın birçok yerinde halk egemenliğinin artarak devam ettiği bir sistemde halkın yönetime dahil olması en tabii haktır. Bu bakımdan farklı çalışmalarda kamu politika analizlerinin bu şekildeki uygulamalar üzerinden görünür kılınması konunun anlaşılabilirliği noktasında alana katkı sunacaktır. Çalışmada resmi mevzuat, Avrupa Birliği hakkında ulusal ve uluslararası yazın, internet kaynakları sunularak literatür taraması yöntemi uygulanmıştır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Türkiye’nin Jeopolitik Açılımı: Bir Uluslararası Örgüt Olarak Türk Devletleri Teşkilatı

    Gündoğdu, Serkan

    Devletlerin politik amaçlarına ulaşmak için bir araya gelerek oluşturdukları örgütler, uluslararası ortamda önemli rol oynamaktadır. 2021 yılında kurulan Türk Devletleri Teşkilatı da bunlardan bir tanesidir. Eski adı Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi olan örgütün temellerinin 2009 yıllarında atıldığı görülmektedir. Örgütün esas kuruluş amacının, Türk devletlerinin birbirleri arasındaki ilişkinin artırılması olduğunu söylemek mümkündür. Bu çalışmada, Türkiye’nin dış politikasının jeopolitik anlamda Türk coğrafyasına yakınlaşması ve Türk Devletleri Teşkilatı olarak adlandırılan birliğin uluslararası kurumsal bir kimliğe sahip olmasına değinilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasında uluslararası bir örgüt olarak seçilen Türk Devletleri Teşkilatı’nın oluşumu, kurumsal yapısı, üye ve gözlemci ülkelerin potansiyelleri hakkında bilgiler verilerek belli sınırlar çerçevesinde teşkilatın tanıtımı gerçekleştirilmiştir. Çalışmada yazılı metin, internet kaynağı, resmi gazete, kurumsal içerikleri kapsayan nitelikte literatür taraması kullanılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex5TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Uluslararası politikada bir etki aracı olarak siber güvenlik ve türkiye’nin siber güvenlik politikası uygulaması: ulusal siber olaylara müdahale merkezi (usom)

    Gündoğdu, Serkan

    Teknolojik gelişmelere bağlı olarak internetin kullanımı gündelik hayatın her alanında etkin bir şekilde yer almaya başlamıştır. Bu süreç insanların hayatını birçok alanda kolaylaştırdığı gibi bazı sorunları da beraberinde getirmiştir. Bu sorunlardan önemli bir tanesi de güvenlik olmuştur. Uluslararası politika bakımından da yeni güvenlik önemlerine ihtiyaç duyulmuş, uluslararası ilişkiler disiplininde güvenlik kavramının önemli bir kavramı haline gelen siber güvenlik sorunun ortaya çıktığı görülmüştür. Gerek ulusal gerekse uluslararası bir önem taşımaya başlayan siber güvenlik konusunda, devletlerin önlemler alması zorunluluk haline gelmiştir. Bu çerçevede siber tehditlere karşı koyabilmek için savunma sistemlerini içeren siber güvenlik politikaları oluşturulmaya başlanmıştır. Çalışma kapsamında Türkiye’nin siber uzaydaki varlığı ve bu alanda kamu hizmetlerinin nasıl sağlandığı, siber güvenlik politikalarına ilişkin çalışmalarını nasıl planladığı incelenmiştir. Türkiye’nin siber güvenliği sağlama adına yapmış olduğu; politika, strateji ve eylem planları ile araştırma konusu sınırlandırılmıştır. Siber tehditleri azaltmak ve bertaraf etmek amacıyla, Türkiye’nin ulusal siber güvenlik stratejisi açısından önemli olan yapılar çalışma kapsamında verilmiştir. Bu bağlamda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun bir yapısı olan Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’nin siber güvenlik stratejisine ve uluslararası politikada bir etki aracı olması noktasında ne denli bir etkiye sahip olduğu üzerinde durulmuştur.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex7TR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Examining the relationship between attitudes of ambivalent sexism and dating violence

    Yeşiltepe, Akgün; Tire, Olcay

    The aim of this study is to investigate the relationship between attitudes towards dating violence and conflicting sexist attitudes. This descriptive cross-sectional study was conducted using a total of 283 students at the Faculty of Letters of Munzur University in Türkiye between February and June 2021. The data were collected using a descriptive information form, the Ambivalent Sexism Inventory and the Dating Violence Questionnaire, and analyzed using Mann Whitney U and Kruskal Wallis tests, Spearman’s correlation analysis and Bonferroni test. A statistically significant moderately positive relationship was found between the students’ attitudes of ambivalent sexism and dating violence. The students had a high level of ambivalent sexism and a low level of dating violence. In the study, it was determined that men (74.93±22.41) exhibit higher ambivalent sexism attitudes than women (60.14±22.02), and the mean dating violence rate of men (1.56±0.38) is higher than that of women (1.30±0.29). As a result of the analysis, it was determined that the hostile and protective sexist attitude, which is the sub-dimensions of ambivalent sexism, is higher in male students than in female students. Finally, it was found that those with high protective sexism attitudes have more dating violence attitudes than those with high hostile sexism attitudes. The findings reveal that the ambivalent sexist attitude supports dating violence.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    A Critique of the Concerns on the Proprio Motu Powers of the ICC Prosecutor

    Kurtulus, Sehmus

    During the Rome Diplomatic Conference of Plenipotentiaries where the Rome Statute of the International Criminal Court (ICC) was drafted, the ICC Prosecutor's powers were a matter of dispute. It was particularly the Prosecutor's authority to investigate complaints without any referral from a State Party or the Security Council which led to serious debates among participating States. Though there was wide support for the empowerment of the Prosecutor to activate the trigger mechanism of the ICC proprio motu (on his/her own initiative), there was also strong opposition. Some States described the prosecutorial powers granted to the Prosecutor as 'unacceptable' due to fears such as facing politically motivated prosecutions. Though the previous two prosecutorial terms showed that fears of politicized prosecutions were far-fetched, the process of selecting the third Prosecutor of the ICC for a nine-year term commencing 16 June 2021 once again put a spotlight on the prosecutorial powers as well as on the challenges the new Prosecutor would face. The present study will first draw attention to the judicial scrutiny of the chambers of the ICC and the filtering mechanism of the Rome Statute in an attempt to allay fears that the Prosecutor's powers may lead to politicized prosecutions. The study will then explain, in light of recent developments, why the ICC Prosecutor's power to act proprio motu is crucial for the effective operation of the Court. In so doing, the study will mainly benefit from primary sources such as the Rome Statute of the International Criminal Court, Official Records of the Rome Conference, Reports of the Office of the Prosecutor on Preliminary Examination Activities, Decisions of the Pre-Trial Chambers, as well as the comments made by scholars thereon.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    EFFECT OF GENDER ATTITUDES OF NURSING STUDENTS ON DATING AND DOMESTIC VIOLENCE ATTITUDES

    Karadag, Gulendam; Gurkan, Kubra Pinar; Yesiltepe, Akgun

    Purpose: Violence and gender inequality duo stand out as a global-scale public health problem, not only because of their frequent prevelances but because of their important effects on youth health. Health workers and especially nurses play an important role in preventing violence. This study aimed to examine the effect of gender attitudes of nursing students on their attitudes towards dating and domestic violence. Material and Methods: This study used a descriptive and cross-sectional design. The sample consisted of a total 638 nursing students. Data were collected with Questionnaire Form, Gender Role Attitude Scale, Dating Violence Attitudes Scale and Domestic Violence Attitude Scale. Mann Whitney U, Kruskall Wallis, spearmen correlation analysis, corrected Bonferroni was used. Results: The domestic and dating violence of the students were affected by the knowledge of gender, region of residence, gender, maternal education and presence of violence between the parents. Students attitudes of gender roles was found to be high, whereas dating violence attitudes were found at a medium level. Conclusion: Gender roles attitudes nursing students have an effect on their domestic and dating violence attitudes.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • Kitap BölümüYalnız künye2023
    The degrowth movement in France: From the edges to the centre of the ecological debate

    Karakaş, Tahir; Orofino, E; Allchorn, W

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfScopus1
    ScopusWeb of Scienceİncele
  • Kitap BölümüYalnız künye2023
    When ideology is all that matters!: Exploring non-violent islamism through fetullah Gulen and Taqiuddin an-nabhani

    Orofino, Elisa; Çobanoğlu, Yavuz

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfScopus1
    Scopusİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Türkiye’de suç coğrafyası araştırmaları: bir literatür değerlendirmesi

    Başaran, Erkin

    Literatür değerlendirmeleri bilimsel araştırmaların temel yapıtaşlarından olup, ele alınacak konuyla ilgili daha önce ortaya konmuş görüşlere bir çerçeve sunmaktadırlar. Bunlar, araştırmalarda genellikle bölüm bazında bulunabildiği gibi başlı başına bir yayın niteliği de taşıyabilmektedirler. Çalışmada, Türkiye’de suç coğrafyası alanında yapılmış yayınlar ayrıntılı şekilde incelenerek coğrafya literatüründe herhangi bir değerlendirmenin mevcut olmadığı alt dallardan bir tanesine yönelik yazınsal boşluğun daha doldurulması amaçlanmıştır. Ayrıca suç coğrafyası alanında yapılmış yayınların hangi konu alanlarına eğildiğinin belirlenmesi ve hangi suç tiplerine daha fazla yoğunlaşıldığının tespiti de hedeflenmiştir. Çalışmalara yönelik belli başlı sayısal ve niteliksel veriler tablo ve grafikler kullanılarak sunulmuş, bilhassa Türkiye’de suçun mekânsal analizine ilişkin araştırmalara konu olan iller harita üzerinde gösterilmiştir. Literatürün incelenmesi sonucunda, dikkat çeken boşluklar ve başta spesifik vakalar olmak üzere üzerinde daha çok çalışılması gereken suç tiplerine ilişkin önerilerde bulunulmuştur.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex6TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    A comparative analysis of plato's and kautilya's approach of the ideal state

    Gökcan, Özkan

    The works put forward by thinkers, philosophers and statesmen about what qualities the ideal state should have and how it should be managed are among the most important sources of political science. It is possible to evaluate these works, which directly reflect the conditions of the period in which they were written, the experience and worldview of their authors, under two categories. In the works in the first category, a philosophical and sometimes utopian approach has been put forward regarding how the state should be, regardless of whether the ideal state design will be realized or not. In the works in the second category, the most ideal state design, which is likely to be realized, has been tried to be revealed based on the state experiences that have been or are being lived. In this study, the works named The Republic (Plato) and Arthashastra (Kautilya), which are the two closest examples of these two categories chronologically, are examined by subjecting them to a mutual analysis. The subject of the study is the comparative analysis of the similarities and differences between the ideas about the origin of the state, the ideal state, the ideal administrator and the ideal form of government in both works.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2022
    İşsizlik endişesi ve bağlamsal faktörler: dezavantajlı üniversite öğrencileri örneği

    Güneş, Bayram; Acar, Sedat

    İşsizlik endişesinin bireysel ve bağlamsal olmak üzere iki bileşeni olmasına rağmen, literatürde bireysel kısım daha çok araştırılmıştır. Bu, özellikle daha dezavantajlı genç nüfusu içeren az gelişmiş bölgelerde, gelecekteki işsizlik endişesinin bağlamsal boyutunun göz ardı edilmesine yol açmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'nin en dezavantajlı üniversitelerinden biri olan Munzur Üniversitesi'ndeki üniversite öğrencileri arasında işsizlik endişesi ile bağlamsal faktörler arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Sonuçlar, makroekonomik performans, politik kayırmacılık ve üniversitenin niteliğine yönelik olumsuz algıların işsizlik endişesini arttırdığını göstermektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Arşiv Belgelerine Göre Atatürk Döneminde Mahalli İdareler ve İmar Faaliyetleri

    Yedek, Şahin

    Cumhuriyet döneminde harap halde bulunan kentlerin modern görünüme kavuşturulası, vatandaşların çevre ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için her alanda çalışma başlatılmıştır. Osmanlı Devleti döneminde Avrupa ülkelerinden örnek alınarak kurulan belediye teşkilatları ve il özel idareleri gibi kurumlaraCumhuriyet döneminde çeşitli hukuki ve idari düzenlemeler yapılarak işlerlik kazandırılmış, imar faaliyetlerinin başat kurumları haline getirilmişlerdir. Anayasal düzenlemelerle kentlere ve köylere tüzel kişilik kazandırılarak, oluşturulan belediye, il ve köy meclisleriyle yerel mekanizmalar oluşturulmuş ve özellikle mahalli idareler vasıtasıyla imar faaliyetleri gerçekleştirilerek ülkenin bayındır hale getirilmesine çalışılmıştır. Bu dönem kapsamında, yapılan çalışmalar ve kazanımlara dair faaliyet raporları bazı kurumlarca kısmen yayımlanmıştır. Fakat tüm mahalli idare teşkilatlarının ülke genelinde yaptığı çalışmalara dair kapsamlı bir kaynak oluşturulamamıştır. Bu çalışma, Cumhuriyet Arşivi kayıtlarına göre yerel yönetim birimlerinin çalışmalarına odaklanacaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde il özel idareleri, belediyeler ve köy idareleri hakkında bilgiler verilip, yapılan çalışmalardan elde edilen kazanımlar detaylı olarak sunulacaktır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    İdari taksimat birimlerinde yer değişikliklerini zorunlu kılan haller (1884-1916)

    Ela, Özkan

    İdari taksimat, bir devletin topraklarını idari bölümlere ayırma şeklidir. Osmanlı Devleti’nin klasik idari taksimatı; eyalet, sancak, kaza, karye (köy) diye sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırmayla hem merkezi idari yapının güçlendirilmesi hem de idari birimlerin yönetim ve idaresinde kolaylıklar sağlaması hedeflenmiştir. İdari birimlerle ilgili düzenlemelere Tanzimat döneminde hız verilmiştir. 1864 Vilayet Nizamnamesi yayınlandıktan sonra ise bu idari birimler yeni bir sınıflandırılmaya tabi tutulmuştur. Devlet tarafından gerçekleştirilen bu düzenlemelerle idari taksimat birimleri şekillenmiştir. Ancak sadece idari düzenlemeler değil; mesafeler, coğrafi etmenler, iktisadi ve askeri vaziyetler de idari birimlerin teşkil edilmesinde önemli rol oynamıştır. İdari birimlerde statü değişikliği gerçekleştiğinde bölge halkı tarafından iyi ya da kötü geri dönüşler olduğuna dair belgeler mevcut olup, özellikle bahsedilen hallerden kaynaklı şikâyet kayıtlarının çoğunlukta olduğu tespit edilmiştir. Böyle durumlarda halk hem bağlı olduğu idari birimle hem de merkezle olan devlet işlerinin aksamasını istemediği için merkeze şikâyet başvurularında bulunmuştur. Çalışmamızda idari yer değişikliklerine sebep olan durumlar ile yer değişikleri neticesinde ne yönde şikayetlerin olduğu incelenerek alınan tedbirlerle ilgili bilgiler verilecektir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Kıbrıs barış harekâtı öncesinde türk donanma filosunun modernleştirilmesi (1968-1974)

    Sertel, Savaş

    Kıbrıs meselesi 1954 yılından sonra Türkiye ile Yunanistan arasında Akdeniz’de büyük bir çekişmeyi doğurmuştur. Ortaya çıkan gerginlik sonucu iki ülke de silahlanmaya başlamıştır. Bu durum başta ABD olmak üzere NATO üyesi ülkeleri tedirgin etmiştir. İki NATO üyesi ülkenin Kıbrıs için çatışması veya savaşması ABD ve NATO için prestij kaybı yaratacağından hareketle ABD bu meseleyi soğutmaya çalışmıştır. SSCB’nin Akdeniz’deki bu gerginlikten istifade etmesini istemeyen ABD 6. Filosunu bölgede görevlendirmiştir. Ancak Kıbrıs Rumlarının Türklere katliam yapması üzerine Türkiye 1960’lı yıllarda Kıbrıs’a çıkarma yapmak için hazırlıklara başlamıştır. Gerek 1964 yılında ABD başkanın Johnson’un yazdığı mektup gerekse 1960’lı yıllarda donanmada yeterince çıkarma gemisi olmaması Türkiye’nin adaya yapacağı çıkarmayı geciktirmiştir. Türk donanması 1960’lı yıllardan itibaren filosundaki gemileri yenilemek ve geliştirmek için tersanelerinde imkân ve kabiliyetleri ölçüsünde gemiler üretmeye çalışmıştır. Türkiye 1968–1972 dönemini kapsayan ikinci beş yıllık gemi inşa programında savaş gemisi yapımına ağırlık verilmiştir. İmkân ve kabiliyetlerinin üretimine el vermediği savaş gemilerini ise başta ABD olmak üzere NATO üyesi gelişmiş ülkelerden almıştır. Türkiye’nin 1968-1974 yılları arasında ABD’den aldığı gemilerin büyük bir kısmı 1940’lı yıllarda üretilmiştir. Türkiye satın aldığı eski teknoloji gemiler için ABD tersanelerinde tadilatlar yaptırarak modernizasyondan sonra donanmasına dahil etmiştir. Türkiye donanmada kullanacağı küçük çaplı hücumbot gemilerini ise Almanya’dan almıştır. Almanya’dan alınan hücum botlar Alman donanmasından değil Alman gemi firmalarından alınmıştır. Bu hücumbotlar 1-2 yıllık yeni teknelerdir. Kıbrıs Barış Harekâtı için ordusunu güçlendirmek isteyen Türkiye 1968 ve 1974 yılları arasında donanma gemi filosunu zenginleştirmek için pek çok gemi satın almıştır. Ancak harekâttan sonra uygulanan askeri ambargo silah ve mühimmat konusunda sıkıntı yaşanmasına yol açmıştır. Bunun sonucu olarak Türk savunma sanayi yerli üretim silah ve mühimmat oranını giderek artırmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex5TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Motivasyonun Örgütsel Bağlılık Üzerine Etkisi: Bir Kamu Kurumu Örneği*

    Menteşe, Sabit; Unal, Abdulkadir

    Sağlık sektörü günümüzde iş yoğunluğunun oldukça fazla olduğu, yapılan iş açısından ise insan etkisinin hayati önem arz ettiği karmaşık bir hizmet alanıdır. Rutin sağlık hizmetlerinin yanı sıra Pandemi, afet ve benzeri durumlarda iş yoğunluğunu maksimum seviyeye çıktığı bu sektörde, çalışanların motivasyonunun yüksek olması işlerin sağlıklı yürütülebilmesi açısından elzemdir. Bu bağlamda çalışanların motivasyonlarının ölçümü, düşük motivasyon sebeplerinin ortaya konulması ve motivasyona bağlı kişilerin çalıştıkları kuruma olan bağlılıklarının tespit edilmesi, verilecek olan sağlık hizmet kalitesinin artırılmasında oldukça önemlidir. Bu araştırmanın temel amacı, sağlık hizmeti sunan bir kamu kurumunda çalışan idari personelin algılarına göre motivasyonlarının örgütsel bağlılıkları üzerine etkisini incelemektir. Nicel ilişkisel tarama modelinde desenlenen bu araştırmada, veriler “İş Motivasyon Ölçeği” ve “Örgütsel Bağlılık Ölçeği” aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2021 yılında Elâzığ İl Sağlık Müdürlüğünün merkezi idaresinde görevli 750 kurum çalışanından tesadüfi örnekleme yöntemiyle tespit edilen 250 kişi oluşturmuştur. Örgütsel bağlılık ölçeğinin boyutlarının (duygusal, devamlılık, normatif) bağımlı değişken ve motivasyon ölçeğinin boyutlarının (içsel, dışsal) bağımsız değişken olduğu regresyon modellerinin analizi sonucunda, motivasyon boyutlarının en çok duygusal bağlılık üzerinde (%46,9), en az ise örgütsel devamlılık bağlılığı üzerinde (%29,4) açıklayıcı olduğu görülmüştür. Demografik faktörler ile motivasyon ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılan analizlerde, çalışanlarının motivasyonlarının cinsiyetlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı ve çalışanların örgütsel bağlılık düzeylerinin de unvanlarına göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülmüştür.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2022Scopus SJRQ1
    Margins of Allegiance and Revolt: Relations between Kurdish Tribes and the State from the Late Ottoman Period to the Early Modern Republic

    Çakmak, Yalçın; Şur, Tuncay

    The political and social interaction between the Ottoman Empire and Kurdish tribes, which can be traced back to the first quarter of the 16th century, continued until the modern republic with various continuities and ruptures. This multi-dimensional and complex relationship was neither in the form of absolute loyalty to the sultan, and thus to the Islamic caliph on a religious basis, nor a constant revolt against the authority of the empire in order to preserve their autonomy. Until the beginning of the 20th century, tribes were not only structures used by the Ottoman, Safavid, and Russian empires for their own interests. They were also organizations capable of dominat-ing a certain geographical area and had a vital potential to constantly generate violence and extend it to the empires and even between one another. Contrary to the state, which systematically and regularly perpetrated this violence and institutionalized and justified itself through the monopoly of violence, their inability to do so did not necessarily mean that they were not genuine political organizations and did not have their own agenda. This study, conducted largely in light of archival documents and Ottoman primary sources, aims to examine the boundaries of loyalty and rebellion in the oscillating relationship between Kurdish tribes and the Turkish state.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfScopus4WoS3OpenAlex1
    ScopusWeb of Scienceİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Türk Dış Politikasında Kamu Diplomasisi Pratiği (2002- 2013)

    Gündoğdu, Serkan; Arafat, Mohammad

    -

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021Scopus SJRQ2
    The Negative Perception of the Bektashi and the Kizilbash/Alevis in Literature from Nur Baba to Bektasi Kiz (1913-1945)

    Çakmak, Yalcin

    The Kizilbash/Alevi and Bektashi have been subject to various negative criticisms due to their beliefs outside Sunnism, the official belief system since the sixteenth century. It has been seen that the members of the two groups, whose social bases and beliefs mostly overlap, have faced several accusations because of their exclusive rituals. On that sense, this case came to be a subject matter in Ottoman official documents as well as in the texts written by the Westerners who were active in Ottoman territories. Sexual ones are foregrounded among the accusations that they were subject to owing to this exclusive structure of the Bektashi and the Kizilbash/Alevi communities. This perception of the communities in question came to be a mystery in accord with doubts put into circulation by Sunni communities especially. The growing interest of the society in this mystery were to be a subject matter of both the Ottoman literature and the literature of the Republic. Nur Baba penned by Yakup Kadri Karaosmanoglu in serials in 1913 and published into a book in 1922 was the first work upon this subject. The repercussions Nur Baba had and its content became an inspiration to following works by others. The opposition to the Bektashi and the Kizilbash/Alevi was employed in common and distinct works by Omer Seyfeddin, Peyami Safa (Server Becli) and Niyazi Ahmet Banoglu in the following years. This paper intends to chronologically study and analyse the portrayal of the Kizilbash/Alevi and the Bektashi in relation to the continuation of the negative perception in literature, starting with Nur Baba, , in Harem, Pamuk Ipligi and Bir Genc Kiz Bektasiler Arasinda and Bektasi Kiz, from the late Ottoman period to the midst of the Republic period except for Sadri Ertem's cikriklar Durunca novel.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex4TR Dizin4
    Web of ScienceTR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021Scopus SJRQ1
    Relationship of knowledge about and attitudes towards violence with recognition of violence against women among health staff in pre-hospital emergency medical services

    Gümüşsoy, Süreyya; Dönmez, Sevgül; Ekşi, Ali; Dal, Nursel Alp

    Background: Domestic violence, specifically, violence against women, is prevalent in all segments of society regardless of social class, ethnicity, culture or country. In other words, domestic violence is a global concern. Aim: The study aims to investigate the relationship between the attitude and knowledge of the health staff in pre-hospital emergency medical services about violence against women and their recognition of such form of violence. Methods: This descriptive study was conducted on 1023 paramedics and emergency medicine technicians who work in the pre-hospital emergency health setting and are members of the Paramedic and Pre-hospital Emergency Medicine Association. The Attitudes towards Violence against Women Scale (ATVAWS) and Health Staff's Recognition of Signs of Violence against Women Scale (HPRSVAWS) were used for data collection. Results: The mean scores for the ATVAWS and HPRSVAWS were 46.68 ± 6.92 and 20.31 ± 3.23, respectively. Of the participants, 48.5% had been subjected to violence, 43.93% had been subjected to violence perpetrated by their mothers, 41.53% had been exposed to physical violence and 4.2% remain exposed to domestic violence. Participants who had been exposed and those who remain exposed to domestic violence produced high scores in ATVAWS, which indicates an improvement in the traditional approach (less opposing view) to violence. High scores in the ATVAWS for (a) those who were exposed to violence in their workplaces, (b) who had never attended to actual or suspected cases of violence against women in their professional life, (c) who had attended to seven or more cases of violence against women, (d) who were less competent in physically examining actual or suspected cases of violence and (e) who had not been trained on violence against women, which indicates an increase in the traditional approach to violence. Conclusion: The study found that health staff in emergency health stations better recognised the signs of violence against women as their attitudes towards violence were less similar to the traditional approach. That is, they mostly held non-violent views. The characteristics, attitudes, perceptions and values of health professionals were considered important factors in addressing violence.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfScopus7WoS4OpenAlex10
    ScopusWeb of SciencePubMedİncele
  • MakaleAçık Erişim2021Scopus SJRQ3
    A MCDM Based on Goal Programming and GIS-Based Risk Assessment for the Evaluation of Educational Locations in Conflict Areas

    Hallak, Jamil; Polat, Elifcan Göçmen

    Conflict is recognized as a major barrier in socio-economic development. In conflict situations, most sectors such as health, food, shelter and education are adversely affected. The provision of education services to conflict-affected children saves them from becoming a lost generation and contributes to community building. Thus, we conducted this research to investigate the potential of a GIS (Geographic Information Systems) approach and risk assessment based multi-criteria decision making (MCDM) for the allocation of displaced dropped-out children to the most appropriate educational centres, taking into account multiple goals related to cost, distance, risk, etc. A two-stage approach was adopted, utilizing a risk assessment approach, and a location-allocation approach. The risk assessment approach was carried out using GIS and F-AHP (Fuzzy Analytic Hierarchy Process) to determine the risk value of each candidate educational centre in the conflict area. In the location-allocation stage, a mathematical model was developed to allocate all demands to the chosen centres. All presented methods were computationally conducted on real case data provided by direct beneficiaries and stakeholders in the 26 sub-districts in the Idleb governorate, Syria. The computational results demonstrate that the proposed approaches ensure practical and theoretical impacts.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfScopus8WoS5OpenAlex7
    ScopusWeb of Scienceİncele