Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Şeker, Sevda Arslan(8)
- Gürarslan Baş, Nazan(7)
- Dal, Nursel Alp(6)
- Orhan, Ilksen(6)
- Serin, Emine Kaplan(6)
- Yüksekol, Özlem Doğan(5)
- Durmaz, Yadigar Çevik(4)
- Sezgin, Eray Ekin(4)
- Doğan, Runida(3)
- Erkus Kucukkelepce, Gulhan(3)
- Gül, Şenay(3)
- Karatay, Gülnaz(3)
- Taşçı Beydağ, Kerime Derya(3)
- Basit, Gulden(2)
- Duman, Mesude(2)
- Ferhat, Daşbilek(2)
- Gumussoy, Sureyya(2)
- Kasımoğlu, Necla(2)
- Kunduraci, Ersin(2)
- Kuzu, Ayşe(2)
- Polat, Hilal Türkben(2)
- Taşhan, Sermin Timur(2)
- Yetişmiş, Habibe Yaşar(2)
- Yıldız, Erman(2)
- Yılmaz, Ayşe Nur(2)
- Çevik Durmaz, Yadigar(2)
- Önder, Eylem Yalçınkaya(2)
- Ünal, Esra(2)
- Akay, Mehmet(1)
- Akay, Miyase(1)
- Aksoy Derya, Yeşim(1)
- Aldemir, Hamza(1)
- Alp Dal, Nursel(1)
- Altay, Sare(1)
- Arslan, Sevda(1)
- Arıkan, Duygu(1)
- Avşar, Gülçin(1)
- Aybek, Hasan(1)
- Ağralı, Cansu(1)
- Baltacı, Nazlı(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026The Effect of Nurse-Parent Support on Coping with Anxiety, and Caregiver Burden Among Parents of Hospitalized Infants: A Cross-Sectional Study
Kaya, Ayla; Kemer, Duygu
Objective: This study aimed to evaluate the effect of nurse-parent support on coping with anxiety and caregiver burden among parents of hospitalized infants. Materials and Methods: This cross-sectional study included 214 parents of hospitalized infants from a comprehensive hospital in southern Türkiye. Data were collected between August 2023 and March 2024 using the “Nurse-Parent Support Tool,” “State Anxiety Inventory,” and “Burden Interview Scale.” The STROBE checklist was used for reporting. Results: In this study, 38.3% of the parents were 25 years of age or younger. Parents' perceptions of nurse-parent support were above average; anxiety was high, and caregiver burden was medium. Female parents with lower education levels, whose infants were seven months or older, perceived nurse-parent support as high, and had lower anxiety. In addition, caregiver burden was higher among parents aged 31 or older. There was a negative relationship between nurse-parent support and anxiety level, and a positive relationship between nurse-parent support and caregiver burden. A negative relationship was also observed between anxiety level and caregiver burden. Conclusion: Nurse-parent support was found to reduce parents' anxiety and increase caregiver burden. To improve the quality of care, pediatric nurses should consider parents’ anxiety and caregiver burden and prioritize providing appropriate support.
- MakaleAçık Erişim2025Pandemi Döneminde Hemşire Ebeveynin Çocuğu Olmak: Nitel Bir Çalışma
Durmaz, Yadigar Çevik; Kuzu, Ayşe; Öztürk, Pınar Çiçekoğlu
Amaç: Bu çalışma hemşire ebeveynlerin çocuklarının COVID-19 pandemi algısı ve pandemi dönemindeki deneyimlerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni kullanılarak yapılan bu çalışma, 1 Ocak–1 Mart 2021 tarihleri arasında pandemi sürecinde çalışan, 3-7 yaş grubunda çocuğu olan hemşireler ve onların çocukları ile gerçekleştirilmiştir. Ebeveynlere kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılmış 23 ebeveyn-çocuk çifti (23 ebeveyn ve 23 çocuk) ile çalışma tamamlanmıştır. Çalışmanın verileri ebeveynler ve çocuklar için geliştirilmiş yarı yapılandırılmış formlar aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde MAXQDA 2022 bilgisayar programı kullanılmıştır. Bulgular: Ebeveynler ve çocuklarla yapılan görüşmeler sonunda iki ana tema belirlenmiştir. Birinci tema olan değişen ebeveyn çocuk ilişkisi, pandemiden önce ebeveyn çocuk ilişkisi ve pandemiden sonra ebeveyn çocuk ilişkisi olmak üzere iki alt temadan oluşmaktadır. İkinci tema olan pandeminin çocuklar üzerindeki etkileri ise çocuklar için koronavirüsün anlamı, ebeveynin gözünden çocukların yaşamında korona virüs, çocukların yetkililerden isteği ve ebeveynlerin gözünden çocukların duygu ve davranışları olmak üzere dört alt temadan oluşmaktadır. Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda, pandemi döneminde çocukların hemşire ebeveynleri ile geçirdiği zamanın azaldığı, ilişkinin şeklinin değiştiği ve çocukların duygu ve davranışlarında olumsuz değişimler meydana geldiği belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Does Social Climate in the Hospital Affect Nurses' Loneliness?
Sezgin, Eray Ekin
Loneliness is a widespread emotion across the world and is something that many people experience at some point in their lives. Loneliness in the workplace is often caused by employees' inability to form strong bonds with their coworkers or managers. Loneliness can both reduce individual performance and negatively affect the overall workplace atmosphere. In particular, an important element of understanding employees' workplace loneliness is to consider the interaction between employees and their environment, especially the social systems in which these employees are embedded. In recent years, it has been increasingly studied by researchers and practitioners as it has serious negative effects at both individual and organizational levels. This study is based on a comprehensive framework that includes the social exchange approach, the human relations approach and the need to belong approach in order to comprehend the phenomenon of workplace loneliness and the factors affecting this phenomenon. This descriptive and cross-sectional study was conducted on 194 nurses selected through convenience sampling. Data were collected using a structured questionnaire and data analysis was carried out using the original SPSS-26 package program. Multiple regression analyses were conducted to test the hypotheses. The research data were collected with the “Social Climate Scale” and “Workplace Loneliness Scale”. As a result of the study, it was found that nurses' perception of social climate was above average and workplace loneliness level was below average. In addition, in the current study, it was determined that social climate has a significant negative effect on workplace loneliness. As a result of the correlation analysis, it was determined that there was a negative and significant relationship between nurses' perceptions of in-group communication and professional cooperation and their workplace loneliness levels. This study makes a unique and significant contribution to the organizational behavior literature by revealing the link between interpersonal harmony, organizational support, in-group communication, work ethics, professional cooperation and non-work relationships and workplace loneliness.
- MakaleAçık Erişim2025The Relationship between COVID-19 Phobia and Fear of Death among Women: A Web-Based Correlational Descriptive Study from Türkiye
Taşçı Beydağ, Kerime Derya; Dal, Nursel Alp; Gumussoy, Sureyya
Objective: This study was conducted to determine the COVID-19 phobia and fear of death levels in women during the COVID-19 pandemic period. Methods: This descriptive-correlational study was carried out using the snowball sampling method by sharing questionnaires through social media sites and social networks, with 2040 women in Türkiye who agreed to participate in the study. Results: The data were obtained with the COVID-19 Phobia Scale (C19P-S) and the "one's own death" subscale of the Collett-Lester Fear of Death Scale (CL-FODS). A moderate, positive, significant linear relationship was observed between the participants’ fear of death and COVID-19 phobia scores. Conclusions: As a result of this study, it was determined that fear of death increased as COVID-19 phobia increased, and the participants who knew individuals in their immediate environment who had experienced the disease or died of it were affected more negatively by the pandemic period.
- MakaleAçık Erişim2025Ebe ve Hemşirelerin Mizah Algıları ile Problem Çözme Becerileri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Kesitsel Çalışma
Şeker, Sevda Arslan; Alp Dal, Nursel
Amaç: Bu araştırmanın amacı, katılımcıların kullandıkları mizah tarzlarının ve problem çözme becerilerinin sosyodemografik özellikler açı- sından farkl ılıkları ile bu iki de ğişken aras ındaki ili şkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntemler: Kesitsel tanımlayıcı nitelikteki bu araştırmanın ve- rileri 95 ebe ve hemşire ile Tanıtıcı Özellikler Formu, Mizah Tarzları Öl- çeği ve Problem Çözme Envanteri (PÇE) kullanılarak toplanmıştır. Veriler, araştırmacılar tarafından Temmuz-Aralık 2019 tarihleri arasında yüz yüze toplanmıştır. Verilerin de ğerlendirilmesinde Kolmogorov-Smirnov nor- mallik testi, Mann-Whitney U Analizi, Kruskal-Wallis Testi, Spearman’s Rho Korelasyon Analizi kullan ılmıştır. Bulgular: Katılımcıların mizah tarzları sırasıyla Katılımcı Mizah (39,96±8,65), Kendini Geliştirici Mizah (36,62±9,36), Kendini Y ıkıcı Mizah (25,46±8,78) ve Sald ırgan Mizah (18,38±5,66) alt boyutlar ı şeklinde sıralanmıştır. Problem çözme stilleri açısından, PÇE puan ortalaması 83,14±17,47’dir. PÇE toplam puanı ve De- ğerlendirici Yakla şım alt boyutu puan ortalamas ı ile Kat ılımcı Mizah (r=-0,270, p=0,008) ve Kendini Geli ştirici Mizah (r=-0,281, p=0,006) alt boyutları arasında anlamlı negatif ilişki bulunmuştur. Düşünen Yaklaşım ve Kendine Güvenli Yaklaşım alt boyut puanları ile Kendini Geliştirici Mizah arasında negatif yönde dü şük düzeyde ili şki (r=-0,273, p=0,008) saptan- mıştır. Aceleci Yaklaşım alt boyutu ile Katılımcı Mizah (r=0,205, p=0,046) arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edil- miştir. Sonuç: Araştırmada, katılımcıların daha sık olumlu mizah tarzları kullandığı, olumsuz mizah tarzlar ını ise orta düzeyde kulland ıkları gö- rülmüştür. Ayrıca, olumlu mizah tarzlar ını daha fazla kullanan bireylerin problem çözme becerilerinin daha yüksek oldu ğu belirlenmiştir. Bu bul- gular, mizahın problem çözme becerilerini geliştirme açısından önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir. Sağlık profesyonellerinin iletişim ve problem çözme becerilerini güçlendirmeleri için olumlu mizah tarzlar ını destekleyici stratejiler geliştirilmesi önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025The relationship between quiet quitting and turnover intention in nurses: A systematic review and meta- analysis
Sezgin, Eray Ekin
Although some recent research has shown a positive association between quiet quitting and turnover intention among nurses, a thorough systematic review on this topic has yet to be conducted. Addressing the gaps in this area will provide a clearer understanding of the dynamics influencing nurses' turnover intentions and shed light on the development of future preventive strategies. This meta-analytic review aimed to integrate and critically assess the relationship between quiet quitting and turnover intention among nurses. All studies had a cross-sectional design and were conducted from 2023 onwards. A comprehensive search of six databases, including ScienceDirect, Medline, JSTOR, ProQuest, Scopus, and Web of Science, was conducted to gather empirical studies for this meta-analytic research. The results indicated a moderate, positive relationship between quiet quitting and turnover intention (r = 0.40, p < 0.0001). Furthermore, the overall effect size showed consistency, and the heterogeneity level (I² = 94.7%) was considered within acceptable thresholds. Further in-depth research is required to gain a clearer understanding of how quiet quitting influences turnover intention. To prevent quiet quitting, nursing managers should establish clinical guidelines and support programs that promote nurses' professional development and enhance their job satisfaction and commitment to the profession. In this way, nurses can achieve more satisfaction and motivation in their workplaces, and thus their turnover intentions can be reduced.
AtıfOpenAlex3
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2025Fekal İnkontinansın Yönetimi ve Hemşirelik Yaklaşımı
Avşar, Gülçin; Ferhat, Daşbilek; Sağlam, Hasan
Fekal inkontinans, bireylerin dışkı kontrolünü kaybetmesi durumu olup, hem fiziksel hem de psikososyal sorunlara yol açabilir. Yönetimi, bu durumu etkileyen nedenlerin belirlenmesiyle başlar; nörolojik hastalıklar, gastrointestinal sorunlar veya cerrahi geçmiş gibi faktörler değerlendirilir. Hemşireler, hastaların tıbbi geçmişini alarak, semptomları ve yaşam kalitesini etkileyen unsurları anlamalıdır. Ayrıca, uygun değerlendirme araçları kullanarak inkontinansın şiddetini belirlemeleri önemlidir. Hemşirelik yaklaşımı, bireysel bir plan geliştirilmesini gerektirir. Bu plan, beslenme düzeninin gözden geçirilmesi, bağırsak alışkanlıklarının düzenlenmesi ve gerekiyorsa ilaç tedavisinin entegrasyonunu içerebilir. Ayrıca, hasta eğitimi ve destek gruplarına yönlendirme, hastaların durumlarını daha iyi yönetmelerine yardımcı olabilir. Hemşireler, bireylerin duygusal ihtiyaçlarına da dikkat ederek, empatik bir iletişim kurmalı ve hastaların bu hassas konuda kendilerini güvende hissetmelerini sağlamalıdır. Sonuç olarak, fekal inkontinansın yönetimi, multidisipliner bir yaklaşım gerektirir ve hemşireler bu süreçte önemli bir rol oynar. Farkındalık artırma, eğitim ve destek sunma gibi temel görevleri ile hemşireler, hastaların yaşam kalitesini iyileştirmede kritik bir etki yaratabilir. Uygun hemşirelik müdahaleleri ile bireylerin bağırsak kontrolü sağlanarak, genel sağlık durumları olumlu yönde etkilenebilir.
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ3Kadınlarda sigara ve alkol kullanımı ölüm kaygısını etkiler mi? kesitsel bir araştırma
Orhan, Ilksen; Ünal, Esra
Bu çalışmada kadınların sigara ve alkol tüketiminin ölüm kaygısı üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırmanın örneklemini Mayıs-Ağustos 2024 tarihleri arasında bir Devlet Hastanesinin Kadın Doğum Kliniğine başvuran 590 kadın oluşturdu. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu ve Türkçe Ölüm Kaygısı Ölçeği kullanıldı. Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 30.66±12.7 olarak belirlendi. Araştırmadaki kadınların %20.2’si sigara kullanmakta, %14.1’i alkol kullanmakta ve %9.2’si her ikisini de kullanmaktadır. Sigara kullanan kadınların ölüm kaygısı düzeylerinin, sigara kullanmayan kadınlara kıyasla anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulundu. Sigara ve alkol kullanan kadınlarda "Ölümün Belirsizliği" ve "Acı Çekme" ölçek alt boyutlarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlendi. Bu çalışma ile sigara ve alkol kullanımının kadınlarda ölüm kaygısını artırdığı sonucuna ulaşıldı. Elde edilen bu bulgular doğrultusunda, hemşirelerin kadın hastalarda sigara ve alkol kullanım durumlarını sistematik olarak değerlendirmeleri ve bu kullanımın ölüm kaygısını artırabileceği konusunda farkındalık oluşturmaları önem arz etmektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Determination of Happiness and Spousal Support Level in Married Women's Relationships During Pandemic Period
Taşçı Beydağ, Kerime Derya; Dal, Nursel Alp
Objective: The purpose of this study is to determine the level of happiness and spousal support in the relationships of married women in the pandemic period. Methods: The sample of the descriptive and relationship-seeking type of research consisted of 1010 married. The data were obtained using the demographic questionnaire, the Relationship Happiness Scale (RHS), and the Spousal Support Scale (SSS). Results: The average of the Relationship Happiness Scale scores of the women participating in the study is 34.16±6.47, while the average of the Spousal Support Scale is 66.61±13.16. There is a statistically significant positive and high-level linear relationship between the RHS scores and the SSS scores (r=0.741). Conclusion: As a result of the research, it was determined that women's levels of spousal support and happiness in their relationships were high. It has been determined that the support women receive from their partners increases the happiness in their relationships.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Ebelik Öğrencilerinin Evliliğe Yönelik Tutumları ve Doğum Korkuları Arasındaki İlişki
Aksoy Derya, Yeşim; Benli, Tuba Enise; Yetişmiş, Habibe Yaşar
Amaç: Bu araştırma ebelik öğrencilerinin evliliğe yönelik tutumları ve doğum korkuları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Kesitsel ve ilişki arayıcı tipte olan bu araştırma Türkiye’nin doğusunda bulunan iki üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırmada örneklem hesabına gidilmeyip her iki üniversitede öğrenim gören tüm ebelik öğrencilerine ulaşılmaya çalışılmıştır. Gönüllülük esasına dayanarak araştırmaya katılan 372 ebelik öğrencisi ile çalışma tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri “Kişisel Bilgi Formu”, “İnönü Evlilik Tutum Ölçeği (İETÖ)” ve “Kadın Gebelik Öncesi Doğum Korkusu Ölçeği (KGÖ-DKÖ)” ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirmesinde SPSS (25.0) istatistik paket programında sayı, yüzde dağılımları, ortalama, standart sapma, Independent t-test, One-Way Anova, Tukey ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin yaş ortalaması 20,71±1,55’tir. Öğrencilerin %80,1’i çekirdek aile yapısına sahip, %54,3’ü il merkezinde yaşamakta, %96.8’i çalışmamakta ve %56.7’sinin geliri giderine eşittir. Öğrencilerin İET ve KGÖ-DKÖ’den aldıkları toplam puan ortalamaları sırasıyla; 69.73±20.01 ve 36.37±12.00’dır. Öğrencilerin evliliğe yönelik tutumları ve doğum korkuları arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,001). Sonuç: Bu araştırmada öğrencilerin gebelik öncesi doğum korkuları arttıkça evliliğe yönelik tutumlarının azaldığı saptandı. Bu sonuç doğrultusunda öğrencilerin gebelik öncesi doğum korkuları dikkate alınarak gelecekteki evlilik düşüncelerinin desteklenmesi önerilmektedir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024The Relationship between Sleep Quality and Smartphone Addiction among Adolescents
Arıkan, Duygu; Kurudirek, Fatma; Gürarslan Baş, Nazan
Introduction: Technological developments have increased the usage of mobile equipment. Using a smartphone became a part of life and accentuated its usage day after day especially in adolescent groups. Aim: The study was aimed to examine the relationship between sleep quality and smartphone addiction of adolescents. Method: This cross-sectional study was carried out with 1192 high school students between March and June 2019. Data were collected with the Personal Information Form, Pittsburg Sleep Quality Index, Smartphone Addiction Scale. The data were evaluated through percentile distributions, means, independent samples t-test, Kruskal-Wallis test, ANOVA, and Pearson correlation analyses. Results: The mean age of adolescents was determined to be 15.79 ± 0.96, with the mean total score of the Pittsburg Sleep Quality Index was 6.05 ± 3.04 and the Smartphone Addiction Scale was 36.01 ± 10.82. Statistically significant differences were observed among adolescents concerning gender, grade, daily smartphone usage duration, internet accessibility, and the use of smartphones before bedtime, impacting both sleep quality and smartphone addiction (p < 0.05). A positive and meaningful correlation was found between sleep quality and smartphone addiction in adolescents (p < 0.05). Conclusion: As the smartphone addiction increases, sleep quality decreases. Adequate sleep is crucial during the growth spurt period. It is evaluated that early diagnosis and prevention of smartphone addiction in adolescents could make a significant contribution to the protection and promotion of adolescent health.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Hemşirelerin kültürel zekâları, iletişim becerileri ve ilişkili faktörler: bir yol analizi
Orhan, Ilksen; Ünal, Esra; Yıldız, Erman; Ağralı, Cansu
Bu araştırma, hemşirelerin kültürel zekâlarını, iletişim becerilerini ve ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla yapıldı. Kesitsel ve ilişki arayıcı tasarımdaki araştırma, bir hastanede çalışmaya katılımda gönüllü 410 hemşire ile Mayıs-Ağustos 2023 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Veriler, “Tanıtıcı Bilgi Formu, Kültürel Zekâ Ölçeği ve İletişim Becerileri Ölçeği” olmak üzere üç bölümden oluşan Google Form uygulamasıyla çevrim içi ortamda toplandı. Kültürel Zekâ Ölçeği (KZÖ) ve İletişim Becerileri Ölçeğini (İBÖ) etkileyen faktörleri belirlemek için yol analizi yapıldı. Bu araştırmada, Kültürel zekâ ile iletişim becerileri arasında orta derecede güçlü ve olumlu bir ilişki olduğu tespit edildi. Kültürel zekâyı etkileyen faktörler olarak cinsiyet, eğitim düzeyi ve yaş önemli bulundu. Bu faktörler, kültürel zekâ puanındaki değişimin %28.2’sini açıkladı. Hemşirelerde kültürel uygulamalar konusunda eğitim almanın iletişim becerileri düzeyini arttırdığı, cinsiyetin kültürel zekâ üzerinde etkili bir faktör olduğu, eğitim düzeyinin yükselmesinin kültürel zekâ düzeyini arttırdığı ve iletişim becerileri yüksek olan hemşirelerin kültürel zekâ düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucuna varıldı.
- MakaleAçık Erişim2023The turkish version of body understanding measure for pregnancy scale: validity and reliability study
Duman, Mesude; Taşhan, Sermin Timur; Yüksekol, Özlem Doğan
The objective of this study was to adapt the Body Understanding Measure for Pregnancy Scale into the Turkish language and to examine the psychometric properties in pregnancy. The methodological study was conducted with 508 healthy pregnant women. Language validation, content validation, and pilot scheme are the three phases of cultural adaptation of the scale. The construct validity of the scale was analyzed using both Exploratory and Confirmatory Factor Analyses. The reliability of the scale was tested using parallel-form reliability, test-retest reliability, Cronbach's α coefficient of internal consistency, and item-total correlation. The Confirmatory Factor Analysis conducted supports the three-factor structure of the scale that is constructed by Exploratory Factor Analysis. We determined Cronbach’s α coefficient of internal consistency to vary between 0.78 and 0.88 for the scale total and the subscales. Besides, there was a high correlation between the parallel-form reliability, test-retest reliability, and item-total correlation of the scale. The Turkish version of Body Understanding Measure for Pregnancy Scale is a validated and reliable tool designed to evaluate the body image concerns of Turkish pregnant women.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Doğurgan Çağdaki Kadınlarda Travmatik Doğum Algısı ve Etkileyen Faktörler
Taşçı Beydağ, Kerime Derya; Dal, Nursel Alp
Amaç: Bu araştırma, doğurgan çağdaki kadınlarda travmatik doğum algısı düzeyini ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki çalışmaya, Türkiye’de yaşayan ve çalışmaya katılmayı kabul eden ve gebe olmayan 1090 kadın, kartopu örnekleme yöntemi ile 1 Ekim- 31 Kasım 2020 tarihleri arasında alınmıştır. Çalışmanın verileri sosyal paylaşım sitesi ve sosyal paylaşım ağı üzerinden çevirim içi anket ile toplanmıştır. Veriler, ilgili literatür doğrultusunda hazırlanmış olan demografik soru formu ve Travmatik Doğum Algısı Ölçeği (TDAÖ) ile elde edilmiştir. Bulgular: Kadınların TDAÖ puan ortalaması 63.78±30.04 bulunmuştur. Kadınların, gelir düzeyi, medeni durum, çalışma durumu, yaşadıkları yer, doğum yapma durumu, doğumdan korkma durumu, annesinin doğum hikâyesinin nasıl olduğu, kötü doğum hikâyesi duyma durumu, vajinal ve sezaryen doğuma tanık olma durumlarının travmatik doğum algısını etkilediği tespit edilmiştir. Sonuç: Kadınların orta düzeyde travmatik doğum algısına sahip oldukları saptanmıştır. Sağlık profesyonellerinin birincil amacı travmatik doğumların oluşması önlenmek olmalıdır. Eğer travmatik doğum önlenememişse kadının bu süreci sorunsuz anlatabilmesi için destek olunmalı ve doğum sonu bakımla olumsuz doğum algısı olumluya dönüştürülmelidir.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Ebelik Bölümü Öğrencilerinin Ötenaziye Karşı Tutumlarının Dini Tutumları ile İlişkisi: Türkiye’de Kesitsel Bir Çalışma
Koç, Özlem; Baltacı, Nazlı; Yüksekol, Özlem Doğan; Polat, Habibe
Amaç: Bu araştırma, ebelik öğrencilerinin ötenaziye yönelik tutumları ile dini tutumları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Kesitsel nitelikte yapılan bu araştırmanın evrenini, Türkiye'nin doğusunda bir üniversitenin ebelik bölümünde öğrenim gören öğrenciler oluşturmuştur. Araştırma, Kasım-Aralık 2021 tarihleri arasında 284 gönüllü ebelik öğrencisi ile gerçekleştirildi. Verilerin değerlendirilmesinde frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma değerleri gibi tanımlayıcı istatistikler kullanıldı. Normal dağılım gösteren değişkenler için bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), normal dağılım göstermeyen değişkenler için Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Araştırma verileri Google form ile toplandı. Katılımcıların, araştırmaya katılmak isteyip istemediklerini teyit etmek için Google formu ile kendilerine bir onam sorusu soruldu. Bulgular: Katılımcıların Sağlık Profesyoneli Ötenazi Tutum Ölçeği (SP-ÖTÖ) toplam puanı 83.04±16.07 olarak bulunurken, Ok-Dini Tutum Ölçeği (Ok-DTÖ) toplam puanı 34.01±6.00 olarak belirlendi. Puan ortalamalarına göre, katılımcıların ötenaziyi desteklemeye yönelik tutumları orta düzeydeyken, dini tutumları olumluydu. Sonuç: Bu çalışma sonucunda öğrencilerin çoğunun ötenaziye yönelik olumsuz tutumlara sahip olduğu ve bu tutumları etkileyen faktörlerden birinin de dini inanç olduğu görüldü.
AtıfOpenAlex4TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Aile Desteği Çocukların Sağlıklı Yeme Öz Yeterliliğini Etkiler mi?
Kasımoğlu, Necla; Gürarslan Baş, Nazan
Amaç: Bu araştırma aile desteğinin çocukların sağlıklı yeme-öz-yeterlilik davranışları üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Mayıs 2021/2022 tarihleri arasında Türkiye’nin doğusunda bir ilin merkezinde 4. sınıfında öğrenim görmekte olan 202 öğrenci ile yürütülmüştür. Veriler ‘Kişisel Bilgi Formu’, ‘Sağlıklı Yeme İle İlgili Aile Desteği Ölçeği’ ve ‘Sağlıklı Yeme Öz-Yeterlik Ölçeği’ kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar destekli programda sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, t-testi, Kruskal Wallis ve korelasyon ile analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 10.05±.51’dir. Öğrencilerin anne yaşı, baba yaşı ve anne çalışma durumu ile Sağlıklı Yeme Öz-Yeterlik Ölçeği puan ortalamaları arasında; babanın öğrenim düzeyi ile de, Sağlıklı Yeme ile İlgili Aile Desteği Ölçeği puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Sağlıklı yeme öz-yeterlilik düzeyi ile ailenin sağlıklı yeme alışkanlığını destekleme puan ortalamaları arasında negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.001). Sonuç: Araştırmada elde edilen bulgulara göre, okul dönemi çocuklarının yeme öz yeterliği düşüktür ve aileler sağlıklı yeme davranışlarıyla ilgili destekleri yüksektir. Bu doğrultuda, çocukların sağlıklı yeme öz yeterliği ve ailenin sağlıklı yeme davranışıyla ilgili desteğini yükseltmek için çocuk ve ailesiyle çalışan pediatri hemşirelerinin eğitim ve danışmanlık rollerine gereksinim duyulmaktadır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023COVID-19 Pandemi Sürecinde Filyasyon Ekibinde Görev Alan Sağlık Çalışanlarının Travma Sonrası Gelişim ve Psikolojik Dayanıklılık Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Tanımlayıcı Çalışma
Ersöğütçü, Filiz; Karakaş, Sibel Asi; Erçel, Şeyda
Amaç: Bu çalışma, koronavirüs hastalığı-2019 [coronavirus di- sease-2019 (COVID-19)] pandemi sürecinde filyasyon ekibinde görev alan sağlık çalışanlarının travma sonras ı gelişim ile psikolojik daya- nıklılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amac ıyla tanımlayıcı ola- rak yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı araştırma desenindeki bu çalışma Haziran 2020-Eylül 2020 tarihleri arasında bir ilin merkez toplum sağlığı merkezi filyasyon ekibinde yer alan 205 sağlık çalışanı ile yapıldı. Verilerin toplanmasında çevirim içi anket yöntemi kullanı- larak; kişisel bilgi formu, Travma Sonrası Gelişim Ölçeği (TSGÖ) ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayan ıklılık Ölçeği (YİPDÖ) uygulandı. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalamalarının 32,36±7,09 olduğu, cin- siyet dağılımında kadınların çoğunluğu (%59,0) olu şturduğu ve kat ı- lımcıların %64,4’ünün lisans mezunu oldu ğu tespit edildi. TSGÖ toplam puan ortalamasının 43,78±25,99 olduğu, YİPDÖ toplam puan ortalamasının 125,04±16,18 olduğu saptandı. YİPDÖ toplam puan or- talaması ile TSGÖ toplam puan ortalaması, arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptandı (p>0,05). Sonuç: Bu çalışmada, TSGÖ toplam puan ortalamasının ortalamanın altında olması, katılımcıların yaşadığı trav- matik olaylardan olumlu varsayımlar elde etmediği anlamına gelirken, YİPDÖ toplam puan ortalamas ının ortalamanın üstünde olmas ı katı- lımcıların psikolojik dayan ıklılık düzeylerinin yüksek oldu ğunu gös- termiştir. Sağlık çalışanlarının bu zorlu süreç ile nas ıl baş ettiklerini tanımlamak ve sağlık bakım sisteminin içerisinde toplum gereksinim- lerini esnek ve yarat ıcı biçimde karşılayabilmek için gerekli olan psi- kolojik dayanıklılığı korumak ve geliştirmek üzere önlemlerin alınması oldukça önemlidir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2023Evaluation of the Practice and Management of Family Medicine During the COVID-19 Pandemic: Two Provinces Sample
Baş, Kazım
Objective: Preventive health services have become more important during the epidemics, and family physicians play a key role in the prevention and control of the epidemics. There- fore, this study was conducted to evaluate the opinions of physicians working at the family health centers on the practice and management of family medicine during the COVID-19 pandemic. Methods: The descriptive and cross-sectional study was conducted with 204 family physi- cians in two provinces in the east of Turkey between September and November 2021. The study data were collected using a questionnaire. The data were analyzed by number and percentage distributions. Results: The descriptive and cross-sectional study was conducted with 204 family physi- cians in two provinces in the east of Turkey between September and November 2021. The study data were collected using a questionnaire. The data were analyzed by number and percentage distributions. Conclusion: There were some problems in the family health centers regarding the equip- ment and physical structure of buildings, the supply of personal and protective equipment, the number of staff, and home visits to patients during the COVID-19 pandemic. Furthermore, family physicians recommend providing adequate resource support in effective service deliv- ery in epidemic management, reducing the workload, providing personnel support, re-forming family medicine policies, and taking the opinions of family physicians in this process.
- MakaleAçık Erişim2023Bitlis Eren Üniversitesi Personelinin Beslenme Alışkanlıkları ve Beslenme Bilgi Düzeyleri
Yasan Güneş, Nubar; Kendilci, Esma Aksoy; Kendilci, Kenan; Altay, Sare
Bu araştırma, Bitlis Eren Üniversitesi’nde görev yapan akademik ve idari personelin beslenme alışkanlıklarını, besin tercihlerini ve bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı kesitsel tipteki çalışmaya Bitlis Eren Üniversitesi’ndeki akademik ve idari personelden uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 250 personel katılmıştır. Çalışmaya dahil edilen personele kişisel bilgiler ve beslenme alışkanlıkları hakkındaki düşüncelerini içeren anket uygulanmıştır. Beden kütle indeksine göre katılımcıların %53,2’sinin (n=133) normal ağırlıkta, %38,8’inin (n=97) hafif şişman ve %7,6’sının (n=19) obez olduğu saptanmıştır. Katılımcıların %40,8’ inin öğün atladığı ve %35,6’sının bazen öğün atladığı belirlenmiştir. Akademik ve idari personelin günlük tükettikleri öğün sayısı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Akademik personelin %86,8’i, idari personelin ise %77,2’sinin doğal besinleri, işlenmiş besinlere tercih ettiği saptanmıştır. Personelin %41,6’sı bitkisel sıvı yağ, %34’ü zeytinyağı ve %11,6’sı bitkisel sıvı yağ ve zeytinyağı karışımını en çok tükettikleri yağ çeşidi olarak belirtmişlerdir. Akademik personelin idari personele göre zeytinyağı ve tereyağı kullanma durumu anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Bu araştırma sonucunda akademik ve idari personelin beslenme alışkanlıklarının ve bilgi düzeylerinin yetersiz olduğu görülmektedir. Üniversite personeline yönelik beslenme bilgisini değerlendirmek ve geliştirmek için özel müdahalelere ihtiyaç bulunmaktadır.
AtıfOpenAlex4TR Dizin2
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2022Hemşirelerin Hasta Güvenliğine Yönelik Tutumlarını Etkileyen Etmenler: Sistematik Derleme
Şeker, Sevda Arslan; Erkus Kucukkelepce, Gulhan
Amaç: Bu çalışma, ulusal bilimsel yayında hemşirelerin hasta güvenliğine yönelik tutumlarını etkileyen etmenleri incelemek amacıyla yayınlanmış araştırmaların, sistematik biçimde incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Bu çalışma sistematik bir inceleme olarak yapılmıştır. Bu çalışmada, Google Akademik, Dergi Park Akademik, Ulakbim, EBSCO Host ve Ulusal Tez Merkezi veri tabanlarında ‘hemşire’, ‘hasta güvenliği’ ve ‘hasta güvenliği tutumu’ anahtar sözcükleri kullanılarak tarama yapılmıştır. Bulgular: Araştırmada dâhil edilme kriterlerini karşılayan 11 makale incelenmiştir. Araştırmada incelenen yayınların hepsinin tanımlayıcı tipte olduğu, %72,7’sinin yüksek lisans tezi olduğu, %45’inin 2019 yılında yayınlandığı, örneklem sayısının 28 ile 380 arasında değiştiği görülmüştür. Araştırmada incelenen yayınlarda, hemşirelerin hasta güvenliği tutumlarının yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi gibi kişisel durum değişkenlerine göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca çalışma yılı, çalışılan birim, çalışılan vardiya, haftalık çalışma saati, güvenlik raporlama sistemini kullanma, hata raporlamada yönetim desteği alma gibi çalışma yaşamı ile ilgili özelliklere göre hasta güvenliği tutumunun değişiklik gösterdiği bulunmuştur. Sonuç: Araştırma sonuçları, hasta güvenliği ile ilgili bilimsel kanıtlara dayalı bilgi üretmenin ve hemşirelik uygulamalarını geliştirmenin gerekliliğini ortaya koymuştur.
AtıfOpenAlex3TR Dizin4
İncele







