Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Doktora TeziAçık Erişim2018
    Keban Baraj Gölü Pertek bölgesinde yetiştiriciliği yapılan ve doğadan avlanan gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss, Walbaum 1792) besin düzeylerinin karşılaştırılması

    Esin Özçiçek

    Bu çalışmada, Keban Baraj Gölü Pertek Bölgesi'nde yetiştiriciliği yapılan ve bu bölgeden avlanan gökkuşağı alabalıklarının (Oncorhynchus mykiss) kas ve karaciğerinde yağ asitleri, kolesterol, yağda çözünen vitaminler (A, D, E ve K vitaminleri) ve aminoasit düzeyleri karşılaştırılmıştır. Ortalama ağırlığı 356,01±12,03 g ve ortalama total boyu 30,88±2,06 cm olan toplam 120 adet gökkuşağı alabalığı kullanılmıştır. Kas ve karaciğerden kimyasal analizler için doku örnekleri alınmıştır. Tekli doymamış yağ asitleri (MUFA) arasında oleik asidin en baskın olan yağ asidi olduğu belirlenmiştir. Oleik asidin kas dokusunda doğa ve kafes değerleri arasındaki farklılıkların önemsiz (P>0,05) olduğu bulunmuştur. Oleik asidin karaciğer dokusunda doğa ve kafes değerleri arasındaki farklılıkların Mayıs ve Haziran aylarında önemli (P<0,05) olduğu bulunmuştur. Çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA) içinde dokosaheksaenoik yağ asidi (DHA) en baskın olarak bulunmuştur. Dokosaheksaenoik asidin kas dokusunda doğa ve kafes değerleri arasındaki farklılıkların önemsiz (P>0,05) olduğu tespit edilmiştir. Dokosaheksaenoik asidin karaciğer dokusunda doğa ve kafes değerleri arasındaki farklılıkların Mayıs ayında önemli (P<0,05) olduğu tespit edilmiştir. Yağda çözünen vitaminler bakımından en yüksek değer E vitamininde görülmüştür. E vitamininin kas dokusunda doğa ve kafes değerleri arasındaki farklılıkların Mayıs ayında önemli (P<0,05) olduğu belirlenmiştir. E vitamininin karaciğer dokusunda doğa ve kafes değerleri arasındaki farklılıkların Nisan ayında önemli (P<0,05) olduğu belirlenmiştir. Aminoasitler bakımından en yüksek değer glisin aminoasidinde görülmüştür. Glisin aminoasidinin kas ve karaciğer dokularındaki doğa ve kafes değerleri arasındaki farklılıkların önemli (P<0,01) olduğu bulunmuştur. Bu araştırma sonucunda, doğadaki alabalıkların ΣMUFA, eikosapentaenoik asit (EPA) ve DHA içeriği daha yüksek; ΣPUFA, D ve K vitaminleri ve esansiyel aminoasit içeriğinin ise daha düşük düzeyde olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Oncorhynchus mykiss, Kas, Karaciğer, Yağ Asitleri, Aminoasitler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Keçe-mantar-kevlar malzemelerinden oluşan kompozitin 9mm tabanca mermisine karşı mukavemeti

    Tamer Köşüm

    Sivil ve askeri uygulamalarda tam balistik koruma sağlayan ve mümkün olan en düşük ağırlıktaki zırhı seçebilmek için mühendislik malzemelerinin balistik başarımlarının bilinmesi oldukça önemlidir. Son dönemlerde hızla yaygınlaşan bor teknolojisi balistik koruma alanında en üst sıradadır. Balistik malzemeler güvenlik güçlerinin yanı sıra kaza önleme alanlarında da yaygın kullanılmaktadır. Bu çalışmada, balistik koruyucu malzemelerin kullanım alanları, zırh çeşitleri, kompozit malzemeler ve çeşitleri, balistik ve çarpma konuları hakkında bilgiler verilmiş, aynı zamanda çeşitli deneyler ile Keçe-Mantar-Kevlar malzemelerinden oluşan kompozitin 9mmlik tabanca mermisine karşı mukavemeti gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    İmidakloprid insektisitinin bazı toprak bakterileriyle biyoıslahının istatistiksel olarak değerlendirilmesi

    Ulaş Demirci

    Bu çalışmada, ülkemizin özellikle Akdeniz bölgesinde pamuk, antep fıstığı, domates, biber ve patlıcan yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılan imidakloprid etken maddeli insektisitin bazı toprak bakterileriyle biyoıslahı üzerinde durulmuştur. Çalışmada izole edilen bakterilerin bulunduğu tarım toprağı Adana ili Alihocalı mahallesinde pamuk yetiştiriciliği yapılan bir tarladan alınan toprak örneklerinden temin edilmiştir. Bu maksatla insektisitin tarım arazilerinde kullanılması tavsiye edilen konsantrasyonları baz alınarak hazırlanan çözeltilerinin içine zirai alandan izole edilen ve zenginleştirilen bazı bakteri türleri ilave edilmiş ve yedi-on dört gün boyunca 24'er saatte bir olmak üzere alınan örneklerde kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ), biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ5), toplam organik karbon (TOK), pH ve çözünmüş oksijen ölçümleri yapılarak biyoıslah izlenmesi takip edilmiştir. Bu maksatla izole edilen ve zenginleştirilen bakteriler hem sıvı hem de laboratuvarda oluşturulan yapay tarla düzeneklerine aşılanmış ve sıvı ortamlarda ve topraktan elde edilen süzüntülerde haftada bir yapılan deneylerle söz konusu parametrelerde ne ölçüde bir değişime uğradıkları gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Cyfluthrin, dimethoate insektisitlerinin gammarus pulex (l., 1758) üzerine letal konsantrasyonlarının (lc50) belirlenmesi

    Ayşe Nur Aydın

    Bu çalışmada Tunceli Munzur Akarsuyundan elde edilen Gammarus pulex (L., 1758) bireyleri cyfluthrin ve dimethoate etken maddelerini içeren iki insektisitin farklı konsantrasyonlarına maruz bırakılarak, akut toksisite testlerinden LC50 değerleri belirlenmiştir. Çalışma boyunca su sıcaklığı, pH, çözünmüş oksijen gibi parametreleri sürekli kontrol edilerek değişmemesi sağlanmıştır. Yapılan bu çalışmada deneyler 1 litrelik cam akvaryumlarda 0,5 litre su konularak gerçekleştirilmiştir. Her bir konsantrasyon grubu için 10 adet G. pulex bireyi kullanılmıştır. LC50 değerinin belirlenmesi için 24 saatlik periyotlarla canlıların hareketlilik durumları gözlemlenerek kaydedilmiştir. Hareketliliğini kaybetmiş G. pulex'ler akvaryum içerisinden alınıp çalışma dışı bırakılmıştır. Çalışma 3 tekerrürlü yürütülmüş olup, dimethoate için LC50 değeri 170,51 ± 8,15 µg/l tespit edilirken, cyfluthrin için LC50 değeri 0,800 ± 0,12 ng/l olarak olarak belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Farklı konsantrasyonlardaki 2-fenoksietanol ve karanfil yağının sarı prenses (Labidochromis caeruleus) ve ahli (Sciaenochromis fryeri) yavru bireyleri üzerine olan anestetik etkileri

    Vefa Koçak

    2-Fenoksietanol (2-PE, etilen glikol monofenil eter), renksiz ve 1,11 gr/ml yoğunlukta yağ içeren bir anestetiktir. Karanfil bitkisinden ekstrakte edilen karanfil yağı ise, karanfil bitkisinin tomurcuk, yaprak ve dallarından elde edilen bir üründür. Karanfil yağının etken maddesi yaklaşık %85-95 eugenol, %5-15 isoeugenol ve methyleugenol'dür. Çalışmada karanfil yağı; 10, 15, 25, 50, 75, 100 µl/L ve fenoksi etanol; 0,2, 0,3, 0,4, 0,5, 0,6 ve 0,7 ml/L olarak 6'şar farklı konsantrasyonda kullanılmış olup sarı prenses (Labidochromis caeruleus, 1,19±0,14 gr, 3,88±028 cm) ve ahli (Sciaenochromis fryeri, 1,22±0,07 gr, 4,22±0,24 cm) yavru bireylerinde uygun anestetik konsantrasyonlar tespit edilmiştir. 2-Fenoksietanolün 0,5 ml/L ve karanfil yağı 25 µl/L konsantrasyonları ile kullanımı bu iki tür içinde minimum etkili konsantrasyonlar olarak belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Sağlık personelinin sanal kaytarma davranışları ile örgütsel özdeşleşme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Bir kamu hastanesi örneği

    Berat Karaca

    Bu araştırmanın temel amacı; örgütsel özdeşleşme ile sanal kaytarma türü davranışlar arasındaki ilişkileri tespit etmek olarak belirlenmiştir. Bunun yanı sıra araştırmanın ikincil amaçları; sağlık çalışanlarının, mesai saatlerinde iş dışı amaçlarla internet kullanım düzeylerinin cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu ve yaş bağımsız değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır. Bu araştırma ilişkisel tarama modeliyle gerçekleştirilen nicel bir araştırmadır. Bu amaçlarla hazırlanan veri toplama aracı, araştırmanın evrenini oluşturan Elazığ Devlet Hastanesinde çalışan 632 yardımcı sağlık personelinden 189'una uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında üç form kullanılmıştır. İlk bölümde demografik bilgilere yönelik sorular, ikinci bölümde "örgütsel özdeşleşme ölçeği" ve son bölümde "sanal kaytarma ölçeği" yer almaktadır. Verilerin analizinde, frekans dağılımları, ortalama, standart sapma değerleri ortaya konmuş, faktör analizi, güvenilirlik analizi, korelasyon katsayıları analizi ve regresyon testleri uygulanarak yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, çalışanların örgütsel özdeşleşme düzeyleri arttıkça, sanal kaytarma davranışlarının azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca erkeklerin, evlilerin, gençlerin, yüksek eğitim seviyesine sahip olanların, daha fazla meslekte çalışmış olanların kadınlara, bekârlara, yaşlılara ve daha düşük eğitim seviyesine sahip olanlara nazaran daha fazla sanal kaytarma davranışı sergiledikleri ortaya çıkmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Doğu Anadolu bölgesinde çalışan akademisyenlerin örgüt kültürünün örgütsel vatandaşlık davranışlarına etkisinin yapısal eşitlik modeli ile analizi

    Orhan Nakış

    Örgüt kültürü ve örgütsel vatandaşlık davranışı küreselleşen ve hızlı değişim ve gelişim gösteren dünyamızda kar amacı güden veya gütmeyen bütün örgütlerin verimliliğinin ve başarısının ölçülmesinde önemli bir rol oynayan faktörlerin başında gelmektedir. Özellikle içinde bulunduğumuz teknoloji ve bilgi çağında zorlu rekabet koşullarında örgütlerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için dünyada en zor taklit edilebilen insan kaynağı örgütler için daha önemli hale gelmektedir. İçinde yaşadığımız küresel çağın hızla değişen ve gelişen iş dünyasında, işgörenlerin sadece resmi iş tanımlarında yer alan görev ve sorumlulukları yerine getirmeleri; bugünkü kurum ve kuruluşların başarılı olabilmeleri ve bu başarılarını devam ettirebilmeleri açısından artık yeterli olarak görülmemektedir. Bu bağlamda; örgütlerin değişen ve gelişen koşullara rağmen faaliyetlerini sürdürüp başarıya ulaşmaları için, işgörenlerin resmi rol gerekliliklerinin ötesinde, gönüllülük temeline dayanan ekstra davranışlar sergilemeleri büyük bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca örgütlerin belirlemiş oldukları hedeflerine ulaşabilmesi için, çalışanların örgütün değerlerini, inançlarını, misyonunu, vizyonunu, felsefesini ve ortak amaçlarının toplamını temsil eden kültürel sistemi içselleştirmeleri gerekmektedir. Bu noktada da karşımıza örgüt kültürü ve örgütsel vatandaşlık kavramları çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki kamu üniversitelerinde çalışan akademisyenlerin örgüt kültürünün örgütsel vatandaşlık davranışlarına olan etkisini ortaya çıkarmaktır. Ayrıca araştırmada, söz konusu algıların akademisyenlerin demografik özelliklerine (cinsiyet, yaş, unvan vb.) bağlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığı test edilmektedir. Araştırma kapsamında, Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki kamu üniversitelerinde çalışan akademisyenlere yönelik bir alan araştırması yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Ratlarda doxorubicin kaynaklı karaciğer hasarı üzerine curcuminin etkilerinin araştırılması

    Seval Yılmaz

    Bu çalışma doxorubicin (DXR) kaynaklı karaciğer hasarı üzerine curcuminin (CMN) etkilerinin araştırılması amacıyla yapıldı. Çalışmada 35 adet Sprague Dawley cinsi erkek rat, her grupta 7 rat olacak şekilde 5 gruba ayrıldı. 1. Grup (Kontrol): Oral yolla serum fizyolojik verildi. 2. Grup (CMN grubu): CMN (200 mg kg-1 ağırlık-gün) 7 gün boyunca oral olarak ratlara verildi. 3. Grup (DXR grubu): DXR (40 mg kg-1) tek doz olarak 5. günde intra peritoneal olarak ratlara enjekte edildi. 4. Grup (DXR+CMN 100 grubu): 7 gün süreyle (100 mg kg-1 gün) CMN uygulamasının 5. gününde tek doz DXR (40 mg kg-1) intra peritoneal olarak ratlara enjekte edildi. 5. Grup (DXR+CMN 200 grubu): 7 gün süreyle (200 mg kg-1 gün) CMN uygulamasının 5. gününde tek doz DXR (40 mg kg-1 ) sonra ratlar hafif sevofloran anestezisi altında ötenazileri yapılarak, doku ve kan örnekleri alındı. Serumda Aspartat Aminotransferaz (AST), Alanin Aminotransferaz (ALT) ve Alkalin Fosfataz (ALP) düzeylerine, karaciğer dokusunda Malondialdehid (MDA), Glutatyon (GSH) ve Nitrik Oksid (NO.) düzeyleri ile Süperoksid Dismutaz (SOD), Katalaz (KAT), Glutatyon Peroksidaz (GPx), Arginaz enzim aktivitelerine bakıldı. Kontrol ile kıyaslandığı zaman serum ALT, AST ve ALP düzeyleri DXR verilen grupta arttı, bu artış CMN ile kısmen düzeltildi. Karaciğer MDA ve NO. düzeyleri DXR verilen gruplarda artarken antioksidan enzim aktiviteleri ile GSH düzeyi azaldı. CMN uygulanması; artan MDA ve NO. düzeylerini azalttı, azalan antioksidan enzim aktiviteleri ile GSH düzeylerini ise artırdı. Histolojik olarak bakıldığında ise, Kontrol ve CMN gruplarındaki ratların karaciğer dokuları normal histolojik görünümdeydi. Tek başına DXR uygulanan grup ile DXR+CMN 100 grubundaki ratların karaciğerlerinde hepatositlerde şiddetli düzeyde nekrotik değişiklikler ve hidropik dejenerasyon görüldü. Bu gruplarda ayrıca yer yer periportal ve perivasküler alanlarda mononükleer hücre infiltrasyonlarına rastlandı. DXR ile birlikte CMN 200 uygulanan gruptaki ratların karaciğerlerinde ise nekroz, hidropik dejenerasyon ve mononükleer hücre infiltrasyonlarının azaldığı belirlendi. Sonuç olarak DXR kaynaklı hasarları azaltmada CMN etkili olmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Keban Baraj Gölü'ndeki su ürünleri yetiştiricilik işletmelerinin 2015 yılı yapısal ve ekonomik analizi

    Gürel Nedim Örnekci

    Bu çalışma, Keban Baraj Gölü'nde ağ kafeslerde su ürünleri yetiştiriciliği yapan işletmelerin yapısal ve ekonomik analizlerini belirlemek için yapılmıştır. Tez çalışması, 2015 yılında Elazığ, Tunceli ve Erzincan illerinde bulunan Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğüne kayıtlı işletmeleri kapsamaktadır. Keban Baraj Gölü'nde küçük aile işletmesi olarak adlandırılan, 25 ton/yıl kapasiteli işletmelerden 44 adet, mühendis çalıştırılması mecburi (50≥ ton/yıl) olan işletmeler 25-250 ton/yıl kapasiteli işletmeler 37 adet ve 250 ton/yıl üzeri olan büyük kapasiteli işletmeler 39 adet olmak üzere 120 adet su ürünleri yetiştiricilik tesisi bulunmaktadır. Çalışmada kullanılan veriler bu işletmelerden tam sayım yöntemi ile yüz yüze anket uygulaması yapılarak elde edilmiştir. Ağ kafeslerde alabalık üretimi yapan işletmelerin tamamında, balık üretiminde hazır pelet (granül) yemler kullanılmaktadır. Tüm işletmelerde alabalıklar ortalama 230-260 gr civarında ve 6-8 TL/kg arasında satılmaktadır. Ağ kafeslerde alabalık yetiştiren işletmelerde; işletme başına düşen toplam aktif sermaye 1.134.519 TL olarak hesaplanmıştır. %86,66'lık bir oranla aktif sermaye içerisindeki en önemli pay balık sermayesinden oluşmaktadır. Ağ kafeslerde alabalık üretimi yapılan işletmelerde, işletme masraflarının toplamı 734.200 TL/işletme olarak hesaplanmıştır. Bu masraflar içerisindeki en büyük oran yem (%64,72) ve yavru balık (%10 ) olarak hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: Keban Baraj Gölü, Yetiştiricilik, Yapısal ve Ekonomik Analiz

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Anahtarlamalı relüktans motorun konum ölçersiz kontrolü

    Ufuk Kaya

    Anahtarlamalı Relüktans Motorlar, (ARM) basit yapıları ve düşük maliyetleri ile öne çıkan elektrik makineleridir. ARM'nin rotorunda ve statorunda mıknatıs bulunmazken sadece stator kutuplarında bakır sargılar bulunur. Bu yapıları ile ARM'ler adım motorlara benzerler. ARM kontrolü iki şekilde yapılır. Bunlardan ilki konum ölçerli kontrol, ikincisi konum ölçersiz kontroldür. Konum ölçerli kontrolde rotor konumu bir konum ölçer ile tespit edilir ve buna göre uygun faz sargıları enerjilendirilir. Konum ölçersiz kontrolde ise tam rotor konumu bilinmez, ancak kestirimi yapılabilir. Bu amaçla konum ölçersiz kontrolde faz tetiklemeleri için ARM'nin kendine has manyetik ve endüktans eğrilerinden faydalanılır. Bu çalışmada öncelikle literatür taraması yapılmış ardından ARM'ye ilişkin temel bilgiler verilmiştir. En çok kullanılan konum ölçersiz kontrol yöntemleri açıklanarak referans akı modeli ile kıyaslanmıştır. ANSYS/Maxwell programından elde edilen veriler kullanılarak, Mathworks MATLAB/Simulink programında ARM'nin elektriksel modeli oluşturulmuştur. Referans akı yöntemi algoritma bloklarının bu modele eklenmesiyle açık çevrim kontrol, hız kestirim algoritmalarının eklenmesiyle de kapalı çevrim kontrol gerçekleştirilmiştir. Son olarak da ARM deney düzeneği tasarlanmıştır. ARM deney düzeneği; ARM, yük motoru, trafo, DA güç kaynağı, IGBT sürme devresi, güç devresi, snubber devresi, filtreli gerilim bölücü devre ve FPGA'den oluşmaktadır. Sonuç olarak, referans akı ile kontrol yönteminin özellikle maliyet odaklı açık çevrim uygulamalar için uygulanabilir pratik bir çözüm olduğu anlaşılmıştır. Kapalı çevrim uygulamalar için ise moment dalgalılığının azaltılması halinde yöntemin verimliliğinin artacağı öngörüsünde bulunulmuştur. Bu amaçla farklı kontrol algoritmalarının kullanılması gerektiği önerilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Sıcak presleme işleminde sıvı fazın matris özelliklerine etkisi

    Yusuf Kaygusuz

    Toz metalurjisi günümüzde sıklıkla kullanılan bir imalat yöntemidir. İmalat endüstrisi açısından büyük bir öneme sahiptir. Özellikle küçük, karmaşık şekilli ve kompozit malzemelerin imalatı için imalat maliyetleri açısından en avantajlı yöntemdir. Toz metalurjisi imalat yöntemi kullanılarak sinterleme parametreleri ve teknikleri değiştirilerek malzemelerin mekanik ve mikroyapı özelliklerinde istenilen doğrultuda değişiklikler yapılmaktadır. Buda yöntemi endüstri açısından oldukça önemli kılmaktadır. Toz metalurjisi ile üretilen ürünlerde porozite miktarı ürünün yapısal özelliklerini ciddi oranda etkiler. Yapı içerisinde ki poroziteler sinterleme işleminin gerçekleşmesi ile azalmaktadır. Ayrıca artan sinterleme sıcaklığının yanı sıra ilave edilen AgCd katkısı da makro ve mikro porozite miktarını azaltmaktadır. Yapılan bu tez çalışmasında malzemenin sertlik, yoğunluk, 3 noktalı eğilmesi, kırık yüzeyleri, MAP ve XRD incelemeleri ile mikro ve makro yapısal formları incelenmiştir. Yapılan bu çalışmada Co-Ni-Bz'dan oluşan matrise ilave edilen AgCd'un matris mukavemeti üzerinde arttırıcı bir rol oynadığı gözlemlenmiştir. Matris mukavemetinin artmasında rol oynayan AgCd oranın yanı sıra sinterleme sıcaklığının da matris mukavemetinde arttırıcı bir faktör olduğu gözlemlenmiştir. Sinterleme sıcaklığının artması ile birlikte matris içerisindeki AgCd sıvı faz oluşturarak makro ve mikro poroziteleri doldurur ve böylece matrisin yoğunluğunda artış meydana gelir. Sıvı fazın oluşması sonucunda porozitelerin azaldığı SEM fotoğraflarında görülmüştür. Sonuç olarak sinterleme sıcaklığının artması ve ilave edilen AgCd miktarına bağlı olarak oluşan sıvı fazın neticesinde malzemenin mekanik özelliklerinde artışlar gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Tunceli-Aktuluk mahallesi öğrenci yurdu alanı ve yakın civarının zemin özellikleri

    İlkay Cem Öz

    Yapı temelleri boyutlandırılırken, yapıdan kaynaklı yatay ve düşey yüklerin olabildiğince en ekonomik şekilde, güvenlikten ödün vermeksizin zemine iletilmesi büyük önem taşımaktadır. Ekonomik ve güvenli bir temel modellemesi yapılabilmesi için, yapının oturacağı zemin parametreleri ve davranışları gerçeğe en yakın şekilde bilinmelidir. Son dönemde teknolojinin de ilerlemesiyle, zeminlerin özelliklerinin belirlenmesi eskiye oranla daha gerçekçi bir şekilde yapılmaktadır. Zeminlerin özelliklerini belirlemek amacıyla açılan zemin sondajlarından alınan örnekler üzerinde yapılan laboratuvar deneyleri ve sondaj kuyularında taşıma gücü tespitine yönelik yapılan arazi deneyleri neticesinde elde edilen verilerle optimum temel boyutlandırmaları yapılması mümkün olmaktadır. Tunceli ilinin topoğrafik yapısı (engebeli arazisi ve baraj gölü havzası sebebiyle azalan potansiyel yeni yerleşim alanları) ve Munzur Üniversitesi yerleşkesinin ve kamu kurum-kuruluşlarının büyük çoğunluğunun ilin batı istikametinde Tunceli-Elazığ karayolu boyunca konumlanması neticesinde, ileriki dönemlerde ildeki yapılaşma faaliyetlerinin Tunceli-Elazığ karayolu boyunca Aktuluk mevkii ve çevresinde yoğunlaşacağı öngörülmektedir. Bu kapsamda Aktuluk mevkii ve çevresinde yeni yapılaşmaların gerçekleşmesi beklenen arazilerin zemin parametrelerinin doğru olarak belirlenmesi; Söz konusu bölgenin Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası'na göre 2. derece deprem bölgesi sınırları içerisinde kalması ve ilin sınırlı ekonomik kaynakları göz önüne alındığında Geoteknik Mühendisliği açısından, ekonomik ve güvenli temel çözümlerinin yapılabilmesi için zorunludur. Bu tez kapsamında Aktuluk mevkiindeki zeminlerin özellikleri incelenmiştir. 26 adet zemin sondajı açılmış, bu sondajlarda Standart Penatrasyon Testleri (SPT) yapılmış ve örselenmiş zemin numuneleri alınmıştır. İncelenen zeminlerin fiziksel özelliklerinin belirlenmesi için laboratuvar ortamında; Su İçeriği, Doğal Birim Hacim Ağırlığı ve Kuru Birim Hacim Ağırlığı tespitine yönelik deneyler yapılmıştır. Zeminlerin sınıflandırılabilmesi için Elek Analizi Deneyi ve Atterberg Kıvam Limitleri Deneyleri yapılmıştır. Ayrıca numuneler üzerinde yapılan Kesme Kutusu Deneyleri neticesinde elde edilen verilerle Terzaghi (1943), Meyerhof (1951,1963) ve Hansen (1970) Taşıma Gücü Hesap Yöntemlerine göre çözümler (hesaplamalar) yapılmış ve bulunan değerler birbiriyle kıyaslanmıştır. Atterberg Kıvam Limitleri verileri kullanılarak zeminlerin indeks özelliklerini tespit edebilmek amacıyla ampirik yaklaşımlar kullanılmıştır. Bu ampirik bağlantılar kullanılarak zeminlerin; Sıkışabilirliği, şişme potansiyeli, plastiklik derecesi, sıvılık indeksi ve kıvamlılık indeksi hakkında fikir sahibi olunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Bölgesel deprem tahmini için tekrarlı yapay sinir ağı modelinin geliştirilmesi

    Şeriban Balkasoğlu

    Bu tez çalışmasında, Tekrarlı Yapay Sinir Ağlarının (TYSA) deprem tahmininde kullanımına yönelik bir uygulamanın gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, TYSA'ların en yaygın versiyonu olan Uzun-Kısa Vadeli Hafıza (UKVH) ağlarının bölgesel deprem tahmininde kullanılması sağlanmıştır. UKVH ağlarının ardışık veri kümleri üzerinde elde ettikleri başarım dikkate alınarak bu ağların derin bir versiyonunun deprem verileri üzerinde uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, öncelikle beş katmanlı derin bir UKVH ağ modeli tasarlanmıştır. Deneysel çalışmalar için Türkiye bölgesinde Bingöl ili merkez alınarak bu merkez etrafındaki belirlenen yarıçaplı dairesel deprem tahmin alanları oluşturulmuştur. Bu dairesel alan içerisinde zamana bağlı olarak ardışık bir şekilde meydana gelen depremler UKVH ağının eğitiminde kullanılmıştır. Eğitimi tamamlanan ağın aynı bölge üzerinde gelecekte meydana gelecek depremleri tahmin etmesi sağlanmıştır. Deprem verilerinin elde edilmesinde B.Ü Kandilli Rasathanesi BDTİM Deprem Sorgulama Sisteminden faydalanılmıştır. Merkez noktası etrafında belirlenen yarıçaplar ve yıl aralıkları arasındaki depremler sorgulanarak bir veri tabanı oluşturulmuştur. Dairesel olarak 50km, 100km ve 200km yarıçapında tahmin bölgeleri kullanılmıştır. Bu yarıçaplar arasında meydana gelen 2 ve 9 şiddetleri arasındaki hareketlilikler kullanılmıştır. Elde edilen tahmin sonuçları değerlendirildiğinde, tez kapsamında önerilen uygulamanın deprem tahminlerini kayda değer bir doğrulukta tahmin ettiği gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Kurşun nitrat (Pb(NO3)2) ağır metalinin Gammarus pulex (L., 1758) üzerindeki akut toksisitesi

    Berçem Kazıcı Akar

    Bu çalışmada kurşun nitrat (Pb(NO3)2)'ın Gammarus pulex üzerindeki 96 saat için akut toksisite etkisi belirlenmiştir. Bu amaçla kontrol grubunun yanı sıra 50, 75, 100, 200, 300 ve 400 µg/L konsantrasyonlarında deney grupları oluşturulup, her bir deney grubuna 10 adet G. pulex konularak üç tekerrürlü deneysel çalışma yapılmıştır. Deneme süresince 24 saatlik periyotlar halinde canlılar kontrol edilmiş ve ölüm oranları belirlenmiştir. Yapılan çalışma sonunda ortalama LC50 değeri 152 ± 13 µg/L olarak tespit edilirken, alt bant seviye değeri 112 ± 12 µg/L ve üst bant seviye değeri ise 216 ± 16 µg/L olarak bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Batman ili balık tüketim alışkanlığının belirlenmesi

    Saadet Akkuş

    Bu çalışma, Batman ilinde yaşayan insanların su ürünleri tüketim alışkanlıklarının ve et tüketim tercihlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Batman da 350 kişiye yapılan anket sonuçlarına göre; ilk sırada %46 ile kırmızı et, ikinci sırada %42 ile tavuk eti ve son olarak %10 ile balık eti tükettikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların %2'si ise hiçbir çeşit et tüketmediklerini belirtmiştir. Bölge halkının su ürünlerini %55 oranında balıkçıdan temin ettikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların en çok tercih ettiği balık %51 oranla deniz balıkları olarak saptanmıştır. Katılımcıların balık satın alırken %64'ünün tazeliğine, %22'sinin lezzetine, %7'sinin fiyatına, %6'sının kılçıklı olup olmamasına, %1'inin ise çiftlik ya da doğal olup olmamasına dikkat ettikleri görülmüştür. Katılımcıların balık pişirme yöntemleri, %47'sinin kızartarak, %32'sinin ızgarada, %17'sinin fırında, %4'ünün balık buğulama şeklinde balığı pişirmeyi tercih ettikleri saptanmıştır. Bu çalışmada, Batman'da yıllık balık tüketimi 4,8 kg olmasına rağmen dünya ortalamasının altında olduğu tespit edilmiştir. Bu durumun balık fiyatlarının yüksek olmasından ziyade, bölgenin denize kıyısı olmamasının yanı sıra yemek kültüründen de kaynaklandığı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Balık Tüketimi, Tüketim Alışkanlığı, Et Tüketim Tercihleri, Batman

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Munzur ve Pülümür Nehirleri ile Uzunçayır Baraj Gölündeki bazı ağır metal düzeylerinin belirlenmesi

    Pınar Akcan

    Bu çalışma, Tunceli ilinde sıvı atıklarca kirletilen Munzur ve Pülümür Nehirleri üzerinde kurulan Uzunçayır Barajı'nın faaliyete geçmesiyle beraber baraj gölüne dökülen kirleticilerin (evsel atık, sıvı atık, kentin düzensiz katı atık sahasından gelen sızıntı suyu, kayaçlardan yıkanan elementler vs.) oluşturduğu ağır metal kirlilik potansiyelinin ortaya çıkarılması amacıyla ortaya konulmuştur. Munzur ve Pülümür Nehirlerinin evsel sıvı atıkların deşarjı öncesi ve sonrası noktalardan, baraj gölünün değişik nokta ve derinliklerinden, baraj bent yerinin hemen çıkışından ve Keban Baraj Gölü'ne döküldüğü noktadan alınan su örnekleri üzerinde yapılan analizler ile nehir ve göl suyundaki ağır metal kirliliğinin boyutları ortaya konulmuştur. Munzur ve Pülümür Nehirleri ve Uzunçayır Baraj Gölü'nde belirlenen; baraj öncesi, baraj gölü ve baraj sonrası alanlar da dikkate alınarak 10 araştırma istasyonu tespit edilmiş olup her istasyonda örnekleme yapılan alanın koordinatları GPS ile belirlenmiştir. Bu maksatla çalışmamızda Munzur ve Pülümür Nehirleri ile Uzunçayır Baraj Gölü su sistemi içinde belirlenen istasyonlardan alınan su örneklerinin Zn, Cr, Cu, Cd, Mn, Pb ve Fe ağır metal düzeyi analitik olarak Atomik Absorpsiyon Spektroskopi cihazı ile elde edilmiş, su kalite sınıfı belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Anahtarlamalı relüktans generatörün modellenmesi ve kontrolü

    Ceren Cevahir

    Anahtarlamalı relüktans makinalar basit yapısı, sadece statorda sargı bulundurması, güvenilirliği, yüksek hata toleransına sahip olması ve geniş hız aralığı içerisinde çalışabilme imkânı sağlaması yönü ile diğer elektrik makinaları içerisinde öne çıkmaktadır. Anahtarlamalı relüktans makinalar motor olarak kullanıldıkları gibi tetikleme açıları değiştirilerek generatör olarak da kullanılabilirler. Özellikle değişken hız aralığında çalışabilme özelliğinden ötürü rüzgâr güç santrallerinde kullanılan bu generatörlerin diğer kullanım alanları havacılık çalışmaları ve elektrikli otomobillerdir. Motor olarak kullanıldıkları uygulamalarda, sistem için gereken elektrik enerjisi üretimi için farklı bir kaynağa ihtiyaç duyulmaması bu makinaların en büyük avantajlarından birisidir. Bu tez çalışmasında anahtarlamalı relüktans generatörün (ARG) kontrolü gerçekleştirilmiştir. İncelenen ARG sürücüsünün Matlab/Simulink'te gerçek zamanlı bir benzetimi gerçekleştirilmiş ve ARG'nin performansını belirlemek amacıyla DS1103 Ace kit sayısal sinyal işlemcisi kullanılmıştır. ARG'nin çıkış gerilimi, PI gerilim denetleyici ile kontrol edilmiştir. Çalışmanın sonunda farklı parametrelere göre ARG faz akımında meydana gelen değişim grafikleri elde edilmiştir. Deneysel ve benzetim sonuçları karşılaştırılmış ve sonuçların birbiriyle örtüştüğü gözlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Dış ortam görüntülerindeki insan hareketlerinin derin öğrenme kullanarak sınıflandırılması

    Özlem İlhan

    Bu tez çalışmasında, dış ortam görüntülerinde yer alan kişilerin hareketlerinin otomatik sınıflandırılması için derin öğrenme yaklaşımları önerilmiştir. Öncelikle, elde edilen görüntü içerisindeki kişilerin tespiti sağlanmıştır. Bu amaçla, literatürde yaygın olarak kullanılan önceden eğitilmiş derin nesne tespit aracı olan YOLO kullanılmıştır. Dış ortam görüntülerinin elde edilmesinde Google Street View ortamı kullanılmıştır. Daha sonra tespit edilen kişiler için hareket sınıfları oluşturulmuştur. Bu hareket sınıfları; sağa yürüyen, sola yürüyen, ayakta duran ve oturan şeklindedir. Böylece dış ortam görüntülerinden tespit edilen kişiler için kapsamlı bir veri seti oluşturulmuştur. Sınıfları belirlenen verilerin otomatik olarak tanınması işlemi için bir konvolüsyonel sinir ağı (KSA) modeli tasarlanmıştır. Tasarlanan bu konvolüsyonel sinir ağı modeli ile kişilere ait hareketlerin otomatik tanınması sağlanmıştır. Eğitimi tamamlanan bu sınıflandırıcı, YOLO nesne tespit sistemi ile birlikte kullanılarak giriş görüntüsü içerisindeki kişilerin hareketlerinin otomati olarak tanınması sağlanmıştır. Tez kapsamında, veri tabanı üzerinde üç ve dört sınıflı veri setleri oluşturularak önerilen sistemin performans değerlendirmeleri yapılmıştır. Tez çalışması sonucunda, dış ortamdan elde edilen görüntüde yer alan kişilerin hareketlerine yönelik bir tanıma sistemi sunulmuştur. Böylece sürücüsüz araçlar ve robotik gibi dış ortamda insanlarla etkileşim içerisinde bulunacak uygulamalarda kullanılabilecek etkili bir tanıma sistemi sunulmuştur.

  • MakaleYalnız künye2018
    Kırmızı biber püresinin verim ve kalitesine mikrodalga ısıtmanın etkisi

    Taştan, Özge; Bozkir, Hamza; Baysal, Taner; Rayman Ergün, Ahsen

    Bu çalışmada kırmızı biber püresinin verim ve kalitesi üzerine konvansiyonel ısıtma tekniğine alternatif olarak mikrodalga ısıtma tekniği uygulanmıştır. Mikrodalga ısıtma uygulaması verim ve çıkış sıcaklığı cevap olacak şekilde yanıt yüzey metodu ile optimize edilmiştir. Mikrodalga ısıtma uygulamasının yanıt yüzey metodu ile optimum koşulları 900 W güç ve 6.52 rpm akış hızı olarak saptanmıştır. Bu optimum çalışma koşullarında verim ve çıkış sıcaklığı %76.76 ve 95 °C olarak bulunmuştur. Konvansiyonel ısıtma uygulaması da mikrodalga ısıtmada ulaşılan aynı sıcaklık derecesinde 95°C ve 9 dk olarak yürütülmüştür. Sonuç olarak mikrodalga ısıtma uygulaması ile verimde %8.07, pektin içeriğinde %17.75, C vitamin içeriğinde %20.6 artış saptanmıştır

  • MakaleYalnız künye2018
    Gökkuşağı Alabalığı (Oncorhynchus mykiss)’nın kalitesi ve dondurulmuş depolama stabilitesi üzerine karanfil yağının etkisi

    Kuzgun, Nermin Karaton; Özpolat, Emine; Çoban, Özlem Emir

    The present study evaluated clove oil (0.5% and 1%v/w) use as a natural preservative on the quality of frozen rainbow trout fillets during of six months. Vacuum packed samples were stored at -18 ˚C. Microbiological parameters (total anaerobe, psychrophilic bacteria, lactic acid bacteria, mold-yeast) and sensory quality (odour, color and texture) were determined during the storage period. Microbial growth was high over a period of frozen storage for control samples. The existence of clove oil demonstrated to develop the sensory quality of frozen rainbow trout fillets when used in combination with vacuum pack. According to our results, clove oil as natural protective and influential antibacterial can be used in conjunction with vacuum pack to augment frozen stored rainbow trout quality

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele