Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleYalnız künye2018
    Dedegöl Dağı’ndaki Glasiyal Sirklerin Morfometrik Özellikleri

    Çılğın, Zeynel; Bayrakdar, Cihan

    Türkiye’nin güneybatısında, Batı Toroslar dağ kuşağında yer alan Dedegöl Dağı’nda (2992 m) bulunan 30 glasiyal sirkin morfometrik özelliklerininbelirlenmesinin hedeflendiği bu çalışmada, sirklerin bakı, yükselti, eğim, boyut, şekil özelliklerinin analizi ve gelişim aşamalarına göre sınıflandırılmasımorfometrik parametreler çerçevesinde yapılmıştır. Sirkler temelde, buzul öncesi topografya, yükselti ve bakı etkisine, kısmen de lokal tektonik vejeolojik yapıya bağlı olarak gelişmiş ve farklı özellik kazanmışlardır. Sirklerin dörtte üçüne yakın bölümü (73,3), güneş radyasyonuna daha az maruzkalan K, KD ve KB yönlerde gelişmiştir. Sirklerin ortalama taban yükseltisi 2543 m olup, kuzeye bakan yamaçlarda sirkler daha düşük kotlardagelişme imkanı bulmuşlardır. Sirklerin morfometrik ölçümlerinden, ortalama 600 m uzunluk, 534 m genişlik ve 0,27 km² alan değerleri elde edilmiş,sirk uzunluğunun genişlikten biraz daha fazla olduğu görülmüştür. Buzul vadisi başlangıç noktasında, buzul vadisi yamaçlarında ve buzul vadisindenbağımsız noktalarda gelişim gösteren sirkler; sirk teknesi, basit, basamaklı ve birleşik sirk formunda olmak üzere farklı şekilsel özelliklere sahipolmuşlardır. Sahada iyi gelişmiş 11 sirk mevcutken, diğer 19 sirkin ya iyi gelişmemiş ya da orta derecede gelişmiş oldukları belirlenmiştir.Buzullaşmaların ilk başladığı dönemde, uygun lokalitede bulunan sirklerin pozitif geri besleme ile daha hızlı gelişim göstererek iyi gelişmiş olgunsirklere dönüştüğü değerlendirilmiştir.

    AtıfTR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • DerlemeYalnız künye2018
    Onat Kutlar’ın Mirasını Takip Eden ‘Eksik’ Bir Derleme Kitap: Sinema… Sinema (Yazılar-Konuşmalar)

    Yıldırım, Tunç

    -

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    İntikam Alevi’nde Sovyet Montaj Üslubu Örneği

    Yıldırım, Tunç

    İlk kez Kanları ile Ödediler adlı suç melodramıyla kamera arkasına geçen Osman Seden’in üçüncü filmi, melez tür filmi örneği olan İntikam Alevi’dir. Dönemin Türk sinemasına hükmeden ikipopüler türü (polisiye, melodram) harmanlayan bu filmin biçimsel önemi kurgu estetiğine eklektik yaklaşımında yatar. Klasik Hollywood sinemasına (Kurumsal Temsil Tarzına) özgü şeffaflıkestetiğinin taşıyıcısı konumundaki tür sinemasının alametifarikası olan devamlılık kurgusunubaştan sona anlatıma bağımlı olarak kullanan yönetmen, filmin dokuz plandan oluşan kırk yedinci sekansında kurgu biçemini büsbütün değiştirir. Yakın plandan çekilmiş, filmsel kurmacaevrenle hiçbir alakası olmayan üç dış-öyküsel ara görüntü kullanan Seden sessiz sinemanıngörsel estetiğine modern montaj stili üzerinden hürmet eder.Makalenin amacı İntikam Alevi’ndeki “Sovyet Kurgu Okulu”nun estetik etkisini çözümlemektir.Bu sebepten çalışmanın kapsamı adı geçen filme özgü seçmeci kurgu üslubunun açıklanmasıyla sınırlanmıştır. Görsel sürekliliği ve akıcılığı kasten bozan, Rus yönetmen Sergei Eisenstein’inçarpıcı kurgu kuramıyla uygulamasını anımsatan bu biçimsel tercihin filmin üslubuna, estetiğine ve anlatım stratejisine olan katkıları nelerdir? Araştırmanın sorunsalı bu çerçevede belirlenmiştir. Yazının teknik yöntemi “sekans analizi” üzerine kuruludur. Öncelikle filmin teknikdekupajı verilecek (filmi meydana getiren çekimler ve sekanslar sınıflanacak), ardından kırkyedinci sekansın kurgu estetiği kapsamında ayrıntılı incelenmesi betimleme, çözümleme veyorumlama aşamaları üzerinden sırasıyla yapılacaktır.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2018
    Suriye’nin Kürt Meselesinin Tarihsel Seyri (1946-2011)

    Gökcan, Özkan

    Suriye’de iç savaşın başlamasının ardından yaşanan sürece paralel olarak biranda uluslararası kamuoyunun gündemine oturan Kürtler, Suriye tarihinde enfazla ayrımcılığa ve baskıya maruz kalmış topluluklardan biridir. Fransız mandayönetimi döneminde kültürlerini ve dillerini yaşatma konusunda görece iyikoşullara sahip olan Kürtler, 1946 yılında Suriye’nin bağımsızlığını kazanmasınınardından ülkenin en önemli sorunlarından birinin öznesi haline gelmiştir. Budurumun ortaya çıkmasında 20. yüzyılın ikinci yarısı ile birlikte Kürtlere yönelikuygulanmaya başlanan ayrımcı ve dışlayıcı devlet politikalarının temel rolüoynadığını söylemek mümkündür. Kürtlerin vatandaşlık haklarını ellerinden alan,kültürel ve dilsel faaliyetlerini engelleyen, siyasal ve toplumsal alana katılımlarınıkısıtlayan politikalar, Kürt meselesini ülkenin en önemli sorunlarından biri halinegetirmiştir. Bu çalışmada Suriye’nin Kürt meselesinin nasıl ortaya çıktığı ve içsavaşa kadarki süreçte nasıl bir gelişim sergilediği devlet politikaları üzerindenincelenmektedir. Böyle bir incelemenin iç savaşın başlamasının ardından Kürtlerinbulunduğu pozisyonu anlama adına önemli ipuçları barındırdığını söylemekmümkündür.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleYalnız künye2018
    Milliyetçiliğin müphemliği: milliyetçilik nedir?

    Ertan, Temuçin F.; Ors, Orhan

    Düşünsel gelişimiyle eylemsel yönü neredeyse paralel olan milliyetçiliğin, anlamı vetanımı üzerine çok sayıda düşünür, sosyal bilimci ve siyasetçi kafa yormuş ve fikritelakkileriyle kavrama katkı sağlamıştır. Milliyetçilik ile ilgili hemen her katkı, sözkonusu düşüncenin gelişimini olumlu yönde etkilediği gibi, zaman içerisinde birmüphemliğin de oluşmasını önleyememiştir. Milliyetçiliğin müphemliği, hem kenditarihsel serencamının bir parçası hem de kendi dışında dünyada gelişen diğer teorive pratiklerin bir sonucudur. Milliyetçiliğin tarihsel gelişim sürecinde, millet, etnisite,ırk ve din gibi akraba ya da hısım kavramlar da ona yol arkadaşlığı etmişlerdir. Busüreçte modernist, ilkçi, etnik-simgeci ve daimici kuramları üreten düşünürlermilliyetçiliğe katkı sunmuşlardır. Sonuçta tarihsel süreçteki yol arkadaşları vekuramlarının etkisiyle milliyetçilik, bir yandan düşünsel açıdan zenginleşirken, diğeryandan daha da müphem bir vaziyete bürünmüştür.

    AtıfTR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    The General Situation of Amateur Fisheries in Tunceli Province

    Saygı, Hülya Eminçe; Kutlu, Banu; Taylan, Burcu

    This study has been conducted to establish the current state of amateur fisheries performed in the province of Tunceli (Pulumur and Munzur). 95 individuals who were engaged in amateur fisheries in the period of January 2018 – March 2018 in the research zone were chosen randomly and the original data were obtained ensuring their voluntary participation in the 38-item survey. In the specification of the survey magnitude, 4.8% value determined for Europe is used due to its geographical proximity. As a result of the survey carried out with amateur anglers, the distribution of the variables regarding whether they have information about fishing height and numbers were established through the chi-square test and fallacy probability was determined as α = 0.05. As a result, a statistically significant difference was observed in the education variable (χ2:9.434; p:0.009), monthly income (χ2:12.525; p: 0.006), time spent for fisheries (χ2:11.935; p:0.03), target types the fishermen prefer (χ2:14.903; p:0.001) and increase or decrease in the quantity of fish (χ2:11.248; p:0.04), whereas there is significant difference in the other variables when those having information or not about the fishing height and numbers. The research in which the general overview of amateur fisheries is established in the province of Tunceli has been carried out for the first time in the region and is pioneer for the future studies. So, those engaged in amateur fisheries be informed about the issue and it should be performed without harming nature to ensure sustainable fisheries.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    An Investigate on Importance of the Major Components of Herb Essential Oils on Challenging with Fish Diseases

    Küçükgül, Azime

    The presence of different phytochemical components of essential oil such as tannins, alkaloids, terpenoids and phenolic compounds has antibacterial, antifungal, and anti-inflammatory effects. The aim of this study is to investigate importance of the major components of three herb essential oils (Thymus vulgaris L., Centauriumerythraea Rafn. And Foeniculumvulgare Mill) on challenging with fish diseases. The components of essential oils provided from a commercial firm were made GC/MS analyzes. The major component of T. vulgarewas carvacrol called as phenol, 2-methyl-5-(1-methylethyl) with 40%.The others were Linalool L (15.11%) and benzene, methyl(1-methylethyl)- (12.12%).The richest oil in C. erythraea was bicyclo[3.1.1]hept-2-ene, 2,6,6-trimethyl- (34.90%) called as alpha-pinene, followed by heptacosane (19.15%) and dotriacontane (17.72%), respectively.The evaluation of the essential oil of F. vulgarispresented benzene, 1-methoxy-4-(1-propenyl)- with 67.99%, followed by dl-Limonene (16.03%) and benzene, 1-methoxy-4-(2-propenyl)- (6.97%). The therapeutic effects of thyme are due to its high content of phenolic compounds, particularly carvacrol. The most important compounds of F. vulgare essential oil is anethole, fenchone, limonene that has antibacterial, antioxidant, antifungal and anticancer effects. The previous studies show that alpha pinene significantly inhibits many pathogenic Gram-negative bacteria. In aquaculture studies, in vitro and in vivo effects of the dominant compounds of essential oils in our study are consistent with the previous findings.

  • MakaleYalnız künye2018Scopus SJRQ4
    Türkiye’de yaşanan eğitim sorunlarına güncel bir bakış

    Şener, Gönül

    Son yıllarda eğitim çıktılarının istenilen düzeyde olmaması eğitim sis-teminde yaşanan sorunların belirlenmesinin önemini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda sınıf yönetiminin en önemli unsuru olan öğretmenlerin yaşadıkları güncel sorunlara ilişkin genel görüşlerinin belirlenmesi araştırmaya değer gö-rülmüştür. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. “Milli eğitim sis-temi içinde yaşadığınız güncel sorunları sıralayınız”açık uçlu sorusu görüşleri alınmak üzere 96 öğretmene sorulmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; yaşanan sorunların en çok öğrenci kaynaklı olduğu bu sorunu finansman, program, öğretmen ve politik kaynaklı sorunların izledikleri görülmüştür.

    AtıfTR Dizin15
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2018
    BIST Menkul Kıymet Yatırım Ortaklıkları Endeksinde (XYORT) Yer Alan İşletmelerin Finansal Performanslarının Entropi ve Gri İlişkisel Analiz Bütünleşik Yaklaşımı İle Değerlendirilmesi

    Aycin, Ejder

    İşletme performansının en önemli göstergelerinden biri olan finansal performansındoğru bir şekilde ölçülmesi, işletmelerin gelecekteki karar verme süreçleri için önem arzetmektedir. Bu çalışmanın amacı Borsa İstanbul’da (BIST) menkul kıymet yatırımortaklıkları endeksinde yer alan işletmelerin finansal performanslarını değerlendirmektir.Bu doğrultuda, belirlenen finansal performans kriterlerine ilişkin önem ağırlıkları, objektifbir değerlendirme tekniği olan Entropi yöntemiyle hesaplanmıştır. Uygulama kapsamındakiişletmelerin performansları ise Gri İlişkisel Analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir.Uygulama sonuçları Entropi ve Gri İlişkisel Analiz yöntemlerinden oluşan bütünleşik buyaklaşımın, finansal performansın değerlendirilmesinde karar vericilere yardımcı olacağınıgöstermiştir.

    AtıfOpenAlex23TR Dizin31
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2018Scopus SJRQ4
    Effects of green tea (Camellia sinensis) Oil on Feed Utilization and Hametological Parameters of Rainbow Trout (Oncorhynchus mykiss)

    Aksu, Önder; Öztürk, Ekrem; Kutluyer, Filiz; Altınterim, Başar

    In the study, experiments were conducted to determine effects of green tea oil (Camellia sinensis) on the growth rate, feed utilization and hematological parameters of rainbow trout (Oncorhynchus mykiss). Fish (76.25±2.75 g) were fed diets supplemented with different concentrations of green tea oil (%0.25, %0.5, %1.0). Weight gain (WG), feed conversion ratio (BDI) and some blood parameters were determined in the rainbow trout. It was determined that the values of WBC, GRAN, HGB, HCT, MCH, MCHC, PLT, PDW and PCT were increased with respect to control group at the end of 42 days feeding with green tea oil. However, groups treated with green tea oil stimulated megakaryocytes (increased PLC-R levels), which also increased platelet production. Feed evaluation ratio varied between 1.83-4.53. At the end of the experiment, it was determined that the feed evaluation ratio decreased with the increase of the amount of green tea oil in the groups. It is thought that the bioactive substances in the lipophilic property of green tea oil provide thermogenic stimulation in fishes by synergistic effect, which causes weight loss. Besides, it was determined that antioxidants such as hematopoiesis and catechins in hematopoietic organs of green tea oil act on the granulocyte cell group.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex10TR Dizin8
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleYalnız künye2018
    Bulanık dematel yöntemi ile hidroelektrik santrallerin işletilmesindeki risklerin değerlendirilmesi

    Kahraman, Gökhan; Yücesan, Melih

    Yenilenebilir enerji alanında sistem kurulumu ve işletimi sırasında meydana gelebilecek çevreselrisklerin büyüklüğünü ve ihtimalini azaltmak çok önemlidir. Risk analiz metotları mühendislikuygulamalarındaki riskin analizi ve azaltılması için yaygın bir şekilde kullanılan karar destek araçlarıkabul edilir. Bu metodların entegrasyonu sayesinde daha yetkin ve verimli açıklamalar ve sonuçlar eldeetmek mümkündür. Bu çalışmada hidroelektrik santrallerde işletme esnasında gerçekleşen hasarlarındeğerlendirilmesinde bulanık DEMATEL (Karar Verme Örneği ve Değerlendirme Labaratuvarı) metoduincelenecektir. DEMATEL metodu neden sonuç ilişkisi içinde muhtemel riskleri tanıtıp analiz etmeimkanı sağlar. Çalışmanın sonuç kısmında belli güvenlik önlemlerini artırma ve riskleri azaltmaihtiyaçlarına dair öneriler yer almaktadır. Bu çalışmanın hidroelektrik santrallerdeki iş güvenliğikonusuna katkı sağlayacağı can kayıplarını ve ekonomik kayıpları azaltacağı öngörülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2018
    Cochrane Q Testi ile Farklı Laktasyon ve Farklı Yaşlara Sahip İneklerde Süt Toplam Bakteri Sayılarının Karşılaştırılması

    Çimen, Murat; Ertekin, Özlem; Yilmaz Bozok, Yeliz

    Özet: Araştırmada, hayvan materyali olarak 12 inek kullanılmıştır. Dört farklı yaş grubu (3,4,5 ve 6) ve üç farklılaktasyon dönemi (erken, orta ve geç) oluşturulmuştur. Süt toplam bakteri sayıları için farklı laktasyon ve yaşgrupları arasındaki farklar araştırmada Cochrane Q testi kullanılarak araştırılmıştır. Araştırma bulgularına göre,farklı laktasyon dönemleri (erken, orta ve geç) ve farklı yaş grupları (3,4,5 ve 6) için ineklerin süt toplam bakterisayıları gruplar arasında istatistiksel olarak farklı değildir. Süt toplam bakteri sayısını etkileyen faktörler iletoplam bakteri sayısı gibi mikrobiyolojik parametreler arasındaki ilişkilerin araştırılması için daha ileri düzeydeçalışmalara ihtiyaç vardır.

  • MakaleAçık Erişim2018
    Kırmızı biber püresinin verim ve kalitesine mikrodalga ısıtmanın etkisi

    Bozkir, Hamza; Taştan, Özge; Baysal, Taner; Rayman Ergun, Ahsen

    Bu çalışmada kırmızı biber püresinin verim ve kalitesi üzerine konvansiyonel ısıtma tekniğine alternatif olarak mikrodalga ısıtma tekniği uygulanmıştır. Mikrodalga ısıtma uygulaması verim ve çıkış sıcaklığı cevap olacak şekilde yanıt yüzey metodu ile optimize edilmiştir. Mikrodalga ısıtma uygulamasının yanıt yüzey metodu ile optimum koşulları 900 W güç ve 6.52 rpm akış hızı olarak saptanmıştır. Bu optimum çalışma koşullarında verim ve çıkış sıcaklığı %76.76 ve 95 °C olarak bulunmuştur. Konvansiyonel ısıtma uygulaması da mikrodalga ısıtmada ulaşılan aynı sıcaklık derecesinde 95°C ve 9 dk olarak yürütülmüştür. Sonuç olarak mikrodalga ısıtma uygulaması ile verimde %8.07, pektin içeriğinde %17.75, C vitamin içeriğinde %20.6 artış saptanmıştır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2018
    Genelleştirilmiş Kenmotsu Manifoldları Üzerinde Concircular Eğrilik Tensörü

    Sari, Ramazan; Turgut, Aysel; Ünal, İnan

    Bu çalışmanın amacı genelleştirilmiş Kenmotsu manifoldları üzerinde concircular eğrilik tensörünün çalışılmasıdır. Concircular düz ve 𝜑-concircular düz genelleştirilmiş Kenmotsu manifoldları incelenmiştir. Ayrıca 𝜑-semi simetrik ve 𝜑-concircular semi simetrik genelleştirilmiş Kenmotsu manifoldları üzerine bazı sonuçlar verilmiştir.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2018
    Betonun Mekanik Özelliklerinin Çarpma Dayanımına Etkisi

    Arıcı, Erdinç; Kaymaz, Kürşat

    Bu çalışmada; betonun mekanik özelliklerinden olan basınç, eğilmede çekme ve yarmada çekme dayanımlarının çarpmadayanımı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda maksimum agrega çapı 4, 8 ve 16 mm, su/çimento(S/Ç) oranı ise 0.50 ve 0.55 olan altı seri numuneleri hazırlanmıştır. Hazırlanan numuneler üzerinde basınç, eğilme,yarma ve Charpy darbe dayanımları belirlenmiştir. Yapılan deneysel çalışmalar sonucunda; betonun mekaniközelliklerini agrega çapındaki artış olumlu etkilerken S/Ç oranındaki artış olumsuz yönde etkilemiştir. Betonun çarpmadayanımındaki değişim de aynı şekilde olmuştur. Fakat çarpma dayanımı S/Ç oranındaki artıştan daha az etkilenmiştir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2018
    Para Kenmotsu Manifoldun Skew Semi İnvaryant Altmanifoldları

    Sari, Ramazan; Ünal, İnan; Aksoy Sari, Elif

    Bu çalışmada para Kenmotsu manifoldlaırn skew semi invaryant altmanifoldları çalışıldı. Bir örnek verildive distribüsyonların integrallenebilirlik şartları elde edildi. Para Kenmotsu space formun bu türaltmanifoldları incelendi ve bazı eğrilik özellikleri elde edildi. Son olarak para Kenmotsu manifoldların birtotal geoedezik skew semi invaryant altmanifoldunun 𝜂-Einstein olduğu ispatlandı.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2018
    Investigation of the contact problem for a partial functionally gradedlayer by using finite element method

    Kaya, Y.; Polat, A.; Bora, P.; Bendine, K.; Özşahin, T.ş.

    The difficulty of producing functionally graded materials (FGM) and the fact that they are more expensive than homogeneous materials emerge as an industrial problem. The starting point of this study is to investigate alternative solution methods that will contribute to the mentioned problem. In parallel, the analysis of the contact problem for a layer, which is loaded by a rigid block and resting on the elastic half plane, is presented in this paper. Only the area under the block is considered as FGM, the other parts are considered homogeneous material, unlike the studies in the literature. There is no analytical solution for this study and it is compared with the solution which is completely functionally graded (FG) layer in the literature by using finite element method (FEM). Material properties of the FG layer are defined by the macro added to the ANSYS program. The analysis for the partial FG layer were compared with the completely FG layer analysis as figures and tables, and as a result it was predicted that partial FGM could be used for the static problems and may also be practical applications in the industry.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    Prediction and verification of compressive strength of historicalmasonry structures with artificial neural network

    Onat, O.; Yön, B.

    Compressive strength and modulus of elasticity are the key material properties of historical structures to adapt finite element model to obtain correct structural assessment. Generally, modulus of elasticity is adapted by multiplying compressive strength of the material. In this paper, it is aimed to predict compressive strength of historical masonry buildings by using material characteristics and physical characteristics. For this purpose, 21 historical masonry mosques, churches and cathedrals were selected. Unit weight, wall thickness, height of the structure, plan area and modulus of elasticity of the selected 21 historical structures are listed as material characteristics and physical characteristics for using compressive strength prediction. Artificial Neural Network model is used to predict compressive strength of 13 different historical structures. Performance of prediction is verified by using MATLAB among all 34 total historical structures. 0.83 Rsquare is obtained from the prediction model and total prediction performance is obtained from trained data 0.97 and 0.79 from all 34 data by using MATLAB.

  • Proje2018
    Metal ve Metal Oksit Nanopartiküller ile KuantumNoktacıklarının Fitoplankton ve ZooplanktonOrganizmalarda Etkilerinin Araştırılması

    Taştan, Burcu Ertit; Aksu, Önder; Kutlu, Banu; Danabaş, Durali; Ates, Mehmet; Arslan, Zikri

    Nanopartikül (NP) içeren ürünler; tıbbi cihazlar, elektronik, enerji üretimi ve depolanması, sağlık bilimleri ve gıda sektörleri gibi birçok alanda kullanılmaktadır. NP?lerin büyüleyen özelliklerine rağmen, insan ve çevre sağlığına etkileri konusunda çok az şey bilinmektedir. Çünkü nanomateryaller metallerden, metal oksitlerlerden ve yarı-iletken maddelere kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Sucul sistemler ve besin zincirini oluşturan organizmalar antropojenik faaliyetlerden salınan NP?lerin etkileri sebebiyle risk altındadırlar. Bu çalışmada, tatlısu ve deniz suyu ortamında yaşayan birincil üretici fitoplankton türlerinden Selenastrum capricornutum ve Nannochloropsis oculata ile birincil tüketici zooplankton türlerinden Daphnia magna ve Artemia salina metal ve metal oksit NP?lere maruz bırakılarak nanotoksisite testleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan metal ve metal oksit NP?leri (Al, Al2O3, Cu; CuO, Fe2O3, Zn ve ZnO) ile laboratuvarda sentezlenen Ag-NP?leri, CdSe ve PbSe kuantum noktacıklarının karakterizasyonu TEM, DLS, Zeta Potansiyeli, XRD, SEM, FT-IR ve UV görünüm spektroskopisi yöntemleriyle gerçekleştirilmiştir. Organizmalarda NP?lere bağlı birikim ve eliminasyon oranın belirlenmesi ICP-MS analiziyle yapılmıştır. Fitoplankton ve zooplanktonlarda NP etkileri faz kontrast mikroskobuyla görüntülenmiştir. Akut toksisite etkileri 24, 48 ve 72 saatlik periyotlar boyunca fitoplankton populasyonunun büyümesi flurometreyle in-vivo chl-a incelenmiştir. Zooplanktonlardaki toksik etkiler, mortalite ve oksidatif stres belirteçlerinden glutatyon (GSH) ve tiyobarbitürat reaktif maddeler (TBARS) testleriyle incelenmiştir. Sonuçlar NP?lerin organizmalar üzerindeki farklı etkilerini göstermekle birlikte, NP?lerin birikim ve eliminasyon oranlarında farklılıklar olduğunu göstermiştir. Organizmadaki birikim NP konsantrasyonuyla artış göstermiştir. NP?lerin metal iyon salınımları, tatlısu ve deniz suyu ortamında farklı olmakla birlikte, herbir NP?ün farklı iyon salınımı gösterdiği gözlenmiştir. NP?lere maruz bırakılan fitoplanktonların yüzeyleri NP?ler ile sarıldığı gözlemlenmiştir. Benzer sonuçlar zooplanktonlarda da gözlemlenmiştir. Oksidatif stres analizlerinde, TBARS değeri D. magna bireylerinde artış gösterirken bazı NP?ler A. salina?da azalmasına neden olmuştur. Benzer şekilde GSH seviyesinde azalma ve artmalar meydana gelmiştir. Organizma tarafından alınan NP?ler bir üst tüketici için tehlike oluşturmaktadır. Ayrıca fitoplanktonların yüzeylerinin NP?lerle kaplanması, üst besin zincirini oluşturan tüm organizmalar için risk oluşturmaktadır

  • Derleme MakaleYalnız künye2018
    The Effect Of Sun-Language Theory On The Name Of Marıne Vehıcles Accordıng To Archıve Documents

    Yedek, Şahin

    Strengthening the foundations of the Republic of Turkey, one of the important activities carried out within the scope of the work to create nation-states he was also experienced in the alphabet and language. Mustafa Kemal Atatürk wanted to put the Turkish language in the forefront of the Arabic and Persian languages, which had been on the second plenary for centuries. Atatürk, who was aiming to go to the West in science and technology, thought that the local resources in Turkish would be cleverly selected and used, making foreign words unnecessary.In line with this aim, in 1928 the alphabet reinforcement was made to Latin letters, and then language simplification activities were concentrated in the context of Turkish word search activities to keep foreign words on the ground. These studies, which flew in the first half of the 1930s, were slowed down in 1936 by the Sun-Language Theory, which claimed that the origin of all languages was Turkish, and a kind of unnecessary redundancy was put forward. In this study, the effects of the Sun-Language Theory on the maritime sector and maritime transport have been tried to be put forward by taking archive changes as a basis for name changes. 16 etymological evaluations given to marine vessels are given in detail, the name change of 108 sea vehicles is presented in a table.