Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2022
    Investigation of Antigenotoxic Effects of Althaea officinalis L. in Drosophila Melanogaster

    Karabulut, Aygul Kılıç

    In this study, the antigenotoxic effect of Althaea officinalis L., which is a medicinal plant and is widely used in the treatment of many diseases, was studied. For this reason, the Drosophila wing spot test (SMART), an in vivo test that measures somatic mutation and recombination, was used. The antigenotoxic effect of A. officinalis against the mitomycin C (MMC) mutagen was investigated. After application studies, it was determined that 5 mg, 15 mg and 45 mg doses of dried herba of A. officinalis, could suppress DNA damage caused by MMC. As a result of the application of 5mg, 15mg and 45mg doses it was determined that the total number of spots induced by MMC was inhibited by 3.66%, 1.83% and 2.03%, respectively. According to the data obtained, it is thought that A. officinalis contains some antigenotoxic factors.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2022
    Endemik Stachys tundjeliensis Kit Tan & Sorger (Lamiaceae)’ in Uçucu Yağ Bileşenleri ve Kemotaksonomik Bir Yaklaşım

    Yüce, Ebru

    Bu araştırmada, Tunceli’ de doğal olarak yetişen endemik Stachys tundjeliensis Kit Tan & Sorger bitkisinin toprak üstü kısımlarından su distilasyonu ile elde edilen uçucu yağ bileşenlerinin tespiti yapılmıştır. Çalışma ile bitkinin uçucu yağ bileşenlerini tespit ederek tür ve cinsin taksonomisine katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Çalışma materyali 2021 yılında Tunceli-Ovacık arasında çiçekli olarak toplanarak kurutulup hazır hale getirilmiştir. 100 g bitki örneğinden su distilasyonu yöntemi ile Clevenger aparatı kullanılarak 3 saat distile işlemi sonucu uçucu yağ elde edilmiştir. Analiz için GC/MS (Gaz Kromatografi/Kütle Spektrometresi) cihazı kullanılmıştır. Elde edilen uçucu yağda toplam 29 bileşen belirlenmiştir. Okaliptol (%28.9), timol (%14.3), 4 karvomethanol (%12.5), d-piperiton (%11.2), pinen (%6.3) ve terpineol (%5.7) yüksek orandaki bileşenlerdir. Bu bileşenlerden okaliptol/timol kemotip olarak düşünülebilir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Enzymatic and Bibliometric Analysis of Bifidobacterium sp. of Probiotic Origin in The Based Digestive Tract of Honey Bees

    Yazdıç, Fadime; Kar, Bülent; Karaman, Altuğ; Yücel, Halit; Ekinci, Kübra

    Honey bees (Apis mellifera) are a unique super organism that produces products such as honey, pollen, royal jelly, propolis, beeswax and bee venom and serves as a vector for pollination of many natural and industriyal plants. The effect of intestinal microflora and, accordingly, the immune system come to the fore among the causes of colony losses that have occurred recently. The diversity and densities of bacteria in the digestive tube of bees are affected by their immune systems. In order for this effect to be positive, the intestinal microflora must be natural and balanced. The enzyme activity of the probiotic-derived Bifidobacterium sp., which has an important place among the bacterial populations in the intestine, has a critical effect on both other symbiont microorganisms and the nutrition of the host. Therefore, in this study, both glikozide hidrolase enzyme activity analysis and bibliometric analysis were performed to emphasize the importance of Bifidobacterium sp. Different pH, temperature and substrates were preferred to calculate the optimum enzyme activity. As a result of the analysis of the enzyme activity, the glycoside hydrolase activity (pH 5.0 and 30oC) of Bifidobacterium sp. was determined. Further use of inulin substrate has shown that it is a natural prebiotic source for this probiotic microorganism. At the same time, the hydrolysis of xylan, which is known as a new generation prebiotic source, has also taken place. For bibliometric analysis, correlation links in Web of Science and Scopus database were concluded with the help of VOS viewer software

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Güney Doğu Anadolu Bölgesi Sülük Faunası Üzerine Araştırmalar

    Özkan, Kadir; Demir, Timur; Balci, Mustafa; Sağlam, Naim; Dörücü, Mustafa; Özbey, Nurten; Kılıç, Ali; Pala, Ayşegül; Sesli, Ahmet; Özbay, Özkan

    Bu çalışma, Ocak 2012- Aralık 2014 tarihleri arasında Güney Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan yedi ilde (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin ve Şanlıurfa) bulunan akarsu, baraj, göl, gölet ve sazlık alan olmak üzere toplam 169 tatlısu habitatında sülük faunasının belirlenmesi amacıyla yürütüldü. Sülük örnekleri habitatın özelliğine göre birim zaman, birim çerçeve (Sülük toplama çerçevesi) ve Ekman kepçesi yöntemiyle toplandı. Toplam 169 sulak alanın 53’ünde sülük tespit edildi. Çalışma süresince toplanan sülük örnekleri su bulunan 0,5-1,0 L’lik pet bidonlarla laboratuvara taşındı. Sülük örnekleri önce % 10 etanol içinde bayıltıldı, sonra %70 alkol veya %4 formalin içinde tespit edildi. Toplanmış olan sülükler morfolojik özelliklerine göre stereo mikroskop altında teşhisi yapıldı. Bu çalışma sonunda , Güneydoğu Anadolu Bölgesi sulak alanlarında Albolossiphonia heteroclita, Albolossiphonia sp., Dina apathyi, Dina sp., Erpobdella octoculata, E. testacea, Erpobdella sp., Helobdella stagnalis, Hirudo sulukii, Placobdella costata ve Placobdella sp. olmak üzere altı soya ait toplam 11 farklı sülük türü belirlendi. Söz konusu çalışma kapsamında tesbit edilen H. sulukii dünya için 2016 yılında tanımlanmış bir tıbbi sülük türü olup, bölge halkı tarafından geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları çerçevesinde kullanılmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Ponza ile bakır ve kurşun iyonlarının adsorpsiyon karakteristikleri

    Karacahan, Mehmet Kayra; Demirkiran, Nizamettin; Tanaydın, Zümra Bakıcı; Ince, Muharrem

    Bu çalışmada, kesikli sistemde, ponza kullanılarak çözeltilerden Cu(II) ve Pb(II) iyonlarının uzaklaştırılması amaçlanmıştır. Adsorban miktarı etkisi (0.1-0.5g), Cu(II) ve Pb(II) iyon çözeltilerinin derişim etkisi (Cu(II) için; 3.2-31.8 ppm, Pb(II) için; 10.2-103.6 ppm), çözeltilerin pH etkisi (Cu(II) için 3-6.1(doğal pH), Pb(II) için 3-5.25(doğal pH)) gibi değişken parametrelerin etkileri incelenmiştir. Adsorban miktarının 0.4 g, çözelti iyon derişiminin 6.4 ppm ve pH değerinin 6.1 olduğu optimum şartlarda %91 bakır giderim verimi elde edilirken adsorban miktarının 0.4 g, çözelti iyon derişiminin 20.7 ppm ve pH değerinin 5.2 olduğu optimum şartlarda %97.7 kurşun giderim verimi elde edilmiştir. Deneysel olarak bulunan adsorpsiyon verilerine Langmuir, Freundlich, Temkin ve Harkins-Jura izoterm modelleri uygulanarak modellenmiş ve izoterm sabitleri hesaplanmıştır. Bakır ve kurşun iyonlarının adsorpsiyonunda Freundlich izoterm modeli deney verilerine en uygun model olarak belirlenmiştir. Bakır için ponzanın maksimum adsorplama kapasitesi 2.55 mg g⁻¹, kurşun için bu değer 10.28 mg g⁻¹ olarak bulunmuştur. Adsorpsiyon kinetiklerinin yalancı ikinci mertebeden kinetik modeline daha uyumlu olduğu belirlenmiştir. Farklı sıcaklıklarda standart serbest enerji değişimi (ΔG°), entalpi (ΔH°) ve entropi (ΔS°) değerleri belirlenmiştir. Yapılan çalışmada elde edilen sonuçlar, diğer adsorbanlarla karşılaştırıldığında ponzanın sulu çözeltilerden ağır metallerin gideriminde etkin, ekonomik ve alternatif bir adsorban malzemesi olabileceğini göstermiştir.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Synthesis, Characterization, Optical and Thermal Properties of P(NVC-co-BZMA) Copolymer and Its ZnO Composites

    Barım, Esra

    Recent studies have paid particular attention to polymer-nanoparticle composite materials considering they have a number of interesting properties, which include optical, thermal, electrical, and others (Reyna-Gonzalez et al., 2009; Yakuphanoglu et al., 2010). In this study, a free radical polymerization process was used to create a copolymer of N-vinylcarbazole (NVC) and benzyl methacrylate (BZMA) at 25–75 mol% each. The procedure was conducted at 70°C with azobisisobutyronitrile (AIBN) acting as the initiator. Nano zinc oxide powders were then added to composites at three different ratios of 5%, 10%, and 15% weight of the copolymer. In order to better understand the structures of the P(NVC-co-BZMA) and its composites, FT-IR, 1H NMR, and UV spectroscopic techniques were also implemented. The optical characteristics of both the pure copolymer and its composites were examined. In the visible region, the composite containing 15% nano ZnO had the highest optical absorbance value. Additionally, the thermal behaviours of the composites and copolymers were analysed.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Tunceli Uzunçayır Baraj Gölü’ndeki Kababurun (Chondrostoma regium, (Heckel, 1843)) Balıklarının Et Veriminin Belirlenmesi

    Yüksel, Fahrettın; Demirol, Ferhat; Kurt Kaya, Gülderen; Gündüz, Fatih

    Bu çalışma, Uzunçayır Baraj Gölü’nden avlanan kababurun balığı (Chondrostoma regium, (Heckel, 1843))’nın et verimliliğini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla çalışmada, C. regium türüne ait yaşları I-VIII arasında dağılım gösteren 100 adet balık kullanılmış olup, et verimliliği ile farklı vücut kısımları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. İncelenen örneklerde, ortalama yüzgeç ağırlığı, omurga ağırlığı, deri ağırlığı, baş ağırlığı, iç organ ağırlığı ve tüketilebilir kısımların vücut ağırlığına göre yüzde oranları sırasıyla %1,72, %3,57, %7,50, %10,55, %9,94 ve %66,72 olarak belirlenmiştir. Çalışmanın sonunda kababurun örneklerinde en yüksek tüketilebilir et oranının III. yaş grubunda (%67,91), en düşük et oranının ise I. yaş (%62,04) grubunda olduğu belirlenmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 14 · Sudaki Yaşam
  • MakaleYalnız künye2022
    Enhancing motility of rainbow trout (Oncorhynchus mykiss) sperm by Tribulus terrestris extract supplementation

    Kocabaş, Mehmet; Kutluyer Kocabaş, Filiz; Aksu, Önder; Karakavuk, Emrah; Ölçülü, Abdullatif; Ince, Olcay Kaplan

    Tribulus terrestris (TT) is a famous traditional plant of family Zygophyllaceae and widely distributes around the world. TT has potential to elevate the testosterone, testosterone precursor and luteinizing hormone levels. In this study, trials were conducted to assessment the impact of Tribulus terrestris addition on sperm motility of rainbow trout (Oncorhynchus mykiss) for the first time. In the trial, we used to different concentrations [0 µg L-1 (Control), 200 µg L-1, 400 µg L-1, 600 µg L-1, 800 µg L-1 and 1000 µg L-1] of T. terrestris extract. Sperm motility characteristics and longevity were determined. In addition, protodioscin content of T. terrestris extract was assessed. The present study revealed that the presence of T. terrestris caused to increase in sperm motility. The increases in duration (49.00±3.61 s) and motility rate (91.67±2.89%) at 400 µg L-1 were statistically significant (p<0.05). Overall, addition of T. terrestris to activation solution can increase the sperm motility of rainbow trout.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Gökkuşağı Alabalığı (Oncorhynchus mykiss) Juvenillerinin Anestezisinde Karanfil (Eugenia caryophyllus), Okaliptüs (Eucalyptus citriodora) ve Melisa (Melisa officinalis) Esansiyel Yağlarının Etkin Konsantrasyonlarının Belirlenmesi

    Can, Erkan; Coşansel, Çiğdem

    Su ürünleri yetiştiriciliğinde 2-fenoksietanol, MS-222 ve benzokain gibi sentetik anestetikler yaygın olarak kullanılmaktadır. Amerika ve İngiltere'de yemeklik balıklarda kullanılmasına yasal olarak izin verilen tek anestetik madde MS-222’dir. İlaç ve Gıda Örgütü (FDA) tarafından MS-222’nin balık vücudundan atılma süresi su sıcaklığına göre farklılık göstermekle birlikte ortalama 21 gün olarak belirtilmiştir. Bu da balıkların pazarlanmasında gecikme yaşanmasına neden olmaktadır. Yapılan araştırmalarda karanfil (Eugenia caryophyllus) esansiyel yağının (KEY) anestetik etkileri üzerine birçok çalışma gerçekleştirildiği görülmektedir. Bununla birlikte, son yıllarda okaliptüs (Eucalyptus citriodora) esansiyel yağı (OEY) ve melisa (Melisa officinalis) esansiyel yağının (MEY) anestetik etkileri hakkında birkaç çalışmanın olduğu görülmüştür. Bu çalışmada, KEY (Kontrol); 25, 37,5, 50 µl L-1, OEY; 300, 350, 400 µl L-1 ve MEY; 200, 300, 400 µl L-1 olarak üçer farklı konsantrasyonda kullanılmış olup gökkuşağı alabalığı jüvenil bireylerinde uygun anestetik konsantrasyonlar tespit edilmiştir. Karanfil esansiyel yağının 37,5 µl L-1, okaliptüs esansiyel yağının 400 µl L-1, melisa esansiyel yağının 400 µl L-1 konsantrasyonları ile kullanımı gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) için minimum etkili konsantrasyonlar olarak bulunmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Gölova Baraj Gölü (Sivas)’ndeki Siraz Balığı (Capoeta sieboldii Steindachner, 1864)’nın Yaş ve Bazı Büyüme Özellikleri

    Aksu, Önder; Yüngül, Mücahit; Altınterim, Başar

    Bu çalışmada, Temmuz 2020- Haziran 2021 tarihleri arasında Gölova Baraj Gölü’nden avlanan 200 adet (105 dişi, 95 erkek) siraz balığı (Capoeta sieboldii Steindachner, 1864)’nın yaş ve eşey kompozisyonu, boy ve ağırlık dağılımları, yaş-boy, yaş-ağırlık, boy-ağırlık ve boy-boy ilişkileri ile kondisyon faktörü incelenmiştir. Örneklerin %52,5’i dişi, %47,5’i erkek bireylerden oluşmaktadır. Dişi ve erkek bireylerin I-VIII yaş grupları arasında dağılım gösterdiği ve erkek/dişi oranının 1:0,91 olduğu belirlenmiştir. Örneklerin total boy ve ağırlık değerlerinin dişilerde 22,04-51,7 cm ve 96,0-1697,3 g; erkeklerde 21,9-49,9 cm ve 94,7-1387,3; tüm bireylerde 21,9-51,7 cm ve 94,7-1697,3 g arasında olduğu tespit edilmiştir. Aynı yaş grubundaki dişi ve erkek bireylerin istatistiksel olarak total boy ortalamaları arasındaki farklılığın VI ve VII. yaşlarda; ağırlık ortalamaları arasındaki farklılığın ise III, VI, VII ve VIII. yaşlarda önemli olduğu saptanmıştır (p<0,05). Örneklerin von Bertalanffy eşitliğine göre boyca ve ağırlıkça büyüme denklemleri dişilerde Lt=75,42[1-e-0,10(t+2,93)] ve Wt=5705,89[1-e-0,10(t+2,93)]3,3689; erkeklerde Lt=82,05[1-e-0,08(t+3,35)] ve Wt=8059,06[1-e-0,08(t+3,35)]3,4003; tüm bireylerde Lt=81,74[1-e-0,08(t+3,24)] ve Wt=7758,71[1-e-0,08(t+3,24)]3,3771 olarak hesaplanmıştır. Büyüme performans indeks (Ø') değerleri de dişilerde 2,757, erkeklerde 2,727 ve tüm bireylerde 2,746 olarak belirlendi. Boy-ağırlık ilişkisi dişilerde W=0,0027TL3,3689 (R2=0,9928), erkeklerde W=0,0025TL3,4003 (R2=0,9901) ve tüm bireylerde W=0,0027TL3,3771 (R2=0,9916) olarak tespit edilmiştir. Ortalama kondisyon faktörü değerlerinin tüm bireylerde 0,887-1,201 arasında değişim gösterdiği saptanmıştır. Eşey farkına bağlı olarak farklı boy tipleri arasında da kuvvetli bir ilişkinin olduğu gözlemlenmiştir

  • MakaleAçık Erişim2022
    Türkiye’ de Yayılış Gösteren Hypericum L. Cinsine Ait 3 Taksonun Uçucu Yağ Bileşenleri

    Gedik, Osman; Kurşat, Murat; Tasar, Neslihan

    Bu çalışmada ülkemizin biyolojik zenginliklerinin önemli bir parçası olan ve doğal habitatlarından toplanan Hypericum L. cinsine ait Hypericum uniglandosum Hausskn. ex Bornm., Hypericum microcalycinum Boiss. & Heldr. ve Hypericum scabroides N. Robson & Poulter türleri uçucu yağ bileşenleri yönünden araştırılmıştır. Bu türlerden Hypericum uniglandosum ve Hypericum scabroides türleri endemik türdür. Çalışmada kullanılan bitkiler temmuz- ağustos ayında çiçekli dönemde iken toplanarak uçucu yağ bileşenleri yönünden araştırılmıştır. Analiz sonuçlarına göre 14 farklı bileşen tespit edilmiştir. Bitki örnekleri ile yapılan analiz sonuçlarına göre en çok bulunan bileşen; H. uniglandosum’ da; % 90.25, H. microcalycinum’ da; % 91.46 ve H. scabroides’te; % 91.77 olarak alpha-pinene olmuştur. Bu bileşenden başka değişik oranlar olmakla birlikte beta-pinene, beta-myrcene, limonene, cymene gibi çeşitli bileşenler de analiz sonuçlarına göre rapor edilmiştir. Çalışma materyalimizi oluşturan bitkiler üzerinde farklı oranlarda, farklı bileşenler tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmamızı oluşturan H. uniglandosum ve H. scabroides türleri endemik tür olduğu için uçucu yağ analizlerinin belirlenmesinin önem arz ettiği düşünülmektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2022
    Pülümür Nehri (Tunceli)’ndeki Noktalı İnci Balığı Alburnoides bipunctatus (Bloch, 1782)’un Boy-Ağırlık İlişkileri ve Kondisyon Faktörü

    Serdar, Osman; Ozcan, Ebru Ifakat

    Bu çalışmada; 2017 ve 2019 tarihleri arasında Pülümür Nehri'nden yakalanan noktalı inci balığı Alburnoides bipunctatus (Bloch, 1782)’un boy-ağırlık ilişkisi ve kondisyon faktörü araştırılmıştır. Örneklerin total boy uzunlukları ve ağırlıkları dişilerde 7,1-11,6 cm ve 2,9-12,3 g; erkeklerde 7,0-11,9 cm ve 2,7-13,5 g arasında değişmiştir. Dişi/erkek oranı 1/0,87 olarak hesaplanmıştır. Boy-ağırlık ilişkileri dişilerde W=0,0111TL2,90 (R2=0,80); erkeklerde W=0,0155TL2,76 (R2=0,83); tüm bireylerde W=0,0136TL2,81 (R2=0,82) olarak belirlenmiştir. Pülümür Nehri’ndeki A. bipunctatus’un negatif allometrik bir büyüme gösterdiği tespit edilmiştir. Boy-ağırlık ilişkisinin dişi, erkek ve tüm bireyler için kuvvetli ve anlamlı olduğu gözlenmiştir (R2=0,82, p<0,001). Kondisyon faktörü değerinin dişilerde 0,670-1,175, erkeklerde 0,632- 1,313 ve tüm bireylerde ise 0,632-1,313 arasında dağılım gösterdiği saptanmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Bazı Dicranum Hedw. Türlerinin Biyokimyasal Özellikleri

    Alataş, Mevlüt; Batan, Nevzat; Ökkeş; Yılmaz, Okkes; Yilmaz; Emre, Irfan; Demirbağ, Mustafa; Yıldırım, Vesile

    Bu çalışmada, beş farklı Dicranum türünün (D. majus, D. fuscencens, D. polysetum, D. scoparium ve D. tauricum) yağ asidi bileşimleri, yağda çözünen vitaminler, steroller, flavonoidler ve fenolik asit seviyeleri ile DPPH radikal yakalama aktiviteleri incelenmiştir. Yağda çözünen vitaminler, steroller, flavonoidler ve fenolik asitler HPLC ile değerlendirilirken, yağ asidi bileşimleri gaz kromatografisi ile değerlendirilmiştir. Çalışma bulgularına dayanarak, incelenen Dicranum türlerinin düşük düzeyde flavonoidler ve yağda çözünen vitaminler sergiledikleri belirlenmiştir. Fakat incelenen türlerin fenolik asitler açısından yüksek olduğu görülmüştür. Özellikle incelenen türlerin önemli düzeyde gallik asit (52,96-63,1 g/g) ve vanilik asit (11,96-44,83 g/g) içerdiği belirlenmiştir. Sinnamik asit konsantrasyonu ise incelenen örneklerde en düşüktür. Bu çalışmada incelenen türlerin radikal yakalama kapasiteleri 250 μl'de %48,92 ile %86,89 arasında değişmektedir. Ayrıca incelenen türlerin stigmasterol içeriklerinin 35,3 ile 46,05 g/g arasında değiştiği saptanmıştır. En düşük ergosterol ve beta-sitosterol seviyeleri ise D. majus ve D. fuscescens'te bulunmuştur. Yağ asidi bileşimi sonuçlarına göre; oleik asit (C18:1 n9), linoelik asit (C18:2 n6) ve -linolenik asit (C18:3 n3)'ün baskın doymamış yağ asitleri, palmitik asit (C16:0) ve behenik asit (C22:0) ise başlıca doymuş yağ asitleridir.

    AtıfOpenAlex6TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Immunomodulation function of Tunceli garlic (Allium tuncelianum) oil in Rainbow Trout (Oncorhynchus mykiss)

    Ispır, Ünal; Özcan, Mikail; Şeker, Engin

    The effects of injectable Tunceli garlic oil (Allium tuncelianum) on serum response of rainbow trout were examined. Influence of intraperitoneal (i.p.) injection administration of Tunceli garlic oil (TGO) was evaluated on some immunological factors of rainbow trout. Fish weight 40 g were i.p. injected TGO at doses of 1% and 10%. Serum lysozyme activity, bactericidal activity, myeloperoxidase, protein and immunoglobulin levels were measured on days 3, 7, 14 and 21 after the TGO administration. All the immune parameters assayed remained affected when TGO was i.p. administered. Serum bactericidal activity was consistently achieved by immunizing fish with TGO. Levels of serum myeloperoxidase activity were increased in the groups of fish injected with TGO. Myeloperoxidase and bactericidal activities peaked at 14 and 21 days post-injection, respectively. Lysozyme activity was significantly increased throughout experiment in the all groups. Total protein and immunoglobulin levels increased in the 21 days post-injection although no statistically significant differences. In conclusion, these results suggest that there are functionally effects of TGO on the immune mechanisms of rainbow trout.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Orpin ve Menke Besi Ortamlarında Neocallimastix sp'nin Selülotik Enzim Aktivitelerinin Karşılaştırılması

    Comertpay, Sabahattin; Karaman, Altuğ; Yücel, Halit; Ekinci, Kübra

    Neocallimastix sp., benzersiz lignoselülotik enzimlere sahip Anaerobik Gut Fungusları\r(AGF) ailesinin bir üyesidir ve genellikle in vitro olarak iki temel besi ortamında da yetiştirilir.\rEnzimatik aktivitelerin tespiti için Orpin besi ortamı tercih edilirken, fermantasyon sırasında oluşan\rgazların değerlendirilmesi için daha çok Menke besi ortamı tercih edilmektedir. Bu iki ortamın\rhedeflenen amaçlar için etkili olduğu gösterilmiş olmasına rağmen, bu besi ortamlarındaki çeşitli\rselülotik enzimlerin aktivitelerini karşılaştırmak için hiçbir girişimde bulunulmamıştır. Bu\rçalışmada Neocallimastix sp.'nin bu iki besiyerinde de 7 güne kadar büyüme hızı ölçülmüş ve her\rikisinde de benzer bir gelişim gözlenmiştir (p>0.05). Ayrıca Menke besi ortamının Aviselaz’ın 5.\r(p<0.001) ve 7. (p<0.0.1) günleri ve 5. güne kadar [0 (p<0.001), 3 (p<0.01), 5 (p<0.0001)] Ksilanaz\raktivitesi için daha iyi olduğu belirlenmiştir. Orpin besi ortamı ise tüm zaman noktalarında [0\r(p<0.001), 3 (p<0.0001), 5 (p<0.05, 7 (p<0.001)] üstün KMSaz aktivitesi sergilemiştir. Selülaz için, aktiviteler her iki ortamda 0. ve 3. günlerde hemen hemen aynı ölçülürken, Menke'de (p<0.0001)\r5. günde ve Orpin'de 7. günde (p<0.01) daha yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak Ksilanaz\renzim çalışmalarında menke besi ortamınız daha iyi sonuç verdiği tespit edilmiştir.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Bioremediation Performance of Sphingomonas melonis and Bacillus\rmuralis on Herbicide Diquot Dipremide-(ethylene-d4)

    Erguven, Gokhan Onder; Yildirim, Numan; Koçak, Emel; Durmus, Mehmet Harun Bogacbarbaros; Aydin, Ekrem

    Bioremediation is a process that utilizes the degradation potential of microorganism to provide a cost-effective and reliable\rapproach for pesticide biodegradation. For this purpose, chosen bacteria Sphingomonas melonis and Bacillus muralis were isolated\rfrom an agricultural soil sample. The biodegradation performance of these isolated bacteria at different Diquot Dipremide-\r(ethylene-d4) (DDE4) herbicide concentrations (250, 500 and 1000 ppm) was investigated under submerged culture conditions.\rBiodegradation performance of isolated bacteria was monitored with COD, TOC and, BOD5 reduction rates in culture medium at\rdifferent incubation periods. According to the results; S. melonis has the highest bioremediation capacity for COD removal (91%\rat 250 ppm). For TOC, B. muralis has the highest removal rate as 82% at 250 ppm. On the other hand, For BOD5 at 250 ppm 85%\rS. melonis showed the best removal performance. Most effective removal rate at 250 ppm concentrations was obtained as 91%\rand 88 by S. melonis and B. muralis respectively at the end of the 216th hour for COD. Additionally, the increase in turbidity\rrelated with population dynamics at the end of the 216 th hour positively effected the bioremediation parameters included COD,\rTOC and BOD5 reductions. These results showed that it can be used for effective COD, TOC and BOD5 removal in S. melonis and\rB. muralis on DDE4 remediation

  • MakaleAçık Erişim2022
    Genetic Relationship of Seven Endemic Inula L. (Asteraceae) Species Grown in\rTurkey

    Paksoy, Mehmet Yavuz; Sevindik, Mustafa; Sevindik, Emre

    In this study, genetic relationship of ISSR markers of seven endemic Inula species distributed in\rTurkey was carried out. Plant samples were collected from different regions of Turkey in 2013 and\rgDNA was obtained by DNA isolation from green leaves. Genetic relationship between species was\rdetermined using 12 ISSR primers. PCR products were run on agarose gel electrophoresis and\rvisualized under UV light. All gel images were examined and the presence and absence of\rpolymorphic bands were scored as 0 and 1. A total of 85 bands were obtained from the primers. Of\rthese, 74 polymorphic and 11 monomorphic bands were obtained. The total polymorphism rate was\rfound to be approximately 87.05%. The phylogenetic tree and genetic distances between species\rwere calculated using the PAUP 0 4.0b10 analysis program. According to the distance matrix, the\rgenetic distance was found between the closest Inula helenium subsp. orgyalis and Inula helenium\rsubsp. vanensis (0.29851), while the farthest between Inula sarana and Inula macrocephala\r(0.56000) species. The phylogenetic tree was obtained using the UPGMA algorithm, and the tree\rconsisted of two groups. The results were compared with the morphological, palynological nrDNA\rand cpDNA results of the past. Our findings supported previous studies

    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleYalnız künye2021
    Hydrogenosomes in the Anaerobic Fungi: Hydrogen-Producing Organelles

    Yazdıç, Ferit Can; Yazdıç, Fadime; Kar, Bülent; Ozkose, Emin; Ekinci, Mehmet Sait

    Fungi form a very diverse group in eukaryotes. Most of the fungi contain mitochondria and capable of oxidative phosphorylation. On the other hand, anaerobic Neocallimastigomycota fungi are in the gastrointestinal tract of many herbivorous mammals, they contain an organelle known as hydrogenosome instead of mitochondria. These organelles capable of being the key to adaptation to an anaerobic environment that is is unique. In this review, we wish to briefly summarize what is known about function, structure, biochemistry, genetics properties and inheritance of these important organelles.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Cyfluthrin Pestisitinin Zebra Midyesi (Dreissena polymorpha) Üzerindeki Etkisinin Bazı Antioksidan Enzim Aktiviteleriyle Belirlenmesi

    Serdar, Osman

    Yapılan bu çalışmada, Dreissena polymorpha’da ticari insektisit olan Cyfluthrin (CFT)’nin bazı biyokimyasal yanıtları araştırılmıştır. CFT’nin D. polymorpha üzerindeki 96 saatlik LC50 değeri 553,22 ± 27,3 µg/L olarak hesaplanmıştır. D. polymorpha, CFT’nin subletal konsantrasyonlar (LC50 değerinin 1/20, 1/10 ve 1/5)’ına 24 ve 96 saat süre ile maruz bırakılmıştır. D. polymorpha bireylerinde superoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT) ve Glutatyon peroksidaz (GPx) enzim aktiviteleri belirlenmiştir. CFT’ye maruz bırakılan D. polymorpha’da, SOD aktivitesi kontrole kıyasla artmıştır. CAT ve GPx aktivitelerinin kontrole kıyasla inhibe olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, CFT'ye maruz kalan D. polymorpha bireylerinin oksidatif hasarında artış olduğu belirlenmiştir

    AtıfOpenAlex11TR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Traditional Uses of Some Medicinal Plants in Suruç (Şanlıurfa-Turkey)

    Akan, Hasan; Cakilcioglu, Ugur; Yalçın, Serhan

    This study was carried out between 2019 and 2020 years and was carried out to determine the medicinal plants used by the local people in Suruç district and some villages. As a result of interviews with 50 informant people, 41 families and 78 taxa were identified. The demographic information of the informant people, the names of the local plants, the parts used and the preparation methods were searched and recorded. After the identification of the collected plants, they are kept in a herbarium at Harran University. In addition, the usage value of the scientific and local names of taxa was calculated and presented in a table. In our study, the families with the most taxa are; Lamiaceae 14 taxa (18%), Apiaceae 6 taxa (8%), Rosaceae 6 taxa (8%), Malvaceae 5 taxa (6%) Fabaceae taxa 4 (5%) and Asteraceae 4 taxa (5%). Genus with the most taxa; Mentha L. has 3 taxa, Alkanna Tausch, Hibiscus L., Lavandula L., Prunus L., Rosa L., Salvia L. and Teucrium L. have 2 taxa. Plants are mostly used by infusion and decoction. The parts of the plant most used for medicinal purposes; flowers, fruits, seeds, aboveground parts, whole plant, roots and leaves. Wild and cultivated plants in Suruç are traditionally used in the treatment of various diseases. As a result of our literature review, it has been observed that the plants used in Suruç are used in the treatment of similar or different diseases in different parts of our country.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele