Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alataş, Mevlüt(11)
- Serdar, Osman(10)
- Yildirim, Ozal(10)
- Baloglu, Ulas Baran(9)
- Sayyed, M.I.(9)
- Gul, Muhammet(8)
- Mete, Suleyman(8)
- Talo, Muhammed(8)
- Batan, Nevzat(7)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(7)
- Camas, Mustafa(6)
- Celik, Erkan(6)
- Ezer, Tülay(6)
- Kahraman, Gökhan(6)
- Serin, Faruk(6)
- Öğütcü, Murat(6)
- Aksu, Önder(5)
- Askin, A.(5)
- Benzer, Fulya(5)
- Camas, Anil Sazak(5)
- Ince, Muharrem(5)
- Kocabaş, Mehmet(5)
- Kwain, Samuel(5)
- Kyeremeh, Kwaku(5)
- Yildirim, Numan(5)
- Yucesan, Melih(5)
- Aslan, Serpil(4)
- Aydin, Handan(4)
- Aşkın, A.(4)
- Baskonus, H.M.(4)
- Deng, Hai(4)
- Erata, Hüseyin(4)
- Erişir, Mine(4)
- Jaspars, Marcel(4)
- Onat, Onur(4)
- Taşgın, Yahya(4)
- Tetevi, Gilbert Mawuli(4)
- Acharya, U Rajendra(3)
- Acharya, U. Rajendra(3)
- Ali, Atif Mossad(3)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Alabalık (Oncorhynchus mykiss) juvenillerinde yeni bitkisel anestetik maddelerin etkin konsantrasyonlarının belirlenmesi
Çiğdem Coşansel
Su ürünleri yetiştiriciliğinde 2-fenoksietanol, MS-222 (tricaine) ve benzokain gibi sentetik anestetikler yaygın olarak kullanılmaktadır. Amerika ve İngiltere'de yemeklik balıklarda kullanılmasına yasal olarak izin verilen tek anestetik madde MS-222'dir. İlaç ve Gıda Örgütü (FDA) tarafından MS-222'nin balık vücudundan atılma süresi 21 gün olarak belirtilmiştir. Bu da balıkların pazarlanmasında gecikme yaşanmasına neden olmaktadır. Sentetik anestetiklere karşı iyi bir alternatif seçeneği olarak düşünülen bitkisel ürünlerden elde edilen değişik yağların kullanımları her geçen gün kullanımları artmakta ve çalışmaları sürmektedir. Yapılan araştırmalarda karanfil yağının anestetik etkileri üzerine birçok çalışma gerçekleştirildiği görülmektedir. Bununla birlikte, okaliptüs ve melisa yağlarının anestetik etkisi hakkında çalışmanın az sayıda olduğu görülmüştür. Çalışmada karanfil yağı; 25, 37.5, 50 µL/L, okaliptüs yağı; 300, 350, 400 µL/L ve melisa yağı; 200, 300, 400 µL/L olarak üçer farklı konsantrasyonda kullanılmış olup gökkuşağı alabalığı yavru bireylerinde uygun anestetik konsantrasyonlar tespit edilmiştir. Her doz için üç ayrı deneme yapılarak en uygun dozlar belirlenmiştir. Karanfil yağında 37,5 µL/L, okaliptüs yağında 400 µL/L, melisa yağında 400 µL/L konsantrasyonları ile kullanımı gökkuşağı alabalığı için uygun bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Karanfil yağı, Okaliptüs yağı, Melisa yağı, Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss), Anestetik madde
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Tüketim alışkanlıkları ve alışveriş bağımlılığının psiko-sosyal nedenleri ve sonuçları: Tunceli ili örneği
Lizge Can Yıldırım
Alışveriş bağımlılığı ile ilişkili etkenleri inceleyen bu çalışmada, konuyla ilgili edebiyat incelemesinin ardından Tunceli ilinde gerçekleştirilen anket çalışmasıyla birincil veriler toplanmakta, analiz edilmekte ve sonuçlar yorumlanmaktadır. Alışveriş bağımlılığının küçük ölçekli illerde yeterince araştırılmadığı ve yeteri kadar saha çalışmasının olmadığı görülmektedir. Bu bağlamda çalışmada; alışveriş, alışveriş bağımlılığı, alışveriş bağımlılığının nedenleri, sonuçları teorik düzeyde öncelikle incelenmektedir. Ardından belirlenen veri toplama araçlarından yararlanılarak elde edilen bilgilerle alışveriş bağımlılığıyla ilişkili etkenler ile tüketim davranışımıza bağlı olarak artan olumlu ya da olumsuz etkiler ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Son yıllarda teknolojik gelişmelere bağlı olarak ve popüler kültürün getirdiği bazı eğilimlerle artan, alışveriş bağımlılığı ve tüketim alışkanlıkları, bu çalışmada yerel düzeyde incelenerek tartışılacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Eğitim sürecinde bilgisayar destekli karar destek sistemleri ile alternatiflerin önceliklendirilmesi
Yiğit Alişan
İnsanın geleceğini şekillendirmesinde büyük payı olan, en önemli etkenlerden biri eğitimdir. Eğitim sürecinin en temel unsurları öğrenen, öğreten ve ortamdır. Teknoloji ve bilişim alanındaki gelişmeler bu üç unsuru da oldukça etkilemiş durumdadır. Bu gelişmeler bazı mesleklere gereksinimi kaldırırken, yeni meslek olanakları da doğurmaktadır. Eğitim ortamları olan okullar, üniversiteler ve kurslar kendi müfredatlarını ve ders içeriklerini; Öğreten ve öğrenen de öğretme ve öğrenme yöntem ve tercihlerini bu gelişmeler doğrultusunda ve bu gelişmeleri kullanarak güncellemeleri gerekmektedir. Aksi durumda, bu unsurlar kalitesini ve rekabet gücünü kaybetmeye mahkûm kalırlar. Bu durumda, gerekli güncellemelerin yapılabilmesi için yeni araçlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, bu ihtiyaçları giderebilecek bir öneri sistemi sunulmuştur. Önerilen sistem üç aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşaması veri toplama aşamasıdır. Bu aşamada, web kazıma yöntemleri kullanılarak internet ortamından veriler toplanmaktadır. İkinci aşamada ise toplanan bu veriler, doğal dil işleme yöntemleri ile anlamlı ve işlenebilir bilgiler haline getirilmiştir. Üçüncü aşamada, bilgisayarlı karar destek sistemleri kullanılarak tercihlerin önceliklendirilmesi sağlanmıştır. Önerilen sistem ile: eğitim ortamları hangi meslek grupları için yeni bölümler açması gerektiğine, ihtiyaç duyulmayan hangi bölümlerin kapatılması gerektiğine ve hangi meslek için hangi dersleri açması gerektiğine; öğretenler derslerin içerik ve öğretme yönteminin nasıl şekillendireceğine; öğrenenler de hangi ortamı, bölümü, mesleği ve dersleri seçeceğine daha kolay karar verebileceklerdir. Önerilen sistemin test edilmesi için bilgisayar mühendisliğine yönelik bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Bunun için, çeşitli iş ilanı sitelerinden sektörün çalışanlardan beklentilerinin ve üniversitelerin ilgili bölümlerinin ders içeriklerinin neler olduğuna dair veriler toplandı. Arz talep eşleştirmesi ile üniversiteler ve dersler ELECTRE, TOPSIS ve VIKOR yöntemleri ile sıralandı ve gerekli güncellemeler gösterildi. Yapılan sıralamaların, farklı kriterlere göre sıralama sunan ÖSYM ve URAP verilerine benzer sonuçlar sunması önerilen yöntemin uygulanabilirliğini ve güvenilebilirliğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Cip Barajı (Elazığ) sularının sulama dönemi fizikokimyasal özelliklerinin araştırılması
Erbay Demir
Yapılan bu çalışmada Elazığ İli kuzeybatısında bulan Cip Baraj Gölünde su kalitesinin özeliklerini incelemek amacıyla Nisan 2017- Temmuz 2017 Sulama döneminde Cip Baraj Gölünden su numuneleri alınarak su kalitesinin fiziko-kimyasal özelliklerine bakılmıştır. Araştırma süresince alınan numunelerden sıcaklık, pH, nitrit, nitrat, sodyum, potasyum, flor, klor, sülfat, bikarbonat, iletkenlik, oksidasyon redüksiyon potansiyeli, çözünmüş oksijen ve tuzluluk arazide ve laboratuvarda yapılan spektrofotometrik analizlerle tespit edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçları "Kıta içi Su Kaynakları Sınıflarına" ve "TS 266" kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Yapılan analizlerde klor düzeyi II. sınıf su (az kirlemiş sular) kalitesine, nitrit değerinin IV. sınıf sukalitesine (çok kirlenmiş sular) sahip olduğu tespit edilmiştir. Nitrat değeri ise nisan ve mayıs aylarında I. sınıf su (yüksek kaliteli sular) kalitesine sahipken haziran ve temmuz aylarında II. sınıf su (az kirlenmiş sular) kalitesindedir. İletkenlik değeri II. sınıf su (az kirlemiş sular) kalitesine sahip olduğu tespit edilmiştir. Diğer parametreler açısında su kalitesi I. sınıf su (yüksek kaliteli sular) kalitesi özelliklerini taşımaktadır veya TS266'ya uygundur. Elde edilen analiz sonuçları neticesinde Cip Baraj Gölü'ndeki sularda kirliliğin olduğu tespit edilmiş olup ve dönemsel olarak arttığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Su Kalitesi,Cip Baraj Gölü, fiziksel ve kimyasal özellikler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Alevi inancında deyişler: Tunceli örneği
Perihan Dalgıç
Kültürel, sosyal, toplumsal, siyasal olayları konu edinen müzik, tarihsel olaylar neticesinde şekillenerek günümüze kadar ulaşmıştır. Müzik yalnızca duyguları değil kültürleri, inançları, ideolojileri de konu edinmiştir. Özellikle 'ötekiler' şeklinde tanımlanan farklı kimlikler; müziği kendi kültürlerini, ideolojilerini, dinsel faaliyetlerini ve tarihsel olaylarını aktarmada bir araç olarak kullanmışlardır. Aleviler de müziği sosyal yaşamları başta olmak üzere kültürel, dinsel, siyasal alanlara dâhil etmişlerdir. Bu çalışmada da Tunceli'deki inanç yapısının müzikal yapıları üzerindeki etkisi, Alevi deyişlerinin (Tunceli örneği üzerinden) sosyal, siyasal, dinsel, kültürel olgulara dair göndermeleri sosyolojik olarak analiz edilecektir. Anahtar Kelimeler: Tunceli (Dersim), Alevilik, Müzik, Düzgün Baba, Munzur Baba, Hızır, Ali, Deyiş
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Tunceli'de vergi ahlakının belirleyenleri
Fatih Gök
Vergi cebri ve karşılıksız bir yükümlülük olduğu için mükellefler tarafından genellikle sıcak karşılanmamakta ve mükellefleri vergiden kaçınmanın yollarını aramaya itmektedir. İnsanlara yardımseverliği ve iyiliği öğütleyen toplumsal kurallar bütünü olan ahlak düzeyinin yüksek olduğu toplumlarda vergi kaçırma davranışları düşük düzeyde olmaktadır. Mükelleflerin vergiye karşı tutum ve davranışlarının belirlenmesinde önemli bir rolü olan vergi ahlakı, vergi ödeme konusundaki içsel bir motivasyon olarak tanımlanmaktadır. Mükelleflerin vergilemeye bakışlarında önemli bir etkiye sahip olan vergi ahlakı birçok faktör tarafından etkilenmektedir. Çalışmamızda Tunceli'de vergi ahlakının belirleyenlerinin tespit edilmesi amacıyla bir saha çalışması yapılmıştır. Amaçlı örnekleme yoluyla seçilen 358 mükellefe anket ve mülakatlar uygulanmış, şehirdeki ilgili kurum yöneticileri ile derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bu kapsamda demografik (yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi), ekonomik (gelir, istihdam), sosyo-politik (kamu kurumlarına duyulan güven, dindarlık düzeyi, kanunlara uyum) faktörler ve vergilendirme tarzının (hissedilen vergi yükü, vergi denetim ve cezaları) vergi ahlakına etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi Ahlakı, Anket, Tunceli
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Ratlarda kurşun asetat kaynaklı karaciğer hasarı üzerine chrysinin etkilerinin araştırılması
Pınar Coşkun
Bu çalışma kurşun asetat (PbA) kaynaklı karaciğer hasarı üzerine chrysinin (CH) etkilerinin araştırılması amacıyla yapıldı. Çalışmada 35 adet Sprague Dawley cinsi erkek rat, her grupta 7 rat olacak şekilde 5 gruba ayrıldı. 1. Grup (Kontrol): Oral yolla serum fizyolojik verildi. 2. Grup (CH grubu): CH (50 mg kg-1 ağırlık gün-1) 7 gün boyunca oral olarak ratlara verildi. 3. Grup (PbA grubu): PbA (30 mg kg-1) 7 gün boyunca 30 mg kg-1 PbA oral yolla ratlara verildi. 4. Grup (PbA+CH 25 grubu): 7 gün boyunca 25 mg/kg CH uygulamasından 30 dakika sonra 30 mg kg-1 PbA ratlara oral yoldan verildi. 5. Grup (PbA +CH 50 grubu): 7 gün süreyle 50 mg/kg CH uygulamasından 30 dakika sonra 30 mg kg-1 PbA ratlara oral yoldan verildi. Son uygulamadan 24 saat sonra (8.günde) ratlar hafif sevofloran anestezisi altında ötenazileri yapılarak, doku ve kan örnekleri alındı. Serumda Aspartat Aminotransferaz (AST), Alanin Aminotransferaz (ALT) ve Alkalin Fosfataz (ALP) düzeylerine, karaciğer dokusunda Malondialdehit (MDA), Glutatyon (GSH) ve Nitrik Oksit (NO.) düzeyleri ile Süperoksid Dismutaz (SOD), Katalaz (CAT), Glutatyon Peroksidaz (GSH-Px) ve Arginaz enzim aktivitelerine bakıldı. Kontrol ile kıyaslandığı zaman serum ALT, AST ve ALP düzeyleri PbA verilen grupta arttı, bu artış CH ile kısmen düzeltildi. Karaciğer MDA ve NO. düzeyleri PbA verilen gruplarda artarken, antioksidan enzim aktiviteleri ile GSH düzeyi azaldı. CH uygulanması; artan MDA ve NO. düzeylerini azalttı, azalan antioksidan enzim aktiviteleri ile GSH düzeylerini ise artırdı. Histolojik olarak bakıldığında ise, kontrol ve CH gruplarındaki ratların karaciğer dokuları normal histolojik görünümdeydi. Tek başına PbA uygulanan grup ratlarının karaciğerlerinde hepatositlerde şiddetli düzeyde nekrotik değişiklikler ve hidropik dejenerasyonlar görüldü. PbA+CH 25 grubundaki ratların karaciğerlerinde hepatositlerde orta düzeyde nekrotik değişiklikler ve hidropik dejenerasyonlar görüldü. Bu gruplarda ayrıca yer yer periportal ve perivasküler alanlarda mononükleer hücre infiltrasyonlarına rastlandı. PbA ile birlikte CH 50 uygulanan gruptaki ratların karaciğerlerinde ise nekroz, hidropik dejenerasyonlar ve mononükleer hücre infiltrasyonlarının azaldığı belirlendi. Sonuç olarak karaciğerde PbA kaynaklı hasarlarını azaltmada CH etkili olmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Uzunçayır Baraj Gölü fitoplankton tür kompozisyonu ve fiziko-kimyasal parametrelerin belirlenmesi
Selahattin Gürçay
Uzunçayır Baraj Gölü fitoplankton dağılımı ve bazı fiziko-kimyasal parametreleri, Nisan 2017 - Mart 2018 tarihleri arasında araştırma alanı olarak seçilen Uzunçayır Baraj Gölünde (Tunceli) belirlenmiş olan yedi istasyon da incelenmiştir. Araştırma süresince Uzunçayır Baraj Göl'ü yüzey sularında yıl boyu alınan parametrelerin ortalama değerleri; sıcaklık için 13,2 ºC, pH 8,5 çözünmüş oksijen miktarı 11.1 mg/l olarak, toplam azot miktarı 1.13 olarak, toplam fosfor miktarı 0.007 mg P/L, olarak elektriksel iletkenlik 304 ms/cm, klorofil-a 1,1 mg /L ve seki disk derinliği 2,3 m olarak hesaplanmıştır. Uzunçayır Baraj Gölü'nde Çalışma süresince; tüm istasyonlarda fitoplankton olarak; Bacillariophyta (72 takson), Charophyta (6 takson), Chlorophyta (18 takson), Chrysophyta (3 takson), Cyanophyta (15 takson), Dinophyta (13 takson) ve Euglonozoa (8) olmak üzere toplam 135 takson kaydedilmiştir. Çalışma sırasında örnekler yüzeyden plankton kepçesiyle alınmış, fitoplankton topluluklarının aylık durumları izlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Uzunçayır Baraj Gölü, fitoplankton, su kalitesi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Çeşitli gıdalardan izole edilen laktik asit bakterilerinin antibiyotik direncinin belirlenmesi
Burhan Tekdemir
Bu araştırmada, çeşitli gıda örneklerinden izole edilen laktik asit bakterilerinin tanımlaması yapılmış ve bu bakterilerin kloramfenikol, vankomisin, rifampisin, ampisilin, gentamisin, eritromisin, penisilin G antibiyotiklerine karşı dirençleri belirlenmiştir. Ayrıca gıdalarda starter ve probiyotik olarak kullanılabilme potansiyeli olan laktik asit bakterilerinin güvenilir olup olmadığı ortaya konulmuştur. 60 örnekten 360 izolat elde edilmiştir. 40 izolat seçilmiştir ve bu izolatlar kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre antibiyotiğe direnç gösteren izolatlarda en yüksek direnç vankomisine, en fazla duyarlılık kloramfenikole ve penisilin G'ye karşı olmuştur. Bazı izolatlarda antibiyotiklerin hiçbirisine direnç tespit edilmemiştir. Bu izolatlar sucukta 4 izolat (2 izolat P. pentosaceus, 2 izolat L. plantarum), sütte 4 izolat (3izolat L.plantarum, 1 izolat L. lactis), peynirde 4 izolat (L. plantarum), turşuda 8 izolat (L.plantarum) izolat olarak tespit edilmiştir. Bu izolatların 15oC sıcaklıkta, pH 3.9'da, %4.0, %6.0, %7.5 NaCl'de gelişebilmeleri asidik fermente gıda üretiminde starter kültür olarak kullanım açısından bu kültürlere oldukça önem kazandırmaktadır. Ayrıca bu izolatların yüksek safra tuzuna dayanıklı oluşu ve 3.9 ile 9.6 pH'da gelişmeleri probiyotik starter kültür için aranılan özelliklerdir. Ülkemizde, fermente gıdalara probiyotik ve starter olarak katılacak veya doğal florada bulunan mikroorganizmaların antibiyotik direnç gösterme olasılığı kontrol edilmelidir. Anahtar Kelimeler: Pastırma, Sucuk, Süt, Peynir, Turşu, Laktik Asit Bakterisi, Antibiyotik Direnç, Starter, Probiyotik
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Muhasebe meslek mensuplarında tükenmişlik sendromunun incelenmesi: Elazığ ve Tunceli örneği
Semra Özalp Ulağ
Günümüzün modernleşen ve yalnızlaşan, bireyselciliğin ön plana çıktığı toplumlarında ne yazık ki her yaşta ve meslek grubunda tükenmenin yaşandığını görülmektedir. Mesleki tükenmişlik, işi gereği yoğun duygusal taleplere maruz kalan ve sürekli diğer insanlarla yüz yüze çalışmak durumunda olan kişilerde görülen fiziksel bitkinlik, uzun süreli yorgunluk, çaresizlik ve umutsuzluk duygularının, yapılan işe, hayata ve diğer insanlara karşı olumsuz tutumlarla yansıması ile oluşan bir sendromdur. Tükenmişlik bir işyeri ürünü olup, çok ciddi bireysel ve örgütsel zararları olan bir durumdur. Tükenme, özellikle insanlarla sürekli yüz yüze iletişim içinde olan, rol belirsizlikleri ve rol çatışmalarının yaşandığı, stresli mesleklerde daha yoğun şekilde gözlenmektedir. Muhasebe mesleği ile uğraşanlar uzun ve yorucu çalışma saatleri, tatil imkanının kısıtlı olması, ücret sıkıntısı, sık sık değişen mevzuat, haksız rekabet, toplumun mesleğe bakış açısı vs. gibi sebeplerden dolayı icra edilmesi zor meslekler arasındadır. Muhasebe mesleğinin kendisine özgü bu özellikleri çalışanlarda tükenme olasılığını artırmaktadır. Bu kuramsal çerçevede, bu araştırmada muhasebe meslek mensuplarının tükenmişlik sendromu yaşayıp yaşamadıkları ve tükenmişlik düzeylerinde sosyo-demografik özellikler açısından farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Elazığ ve Tunceli illerinde faaliyet gösteren 127 muhasebe meslek mensubundan Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılarak toplanan verilere istatistiki analizler uygulanmıştır. Maslach Tükenmişlik Ölçeği alt boyutlarından "Duygusal Tükenme" ve "Duyarsızlaşma" boyutlarının yüksek, "Kişisel Başarı Duygusunda Azalma" alt boyutunun ise düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kısaca, muhasebe meslek mensuplarında tükenmişliğin olduğunu göstermektedir. Sosyo-demografik değişkenler açısından yapılan farklılık analizlerinde, katılımcıların cinsiyeti, medeni durumu ve eğitim seviyeleri açılarından bir farklılığın olmadığı gözlenmiştir. Fakat ileri yaşta olan katılımcıların gençlere nazaran daha fazla tükenme yaşadıkları görülmüştür. Anahtar Kelimler: Örgütsel Tükenme, Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma, Düşük Kişisel Başarı, Muhasebe Mensupları
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Sıcak preslenmiş metal matris kompozitlerde SiC katkısının malzeme özelliklerine etkisi
Samet Güneş
Metal matrisli kompozitler (MMK) özellikle kesici takım, sürtünme elemanları ve birçok endüstri tarafından kullanım oranı günden güne artan malzeme grubudur. Metal bir matris içerisine eklenen karbür, bor ve oksit bileşikleri ile ürün performansı büyük oranda artmaktadır. Yapılan bu çalışmada metal esaslı bir matris bileşimine eklenen SiC ile mikro yapı ve mekanik özelliklere etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Matris malzemesi olarak ağırlıkça %85 Bronz, %10 Ni ve %5 Co‟ dan oluşan bir matris içerisine SiC partikülleri eklenerek metal matrisli kompozit (MMK) malzeme direk dirençli hızlı sıcak pres sinterleme tekniği ile üretilmiştir. Sıcak pres sinterleme 120C/dak 35 MPa basınç altında 4 dakika boyunca 650-700-750 oC' de yapılmıştır. Farklı SiC (2-4-6 w.t.%) oranları ve tane boyutları (30-60-120 mesh) matris içerisine eklenerek numunelerin gerçek özkütlesi, sertlik (HB30), eğme dayanımları (MPa) incelenmiştir. Üretilen matrisin mikroyapı ve faz özellikleri ve kırık yüzeyleri taramalı elektron mikroskobu (SEM), X-ışını difraktogram (XRD) ile incelenmiştir. Yapılan deneyler sonucunda artan sinterleme sıcaklığı ile üretilen malzemelerin sertlik ve yoğunluk değerlerini artmıştır. Artan SiC oranı ile porozite ve sertlik değeri artmıştır. SiC konsantrasyonunun artması 3 noktalı eğilme mukavemetinde partikül boyutuna bağlı olarak değişiklikler göstermiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kahramanmaraş'ta tüketilen balıklarda ağır metal düzeylerinin belirlenmesi
Muhammet Raşit Sünbül
Bu araştırmada, Kahramanmaraş'taki balık halinden menşei belirli deniz ve tatlısu balıklarından oluşan 10 farklı balık türünden (sazan (Cyprinus carpio), gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss), ıskarmoz (Sphyraena sphyraena), levrek (Dicentrarchus labrax), hamsi (Engraulis encrasicolus), istavrit (Trachurus mediterraneus), çipura (Sparus aurata), kupes (Boops boops), Atlantik salmonu (Salmo salar) ve barbun (Mullus barbatus)) 5'er adet satın alınarak, örneklerin kas dokusunda 11 elementin (Al, As, Cd, Co, Cr, Cu, Fe, Mn, Ni, Pb ve Zn) konsantrasyonları belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, en yüksek ortalama Al (1,45 mg/kg) konsantrasyonu çipurada, en yüksek ortalama As (50,34 mg/kg) konsantrasyonu barbunda, en yüksek ortalama Cd (0,0078 mg/kg) konsantrasyonu gökkuşağı alabalığında, en yüksek ortalama Co (0,1 mg/kg) konsantrasyonu istavritte, en yüksek ortalama Cr (0,076 mg/kg), Cu (0,9 mg/kg), Fe (21,36 mg/kg), Mn (2,023 mg/kg) ve Zn (48,84 mg/kg) konsantrasyonu hamside, en yüksek ortalama Ni (0,234 mg/kg) konsantrasyonu sazanda, en yüksek ortalama Pb (0,107 mg/kg) konsantrasyonu ise Atlantik salmonunda tesbit edilmiştir.Ayrıca bu çalışmada balık türlerinde belirlenen metal düzeyleri ile ilgili olarak insan sağlığı risk tayin metotları kullanılmıştır. Bunun için metallerin tahmini günlük alım (EDI) değerleri hesaplanarak, tolere edilebilir günlük alım (TDI) değerleri veya referans doz değerleri (RfD) ile karşılaştırılmıştır. Metallerin kanser dışı sağlık risklerini belirlemek için hedef tehlike katsayısı (THQ) ve tehlike indeksi (HI) değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca kanser eğim faktörü kullanılarak inorganik arsenik için kanser riski (CR) hesaplanmıştır. İncelenen balık türlerinin yenilmesi sonucu insan vücuduna giren 11 metale ait EDI değerlerinin TDI veya RfD değerlerini geçmediği belirlenmiştir. Ayrıca balık türlerinde belirlenen metallerin THQ ve HI değerleri eşik değer olan 1'den düşük bulunmuştur. Bu durum, kanser dışı sağlık risklerinin olmadığını göstermektedir. Barbun hariç diğer balık türlerine ait CR değerleri kabul edilebilir aralıkta bulunmuştur. Dolayısıyla CR sonuçlarına göre, barbun balığının tüketilmesi sonucu inorganik arseniğe maruz kalan insanların kansere yakalanma riski bulunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Y kuşağının örgütsel sessizliğinin iş tatmini ve işten ayrılma niyetine etkisi
Ahmet Onur Taşdemir
Bu çalışmanın amacı, Y kuşağı çalışanlarının sergilediği örgütsel sessizlik davranışının, iş tatmini ve işten ayrılma niyetine olan etkisini incelemektir. Çalışmada öncelikle, araştırmanın kuramsal çerçevesini oluşturabilmek için, kuşakların genel karakteristik özellikleri, örgütsel sessizlik davranışı, iş tatmini ve işten ayrılma niyeti kavramları ve bu kavramların birbirleriyle olan ilişkileri irdelenmiştir. Daha sonra ise Y kuşağı çalışanlarının sergilediği örgütsel sessizlik davranışının, iş tatmini ve işten ayrılma niyetine olan etkisini ortaya koyabilmek için bir ampirik araştırma yapılmıştır. Araştırmada kullanılan anket formunun ilk bölümünde, katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine ilişkin sorular bulunmaktadır. İkinci bölümde, katılımcıların örgütsel sessizliğini ölçmek için, Brinsfield (2009) tarafından geliştirilen 19 maddelik "İşgören Sessizliği Ölçeği" kullanılmıştır. Üçüncü bölümde ise çalışanların işe bağlılık düzeylerini ölçek amacıyla, Schaufeli ve Bakker (2003) tarafından geliştirilmiş olan ölçek kullanılmıştır. Bu ölçek, 17 sorudan oluşmakta ve yüksek puanlar iş tatmininin yüksek oluşuna işaret etmektedir. Dördüncü bölümde ise çalışanların işten ayrılma niyetlerini ölçmek amacıyla Cammann vd. (1979) tarafından geliştirilen ve 4 sorudan oluşan "İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği" bulunmaktadır. Elazığ ilinde faaliyet gösteren özel bir çimento fabrikasında görev yapan 208 kişiden anket yöntemi kullanılarak veriler toplanmış ve SPSS programı kullanılarak verilere istatistiki analizler yapılarak yorumlanmış, araştırmacılara ve yöneticilere bir takım önerilerde bulunulmuştur. Araştırma sonucunda, örgütsel sessizlik davranışı, iş tatmini ve işten ayrılma niyeti arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Başka bir deyişle, örgütsel sessizliğin, iş tatmini ile pozitif yönde ve işten ayrılma niyeti ile negatif yönde bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kısaca çalışanların iş tatmin seviyesinin düşük ve işten ayrılma niyetinin yüksek olduğu organizasyon yapılarında, örgütsel sessizlik davranışının daha fazla görülebileceğini söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Y Kuşağı, Örgütsel Sessizlik, İş Tatmini, İşten Ayrılma Niyeti
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kamu sektöründe mobbing: İstanbul Kağıthane ilçesi PTT çalışanları üzerine bir araştırma
Ali Atlı
Mobbing bir kişi veya bir grubun bir kişiye yönelik olarak uyguladığı bilinçli olarak yapılan yıldırma hareketlerdir. Mobbing çalışma yaşamında huzuru etkileyen, çalışanların verimliliğini düşüren ve en nihayetinde de işyerine zarar veren davranışlardır. Bu çalışmanın amacı son yıllarda gittikçe artan mobbing vakalarına karşı çalışanların mobbing konusunda ve mobbing ile mücadele yollarıyla ilgili ne denli bilgi sahibi olduklarını ve bilgi düzeylerinin çalışanların mobbinge maruz kalma durumlarını nasıl etkilediğini saptamaktır. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın ilk bölümünde mobbing kavramının tanımı, nedenleri, sonuçları, türleri, etkileri ve mücadele yöntemleri ele alınmıştır. Araştırmanın ikinci kısmında mobbing konusu ile ilgili yasal düzenlemeler incelenmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise İstanbul Kağıthane İlçesi Posta ve Telgraf Teşkilatı çalışanları üzerine yapılan anket çalışmasının değerlendirilmesi mevcut olup, alınan sonuçlar doğrultusunda çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Tunceli ilinde faaliyet gösteren alabalık üretim tesislerindeki, gökkuşağı alabalıklarının (Oncorhynchus mykiss) kan parametrelerinin belirlenmesi
Kıvanç Dalar
Bu çalışmada, Tunceli İli'nde göl kafes ünitelerinde ve karasal havuzlarda faaliyet gösteren işletmelerdeki, gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) kan parametrelerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla 17 kafes ve 8 havuz işletmesi ziyaret edilerek, balıkların boyları ölçülmüş, ağırlıkları tartılmış ve kan örnekleri alınmıştır. Alınan kan örnekleri EDTA'lı tüpler içerisinde soğuk zincir ile Malatya Turgut Özal Üniversitesi'ne götürülerek, tam kan sayım cihazı ile analizleri yapılmıştır. Kafes işletmelerindeki balıkların ortalama boyları 271,53±33,51 mm ve ağırlıkları 287,82±89,18 g, havuz işletmelerindeki balıkların ise boyları 252,16±26,79 mm ve ağırlıkları 170,58±64,34 g olarak tespit edilmiştir. Balıkların boy-ağırlık ilişkileri incelendiği zaman "b" değerlerine göre kafes işletmeleri, havuz işletmelri ve ildeki tüm işletmelerin ürettikleri balıkların negatif allometrik büyüme gösterdikleri belirlenmiştir (1,883; 2,2045; 2,1384). R2 değerlerine bakılarak balıkların boy ile ağırlıkları arasındaki ilişkinin kafes işletmelerinde zayıf (0,4937), havuz işletmelerinde güçlü (0,843) ve tüm il genelinde zayıf (0,5351) olduğu görülmüştür. Kafes ünitelerindeki balıkların kan değerlerinin, havuz ünitelerindekilerden rakamsal olarak daha büyük değerlere sahip olduğu görülmüştür. MCV ve MCHC değerleri dışındaki bütün kan parametreleri arasında istatistiksel olarak farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05).
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kamu ve özel bankaların uygulamış olduğu performans değerlendirme sistemlerinin çalışanların iş tatmini üzerindeki etkisi
Cafer Kuhak
Bu çalışma bankalarda uygulanan performans sisteminin çalışanların iş tatmini üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın uygulama alanı Tunceli ve Elazığ ilinde bulunan kamu ve özel sektör bankalardır. Bankalarda çalışan Gişe Görevlileri, Operasyon Asistanları, Operasyon Yetkilileri, Bireysel Müşteri İlişkileri Yetkilileri, Bireysel Müşteri İlişki Yetkili Yardımcıları, Ticari Müşteri İlişkileri Yetkilileri, Ticari Müşteri İlişkileri Yetkili Yardımcıları ve Şube Müdürü olarak görev yapan iş görenlere çalışmaya ilişkin bir anket formu uygulanmıştır. Sonuç olarak iş görenlerin motivasyon düzeylerinin performans seviyesine göre farklılık gösterdiği, iş görenlerin unvan, cinsiyet, yaş, kıdem ve pozisyon değişkenlerinin uygulanan performans ile yakından ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Taşıdıkları riskler ve yoğun bir çalışma temposuyla diğer birçok sektör çalışanlarından daha ağır çalışma koşullarına sahip olan kamu ve özel banka çalışanlarının, kendilerine uygulanan performans sistemlerine ilişkin algıları ve bu algının iş tatminlerine etkileri önemli bir konu olmuştur. Bu çalışmadan elde edilen verilerin, bankacılık sektörü çalışanlarının motivasyon ve iş tatminini artırıcı önlemlerin alınmasında katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın sonuçları, anket yöntemi uygulanılarak elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Elazığ-Malatya yol ayrımı kuşsarayı yolu jeolojik-jeoteknik etüd çalışmaları
Yusuf Cevher
Bu çalışmanın amacı; Elazığ-Malatya Ayrmı Kuşsarayı İl Yolunun mevcut standardını yükseltmek, trafik akıcılığını ve güvenliğini arttırmak için yapılan genişletme çalışmalarında, yolun geçtiği zeminlerin mühendislik özelliklerini tespit etmek, varsa stabilite açısından kritik kesimlerini belirlemek, yapım çalışmalarında ihtiyaç duyulan malzemelerin temin edileceği ocakları belirlemektir. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından planlanarak proje çalışmaları yapılan Elazığ-Malatya Ayrımı Kuşsarayı İl Yolu 0+000-14+8393,74 arası kesiminin projelendirme safhasında, 1/1000'lik Yatay (Plan)-Düşey (Profil) haritalar üzerinde, arazi çalışmaları, ofis ve laboratuvar çalışmaları yapılarak hazırlanan ve yapım esnasında kullanılacak Mühendislik uygulamalarını kapsamaktadır. Çalışma alanının genel jeolojisi incelenmiştir. Yapılan arazi çalışmaları ile Proje hattı boyunca geçilecek kritik kesimler, birimlerin sökülebilirliği, kazı-klas değerleri saptanmıştır. Büro ve laboratuvar çalışmaları ile de şev eğimleri ve stabilite problemleri, yarma malzemelerinin kullanılabilirliği belirlenmiştir. Çalışma alanı boyunca hmaksimum 18m'den büyük 16 adet kritik yarma ve hmaksimum 8m'den büyük 17 adet kritik dolgu kesiti tespit edilmiştir. Bu kesitlerde stabilite ve kinematik analizler yapılarak yarma ve dolgu şevlerinin duraylılığı belirlenmiştir. Çalışma alanında yarma ve dolgu kesitlerinde 14 adet araştırma çukuru açılıp laboratuvar deneyleri yapılarak yarma malzemelerinin dolguda kullanılabilirliği tayin edilmiştir. Elde edilen bilgilerle yapım esnasında karşılaşılabilecek jeolojik-jeoteknik problemler saptanmıştır. Yapım için gerekli malzeme ihtiyacının nerelerden karşılanacağı, imalata uygunlukları ve kullanılabilirlikleri değerlendirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Keban Baraj Gölü Koçkale Avlak sahasından yakalanan Kerevit (Astacus leptodactylus Esch., 1823)'lerin üreme dönemindeki antioksidan parametreleri, gonadosomatik (GSİ) ve hepatosomatik indeks (HSİ) değerlerinin belirlenmesi
Ercan Şahin
Olgun kerevitler (A. leptodactylus) üreme sezonunda Keban Baraj Gölü'nden pinterlerle avlanmıştır. Laboratuvara getirilen kerevitlerin karapas uzunlukları kumpasla ölçülmüş ve ağırlıkları tartılmıştır. Kerevitler −20°C'de 20 dakika boyunca bekletilerek anestezi edilmişlerdir. Daha sonra, kerevitlere diseksiyon uygulanmış ve karapasları uzaklaştırılmıştır. Üreme sisteminde makroskobik gözlemler yapılmıştır. Bütün üreme sistemi ve testisler tartılmıştır. Vasa deferens (VD) ağırlığı, Gonado-somatik indeks (GSI) ve Testiküler indeks (TI) belirlenmiştir. Dişi bireylerde yumurta sayıları ile yumurta çapı-ağırlığı belirlenmiştir. Hepatopankreas tartıldıktan sonra hepatosomatik indeks belirlenmiştir. Ayrıca, antioksidan parametreleri dişi ve erkek bireylerin gonadlarında belirlenmiş ve karşılaştırılmıştır. Glutatyon (GSH) ve katalaz (CAT) seviyeleri dişi ve erken bireylerde birbirine çok yakın değerlerde bulunmuş (p>0,05), Malondialdehyde (MDA) seviyeleri ise dişi bireylerde erkek bireylere oranla daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). TI, GSI, HSI ortalamaları sırasıyla 0,27±0,17, 1,66±0,99 ve 3,65±1,04 olarak hesaplanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Malatya–Hekimhan (Hasançelebi varyantı) T2 tünelindeki mühendislik incelemeleri
Erhan Deniz
Bu çalışma 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında Munzur Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Jeoloji Mühendisliği Anabilim Dalında Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanmıştır. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından planlanarak yapılan Malatya - Hekiman - 16. Bölge Hududu Yolu 2. Kısım Km:70+000-104+280 kesiminin ikmal inşaatı yapım işi kapsamında Hasançelebi Geçişi varyantı T2 Tünelinde (88+608.00-88+953.00) uygulanan Mühendislik uygulamalarını kapsamaktadır. Bu çalışma Yeni Avusturya Tünel Açma Metodu (NATM) uygulanarak açılan bir tünelde yapılan mühendislik çalışmalarını içermektedir. Bunun için, tünellerin gerekliliğinden, öneminden ve çeşitlerinden bahsedilmiştir. Çalışma alanının genel jeolojisi incelenmiştir. Kaya sınıflama sistemlerinden bahsedilmiştir. Kaya ve zemin birimlerinin mühendislik özellikleri anlatılmıştır, yapılan sondaj log verileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bilgilerle tünel tipleri ve destekleri belirlenmiştir. Yapılan kazı çalışması ve destek terkiplerinde kullanılan malzeme hakkında bilgiler verilmiştir. T2 Tüneli kazı çalışmaları Sol tüpde 207, sağ tüpde 215 günde tamamlanarak ışık görülmüştür. Toplamda Sol Tüp 344.28 m, Sağ Tüp 367.08 metre desteklenmiştir. Bu desteklemelerde; 8602 metre süren, 54352 metre bulon, 612 adet iksa, 5360 m3 püskürtme beton ve 64631 m3 kazı yapılmıştır. Tünel imalat aşamasında karşılaşılan sorunlar ve çözümlerden bahsedilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Keban Baraj Gölü Alburnus mossulensis (Heckel, 1843) popülâsyonunda büyüme parametrelerinin belirlenmesi
Ümit Selinda Yakut
Bu tez çalışması, Keban Baraj Gölü'nde yaşayan ve "gümüş balığı" olarak bilinen Alburnus mossulensis (Heckel, 1843)'in yaş ve eşey dağılımı, boy ve ağırlık dağılımı, büyüme özellikleri, kondisyon faktörü gibi bazı populasyon parametrelerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada kullanılan toplam 260 adet balık numunesi, yuvarlak ağızlı kepçe kullanılarak Haziran 2018 ile Mayıs 2019 tarihleri arasında Keban Baraj Gölü'nden temin edilmiştir. Laboratuara ulaştırılan balıkların boy ve ağırlıkları belirlendikten sonra pul materyali kullanılarak yaş tayinleri yapılmıştır. Populasyon parametreleri standart metotlar kullanılarak hesaplanmıştır. Von Bertalanffy büyüme parametrelerinin belirlenmesi amacıyla FAO-ICLARM FISAT II paket programı kullanılmıştır. İncelenen 260 adet balık numunesinin I-VII yaş grupları arasında dağılım gösterdiği, %53,85'inin dişi ve %44,23'ünün erkek bireylerden oluştuğu tespit edilmiştir. Balıkların %1,92'sinin cinsiyeti belirlenememiştir. Dişi/erkek oranı 1:0,82 olarak bulunmuştur. Yapılan X2 testinin sonucunda, bütün yaş gruplarında eşey oranları arasındaki farkın istatistiki olarak önemsiz olduğu (p>0,05), dişi/erkek oranının 1:1'den farklı olmadığı görülmüştür. Boy-ağırlık ilişkisini belirlemek amacıyla yapılan regresyon analizinde regresyon katsayısı (b) dişilerde b=3,5555 (pozitif allometrik büyüme), erkeklerde b=3,2131 (pozitif allometrik büyüme) ve tüm bireylerde b=3,4707 (pozitif allometrik büyüme) olarak belirlenmiştir. İncelenen bireylerin total boy uzunlukları 9,5-18,2 cm, ağırlıkları ise 5,4-59,5 g arasında değişiklik göstermiştir. Tüm bireylerde kondisyon faktörü değerleri 0,4 ile 1,15 arasında hesaplanmıştır. En yüksek oransal büyüme (%20,36) ile I-II yaş grubu arasında gerçekleşmiştir. Populasyonun von Bertalanffy büyüme parametreleri dişilerde; L∞=22,97cm, K= 0,12 yıl-1, t0=-3,84 yıl, W∞=124,42 g, erkeklerde; L∞=22,05 cm, K=0,16 yıl-1, t0=-2,8 yıl, W∞=87,05 g ve tüm bireylerde; L∞=22,64 cm, K=0,14 yıl-1, t0=-3,3yıl, W∞=110,86 g olarak belirlenmiştir. Farklı çalışmalardan elde edilen büyüme parametrelerin karşılaştırılmasında kullanılan "büyüme performans indeksi" (Munro'nun fi üssü, Φ') dişilerde 4,15, erkeklerde 4,35 ve populasyonun genelinde 4,27 olarak hesaplanmıştır.















