Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alataş, Mevlüt(33)
- Serdar, Osman(29)
- Batan, Nevzat(19)
- Dal, Murat(19)
- Utku, Anıl(18)
- Benzer, Fulya(14)
- Ezer, Tülay(14)
- Kutlu, Banu(14)
- İlhan, Aziz(14)
- Altı, Aziz(13)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(13)
- Yüksel, Fahrettın(13)
- Zengin, Ersoy(13)
- Aydin, Rahmi(12)
- Karatay, Gülnaz(12)
- Kutluyer Kocabaş, Filiz(12)
- Ozcan, Ebru Ifakat(12)
- Aksu, Önder(11)
- Aslan, Alper(11)
- Dal, Nursel Alp(11)
- Demirol, Ferhat(11)
- Etli, Serkan(11)
- Gökcan, Özkan(11)
- Gürarslan Baş, Nazan(11)
- Sarı, Sacit(11)
- Sertel, Savaş(11)
- Yucesan, Melih(11)
- Cuşa, Hasan(10)
- Erata, Hüseyin(10)
- Kuzgun, Nermin Karaton(10)
- Şentürk, Gamze(10)
- Akgül, Melek(9)
- Erguven, Gokhan Onder(9)
- Işık, Erdem(9)
- Kahraman, Gökhan(9)
- Koç, Ali(9)
- Sabanci, Serdal(9)
- Topal, Murat(9)
- Yazdıç, Ferit Can(9)
- Çılğın, Zeynel(9)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2016Latifi tezkiresine göre xvı. yüzyıl osmanlı türkçesinde düzlük-yuvarlaklık uyumu
Tosun, İbrahim
Türkçenin yazılı tarihi incelendiğinde, ünlü dizimi bakımından iki önemli kuralın etkili olduğu görülmektedir. Sözcük kök ve gövdelerinde yer alan ünlüler bu iki kurala göre dizilmektedirler. Bunlardan biri kalınlık-incelik ya da önlük-artlık uyumu olarak adlandırılan, ilk edebi metinlerden bugüne kadar kurallaşmış olarak gelen, sözcük ünlülerinin ya tamamen kalın ya da tamamen ince olmasına dayanan uyumdur. İkincisi ise düzlük-yuvarlaklık veya dudak uyumu denilen, Eski Anadolu Türkçesi döneminden sonra kurallaşmaya başlamış, sözcüğün ilk hece ünlüsünün düzlüğü ve yuvarlaklığına göre takip eden hece ünlülerinin nasıl olması gerektiğini belirleyen uyumdur. Ünlülere dayalı, daha çok Batı Türkçesinde genelleşmiş görünen ikinci kurala göre Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde düz ünlü varsa diğer hecelerin ünlüleri de düz; ilk hecede yuvarlak ünlü varsa takip eden hecenin ünlüsü ya düz-geniş ya da dar-yuvarlak olmak zorundadır. Genel kanı olarak düzlük-yuvarlaklık uyumunun varlığından söz etmek ancak XVII. yüzyılda yazılmış bazı batılı dilcilerin eserlerine bakılarak mümkün görünmekte ve bu uyumun Türkçede oluşmaya başlama tarihi XVII. yüzyıl olarak belirtilmektedir. Bu çalışmada XVI. yüzyılda yazılmış olan Latifi Tezkiresi incelenmiş ve düzlük-yuvarlaklık uyumunun XVI. yüzyılda yazıya aksedecek boyutta olduğu, uyumun konuşma dilinde daha erken bir dönemde başladığı ve eserin yazıldığı dönemde daha ileri bir merhalede bulunduğu ispatlanmaya çalışılmıştır.. Düzlük-yuvarlaklık uyumu bakımından değerlendirmeye tabii tuttuğumuz metin, Rıdvan CANIM tarafından Latin harflerine aktarılmıştır. CANIM, bu metni Latifi'nin 1546'da tamamladığı eserinin beş nüshasını karşılaştırarak oluşturmuştur. Büyük bir emeğin ve titiz bir çalışmanın ürünü olan CANIM'ın "LAtîfî Tezkiretü'ş-şu'arâ ve Tabsıratü'n-nuzamâ (İnceleme-Metinler)" adlı eseri taranarak düzlükyuvarlaklık uyumuna aykırı bütün biçim birimleri ayıklanmış, ayrıca bu biçim birimlerinin seyrek olarak uyuma girmiş şekilleri varsa onlar da çıkarılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler ışığında bu eserde ve eserin yazıldığı dönemde düzlük-yuvarlaklık uyumunun hangi aşamada olduğuyla ilgili bazı sonuçlara varılmıştır
- MakaleYalnız künye2016The theory of anamnesis in plato’s meno
Temizkan, Vedi
In this study, we will try to understand the main theme that constitutes the dialogue Meno as a whole. On this ground, we will assert that there are two scenes that encompass each other in their entirety; that the slave boy experiment is a miniature of the Meno dialogue as a whole; and that Meno also obtains ortha doxa like the slave boy by the hypothesis method in the search that is accompanied by Socrates. This shows that hypothesis method is present there, and that an inquiry based on poion ti questions conducted the hypothesis method is, aside from being contrary, is an indispensable element of this anamnesis process. Therefore, the first phase of the process of anamnesis is a person’s joining to a survey conducted by the method of hypothesis based on poion ti question accompanied by sophos. Considering both the anamnesis theory and its demonstration on the uneducated slave boy, we will defend that the kind of anamnesis that is in question in the Meno dialogue is dianoetic anamnesis. This type of anamnesis explain the process of obtaining ortha doxa. And we will argue that both in the beginning and at the end of the dialogue, it is pointed out to be the noetic anamnesis with two different similes. These two examples which refere to each other in the dialogue, are meant to express episteme as an high order knowledge by making it similar to an example from the real world. In the given examples, namely the one about Meno and the other about the road to Larissa, the description of the episteme as a direct experience of the objects, suggests that the experience of an episteme in these analogies is the noetic anamnesis. This case shows that the type of knowledge that is described as episteme in these samples correspond to noetic anamnesis
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2016Elizabeth Sahnesi’nin içinde/dışında İdam ve Adalet Shakespeare’in İlk Dörtlemesi
Öğütcü, Murat
Geç Elizabeth Döneminde sosyo-politik çatışmalar görülmüştür. Bu çatışmalar başta bölük pörçük olmasına rağmen, yavaş yavaş Elizabeth rejimine karşı duyulan toptan bir muhalefet tavrını oluşturmuştur. Ancak, sansür mekanizmasının varlığı ile hukuk sisteminin devletin baskı araçları olarak kullanılmasından dolayı bunlar bastırılmıştır. Bu bağlamda, haklı gerekçelerle yapılan kamuya açık idamlar toplumu rahatlatabilirdi. Ne var ki, teatral olan kamuya açık idamlardaki yargılamaların baştan sağma olmaları, Elizabeth sahnesinin içinde/dışında toplumsal rahatlama sağlayamamıştır. Bu durum, özellikle, Shakespeare’in İlk Dörtlemesi’nde (1589-1594 civarı) kendini göstermiştir. Bundan dolayı, bu makalenin amacı yürütme erki uygulaması olarak kamuya açık idamların politika ve poetika’sını incelemek ve tiyatrolarda bununla ilgili gösterilen sahnelerin gelişigüzel yargılamalardan dolayı oluşan toplum gerginliğini azaltmadığını, aksine, Geç Elizabeth Dönemi’ndeki bu gerginliği arttırdığını örneklemektir.
- MakaleYalnız künye2015TBMM'de Bir Cumhuriyet Aydını: Dr. Fatma Memik
Sertel, Savaş
Fatma Memik Türk siyasi hayatında çok önemli bir insan olmasına rağmen fazla tanınmamaktadır. Bu makaleyi yazma amacımız Sayın Memiki tanıtmak ve siyasi hayatını ortaya koymaktır. 5 Aralık 1934 tarihinde 2589 Sayılı Kanun ile Türkiyede kadınlara milletvekili seçilebilme hakkı getirilmiştir. Buna göre ilk etapta parlamentoya 17 kadın vekil katılmıştır. Daha sonra yapılan ara seçimlerde Çankırıdan Hatice Özgenerin katılımıyla bu sayı 18 olmuştur. Sadece sayısal olarak değil nitelik açsından da bu 18 sembol isim çok önemlidir. Bu kişilerin hemen hepsi Atatürk tarafından seçilmiş, çoğu üniversite eğitimi almış, bir kısmı ise yurt dışında okumuştur. Bununla birlikte çağdaş Avrupa ülkelerini bir kısmında kadınların seçme ve seçilme, bir kısmında ise seçilme hakkı yoktu. Bu şartlar içerisinde Atatürkün Türk halkına kadın-erkek eşitliğini benimsetebilmek için meclise kadın milletvekili seçilmesini sağlaması ileri görüşlülüğünü, modernliğini ve inkılâpçılığını da göstermektedir. Ancak önemli bir sorun vardı. TBMMye katılan ve çoğu tahsilli olan kadın milletvekillerini büyük bir kısmı mecliste hiçbir varlık gösterememiştir. TBMMye katılan en genç kadın milletvekili olan Edirne milletvekili Dr. Fatma Memik meclise katıldığında genç olduğu kadar çok başarılı bir kadın doktor profili çizmiştir. Mesleğiyle birlikte siyaseti de yürütmüştür. CHP Eminönü teşkilatında yer almıştır. Başarısı ve azmiyle göz doldurmuştur. Atatürk meclise bir kadın doktorun da katılmasını istediği için Dr. Fatma Memik 1935teki parlamentoya milletvekili olarak katılmıştır. Fatma Memik meclisin en faal kadın milletvekillerinden olmuştur. 5, 6 ve 7. dönem Edirne milletvekili seçilmiştir. 5. Dönemde çok faal olan Fatma Memik 7. dönemde hiçbir faaliyette bulunmamıştır. Bu çalışmada TBMM Tutanakları, Arşiv belgeleri, TBMMnin yayınladığı eserler öncelikli kaynaklarımızı teşkil etmiştir. Fatma Memikin TBMMdeki konuşmaları, seçim bölgesindeki incelemeleri ve seçim bölgesinin sorunlarının çözülmesi için gösterdiği çabalar, hafta sonları trenle İstanbula giderek fakir hastaları ücretsiz muayene etmesi gibi çabaları da çalışmamızda tespit edilmiştir.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2015Scopus SJRQ4Kudüs rum patrikhanesi
Ceyhan, Muhammed; Satış, İhsan
-
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2015Doksan Derece Kıvrım Açısında Köprü Kenar Ayağı Etrafında Oluşan Oyulmanın İncelenmesi
Korkmaz, Meral; Emiroglu, Muhammet Emin
Köprüler ulaşım ağını hızlandırmak ve kolaylaştırmak için yapılan önemli yapılardır. Son yıllarda ağır hasargören veya yıkılan köprüler üzerinde yapılan çalışmalar, hasar nedenlerinin çoğunun taşkınlar sırasında meydanagelen oyulma olayından kaynaklandığını ortaya koymuştur. Taşkınlar esnasında köprü kenar veya orta ayaklarıetrafındaki taban malzemelerinin taşınması sonucu bu bölgede oyulmalar oluşmaktadır. Oyulma olayına, etkieden birçok parametrenin yanında, kıvrımlı kanallarda sekonder akım şiddetinin etkisi de önemli olmaktadır. Buçalışmada, kıvrımlı bir kanalda 90º kıvrım açısında dış kıyıya yerleştirilen farklı ayak uzunluğundaki köprüayakları etrafında oluşan yerel oyulmalar ve akım şiddetinin oyulma olayına etkisi temiz su oyulması durumuiçin deneysel olarak incelenmiştir. Köprü kenar ayağının uzunluğu oyulma derinliği üzerinde önemli bir etkiyesahiptir. Temiz su oyulması durumunda maksimum oyulma derinliği akım şiddetine bağlı olarak zamanlaartmakta ve belli bir süre sonra asimptotik olarak devam etmektedir.
- Derleme MakaleYalnız künye2015Governors of Jerusalem (1841-1902)
Satış, İlhan
In 1841, Jerusalem was directly connected to government, being shared governmentally again. Even though the district was connected either to Syria or to Sidon from time to time till 1871, it was directly connected to government again, with province directory. Governor, who was the head administrative chief, was directly assigned by government, with connection of district to government. Some changes occurred in position and authorisation of governors, with their assignment directly by government. Governors of Jerusalem have equal position with proconsuls of states with these changes. In this study focusing on governors, assigned to Jerusalem between 1841 and 1902, short biographies, assignments and deprivations, incomes of governors and, differently from other rulers, their intellectual sides were tried to study. Also, profiles of governors of Jerusalem were tried to put forward, focusing on governors rather than actives they completed or events they had during the period of their duties.
AtıfTR Dizin6
İncele - MakaleYalnız künye2015Hukuk devleti ilkesi ve âdil yargılanma hakkı çerçevesinde kamu ihale işlemlerinde idarî başvuru yolları
Taşır, Ahmet; Avci, Mehmet Alpertunga
Türkiye‟de, farklı fiilî uygulamaların hukuk devleti ilkesiyle bağdaşıklığı her zaman tartışma konusu olmuştur. Kamu ihalelerinde uyuşmazlığa konu idarî başvuru yolları, bu tartışmaların bir ayağını oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türk ihale mevzuatında öngörülen, uyuşmazlığa yönelik idarî başvuru yollarını mercek altına almaktır. Bu çerçevede, öncelikli olarak, şikâyet ve itirazen şikâyet yolları meri mevzuat ışığında açıklanmıştır. Sonrasında, söz konusu başvuru yolları, hukuk devleti genelinde ve yargı denetimi, âdil yargılanma hakkı özelinde eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirilmiş ve hukuk devleti bağlamında farklı perspektiflerde önerilerde bulunulmuştur.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2015Growth Propertıes of Chub (Squalius cephalus, L., 1758) Living in Keban Dam Lake
Yüce, Songül; Uslu, Ali Atilla; Şen, Dursun; Çoban, Mehmet Zülfü; Birici, Nevin; Küçükyılmaz, Mehmet; Aydin, Rahmi
In this study, the age, sex, length and weight distributions, growth, length-weight relationship and condition factor of chub from Keban Dam Lake have been determined. The total of 102 specimens were analyzed between April and November 2009. Sex composition of population was 59.80 % female and 40.20 % male. The von Bertalanffy growth equations were found as Lt= 45.96[1-e 0.2121(t+1.2636)] for females and Lt= 44.33[1-e 0.2420(t+1.0128)] for males. Length-weight 3.1419 3.1121 3.1484relationships were estimated as W=0.0087 L for females, W=0.0091 L for males and W=0.0084 L for all individuals. Condition factors of the population were calculated between 0.9325 and 1.8484
AtıfTR Dizin3
İncele - Derleme MakaleYalnız künye2015Punky ve afacan toto isimli çizgi filmlerde öteki'nin temsili
Keneş Çoban, Hatice
Yaygın medyada yayınlanan ve tekrar bölümleriyle sık sık gösterilen Caillou, Conni, Niloya, Pepee, Ca- nım Kardeşim, Biz İkimiz, Can gibi yabancı ve yerli yapım pek çok popüler çizgi filmin steril karakterler üzerine inşa edildiği iddia edilebilir. İdealize edilmiş bu çizgi filmlerin aktörleri orta ve üst sınıftan kentli ailelerdir. Anne ve babalar birbirlerine ve çocuklarına karşı oldukça özenlidir ve sevgilerini göstermekte sıkıntı çekmezler. Kavgalar, sorunlar hatta küçük tartışmalar bile yok gibidir ve hayat sorunsuz olarak sürmektedir. Öte yandan söz konusu çizgi filmlerin bütün izleyicilerinin kendilerine sunulan bu steril medya ortamıyla özdeşleştikleri söylenemez. Farklı etnik ve dini gruplardan çocuklar, engelli, yoksul, tek ebeveynli ve/veya mutsuz-gergin anne baba ilişkilerine maruz kalan çocuklar yaygın ve yoğun olarak ya- yınlanan bu çizgi filmlerde yokturlar. Bu nedenle çalışma, izleyicinin genel olarak gündelik yaşam dene- yimini ve dünyayı, özel olarak ise öteki olanı anlamlandırmasını sağlamaya aracılık eden popüler kültür ürünleri olarak çizgi filmlerde öteki çocukların temsilini sorunsallaştırmaktadır. Çalışmanın amacı ise genel çizgi film anlatısı dışında kalan ve ulusal medyada çok az örneği olan Punky ve Afacan Toto isimli çizgi filmlerde öteki çocukların nasıl temsil edildiğinin görünürleştirilmesidir. Anahtar Kelimeler: Çizgi Film, Öteki, Temsil
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2015Aquafishing in Keban Dam Lake
Güner, Bülent
The world food production is being tried to be increased in various ways depending on the increasing world population. In this context, there is an increase in the production of aquaculture In every country of the world aquatic products are widely consumed because of high nutrient value protein source. Today aquaculture production is made in inland water ways hunting and culture methods with widely produced as well as seas and oceans. Since 1990s, in Turkey culturefishing has showed a rapid development. Keban dam is an important hydroelectric dam and after 2000, it has become an important internal waters fishproduction of our country. Its production capacity has reached 40.000 tons/year in 2014. Fishes which are produced area so exported. Fishing activities carrying out in Keban dam have constituted a new imployment field in the provinces of Erzincan, Elazığ, Tunceli
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye20151927 nüfus sayımı sonuçlarına göre elazığ nüfusu
Sertel, Savaş
Türkiye'nin ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştır. 1927 yılında gerçekleştirilen nüfusu sayımı için 1926 yılında nüfus sayım kanunu çıkarılmıştır. Yine aynı yıl İstatistik Genel Müdürlüğü kurulmuş ve Belçikalı Camilla Jacquart kurumun başına getirilmiştir. 28 Ekim 1927 tarihinde ise Türkiye Cumhuriyet'inin ilk nüfus sayımı yapılmıştır. Sayım süresince sokağa çıkma yasağı uygulanmıştır. 1927 nüfus sayımında nüfusun çeşitli özellikleri ele alınmıştır. Bu çalışmada 1927 nüfus sayımı sonuçlarına göre Elazığ'da yaşayan nüfusun nitelikleri incelenmiştir. Bu sayım sonucuna göre Elazığ nüfusu 140.400 kişi'dir. İlin temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Meslekler itibarıyla il nüfusu incelendiğinde ilde uzun bir süre endüstrileşme yönünde bir gelişme olmayacağı da anlaşılmaktadır. 1927 yılında Elazığ'da okuryazarlık oranı %4.85'tir. Bu orana göre eğitim ve kültürel faaliyetlerin gelişmesi için de eğitim alanında daha fazla yatırım yapılması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Kırsal nüfusun Türkiye ortalamasının üzerinde olması kentleşmenin uzun yıllar alacağını göstermektedir. Kısacası 1927 nüfus sayımında Elazığ ile ilgili veriler ilin içe kapalı bir ekonomik ve kültürel yapısı olduğunu, bunun kırılması için çok fazla yatırım gerekeceğini ortaya çıkmıştır
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2015Investigations of ethnobotanical aspect of wild plants sold in Espiye (Giresun/Turkey) local markets
Cakilcioglu, Ugur; Gür, Fehmi; Denizhan Ulusan, Musa; Türkmen, Zafer; Polat, Rıdvan
Bu çalışma 2012-2013 dönemleri arasında Espiye yerel pazarlarında ticari amaçla satışı yapılan yabani bitkiler üzerine yapılmıştır. Alan çalışmaları bitkilerin yoğun olarak toplanıldığı ve satışlarının yapıldığı alanlarda yoğunlaşmıştır. Araştırmalar sonucunda yerel pazarlarda satışı yapılan etnobotanik kullanımı olan 32 bitki taksonu tespit edilmiştir. Etnobotanik veriler halk tıbbı, bitki çayı, baharat ve gıda olarak olarak kullanılan bitkilerle ilgili verileri içermektedir. Yörede yoğun olarak kullanımı olan bitki familyaları Lamiaceae (5 takson), Rosaceae (4 takson), Polygonaceae (3 takson), Apiaceae (2 takson) and Asteraceae (2 takson) olarak kayıt edilmiştir. Yöredeki satışı yapılan etnobotanik bitkilerden baharat ve gıda (24 takson), halk tıbbı (19 takson) bitki çayı (5 takson) vb. amaçlarla kullanıldığı görülmüştür. Ayrıca bu çalışma kapsamında bitkilerin yerel ve bilimsel adları, bitki familyaları, bitkilerin kullanılan kısımları ve kullanım şekilleri alfabetik sırasıyla tablo olarak sunulmuşur
AtıfTR Dizin7
İncele - MakaleYalnız künye2015A New Approach to National Intellectural Capital Index
Kazar, Altug; Kazar, Görkemli
As the possibility of accessing information has expanded, it is of capital importance to evaluate this information and to transform it into an economical value. The main thesis of the study is to construct a consistent National Intellectual Capital index for the period 2008-2013 that includes further indicators and countries. The study is limited with the 118 countries that have available data. Principal Component Analysis is applied to find the appropriate weighting of the data, the indices are calculated according to these obtained weights and compared within countries. When the ratings of the countries acquired by the proposed calculation method are compared to those of World Knowledge Index, Word Knowledge Economy Index, Lin and Edvinsson (2008) and Ruiz, Navaro and Pena (2011), consistent results are attained. In addition, it is found out that the economic and social globalization have positive effects on the intellectual capital
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2015Arafta kalan yaşlılar: kırdan-kente göç'ün yaşlılara etkisi
Güler, Zuhal; Güler, Nuran; Ozsel, Dogancan
Türkiye'de 1950'li yıllardan itibaren hız kazanan kırdan kente göç nedeniyle gençler büyük şehirlere göç etmiş, yaşlılar ise, giderek boşalan köylerde ya yaz-kış yaşamaya devam etmiş ya da yazın köyde-kışın ise şehirde yaşamak zorunda kalmışlardır. Bu çalışmada da arafta kalan, yani yazın köyde-kışın şehirde yaşayan yaşlıların sosyo-ekonomik sorunları, yaşam memnuniyetleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında yer alan yaşlıların tamamına yakını köyde doğmakla birlikte, sadece yaz aylarını köylerinde geçirebilmekte, kış aylarında ise, şehirde ve ağırlıklı olarak İstanbul'da yaşamaktadırlar. Bununla birlikte, olanakları olduğu taktirde köyde ve öncelikle eşleri ile ve eşleri hayatta değilse çocukları ile birlikte yaşamak istemektedirler. Veriler, nicel ve nitel veri toplama tekniği birlikte kullanılarak derlenmiştir. Nicel veri toplama tekniği olarak, Sivas'a bağlı Zara İlçesinin 20 köyünde 65 yaş ve üzeri yaştaki 436 yaşlıya doğrudan görüşme yoluyla soru kağıdı uygulanmıştır. Nitel veri toplama tekniği olarak ise derinlemesine mülakat yapılmıştır
AtıfTR Dizin5
İncele - MakaleYalnız künye2015Anaerobik Rumen Fungus İzolelerinin Rastgele Çoğaltılmış Polimorfik DNA (RAPD) Metodu ile Filogenetik Analizi
Özköse, Emin; Ekinci, Mehmet Sait; Çömlekçioğlu, Uğur; Akyol, Ismail; Kar, Bülent
Bu çalışmada farklı cinslere ait anerobik rumen fungus izolatları arasındaki ilişkinin ortaya konması amacıyla filogenetik analiz, yapılmıştır. Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerinden izole edilen onsekiz fungus kültürü Rastgele Çoğaltılmış Polimorfik DNA (RAPD) tekniği ile analiz edilmiştir. İzole edilen onsekiz fungus kültürüne 10 baz uzunluğundaki primerler kullanılarak Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PZR) uygulanmıştır. Toplam olarak 64 markır bandı gözlemlenmiş ve bu bantların %92.18'inin polimorfik olduğu saptanmıştır. Çoğaltılan DNA büyüklükleri 100 bç ile 700 bç arasında değişmektedir. Fungusları birbirinden ayrıt etmek için önemli derecede polimorfizim gözlemlenmiş ve izole edilen 18 fungusun tamamı açık bir şekilde birbirinden ayrılmıştır
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2015Views about the Debates on Anthropology and Racism within the Period of the Foundation of the Republic
Gültekin, Ahmet Kerim
Views about the Debates on Anthropology and Racism within the Period of the Foundation of the Republic In recent years, some academic and public debates about "Anthropology" and "Racism" get more attention. Meanwhile, anthropology in Turkey is already known as a science of race, mostly. In this paper, according to some of these debates which are related to early periods of the Turkish Republic, racism as a political discourse is analyzed with a historical perspective on anthropology
AtıfTR Dizin5
İncele - MakaleYalnız künye2015Scopus SJRQ3Uzun Süre Bakır Sülfata Maruz Kalan Nil Tilapia (Oreochromis Nuoticus) Balığının Büyüme Performansı ve Kan Yapısındaki Değişimle
Kutlu, Banu; Mutlu, Ekrem; Aydin, Seyit
The objective of this study was to evaluate the effects of copper sulfate (CuSO4(5 H2O)) on the Nile tilapia (Oreochromis niloticus). Median (LC50) and minimum (LC1O) lethal concentrations of copper sulfate on Nile tilapia were determined via acute tests. LC50 values of copper sulfate for the 48th, 72nd and 96th hours were 13.15, 12.95 and 12.85 mg/L, respectively. LC10 values of 12, 11 and 9.5 mg/L were obtained for similar exposure periods (48th, 72nd and 96th hours), respectively. The effects of 1.5 mg/L dose of copper sulfate on growth rate, gross clinical observations and blood biochemical parameters of Nile tilapia were evaluated after 35, 65 and 95 days of exposure periods. The differences of growth rates between control and copper sulfate-exposed groups were not significant (P>0.05) at the end of 35, 65 and 95 days. Continuous exposure of Nile tilapia to 1.5 mg/L concentration of copper sulfate in water solution for three periods (35, 65 and 95 days) decreased the total protein, albumin, aspartate aminotransferase (AST), alanine aminotransferase (ALT), glucose (except the elevation in the exposed group at the end of 95 days period), magnesium (Mg+²), calcium (Ca+²), iron (Fe+²), potassium (K+), sodium (Na+1), chloride (Cl-) and phosphate values in serum. The cholesterol, low density lipid (LDL), triglyceride, globulin, creatinine, alkaline phosphatase (ALP), total bilirubin, direct bilirubin, uric acid and blood urea nitrogen (BUN) concentrations in the serum increased in copper sulfate-exposed fish
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2015The new instrument of making the labour markets flexible in turkey: part-time employmen
Acun, Serdar; Güneş, Bayram
000 yılından başlayarak Türkiye emek piyasası hızlı bir yapısal dönüşüm yaşamıştır. Özelikle 2001-2007 yılları arasında toplam istihdam içinde tarım sektöründen hizmetler sektörüne önceki yıllardan çok daha hızlı bir geçiş gerçekleşmiştir. Yapısal dönüşüm sektörel istihdam paylarının değişimi ile sınırlı kalmamış, örneğin kişilerin eğitim düzeyi istihdam edilebilmek için giderek artan bir öneme sahip olmuştur. Yaşanan yapısal dönüşümle birlikte Türkiye'de yarı zamanlı istihdam, eksik istihdam, kısmi süreli istihdam gibi tipik olmayan istihdam biçimleri de bir dönüşüm geçirmiştir. Yapılan düzenlemeler ile kayıtdışı istihdamda bir azalma yaşanmış ancak atipik istihdam biçimleri buna koşut olarak artmıştır.Çalışmamızda artan atipik çalışma biçimlerinden biri olan yarı zamanlı istihdam incelenmeye çalışılmıştır. 2004 yılından başlayarak Türkiye İstatistik Kurumu'nun anketlerinde yarı zamanlı çalışma ile ilgili sorulara da yer vermesiyle birlikte yarı zamanlı istihdamın günümüze kadar olan seyri çalışmamızın temel veri setini oluşturmuştur. Çalışmamızda lojistik regresyon modeli kullanılarak yarı zamanlı istihdamı cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim, yaşanılan yer, kayıtlılık, işteki durum, sektör, işyeri büyüklüğü gibi faktörlerin nasıl etkilediği incelenmiştir.Çalışma sonucunda; kadın olmak, genç olmak, boşanmış olmak, daha çok eğitim almak, kırda yaşamak, kayıtsız olmak, kendi hesabına çalışmak, tarım emekçisi olmak, küçük bir işyerinde çalışmak, ekonominin kriz içinde olduğu dönemin hemen ardından gelen dönem içinde bulunmak, yarı zamanlı istihdam edilme olasılığını artıran unsurlar olarak belirlenmiştir.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2015Reflecting upon Ourselves through National Press Within the Framework of the visit of Pope Benedict XVI: Tolerant and Civilised Muslims, Admirable Turks *
Özdemir, İnan; Keneş Çoban, Hatice
This study focuses on the handling of the visit of Pope Benedict XVI to Turkey in 2006 in the three best-selling newspapers of the period (Zaman, Hürriyet, Posta). Negative remarks of the Pope with regard to Islam and Turkey s membership to EU prior to his visit turned this visit into a struggle with a particular emphasis on the atrocity between us and them. Based upon the literature on the relationship between national press and nationalism, this study focuses on how the press constructs the image of us and them through certain discursive strategies. One of the findings of the study is that despite their different understandings with regard to publishing, the three newspapers handled Pope s visit as a tool of consolidation by reconstructing the "image of us" as Muslim Turks. The press emloyed the main strategies of denying one s own negative aspects and defamation of the other. For instance, the fact that Turkish politicians and bureaucrats addressed the Pope as "Mr. Pope" by ignoring his political and religious titles was regarded positively, whereas a particular emphasis was put on the "individuality" of the violence against religious minorities in Turkey stating that such acts were personal actions of the perpetrators. That Islam is a religion of "peace and reason" and that Muslims are tolerant people were frequently repeated in the news stories dealing with the visit, while Christianity was portrayed within the framework of the conflicts between Catholicism, Protestantism and Orthodoxy. In addition to that, an admirable and lovable image of Turks was constructed in the news stories through the "changing views" of the Pope. One of the striking findings of the study is the dramatic change in the language used in the news stories about the Pope. While the Pope was defamed in the news stories prior to his visit because of his negative remarks about Turkishness and Islam, he was portrayed moderately and positively due to his statements and behaviours praising the "image of us" during his visit.
AtıfTR Dizin2
İncele

















