Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alataş, Mevlüt(29)
- Serdar, Osman(25)
- Batan, Nevzat(18)
- Ezer, Tülay(14)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(12)
- Aksu, Önder(10)
- Erata, Hüseyin(10)
- Benzer, Fulya(9)
- Kutluyer Kocabaş, Filiz(9)
- Ozcan, Ebru Ifakat(9)
- Aydin, Rahmi(8)
- Danabaş, Durali(6)
- Tasar, Neslihan(6)
- Yüksel, Fahrettın(6)
- Altınterim, Başar(5)
- Cakilcioglu, Ugur(5)
- Can, Erkan(5)
- Kar, Bülent(5)
- Karaman, Altuğ(5)
- Kocabaş, Mehmet(5)
- Uygur, Ahmet(5)
- Yildirim, Numan(5)
- Aydın, Ayşe Nur(4)
- Aydın, Sevinç(4)
- Erişir, Mine(4)
- Karaca Sanyürek, Nesrin(4)
- Karakavuk, Emrah(4)
- Kutlu, Banu(4)
- Kuzgun, Nermin Karaton(4)
- Pala, Ayşegül(4)
- Savran, Ahmet(4)
- Sevindik, Emre(4)
- Yazdıç, Ferit Can(4)
- Yilmaz(4)
- Yılmaz, Okkes(4)
- Çoban, Mehmet Zülfü(4)
- Ökkeş(4)
- Demirol, Ferhat(3)
- Erguven, Gokhan Onder(3)
- Gedik, Osman(3)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2018Simmental ırkı sığırlardan elde edilen sütlerde antioksidan aktivitelerin belirlenmesi
Sahilli, Yeliz Çakır
Son yıllarda sağlık üzerine olumlu etkileri olan biyoaktif bileşenleri içeren gıdalara olan talep giderek artmaktadır . Süt bu gıda maddeleri arasındadır. Süt, hastalık risklerini azaltıcı ya da önleyici nitelikte antioksidan bileşenlerini de yapısında bulundurmaktadır. Proteinler, vitaminler (E ve C), retinol, beta karoten, glutatyon (GSH), katalaz (CAT), süperoksit dismutaz (SOD) ve glutatyon peroksidaz (GSH-Px) gibi birçok biyoaktif bileşen sütün antioksidan aktivitesini oluşturmaktadır. Bu çalışmada Tunceli ilinde satılan sütlerin GSH düzeyi ile GSH-Px, SOD ve CAT aktivitelerinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma örnekleri Tunceli ili merkez ilçesinde satılan sütlerden elde edilmiştir. Elde edilen süt parametrelerine ait veriler, süt sığırları için rapor edilen seviyeler ile tutarlı bulunmuştur.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleAçık Erişim2018Kamilet Vadisi (Artvin, Türkiye) ve Çevresindeki Epifitik Briyofitlerin Hayat Formları, Yaşam stratejileri ve Ekolojik özellikleri
Alataş, Mevlüt; Ezer, Tülay; Batan, Nevzat
Bu çalışmada, Türkiye’deki 122 Önemli Bitki Alanından biri olan Doğu Karadeniz Dağları’nın sınırlarıiçerisinde yer alan Kamilet Vadisi (Arhavi-Artvin) ve çevresinin epifitik briyofit florası ve briyofitlerinağaç türlerine göre dağılımları araştırılmıştır. 2015 ve 2016 yıllarının farklı vejetasyon dönemlerinde ağaçgövdelerinden alınan toplam 428 briyofit örneğinin teşhis çalışmaları sonucunda, 51 takson (8 ciğerotu, 43karayosunu) belirlenmiştir. Ekolojik ve floristik yönden incelenen taksonların hayat formu ve yaşamstratejisi analizleri de yapılmıştır. Hayat formlarından saçak ve yastık, yaşam stratejilerinden ise perennialkalıcıların baskın olduğu görülmüştür. Epifitik taksonlar tarafından en çok tercih edilen ağaç Alnusglutinosa olurken en az tercih edilen ağaç Pinus sylvestris olmuştur. Ayrıca, floristik listedeki taksonlarınçoğunun; mezofitik, sciofit ve subnötrofit karakterde olduğu görülmüştür.
AtıfOpenAlex3TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2018Length–Weight, Length–Length Relationships and Condition Factor of Chondrostoma regium (Heckel, 1843) and Barbus lacerta, Heckel, 1843 From Karasu River (East Anatolia, Turkey)
Serdar, Osman; Ozcan, Ebru Ifakat
Length–weight, length–length relationships and condition factors were estimated for twofish species (Chondrostoma regium, Barbus lacerta) caught between October 2014 andSeptember 2015 in the 14 distinct locations of Karasu River, East Anatolia, Turkey.Minimum and maximum total length and weight were observed at 7.5 to 31.0 cm andfrom 5.7 to 280 g for C. regium, 7.0 to 24.0 cm and from 4.0-211 g for B. lacerta. The bvalues determined as 2.77 for Chondrostoma regium; 3.10 for Barbus lacerta. The typesof growth were found negative allometric for C. regium and isometric growth for B.lacerta. The length-length relations between total, fork, and standard lengths for the twofish species were highly significant. The relative condition factor values were found to1.102±0.013 for C. regium; 1.176±0.019 for B. lacerta. This study submits for the firsttime LWR, LLR and condition factor of two species in the Karasu River.
AtıfOpenAlex5TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2018Seasonal Variation of Acetylcholinesterase Activity as a Biomarker in Brain Tissue of Capoeta umbla in Pülümür Stream
Serdar, Osman; Pala, Ayşegül
This study was carried out between March 2015 and February 2016 with the aimof determining the seasonal variation of acetylcholinesterase (AChE) activity inbrain tissue of Capoeta umbla (Heckel, 1843) caught from Pülümür Stream(Tunceli). The seasonal fluctuations in the AChE activity of C. umbla whichcaught between the 39̊06' 19''N- 39̊36' 56''E (A) and 39̊11' 36''N-39̊41' 36''E (B)coordinates of Pülümür Stream, were studied over a period of one year. Theenzyme activity was higher in spring and summer than in autumn and winter. Inaddition, the minimum value for the AChE activity was determined in the winterseason and the maximum value was determined in the spring.
AtıfOpenAlex10TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2018An Investigate on Importance of the Major Components of Herb Essential Oils on Challenging with Fish Diseases
Küçükgül, Azime
The presence of different phytochemical components of essential oil such as tannins, alkaloids, terpenoids and phenolic compounds has antibacterial, antifungal, and anti-inflammatory effects. The aim of this study is to investigate importance of the major components of three herb essential oils (Thymus vulgaris L., Centauriumerythraea Rafn. And Foeniculumvulgare Mill) on challenging with fish diseases. The components of essential oils provided from a commercial firm were made GC/MS analyzes. The major component of T. vulgarewas carvacrol called as phenol, 2-methyl-5-(1-methylethyl) with 40%.The others were Linalool L (15.11%) and benzene, methyl(1-methylethyl)- (12.12%).The richest oil in C. erythraea was bicyclo[3.1.1]hept-2-ene, 2,6,6-trimethyl- (34.90%) called as alpha-pinene, followed by heptacosane (19.15%) and dotriacontane (17.72%), respectively.The evaluation of the essential oil of F. vulgarispresented benzene, 1-methoxy-4-(1-propenyl)- with 67.99%, followed by dl-Limonene (16.03%) and benzene, 1-methoxy-4-(2-propenyl)- (6.97%). The therapeutic effects of thyme are due to its high content of phenolic compounds, particularly carvacrol. The most important compounds of F. vulgare essential oil is anethole, fenchone, limonene that has antibacterial, antioxidant, antifungal and anticancer effects. The previous studies show that alpha pinene significantly inhibits many pathogenic Gram-negative bacteria. In aquaculture studies, in vitro and in vivo effects of the dominant compounds of essential oils in our study are consistent with the previous findings.
- MakaleAçık Erişim2018Scopus SJRQ4Effects of green tea (Camellia sinensis) Oil on Feed Utilization and Hametological Parameters of Rainbow Trout (Oncorhynchus mykiss)
Aksu, Önder; Öztürk, Ekrem; Kutluyer, Filiz; Altınterim, Başar
In the study, experiments were conducted to determine effects of green tea oil (Camellia sinensis) on the growth rate, feed utilization and hematological parameters of rainbow trout (Oncorhynchus mykiss). Fish (76.25±2.75 g) were fed diets supplemented with different concentrations of green tea oil (%0.25, %0.5, %1.0). Weight gain (WG), feed conversion ratio (BDI) and some blood parameters were determined in the rainbow trout. It was determined that the values of WBC, GRAN, HGB, HCT, MCH, MCHC, PLT, PDW and PCT were increased with respect to control group at the end of 42 days feeding with green tea oil. However, groups treated with green tea oil stimulated megakaryocytes (increased PLC-R levels), which also increased platelet production. Feed evaluation ratio varied between 1.83-4.53. At the end of the experiment, it was determined that the feed evaluation ratio decreased with the increase of the amount of green tea oil in the groups. It is thought that the bioactive substances in the lipophilic property of green tea oil provide thermogenic stimulation in fishes by synergistic effect, which causes weight loss. Besides, it was determined that antioxidants such as hematopoiesis and catechins in hematopoietic organs of green tea oil act on the granulocyte cell group.
AtıfOpenAlex10TR Dizin8
İncele - Proje2018Metal ve Metal Oksit Nanopartiküller ile KuantumNoktacıklarının Fitoplankton ve ZooplanktonOrganizmalarda Etkilerinin Araştırılması
Taştan, Burcu Ertit; Aksu, Önder; Kutlu, Banu; Danabaş, Durali; Ates, Mehmet; Arslan, Zikri
Nanopartikül (NP) içeren ürünler; tıbbi cihazlar, elektronik, enerji üretimi ve depolanması, sağlık bilimleri ve gıda sektörleri gibi birçok alanda kullanılmaktadır. NP?lerin büyüleyen özelliklerine rağmen, insan ve çevre sağlığına etkileri konusunda çok az şey bilinmektedir. Çünkü nanomateryaller metallerden, metal oksitlerlerden ve yarı-iletken maddelere kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Sucul sistemler ve besin zincirini oluşturan organizmalar antropojenik faaliyetlerden salınan NP?lerin etkileri sebebiyle risk altındadırlar. Bu çalışmada, tatlısu ve deniz suyu ortamında yaşayan birincil üretici fitoplankton türlerinden Selenastrum capricornutum ve Nannochloropsis oculata ile birincil tüketici zooplankton türlerinden Daphnia magna ve Artemia salina metal ve metal oksit NP?lere maruz bırakılarak nanotoksisite testleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan metal ve metal oksit NP?leri (Al, Al2O3, Cu; CuO, Fe2O3, Zn ve ZnO) ile laboratuvarda sentezlenen Ag-NP?leri, CdSe ve PbSe kuantum noktacıklarının karakterizasyonu TEM, DLS, Zeta Potansiyeli, XRD, SEM, FT-IR ve UV görünüm spektroskopisi yöntemleriyle gerçekleştirilmiştir. Organizmalarda NP?lere bağlı birikim ve eliminasyon oranın belirlenmesi ICP-MS analiziyle yapılmıştır. Fitoplankton ve zooplanktonlarda NP etkileri faz kontrast mikroskobuyla görüntülenmiştir. Akut toksisite etkileri 24, 48 ve 72 saatlik periyotlar boyunca fitoplankton populasyonunun büyümesi flurometreyle in-vivo chl-a incelenmiştir. Zooplanktonlardaki toksik etkiler, mortalite ve oksidatif stres belirteçlerinden glutatyon (GSH) ve tiyobarbitürat reaktif maddeler (TBARS) testleriyle incelenmiştir. Sonuçlar NP?lerin organizmalar üzerindeki farklı etkilerini göstermekle birlikte, NP?lerin birikim ve eliminasyon oranlarında farklılıklar olduğunu göstermiştir. Organizmadaki birikim NP konsantrasyonuyla artış göstermiştir. NP?lerin metal iyon salınımları, tatlısu ve deniz suyu ortamında farklı olmakla birlikte, herbir NP?ün farklı iyon salınımı gösterdiği gözlenmiştir. NP?lere maruz bırakılan fitoplanktonların yüzeyleri NP?ler ile sarıldığı gözlemlenmiştir. Benzer sonuçlar zooplanktonlarda da gözlemlenmiştir. Oksidatif stres analizlerinde, TBARS değeri D. magna bireylerinde artış gösterirken bazı NP?ler A. salina?da azalmasına neden olmuştur. Benzer şekilde GSH seviyesinde azalma ve artmalar meydana gelmiştir. Organizma tarafından alınan NP?ler bir üst tüketici için tehlike oluşturmaktadır. Ayrıca fitoplanktonların yüzeylerinin NP?lerle kaplanması, üst besin zincirini oluşturan tüm organizmalar için risk oluşturmaktadır
- MakaleYalnız künye2018Scopus SJRQ3Effects of conventional and organic rearing systems and hen age on oxidative stress parameters of blood and ovarian tissues in laying hens
Benzer, Fulya; Baykalır, Yasin; Erişir, Mine; Şimşek, Ülkü Gülcihan
Bu çalışmada yetiştirme sistemleri ve tavuk yaşının, tavukların serum ve yumurtalık dokusundaki bazı oksidatif stres parametreleri üzerine etkileri incelendi. Bu amaçla 30 ve 60 haftalık yaşta, iki farklı sistemden (konvansiyonel kafes ve organik) toplam 48 adet ticari yumurtacı hibrit olan Bovans White kullanıldı. Kesim işlemini takiben tavukların serum ve yumurtalık dokuları toplanarak, malondialdehid (MDA), glutatyon (GSH), glutatyon peroksidaz (GSH-Px) ve katalaz (CAT) düzeyleri belirlendi. Konvansiyonel kafeste yetiştirilen hem 30, hem de 60 haftalık tavukların serum MDA düzeyleri önemli derecede yüksek bulundu (P<0.05). Konvansiyonel kafeste GSH-Px aktivitesi düşük, aksine CAT aktivitesi önemli düzeyde yüksek tespit edildi (P<0.05). Tavuk yaşı serum MDA, GSH, GSH-Px ve CAT düzeylerini etkilemedi (P>0.05). Buna ek olarak, serumda, yetiştirme sistemi ve tavuk yaşı arasında önemli bir etkileşim bulunmadı (P>0.05). Konvansiyonel sistemdeki tavukların yumurtalık dokusunda MDA (P=0.010) ve GSH (P<0.01) seviyeleri önemli düzeyde yüksek bulunurken, GSH seviyesi 60 haftalık yaşta arttı (P<0.01). GSH-Px ve CAT aktiviteleri gruplar arasında benzer çıktı (P>0.05). Yetiştirme sistemi ve tavuk yaşı arasındaki etkileşim yumurtalık dokusunda CAT aktivitesini etkiledi (P<0.05). Sonuç olarak, konvansiyonel bataryalı kafesler, lipid peroksidasyon ve MDA düzeylerinin artmasıyla ilişkili olarak tavuklarda oksidatif strese neden oldu. Bu sistemde MDA'nın azalmasında rol oynayan antioksidan enzimler yetersiz kaldı. Oksidan/antioksidan dengesi 30 ve 60 haftalık yaşlarda tavuk organizması tarafından kurulabildi ve dolayısıyla dokuların MDA düzeyleri yaştan etkilenmedi
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2018Scopus SJRQ2Pollen morphology of Scaligeria DC. (Apiaceae) in Turkey
Baldemir, Ayse; Alan, Senol; Sahien, Aydan Acar; Paksoy, Mehmet Yavuz; Pinar, N. Munevver
In this study, the pollen morphology of all Scaligeria DC. species distributed in Turkey were studied with light and scanningelectron microscopy for the first time. The aim is to contribute to knowledge of the variation among seven Scaligeria species, which havetaxonomic problems, based on pollen morphological characteristics by population analysis. The pollen is radially symmetrical, isopolar,and tricolporate in all examined species. Pollen grains are prolate and subprolate with the polar axes ranging from 18.4 to 37 μm andthe equatorial axes from 9.8 to 30 μm. Their polar shapes are triangular, triangular to subcircular, circular to subcircular, or triangularto subtriangular. Several types of exine ornamentations have been observed on pollen by scanning electron microscopy. Numericalanalysis showed that pore structure, the ratio of P/E, and ornamentation in the polar and equatorial views are most valuable variablesfor separating the Scaligeria species. All S. lazica taxa were grouped together and S. capillifolia and S. tripartita were the external taxadue to cluster and PCA analysis.
AtıfOpenAlex13TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2017The bryophyte flora of Baskil district (Elazığ/Turkey)
Alataş, Mevlüt; Batan, Nevzat
In this study, the bryophyte flora of the Baskil District (Elazığ) was investigated between April and October 2015. In total 54 taxa (1 liverwort, 53 mosses), belonging to 13 families and 29 genera were determined by identifying bryophyte specimens collecting the study area. From these taxa, twenty four taxa are new records for Elazığ province, according to the grid-square system of Henderson (1961) fifteen taxa are new records for B9 grid square. Pellia epiphylla has been reported for the first time in Elazığ province with the present paper. While the largest families in terms of number of taxa are Pottiaceae (14), Brachytheciaceae (9), Bryaceae and Grimmiaceae (8), the largest genera are Syntrichia (6), Grimmia (6) and Ptychostomum (4). In addition, the life forms of the taxa which were examined in terms of ecological and floristic have been analyzed. From life forms; while Turf life form ranks the first, Cu life form ranks the second. Most of the taxa within the floristic list in terms of some ecological characteristics are xerophyt, photophyt and subneutrophyt
AtıfTR Dizin7
İncele - Derleme MakaleYalnız künye2017Akuakültürde sürdürülebilir besin kaynağı olarak mikroalglerin kullanım
Özçiçek, Esin; Can, Safak Seyhaneyildiz; Can, Erkan; Yılmaz, Kadir
Güvenilirliği daha fazla olan besin kaynaklarına duyulan ihtiyaç, hayvansal ürünlere göre özellikle bitki ve alglere olan ilgiyi arttırmıştır. Akuakültürde çeşitli kullanım alanları olan mikroalglerden önemli ölçüde faydalanılmaktadır. Besin olarak kullanılmalarının yanı sıra salmonlarda pigment kaynağı olarak da değerlendirilmektedir. Günümüzde büyük ölçekli ve gelişmiş kalite kontrolü ile elde edilebilen mikroalg üretim sistemlerinin maliyet etkinliğini incelemek için çalışmalar devam etmektedir. Mikroalglerin kullanımında sürdürülebilirliği sağlamak için; biyoteknoloji, biyoişleme ve yönetim prosedürleri gibi farklı alanların entegre olduğu sistemlere dayalı bir yaklaşım gerekmektedir
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2017Determination of Proximate Composition and Sensory Quality of The Fish Chips Obtained from Luciobarbus esocinus (Heckel 1843)
Kuzgun, Nermin Karaton
In this study, food composition, energy amount and sensorial quality of fish chips, which is an alternative fast food (Luciobarbus esocinus, Heckel 1843), were determined. For the preparation of experimental samples, Luciobarbus esocinus meat was minced and added to the chips dough. After that, the dough was cut into two pieces; one piece was with sauce and the other was plain. Similarly, sauced and plain pieces were baked and fried with two different cooking methods. Total number of groups was four. The proximate composition (moisture, crude protein, crude oil, crude ash, carbonhydrate), energy value and sensory quality of experimental samples with two repeats were determined. The result of chemical analyses showed that there were statistically significant differences among the groups (p<0.01). Energy values of the chips groups were calculated between 571.42±7.3-385.58±2.82 kcal/100 g. The result of the sensory analyses indicated that the highest acceptibility was received by the chip group A (fried with sauce). It was also determined that the differences among the groups was statistically significant in terms of general acceptibility and odour features (p<0.05)
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2017Dietary Element Assessment of Legumes Originated from Tunceli Province Using Different Dissolving Techniques
Karaaslan, Nagihan M
The objective of this study was to compare the mineral contents of chickpeas and haricot beans using two different analytical digestion methods, including dry ashing and microwave digestion method. The levels of micronutrients (Cu, Fe, Mn, and Zn) and macronutrient minerals (Ca, Mg, Na, and K) in two different legumes, as chickpea samples (Cicer arientinum L) and haricot bean (Phaseolus vulgaris L.) that are widely growing and consumed in Tunceli Province-Turkey were evaluated. The mineral composition of chickpea and haricot bean were determined by using FAAS after dissolving dry ashing and microwave digestion methods. In this way, both the mineral composition of legume samples and the dissolving methods were compared. Results obtained from each group and each method was analyzed statistically using the SPSS statistics program package. It was observed in chickpea and haricot bean samples that Ca, Cu, and Zn concentrations using microwave digestion method were higher than that of dry ashing method (p<0.01)
- MakaleYalnız künye2017Quercetin'in Koruyucu Etkisinin İncelendiği Ratlarda Alt Ekstremite İskemi-Reperfüzyon Hasarında TAS-TOS Düzeyleri
Akkoyun, Mahire Bayramoğlu; Arihan, Okan; Bengü, Aydın Şükrü; Aydın, Sevinç; Demir, Halit; Birinci, Ceyhun Birinci; Akkoyun, Hurrem Turan; Atçalı, Tuğçe
Objective: It was aimed to determine the protective effectiveness of quercetin in preventing lower extremity ischemia-reperfusion (I/R) injury. Material and Methods: 30 Sprague-Dawley male rats weighing 250-350 g were divided into three groups. Anaesthesia was applied to the first group of rats without ischemia-reperfusion process. To the second group two hours of ischemia and two hours of reperfusion, with the help of left lower extremities tourniquet , were applied. To the third group, 50mg/kg (ip) quercetin application was performed 45 minutes before the ischemia was initiated, two hours of ischemia and two hours of reperfusion application were carried out. At the end of the process, by taking the tissue samples, total antioxidant status (TAS) and total oxidant status (TOS) levels were evaluated. Results:When TAS was evaluated, it was determined that the decrease (p?0.001) occurring in I/R group in comparison with the control group was significant, the decrease (p?0.05) in I/R+Q group in comparison with control group, and again the increase (p?0.001) in I/R+Q group in comparison with I/R group was also significant. When the TOS amounts were evaluated, it was determined that the increase (p?0.001) occurring in I/R group in comparison with control group, the increase in I/R+Q group in comparison with control group (p?0.05), the decrease in I/R+Q group in comparison with I/R group was statistically significant. Conclusion: It has been determined that quercetin has protective effect and decrease the injury occurred in experimental Lower Extremity Ischemia-Reperfusion Injury in Rats.
- MakaleYalnız künye2017Karasu Nehri'ndeki (Erzincan-Erzurum) Squalius cephalus'un (L., 1758) Boy-Ağırlık ve Boy-Boy İlişkileri
Serdar, Osman; Aydin, Rahmi; Ozcan, Ebru Ifakat
Bu çalışmada, Karasu Nehri'nin 15 farklı istasyonundan yakalanan tatlı su kefalinin (Squalius cephalus L., 1758) boyağırlık ve boy-boy ilişkileri belirlenmiştir. Ekim 2014-Eylül 2015 tarihleri arasında fanyalı ağları, uzatma ağları ve elektro şoker ile toplam 254 örnek yakalanmıştır. Boy-ağırlık ilişkileri dişilerde W=0,0069L3'" (R2=0,97), erkeklerde W=0,0061Lm (R2=0,98) ve tüm bireylerde W=0,0063L3'"(R2=0,98) olarak tespit edilmiştir. S. cephalus 'un tüm bireylerinde pozitif allometrik büyüme bulunmuştur. Tüm bireylerde boy-boy ilişkileri TB=O,2423+1,0441 CB; ÇB=0,0398+1,0957SB ve SB=-0,2213+0,8694 TB olarak bulunmuştur.
AtıfTR Dizin7
İncele - MakaleYalnız künye2017Ornithobacterium rhinotracheale ile Enfekte Edilen Broylerlerde Lipid Peroksidasyon ve Bazı Antioksidanlar Üzerine Enrofloksasin ve Kafeik Asit Fenetil Ester'in Etkisi *
Benzer, Fulya; Taşdemir, Bülent; Temizer Ozan, Sema; Kılıç, Ayşe; Erişir, Mine; Simsek, Halil; Güler, Osman
Bu araştırmada 4 haftalık 96 broyler civciv 8 gruba bölündü. I. Kontrol Grubu, II. Antibiyotik Grubu, III. Kafeik asit fenetil ester (KAFE) Grubu, IV. Antibiyotik+KAFE Grubu, V.Ornithobacterium rhinotracheale (ORT) Grubu, VI. ORT+Antibiyotik Grubu, VII. ORT+KAFE Grubu ve VIII. ORT+Antibiyotik+KAFE Grubu. ORT 3263/91 suşunu (serotip A) 3.8x108 CFU/mL içeren inokulum aerosol olarak verildi (Grup V-VIII). Gruplara antibiyotik ve KAFE uygulanmasına ORT verilmesinden sonraki 17. günde aynı zamanda başlatıldı. 6 gün süre ile enrofloksasin (10 mg/kg/gün) içme sularına katıldı (Grup II, IV, VI, VIII), KAFE (10 µmol/kg) i.p olarak uygulandı (Grup III, IV, VII, VIII). ORT enfeksiyonu sonucu akciğer dokusunda malondialdehit (MDA) düzeyi (P<0.01) ve superoksid dismutaz (SOD) aktivitesi (P<0.05), trake dokusunda MDA (P<0.001) ve glutatyon (GSH) (P<0.05) düzeyi ile glutatyon peroksidaz (GSH-Px) (P<0.01) aktivitesi arttı, akciğerde GSH-Px (P<0.001) ve katalaz (KAT) aktiviteleri ise (P<0.05) azaldı. Akciğerde kontrol grubuna antibiyotik ve KAFE tek başına ve birlikte uygulanması MDA düzeyinde istatistiki olarak anlamlı artışa (P<0.05), GSH-Px (P<0.01) ve KAT (P<0.001) aktivitelerinde önemli azalmaya sebep oldu. ORT enfeksiyonu sonucu akciğer dokusunda meydana gelen MDA seviyesindeki artış üzerine antibiyotik ve KAFE tek başına ve birlikte önemli azaltıcı etki gösterdi (P<0.001). Trekada kontrol grubuna tek başına antibiyotik ve Ant+KAFE uygulanması sonucu MDA düzeyinde istatistiki olarak anlamlı artış (P<0.001) saptandı. Enfeksiyon grubunda Ant ve KAFE'nin tek başına ve birlikte verilmesinin artan MDA üzerine önemli bir etkisi bulunmadı. Enrofloksasin ve KAFE enfeksiyon durumunda akciğer oksidatif hasarını önlerken treka için etkili bulunmadı. Enrofloksasin ve KAFE kanatlılarda bakterial akciğer hastalıklarında oksidatif hasarı azaltmak için önerilebilir.
- MakaleYalnız künye2017Cyanus depressus (M. Bieb.) Soják Türünün Karyolojik ve Palinolojik Yönden İncelenmesi
Doğan, Gülden; Kiran, Yasar; Tasar, Neslihan
Cyanus (Asteraceae) cinsine ait Cyanus depressus (M. Bieb.) Soják türü karyolojik ve palinolojik yönden incelendi. 2011 yılında Elazığ'daki doğal habitatından toplanan türün temel kromozom sayısı 2n=16 olarak tespit edildi. Türe ait kromozomların median (m) ve submedian (sm) sentromerli olduğu gözlendi. Palinolojik çalışmalar sonucunda polen şekli subprolat, apertürleri tricolporat, ornemantasyonun ise skabrate olduğu belirlenerek, gerekli ölçümler yapıldı
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2017Probiyotik Maya Olarak Saccharomyces cerevisiae’nın Gelişimine Citrus limon (L.) Burm. f. (Limon)’un Bazı Fitokimyasal Etkileri
Sönmez, Pınar Erecevit; Kırbağ, Sevda
Bu çalışmada; besin olarak tüketilen Citrus limon (L.) Burm. f. (limon) ile muamele edilen Saccharomyces cerevisiae ekstraktlarının yağ asidi, vitamin, fitosterol, flavonoid ve resveratrol içerikleri ile antimikrobiyal aktiviteleri belirlenerek karşılaştırmalar yapıldı. Elde edilen sonuçlara göre; limon ekstraktındaki toplam yağ asidi düzeylerinin belirgin, vitamin ve fitosteroller içeriklerinin kısmi seviyelerde olduğu gözlendi. S. cerevisiae ile hazırlanan limon ekstraktlarının toplam yağ asidi düzeylerinin çok belirgin, vitamin içeriklerinin farklı miktarlarda arttığı, flavonoid içeriklerinin ise farklı oranlarda azaldığı saptandı. Çalışmada limonun değişen oranlarda antioksidan ve antimikrobiyal aktivitelere sahip olduğu görüldü. S. cerevisiae içeren limon ekstraktlarının ise antimikrobiyal aktiviteleri incelendiğinde yağ asidi ekstraktlarının tüm bakteri, maya ve dermatofit funguslarda değişen oranlarda etkili olduğu görülürken, vitamin ekstraktlarının Escherichia coli ATCC 25922, Klebsiella pneumoniae FMC 5 ve flavonoid ekstraktlarının ise Bacillus megaterium DSM 32, Staphylococcus aureus COWAN 1, Trichophyton sp. dışındaki tüm mikroorganizmalarda az miktarlarda antimikrobiyal aktivite gösterdiği saptandı. Sonuç olarak; besinsel lif kaynağı olan limonun, bu çalışmada kullanılan potansiyel probiyotik olarak kabul edilen S. cerevisiae için hem enerji kaynağı hemde olumlu yönde etkilerinin olduğu ve limondan elde edilen ekstraktlar içerisinde gelişen bu maya türünün faydalı bitkisel biyolojik bileşiklere değişen oranlarda etki gösterdiği saptandı
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2017Keban Baraj Gölü'ndeki Kerevit (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) Populasyonunun Üreme Özelliklerinin Belirlenmesi
Güler, Mehtap; Beriı, Abdulmutalip; Gündüzl, Fatih; Yüksel, Fahrettin; Yildirim, Tacettin; Demirol, Ferhat
Bu çalışma Keban Baraj Gölü'ndeki kerevit (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) populasyonunun üreme özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yapıhmştır. Çalışma süresince örneklenen toplam 8745 adet kerevit üzerinde yapılan ölçümler sonucu, pleopodlarında yumurta taşıyan en küçük boya sahip dişi kerevitin toplam uzunluğunun 77,05 m, ağırlığının ise 10,46 olduğu belirlenmiştir. İncelenen 382 adet yumurtalı dişi bireyin ortalama yumurta sayısının 129,73 adet/birey, ortalama yumurta ağırlığının 0,0133:|:0,000 g, ortalama yumurta çapının 2,94:|:0,007 mm, birim canlı ağırlığa düşen yumurta sayısınm ise 5,55:l:l,86 adet/ olduğu tespit edilmiştir. Yumurta sayısının boy ve ağırlıkla olan ilişkisi incelenmiş her iki ilişkinin de doğrusal olduğu anlaşılmıştır. Bu ilişkilerden en kuvvetli olanının yumurta sayısı ile canlı ağırlık arasındaki ilişki olduğu (F=14,268+4,89W, r=0,682) belirlenmiştir. Kerevitlerde Çiftleşme olaymın su sıcaklığının 8,5 °C olduğu ocak aymın II. haftasında başladığı dişi kerevitlerin genital bölgelerinde sertleşmiş sperm kalmtıları görülmeye başlanmasından anlaşılmıştır. Dişi kerevitlerde ilk kez pleopodal yumurtaya ise su sıcaklığının 8,5 oC olduğu ocak ayının III. haftasında yapılan avcılıkta rastlanmıştır. Mayıs ayının IV. haftasından itibaren (19,5 °C) yavruların yumurtadan çıkmaya başladıkları, haziran ayının III. haftasından sonra ise hiçbir dişi kerevitte yavruya rastlanmadığı gözlemlenmiştir.
- MakaleYalnız künye2017Karasu Nehri'ndeki (Türkiye) Alburnus mossulensis veAcanthobrama marmid (Heckel, 1843) 'in BoyAğırhk ve Boy-Boy İlişkileri
Serdar, Osman; Aydin, Rahmi; Ozcan, Ebru Ifakat
Bu çalışmada, Karasu Nehri'nin (Fırat Nehri kolu) 15 farklı istasyonundan yakalanan A. mossulensı's ve A. marmid (Heckel, 1843 )'in boy-ağırlık ve boy-boy ilişkileri belirlenmiştir. Ekim 2014-Ey1ü1 2015 tarihleri arasında elektroşoker ile 228 A. mossulensis ve 365 A. marmı'd yakalanmıştır. Total boy-ağırlık ilişkileri A. mossulensis için W=0,0128L"1 (r2=0,93); A. marmid için W=0,0055L"0 (r2=0,97) olarak tespit edilmiştir. A. mossulensis'in tüm bireylerinde negatif allometrik ve A. marmı'd 'te ise pozitif allometrik büyüme bulunmuştur. A. mossulensis'in boy-boy ilişkisi TB 0,3611+1,0737 ÇB, ÇB=O,3132+1,0549 SB ve SB=0,0709+0,8325 TB; A. marmid'in ise TB=0,2043+1,0767 ÇB, ÇB 0,1062+1,0999 SB ve SB=0,1125+0,8047 TB olarak hesaplanmıştır.







