Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2023
    Rekreasyon Alanlarına Katılım Tercih Etkenlerinin Belirlenmesi: (Elazığ Fethi Sekin ve Cip Mesire Alanları Örneği)

    Kırtepe, Abdurrahman; Simsek, Abdullah

    Bu araştırma Elazığ ilinde bulunan Cip ve Şehit Polis Fethi Sekin mesire alanlarına katılım gösteren bireylerin bu alanları tercih etmelerindeki nedenlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda, mesire alanlarına katılım gösteren 218’i erkek 182’si kadın olmak üzere toplam 400 birey gönüllü olarak katılmıştır. Bu araştırmada katılımcıların sosyo-demografik değişkenler (Cinsiyet, Yaş, Medeni Durum, Aylık Gelir, Eğitim Durumu, Haftalık Spor Yapma Sıklığı ve Rekreasyon Alanları Tercih Nedeni) ile ilgili bilgiler, araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmanın ikinci kısmında ise 24 madde ve 5 faktörden oluşan “Rekreasyon Alanları Tercih Etkenleri Ölçeği” kullanılmıştır. Katılımcıların tanımlayıcı özelliklerinin incelenmesinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma gibi ölçüler kullanılmıştır. Araştırmada iki grubu karşılaştırmak için, bağımsız iki örnek t-testi ve ikiden fazla grubu karşılaştırmak için de tek yönlü Anova analizi ve faktör analizi kullanılmıştır. Ölçeğin alt boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla korelasyon analizi kullanılmıştır. Demografik özelliklerin dağılımlarını göstermek amacıyla frekans tabloları kullanılmıştır. Verilerin bilgisayar ortamına aktarılması istatistiki programlar anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda, rekreasyon alanlarını tercih etkenleri arasında en düşük puanların aktivite boyutunda olduğu görülmektedir. Rekreasyon alanlarında yeterli personelin bulunması, sportif çeşitliliğe imkan sağlaması, konum açısından ulaşılabilir olması ve fiziki imkanlar açısından yeterli olması gibi konularda; yeterli çalışmaların yapılarak bu alanların sürdürülebilir nitelikte düzenlenmesi veya tasarlanması gerekliliği sonucu elde edilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Hatuniye Medresesi Cephelerinde Meydana Gelen Taş Bozunmalarının Analizleri

    Dal, Murat; Ergin, Şefika; Ay, İlhami; Çelik, Ayşe Biçen

    Geleneksel yapılarda doğal taşın dayanıklılığı, yapıların günümüze kadar ayakta kalabilmesi için önemlidir. Dış çevre faktörlerinin doğal taş malzemeler üzerinde olumsuz etkileri vardır. Malzeme olumsuz etkenlere maruz kaldığında taşta bozulmalar meydana gelmektedir. Bu bozulmaların ve nedenlerinin doğru tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin sunulması yapıların gelecek nesillere aktarılması için önemlidir. Bozulmaya neden olan etkenlerin tespit edilememesi hasarların büyümesine ve yeni hasar oluşumlarına yol açmaktadır. Çalışmada Hatuniye Medresesi’nin yüzeylerindeki bozulmaların ve nedenlerinin tespit edilmesi, sorunların önlenmesi ve doğru müdahalelerin yapılması açısından faydalı olacaktır. Yapılan analizler sonucunda yapının cephelerinde meydana gelen bozulma türleri ve XRF kimyasal analiz sonuçlarına göre taşın kimyasal özelliklerindeki değişimler tespit edilmiştir.

    AtıfOpenAlex7TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Genç Almanya Birliği “Jungdeutschland-Bund’un (JDB)” Yöneticilerinden Heinrich Leonhard Emanuel Von Hoff’un Osmanlı Devleti Bünyesindeki Faaliyetleri

    Başkutlu, Salih

    Cihan Harbi sürekli seferberlik gerektiren çok cepheli bir yıpratma savaşına dönüşürken, Osmanlı makamları daha verimli ve kapsamlı bir paramiliter eğitim ağı kurmaya karar verdiler. Bunun için 1916 yılında Alman subay Heinrich Leonhard Emanuel von Hoff (1868-1941) İstanbul’a çağrıldı. Genç Almanya Birliği’ni rol model alan Emanuel von Hoff kısa zaman içinde teşkilatlanma sürecini başlattı. İmparatorluğun son döneminde paramiliter dernekler aracılığıyla gençliğin politik inşasının siyasi ve askeri elitlerin kontrolünde gerçekleştirilmeye çalışıldığına dikkat çeken bu çalışma, Alman askeri misyonunun gayrı resmi üyesi olarak Osmanlı topraklarında bulunan Emanuel von Hoff’un Osmanlı Genç Dernekleri’ndeki faaliyetlerini takip etmeyi hedeflemektedir. Bu amaçla Osmanlı Devleti’ne gelişini tetikleyen etmenler nelerdi? Genç Dernekleri’ni teşkilatlandırma sürecinde nasıl bir politika izledi? Kabullenme ve reddetme kıskacında topluma nüfuz etmek için ne gibi argümanlar üretti? Devleti idare edenlerle arasında nasıl bir diyalog vardı? Son olarak Genç Dernekleri deneyiminin noktalanması ve ülkesine geri dönüş nedenleri üzerine duruldu. Bu sorulara cevap bulmak için dönemin matbuatı, Osmanlı Genç Dernekleri Mecmuası, Emanuel von Hoff’un kaleme aldığı makale ve kitapçıklar ve konuyla ilgili araştırma eserler incelendi.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    AISI 52100 Rulman Çeliğinin Ultrasonik Tornalama Yöntemi ile Kesici Takım Ömrünün İncelenmesi

    Tosun, Nihat; Mahmat, Aybars; Ağar, Salih

    Bu çalışmada, AISI 52100 çeliğinin geleneksel ve ultrasonik tornalanmasında işlem parametrelerinin performans karakteristikleri üzerindeki etkileri yani AISI 52100 çeliğinin işlenebilirliği deneysel, sayısal ve istatistiksel olarak araştırıldı. Çalışmada, işlenebilirliğin tespit edilmesi amacıyla, bağımsız değişkenlerin takım ömrü üzerine olan etkileri belirlendi. Deneysel çalışmalar, 50, 100 ve 150 m/dak kesme hızları, 0.1 mm/devir sabit ilerleme ve 0.5 mm sabit talaş derinliği gibi işleme şartları altında, sementit karbür ve kübik bor nitrür (CBN) kesici takımlar kullanılarak yürütüldü. Ultrasonik tornalamada, kesici takıma iki farklı titreşim genliği (5 ve 10 µm) ve iki farklı titreşim frekansı (20 ve 30 kHz) uygulandı.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Antimicrobial Activity of Essential Oils of Foeniculum vulgare Mill and Pimpinella anisum L (Apiaceae) Species

    Gedik, Osman; Yazdıç, Ferit Can; Tasar, Neslihan; Karaman, Altuğ

    Today, essential oils are considered safe substances and can be used as antibacterial additives. Pimpinella anisum L. (Aniseed) and Foeniculum vulgare Mill. var. dulce (fennel) species are of great economic importance. It is among the medicinal and aromatic plants cultivated in wide areas in our country. In this study, it was aimed to determine the antimicrobial properties of essential oils obtained from Foeniculum vulgare Mill. and Pimpinella anisum L plants. The essential oils of the species were obtained by using the distillation method. The antimicrobial activities of essential oils by hand were studied using the hollow agar method. Known to be medically important in food, cosmetics and pharmaceutical products Enterobacter aerogenes (ATCC 13048), Enterococcus faecalis (ATCC 29212), Salmonella enteritidis (ATCC 13075), Staphylococcus aureus subsp. aureus (ATCC 25923), Escherichia coli (ATCC 25922) and Serratia marcescens (ATCC 13880) evaluated against pathogen and microbial contaminants. While Foeniculum vulgare showed results parallel to the antibiotic used as standard, no antibacterial activity was observed in Pimpinella anisum L.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Cu/Zn Oksit İkili Katalizörü Üretmek Amacıyla Malahit Cevherinin NH3/NH4NO3 Liçinde Optimum pH ve NH3 Derişiminin Yanıt Yüzey Yöntemiyle Belirlenmesi

    Demirkiran, Nizamettin; Tanaydın, Zümra Bakıcı; Baysar, Ahmet

    Bu çalışmada, bir hidrosikarbonat minerali olan malahit ve bir karbonatlı mineral olan simitsonit içeren bakır cevherinin hidrometalurjik yöntemle işlenmesi neticesinde Cu/Zn oksit ikili katalizörü üretilmiştir. Cevherden maksimum oranda bakır ve minimum oranda çinkonun liç çözeltisine geçmesini sağlayacak ancak cevherde bulunan diğer metallerin çözünmesini engelleyecek pH ve çözücü derişiminin optimum değerleri yanıt yüzey yöntemi ile belirlenmiştir. Yanıt yüzey yönteminde elde edilen deneysel bulgulara çoklu regresyon analizi yapılarak bakır ve çinko liç verimleri ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi gösteren ikinci dereceden model denklemler elde edilmiştir. Bakır ve çinko liç verimi üzerine NH3 derişiminin pH’dan daha etkili bir parametre olduğu belirlenmiştir. NH3 ve NH4NO3 derişimleri ile pH için optimum değerler sırasıyla 0,38 M, 0,11 M ve 9,80 olarak bulunmuştur. Optimum koşullarda cevherdeki bakırın %82,3’ünün çinkonun ise %45,1’inin çözeltiye geçtiği belirlenmiştir. Liç sonucunda elde edilen çözeltideki Cu+2 ve Zn+2 iyonları Na2CO3 çözeltisi ile çöktürülmüş ve oluşan katı ürün 350 °C’de 6 saat süreyle kalsine edilerek Cu/Zn oksit ikili katalizörü üretilmiştir. Katalizörün ağırlıkça bakır oksit içeriği yaklaşık %44 ve çinko oksit içeriği %56 olarak tespit edilmiştir.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2023
    The turkish version of body understanding measure for pregnancy scale: validity and reliability study

    Duman, Mesude; Taşhan, Sermin Timur; Yüksekol, Özlem Doğan

    The objective of this study was to adapt the Body Understanding Measure for Pregnancy Scale into the Turkish language and to examine the psychometric properties in pregnancy. The methodological study was conducted with 508 healthy pregnant women. Language validation, content validation, and pilot scheme are the three phases of cultural adaptation of the scale. The construct validity of the scale was analyzed using both Exploratory and Confirmatory Factor Analyses. The reliability of the scale was tested using parallel-form reliability, test-retest reliability, Cronbach's α coefficient of internal consistency, and item-total correlation. The Confirmatory Factor Analysis conducted supports the three-factor structure of the scale that is constructed by Exploratory Factor Analysis. We determined Cronbach’s α coefficient of internal consistency to vary between 0.78 and 0.88 for the scale total and the subscales. Besides, there was a high correlation between the parallel-form reliability, test-retest reliability, and item-total correlation of the scale. The Turkish version of Body Understanding Measure for Pregnancy Scale is a validated and reliable tool designed to evaluate the body image concerns of Turkish pregnant women.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Salonlardan Çevrimiçi Ortamlara: Dijital Sinema Platformlarının Film İzleme Alışkanlıklarına Olan Etkisi Üzerine Bir Araştırma

    Hayir, Celal

    Henüz dijital teknolojilerin pek gelişmediği yıllarda farklı toplumsal gruplardan insanların sinema salonlarında bir arada film izlemeleri 20. yüzyılın önemli aktivitelerindendi. Sinema salonları, geçmiş yüzyılda kitlelerin en büyük eğlence ve sosyal aktivite ortamı işlevi görüyordu. Dijitalleşmenin bütün dünyada hız kazanması, uydu teknolojisindeki ilerlemeler, özel televizyon yayınları, kablolu televizyon ve radyo yayınları, bilgisayar kullanımının yaygınlaşması, dijital medya teknolojilerin ve internetin giderek yaygınlık kazanması toplumu ciddi değişim-dönüşüm sürecine sokmuştur. Bununla birlikte, internet ortamında dijital film platformlarının ortaya çıkmasıyla sinema seyircisi salonlardan uzaklaşıp ev ortamlarında film izlemeye başlamıştır. Salonlardan çevrimiçi ortamlara, dijital sinema platformlarının film izleme alışkanlıklarına olan etkisini konu alan bu çalışma 1960-2000 yılları arasında doğmuş bireylerle sınırlandırılmıştır. Bu bireyler dijital göçmenler ve dijital yerliler olmak üzere iki kategoride incelenmiştir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, sinema izleme pratiklerinin ne şekilde değiştiğini ve bu durumun demografik profile göre değişkenlik gösterip göstermediğinin belirlenmesidir. Çalışmanın anket verilerinden elde edilen bulgulara göre; katılımcıların dijital platformlarda film izleme pratiklerinin cinsiyete ve yaşa göre farklılık gösterdiği, çoğunluğun dijital ortamda film izlediği, yarısından fazlasının son 6 ayda sinema salonunda hiç film izlemediği ve yarıya yakınının ise dijital platformlarda haftada en az bir film izlediği belirlenmiştir.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Modern Realizmin Kurucu Dışı Olarak Kautilya’nın Mandala Teorisi

    Gökcan, Özkan

    Ana akım olarak adlandırılan uluslararası ilişkiler teorilerinin küresel düzeydeki tüm olay ve sorunları açıklama gücüne sahip olduğu iddialarına yönelik eleştiriler, disiplin literatürünün son 40 yıllık birikimi içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu eleştirilerin odaklandığı temel nokta, uluslararası ilişkiler disiplinindeki teorik yapıyı Batı merkezci, dar görüşlü ve hegemonik olmaktan çıkarıp evrensel, diyalog odaklı ve çoğulcu hale getirmenin gerekliliği olmuştur. Bu odak noktasından hareketle özellikle son 20 yılda Batılı olmayan toplum ve devletlerin tarih ve deneyimlerden yararlanılarak geliştirilmeye çalışılan teoriler (Batı-dışı teoriler) disiplinde önemli bir çalışma alanı haline gelmiştir. Ancak Batı-dışı teori geliştirme girişimleri, özellikle Çin örneğinde görüldüğü üzere Batı merkezciliği aşmak yerine Batı’ya alternatif yeni merkezler yaratma eğilimi sergilemiştir. Bu durum, disiplindeki teorik birikimin çoğulcu ve diyalog odaklı bir yapıya doğru evrilmek yerine dağınık, birbirine paralel ve birbirinden kopuk yeni merkezler etrafında gelişmesine neden olmuştur. Bu çalışmada uluslararası ilişkileri teorilerini Batı veya herhangi bir başka hegemonik merkezden uzaklaştırarak gerçek manada evrensel kılmanın ancak Batı ile Batı-dışı veya dünyanın geri kalanı arasında bilginin tarihsel hareketliliğini dikkate alarak gerçekleşebileceği savunulmaktadır. Bu anlamda çalışmanın temel iddiası, Hint kökenli düşünür ve devlet adamı Kautilya’nın mandala teorisi ile modern realizm arasındaki ilişkinin söz konusu bilgi hareketliliğini ortaya koyma adına önemli bir örnek teşkil ettiğidir. Çalışmada temel kaynak olarak Kautilya’nın Arthaşastra adlı eserinden yararlanılmıştır. Aynı zamanda Kautilya’nın eserleri ve düşünceleri, realist teori, Batı-merkezcilik, Batı-dışı teori, Küresel Uluslararası İlişkiler fikri üzerine literatür taraması yapılarak çalışmanın iddiası temellendirilmiştir. Bu çalışmada mandala teorisi örneği üzerinden yapılmaya çalışıldığı gibi bilginin tarihsel hareketliliği bağlamında Batılı olmayan düşünce ve deneyimlerin Batı-merkezli teoriler üzerindeki kurucu-dış rolünü ortaya koymak, disiplindeki teorik birikimi daha çoğulcu ve evrensel kılmanın temel yoludur. Bu kapsamdan hareketle birinci bölümde, çalışmaya kavramsal bir temel oluşturan “kurucu dış” kavramı ele alınmaktadır. İkinci bölümde, öncelikle Kautilya ve eseri Arthaşastra tanıtılmakta ardından Kautilya’nın mandala teorisinde modern realist teorinin kökleri ortaya konmaya çalışılmaktadır. Kautilya’nın günümüz uluslararası ilişkilerindeki yerine dair eleştirel bir değerlendirmenin ve çözüm önerilerinin yer aldığı sonuç bölümü ile çalışma sonlandırılmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    A semiological analysis of Exodus (1960)

    Hamarat, Abdulkadir

    This paper aims to present a semiological analysis of the film Exodus (1960). The representation of Arabs in the twentieth century, especially in the second half, is very much in parallel with the political developments of the period. After the First World War, the Ottoman Empire, which had ruled the region for centuries without any significant turmoil, lost its lands in the Middle East where different races had co-existed in peace for generations. The Western powers quickly filled the power vacuum, redesigned the Middle East and created new mandates. The British Government promised the Jews to create their own state in one such mandate, Palestine, in 1917. Conflicts arose between Arabs and Jews when the latter began to purchase lands and settle in Palestine in increasing numbers. The founding of the state of Israel after the Second World War only contributed to the bloodshed. The image of Arabs as bloodthirsty terrorists begins to appear in the Western media and especially in the Hollywood films in this period. The present study undertakes to explore one such film, Exodus (1960), in terms of its treatment of Arabs. The film relates the incidents that take place not long before the founding of the state of Israel in 1948.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Comparative Analysis of Composite Buildings Produced in National and International Standards

    Etli, Serkan; Akgül, Melek

    Composite moment resisting frame buildings with 5-, 10-, 15- and 20-story concrete filled steel tube columns and composite beams were modelled. The buildings are designed according to Turkish Code for Design and Construction of Steel Structures-2016 (TCDCSS-2016) and Türkiye Building Earthquake Code-2018 (TBEC-2018) regulations at high ductility levels. The design of the DCH structures was designed in ZC ground for a 0.79 g PGA. While choosing the design location, it is assumed that the construction will be made in a region between the North Anatolian fault line and the East Anatolian fault line, that is, in a region with high earthquake risk. Within the scope of the study, SeismoStruct [1] software was used during the design and performance evaluation of the structures. Nonlinear static push and incremental dynamic analyses were used. Uniform and triangular load distributions were adopted in the PO analysis, and 16 earthquake ground motions were used in the dynamic analysis. The effect of story number on the seismic behavior of CMRFs was investigated using nonlinear analysis results. Accordingly, variation in lateral response, overstrength factors, ductility, and section capacity change of members for CMRF structures were presented. In addition, a mutual evaluation was made with the performance parameters obtained from previous studies with similar geometries.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Application of a new dynamic analysis method to pid controlled speed governors in hydroelectric power plants

    Işık, Erdem; Kahraman, Gökhan

    Hydroelectric power plants are environmental-friendly as they are renewable energy sources and make great contributions to the economies. In addition, they are in the state of insurance of the electricity network, since they can respond to the power demands of the electricity network in a very short time. In this study, the effect of the speed governors dispense valve has been added to the classical control mechanism in order to accurately predict the reaction of hydroelectric power plants to the load requirement of the electrical network. As a result of the dynamic analysis, the data obtained in the simulation environment have been compared with the responses of the real hydraulic turbine. The results show that when the dynamic analysis of the speed governor dispense valve is added to the classical control mechanism, the power response behavior in the simulation environment becomes closer to the real hydraulic turbine behavior. These results will assist speed governor designers in predicting real-like behavior in hydroelectric power plants.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2023
    Doğurgan Çağdaki Kadınlarda Travmatik Doğum Algısı ve Etkileyen Faktörler

    Taşçı Beydağ, Kerime Derya; Dal, Nursel Alp

    Amaç: Bu araştırma, doğurgan çağdaki kadınlarda travmatik doğum algısı düzeyini ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki çalışmaya, Türkiye’de yaşayan ve çalışmaya katılmayı kabul eden ve gebe olmayan 1090 kadın, kartopu örnekleme yöntemi ile 1 Ekim- 31 Kasım 2020 tarihleri arasında alınmıştır. Çalışmanın verileri sosyal paylaşım sitesi ve sosyal paylaşım ağı üzerinden çevirim içi anket ile toplanmıştır. Veriler, ilgili literatür doğrultusunda hazırlanmış olan demografik soru formu ve Travmatik Doğum Algısı Ölçeği (TDAÖ) ile elde edilmiştir. Bulgular: Kadınların TDAÖ puan ortalaması 63.78±30.04 bulunmuştur. Kadınların, gelir düzeyi, medeni durum, çalışma durumu, yaşadıkları yer, doğum yapma durumu, doğumdan korkma durumu, annesinin doğum hikâyesinin nasıl olduğu, kötü doğum hikâyesi duyma durumu, vajinal ve sezaryen doğuma tanık olma durumlarının travmatik doğum algısını etkilediği tespit edilmiştir. Sonuç: Kadınların orta düzeyde travmatik doğum algısına sahip oldukları saptanmıştır. Sağlık profesyonellerinin birincil amacı travmatik doğumların oluşması önlenmek olmalıdır. Eğer travmatik doğum önlenememişse kadının bu süreci sorunsuz anlatabilmesi için destek olunmalı ve doğum sonu bakımla olumsuz doğum algısı olumluya dönüştürülmelidir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2023
    Bizans İmparatoru II. Nikephoros Phokas ve Doğu Seferleri (Kilikya, Antakya, Halep)

    Korunur, Harun

    Bizans İmparatorluğu için Doğu’da hâkimiyet sağlamak her zaman önemli oldu. Bizans imparatorları Kilikya, Antakya ve Suriye bölgelerinin Bizans hâkimiyetinde olmasını, bölge kontrolü açısından zaruri gördüler ve doğu politikalarını bu çerçevede planladılar. Bizans, yaşadığı coğrafya bakı-mından Hıristiyan ve Müslüman dünyasında önemli bir yer teşkil etti. Bizans İmparatorluğu kuruluşundan itibaren Anadolu’da hâkimiyet sağlamak için mücadelelerde bulundu. II. Nikephoros Phokas da bu amaç ile mücadelelerine devam etti. Soylu bir aileye mensup, başarılı bir asker olan II. Nikephoros Phokas, faaliyetleri ile Bizans’ı daha güçlü hale getirmek istedi. Bölge tarihi bakımından önemli bir yer tutan Bizans’ın, II. Nikephoros Phokas devri, araştırmamızın konusunu oluşturmaktadır. II. Nikephoros Phokas’ın imparatorluğu dönemi doğuda sınır güvenliğini sağlama amacı ile yaptığı mücadeleleri detayları ile aktarmak, yorumlamak ve bölge tarihine ışık tutmak amaçlanmıştır. Çalışmada ana kaynaklar ve araştırma eserlerden istifade edilmiştir. II. Nikephoros Phokas’ın tahta çıkışı, Kilikya bölgesinde hâkimiyet sağlaması, Antakya’nın ele geçirilişi ve son olarak Halep’in vassallık haline getirilişi işlenmiştir. II. Nikephoros Phokas’ın ölümü ile araştırma sonlandırılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Updated Checklist of Turkish Bryophyte Vegetation

    Alataş, Mevlüt; Batan, Nevzat; Erata, Hüseyin; Ezer, Tülay

    In this study, we present a current list of syntaxa belonging to the bryophyte vegetation of Türkiye. This checklist was compiled from the national and local literature, and includes all syntaxonomic units of bryophyte vegetation that have been newly described or reported for Türkiye to date. To date, 56 associations and 29 sub-associations belonging to 21 alliances, 14 orders, and 9 classes have been reported in Türkiye, bryosociologically. In addition, 26 phytosociological units were determined as unknown status. In the present study, syntaxonomical units were grouped according to their habitat type (aquatic, terrestrial, saxicolous, or epiphytic) and were given with their localities and synonyms.

    AtıfOpenAlex4TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Kentsel Alandaki Epifitik Briyofit Birliği Orthotrichetum pumili Üzerine Notlar

    Alataş, Mevlüt; Batan, Nevzat; Erata, Hüseyin; Ezer, Tülay

    Doğu Anadolu Bölgesi ve üniversite kampüs alanlarında ilk kez yapılan bu briyososyolojik çalışmada, Fırat Üniversitesi Merkez Kampüsünde bulunan Ulmus minor ağaçlarının epifitik briyofit vejetasyonu araştırılmıştır. 2021 yılının farklı vejetasyon dönemlerinde, ağaç gövdelerinden alınan örneklik alanların, klasik Braun-Blanquet metodu kullanılarak değerlendirilmesi sonucunda; Orthotrichetum pumili Türkiye’den ikinci kez kaydedilmiştir. Ayrıca, örneklik alanlar içerisinde tespit edilen taksonlardan 3’ü B9 karesi ve Elazığ ili için yenidir. Tespit edilen sintakson, ekolojik ve floristik açıdan analiz edilmiştir.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Kovacık, Emerdin ve Dumanlı Dağları’ında (Batı Toroslar) Geç Pleyistosen Buzullaşmaları

    Canpolat, Ergin; Çılğın, Zeynel; Bayrakdar, Cihan; Keserci, Ferhat

    Anadolu’nun farklı bölgelerindeki yüksek dağ kütleleri Kuvaterner buzullaşmalarının etkisinde kalmış ve gelişen buzulların bazıları günümüze kadar ulaşmış, iklim değişikliği etkisiyle ortadan kalkan buzulların oluşturduğu yer şekilleri ise çoğu sahada korunmuştur. Türkiye’de literatürde henüz yer almamış farklı büyüklükte buzul sahalarının varlığı son yıllarda yapılan çalışmalarla ortaya konmaktadır. Bu çalışma da yeni buzullaşma sahalarının varlığını ortaya koyan bir yaklaşıma sahip olup, Batı Toroslarda yer alan ve Antalya Körfezinin kuzeyinde bulunan Kovacık Dağı (2288 m), Emerdin Dağı (2405 m) ve Dumanlı Dağı (2311 m) üzerinde oluşan buzullaşmaları konu etmektedir. Bu kapsamda, Kovacık, Emerdin ve Dumanlı Dağlarında Geç Kuvaterner buzullaşmalarının sonucu olarak ortaya çıkan başta sirk ve moren sırtları olmak üzere buzul morfolojisine ait izler topografya haritaları, insansız hava araçları ve detaylı arazi çalışmaları ile haritalanmış, hassas veriler üzerinde geçmişe ait buzul rekonstrüksiyonları ve kalıcı kar sınırı hesaplamaları yapılarak buzulların ulaşmış olduğu seviyeler ve buzullara ait özelliklerin ortaya konması amaçlanmıştır. Buradaki buzullaşmalar sirk buzullaşmaları tarzında olup, daha çok kuzeye bakan ve yarılmanın fazla olduğu yüksek yamaçlarda gelişmiştir. Kovacık Dağında 2, Emerdin Dağında 3 ve Dumanlı Dağında 2 olmak üzere toplam 7 sirk ve bu sirklerin önünde yer alan moren sırtlarından oluşan sınırlı buzullaşma izleri bulunmaktadır. Üç dağın toplam buzullaşma alanı ~ 2,87 km2 olarak belirlenmiş, kalıcı kar sınırı Kovacık Dağında ~1825 m; Emerdin Dağında ~2055 ve Dumanlı Dağında ~1840 m hesaplanmıştır. Kalıcı kar sınır değerleri Türkiye’de bilinen en alçak kalıcı kar sınırı seviyelerini oluşturmaktadır. Kovacık Dağında buzul uzunluklarının yaklaşık 1500 m’ye kadar ve ortalama kalınlıklarının ~46 m’ye ulaştığı belirlenmiştir. Kovacık 1 (Çeşgar) Sirkinde bulunan buzul ~1640 m seviyesine kadar inmiştir. Emerdin Dağı ise buzulların ortalama kalınlıklarının ~50 m’ye ulaştığı, Kızılsırt Sirkinden çıkan buzul dilinin ~1760 m seviyesine kadar indiği belirlenmiştir. Dumanlı Dağında ise buzulların, ortalama kalınlıklarının ~35 m’ye ulaştığı ve Dumanlı 1 Sirkinden çıkan buzul dilinin ~1600 m seviyesine kadar indiği anlaşılmıştır.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    The effect of psychological capital on job satisfaction in educational institutions: the mediating role of happiness at work

    Yalçın, Azmi; Uyan, Umut; İbin, Adil

    Educational institutions are commonly accepted as the working environments where employees are exposed to high levels of stress and burnout due to their nature. By referring to the positive psychology perspective, the study investigates the role of psychological capital on job satisfaction in such organizations. The mediating effect of workplace happiness in the mentioned relationship was also tested to provide a more holistic perspective. The data of the research were collected through structured questionnaires from 240 employees working in a private educational institution operating in Adana province. Findings reveal that both psychological capital and happiness at work positively affect job satisfaction. In addition, it has been concluded that the effect of psychological capital on job satisfaction, although partially, is through happiness at work. The study are expected to contribute to the body of knowledge by reassessing the positive psychological assumptions in educational institutions whose workers are exposed to excessive stress. The findings are also expected to guide the management of human resources activities in this sector.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Ebelik Bölümü Öğrencilerinin Ötenaziye Karşı Tutumlarının Dini Tutumları ile İlişkisi: Türkiye’de Kesitsel Bir Çalışma

    Koç, Özlem; Baltacı, Nazlı; Yüksekol, Özlem Doğan; Polat, Habibe

    Amaç: Bu araştırma, ebelik öğrencilerinin ötenaziye yönelik tutumları ile dini tutumları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Kesitsel nitelikte yapılan bu araştırmanın evrenini, Türkiye'nin doğusunda bir üniversitenin ebelik bölümünde öğrenim gören öğrenciler oluşturmuştur. Araştırma, Kasım-Aralık 2021 tarihleri arasında 284 gönüllü ebelik öğrencisi ile gerçekleştirildi. Verilerin değerlendirilmesinde frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma değerleri gibi tanımlayıcı istatistikler kullanıldı. Normal dağılım gösteren değişkenler için bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), normal dağılım göstermeyen değişkenler için Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Araştırma verileri Google form ile toplandı. Katılımcıların, araştırmaya katılmak isteyip istemediklerini teyit etmek için Google formu ile kendilerine bir onam sorusu soruldu. Bulgular: Katılımcıların Sağlık Profesyoneli Ötenazi Tutum Ölçeği (SP-ÖTÖ) toplam puanı 83.04±16.07 olarak bulunurken, Ok-Dini Tutum Ölçeği (Ok-DTÖ) toplam puanı 34.01±6.00 olarak belirlendi. Puan ortalamalarına göre, katılımcıların ötenaziyi desteklemeye yönelik tutumları orta düzeydeyken, dini tutumları olumluydu. Sonuç: Bu çalışma sonucunda öğrencilerin çoğunun ötenaziye yönelik olumsuz tutumlara sahip olduğu ve bu tutumları etkileyen faktörlerden birinin de dini inanç olduğu görüldü.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Karakaya Baraj Gölü’nde Yaşayan Arabibarbus grypus (Heckel, 1843) (Şabut) Populasyonunun Bazı Büyüme Özelliklerinin Belirlenmesi

    Ozcan, Ebru Ifakat; Şeker, Engin; Cengiz, Burhan

    Bu çalışmada; Karakaya Baraj Gölü’ndeki Arabibarbus grypus’un (Heckel, 1843) eşey dağılımı, boy ve ağırlık ilişkisi, yaş tayini, von Bertalanffy büyüme parametreleri ve kondisyon faktörü gibi bazı büyüme özellikleri araştırılmıştır. İncelenen 74 bireyin %37,84’ünün (28 adet) dişi, %62,16’sının (46 adet) erkek olduğu ve dişi/erkek oranının 1/0,6087 olduğu tespit edilmiştir. Örneklerin total boy ve ağırlıkları dişilerde 32,0-62,2 cm ve 354,0-3046 g; erkeklerde 25,0-63,0 cm ve 200,0-3350 g arasında değişmektedir. İncelenen örneklerin yaş grupları II ile VI arasında değişmektedir. Boy-ağırlık ilişkisi dişilerde W = 0,0067L3,079, erkeklerde W = 0,011L2,962 ve tüm bireylerde W = 0,0096L2,993 olarak hesaplanmıştır. Karakaya Baraj Gölü’ndeki A. grypus’un izometrik bir büyüme gösterdiği saptanmıştır (p>0,05). von Bertalanffy büyüme parametreleri dişiler için Lt = 76,53 [1 – e–0,348 (t + 1,22)], erkekler için Lt = 89,83 [1 – e–0,212 (t + 2,08)] ve tüm bireyler için Lt = 92,40 [1 – e–0,200 (t + 2,21)] olarak tahmin edilmiştir. Büyüme performans endeksi (Ф') değeri dişi, erkek ve tüm bireyler için sırasıyla 3,309; 3,233 ve 3,232 olarak hesaplanmıştır. Kondisyon faktörü dişi bireylerde 0,707-1,120 ve erkek bireylerde ise 0,702-1,356 arasında değişmektedir.

    • SDG 14 · Sudaki Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele