Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Akkurt, Nevzat(24)
- Gul, Muhammet(11)
- Yucesan, Melih(9)
- Alataş, Mevlüt(8)
- Aslan, Naim(8)
- Batan, Nevzat(8)
- Ezer, Tülay(8)
- Utku, Anıl(8)
- Erata, Hüseyin(7)
- Xu, Qian(7)
- Dal, Murat(6)
- Etli, Serkan(6)
- Konurhan, Zekeriya(6)
- Topal, Murat(6)
- Yeşiltepe, Akgün(6)
- Yüksekol, Özlem Doğan(6)
- Şahal, Hakan(6)
- Şahin, Aykut(6)
- Cihangir, Salih(5)
- Ding, Yulong(5)
- Işık, Erdem(5)
- Kaya, Sema Kayapinar(5)
- Kök, Mediha(5)
- Orhan, Cemal(5)
- Sengur, Abdulkadir(5)
- Serdar, Osman(5)
- Uyan, Umut(5)
- Zengin, Gokhan(5)
- Öbek, Erdal(5)
- Aslan, N.(4)
- Baltacı, Nazlı(4)
- Baş, Kazım(4)
- Başkutlu, Salih(4)
- Boyali, Handan(4)
- Eldin, Sayed M.(4)
- Erdemoğlu, Murat(4)
- Erten, Fusun(4)
- Gürler, Nedim(4)
- Hudaverdi, Burcu(4)
- Kanca, Muhammed Sait(4)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2023Tunceli (Pertek ve Çemişgezek) ile Elazığ (Keban ve Sivrice) İlçelerinde Balık Tüketim Alışkanlıklarının Araştırılması ve Karşılaştırılması
Kuzgun, Nermin Karaton; Şeker, Engin; Kürşat, Muhammed
Bu araştırma, Elazığ ili Keban ve Sivrice ilçeleri ile Tunceli ilinin Pertek ve Çemişgezek ilçelerinin balık tüketim alışkınlıklarını tespit etmek için yapılmıştır. Bu araştırma, anket uygulaması ile yapılmıştır. Anketler, 2021 yılının Nisan-Haziran aylarında yüz yüze görüşme ve online anket metoduyla yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, bu çalışmanın katılımcıları en çok Pertek ilçesinden, en az Çemişgezek, ilçesinde bulunan katılımcılardan oluşmuştur. Ankete katılan katılımcıların en çok kesimi kırmızı eti, en az kesimi balıketini tercih ettikleri tespit edilmiştir. En fazla balık tüketimi, Pertek ve Keban ilinde olduğu gözlemlenmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Length-Weight, Length-Length Relationships and Condition Factor of Squalius cephalus (Linnaeus, 1758) in the Munzur River
Serdar, Osman; Ozcan, Ebru Ifakat
In this study; some features were investigated such as length-weight, length-length relationships and condition factor of Squalius cephalus (Linnaeus, 1758) were collected between 2019-2021 from Munzur River. 49 were female and 59 were male; female/male ratio was found to be 1/1.20. Total length and weight ranged between 8.2-24.1 cm and 6.8-148.6 g for female; 8.9-24.3 cm and 7.3-156.8 g for male. The length-weight relationship of S. cephalus was found W = 0.0079L3,1229 (R² = 0.965) in females, W = 0.0074L3.1536 (R² = 0.971) in males and W= 0.0076L3.1407 (R² = 0.969) in all individuals. It was determined that the b value was not statistically different from 3 in female, male and all individuals (t-test; p>0.05). The growth of the S. cephalus was determined to be isometric (b=3) in the Munzur River. The relationship between total, fork and standard lengths was determined for female, male and all individuals were quite strong (P<0.001; R2>0.927). Condition factor of S. cephalus varies between 0.827-1.438 in females and 0.826-1.517 in males from Munzur River.
- MakaleAçık Erişim2023Numerical Analysis of Double Geopolymer Concrete Layer with Different Properties
Polat, Berivan Yılmazer
Researchers have been working to find alternatives to conventionally produced concrete in recent years. Geopolymer concretes are also the focus of these studies. There are not enough studies on modelling geopolymer concretes, which are the subject of many experimental studies. In this study, which is believed to close the gap in the literature, stress and strain analyses of geopolymer concrete with two different properties under load in two different systems were performed. The locations of the concrete with different properties were also changed in the model, and the results obtained in both cases were compared. It was observed that when the geopolymer concrete with a lower modulus of elasticity and 100% slag content was on top, the stress values decreased, and the strain rates increased.
- MakaleAçık Erişim2023Akademisyenlerin Örgütsel Adaletsizlik Algıları İle Bilgi Saklama Davranışı Arasındaki İlişkide Örgütsel Sessizliğin Aracılık Rolü
Uyan, Umut
Bilgi paylaşımı, kuruluşların en değerli maddi olmayan varlıkları olan bilgiyi etkin bir şekilde yönetmeleri ve kullanmaları için hayati önem taşımaktadır. Yükseköğretim kurumlarının bilgi-yoğun örgütler olduğu düşünüldüğünde bireysel bilginin örgüt geneline dağıtılması daha da kritik hale gelmektedir. Ancak çeşitli bireysel, örgütsel ve bağlamsal unsurlar çalışanları bilgi paylaşma noktasında isteksiz hale getirebilmektedir. Bu çalışmanın amacı akademisyenlerin adaletsizlik algılarının bilgi saklama davranışını ne derece etkilediğini ortaya koymaktır. Araştırmanın temel varsayımı ise adaletsizlik algısının çalışan sessizliğine sebep olduğu, bunun da bireyleri sahip oldukları bilgiyi saklamaya teşvik etmesidir. Araştırmanın verileri Adana ve Mersin illerinde faaliyet yürüten dördü kamu ve ikisi vakıf olmak üzere toplam altı yükseköğretim kurumundan yapılandırılmış anketler aracılığıyla toplanmıştır (n= 289). Araştırmanın bulguları örgütsel adaletsizlik algısının bilgi saklama davranışını teşvik ettiğini ortaya koymuştur. Ayrıca bulgular, kısmi de olsa, bahsedilen ilişkide örgütsel sessizliğin aracılık ilişkisini doğrular niteliktedir. Araştırma, bilgi-yoğun kuruluşlar olan yükseköğretim kurumlarında bilginin etkin yönetilmesi önündeki bariyerleri ortaya koyması bakımından özgün bir nitelik taşımaktadır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Analysis of Publications on Earthquake Research in Architecture Category and Analysis with R Studio-Biblioshiny Software
Dal, Murat; Burkut, Emine Banu; Karataş, Lale
The purpose of this research is to examine the publications focusing on earthquakes in the category of architecture (web of science). The data of the research was analyzed with the Biblioshiny software program. This software program makes a bibliometric analysis on which topics and concepts earthquake research focuses. In addition, images and frequencies of publications related to architecture and earthquakes were revealed. The data of the research was collected between 1-15 July 2023. Results for Architecture (WoS Categories) AND earthquake* (Topic) OR earthquake AND architecture (Topic) OR earthquake AND house (Topic) OR earthquake AND structure (Topic) OR earthquake AND damage (Topic) OR earthquake AND city (Topic) OR earthquake AND urban (Topic) and Türkiye (Countries/Regions). Data were collected with keywords in the Web of Science database. According to the research findings, there are 1033 publications and in the country/region category (Türkiye), 83 publications are accessed. The most used words in the publications are earthquake, urban transformation, Istanbul, seismic, retrofit, assessment, structural, urban, damage, buildings and performance.
AtıfOpenAlex6TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023A Graphical Ontology-Based Method for Rapid Damage Assessment of Stone Cultural Heritage Structures After an Earthquake: A Case Study of Mor Petrus and Mor Paulus Church, Adıyaman/Türkiye
Dal, Murat; Karataş, Lale
To prevent further damage to historical structures and elements after an earthquake, it is important to implement temporary interventions that aim to stabilize and support the affected area. Within this scope, it is crucial to promptly identify the areas in historical buildings that require urgent intervention. The aim of this study is to design a standardized assessment method that provides an objective evaluation for post-earthquake damage detection in stone cultural heritage structures, independent of subjective assessments, and can be easily and quickly implemented in the field. For the proposed method, the heavily damaged Mor Petrus and Mor Pavlus Church in Adıyaman, which was affected by the 2023 earthquakes centered in Kahramanmaraş, is used as a case analysis. The results of the study demonstrate that the presented method is beneficial for detecting damages in masonry church structures after an earthquake. The graphical ontology-based method followed in the study allows for the identification of damages at the level of structural elements and focuses on areas with urgent damage.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023İnfertilite sonrası gebelikte algılanan gelişimsel stresin öz bakım gücüne etkisi
Can, Hafize Ozturk; Sevil, Ümran; Çakır-Koçak, Yeliz; Dal, Nursel Alp; Öcalan, Dilek; Akmeşe, Zehra Baykal; Gün, Semra
Amaç: Araştırmanın amacı, infertilite tedavisi sonrası gerçekleşen gebeliklerde algılanan gelişimsel stresin öz bakım gücüne etkisini belirlemektir. Yöntem: Kesitsel tipte yapılan çalışmada, infertilite tedavisi alarak gebe kalan 90 kadın araştırmaya katılmıştır. Araştırmada Birey Tanıtım Formu, Algılanan Stres Ölçeği ve Öz Bakım Gücü Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Gebelerin yaş ortalaması 30.76±4.29, gebelik haftası ortalaması 13.61±11.71, alınan infertilite tedavi sayısı ortalaması 2.17±1.44, toplam gebelik sayısı ortalaması 1.26±0.55’dir. Kadınların %95.6’sının primer infertilite tanısının olduğu, kadınların %70’inin herhangi bir işte çalışmadığı, %44.4’ünün ilköğretim mezunu olduğu ve %64.4’ünün gelirinin giderine eşit olduğu saptanmıştır. Algılanan Stres Ölçeği toplam puan ortalaması 25.73±5.36, Öz Bakım Gücü Ölçeği toplam puan ortalaması 104.60±15.25’dir. Algılanan Stres Ölçeği toplam puanları ile Öz Bakım Gücü Ölçeği toplam puanları arasında negatif yönlü anlamlı ilişki vardır (r=-0.385, p=0.000). Sonuçlar: İnfertilite tedavisi sonrası gebelerin algıladıkları gelişimsel stres ve öz bakım gücü orta düzeydedir. Kadınların algıladıkları stres düzeyi arttıkça, öz bakım gücü düzeyi azalmaktadır. İnfertilite tedavisi sonrası gebelerin algıladıkları stresi azaltmak, öz bakım gücünü arttırmak için, destekleyici ve bütüncül bir bakım yaklaşımı önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Aile Desteği Çocukların Sağlıklı Yeme Öz Yeterliliğini Etkiler mi?
Kasımoğlu, Necla; Gürarslan Baş, Nazan
Amaç: Bu araştırma aile desteğinin çocukların sağlıklı yeme-öz-yeterlilik davranışları üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Mayıs 2021/2022 tarihleri arasında Türkiye’nin doğusunda bir ilin merkezinde 4. sınıfında öğrenim görmekte olan 202 öğrenci ile yürütülmüştür. Veriler ‘Kişisel Bilgi Formu’, ‘Sağlıklı Yeme İle İlgili Aile Desteği Ölçeği’ ve ‘Sağlıklı Yeme Öz-Yeterlik Ölçeği’ kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar destekli programda sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, t-testi, Kruskal Wallis ve korelasyon ile analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 10.05±.51’dir. Öğrencilerin anne yaşı, baba yaşı ve anne çalışma durumu ile Sağlıklı Yeme Öz-Yeterlik Ölçeği puan ortalamaları arasında; babanın öğrenim düzeyi ile de, Sağlıklı Yeme ile İlgili Aile Desteği Ölçeği puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Sağlıklı yeme öz-yeterlilik düzeyi ile ailenin sağlıklı yeme alışkanlığını destekleme puan ortalamaları arasında negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.001). Sonuç: Araştırmada elde edilen bulgulara göre, okul dönemi çocuklarının yeme öz yeterliği düşüktür ve aileler sağlıklı yeme davranışlarıyla ilgili destekleri yüksektir. Bu doğrultuda, çocukların sağlıklı yeme öz yeterliği ve ailenin sağlıklı yeme davranışıyla ilgili desteğini yükseltmek için çocuk ve ailesiyle çalışan pediatri hemşirelerinin eğitim ve danışmanlık rollerine gereksinim duyulmaktadır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Determination and monitoring of tetracycline and degradation products in livestock slaughterhouse wastewater treatment plant effluent
Topal, Murat; Topal, E.Işıl Arslan; Öbek, Erdal
Aim of our study was the determination and monitoring of tetracycline (TC) and degradation products (DEP) in livestock slaughterhouse wastewater treatment plant (SWWTP) effluent. For this purpose, TC and DEP values in SWWTP were investigated. The concentrations of TC and DEP were monitored for 12 months. TC, 4-epitetracycline (ETC), 4-epianhydrotetracycline (EATC), anhydrotetracycline (ATC), and physicochemical parameters of pH, suspended solids (SS), BOD5, COD, and TP were calculated. The maximum TC concentration was determined as 1.68±0.08 µg/L in March and the minimum TC was 1.08±0.05 µg/L in January. The maximum ETC was 2.93±0.14 µg/L in March and April. The minimum ETC was 1.98±0.1 µg/L in January. EATC was 10.82±0.5 µg/L in September, and minimum EATC value was determined as 9.14±0.4 µg/L in March. The maximum ATC value was 8.62±0.4 µg/L in June and the lowest ATC value was 6.61±0.3 µg/L in September. Concentrations of TC and DEP detected in SWWTP effluent were listed in descending order as EATC> ATC> ETC> TC.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Evlilik tutumunun bir yordayıcısı olarak çocukluk çağı ruhsal travmaları
Öztürk, Meral; Tire, Olcay
Bu araştırmada çocukluk çağı ruhsal travmaları ile evlilik tutumu arasındaki ilişkinin ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırma 18-35 yaş aralığında evli olmayan genç yetişkinlerle gerçekleştirilmiştir. Kolayda ve kartopu örneklemi tekniği kullanılarak internet yoluyla ulaşılabilen 645 kişi anketi doldurmuştur. Katılımcıların 481’i (%74,6) kadın,164 (%25,4) erkek olup yaş ortalamaları 24,15±7,22’dir. Araştırmada “kişisel bilgi formu”, “Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği” ve “İnönü Evlilik Tutum Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmada bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkeni yordama gücünü analiz etmek için Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi’nden faydalanılmıştır. Bulgulara göre katılımcılar çocukluk çağı travmalarına maruz kalmış, en sık duygusal ihmal mağduru olmuşlardır. Katılımcılar genel olarak evliliğe yönelik olumlu tutuma sahiptir. Duygusal istismar, fiziksel istismar ve minimizasyon alt boyutları evlilik tutumu üzerinde anlamlı etkiye sahiptir. Duygusal istismar evlilik tutumunu negatif yönlü etkilerken, fiziksel istismar ve minimizasyon boyutları evlilik tutumunu pozitif yönde yordamaktadır.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Nadir Toprak Elementlerinin Karbon Elyaf Tozu Takviyeli Poliolefinlerin Akışkanlığına Etkileri
Kismet, Yilmaz; Güray, Serhat
Bu çalışmada, poliolefinler grubuna ait ticari birer termoplastik olan alçak yoğunluklu polietilen (AYPE), yüksek yoğunluklu polietilen (YYPE) ve polipropilenin (PP) akışkanlığı üzerine karbon elyaf tozunun ve nadir toprak elementlerinin etkileri incelenmiştir. Öncelikle mekanik olarak karıştırılan ağırlıkça %5, %10 ve %15 oranlarında karbon elyaf tozu içeren termoplastiklere ait karışımların eriyik akış analizleri yapıldı. Daha sonra AYPE, karbon elyaf tozu ve %90’nın üzerinde zenginleştirilmiş lantan ve seryum ile çözeltiler hazırlandı ve bunların akışkanlıkları incelendi. Bu çözeltiler hazırlanırken AYPE sentetik tinerde, lantan ve seryum ise su da çözündü ve sonra karbon elyaf tozu takviye edildi. Hazırlanan bu çözeltiler saf termoplastikler (AYPE, YYPE, PP) ile ayrı ayrı ağırlıkça %10, %20, %30, %40 ve %50 oranlarda karıştırılarak akışkanlık ve yoğunluk analizleri gerçekleştirildi. Bu şekilde hem karbon elyaf tozu hem de lantan ve seryum emdirilmiş karbon elyaf tozlarının termoplastiklerin akışkanlık ve yoğunluğu üzerine olan etkileri belirlenerek elde edilen sonuçlar grafiklerle açıklandı.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerinde Sığınmacı Krizi
Gökcan, Özkan
Bu çalışmanın amacı, Suriye’de iç savaşın başlamasının ardından Suriyeli sığınmacılar konusunun Türkiye-AB ilişkilerinde nasıl bir rol oynadığını analiz etmektir. Çalışmanın temel iddiası, Suriye’de 2011 yılında başlayan savaşın ardından ortaya çıkan sığınmacılar meselesinin özellikle 2015 yılında bir krize dönüşmesinin ardından AB-Türkiye ilişkilerinin seyrini belirleyen ve etkileyen temel konu haline geldiğidir. Zira ortaya çıkan mutabakat metinlerinde ve gerçekleşen ikili görüşmelerde Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci ile sığınmacı krizinin beraber ele alınması, bu etkinin önemli bir kanıtıdır. Özellikle 18 Mart 2016 tarihli mutabakat metninde de görüleceği üzere hem Türkiye hem de AB, üyelik süreci ile sığınmacı krizini birlikte ve birbirine paralel ilerleyen konular olarak ele almıştır. Bu durum sığınmacı krizinin insani boyutunun geri plana atılmasına ve bir güvenlik meselesi olarak ele alınmasına doğrudan etki etmiştir. Bu ele alış şekli, Türkiye-AB ilişkilerinde son 10 yılda birçok krizin yaşanmasının da temel nedenlerinden biri olmuştur. Bu kapsamdan hareketle çalışmanın birinci bölümünde öncelikle AB’nin göç ve sığınmacı politikası ve Türkiye’nin bu politikaya uyum süreci ele alınmakta ve çalışmaya bir temel oluşturulmaktadır. İkinci bölümde Suriye’de iç savaşın başlamasından 2016 yılında imzalanan Türkiye-AB mutabakatına kadar ikili ilişkilerden Suriyeli sığınmacılar meselesinin nasıl bir yer kapladığı incelenmektedir. Üçüncü bölümde 2016 yılında imzalanan AB-Türkiye Mutabakatı’nın içeriği ve amacı ele alınmaktadır. Dördüncü bölümde mutabakatın ardından AB-Türkiye ilişkilerinde sığınmacı krizinin nasıl bir rol oynadığı analiz edilmektedir. Sonuç bölümünde ise çalışmanın genel bir değerlendirmesi ve tavsiyeler sunularak çalışma sonlandırılmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2023Denetimden Politika Oluşturmaya: Kamu Politikası Sürecinde Kamu Denetçiliği Kurumu’nun Aktör Rolü
Boyali, Handan
Küresel gelişmelere bağlı olarak toplumsal hayatın her alanında köklü değişimler olduğu gibi kamu yönetimi alanında da yeni değişimler meydana gelmiştir. Bu çerçevede hükümetlerin kamu yararı ve milli çıkarları doğrultusunda kamu politikaları oluşturulmuştur. Kamu politikası birçok aktörü ve süreçleri kapsamaktadır ve genellikle sorunun tespiti ile başlayıp, söz konusu sorunlara dair politika oluşturma süreçlerini kapsamaktadır. Kamu politikasında yer alan aktörler resmi, gayri resmi ve uluslararası aktörler olmak üzere üç kategoride ele alınmaktadır. Resmi oyuncu kategorisinde; yasama, yürütme (hükümet ve bürokrasi) ve yargı. Resmi olmayan oyuncu kategorisinde; vatandaşlar (seçmenler), siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, medya, üniversiteler ve düşünce kuruluşları. Uluslararası aktörler küresel ölçekte devletler veya uluslararası kuruluşlardır. Bunun yanı sıra oluşturulan politikaların yasalaşması, uygulanması ve değerlendirilmesi gibi süreçlerle de devam etmektedir. Bu bağlamda Kamu Denetçiliği Kurumu kamu politikası sürecine katılım noktasında faaliyetleri bakımından büyük bir önem taşımaktadır. Özellikle parlamentoya sunmak üzere hazırlamış oldukları yıllık faaliyet raporlarıyla kamu politikalarına ne denli katkı sağladığı görülmektedir. Sunulan raporlardaki tavsiye kararları yoluyla kamu politikasına etki etmektedir. Kamu politikasında aktör rolünün yanı sıra, tavsiye kararlarına uymayan kurumlara yer vermesi ve bu kurumların parlamento tarafından bilinmesi, Kamu Denetçiliği Kurumu’nu etkili bir denetim mekanizması da yapmaktadır. Bu çalışmayla denetimden politika oluşturma süreçlerine değin kamu politikası sürecinde Kamu Denetçiliği Kurumu’nun aktör rolü ele alınmıştır.
- MakaleYalnız künye2023Pertek ve Köylerinde Yaşayan Pilvenk Aşireti Ağzında Kip Kategorisinin Çekimlik Bağlı Biçim Birimleri
Tosun, Ibrahim
Dil bir toplumu oluşturan bireyler arasında anlaşmayı sağlayan, konuşanın duygu ve düşüncelerini alıcıya ileten, seslerden örülü, kendi içinde bazı kurallar doğrultusunda işleyen sistemli bir araçtır. Bu yönüyle kültürel birikimin taşıyıcısı ve aktarıcısı da olan diller, tarihsel süreç içinde sürekli gelişip değişerek farklı sonuçlara doğru evrilirler. Bu süreçte tamamen birbirinden ayrı kollara bölünebilir, bazı dilleri kendi içinde eritebilir ya da bazı dillerin etkisinde kalarak silinebilirler. Günümüzde etnik yapıları bakımından aynı kökene sahip olan toplulukların geçmişte tek bir dilin sonradan ortaya çıkmış kollarını standart dil haline getirdiklerini ya da bazı etnik yapıların birkaç dil konuştuklarını görmek mümkündür. Fakat bu yeni dillerde eski dilin ip uçlarını veren bazı ses bilgisi (fonetik), biçim bilgisi (morfoloji), cümle bilsgisi (sentaks) ve sözcük bilgisi (leksikoloji) ile ilgili unsurlara rastlanabilmektedir. Anadolu’da da, özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da, yaşayan bazı toplukların en az iki dilli olmaları doğal bir etkileşimin ve farklı kültür tabakalaşmalarının sonucudur. Bu bölgede bulunan Tunceli’nin Pertek ilçesi ve köylerinde yaşayan Pilvenk aşiretine mensup topluluklar da Türkçe ve Kürtçe olarak iki dil konuşmaktadırlar. Bu aşiret mensuplarının ana dilleri Kürtçe olmakla birlikte genellikle Türkçeyi gündelik yaşamlarında daha yaygın kullanmaları ve ağızlarında bazı Türkçe arkaik unsurlara rastlanması oldukça ilgi çekicidir. Bu çalışmada Pilvenk aşiretinin Türkçe ağzında kullanılmakta olan kip kategorisinin çekimlik bağlı biçim birimleri yörede elde edilen örneklerden hareketle incelenmiş, verilerin sunduğu sonuçlar değerlendirilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2023İngiltere’de “Alevi Olmak”: Diasporada Alevi Kimliğinin Kuruluşu
Çobanoğlu, Yavuz
Türkiye’deki siyasal ve kültürel gelişmelere bakıldığında, son yıllarda Alevilik ve Aleviler konusunun giderek artan bir öneme sahip olduğu tespit edilebilir. Bunun nedeni, Alevilerin kendi kültür ve inançlarına yönelik taleplerini artık (özellikle yurtdışında) daha yüksek sesle ifade etmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu talepler ise genellikle, sosyal yaşam ile politik alanın sosyolojisindeki bir takım toplumsal değişimlerin sonuçları olarak karşımıza çıkar. Dahası tüm inanç ve etnisite çalışmalarında olduğu gibi, Alevilikte de mevcut sosyolojik değişimler kimlik inşa süreçlerinin içerisinde gerçekleşir ve ona tabidir. Bu yönüyle kimlik inşa süreçleri bizlere, buradaki sosyolojik değişimleri işaretleyebilmemiz için de kıymetli ipuçları sunmaktadır. Öyle ki günümüzde kimlik kavramı, bütün bu sosyolojik değişimleri anlamak ve anlamlandırabilmek için anahtar bir rol üstlenmektedir. Yine benzer biçimde Alevilik de kendi kimlik formlarını, özellikle gelecek kuşaklara aktarırken, kimliğin (özellikle geleneksel Alevilik çerçevesinde) inşasına önem veren bir inançtır. Üstelik buradaki inşanın, pek çok yorum ve söylem aracılığıyla gerçekleştiği de bilinmektedir. Yine de yorumların kaynağı ne olursa olsun hem Türkiye içerisinde, fakat daha aktif ve yoğunluklu olmak kaydıyla, hem de Avrupa diasporasında bir “Alevi kimliği” kurmaya yönelik çabaların son yıllarda fazlasıyla yoğunlaştığına şahit olmaktayız. Dolayısıyla burada, “diaspora”daki Aleviler arasındaki bu kimlik oluşturma süreçleri nasıl ve hangi şekillerde inşa edilmekte, nasıl ortaya çıkmaktadır? sorusu kendiliğinden önem kazanmaktadır. İşte “bir yıl” gibi bir süre zarfında desteklenen bu saha araştırmasının bilimsel merakı da İngiltere diasporasındaki Alevilerin kimlik inşasındaki değişim, çeşitlenme ve süreklilik süreçlerinin anlaşılır kılınması üzerinedir. Zira Alevilikte inanç ve kültürel öğelerin etkisiyle kimlik inşa edici (/kurucu) süreçler, bilimsel bir merakı davet edici özelliklere fazlasıyla sahiptir. Bu itibarla, saha araştırması kapsamında 33 kişiyle yüz yüze “derinlemesine mülakatlar” gerçekleştirildi. Bu kişiler yoğunluklu olarak Londra’da yaşayan ve kendisini “Alevi” olarak ifade eden yetişkinlerdi. Londra dışında ise beş şehirden altı kişiyle daha yüz yüze görüşüldü ve başkent dışında Alevilerin kendi kültürel kimliklerini nasıl kurdukları tespit edilmeye çalışıldı. Görüşmeler sonrasında derinlemesine mülakat kayıtları söylem analizi yöntemiyle anlamlandırılmaya çalışıldı.
- MakaleAçık Erişim2023Deep Learning Based Traffic Density Prediction: A Case Study for Istanbul
Utku, Anıl
Traffic density prediction is important for users to make better travel decisions, reduce traffic congestion, save time and fuel, and increase traffic processing efficiency. With the development and widespread use of intelligent transportation systems, traffic density prediction has received more and more attention. Traffic density prediction is heavily dependent on historical and real-time traffic data. Large amounts of traffic data are obtained instantly from sources such as sensors, cameras, mobile devices and social media. Increasing traffic data reveals the use of artificial intelligence technologies to solve the traffic management problem. In this study, an LSTM-based prediction model has been developed for traffic density prediction. The developed prediction model has been tested using traffic data of Istanbul with LR, RF, SVM, MLP, CNN and RNN. Experimental results showed that the developed LSTM-based model has more successful results than the compared models. The developed model had approximately 0.9 R2 value in predicting the number of vehicles and average speed.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Application of the Ohmic Heating Process to Make a Semolina Dessert with Milk
Sabanci, Serdal; Omaç, Basrı; Yüksel, Hatice Pınar
Traditional milk desserts are one of the most essential dessert groups that Turkish society consumes. Due to foaming activity, it was aimed to investigate the feasibility of the ohmic heating system to produce a semolina dessert with milk. Hence, an ohmic heating treatment was used to heat the milk, semolina, and sugar mix from 20°C to 100°C using three different voltage gradients (15, 17.5, and 20 V/cm) and then boil for two minutes. It was found that the current value escalated from 20°C to approximately 86°C but decreased after 86°C due to foaming. Since the total consumed energy during the ohmic cooking treatment was inversely proportional to the treatment time, the total consumed energy values decreased based on the rising voltage gradient. As a result, the feasibility of the ohmic heating treatment for making a traditional semolina dessert with milk was determined in this study.
- MakaleAçık Erişim2023Rüzgâr Enerji Santrali (RES) Yer Seçimi için BWM-CBS Tabanlı Bir Yaklaşım: Tunceli Örneği
Konurhan, Zekeriya; Başaran, Erkin
Günümüz dünyasında fosil yakıtların yerine alternatif bir enerji kaynak arayışı oldukça popüler bir yaklaşımdır. Güneş panelleri ve rüzgâr enerjisi santralleri gibi yenilenebilir enerji kaynakları fosil yakıtların alternatifleri arasındadır. Rüzgâr enerjisi santralleri hem denizde hem de karada olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde aktif olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de de RES’ler özellikle 2000’lerin başından itibaren kullanılmaya başlamıştır. Türkiye’deki RES’ler daha çok Ege ve Marmara Bölgesinde yer almaktadır. Çalışma alanı olan Tunceli’de ise herhangi bir RES bulunmamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı Tunceli için uygun RES alanlarını önermektir. Bu kapsamda Best-Worst yöntemi (BWM) CBS’ye entegre edilerek kullanılmıştır. BWM yöntemi ikili karşılaştırmaya dayanan Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemidir. Çalışmada BWM modeli kullanılarak “topografya”, “sosyo-ekonomik”, “teknik” ve “lokasyon” olmak üzere dört ana kriter altında 16 kriter belirlenmiştir. Her bir kriter farklı disiplinlerden uzmanlar tarafından anket olarak değerlendirilmiş ve uygun yer seçimi için kullanılmıştır. 16 kriter için ayrı ayrı haritalar oluşturulmuş, kriterlerin açıklamaları yapılmış ve bu haritalar sonuç haritasında kullanılmıştır. BWM modeli kullanılarak tespit edilen kriter ağırlıkları CBS’ye entegre edilerek Tunceli için uygun RES kurulum alanları belirlenmiştir. Buna göre, Tunceli’nin güneydoğusunda yer alan Pertek ve Mazgirt çevresi ile Pülümür’ün kuzeyi ve Çemişgezek’in çevresinde fiziki coğrafya açısından uygun şartları sağlayan bazı alanlar RES kurulumuna elverişlidir.
AtıfOpenAlex5TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023COVID-19 Pandemi Sürecinde Filyasyon Ekibinde Görev Alan Sağlık Çalışanlarının Travma Sonrası Gelişim ve Psikolojik Dayanıklılık Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Tanımlayıcı Çalışma
Ersöğütçü, Filiz; Karakaş, Sibel Asi; Erçel, Şeyda
Amaç: Bu çalışma, koronavirüs hastalığı-2019 [coronavirus di- sease-2019 (COVID-19)] pandemi sürecinde filyasyon ekibinde görev alan sağlık çalışanlarının travma sonras ı gelişim ile psikolojik daya- nıklılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amac ıyla tanımlayıcı ola- rak yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı araştırma desenindeki bu çalışma Haziran 2020-Eylül 2020 tarihleri arasında bir ilin merkez toplum sağlığı merkezi filyasyon ekibinde yer alan 205 sağlık çalışanı ile yapıldı. Verilerin toplanmasında çevirim içi anket yöntemi kullanı- larak; kişisel bilgi formu, Travma Sonrası Gelişim Ölçeği (TSGÖ) ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayan ıklılık Ölçeği (YİPDÖ) uygulandı. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalamalarının 32,36±7,09 olduğu, cin- siyet dağılımında kadınların çoğunluğu (%59,0) olu şturduğu ve kat ı- lımcıların %64,4’ünün lisans mezunu oldu ğu tespit edildi. TSGÖ toplam puan ortalamasının 43,78±25,99 olduğu, YİPDÖ toplam puan ortalamasının 125,04±16,18 olduğu saptandı. YİPDÖ toplam puan or- talaması ile TSGÖ toplam puan ortalaması, arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptandı (p>0,05). Sonuç: Bu çalışmada, TSGÖ toplam puan ortalamasının ortalamanın altında olması, katılımcıların yaşadığı trav- matik olaylardan olumlu varsayımlar elde etmediği anlamına gelirken, YİPDÖ toplam puan ortalamas ının ortalamanın üstünde olmas ı katı- lımcıların psikolojik dayan ıklılık düzeylerinin yüksek oldu ğunu gös- termiştir. Sağlık çalışanlarının bu zorlu süreç ile nas ıl baş ettiklerini tanımlamak ve sağlık bakım sisteminin içerisinde toplum gereksinim- lerini esnek ve yarat ıcı biçimde karşılayabilmek için gerekli olan psi- kolojik dayanıklılığı korumak ve geliştirmek üzere önlemlerin alınması oldukça önemlidir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Bioremediation of Synthetic Prepared Domestic Wastewater with P. chrysosporium
Erguven, Gokhan Onder; Yildirim, Nuran Cikcikoglu; Aydin, Ekrem; Ergül, Gözde
In this study, the removal efficiencies were evaluated based on key environmental parameters such as chemical oxygen demand (COD), Total Organic Carbon (TOC), Total Nitrogen (TN), and Total Phosphorus (TP), using P. chrysosporium white rot fungus to treat synthetically prepared domestic wastewater. The research aimed to assess the suitability of bioremediation results with respect to the Urban Wastewater Treatment Regulation. The experiment was carried out over a span of 11th days, employing static 1/1 and 1/5, as well as dynamic 1/1 and 1/5 dilution ratios. The outcomes revealed varying removal efficiencies, with the highest rates observed at dynamic conditions and a 1/5 dilution ratio: 84% for COD, 81% for TOC, 73% for TN, and 56% for TP. Conversely, the lowest removal efficiencies were determined under static 1/1 conditions, reaching 48% for COD, 33% for TOC, 31% for TN, and 45% for TP. Based on the results, it is evident that P. chrysosporium exhibited effective bioremediation capabilities on synthetic domestic wastewater within a reasonable 11th day period. Furthermore, the results aligned with the specified limit values outlined in the Urban Wastewater Treatment Regulation. Consequently, the study highlights the efficacy of P. chrysosporium as a valuable species for biological treatment stages in urban wastewater management
















