Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Akkurt, Nevzat(24)
- Gul, Muhammet(11)
- Yucesan, Melih(9)
- Alataş, Mevlüt(8)
- Aslan, Naim(8)
- Batan, Nevzat(8)
- Ezer, Tülay(8)
- Utku, Anıl(8)
- Erata, Hüseyin(7)
- Xu, Qian(7)
- Dal, Murat(6)
- Etli, Serkan(6)
- Konurhan, Zekeriya(6)
- Topal, Murat(6)
- Yeşiltepe, Akgün(6)
- Yüksekol, Özlem Doğan(6)
- Şahal, Hakan(6)
- Şahin, Aykut(6)
- Cihangir, Salih(5)
- Ding, Yulong(5)
- Işık, Erdem(5)
- Kaya, Sema Kayapinar(5)
- Kök, Mediha(5)
- Orhan, Cemal(5)
- Sengur, Abdulkadir(5)
- Serdar, Osman(5)
- Uyan, Umut(5)
- Zengin, Gokhan(5)
- Öbek, Erdal(5)
- Aslan, N.(4)
- Baltacı, Nazlı(4)
- Baş, Kazım(4)
- Başkutlu, Salih(4)
- Boyali, Handan(4)
- Eldin, Sayed M.(4)
- Erdemoğlu, Murat(4)
- Erten, Fusun(4)
- Gürler, Nedim(4)
- Hudaverdi, Burcu(4)
- Kanca, Muhammed Sait(4)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2023The Mediating Role of Motivation to Teach in Burnout Levels and Attitudes toward the Teaching Profession of Prospective Teachers
Dikmen, Melih; Karakaya, Yunus Emre; Şahin, Aykut
This study aims to reveal the relationship between burnout levels, attitudes toward the teaching profession, and motivation to teach in prospective physical education and sports teaching. Accordingly, the mediating role of motivation to teach in the relationship between burnout levels and attitudes toward the teaching profession of prospective teachers was investigated. The data of the study were collected online from 685 prospective teachers who studied in the field of sports education in 12 state universities in Turkey. The data were collected by using “Burnout,” Attitudes toward Teaching Profession,” and “Motivation to Teach” scales. Path analyses were conducted to test the direct prediction power of burnout and motivation to teach on the attitudes toward the teaching profession and the indirect prediction power of burnout on attitudes toward the teaching profession through motivation to teach. In conclusion, it was determined that burnout negatively predicted attitude toward the teaching profession and motivation to teach in a significant way, while motivation to teach predicted attitude toward the teaching profession positively in a significant way. Furthermore, it was determined that the negative effect of burnout on the attitude toward the teaching profession was reduced by the mediating role of motivation to teach.
AtıfOpenAlex6TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Bir Boyutlu Evrişimsel Sinir Ağı Yardımıyla Faz Kilitleme Değeri ve Diferansiyel Entropi Özellikleri Kullanılarak EEG Sinyallerinde Duygu Tanınması
Sengur, Abdulkadir; Özçelik, Salih Taha Alperen; Uyanik, Hakan
Duygu analizi günümüz bilim dünyasında üzerinde en çok araştırma yapılan alanların başında gelmektedir. Özellikle insan-bilgisayar etkileşimi gibi günlük hayatımıza her geçen gün daha çok dahil olan alanların yanı sıra nörobilim ve psikoloji gibi bilim dallarının da yakından incelediği bir konudur. Duygu analizi için konuşma sinyalleri, mimikler, vücut dili, yüz ifadeleri gibi yöntemler kullanılsa da bu yöntemler manipülasyona açık oldukları için biyolojik sinyaller kadar güvenilir sonuçlar vermezler. Bu çalışmada sanal gerçeklik (SG) teknolojisi yardımıyla hazırlanmış, biyoelektriksel bir sinyal olan elektroansefalografi (EEG) sinyalleri ile duygu tanıma için yeni bir yöntem önerilmiştir. Bu yöntemde EEG sinyallerinin alt bantlarının diferansiyel entropi (DE) ve faz kilitleme değeri (FKD) özellikleri, tasarlanan bir boyutlu evrişimsel sinir ağı (1B-ESA) yardımı ile pozitif ve negatif duyguların tanınması için kullanılmıştır. Her iki özellik yardımıyla elde edilen özellik matrisleri on defa teste tâbi tutularak ortalama başarı değerleri elde edilmiştir. Bu testler sonucunda DE ve FKD özellikleri ile en yüksek ortalama başarı puanları, tüm alt bant özellik matrislerinin birleştirilmesi ile sırasıyla %74,0611,41 ve %63,75901,72 olarak elde edilmiştir. Ayrıca çalışmada elde edilen yüksek frekanstaki sinyal bileşenlerine ait testlerin başarı oranlarının düşük frekans bantlarına göre daha yüksek elde edilmesi daha önce bu alanda yapılan benzer çalışmaların sonuçlarını destekler nitelikte olmuştur.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023KOBİ’lerin Ekonomiye Sağladıkları Katkının Tahmini İçin Derin Öğrenme Tabanlı Model
Akcayol, M. Ali; Utku, Anıl; Sevinç, Ali
Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletme (KOBİ)'ler, sermayesi, işgücü ve varlıkları, ulusal yönetmeliklere göre belirlenen eşik değerlerin altında olan özel sektör işletmeleridir. KOBİ'ler, özellikle gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere dünyadaki çoğu ülkenin ekonomisinde önemli rol oynamaktadır. Dünya genelinde işletmelerin yaklaşık %90'ını oluşturan KOBİ'ler, istihdamın %50'sinden fazlasını sağlamaktadır. Ülke ölçeğinde KOBİ’lerin ekonomiye katkılarının tahin edilmesi planlama ve yatırım açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada, KOBİ’lerin ekonomiye sağladıkları katkının tahminine yönelik derin öğrenme tabanlı bir model geliştirilmiştir. Geliştirilen LSTM tabanlı derin öğrenme modelinin sonuçları, RF, SVM, CNN, MLP, RNN ve GRU ile karşılaştırılmıştır. Deneysel sonuçlar, geliştirilen derin öğrenme modelinin 2,169 MSE, 1,473 RMSE, 1,175 MAE ve 0,959 R2 değeri ile karşılaştırılan diğer modellerden daha başarılı tahmin performansına sahip olduğunu göstermiştir.
- MakaleAçık Erişim2023The Effects of Hydroxyapatite on the Corrosion Behaviour of AZ Series Mg Alloys
Say, Yakup
Metallic biomaterials are widely used in the orthopedic and dental applications owing to their advanced biocompatibility and sophisticated mechanical properties. Many studies are carried out to develop new alloys with high specific strength, high corrosion resistance and high biocompatibility as an alternative to present metallic biomaterials. Mg alloys are potential alloys as a biomaterial, especially because they have low density and high biocompatibility. However, especially the corrosion properties of Mg alloys need to be improved. In this study, the surfaces of AZ31, AZ61 and AZ91 alloys, which are promising as biomaterials, were coated with hydroxyapatite with high biocompatibility, and the effects of the bioceramics coatings on corrosion resistance were comprehensively investigated. Crack-free and porous surface morphologies were obtained in all bioceramic coatings and the presence of the coatings on the surfaces was supported by EDS analysis. As a result of the corrosion tests performed in SBF, it was determined that the AZ91 alloy had the highest corrosion resistance among the uncoated samples. The hydroxyapatite bioceramic coatings also improved the corrosion properties of all samples. However, among all samples, the highest corrosion resistance was obtained in the hydroxyapatite coated AZ91 alloy.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Novel Quaternary CuAlZnMg High Temperature Shape Memory Alloy (HTSMA) Fabricated by Minor Batch of Zn and Mg Additions
Özkul, İskender; Boyrazli, Mustafa; Aksu Canbay, Canan; Başbağ, Güneş; Karaduman, Oktay
Shape memory alloys (SMAs) constitute the second largest commercial smart material class after piezoelectric materials. Different SMA alloy systems or SMAs with miscellaneous functionalities and characteristic properties have been designed for using in different applications until today. High temperature shape memory alloys (HTSMAs) are also widely desired to be used in various smart materials applications. HTSMAs with different functional and characteristic properties are muchly demanded for different tasks to be done by these alloys or devices designed by these alloys. A common and practical way to fabricate SMAs or HTSMAs with different shape memory effect (SME) and other properties is to fabricate them with different alloying compositions and add different additive elements. In this work, a quaternary CuAlZnMg HTSMA with an unprecedented composition consisting minor amount of zinc and magnesium additives was produced by arc melting method. As a result of applying post-homogenization in high β–phase temperature region and immediate quenching, the microstructural mechanism of a SME property was formed in the produced alloy. After then, to examine SME characteristics of the CuAlZnMg alloy some differential thermal analysis (DTA), microstructural (XRD) and magnetization (VSM) characterization tests were carried out. The DTA results showed that the alloy is a HTSMA exhibiting reverse martensitic transformations at temperature range between 167 °C and 489 °C. The XRD pattern obtained at room temperature revealed the martensite phases formed in the alloy, which phases are the base mechanism of the reversible martensitic transformation (the SME property) of the alloy. The VSM test showed that the alloy exhibit a diamagnetic property with a weak ferromagnetic coercivity contribution.
- MakaleAçık Erişim2023Nanosilika Modifiyeli Bağlayıcıların Tekerlek İzi Direnci ve Sıcaklık Hassasiyetlerinin Belirlenmesi
Akpolat, Mustafa
Bu çalışmada, Nanosilika (NS) katkısının bitümlü bağlayıcıların tekerlek izi ve sıcaklık hassasiyetine olan etkisi değerlendirilmiştir. Bu kapsamda saf ve 3 farklı orandaki (%2, %4 ve %6) nanosilika modifiyeli bağlayıcılar üzerine penetrasyon, yumuşama noktası, viskozite ve çoklu gerilmeli sünme geri dönme (MSCR) deneyi uygulanmıştır. Saf ve NS modifiyeli bağlayıcıların sıcaklık hassasiyetini belirlemek için geleneksel deney sonuçlarından yararlanılarak penetrasyon indeksi (PI) ve penetrasyon-viskozite sayısı (PVN) belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, saf bağlayıcının nanosilika ile modifiye edilmesiyle bağlayıcının kıvamında azalma ve viskozitesinde artış sağlanmıştır. Bu sayede sıcaklık hassasiyeti daha düşük modifiye bağlayıcılar elde edilmiştir. Ayrıca MSCR deney sonuçlarına göre nanosilika modifiyesinin bütün sıcaklıklarda daha düşük Jnr değerleri vererek bağlayıcının tekerlek izi parametresini geliştirdiği daha ağır taşıt trafiklerine cevap verebileceği ve yüksek servis sıcaklıklarında kullanılabileceği belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2023Investigation of Recovery of Zinc Ions from Zinc-Containing Leached Malachite Ore by D2EHPA Extractant
Karacahan, Mehmet Kayra
In this study, the recovery of Zn2+ from the actual leach solution obtained after leaching smithsonite ore in sulfuric acid solutions was investigated by applying the solvent extraction method. The organic phase was prepared using D2EHPA and kerosene. The effects of the initial pH of the solution, extractant concentration, stirring time, and stirring speed on the extraction process were investigated. It was determined that the extraction efficiency increased with the increase in the extractant concentration, the initial pH of the aqueous solution, the stirring speed, and the stirring time. In order to selectively increase the transfer of Zn2+ from the aqueous phase to the organic phase, the optimal values for the initial pH of the aqueous phase, extractant concentration, stirring time, and stirring speed were determined as 3.5, 0.1 mol/L, 10 min, and 500 rpm, respectively. The stoichiometry and mechanism of the extraction process were determined by applying the equilibrium slope method.
- MakaleAçık Erişim2023Sosyal Medya ile Değişen Mahremiyet: Z Kuşağındaki Öğrencilerin Mahremiyet Algısı Üzerine Bir Araştırma
Hayir, Celal; Karahisar, Tüba
Bu çalışmada Jürgen Habermas, Hannah Arendt ve Richard Sennett’in kamusal alan kavramından yola çıkılarak sosyal medyadaki mahremiyet, özel alan kavramları incelenmiştir. Makalede amaç, katılımcıların mahremiyet kavramından haberdar olup olmadıklarının, hangi konularda hassas davranış sergilediklerinin, hangi saiklerle sosyal medyada paylaşım yaptıklarının, hassas veri paylaşmaktan endişe duyup duymadıklarının ortaya çıkarılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın veri toplama yöntemi ankettir. Anket, Google Form aracılığı ile internet ortamında hazırlanmış ve katılımcılara sosyal medya uygulamaları (Whatsapp ve Facebook) ile ulaştırılmıştır. Anket, uygulanmadan önce bir denek grubu üzerinde test edilmiştir. Araştırmanın evreni 1995 sonrası doğan Z kuşağına mensup bireyler, örneklemi ise Uşak Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileridir. Verilerin analizinde SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların tamamına yakınının mahremiyet kavramından haberdar olduğu ve herhangi birini sosyal medyada zor duruma düşürecek paylaşımlarda bulunmadıkları ve çoğunluğunun sosyal medyada mahremiyet ihlâli durumunda ne yapmaları gerektiğini bildikleri görülmüştür. Katılımcıların mahremiyet algısı orta düzeyde çıkmıştır.
AtıfOpenAlex5TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Behaviour of Composite Buildings Designed with TBDY 2018 in Main and Aftershocks
Etli, Serkan; Akgül, Melek
Within the scope of the study, the designs of the structures consisting of 5, 10, 15 and 20 story moment resisting composite frames were carried out for TBDY 2018 and ZA group soils. The behavior of the designed structures was evaluated by using dynamic analysis in the time history domain. The earthquakes used were selected in series consisting of the main earthquake and aftershocks. The results obtained were evaluated in terms of roof displacements, base shear coefficients, interstory drift and base accelerations. The structures examined within the scope of the study show excellent behavior under the influence of the main and aftershocks.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Bizans imparatoru ıı. ıoannes komnenos'un doğu politikaları bağlamında antakya seferleri
Korunur, Harun
Bizans İmparatorluğu Türk ve Dünya tarihi açısından önemlidir. Kavimler Göçü sonrası Avrupada meydana gelen gelişmeler, Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasına sebep olmuştur. Gelişen süreç içerisinde Batı Roma yıkılmıştır. Doğu Roma İmparatorluğu ise varlığını bin seneden daha fazla devam ettirmiştir. Bizans İmparatorluğu Malazgirt zaferinden sonra Anadolu hâkimiyetini kaybetmeye ve yapılan Türk akınlarını durduramamaya başlamıştır. Bu nedenle Bizans İmparatorları, Anadolu’da tekrar hâkimiyet sağlama gayesiyle mücadelelerini sürdürmüşlerdir. II. Ioannes Komnenos zor şartlarda Bizans tahtına oturmayı başarmıştır. Batı’daki sorunlarla mücade etmiş ve sonrasında yönünü Doğu’ya çevirmiştir. Bu bağlamda imparatorun kaybettiği toprakları yeniden ele geçirme gayreti, Kilikya, Antakya ve Suriye bölgelerindeki politikaları araştırmamızın konusunu teşkil etmektedir. Bizans İmparatoru II. Ioannes Komnenos’un Doğu politikaları bağlamında yaptığı mücadeleleri, detaylıca aktarmak, yorumlamak ve bölge tarihine ışık tutulmak istenmiştir. Çalışmada ana kaynaklar ve araştırma eserlerden istifade edilmiştir. Bizans İmparatoru II. Ioannes Komnenos’un tahta çıkışı, Kilikya bölgesinde hâkimiyet sağlaması, Antakya Seferleri ve Müslümanlar ile mücadeleleri işlenmiştir. Son olarak II. Ioannes Komnenos’un ölümü ile konu sonlandırılmıştır.
- MakaleYalnız künye2023Güçlü Yer Değiştirme Kutuları Üretmek İçin Yeni Bir Yaklaşım
Artuger, Firat
S-box, kriptografik yapılar için hayati öneme sahiptir. Çünkü bir simetrik şifreleme algoritmasında karıştırma olarak adlandırdığımız gereksinimi yerine getirmektedir. Bu yüzden geliştirilecek olan simetrik şifreleme algoritmasının başarımı önemli ölçüde s-box yapısına bağlı olacaktır. Bir s-box yapısı olabildiğince lineer bir yapıya sahip olmamalıdır. Yani bir s-box yapısının bakılması gereken en önemli kriteri yüksek lineer olmama değeridir. Lineer olmama değeri ne kadar yüksek olursa algoritmanın kırılması o kadar zor olacaktır. Bir s-box elde etmek için genellikle kaotik yöntemler kullanılmaktadır. Ancak bu şekilde elde edilen s-box yapılarında lineer olmama değeri düşüktür. Bu çalışmada özellikle bu şekilde üretilen s-box yapılarının lineer olmama değerini hızlı bir şekilde arttıran bir yöntem önerilmektedir. Bu yöntemde rastgele elde edilmiş bir s-box yapısında ilk değer sırasıyla diğer tüm elemanlarla yer değiştirilir. Bu şekilde s-box yapısının lineer olmama değeri artar veya eşit kalırsa s-box güncellenir. Bu şekilde sadece 255 iterasyon ile lineer olmama değeri 102.25 ‘den 107.5 ‘e kadar arttırılmıştır. Bir diğer s-box ‘da ise lineer olmama değeri 103.75 ‘den 107.25 ‘e çıkmıştır.
- Derleme MakaleAçık Erişim2023Effects of Cadmium and Nickel on Embryonic Development of Fish: A Review
Danabaş, Durali; Naz, Saima; Chatha, Ahmad Manan Mustafa
In fish embryos, a variety of abnormalities have been found, including stunted growth, a reduced survival rate, and aberrant development. One plausible explanation is that early embryonic stages are more sensitive. Embryonic studies provide additional information regarding the various impacts of heavy metals on fish, but information on larval abnormalities caused by waterborne metals is lacking. It is found that cadmium (Cd) causes a decrease in thyroid hormone levels as well as a disruption in fish growth hormone expression. Similarly, negative health effects have been documented as a result of nickel (Ni) exposure. Some toxic effects on organs, skin irritation, skin itches or blisters and allergic reactions may occur as a result of Ni exposure. This review study focuses on the impacts of Cd and Ni, on the embryonic development of different fish species. The evidence on abnormalities in fish larvae caused by Cd and Ni was also provided in text.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Belediye'nin farklı birimlerinde çalışan saha işçilerinin güvenlik algıları ve etkileyen faktörler
Yeşiltepe, Akgün; Karadağ, Gülendam
Güvenlik iklimi, işyerlerinde güvenli davranışları ve güvenlik tutumlarını etkileyen bir durumdur. Bu araştırma, Belediye'nin farklı birimlerinde çalışan saha işçilerinin güvenlik algıları ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte olan araştırmanın örneklemini bir ildeki 123 belediye saha işçisi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri “Tanıtıcı Bilgi Formu” ve “Güvenlik İklimi Ölçeği” kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile 2020 Temmuz – 2021 Haziran tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Student t testi, One Way ANOVA, doğrusal regresyon analizi kullanıldı. Post-hoc testlerden Bonferroni analizi yapıldı. Güvenlik iklimi ölçeğinin ortalaması 1.93±0.68 ve orta düzeydedir. İşçilerin, eğitim durumu ve çalışma şekli ile istatistiksel açıdan anlamlı bir fark varken (p<0.05) yaş, aylık gelir, çalışma yılı, medeni durum, iş sağlığı güvenliği eğitimi alma ve çalışılan birim ile güvenlik iklimi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark yoktur (p>0.05). İşletmeler; işçilerin güvenlik iklimi algısını arttırmak için hizmet içi eğitimler ve periyodik iş sağlığı ve güvenliğine yönelik bilgilendirmeler yapmalıdır
- MakaleAçık Erişim2023Motor Yataklarında Meydana Gelen Arızaları Tespit Etmek için Yeni Bir Tek Boyutlu Konvolüsyonel Sinir Ağı Modeli
Yıldırım, Özal; Orhan, Ahmet; Ertarğın, Merve
Elektrik motorları, çeşitli işlemleri otomatikleştirme ve kolaylaştırma yeteneklerinden dolayı endüstride önemli bir yere sahiptir. Elektrik motorlarında meydana gelen arızalar, cihazın veya sistemin çalışmasını etkileyebilmekte ve büyük maddi kayıplara neden olabilmektedir. Bu nedenle arızaların erken aşamada tespit edilmesi kritik bir öneme sahiptir. Arızaların tespitinde bilgisayar destekli yazılımlar kullanılması maliyetten ve zamandan tasarruf etme potansiyeli nedeniyle ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada, motor yatağı arıza türlerini tespit etmek için derin öğrenme tabanlı bir model önerilmiştir. Tek boyutlu konvolüsyonel sinir ağı (1D-CNN) mimarisi kullanan bu model ile sadece titreşim verileri kullanılarak arıza tipi tespiti sağlanmaktadır. Önerilen mimari, titreşim sinyallerini motor arıza teşhisinde hızlı ve güvenilir olarak kullanan etkin bir modeldir. Çalışma kapsamında farklı hız senaryoları kullanılarak eğitim ve test aşamalarının detaylı performans değerlendirmeleri sağlanmıştır. Genelleme kabiliyeti yüksek olan bu model ile, farklı senaryolarda yüksek doğruluk oranları ile arıza tespiti yapılmıştır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2023Osmanlıda Haberleşme Sistemi Çerçevesinde “Diyarbakır Menzilleri”
Ela, Özkan
Bir devletin hem kendi içerisinde hem de diğer devletlerle olan iletişimi-nin güçlü olmasında güvenilir ve gelişmiş bir haberleşme ağını kullanıyor olmasının büyük etkisi vardır. Osmanlı Devleti de sınırları geniş bir devlet olduğu için merkezle diğer idari birimler arasında doğru bir iletişim sağlamak için yeni teknikler kullanmayı ihmal etmemiştir. İlk dönemlerde daha ilkel tekniklerle haberleşmeyi sağlayan devlet zamanla iletişim sistemini belirli kurallara bağlı kalarak yürütmeyi denemiştir. Ulaklar adı verilen görevliler vasıtasıyla önemli bilgileri ve haberleri gerekli yerlere ulaştırmak için uygun imkanlar sağlamıştır. Bu görevlilerin uzun mesafe ve yorucu şartlar karşısında yaşadığı sıkıntıları gidermek için devlet istirahat ve güvenlik açısından yeni tesisler inşa etmiştir. Menzilhâne denilen bu birimler haber taşıyıcılarının güvenle dinlenebileceği yerler olmuştur. Ayrıca Osmanlı her yeri menzil olarak belirlememiştir. Mesafe ve konum olarak belirli yerler menzil olarak kabul edilmiştir. Diyarbakır da konum olarak Osmanlı Devleti’nin önemli idari birimleri arasında yer almıştır. Burada kurulan menzilin işleyişi, görevlilerin faaliyetleri de dikkat çeken konular arasındadır. Çalışmamızda Osmanlı Devleti’nde menziller ve Diyarbakır menzillerinin vaziyeti hakkında bilgi verilecektir.
- MakaleAçık Erişim2023Ekip Çalışması Tutumlarının Ekip Performansına Etkisinde Örgüt Yapısının Aracılık Etkisi
Gün, Gül
İnsanların bağımsız çalışmayı yönettikleri davranışsal süreçler ve/veya çalışma sırasında ortaya çıkan duyuşsal, bilişsel ve motive edici durumlar genellikle “ekip çalışmasına” adanmıştır. Davranışsal süreçler, iletişim, koordinasyon, uzmanlık paylaşımı ve yardım gibi eylemleri içerir. Acil durumlar, yani karşılıklı saygı ve psikolojik güvenliği içerir. Örgütsel yapı, bir örgütün amaçlarına ulaşmak için bireylerin eylemlerini koordine etme ve kaynakları kullanma şeklini kontrol eden görev ve yetki ilişkileri için resmi sistem olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda ekiplerin organizasyon yapısının kilometre taşı olduğu varsayılmıştır. Bu çalışmanın amacı ekip çalışmasına yönelik tutumların ve alt boyutlarının (Ekip Yapısı, Liderlik, Durum İzleme, Karşılıklı Destek, İletişim) ekip performansı üzerindeki etkisinde örgüt yapısının aracılık etkisinin incelenmesidir. Bu kapsamda, Elazığ ili Fethi Sekin Şehir Hastanesinde görev yapan 115 çalışanından anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak “Ekip Çalışması Tutumları Ölçeği”, “Ekip Çalışması Performansı”, “Organizasyon Yapısı Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma, Process yazılımı kullanılarak test edilmiştir. Çalışmada test tekniklerinden biri olan Pearson korelasyon testi, Process Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ekip çalışması tutumlarının alt boyutlarından biri olan ekip yapısının ekip performansı üzerindeki etkisine organik organizasyon yapısı aracılık etmektedir. Ayrıca, ekip çalışması tutumlarının alt boyutlarından olan karşılıklı destek ve iletişimin ekip performansı üzerindeki etkisine organik organizasyon yapısı aracılık etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Hypericum L. Cinsine Ait Bazı Türlerin Uçucu Yağlarının Antibakteriyel Etkisi
Gedik, Osman; Yazdıç, Ferit Can; Tasar, Neslihan; Karaman, Altuğ
Bitkilerden elde edilen biyolojik aktif bileşenlerin incelenmesi son zamanlarda en çok araştırılan konular arasındadır. Türkiye florasının çok zengin bir yapıya sahip olması, bu coğrafyada yetişen bitkilerin araştırılmasının önemli olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, kimyasal bileşen olarak eski ve yaygın bir kullanım alanına sahip olan aynı zamanda önemli bir tıbbi bitki olan Hypericum cinsine ait 3 taksondan elde edilen uçucu yağlar antibakteriyel etkileri yönüyle araştırılmıştır. Hypericum spectabile Jaub. & Spach (endemik tür), H. scabrum L., H. venustum Fenzl. türlerinin uçucu yağları distilasyon yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen bu yağların antibakteriyel etkileri, in vitro olarak birçok ilaca direnç gösterdiği bilinen; Enterobacter aerogenes (ATCC 13048), Enterococcus faecalis (ATCC 29212), Salmonella enteritidis (ATCC 13075), Staphylococcus aureus subsp. aureus (ATCC 25923), Escherichia coli (ATCC 25922) ve Serratia marcescens (ATCC 13880) patojen bakterileri kullanılarak araştırılmıştır. Türlerin farklı uçucu yağları, çeşitli mikroorganizmalara karşı antibakteriyel aktivite için oyuk agar testi kullanılarak analiz edilmiştir. Tüm uçucu yağların test edilen tüm patojen strainlerine karşı değişen oranlarda (4,80±0,87-27,73±1,27 mm) aktivite gösterdiği gözlenmiştir. Bu türler, literatürde antibakteriyel aktivite açısından yeni değerlendirilen türler arasında gösterilebilir.
AtıfOpenAlex4TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim20233-APTMS takviyeli kitosan-polivinil alkol harman filmlerinin fiziksel ve antibakteriyel aktiviteleri
Yazdıç, Ferit Can; Gürler, Nedim
Bu çalışmada kitosan (KT) ve polivinil alkol (PA) karışımına %0, %0.5, %1 ve %2 oranlarında 3-(aminopropil) trimetoksi silan (3-APTMS) ilave edilerek dökme metoduyla filmler hazırlanmıştır. Hazırlanan filmlerin FTIR, SEM, su buharı geçirgenliği, çözünürlük, opaklık ve renk özellikleri incelenmiştir. KT/PA, KT/PA-0.5, KT/PA-1 ve KT/PA-2 filmlerinin su buharı geçirgenliği sırasıyla 3.82×10⁻⁶ g m⁻¹ s⁻¹ Pa⁻¹, 3.14×10⁻⁶ g m⁻¹ s⁻¹ Pa⁻¹, 2.08×10⁻⁶ g m⁻¹ s⁻¹ Pa⁻¹ ve 1.59×10⁻⁶ g m⁻¹ s⁻¹ Pa-1 olarak gerçekleşti. Filmleri su içinde çözünürlüğü azaldı. Artan 3-APTMS içeriği ile filmler daha opak oldu ve UV ışık bariyer özellik gösterdi. Renk özellikleri ise a* değeri artarken b* değeri ise azalarak filmler sarımsı-yeşil oldu. Ayrıca filmlerin Gram negatif (E. coli ) ve gram pozitif (S. aureus subsp. aureus) bakterilere karşı antimikrobiyal aktiviteleri değerlendirildi. Elde edilen KT/PA tek başına S. aureus subsp. aureus (ATCC 25923) ve E. coli (ATCC 25922) ye karşı herhangi bir antimikrobiyal aktiviteyi göstermedi. Dikkat çeken nokta KT/PA'ya eklenen %2 3-APTMS antibakteriyel aktivitenin standart olarak kullanılan ampisilin ile aynı olmasıdır.
- MakaleYalnız künye2023Östrüs Siklusu Boyunca Sıçan Ovaryumunda ADAMTS-1 Metalloproteinazının Dağılımı
Parlak Ak, Tuba; Yaman, Mine; Bayrakdar, Ali; Bulmus, Ozgur
A Disintegrin and Metalloproteinase with Thrombospondins Motifs 1 (ADAMTS-1), ovaryumdaki foliküler gelişim sırasında folikül bütünlüğünü ve işlevselliğini sürdürmek amacıyla yeniden şekillenmede rol oynayan bir metalloproteinazdır. Bu çalışmada, dişi sıçanların farklı östrüs siklusu evrelerindeki ovaryum dokularında ADAMTS-1 immünolokalizasyonu incelendi. Vajinal smear yöntemi ile düzenli siklus gösteren hayvanlar tercih edilerek 18 adet Wistar Albino cinsi sıçan; proöstrüs (Grup I), östrüs (Grup II) ve diöstrüs (Grup III) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Proöstrüs evresinde; folikül epitel hücreleri, teka hücreleri, lüteal hücreler ve intersitisyel hücrelerde yoğun ADAMTS-1 immünoreaktivitesi gözlendi. Östrüs evresinde, proöstrüs evresine göre bu ovarian hücrelerde daha az yoğun ADAMTS-1 immünoreaktivitesi belirlendi. Diöstrüs evresinde, boyama yoğunluğunun foliküler hücreler ile teka hücrelerinde östrüs evresine benzer olduğu, lüteal ve intersitisyel hücrelerde ise daha hafif olduğu saptandı. Histoskor verilerine göre, ADAMTS-1 immünoreaktivitesinin proöstrüs evresinde (2.84±0.13) östrüs (1.18±0.07) ve diöstrüs (1.08±0.10) evrelerine göre en yüksek değere (P<0.05) ulaştığı tespit edildi. Sonuç olarak; foliküler gelişim, ovülasyon ve regresyon süreçlerini içeren farklı siklus evrelerinin ekstrasellüler matriksindeki (ESM) yapısal değişikliklerle ilişkili olarak ADAMTS-1 immünoreaktivitesinde farklılıklar belirlendi.
- MakaleAçık Erişim2023Krizler ve isyanlar: roma’nın armenia politikası (mö 74-66)
Doğancı, Kamil; Tosun, Serhat Pir
Pergamon Krallığı’nın vasiyet yoluyla Roma’ya bırakılması ve Roma’nın da MÖ 129 yılında Pergamon Krallığı’na ait topraklarda Provincia Asia’yı kurması Anadolu’yu büyük bir krize sürüklemiştir. Bu süreçte, Roma’nın Anadolu’daki varlığından rahatsızlık duyan, Pergamon Hanedanı’ndan olduğunu iddia eden Aristonikos ve Pontos Kralı VI. Mithridates Roma’ya karşı direnmişlerdir. Aristonikos İsyanı, kısa süre içinde bastırılsa da VI. Mithridates’in yarattığı kriz ortamı Roma-Pontos Savaşı’nın Armenia’ya kadar sıçramasına neden olmuştur. VI. Mithridates ve müttefikleri Parth İmparatoru II. Mithridates ve Armenia kralı olan damadı II. Tigranes, Kappadokia Kralı I. Ariobarzanes’i defalarca tahttan indirerek Roma’nın tepkisini çekmiş ve nihayetinde Roma ve VI. Mithridates karşı karşıya gelmiştir. Roma, Parth İmparatorluğu’nun da bu güç dengesinde rolü olduğunu öğrenince MÖ 96/95 yılında Sulla önderliğinde Parthlarla saldırmazlık antlaşması yapmıştır. Mithridates Savaşları’nda ise Roma, MÖ 72 yılındaki Kyzikos kuşatmasının ardından psikolojik üstünlüğü ele geçirmiş, VI. Mithridates ise Armenia’ya sığınmak zorunda kalmıştır. Onu takip eden Lucullus komutasındaki Roma ordusu Armenia'ya saldırmış ve MÖ 69 yılında Tigranokerta Savaşı’nda II. Tigranes’i mağlup ederek Armenia topraklarını ele geçirme şansını yakalamıştır. Senatus’un onayını almadan Armenia’ya saldırması ve publicani ile yaşadığı sorunlar nedeniyle Lucullus görevinden alınmış ve yerine Gn. Pompeius Magnus atanmıştır. Pompeius’un bölgeye gelmesiyle birlikte Roma’nın Armenia’daki siyasi düzeni kendi çıkarlarına göre düzenlemeye başladığı görülmektedir. II. Tigranes ve oğlu Genç Tigranes arasındaki anlaşmazlıklardan yararlanan Pompeius, MÖ 66 yılında Artaxata Antlaşması ile birlikte Armenia ve Sophene krallığını paylaştırmıştır. Bu süreçte Roma’nın bölgedeki dengeleri göz önünde tutarak çıkarları doğrultusunda esnek bir politika izlediği görülmektedir.
















