Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Afgan uyrukluların yaşadığı sorunlar ve sosyal hizmet gereksinimlerinin incelenmesi: Van/Edremit örneği

    Veysel Ateş

    Göç günümüz küresel dünyasında tarihin hiçbir döneminde görülmemiş oranda bir sorun teşkil edecek noktaya gelmiştir. Son çeyrek yüzyılda yaşanan savaşlar bu olguyu en ileri derecede tetikler olmuştur. Göç olgusu kavramsal anlamından çok daha derin ifadeleri içermektedir. Van ili Edremit ilçesinde yaşayan Afgan göçmenler üzerine yapılan bu araştırmada bu etkiler fazlası ile görülmüştür. Bu araştırma kapsamında 20 Afgan ailesi ile ayrıntılı görüşülmüştür. Bu görüşmeler neticesinde Afgan mültecilerin uzun yılar süren savaşlar, açlık, yokluk, işkence ve tecavüz gibi ağır dramatik durumlara maruz kaldıkları ve neticesinde göç ettikleri görülmüştür. Bu sade basit anlamıyla bir göç etmenin ötesinde çok daha derin bir anlam taşımaktadır. Çünkü bu zorunlu göçle insanlar sevdiklerinden, ailelerinden uzaklaşmakla kalmayıp göç ettikleri yerde ise açlık yokluk barınma ve psikolojik yıkıntı gibi ağır sorunlarla da karşılaşmaktadırlar. Bunu yanında yaşadıkları eğitim, sağlık ve güvenlik problemleri kendilerini içinden çıkılmaz bir hale getirmektedir. Afgan göçmenlerin yaşadığı bu sorunlar onları çocuk yaşta işçi olmaya normalinden çok az bir ücretle çalışmaya kaçak olarak yaşamaya itmektedir. Bu sorunların yanında kendilerini ifade edememe ve sınır dışı edilme ihtimalleri de onları apayrı bir psikolojik çıkmazın içine sokmaktadır. Bu araştırma neticesinde elde edilecek veriler, göç eden insanların ikamet ettikleri yerlerde yaşadığı sosyal, ekonomik ve psikolojik etmenleri tespit etmeye çalışmak, sosyal hizmet kuruluşlarının bu bağlamda yürüttüğü çalışmaları ve verdiği destekleri belirlemek ve bu alanda daha sonra yapılacak araştırmalara ışık tutmayı amaçlar.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sağlık çalışanlarında iş yeri mutluluğunun sosyal kaytarmaya etkisi

    Nurettin Ulusoy

    İş yeri mutluluğu, çalışanların işlerini yerine getirirken hissettikleri memnuniyet ve işlerine olan bağlılık düzeyleri ile ilişkilidir. Bu kavram, yalnızca bireysel bir memnuniyet unsuru değil aynı zamanda örgütsel performansın bir yansıması olarak da kabul edilir. Öte yandan, iş yeri mutsuzluğu, çalışanların iş tatminsizliği, stres ve işten kaçınma davranışları gibi olumsuz etkilerle ortaya çıkar. Sosyal kaytarma ise bireylerin tek başına göstermiş oldukları çabanın grup için önemli olmadığı düşüncesiyle hareket ederek ve gruba kimin daha çok katkı sağlayacağının anlaşılamayacağı öngörüsünde bulunarak sergilemiş oldukları davranış biçimidir. Araştırma, işte mutsuz çalışanların sosyal kaytarmaya daha fazla eğilim gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amacı sağlık çalışanlarında iş yeri mutluluğunun sosyal kaytarma üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemini Tunceli ilinde bulunan Tunceli Devlet Hastanesi'ndeki sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmada farklı mesleklerden 103 sağlık çalışanına ulaşılmıştır. Veriler, yüz yüze olarak elde edilmiştir. Araştırmaya yönelik veri toplanırken Polatcı ve Ünüver (2021) tarafından geliştirilen işte mutluluk ölçeğinin kısa formu ve Høigaard (2022) tarafından geliştirilen ve Sezer ve meslektaşları (2021) tarafından geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılan algılanan sosyal kaytarma ölçeğinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre sağlık çalışanlarının işte mutluluk düzeyleri orta seviyede olup sosyal kaytarma davranışında bulunma düzeyleri ise yüksektir. Sağlık çalışanlarının işte mutluluk ve sosyal kaytarma düzeyleri demografik değişkenlere göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Ayrıca işte mutluluğun sosyal kaytarma üzerinde pozitif yönde anlamlı bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Derin betonarme kirişlerin elastik ötesi davranışının modellenmesi

    Gökhan Karaman

    Betonarme derin kirişler, yapı mühendisliği uygulamalarında önemli ölçüde ilgi gören bir konudur. Literatürde, Kong ve ark. (1970)'nın deneysel çalışmaları ve son yıllarda çok sayıda deneysel çalışma ile ifade edilen kesme dayanımının baskın olduğu betonarme derin kirişlerin davranışını incelemeye güçlü bir ilgi vardır. Derin kirişler transfer kirişleri, temel kazık başlıkları ve temel duvarları gibi yük dağıtım elemanları olarak birçok yapıda kullanılmaktadır. Derin kirişlerde kompleks gerilme dağılımı olması nedeniyle geleneksel kirişlerden farklı tasarım kriterleri gerektirmektedir. Literatürde derin kiriş tasarımı ve analizi için basınç ve çekme çubuk yöntemi (STM) ya da sonlu elemanlar analizi kullanılmaktadır. Ancak incelen yönetmeliklerde net bir çözüm yönteminin bulunmadığı ve ortak bir çözüm yönteminin kullanılmadığı gözlemlenmektedir. Bu çalışmada; Rogowski ve ark., (1983) tarafından test edilmiş tek ve çift açıklıklı derin kirişlerin kompleks sonlu elemanlar yöntemiyle birebir modellenmesinin yapılarak kompleks ve doğrusal olmayan elastik ötesi davranışının simüle edilmesi amaçlanmış, test verileriyle doğrulanmış sayısal modellerin elde edilmesi neticesinde deneysel olarak ölçülmesi maliyetli, zor veya mümkün olmayan verilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, dört farklı beton malzeme modeli kullanılarak derin kirişlerin davranışı incelenmiş ve uygun malzeme modelinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Deneysel olarak doğrulanmış sayısal modeller, farklı geometri ve malzeme parametrelerine sahip kirişlerin modellenmesinde referans alınabileceği gibi teknik altyapı, yüksek maliyet ve zaman gerektiren deneysel çalışmalar için uygun bir alternatif sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesi tenis sporcuların egzersiz bağımlılıklarının demografik değişkenler açısından incelenmesi

    Zülkif Polat

    Bu çalışmanın amacı, düzenli egzersiz yapan kişilerin egzersiz bağımlılığı, beden imajı ve benlik saygısı düzeylerini incelemek ve bu değişkenler arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmaktır. Araştırma, tarama modeline göre yapılmıştır ve Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerindeki tenis sporcuları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, katılımcıların egzersiz bağımlılık düzeyleri ile beden imajları arasında düşük ve istatistiksel olarak anlamlı olmayan negatif bir ilişki bulunmuştur. Bu sonuç, egzersiz bağımlılığı olan bireylerin beden imajlarının daha pozitif olduğunu veya bu değişkenler arasında zayıf bir ilişki olduğunu düşündürebilir. Ayrıca, araştırma katılımcılarının egzersiz bağımlılık düzeyleri ile benlik saygısı arasında negatif yönde bir ilişki olduğunu göstermiştir. Yani, egzersiz bağımlılığı düzeyi arttıkça, katılımcıların benlik saygısının azaldığı görülmüştür. Bu bulgu, egzersiz bağımlılığının bireylerin benlik algısını etkileyebileceğini ve bazı durumlarda düşük benlik saygısına neden olabileceğini düşündürebilir. Bununla birlikte, araştırma sonuçları egzersiz bağımlılığı düzeyinin demografik değişkenlere (yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum, boy, kilo) göre farklılık göstermediğini göstermiştir. Yani, bu değişkenlerin egzersiz bağımlılığı üzerinde direkt bir etkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durum, egzersiz bağımlılığının bireyler arasında genel olarak yaygın olduğunu ve demografik faktörlerden bağımsız olduğunu düşündürebilir. Bu çalışmanın bulguları, düzenli egzersiz yapan bireylerin egzersiz bağımlılığı, beden imajı ve benlik saygısı arasındaki ilişkileri anlamamıza yardımcı olmaktadır. Egzersiz bağımlılığının bireylerin beden algısı ve benlik saygısı üzerindeki etkilerini değerlendirmek, egzersiz programları ve rehberlik süreçleri açısından önemli bir bilgi sağlayabilir. Ayrıca, ileride yapılacak benzer araştırmalarla bu konunun daha derinlemesine incelenmesi önerilebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Üretim tesislerinin risk analizi için katmanlı BWM ve TOPSIS tabanlı bir yaklaşımın geliştirilmesi ve sektörde bir uygulama

    Coşkun Karcı

    Sürdürülebilir bir üretim ve ekonomi için işyerlerinde uygun makine, ekipman ve iş gücünün yanı sıra standartlar çerçevesinde iş sağlığı ve güvenliği (İSG) ilkeleri de uygulanmaktadır. Bu nedenle mesleki risk değerlendirmesi (ORA) imalat endüstrileri için önemlidir. ORA 'da risklerin önceliklendirilmesine karar verirken, riski tanımlayan parametrelerin farklı olası durumlarda nasıl değişebileceğini analize eklemek, karar vermenin sağlamlığını olumlu yönde etkiler. Dolayısıyla bu çalışmanın temel motivasyonu, risk parametrelerinin önem düzeylerinde gelecekte meydana gelebilecek değişiklikleri ele alabilecek ve risk değerlendirme sürecindeki belirsizlikleri en aza indirebilecek bir ORA yaklaşımı önermektir. ORA'da risk parametrelerinin önem ağırlıklarının belirlenmesinde en iyi-kötü yöntemiyle (BWM) katmanlaşma kavramı kullanılmaktadır. Ayrıca BWM' nin Bayesyen versiyonu, bilgi kaybını azaltmak amacıyla birden fazla karar verme uzmanının değerlendirmelerini dikkate almak için kullanılır. Özetle, Katmanlı Bayesyen BWM' ye (SBBWM) dayalı bir hesaplama prosedürü izlenmektedir. Bayesyen BWM ve katmanlaşma felsefesinin birleştirilmesi literatürde henüz çalışılmamıştır. Çalışmada her bir tehlikenin öncelik puanları, ideal çözüme yakınlık mantığına göre çalışan, sıralama tabanlı bir MCDM yöntemi olan TOPSIS Sort yöntemi ile belirlenmektedir. Böylece her bir tehlikenin öncelik puanı ve sırası belirlenirken bu riskin sınıfı da tespit edilmiştir. Önerilen yaklaşım, un üretim sürecinin üretim, depolama, işleme ve laboratuvar süreçlerinde karşılaşılan otuz altı riski değerlendirmek için uygulandı. Ayrıca her bir risk için alınacak kontrol tedbirleri de belirlendi. Metodolojik olarak sonuçların farklı koşullarda nasıl değiştiğini ortaya koymak için çeşitli senaryo analizleri ve duyarlılık çalışmaları yapılmıştır. Önerilen yaklaşım, üretim tesisleri için geleneksel yöntemlere göre daha kapsamlı bir prosedür sunması ve geleneksel yöntemlerin eksikliklerini kapatması bu açıdan faydalıdır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Muş ilinde bankacılık sektöründe çalışanların tükenmişlik düzeyleri ve örgütsel adalet algıları arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir araştırma

    Semra Kahraman

    Türkiye finans sektörünün en önemli bileşenlerinden birisi bankacılık sektörüdür. Tarihi Cumhuriyet döneminden de önceye uzanan bankacılık sektörü ülke gelişiminde önemli roller üstlenmiştir. Finans sektörü hizmet sektörü içinde en fazla çalışana sahip önemli sektörlerden birisidir. Ülke ekonomisine yüksek katkıları olan bankacılık sektöründe çalışanların yönetimi ve veremliliği de bu düzeyde önem kazanmaktadır. Bu çalışmada bankacılık sektöründe çalışanların tükenmişlik düzeyleri ve örgütsel adalet algıları arasındaki ilişki ile demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadıkları incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı bankacılık sektörü çalışanlarında tükenmişlik düzeyi ile örgütsel adalet düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Maslach (1981) tükenmişlik ölçeğine göre tükenmişliğin duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı olmak üzere üç alt boyutu bulunmaktadır. Niehoff ve Moorman (1993) örgütsel adalet ölçeğine göre ise üç alt boyut bulunmaktadır. Bunlar; adil dağıtım, adil işlem ve adil etkileşimdir. Bu çalışma Muş ilinde şubesi bulunan özel ve kamu bankalarında çalışanlar üzerinde yapılmıştır. Bankacılık çalışanlarında tükenmişlik ve örgütsel adalet arasındaki ilişkinin ortaya konması ile yönetim işlevinde meydana gelebilecek aksaklıkların çalışanların örgütsel davranışlar üzerindeki etkisini anlamaya katkı sağlayacaktır

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sporcularda koşulsuz kendini kabul ve sporda mücadele ve tehdit düzeylerinin incelenmesi

    Gazal Alkan

    Çalışmanın amacı, Spor Bilimleri Fakültesinde okuyan üniversite öğrencilerinin koşulsuz kendini kabul ile sporda mücadele ve tehdit düzeylerini belirlemektir. Bir diğer amacı ise kavramlar arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma koşulsuz kendini kabul ile sporda mücadele ve tehdit değişkenleri arasındaki ilişkinin incelenmesini içerdiğinden, elde edilen bulguların sonucunda ilgili literatürdeki eksikliklerin giderilmesine hizmet edeceği ve yapılacak yeni araştırmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmaktadır. Araştırmanın evreni, 2021-2022 yılı Bahar Döneminde Fırat Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan öğrencilerden oluşmaktadır. Örneklemini ise, Fırat Üniversitesi'nde, Spor Bilimleri Fakültesinin 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar Döneminde öğrenim görmekte olan lisans öğrencileri oluşturmuştur. Bu araştırmada kullanılan ölçme araçları ile elde edilen verilerin analizi, SPSS 22 kullanılarak analiz edilmiştir. Bu çalışmanın verilerini toplama sürecinde, "Gönüllü Katılımcı Formu" ile birlikte "Koşulsuz Kendini Kabul Ölçeği" (KKKÖ) ve Sporda Mücadele ve Tehdit Ölçeği" (SMTÖ) kullanılmıştır.. Araştırmaya katılan 307 sporcunun %58,3'ü Erkek, %41,7'si kadınlardan oluşmaktadır. Araştırmaya katılan sporcuların Sporda mücadele ve tehdit algı puanların ortalaması (3,60); Sporcuların kendini kabul ortalaması (4,37) olarak bulunmuştur. KKK algısında cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık bulunmamıştır. SMTÖ Tehdit algısında cinsiyet değişkenine göre farklılık belirlenmemiştir. Tehdit alt boyutunda ise Kadınlar erkek sporculara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaş, Spor yaşı spor kategorisinde genç sporcuların SMTÖ algılarında ve Tehdit algılarının daha yüksek olduğu, ileri yaş sporcularda ise mücadele algılarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yine genç sporcuları koşullu kendini kabul algılarının daha yüksek olduğu, ileri yaş sporcuların ise koşulsuz kendini kabul algıları daha yüksek belirlenmiştir. Sporcuların Mücadele ruhu tehdit ruhundan daha yüksek çıktığı yine çalışma bulgularımızdandır. Genç sporcuların müsabakalarda, dış etkilerden daha fazla etkilendiği belirlenmiştir. Ayrıca genç sporcular motivasyon, kabul edilme, yanlış anlaşılma korkusu, hata ve yanlış yapma korkusunun daha yüksek olduğu belirlenmiş bu durum genç sporcuların başarıları etkilediği ve stres oluşturduğu belirlenmiştir. Genç sporcuların eğitim ve antreman zamanlarında kendini her yönüyle kabul edilmesi gerekliliği ve hayatın normal akışı olduğu yönünde motivasyonel çalışmalar yapılması önerilmektedir. Genç sporcular rakibi ve müsabakayı bir tehdit olarak görülmemesi gerekliliği tehditin mücadele ruhunu olumsuz etkilediği yönünde motuvasyonel görüşmeler yapılması önerilmektedir Anahtar Kelimeler: Sporcular, Koşulsuz kendini kabul, Sporca mücadele ve tehdi, Genç sporcular

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Covıd‒19 tedavisinde kullanılan oseltamivir ilaç etken maddesinin DNA biyosensörü ile elektrokimyasal analizi

    Ali Keçeci

    COVID–19 tedavisi için çeşitli antiviral ilaçlar kullanılmaktadır ve çeşitli ilaçlar araştırılmaktadır. Favipiravir (FAV), alfa–interferon, umifenovir, remdesivir (RMD), ribavirin, lopinavir (LPV)–ritonavir, oseltamivir (OST) vb. ilaç etken maddeleri kullanılarak COVID–19 için umut verici klinik sonuçlar elde edilmiştir. Bu çalışmada COVID‒19 tedavisinde kullanılan ilaç etken maddesi OST'nin elektrokimyasal teknikler kullanılarak, kantitatif analizi gerçekleştirilmiştir. Böylece ilaç üretim aşamalarında ilaç dozunun kalite kontrolü ve etken maddenin idrarla atılımını takip edip ilaç tasarımı çalışmalarında kullanılabilecek bir elektrokimyasal sensör geliştirilmiştir. Bu amaçla camsı karbon elektrot çalışma elektrodu olarak modifiye edilip, kullanılmıştır. Camsı karbon elektrot tek başına OST'nin varlığını algılayamaz. Bu nedenle, OST ile etkileşime girdiği belirlenen ve DNA yapısında bulunan guanin bazı, ajan olarak kullanılmıştır. Camsı karbon elektroda, bir çapraz bağlayıcı olan glutardialdehit kullanılarak DNA yapısında bulunan guanin bazı immobilize edilmiştir (GA2–Guanin/CKE elektrodu). OST'nin elektrokimyasal olarak analizine olanak sağlayan sensör, hızlı, düşük maliyetli ve yüksek doğruluk derecesine sahip analiz olanağı sunmuştur. Diferansiyel puls voltametrisi tekniği kullanılarak, Britton‒Robinson tamponu (BR; pH 11,0) içerisinde yaklaşık +0,45 V'da (Ag/AgCl'ye karşı) iyi tanımlanmış tersinmez bir yükseltgenme sinyali analiz için kullanılmıştır. Geliştirilen bu elektrot ve yöntem, farmasötik formülasyonda ve insan idrar numunelerinde bulunan OST miktarını bulmak için başarıyla uygulanmıştır. BR tampon çözeltisi, tablet numunesi ve idrar numunesi için iki çalışma aralığı saptanmış olup, LOD değerleri sırasıyla 7,16×10−9 mol·L−1, 9,05×10−9 ve 6,19×10−6 mol·L−1 olarak hesaplanmıştır. Önerilen sensör için geri kazanım oranı %86,6‒%103,5 aralığında değişmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Farklı tipteki atıksuların beton dayanımı üzerine etkisinin araştırılması

    Muhammed Furkan Gedik

    Bu tez çalışmasının ana amacı farklı tipteki atıksuların beton dayanımı üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Bu amaçla, beton yapımında kullanılan su yerine atıksu arıtma tesisi çıkış suları, kümes hayvanları kesimhanesi çıkış suları ve katı atık depolama sahası sızıntı suları kullanıldı. Beton numuneleri elde edildikten sonra 7 ve 28 günlük basınç dayanımı değerleri belirlendi. Elde edilen analiz sonuçlarına göre, arıtma tesisi çıkış sularının kullanıldığı betonun 7 ve 28 gün için ortalama basınç dayanımı değerleri 34,33 ve 37,18 N/mm2 olarak belirlendi. Kümes hayvanları kesimhanesi çıkış sularının kullanıldığı betonun 7 ve 28 gün için ortalama basınç dayanımı değerleri 32,49 ve 36,56 N/mm2 olarak tespit edildi. Sızıntı sularının kullanıldığı betonun 7 ve 28 günlük ortalama basınç dayanımı değerleri ise 31,35 ve 34,69 N/mm2 olarak belirlendi. Sonuç olarak, su yerine atıksu arıtma tesisi çıkış suları kullanıldığında 7 ve 28 günlük basınç dayanımı değerlerinin kontrole göre %15,23 ve %21,73 oranında azaldığı, kümes hayvanları kesimhanesi çıkış suları kullanıldığında 7 ve 28 günlük basınç dayanımı değerinin kontrole göre %19,78 ve %24,31 oranında azaldığı ve sızıntı suları kullanıldığında ise 7 ve 28 günlük basınç dayanımı değerinin kontrole göre %22,59 ve %28,18 oranında azaldığı belirlendi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Asi nehrini istila eden su sümbülünde bazı metallerin belirlenmesi

    Ali Bal

    Bu tez çalışmasının ana amacı, Antakya ilindeki Asi Nehri'ni istila eden su sümbüllerinde bazı metal konsantrasyonlarının belirlenmesidir. Bu kapsamda, Asi Nehri'nin farklı bölgelerinden su sümbülü örnekleri toplandı ve metal analizleri gerçekleştirildi. Elde edilen verilere göre, su sümbülünde berilyum (Be), sodyum (Na), alüminyum (Al), potasyum (K), kalsiyum (Ca), Bakır (Cu), çinko (Zn) ve molibden (Mo) konsantrasyonları belirlendi. Su sümbülünde en yüksek Be konsantrasyonu örnekleme noktası-3'te gövde kısmında 10,5 mg/kg, en yüksek Al, K, Ca ve Zn konsantrasyonu örnekleme noktası-2'de kök bölgesinde 8749, 60029, 35447 ve 142 mg/kg'dır. Su sümbülünde en yüksek Cu konsantrasyonu örnekleme noktası-1'de kök bölgesinde 36,12 mg/kg, en yüksek Mo konsantrasyonu örnekleme noktası-1'de yaprak kısmında 2,01 mg/kg'dır. En yüksek Na konsantrasyonu örnekleme noktası-1'de gövde kısmında 6949 mg/kg'dır. Sonuç olarak, Asi Nehri'ni istila eden su sümbüllerinin farklı organlarında bazı metallerin bulunduğu ve söz konusu metallerin su sümbülü tarafından iyi şekilde akümüle edildiği tespit edildi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Yüksek yoğunlukta stoklanan Japon balıklarında (Carassius auratus) udi hindi hidrosolü katkılı yemlerin antioksidan parametrelere etkisi

    Gökhan Aksu

    Bu tez çalışması, balık yemine farklı oranlarda udi hindi hidrosolü ilavesinin düşük ve yüksek yoğunluklarda stoklanan Japon balığında büyümeye ve oksidatif stres düzeylerine etkisini araştırmak için yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, yüksek stoklama yoğunluğuna sahip Kontrol H grubu, düşük stoklama yoğunluğundaki Kontrol L grubuna göre büyüme ve büyüme parametreleri bakımından geride kalmıştır. Bu da Japon balıklarının büyümesinde ve yem değerlendirmesinde yüksek stoklama yoğunluğunun olumsuz etkisini ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçları, yüksek stoklama yoğunluğunun balık büyümesinde sebep olduğu dezavantajlı durumun bertaraf edilmesinde balık yemlerine udi hindi hidrosolü ilavesinin faydalı bir metot olabileceğini göstermektedir. Japon balığı kas MDA seviyesi en yüksek Kontrol H grubunda, en düşük ise Kontrol L grubunda tespit edildi. Japon balıklarında yüksek stoklama yoğunluğunun oksidatif strese neden olduğu belirlenmiştir. Udi hindi hidrosolü katkılı yemlerle beslenen Japon balıklarının kaslarında MDA seviyeleri Kontrol H grubuna kıyasla azalmıştır. Udi hindi hidrosolü katkılı yemlerle besleme yapma MDA seviyesini düşürmede etkili olmuştur. Udi hindi hidrosolü takviyesinin stres altındaki Japon balıklarında kas dokusu CAT ve SOD enzim seviyelerini arttırdığı ve MDA seviyesini düşürdüğü belirlenmiştir. Bu sonuçlar, %0,5 ve %1 oranında udi hindi hidrosolü ilaveli yemlerle yapılan beslemenin, yüksek stoklama yoğunluğundaki Japon balığında oksidatif stresin azaltılmasında önemli rol oynadığını göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Koçer/göçebe Duderan aşiretindeki kadının toplumsal konumu: Siirt ili örneği

    Hatice Aslan

    Koçerler/göçebeler belirli mevsimlerde, belirli aralıklarla hayvanları ile beraber göçebe yaşam süren topluluklardır. Bu çalışma Koçer aşiret olan Duderan aşiretindeki Koçer kadının toplumsal konumunun ne olduğuna ilişkin çalışmayı göstermektedir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada fenomenoloji deseni kullanılarak aşiretin yaylada geçirdiği zaman diliminde toplam da 17 kadın ve 3 erkek katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda ataerkil sistemin hakîm olduğu topluluklardaki gibi Koçer kadınların da ataerkilliğin egemen olduğu aşiret sisteminde 'kız çocuğu' 'gelin' 'anne' 'kaynana' kimlikleri ile ön plana çıkmakta ve bu kimlikler ile statü elde ettikleri görülmüştür. Bu statüler kendilerinin ve toplumsal konumlarının ne olduğuna ilişkin bizlere kaynaklık etmektedir. Henüz çocuk yaşta gelin olma ve bununla beraber yaşadıkları gelinlik tecrübeleri Koçer kadınların yaşamlarında kırılma noktasını oluşturmaktadır. Yapılan araştırmada göçebe yaşamın ve ataerkilliğin Koçer kadınların toplumsal konumlarının inşasında belirleyici rol oynadığı sonucunu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Toplumsal cinsiyet, Aşiret, Koçer kadın, Göçebe yaşam, Ataerkil sistem, Kadının konumu.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Terapatik rekreasyon kapsamında alt ekstremite pilates uygulamalarının huzurevi yaşlılarında denge ve esnekliğe etkisi

    Şadan Toğaçar

    Pilates, terapatik rekreasyon kapsamında yaşlılarda denge ve esnekliği artıracak uygulamalardan biridir. Buradan hareketle çalışmamızda huzurevi yaşlılarında 12 haftalık alt ekstremite pilates mat egzersizlerinin denge ve esnekliğe olan etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya, Elazığ Gazi Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde kalan 50 gönüllü huzurevi yaşlısı katılmıştır. 25'i deney, 25'i kontrol grubundan oluşmuştur. Deney grubuna, 12 hafta boyunca, haftada 3 gün, günde 30 dakika olacak şekilde alt ekstremite pilates mat egzersizleri uygulanmıştır. Kontrol grubuna herhangi bir egzersiz programı uygulanmamıştır. Egzersiz programına başlamadan önce hem deney grubuna hem de kontrol grubuna demografik bilgi formu, Mini Mental Test, Otur-Uzan Testi ve Berg Denge ölçeği uygulanmıştır. Otur-Uzan Testi ve Berg Denge ölçeği, egzersiz programı sonrasında tekrar uygulanmıştır. Ulaşılan veriler istatistiksel olarak SPSS-25 programı ile analiz edilmiştir. Normal dağılıma sahip olduğundan çalışmanın analizinde "Paired Sample t-Test" ve "One-Way ANOVA" testleri kullanılmıştır. İstatistiksel açıdan anlamlılık değeri p < 0.05 olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak; araştırmada kontrol grubunun denge ve esneklik öntest ve sontest ortalamaları arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark görülmezken, deney grubunun denge ve esneklik öntest ve sontest ortalamaları arasında istatistiksel yönden anlamlı fark olduğu görülmüştür (p< 0.05). Uygulanan alt ekstremite pilates mat egzersizlerinin deney grubundaki huzurevi yaşlılarında denge ve esnekliği artırdığı görülmüştür. Bu nedenle denge ve esnekliği artırmak için huzurevinde yaşayan, durumu uygun olan ve istekli olan yaşlılara hazırlanan programlar dâhilinde pilates egzersizlerinin yaptırılması önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Türkiye'nin denizaşırı askerî üsleri ve BM barış gücü operasyonlarına katkısı

    Gülşah Toraman

    Bu makalenin amacı Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Barış Harekâtlarına katılım amacını ve denizaşırı askerî üs politikasını analiz etmektir. Makalede öncelikle Milletler Cemiyeti'nden Birleşmiş Milletlere geçiş sürecinin üzerinde durulmuş ve uluslararası hukukta kuvvet kullanımına kısaca değinilmiştir. BM Barış Harekâtlarına olan ihtiyaç, 1990'lı yılların başında Soğuk Savaş'ın bitmesiyle arttığı vurgulanarak Barış Harekâtlarındaki bu artışın sebepleri açıklanmaya çalışılmıştır. Türkiye'nin dünya barışının korunmasına katkısı 1950 yılında Kore Savaşı'na katılmasıyla başlamış ve bu dönemden sonra BM Barış Harekâtlarına katkısı da başlamıştır. Ayrıca Türkiye'nin denizaşırı askerî politikasının önemi açıklanmış ve denizaşırı askerî üslerinin hangi ülkelerde konuşlandığı hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    SARS-CoV-2 enfeksiyonunda SERINC3 ve SERINC5 gen bölgelerinin antiviral rolleri ve moleküler analizleri

    Kevser Gecekuşu

    SERINC genleri tüm ökaryotlarda bulunmakla birlikte bilinen moleküler fonksiyonları transmembran proteinlerini kodlamalarıdır. İnsan genomunda, transmembran topolojisine sahip homolog proteinleri kodlayan beş SERINC geni mevcuttur. SERINC3, poliomavirüs karşı etkinken, SERINC5'in antiretroviral aktivitesi göstermektedir. Yukarıda bahsedilen bilgiler ışığında dünya'da ve ülkemizde insan sağlığındaki yıkıcı etkilerinin belirlenmesi için covid-19 ile ilgili yapılacak bu tez çalışması ülkemizde SERINC bölgeleri ile yapılan ilk çalışma özelliğine sahiptir. Bu açıdan önemli bir yerde bulunmakla beraber gelecekteki yapılacak çalışmalara basamak niteliğindedir. SERINC3 ve SERINC5 genlerinin ekspresyon seviyelerinin belirlemek için, DNA ve cDNA sekans analizlerinden elde edilen veriler kullanılmıştır. Dizi çalışmaları sonunda, kullanılan hasta örneklerin de Serin3 için 671 mutasyonun 301 amaino asit değişikliğine neden olurken, Serin5 için 333 mutasyonun 105amaino asit değişikliğine neden olduğu belirlenmiştir. Gen ekspresyon çalışmaları sonunda elde edilen Ct değerleri Gene Globe program ile analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan genlerin verileri GAPDH geniyle normalize edilip 2-ΔΔCt formülünden çıkan verilerle istatistiksel analiz gerçekleştirilmiştir. Ekspresyon kat değişimi analizi için gruplar parametrik olmayan Mann-Whitney testi (p < 0.05) kullanılmıştır. Her iki gen içinde farklı genotipler ve hastalığın seyrini değiştirebilecek genetik özellikler belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Keban baraj gölü Pertek avlak sahasında bulunan midye populasyonlarının ekolojik özelliklerinin su altı dalış tekniği ile belirlenmesi

    Zühal Taş

    Sualtı dalış gözlem çalışmalarında en küçük boydaki midyelerin kıyıda 5-10 cm derinliklerde tutunabilecekleri nesnelerin üzerinde kümeler halinde oldukları görülmüştür. Kıyıdan derinliklere doğru gidildikçe de midyelerin boylarının büyüdüğü tespit edilmiştir. Midyelerin uygun tutunma yeri olan yerlerde direk güneş ışınlarına doğru durmadıkları, kayalık yerlerin yan kısımlarına yapışarak indirekt olarak faydalandıkları görülmüştür. Büyük midyelerin genelde ortalama 30 mm büyüklükte oldukları belirlenmişse de, 40 mm den daha büyük ve çok sayıda midye kabuklarına da rastlanılmıştır. Ancak bunlardan hiç birine canlı olarak rastlanılmamış, kümeler halinde ölü ve boş kabukları bulunmuştur. Midyelerin su zeminine göre yayılım gösterdikleri belirlenmiştir. Çıplak taban çamurundansa rahatça tutunabilecekleri kayalık bölgeleri tercih ettikleri görülmüştür. Çıplak kumlu tabanlarda ise bulabildikleri teneke kutu, şişe, plastik artıklar, halat, balık ağları ve hatta tekne tabanlarına kadar tutunup kümeler halinde yaşadıkları tespit edilmiştir. Gözlem yapılan ve midyelerin yaşamalarına uygun zemin yapılarının tamamen midyeler ile kaplı oldukları olduğu, en fazla canlı midye kümelerinin 0-8 m arasındaki derinliklerde olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan suyun daha berrak olduğu ve gün ışığının daha derinlere ulaşabildiği bölgelerde ise 15 m derinliklerde de canlı midye kümelerine bolca rastlanılmış ve canlı midyelerin bulunduğu derinlik sınır yaklaşık 18 m civarlarında kalmıştır. Midyelerin sifonlarının sürekli olarak açık bir şekilde suyu süzme işlemini yaptıkları görülmüştür. Çalışma bölgesinin büyük bölümünde aşırı sediment olduğu midyelerin üstünü kapladığı, midyelerin bu durumda sifonların normalden daha fazla uzatarak suyu süzme işlemini gerçekleştirdikleri görülmüştür. Midyelerin canlıları da substrat olarak kullandıkları kerevitlerin ve hareketli midyeler olan Unionidlerin de üzerlerinde kümeler halinde bulundukları tespit edilmiştir. Midyelerin ortalama uzunluklarının 21,025±3,02 mm, ortalama genişliklerinin 10,33±1,49 mm, kabuklu ağırlıklarının ortalama 9,45±4,29 g ve ortalama et ağırlıklarının 1,99±1,55 mg olduğu tespit edilmiştir. Midyelerin uzunluk ile ağırlıkları arasında R² = 0,749 doğrusal ve güçlü bir ilişki bulunmuştur. "b" değerlerine baktığımızda negatif allometrik büyüme gösterdiği tespit edilmiştir. Bu çalışmada kıyıya yakın bölgelerde daha berrak ve sedimantasyon az olduğu yerlerden alınan midyeler ile, sedimentin daha çok olduğu ve hatta midyelerin üzerinin sedimentle kaplandığı alanlardan alınanların antioksidan seviyelerindeki farkın araştırılması amaçlanmıştır.Yapılan analiz sonuçlarına bakıldığında sedimentin az olduğu bölgeden alınan midyelerde SOD, CAT ve MDA seviyelerinin sedimentle kaplanan midyelerden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. SOD ve CAT'ın daha yüksek olması sedimentin az olduğu bölgelerdeki midyelerde oksidatif stresin düşük olduğu anlamına gelmekteyse de MDA'nın yüksek olması bu sedimentte bu duruma etki eden nedenlere de bakılmasını gerektirmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Toprak ortamında herbisit biyoremediasyon veriminin Gammarus pulex'in bazı biyokimyasal paramatreler kullanarak araştırılması

    Yusuf Söylemez

    Bu çalışmada glifosat herbisitinin tarım alanlarında kullanılan konsantrasyonu baz alınarak hazırlanan sulu çözeltileri, laboratuvarda oluşturulmuş beş adet yapay tarla düzeneklerine ilave edilmiş ve bu düzeneklerin her birine çeşitli konsantrasyonlarda B. aryabhattai bakterisi ilave edilmiştir. Oluşturulan bu düzeneklerden günden güne süzüntü alınarak kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) ve toplam organik karbon (TOK) parametrelerine bakılıp B. aryabhattai bakterisinin gösterdiği giderim verimleri takip edilmiştir. Arıtım öncesi ve en yüksek giderim veriminin olduğu arıtım sonrası alınan süzüntü suyunun G. pulex üzerinde gösterdiği toksik etkiler de süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), asetilkolinesteraz (AChE), glutatyon (GSH) gibi enzimatik ve enzimatik olmayan antioksidan parametrelerle, lipid peroksidasyonun göstergesi olan tiyobarbitürik asit reaktif maddesi (TBARS) seviyelerindeki değişimlerle takip edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilere göre B. aryabhattai bakterisi en yüksek giderim verimini 10 ml' lik B. aryabhattai ortamında KOİ bazında % 71.1; TOK bazında ise % 85.6 seviyesinde tespit edilmiştir. Enzim aktivite sonuçlarına bakıldığında ise MDA düzeyleri ile AChe kontrol ile kıyaslandığında üç farkli subletal dozda glifosat uygulanan gruplarda hem 24. hem de 96. saatin sonunda arttığı, GSH düzeyleri ile SOD, CAT enzim aktivitesi azaldığı tespit edilmiş ve dolayısıyla B. aryabhattai' nin biyoremediasyon faaliyetlerinde etkin bir bakteri türü olduğunun yanı sıra G. pulex'in de alıcı ortamlarda toksik yanıt araştırmalarında uygun bir model canlı olduğu görüşüne varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Türkiye'de muhafazakârlığın toplumsal algılanışı: Tunceli-Elâzığ karşılaştırmalı bir çalışma

    Kenan Karaman

    Muhafazakârlık algısının toplumsal algılanışına yönelik yapılan araştırmayla; Tunceli ve Elâzığ illeri özelinde muhafazakârlığın ne şekilde algılandığı ve bu algının altında yatan değişkenlerin neler olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Nitel araştırma kapsamında durum tespiti şeklinde desenlenen araştırmanın çalışma grubunu, Tunceli ve Elâzığ illerinde ikamet eden ve aynı zamanda bu illerin yerel halkından olan en az lisans düzeyinde eğitim almış 42 birey oluşturmuştur. Bunların 16'sı Tunceli, 26'sı Elâzığ yerel halkındandır. Araştırma verileri, çalışma grubuna uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiş ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Verilerin analizi sonucunda; Tunceli ilinin kısmen "geleneksel" ve "mezhepsel" anlamda muhafazakârlık eğilimi göstermesine karşılık, politik muhafazakârlıktan uzak bir toplumlum yapısına sahip olduğu görülmektedir. Elâzığ ilinin ise "milliyetçi-muhafazakâr" ve değişime karşı direnç gösteren bir toplumsal yapıya sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Yine araştırma bulgularına göre; Elâzığ ilinden çalışma grubuna katılanlar kendilerini ideolojik anlamda "politik muhafazakâr" olarak görürlerken, Tunceli ilini politik anlamda milliyetçi, muhafazakâr ve değişime karşı direnç gösteren değil, tam aksine değişime açık bir toplumsal yapıya sahip olarak görmektedirler. Araştırmayla, Elâzığ muhafazakârlığının altında değişkenler olarak dinsel (İslami) inanç ve değerler yatarken, Tunceli muhafazakârlığının altında yatan değişkenlerin daha yerel ve geleneksel değerler olduğu, ulaşılan diğer bir bulgudur. Muhafazakârlığın ülke genelinde birlikteliğin sağlanmasına yardımcı olması, siyasal ve sosyal kutuplaştırmadan uzaklaştırılması, toplumun tüm kesimlerinin önemli derecede sorumluğundadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    COVID-19 pandemisinde ülkeler bazında kriz yönetimi sürecinin incelenmesi

    Nihan Usta

    Covid-19 virüsü, 2019 yılının Aralık ayında Çin'de ortaya çıkmış ve kısa sürede dünya geneline yayılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020 tarihinde pandemi ilan edilmiştir. 20. Yüzyılda ortaya çıkan diğer birçok salgın hastalıktan farklı olarak Covid-19 virüsü yalnızca az gelişmiş ülkeleri değil gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri de etkilemiştir. Tepe yöneticilerin salgının neden olduğu krize yönelik attıkları ilk adımlar ve hareket geçme hızları Covid-19 pandemisi krizinin ülkeler bazında yönetilmesinde farklılıkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Her ülkenin uğraştığı virüs aynı iken ülkeler arasında farklı yönetim şekillerinin ve tepkilerin oluşmasının nedeni araştırılarak kriz yönetiminin etkinliğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Covid-19 salgını, ülke ekonomilerini birbirinden farklı boyutlarda etkilemiştir. Salgının ortaya çıkması ile beraber dünyanın birçok ülkesinde uygulanan sokağa çıkma kısıtlamaları, iş yerlerinin kapatılması, üretimin yavaşlaması hatta bazı alanlarda durması, ulusal ve uluslararası seyahatin kısıtlanması; turizm faaliyetlerinin zayıflaması, sağlık sistemlerine yapılan harcamalar ülke ekonomileri üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştır. Dünyanın en güçlü ekonomisine sahip olduğu belirtilen ülkelerin bile Covid-19 salgınının neden olduğu ekonomik kriz yönetimi alanında yetersiz kaldıkları görülmektedir. Bu çalışmada Çin, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye'nin Covid-19 salgını sürecinde aldıkları tedbirler ve bu tedbirlerin etkili olup olmadığı Veri Zarflama Analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular ile ülkelerin kriz yönetim sürecindeki başarı durumları belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Masere udi hindi (Aquilaria agallocha Roxb.) yağının yüksek yoğunlukta stoklanan japon balıklarında (Carassius auratus) antioksidan durumuna etkileri

    Murat Börübaş

    Bu tez çalışmasında, masere udi hindi (Aquilaria agallocha Roxb.) yağının yüksek yoğunlukta stoklanan Japon balıklarının (Carassius auratus) antioksidan durumuna ve büyüme performansına olan etkileri incelenmiştir. 30 gün süren çalışma sonunda en yüksek canlı ağırlık Mas1 grubunda elde edilirken, yüksek stoklama yoğunluğundaki masere udi hindi deneme gruplarında bütün son ağırlık verileri KY grubuna göre yüksek bulunmuştur. En iyi YDO değeri Mas1 grubunda bulunurken, yüksek stoklama yoğunluğundaki Mas05 ve Mas2 gruplarına ait YDO değerleri, düşük stoklama yoğunluklu KD grubuna göre daha iyi çıkmıştır. MB, RBO ve SBO büyüme parametreleri bakımından Mas1 grubu en yüksek değerleri verirken, KY grubunda en düşük veriler kaydedilmiştir. Masere udi hindi yağı ilaveli yemlerin yüksek stoklama yoğunluğundaki Japon balıklarının büyüme performansında etkili olduğu görülmüştür. Büyüme performansı açısından en etkili masere udi hindi yağı oranı %1 olarak tespit edilmiştir. Antioksidan durumu ile ilgili olarak, Japon balıklarının masere udi hindi yağı ilaveli yemlerle beslenmesi yüksek stoklama yoğunluğunda oksidatif stresi azaltmıştır. Yüksek stoklama yoğunluklarında, SOD ve CAT enzim aktivitelerinin artışında en etkili masere udi hindi yağı oranları sırasıyla %1 ve %0,5 olarak tespit edilmiştir. MDA düzeyinin azaltılmasında en etkili masere udi hindi yağı oranı %1 olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, Japon balıklarının yüksek stoklama yoğunluğunda büyüme performansının ve antioksidan durumunun iyileştirilmesinde masere udi hindi yağı etkili bulunmuştur. Büyüme performansı ve antioksidan durumu göz önünde bulundurulduğunda, Japon balıkları için yemlerinde tavsiye edilebilecek masere udi hindi yağı optimal oranı %1'dir.