Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Baş, Kazım(4)
- Şeker, Sevda Arslan(4)
- Dal, Nursel Alp(3)
- Yüksekol, Özlem Doğan(3)
- Durmaz, Yadigar Çevik(2)
- Erkus Kucukkelepce, Gulhan(2)
- Gül, Şenay(2)
- Gürarslan Baş, Nazan(2)
- Orhan, Ilksen(2)
- Sandıkçı, Muhammed Bahadır(2)
- Sarı, Sacit(2)
- Sezgin, Eray Ekin(2)
- Taşçı Beydağ, Kerime Derya(2)
- Utku, Anıl(2)
- Yılmaz, Ayşe Nur(2)
- Önen, Cihan(2)
- Akyüz, Mahıde Demıreloz(1)
- Alp Dal, Nursel(1)
- Altay, Sare(1)
- Aslan, Alper(1)
- Ateşşahin, Ercan(1)
- Baltacı, Nazlı(1)
- Baransel, Esra Sabancı(1)
- Barut, Sümeyye(1)
- Bolat, Hüseyin(1)
- Boyali, Handan(1)
- Can, Aylin(1)
- Can, Ümit(1)
- Cevher, Muhammed Fatih(1)
- Dincer, Erhan(1)
- Doğan, Runida(1)
- Duman, Mesude(1)
- Eteman, Fatma Sert(1)
- Ferhat, Daşbilek(1)
- Gumussoy, Sureyya(1)
- Gökbulut, Nilay(1)
- Göçmen, Elifcan(1)
- Güler, Nuran(1)
- Güler, Zuhal(1)
- Güllü, Mehmet(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2022Vardiyalı Çalışan Hemşirelerin İş Yaşam Kalitelerinin ve İş Aile Çatışmasının Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi
Orhan, Ilksen; Yüksekol, Özlem Doğan; Ferhat, Daşbilek
Amaç: Bu araştırma, vardiyalı çalışan hemşirelerin iş yaşam kalitelerinin ve iş aile çatışmasının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tasarımdaki bu çalışma, 735 hemşirenin çalıştığı bir üniversite hastanesinde, çalışmaya katılımda gönüllü 507 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, “Kişisel Tanıtım Formu, İş Aile Çatışması Ölçeği ve Çalışanlar için İş Yaşam Kalitesi Ölçeği” olmak üzere üç bölümden oluşan çevrim içi anket ile toplanmıştır. Veri analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey analizi kullanılmıştır. Etki büyüklüğünü hesaplamak için Eta kare(η2) ve Cohen(d) katsayıları kullanılmıştır. Bulgular: Hemşirelerin; %74’ü lisans mezunu, %52’si evli ve %90,1’i vardiya sistemiyle çalışmaktadır. Hemşirelerin iş yaşam kalitesi ölçeği puan ortalaması 28,578±5,700 olarak bulunmuştur. Hemşirelerin iş aile çatışması ölçeği puan ortalaması 20,282±2,909 olarak bulunmuştur. Tükenmişliğin iş aile çatışması düzeyini arttırdığı saptanmıştır (ß=0,14). Hemşirelerin iş-aile çatışması puanları, hemşirelerin çalıştıkları klinik ile ilişkili olduğu belirlenmiştir (F=2,807; p<0,05; η2=0,027). Sonuç: Hemşirelikte yaş ve çalışma süresi ilerledikçe mesleki doyumunun artığı, kadın hemşirelerin tükenmişlik, merhamet yorgunlukları ve mesleki doyumlarının erken hemşirelerden yüksek olduğu, vardiyalı çalışmanın iş aile çatışmasını ve tükenmişliği arttırdığı sonucuna varılmıştır. Tükenmişlik ve iş aile çatışması oranları yüksek olan hemşirelerde psikolojik destek verilmesi ve çalışma saatlerinin performansı artırmaya, tükenmişliği ve iş aile çatışmasını azaltma yönelik düzenlenmesi önerilmektedir.
AtıfOpenAlex9TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2022COVID-19 pandemisi sırasında hemşirelerin işe bağlı gerginlik düzeylerinin duygusal tükenmeleri üzerindeki etkisi
Sezgin, Eray Ekin; Kaya, Enes; Tanyıldızı, İrem
Bu çalışmanın amacı pandemi sürecinde, hemşirelerde görülebilecek işe bağlı gerginlik ve duygusal tükenme düzeylerini belirlemek ve işe bağlı gerginlik ve duygusal tükenme belirtilerini yordamada çeşitli demografik ve Covid-19 pandemisine ilişkin değişkenlerin rolünü incelemektir. Tanımlayıcı tasarımda olan bu araştırma, bir üniversite hastanesinde fiili olarak çalışmakta olan ve araştırmaya katılım göstermeyi kabul eden 171 hemşire ile yapılmıştır. Veriler, araştırmacılar tarafından oluşturulan demografik sorular, Maslach Tükenmişlik Ölçeğinin Duygusal Tükenme alt ölçeği ve İşe Bağlı Gerginlik Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizi varyans testi, t-testi ve basit doğrusal regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Hemşirelerin pandemi döneminde haftalık ortalama çalışma saati 46.36 ve günlük bakım verdikleri ortalama hasta sayısı ise 29,79’dur. Hemşirelerin %29,8’i Covid servisinde çalışmaktadır. Hemşirelerin işe bağlı gerginlik düzeylerinin ortalamanın altında, duygusal tükenme düzeylerinin ise ortalamanın üstünde olduğu görülmüştür. Ayrıca çalışmada hemşirelerin işe bağlı gerginliklerinin duygusal tükenmeleri üzerindeki etkisinin pozitif yönde ve düşük seviyede olduğu saptanmıştır (R2=0,188; p<0,05). Covid-19 pandemi döneminde hemşirelerin işe bağlı gerginlik ve duygusal tükenme yaşamalarını azaltmak için yoğun çalışma tempolarını azaltma konusunda iyileştirmeler yapılması, Covid servisinde görev yapanların daha yakından izlenmesi ve profesyonel destek birimlerinden hizmet almalarının sağlanması önemlidir.
AtıfOpenAlex6TR Dizin7
İncele - MakaleYalnız künye2022Investigation of the relationship between emotional labor behavior and job satisfaction of nurses
Şeker, Sevda Arslan; Gül, Şenay; Erkus Kucukkelepce, Gulhan
Personal characteristics, experiences, perceptions, working environment of nurses, and the attitudes of managers during the delivery of health services affect the relationship between emotional labor and job satisfaction. The aim of this study was to investigate the relationship between emotional labor and job satisfaction levels of nurses. The study was a descriptive cross-sectional and conducted 151 nurses who agreed to participate in the study. The data were collected between October and December 2019 using "Personal Information Form", "Job Satisfaction Scale for Nurses" and "Emotional Labor Scale". Descriptive statistics, non-parametric tests, Spearman's Rho correlation and Mann Whitney U test were used in the analysis of the data. In the study, it was determined that there was no significant relationship between the Emotional Labor Scale and Job Satisfaction Scale for Nurses total scores (r=0.071; p=0.0389). A statistically significant, weak and positive linear relationship was found between Surface Acting sub-scale of the Emotional Labor Scale and the Pleasant Work Environment sub-scale of the Job Satisfaction Scale for Nurses (r=0.175; p=0.031). Emotional labor behaviors and job satisfaction of nurses affect health care in many ways. The results of this study are stimulating for managers at all levels.
- MakaleAçık Erişim2022Covid-19 Aşılama Sürecinin Tahminine Yönelik Derin Öğrenme Tabanlı Bir Model
Utku, Anıl; Can, Ümit
Covid-19 pandemisi, insanlığın son zamanlarda karşılaştığı en büyük zorluklardan biridir. Henüz tedavi edici bir ilaç geliştirilemediği için tüm dünyayı sosyal ve ekonomik anlamda olumsuz etkilemektedir. Covid-19’un etkilerini ve vücutta bıraktığı hasarı en aza indirmek için farklı aşı çalışmaları yapılmıştır. Dünya genelinde insanlar aşılanarak salgının seyri kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Bu noktada kullanılacak günlük aşı miktarının belirlenmesi, ihtiyaç duyulacak aşı ve enjektör gibi malzemelerin miktarına ve bunlarla beraber sağlık hizmetlerinin planlanmasına kadar önemli birçok alanda belirleyici olacaktır. Bununla birlikte birçok araştırmacı, virüs yayılım modeli oluşturmak ve Covid-19'un gidişatını tahmin etmek için farklı tahmin yöntemleri önermiştir. Bunlar arasında yapay zekâya dayalı yöntemler en ilgi çekici ve yaygın olarak kullanılan yöntemlerdir. Bu çalışmada, dünyada en yüksek aşılama oranına sahip ilk 20 ülke için günlük yapılan aşı sayılarının tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla DT, kNN, LR, RF, SVM, MLP, CNN, RNN ve geliştirilen LSTM tabanlı derin öğrenme modelinin karşılaştırmalı bir analizi sunulmuştur. Uygulanan modeller için RMSE, MAE ve R2 metriklerine göre elde edilen deneysel sonuçlar karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Deneysel sonuçlar, geliştirilen LSTM tabanlı modelin uygulanan ülkelerin tamamına yakınında 0.90’ın üzerinde R2 değerine sahip olduğunu göstermiştir
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Trafik Kazalarının Makine Öğrenmesi Yöntemleriyle Analizi ve Tahmini: Kahramanmaraş İçin Örnek Bir Çalışma
Utku, Anıl; Yucesan, Melih; Bolat, Hüseyin
Dünyada her yıl 1 milyonun üzerinde ölümlü, 50 milyona yakın yaralanmalı trafik kazası meydana gelmektedir. Bu kazalarda ortalama her 2 saniyede bir trafik kazası yaşanırken her 50 saniyede bir ölümcül kaza ile sonuçlanmaktadır. Bu çalışmada, 2017 ile 2020 yılları arasında Kahramanmaraş il merkezi ve ilçelerinde gerçekleşen 28 adet öznitelikten oluşan 7929 adet trafik kazası makine öğrenme teknikleri ile analiz edilmiştir. Trafik kazalarının analizinde sınıflandırma, birliktelik kuralı ve görsel karşılaştırma yöntemleri kullanılmıştır. Sınıflandırma için NB, SVM, kNN, PART, AdaboostM1, J48 ve RF algoritmaları kullanılmıştır. Trafik kazalarının sınıflandırılmasında J48 algoritması en başarılı sonuçları elde etmiştir. Naive Bayes algoritmasının başarı düzeyi kötü olmasa da diğer algoritmalara oranla daha düşük kalmıştır. Tüm yöntemlerin ortak sonucu gelecekte yaşanabilecek ölümle ve yaralanmalı potansiyel kazaların daha çok sabah saat 04:00 ile 08:00 ve akşam saat 16:00 ile 20:00 arasında, Kahramanmaraş il merkezi ve Onikişubat ilçesinde yerleşim yeri içerisinde, Göksun ilçesindeki yerleşim yeri dışındaki eğimli ve virajlı yollarda ve Pazarcık ilçesindeki yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda yaşanma riskinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca meydana gelen kazalarda sürücülerin trafik ve hız kurallarına uymadığı, trafik lambası, trafik levhası, yaya yolu, emniyet şeridi ve banket gibi yol, çevre ve güvenlik ekipmanlarının yetersiz kaldığı belirlenmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022Motivasyonun Örgütsel Bağlılık Üzerine Etkisi: Bir Kamu Kurumu Örneği*
Menteşe, Sabit; Unal, Abdulkadir
Sağlık sektörü günümüzde iş yoğunluğunun oldukça fazla olduğu, yapılan iş açısından ise insan etkisinin hayati önem arz ettiği karmaşık bir hizmet alanıdır. Rutin sağlık hizmetlerinin yanı sıra Pandemi, afet ve benzeri durumlarda iş yoğunluğunu maksimum seviyeye çıktığı bu sektörde, çalışanların motivasyonunun yüksek olması işlerin sağlıklı yürütülebilmesi açısından elzemdir. Bu bağlamda çalışanların motivasyonlarının ölçümü, düşük motivasyon sebeplerinin ortaya konulması ve motivasyona bağlı kişilerin çalıştıkları kuruma olan bağlılıklarının tespit edilmesi, verilecek olan sağlık hizmet kalitesinin artırılmasında oldukça önemlidir. Bu araştırmanın temel amacı, sağlık hizmeti sunan bir kamu kurumunda çalışan idari personelin algılarına göre motivasyonlarının örgütsel bağlılıkları üzerine etkisini incelemektir. Nicel ilişkisel tarama modelinde desenlenen bu araştırmada, veriler “İş Motivasyon Ölçeği” ve “Örgütsel Bağlılık Ölçeği” aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2021 yılında Elâzığ İl Sağlık Müdürlüğünün merkezi idaresinde görevli 750 kurum çalışanından tesadüfi örnekleme yöntemiyle tespit edilen 250 kişi oluşturmuştur. Örgütsel bağlılık ölçeğinin boyutlarının (duygusal, devamlılık, normatif) bağımlı değişken ve motivasyon ölçeğinin boyutlarının (içsel, dışsal) bağımsız değişken olduğu regresyon modellerinin analizi sonucunda, motivasyon boyutlarının en çok duygusal bağlılık üzerinde (%46,9), en az ise örgütsel devamlılık bağlılığı üzerinde (%29,4) açıklayıcı olduğu görülmüştür. Demografik faktörler ile motivasyon ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılan analizlerde, çalışanlarının motivasyonlarının cinsiyetlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı ve çalışanların örgütsel bağlılık düzeylerinin de unvanlarına göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülmüştür.
- MakaleYalnız künye2022The Effect Of Training Given in Birth and Parenting Class on \rPrenatal Attachment and Breastfeeding Self-Efficacy: Example \rFrom Tunceli
Saridogan, Erdinc; Dal, Nursel Alp; Gumussoy, Sureyya; Ozdemir, Cagdas
Aim: The aim of this study is to examine the effect of training given \rin birth and parenting class on prenatal attachment and breastfeeding self-sufficiency.\rMethod: This research is a training intervention study. The sample of the research is consisted of 55 pregnant women. The research \rdata were obtained by using the questionnaire form including sociodemographics and pregnancy-related characteristics, “Prenatal \rAttachment Scale and Breastfeeding Self-Efficacy Scale”. \rResults: It was determined that 49.1% of pregnant women participating in the study are between the ages of 25 - 29 years, 74.5% are \runiversity graduates, 60% are housewives, and 77.7% prefer to have \ra natural birth. It was found that prenatal attachment and breastfeeding self-sufficiency (p ˂ 0.05) of pregnant women increased after \rparticipating in the birth and parenting class.\rConclusion: It has been observed that the trainings given in the \rpregnancy information class are effective in increasing the level of \rattachment and breastfeeding competence.
- MakaleAçık Erişim2022Do healthy lifestyle behaviors affect COVID-19 vaccination attitudes in Generation Z?
Barut, Sümeyye; Baransel, Esra Sabancı; Can, Aylin
This study was carried out to determine the effects of healthy lifestyle behaviors on the COVID-19 vaccine attitude in the Z generation. The descriptive cross-sectional\rstudy was conducted in Turkey using web-based questionnaires, and 510 participants (348 women, 162 men, age 15-24) in the Z generation. The data were collected\rby using Personal Information Form and Health Lifestyle Behaviors Scale-II (HLBS-II). It was determined that 89.4% of the female participants and 85.8% of the male\rparticipants, who participated in the study, had the COVID-19 vaccine. It was determined that 84.2% of the women who had the COVID-19 vaccine received the second\rdose, while 76.3% of the men had the second dose. It was determined that the mean scores of women and men who had COVID-19 vaccine, found the COVID-19 vaccines\rsafe, and believed that it was more beneficial than harm, had higher mean scores from HLBS-II and the difference between the groups was statistically significant (p<0.05).\rAs a result of this study, it was determined that the healthy lifestyle behavior levels of the Z generation have an effective role on the COVID-19 vaccine attitudes during\rthe COVID-19 pandemic process.
AtıfOpenAlex7TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Ortopedi Servisinde Yatan Yaşlıların Sosyoekonomik ve Yaralanma Durumlarına Göre Fiziksel Aktivitelerinin Değerlendirilmesi
Önen, Cihan; Sandıkçı, Muhammed Bahadır
Bu çalışma hastanelerin ortopedi servisinde yatan yaşlıların sosyoekonomik durumları ve\ryaralanma öykülerine göre fiziksel aktivitelerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.\rKesitsel nitelikteki araştırmanın kapsamını ortopedi servisinde yatan 105 hasta\roluşturmaktadır. Veri değerlendirmede 25 soruluk Anket Formu ve Yaşlılar için Fiziksel\rAktivite Ölçeği (PASE) kullanılmıştır. Kadınların, gelir düzeyi düşük olanların, düzenli\ribadet yapanların, 75 yaş üzerinde olanların, okuryazar olmayanların, nitelikli konutlarda\roturmayanların ve medeni durumu dul ile boşanmış olanların istatiksel olarak fiziksel\raktivite puanları daha düşüktür. Yaşlıların %62’si yılda en az bir defa düşmüştür ve bu\rdüşmelerin çoğunluğu yaralanma ile sonuçlanmıştır. Çalışmaya katılan yaşlıların fiziksel\raktivite puan ortalaması ise 99,61’dir. Sosyoekonomik değişkenlerdeki olumsuz\rdeğişimler yaşlıların fiziksel aktivitesine olumsuz yansıyabilmektedir. Düşük\rsosyoekonomik özelliğe sahip yaşlıların daha az fiziksel aktivite yaptığı, bu yaşlıların\rdaha fazla düşme ve düşmeye bağlı yaralanmalarla yüzleştiği bu çalışmada görülmüştür.\rBütün bu olumsuzlarla birlikte düşük sosyoekonomik düzeye sahip yaşlılarda düşmeye\rbağlı meydana gelen yaralanma neticesinde daha fazla ortopedi servisinde yatmaları ve\rbunun neticesinde fiziki kısıtlılıklarının artması fiziksel aktivitelerini daha da\razaltabilmektedir. Uzman önerisi ile fiziksel aktivite yapanlar ve fiziksel aktivitenin\rönemi bilen yaşlıların daha az düşme ile yaralanma öyküsünün olması fiziksel aktivitenin\rbilinçli yapılmasının önemini öne çıkarmaktadır. Başta düşük soyoekonomik düzeye\rsahip yaşlılar olmak üzere her yaştaki yaşlıların fiziksel aktivite bilinci artırılmalıdır.\rYaşlıların fiziksel aktivite puanının düşük olduğu bu çalışmada görülmüştür. Yaralanma\rsonrasında ortopedi servisinde yatılması yaşlıların fiziksel aktivite kısıtlığını\rartırabilmektedir. Yaşlıların durumuna göre uygun aktif ve pasif egzersizler öğretilmeli\rve ihtiyaç halinde sağlık çalışanın desteğiyle yürütülmelidir.\r
- MakaleAçık Erişim2021Doğum sonu depresyonun kişilik özellikleri ile ilişkisi
Okyay, Esra Karataş; Ucar, Tuba; Gökbulut, Nilay; Sunay, Zeliha
Bu araştırma, doğum sonu depresyonun kişilik özellikleri ile ilişkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte olan araştırmanın örneklemini, Haziran-Eylül 2018 tarihleri arasında Malatya’da bir kamu hastanesinin kadın doğum polikliniklerine başvuran, doğum sonu 0-3 ay arasında olan 381 kadın oluşturdu. Veriler yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak; Kişisel Bilgi Formu, Edinburgh Postpartum Depresyon Skalası (EPDS) ve On-Maddeli Kişilik Ölçeği (OMKÖ) ile toplandı. Araştırmada kadınların EPDS toplam puan ortalaması 5,66±4,72 olup, kadınların %14,2’sinde (n=54) depresif semptom varlığı olduğu belirlendi. Ayrıca, doğum sonu depresyon ile OMKÖ alt boyutları olan dışa dönüklük, sorumluluk, duygusal dengelilik ve yumuşak başlılık arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulundu (sırasıyla r=-0,142, r=-0,242, r=-0,251, r=-0,223; p<0,05). Çoklu doğrusal regresyon modeli sorumluluk, duygusal dengelilik ve yumuşak başlılık gibi kişilik özelliklerinin doğum sonu depresyonun önemli belirleyicileri olduğunu göstermiştir (sırasıyla β=-0,286, β=-0,316, β=-0,267; p<0,05). Elde edilen bulgulara göre; sorumluluk özelliği düşük, duygusal dengesiz ve yumuşakbaşlı olmayan kişilik özelliklerine sahip kadınların doğum sonu depresyon açısından riskli gruplar olduğu söylenebilir.
AtıfOpenAlex7TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2021Bir Hemşirelik Bölümünde Öğrenim Gören Öğrencilerin Hemşirelik Bakım Davranışları Algısının Belirlenmesi
Şeker, Sevda Arslan; Gül, Şenay
Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin hemşirelik bakımına ilişkin algılarının ve bakımı etkileyen faktörlere ilişkin görüşlerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı nitelikteki bu araştırmanın örneklemini 2019-2020 eğitim-öğretim döneminde bir üniversitenin hemşirelik bölümünde öğrenim gören, araştırmaya katılmayı kabul eden 142 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın verileri “Tanıtıcı Özellikler Formu” ve “Bakım Davranışları Ölçeği-30 (BDÖ-30)” kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın verileri tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis Analizi ile incelenmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 20.80±1.839 yıl, %56.3’ü kadın ve %59.9’u Anadolu lisesi mezunudur. Öğrencilerin BDÖ-30 puan ortalaması 150.79±21.81’dir. Öğrencilerin cinsiyet ve öğrenim gördükleri sınıflarına göre BDÖ-30 puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Araştırmada öğrencilerin hemşirelik eğitimi sürecinde hemşirelik bakım davranışları algısında artış olduğu, cinsiyet açısından anlamlı farklılıkların olduğu, kadın öğrencilerin puan ortalamalarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Hemşirelik bakımının felsefesi ve öneminin birinci sınıftan itibaren ve cinsiyetçi yaklaşımdan arındırılarak aktarılması önerilmektedir.Anahtar kelimeler: bakım davranışları, hemşirelik eğitimi, hemşirelik bakımı, hemşirelik öğrencisi
AtıfOpenAlex8TR Dizin9
İncele - MakaleAçık Erişim2021Social Marketing in Times of Crisis: A Covid-19 Review
Cevher, Muhammed Fatih
One of the biggest crises in human history; The new coronavirus (COVID-19) which has transformed into a global crisis by affecting people in economic, social and health terms, was reported in Wuhan, China in December 2019. It quickly started to appear in other countries between December 2019 and February 2020. Many negative situations were observed, such as isolation and quarantine, breaks in the supply chain, interruption of education and online education, food and health. Since the period when the crisis was felt intensely, countries formed both national and international cooperation strategies. It is seen that one of the strategies created to reduce the spread of COVID-19 and soften the crisis environment is social marketing. Drawing attention to the importance of social marketing reveals the purpose of the study. The study examines the definition of social marketing, literature review, COVID-19 pandemic; It has been prepared as a compilation article in order to compare, evaluate and interpret the studies on social marketing. It is thought that the Ministry of Health has successfully carried out the pandemic process with social marketing practices. It is thought that the studies to be carried out in the field of social marketing can be supported by qualitative and quantitative analyzes and contribute to new studies in the field of consumer behavior.
- MakaleAçık Erişim2021Pandemi Sürecinde Beden Eğitimi Öğretmenlerinin Motivasyonu ve İş Doyumu
Namlı, Aysel Kızılkaya; Yücekaya, Mehmet Akif
Bu araştırmanın amacı pandemi sürecinde beden eğitimi öğretmenlerinin motivasyonu ve iş doyumunu\rbelirleyebilmektir. Bu amaçla araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini pandemi sürecinde uzaktan eğitimde ders veren 16 beden eğitimi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın analizinde betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre pandemi sürecinde uzaktan eğitim verirken beden eğitimi öğretmenleri etkili zaman geçirememektedir. Bunun sebebi olarak ise yüz yüze eğitim gibi olmadığını ifade etmişlerdir. Beden eğitimi\röğretmenlerinin tamamına yakını uzaktan eğitimde yaptıkları derslerin verimli olmadığını belirtmiştir.\rPandemi sürecinde öğretmen ve öğrencilerin derse katılım isteğinin düşük olduğu ve şartların uygun\rolmaması da araştırma sonuçlarında yer almaktadır. Bu süreçte öğretmenler bunun geçici bir süreç\rolduğunu düşünerek hem kendilerini hem de öğrencilerini motive ettiği belirlenmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin büyük bir çoğunluğunun iş doyumu sağlayamadığı belirlenmiştir. Bu sonuca paralel olarak yine büyük bir çoğunluğunun bu süreçte ek ders kesintisi olmasının kendilerine ve ailelerine\rsorun yarattığını sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex13TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2020Humanitarian Logistics Management After A Disaster: An Earthquake Case
Kuvvetli, Yusuf; Göçmen, Elifcan
Post-disaster relief logistics includes logistics activities in the shortest time. Inventory routing problemshave decided routing decisions considering inventory levels during the planning horizon at minimumcost. In this study, an inventory routing problem for the distribution after the disaster has been proposed.The problem aims the distribution of the supplies needed considering available inventory levels atminimum time. Distribution amount and the routes under the constraints of routing and inventoryamounts for affected people have been decided. An integer programming approach to solve the problemhas been proposed and solved. The proposed model is solved for a case of Van earthquake whichoccurred at 2011 in Turkey. The results from the case study show us that determining the inventory androuting decisions simultaneously can provide less logistic activities. In addition to this, holding inventoryin the central depot can ensure to respond the emergency needs safely and quickly.
AtıfOpenAlex7TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2020Bir Devlet Üniversitesi Hemşirelik Bölümü Öğrencilerinde Malpraktis Eğilimi
Durmaz, Yadigar Çevik; Doğan, Runida
Bu araştirma hemşireliköğrencilerinin tıbbi uygulama hatası eğilimlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı.Araştırmanın evrenini bir devlet üniversitesi hemşirelik bölümü 2.sınıf, 3.sınıf ve 4.sınıf öğrencileri, araştırmanın örneklemini ise bu öğrenciler arasından araştırmaya katılmaya gönüllü öğrenciler oluşturdu. Araştırma verileri 1 Ocak 2018-30 Ocak 2018 tarihleri arasında toplandı(n:322). Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu ve Malpraktis Eğilim Ölçeği kullanıldı. Toplanan veriler;yüzde, ortalama, t-testi, ANOVA ve Pearson korelasyon testleri kullanılarak analiz edildi. Bu çalışma‘agree’adında bir uygulama yönergesi kullanılarak bildirilmiştir (Bkz.Ek.1).Araştırmaya katılan hemşirelik öğrencilerinin Malpraktise Eğilim Ölçeği’ndenaldıkları toplam puan ortalamasının 195,7±24,5 olduğu ve tıbbi hata yapma eğilimlerinin düşük düzeyde olduğu belirlendi. Hemşirelik öğrencilerinin Malpraktis Eğilim Ölçeği’nin alt boyutlarından en az hata eğilimine sahip oldukları alt boyutun “ilaç ve transfüzyon uygulamaları”, en fazla hata eğilimine sahip oldukları alt boyutun ise “düşmeler” olduğu belirlendi. Kadın öğrencilerin malpraktis eğiliminin erkek öğrencilere göre daha düşük olduğu ve meslekten memnuniyet düzeyi arttıkça malpraktis eğiliminin düştüğü belirlendi (p˂0.05).Araştırma sonunda hemşirelik öğrencilerinin malpraktis eğilimlerinin düşük olduğu belirlendi. Bununla birlikte öğrencilerin “düşmeler” hata eğilimi daha yüksek olduğu için bu konuların müfredatta hasta güvenliği ve tıbbi hatalarla ilgili olarak gözden geçirilmesi önerilmektedir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2020Determination of the Compassion Levels of Midwifery Students
Orhan, Ilksen; Yılmaz, Ayşe Nur; Yüksekol, Özlem Doğan; Yıldız, Erman
This research has been carried out to determine the compassion levels of the students studying in the midwifery department. The sampling of the descriptive research has been composed of 267 students studying in the 1st, 2nd, 3rd, and 4th grade of the Midwifery Department. Personal information form and Compassion Scale (CS) have been used for data collection. Percentage, frequency calculations, Anova, t test and post-hoc analysis have been used in the data analysis. It has been determined that the average age of the students participating in the research was 21.08 ± 1.98, 98.1% were single, 60.3% lived in the city center and 95.9% found themselves compassionate. Students' compassion levels has been found to be 101.64 ± 12.41 regarding high level.
AtıfOpenAlex9TR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2019Examining the Reproductive Health Behaviors of Women with Chronic Disease
Serin, Emine Kaplan; Taşhan, Sermin Timur; Duman, Mesude
Aim: This study was conducted to examine the reproductive health behaviors of women with chronic disease. Material and Methods: This descriptive study was conducted between 15 October 2016-15 October 2017 with 160 married women who applied to internal medicine outpatient clinics or were hospitalized in internal diseases clinics of a private hospital in Adıyaman and were diagnosed with at least one chronic disease. During the study period, the total number of women with chronic disease in reproductive age who was applied to the internal medicine outpatient clinics and admitted to the internal clinics was 297. In the study, no sampling was performed and all women who met the sample selection criteria and accepted the study were included in the study. The data were collected using “Participant Information Form”. Percentage, arithmetic mean and standard deviation were used in statistical analysis. The necessary permission was received from the institution where the study was conducted and ethical approval was received from the Non-interventional Clinical Studies Ethics Committee. Results: 88.1% of the women who participated in the study reported that having a disease did not affect their decision of having a child in the future, 40% of them had pregnancy after being diagnosed with the illness, 63.8% of them had shortened the duration of breastfeeding due to their disease, 13.8% of them had a perinatal loss after the diagnosis and 10% of them reported that their sexual life was affected because of their illness. In addition, it was determined that 71.9% of women currently use a modern contraceptive method and 26.5% of women who use modern methods prefer condom. Conclusion: The study results showed that having a chronic disease did not affect the desire of having children, shortening the duration of breastfeeding and the high rate of contraceptive use in women with chronic disease. It is recommended that nurses should be more susceptible to possible reproductive health problems in women with chronic diseases, consider reproductive health problems more carefully and provide the necessary additional health care.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2018Türkiye’de İç Turizm Hareketlerinin Sosyal Ağ Analizi ile İncelenmesi
Eteman, Fatma Sert; Kervankıran, İsmail; Çuhadar, Murat
Dünyada en hızlı büyüyen sektörlerden birisi olan turizmin sosyal, ekonomik ve mekânsal ilişkisi üzerindeki sosyal ağların analizi, sonyıllarda önemi giderek artan bir araştırma konusu durumuna gelmiştir. Küreselleşmenin etkisi ile dünyada her yıl milyarlarca insanınyaşadıkları mekânlardan başka mekânlara olan yer değiştirme hareketi kurulmuş ağlar üzerinden gerçekleşmekte, dolayısı ile sosyalağların insanların birbirleri ile olan ilişkileri yanında mekânsal boyutunun da olduğu bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, turizmcoğrafyası perspektifinden Türkiye’de iç turizme yönelik bölgeler arası seyahat akışının mekânsal görünümünü sosyal ağ analizi ileincelemektir. Çalışmada Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2015 yılına ait Düzey 1 istatistiki bölge birimlerine göre HanehalkıYurt İçi Turizm Araştırması verileri kullanılmıştır. Veriler ağ analizine uygun olarak bölgelere göre matris şeklinde düzenlenmiş veverilerin analizi NodeXL ve Ucinet programı ile yapılmıştır. Gerçekleştirilen analizler neticesinde, bölgeler arası yurt içi ziyaretçiağının heterojen bir yapıya sahip olduğu, 2015 yılında olası bağlantıların tamamı gerçekleştiği için “tam ağ” yapısına eriştiği, TR1Bölgesi dışındaki diğer bölgelerin kendi içerisindeki seyahatlerin bölgelerarası gerçekleşen seyahatlere oranla daha fazla olduğu veziyaretçi akışının mekânsal görünümünün ülkenin genel ekonomik ve sosyal örüntüsüne benzerlik göstererek batı bölgelerindeyoğunlaştığı gözlemlenmiştir. Türkiye turizminin en önemli hedefleri arasında turizm faaliyetlerinin tüm yıla ve bölgelere yayılmasıyer almasına rağmen, bölgelerarası seyahatlerin gerek çıkış gerekse varış bölgelerine göre oluşturulan ağ grafiklerinde, bölgeselgelişmişlik farklılıklarına benzer bir şekilde, ülkenin batısı ile doğusu arasında önemli farklılıklar görülmektedir.
AtıfTR Dizin23
İncele - MakaleYalnız künye2017Practices developed towards safer internet use in turkey
Yılmaz, Türkan Karakuş; Aslan, Alper
In many countries, studies and practices have been developed to minimize the Internet risks for children and at the same time maximize the opportunities presented by the Internet. In Turkey, many studies and practices have been done for safe internet use. It is important to evaluate the studies carried out together, in order to obtain the desired results from studies. In this context, the studies on safe Internet use in Turkey have been tried to be classified. Thus, it is aimed to establish an important point of reference in the planning of similar practices planned to be done with a general perspective of the studies carried out. Qualitative research methods were utilized in the study. During the data collection process, document review and individual interviews were conducted. At the end of the document review, awareness raising seminars, activities, awareness and promotion campaigns, printed and visual materials, notice lines, technical and legal measures are the practices made in order to ensure safe internet use of especially children and young people in Turkey. The studies carried out are usually performed within a single institution or organization. In addition, studies are carried out across the country in a number of specific regions or pilot provinces.
AtıfTR Dizin11
İncele - MakaleYalnız künye2016A Conservative Neoliberal Approach of Conciliating Work and Family Life
Gün, Servet
Conciliating work and family life has been a popular approach viewed as an ideal solution to eradicate inequalities resulted from gender issue in western countries for 30-40 years. Showing different features in different societies by their unique societal environment, this approach is a relatively new phenomenon in Turkey. It was not until the year 2010 these kinds of policies for conciliating work and family life had been known in Turkey. Now there are some regulations to balance work and family life. Framed by the Program for Protecting Family and Dynamic Population Structure, conciliating work and family approach has been included in pro-natalist policies. This paper evaluates the policies aimed at conciliating work and family life by examining regulations, official texts and other documents and questions whether these policies can balance work and family life or not. To what extent do these policies achieve gender equality? From a political economy point of view we can argue that this approach fosters patriarchal division of labour in the households and also leads to flexible working
AtıfTR Dizin3
İncele









