Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Derleme MakaleYalnız künye2013Scopus SJRQ4
    Gıdaların coğrafi işaretlenmesi

    Aktaş, Rind Kürşat; Dikici, Abdullah; Koluman, Ahmet

    Geleneksel gıdaların üretiminde sürdürülebilirliğin en önemli teminatlarından birisi ürünlerin coğrafi etiketlenmesidir. Coğrafi etiketleme, Avrupa Birliği (AB) üyesi ve aday ülkelerde yaygın olarak işleme konulmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, birçok farklı ürünü ile coğrafi etiketleme işlemlerine başlamıştır. Dünyada yeni önem kazanan coğrafi işaretlemenin ülkemizde de yaygınlaşması için, farkındalığın oluşturularak biran önce geleneksel ürünlerimizde coğrafi etiketlenmiş ürün sayısının arttırılması gerektirmektedir.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013
    Kriminoloji teorileri ile Beyoğlu Rapsodisi'ne dokunuş

    Demir, Murat Cem

    Bu çalışmada, suç sosyolojine ait üç kuramın temel varsayımları dikkate alınarak, çağdaş Türk Edebiyatının başarılı yazarlarından Ahmet Ümitin Beyoğlu Rapsodisi adlı kitabı incelenecektir. Burada kitabın edebi bir eleştirisi yapılmayacaktır daha doğrusu bir eleştiriye gidilmeyecektir. Amaçlanan, metnin içinde bulundurduğu zengin materyalin, kuramlarca didiklenmesi, kuramlara referans oluşturmasıdır. Aslında, metinde anlatılanların, sahanın temsili olarak düşünülmesi ve kuramlarla açıklanmaya çalışılması, bir biçimde kurgu ile gerçekliğin özdeşleştirmesidir. Sıkıntıları içinde barındıran bu süreç, sosyal düzensizlik, anomi ve gelişimsel kriminolojinin kavramları ile aydınlatılmaya çalışılacak, kitaptaki olaylar bu kuramlarla anlamlandırılacaktır. Bu kuramlardan ilki, toplumsal düzensizlik adıyla anılır.Bu kuram, şehri bir ekosistem olarak düşünüp, Darwinin, vahşi yaşam nosyonunu kentintoplumsal örüntüsünü açıklamakta kullanmıştır. Göç, yoksulluk, marjinalleşme ve suç, şehir yaşamının fenomenleridir. Beyoğlu çevresi ve orada yaşanılanlar bu kuramın kavram setleri ile anlaşılmaya çalışılmıştır. İkinci kuramımız ise gelişimsel kriminoloji teorisidir. Bu kuram failin yaşam pratiği ile suça bulaşma anı arasında dönemsel bir ilişki olduğunu iddia eder. Yaş değişkeni ile suç ve suç türleri arasında kurulan bu ilişki, romana uyarlanarak, cinayet faillerinden birisinin yaşam kesiti anlaşılmaya çalışılmıştır. Son olarak ise suç ve sapmayı açıklamada anomi teorisine başvurduk. Anomi teorisi engellenme, gerilim ve baskı sonucu, bireylerin hedeflerine ulaşmada nasıl suç ve sapmaya meylettiklerini anlamaya çalışır. Bu kuramı, kurgunun iki farklı kişiliğini resmetmek için kullandık.

  • MakaleYalnız künye2013
    Vatandaşların belediye hizmet kalitesi algılamaları üzerinde belediye başkanlarının liderlik (Hükümdar/hizmetkâr) özelliklerinin belirleyiciliği: TRB - I Bölgesi örneği

    Demirel, Erkan Turan; Düsükcan, Muhammet; Derin, Neslihan; Yatkin, Ahmet; Çakınberk, Arzu; Güven, Mehmet

    Bu çalışmanın amacı, vatandaşların belediye hizmetlerinin kalitesini nasıl algıladıklarının ve bu kalite algılaması üzerinde belediye başkanlarının liderlik özelliklerinin belirleyiciliğinin tespit edilmesidir . Araştırmanın evrenini, TRB - Ibölgesinde yer alan il merkezi belediyelerinin sınırları içerisinde yaşayan seçmenler oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Sonuç olarak, hizmetkâr liderlik ile belediye hizmetlerinin kalitesi arasında güçlü ve pozitif bir ilişki bulunmuştur.Hükümdar liderlik ile belediye hizmetlerinin kalitesi arasında ise zayıf ve negatif bir ilişki bulunmuştur.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013
    According to the views voter the municipal service quality: A scale development study

    Düsükcan, Muhammet; Derin, Neslihan; Yatkin, Ahmet; Çakınberk, Arzu; Demirel, Erkan T.; Güven, Mehmet

    The purpose of the present study is to provide the literature of Turkish local politics with a scale for measuring municipality service quality. The universe of the study consists of electors, who live central cities located in the TRB-1 region. Firstly, a pool of items was formed for the scale. The raw data obtained from the pilot application were analyzed with descriptive tests, a reliability test, an item-total correlation test , a lower-upper 27% difference test and confirmatory factor analysis. As a result, the scale was found to be valid and reliable.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleYalnız künye2013
    Aquatic model organisms and their use in biotechnology

    Aksakal, Ercüment; Kutluyer Kocabaş, Filiz

    Model organisms are preferable species to study biological phenomena due to their features that they can be produced in vitro easily and maintained continuously and they have short generation intervals and some experimental advantages. Compared to human genome, model organisms, which have very high homology and small genome size, can be used in experiments that have been impossible to study on human beings. In recent years, aquatic model organisms such as zebra fish (Danio reiro), medaka fish (Oryzias latipes) and puffer fish (Fugu rubripes) are used as model organism. In this review, information on aquatic model organisms and their utilitiy in biotechnological researches are presented

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013
    Kars vilayetine Ermeni Göçü (1878-1914)

    Badem, Candan

    Bu makale 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından Rusya'ya ilhak edilen üç sancaktan Çıldır ve Kars sancaklarında Rus hükümetinin kurmuş olduğu Kars askeri vilayetine (oblast) Anadolu'dan gelen Ermeni nüfusun göçünü ve Rus hükümetinin adı geçen vilayetteki iskan politikasını konu almaktadır. Çalışma Türk tarih yazımında genel kabul gören yaklaşımın aksine Rus çarlık hükümetinin Kars vilayetinde Ermenilerin iskanına sıcak bakmadığını savunmaktadır. Rus hükümeti 1890'lardaki “Ermeni iğtişaşatı” sırasında Anadolu'dan kaça- rak Kars vilayetine gelen mülteci (kaçkın) Ermenileri geri alması için Babıali'ye başvurmuş ancak Sultan Abdülhamid onları geri almamakta diretmiştir. Böylece Rus hükümeti sonunda Osmanlı İmparatorluğu'ndan büyükçe bir Ermeni mülteci nüfusunu Kars oblastına kabul etmek zorunda kalmıştır.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013
    Yoksulluğun 1-4 yaş grubu çocuklarda hastalanma sıklığı üzerine etkileri

    Karataş, Belkıs; Gürarslan Baş, Nazan

    Amaç: Araştırma, Yoksulluğun 1-4 yaş grubu çocukların hastalanma sıklığı üzerine etkilerini incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırmanın evrenini, Muş ili sınırları içinde sosyoekonomik düzeyi en düşük olan Yeşilyurt Mahallesi ve sosyoekonomik düzeyi en iyi olan Kültür-2 Mahallesinde ikamet eden 1-4 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek ve düşük olan mahalleler arasında hastalanma sıklığı bakımından %30’luk bir fark olacağı kabul edilerek, formülle hesaplanmış 260 çocuk oluşturmuştur. Anket formları 1-4 yaş grubu çocuğu olan annelere ev ziyareti yapılarak, yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak doldurulmuştur. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde, sayı, yüzde ve ki-kare testi kullanılmıştır. Bulgular: Yeşilyurt mahallesindeki çocukların %16.9’unun yılda 3 kez kulak enfeksiyonu, %20.9’unun 5 kez ve daha sık ishal-kusma, %19.5’inin 5 kez ve daha sık idrar yolu enfeksiyonu geçirdiği, Kültür-2 mahallesindeki çocukların ise, %89.3’ünün yılda 1 kez kulak enfeksiyonu, %62.9’unun 1-2 kez ishal-kusma, %90.0’nının ise yılda 1-2 kez idrar yolu enfeksiyonu geçirdikleri tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç: Sosyo-ekonomik düzeyi düşük mahallede yaşayan çocukların, daha fazla ve daha sık hastalandıkları tespit edildiğinden, ebe/hemşirelerin özellikle sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan bölgelerde yaşayan çocukları belirleyerek sık takip etmeleri önerilmektedir.

    AtıfTR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013
    Mülksüzleşme süreci bağlamında bir köy monografisi

    Gün, Servet

    Askeri bir stratejinin uzantısı olarak alanda hâkimiyeti sağlamak amacıyla gündeme ge- tirilen ve ağırlıkla 1990’ların ortalarında uygulanan yeniden iskân politikası, bir milyonun üzerinde insanın zorla yerlerinden edilmesine neden olmuş yakın tarihimizin önemli “toplu sürgün” olaylarından biridir. Binlerce aile plansız, çoğunlukla birkaç gün içinde ve zorla büyük kentlere göç ettirilmiştir. Köylerinden zorla göç ettirilenlerle ilgili çalışmalar bugüne kadar ağırlıklı olarak mese- leye “Kürt sorunu” bağlamında yaklaşmışlardır. Meselenin “Kürt Sorunu” gibi etno-politik bir boyutunun olmasının yanında; göç-mülksüzleşme ve proleterleşme bağlamında belirgin bir de “sınıf boyutu” vardır. Bu boyut bugüne kadar çok fazla öne çıkarılmamış ve incelen- memiştir. Bu temel gerekçeyle, çalışma, 25 yıldır süren “iç savaş”tan kaynaklanan ve köyle- rinden zorla göç ettirilen köylülerin mülksüzleşme ve proleterleşme süreçlerini aydınlatmak üzere bir köy araştırmasına dayanmaktadır. Araştırmayla, “kent yoksulluğu” olarak ifade edilen olgunun bugünkü aritmetiğinde 1990’ların mülksüzleştirme uygulamalarının etkisi ile kent yoksullarının toplumsal kimliği sorularına yanıtlar aranmaktadır. Sonuç olarak, elimizdeki çalışma her ne kadar 90’ların orta- larında uygulanan yeniden iskân politikası sonucu Tunceli’nin merkez köylerinden biri olan Müşkirek Köyü’nün mülksüzleşmesine ve yoksullaşmasına özel olarak ışık tutuyorsa da; genel olarak bahsedilen dönemin politikaları sonucu yerlerinden edilen milyonların sınıfsal dönüşümleri hakkında da fikir üretmektedir. Açık uçlu sorulardan oluşan ve nitel görüşme tekniği kullanılıp alanın bilgisine müracaat edilerek gerçekleştirilen çalışmamız, “kent yok- sulluğu” olarak kristalize olan sorunun çözümüne dair bir iki öneri sunmaktan da doğaldır ki imtina etmemektedir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013
    Sultani çekirdeksiz üzüm çeşidinin farklı amerikan asma anaçları ile aşı tutma oranının belirlenmesi

    Sanyürek, Nesrin Karaca; Çakır, Atilla; Söylemezoğlu, Gökhan; Baral, Çağrı; Sidfar, Mina

    Özet: Bu araştırma, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümünde 2008 ve 2009 yılları arasında yapılmıştır. Denemede Sultani çekirdeksiz üzüm çeşidinden alınan aşı kalemleri ile 8 Amerikan asma anacı (1616C, 1103P, 140Ru, 110R, 99R, 41B, 5BB ve SO4) dan alınan çelikler kullanılmıştır. Masa başında omega aşı makinesiyle aşılama işlemi gerçekleştirilmiştir. Denemede; gözde sürme, kallus oluşumu, dip kök ve boğaz kök oluşumu tespiti yapılmıştır. 8 Amerikan asma anacı ve Sultani Çekirdeksiz üzüm çeşidinin kullanıldığı bu çalışmada boğaz kök oluşumu yüzdesi % 59.38 ile en yüksek SO4 anacında gerçekleşirken bunu % 37.50 ile 41B ve % 33.34 ile de 1616C anaçları izlemiştir. En düşük boğaz kök oluşumu ise % 13.54 ile 5BB anacında gerçekleşmiştir. Dip kök oluşumu bakımından en yüksek değer % 95.84 ile 110R anacında gözlenirken bunu % 71.88 ile 99R ve % 68.78 ile de SO4 anaçları izlemiştir. En düşük dip kök oluşumu ise % 27.09 ile 1616C anacında gerçekleşmiştir. Süren göz sayısı bakımından en yüksek değeri % 47.92 ile 41B anacında gözlenirken, en düşük süren göz % 27.08 ile 1616C anacında gerçekleşmiştir. Çepeçevre kallus oluşumu yüzdesi % 82.29 ile 5BB anacında gerçekleşirken, en düşük çepeçevre kallus oluşumu % 4.8 ile 99R anacında gerçekleşmiştir. Yapılan söz konusu çalışma sonucunda dip kök oluşumu, boğaz kök oluşumu, süren göz sayısı ve çepeçevre kallus oluşumu bakımından en yüksek değerleri uygulama sırasıyla, SO4, 110R, 41B ve 5BB Amerikan asma anaçlarından elde edilmiştir.

    AtıfTR Dizin14
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013
    Russia’s Caucasus and Central Asia politics during the past decade as part of its threat perceptions

    Güneş, Ergin

    This article analyzes the Caucasus and Central Asia politics of Russia in the axis of Russia&amp;#8217;s threat perceptions between the years 2000-2013 within the framework of the neorealist theory. Thanks to its energy reserves, Russia increased its power sources in domestic policy and in foreign policy strengthened its military, economic and political structures. Thanks to regional cooperation, local support and effective policies, Russia struggles more influentially against factors that endanger its security such as radical Islam and drug trafficking and could stop NATO&amp;#8217;s gaining ground in these regions. As a result, Russia&amp;#8217;s influence in the Caucasus and Central Asia has increased thanks to using the neorealist theory, while that of the USA has decreased.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013Scopus SJRQ3
    Triploit ve diploit dere alabalıklarında (Salmo trutta fario L, 1758) büyüme performansı, gonat yapısı ve eritrosit boyutunun karşılaştırılması

    Kizak, Volkan; Türel, Murat; Güner, Yusuf; Kayim, Murathan

    The aim of this study was to compare growth, gonadal structure and red blood cell sizes of triploid and diploid brown th trout (Salmo trutta fario). Triploidy was induced by providing a heat shock treatment to the fertilized eggs. From the 18month post-fertilization triploid (TBT) and control diploid (CBT) brown trout groups were investigated up to 32 nd month. Survival, specific growth rate, feed conversion ratio, condition factor, relative growth rate, absolute growth rate, gonadosomatic index, hepatosomatic index and carcass yield were determined in both groups. It has been determined that the triploid fish showed greater live weight than diploid fish despite the difference was not significant (P&gt;0.05). In triploid group triploidisation success was obtained as 95% and male/female ratio was found as 44.4-55.6%. The red blood cells were significantly larger in triploids than diploid ones (P&lt;0.05). Regarding histological section of gonads, triploidy resulted in reduced gonadal development in female, while triploid males seem to exhibit normal gonadal development. Our results suggest that since triploid females could grow more than males, the growth performance studies on triploid brown trout should be performed with all-female stocks under fish farming practices especially for the production of large size trout.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013Scopus SJRQ3
    Effects of humic acid on liver and kidney toxicity induced by cadmium in brown Trout (Salmo trutta fario, L)

    Atamanalp, Muhammed; Oruc, Ertan; Arslan, Harun; Alak, Gonca; Ceyhun, Saltuk Buğrahan; Saglam, Yavuz Selim; Uçar, Arzu; Çelebi, Fikret; Topal, Ahmet

    Bu çalışma kahverengi alabalığın karaciğer ve böbrek dokularında, kadmiyum stresi üzerine humik asitin histopatolojik ve biyokimyasal etkilerini tespit etmek amacıyla yapıldı. Balıklar aşağıdaki gibi dört gruba ayrıldı ve yedi gün kimyasallara maruz bırakıldı: kontrol (C), kadmiyum (2 ppm) (Cd), humik asit (5 ppm) (HA) ve humik asit + kadmiyum (Cd+HA). Deneysel periyodun sonunda, bütün balıklardan histopatolojik inceleme ve antioksidan enzim tespiti (glutatyon peroksidaz, süperoksit dismutaz) ve malondialdehit (MDA) düzeyleri için karaciğer ve böbrek örnekleri alındı. Kadmiyum stresine maruz kalan balıkların dokularında GPx ve SOD aktiviteleri kontrol grubundan daha düşüktü (P<0.05). Kadmiyuma maruz kalan gruplarda MDA düzeyleri arttı fakat humik asitle kadmiyum alan balıkların karaciğerinde MDA düzeyleri normale döndü (P<0.05). Ayrıca kadmiyum ile indüklenmiş histopatolojik değişiklikler humik asitle azaldı. Bu sonuçlar, humik asitin kadmiyum toksisitesini önleyebileceğini destekliyor.

  • MakaleYalnız künye2013
    A sociological analysis of de pendency of high School students perception of nationalism and Heroism on gender and school type

    Sungur, Hasan; Yıldız, Mehmet

    History lessons and textbooks are the fastest and most efficient tools thatshape and transmit social values. Nationalism is one of the major notionsthat state includes in the official history . Schools are the maininstruments of the cultivation of nationalism through the use of heroism.This study is aimed to examine the differences among high schoolstudents perception of nationalism and heroism, focusing on thedifferences that have a meaningful correlation with gender and schooltype. For this purpose a test was executed to 628 students from differenthigh schools in Turkey. Data were collected by a test which was createdafter researching on the issue. Acc ording to the results of the research, itis found that male students and state school students have morenationalist values than female students and private school students.

  • MakaleYalnız künye2013
    Tanzimat Döneminde Kudüs ve Çevresinde Avrupalı Devletlerin Nüfuz Mücadelesinden Bir Kesit: Hristiyan Cemaatlerin İmar Faaliyetleri

    Satış, İhsan

    Kudüs, üç monoteist dinde kutsal kabul edilen bir şehir olup, tarih boyunca jeopolitik konumundan ya da ticari öneminden değil, kendisine atfedilen kutsiyet ile ön plana çıkmıştır. Ancak XIX. yüzyılda Avrupalı devletler, Osmanlı toprakları üzerindeki çıkarları gereği kendilerine yakın olan Hıristiyan cemaatlerini himaye etmiş ve şehri dini bir hüviyetten siyasi bir hüviyete sürüklemişlerdir. Avrupalı devletler, şehirde bir yandan kendi kurumlarını kurarken bir yandan da Hıristiyan cemaatlerin imar faaliyetlerini finanse etmişlerdir. Bu dönemde dini himayenin siyasi önemini anlayan İngiltere, Prusya ile birlikte Osmanlı topraklarında bir Protestan kilisesinin kurulması için yoğun bir faaliyet içine girmiş; 1841de Kudüs Protestan Piskoposluğu ve 1845te de Kudüste bir Protestan Kilisesi kurulmasını sağlamıştır. Hıristiyan cemaatlerin imar faaliyetleri İbrahim Paşanın Filistine hâkim olduğu yıllarda başlamış olup, Tanzimat Fermanıyla birlikte yoğunlaşmıştır. Fermanın getirdiği ilkeler neticesinde Kudüs\\\\\\'teki Hıristiyan cemaatler, yeni kilise inşa etmek ve var olanları onarmak istemişlerdir. Bu çalışmada, Tanzimat döneminde Avrupalı devletlerin siyasal amaçlarını gerçekleştirmek için Kudüs ve çevresinde dini imar faaliyetleri, Osmanlı Devletinde kilise inşa ve onarım prosedürü ve son olarak devletin yeni kilise inşa teklifleri karşısındaki tavrı ele alınmaya çalışılmıştır.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013
    Present status of fisheries in iran

    Aksu, Önder; Karimpour, Mohammad; Abdolmalaki, Shahram; Khanipour, Ali Asghar; Harlıoğlu, Muzaffer Mustafa

    Bu derleme İran'daki balıkçılığın günümüzdeki durumunu açıklamaktadır. İran balıkçılığı Hazar Denizi, Güney Denizleri (Pers Körfezi, Umman Denizi ve Hint Okyanusu), iç su kaynaklarında yapılan balıkçılık ve yetiştiricilik faaliyetlerini içermektedir. İran'daki balık üretimi 1997'de 400000 tondan, 2008'de 562000 tona ulaşmıştır. Bununla beraber, bu değer 1997 ile 2008 yılları arasında yıllık ortalama 451.189 ±66.625 ton arasında olmuştur. Hazar denizindeki en önemli balık türleri; kutum (bir sazan türü, Rutilus kutum), kefal, mersinbalığı ve hamsidir. Ton balığı ise güney denizlerinde yoğun olarak görülen bir türüdür. Çin sazanı ve gökkuşağı alabalığı tatlısu ve kültür balıkçılığındaki en önemli balık türleridir. Hazar denizinin av kompozisyonunun önemli bir bölümünü kemikli balıklar ve mersin balıkları oluşturmaktadır. Ayrıca, bu balık türleri su kaynaklarına stoklama amacıyla üretilen yavru balık üretiminin de temelini oluştururlar. Son yıllarda İran'da hem kültür balıklarının üretiminde ve hem de balıkçılık endüstrisinde bir artış yaşanmaktadır. Örneğin, yavru ve parmak boydaki balık üretimi 1997 ve 2008 yılları arasında yıllık ortalama 541.874 ±254.450 milyon olmuştur. Kutumun yavru ve parmakboydaki üretimi yıllık ortalama 182.731 ±42.699 milyon ile en fazla olan tür olmuştur. 1997 den sonra, karides post larva üretimi yıllık ortalama 524.2 ±349.9 olarak gerçekleşmiştir. Bununla birlikte, İran'da 1997 yılından sonra kişi başına tüketilen yıllık su ürünleri miktarında ve ihraç edilen su ürünlerinin yıllık ortalama miktarında artış görülmüştür

  • MakaleYalnız künye2013Scopus SJRQ3
    Antioxidant activity, total phenolic and flavonoid content of water and ethanol extracts from achillea millefolium l

    Türkoğlu, Semra; Keser, Serhat; Çelık, Sait; Türkoğlu, İsmail; Ökkeş; Yılmaz, Okkes; Yilmaz

    Achillea millefolium (Asteraceae, yarrow) has been used in folk medicine against several disturbances including skin inflammations, spasmodic and gastrointestinal disorders. In this study, ethanol and water extracts were prepared from A. millefolium flowers, leaves and seeds. Antioxidant activities were measured by ferric thiocyanate method, and H2O2radical scavenging activity assays and phenolic compounds and flavonoid contents of A. millefolium extracts were also determined. In conclusion, extracts of A. millefolium flowers, leaves and seeds had effective H2O2radical scavenging activity, total antioxidant activity, and these antioxidant activities were compared with BHA and ?tocopherol as reference antioxidants

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • Proje2013
    Küresel optimizasyon için yapay kimyasal reaksiyon algoritması geliştirme

    Özer, A. Bedri; Yaman, Mehmet; Yasyerli, Sena

    -

  • MakaleYalnız künye2013
    Toplumun kadın şaire bakışı

    Yesilyurt, Turkan

    Türk ve dünya şiirinde kadın şairler dünden bugüne süren edebiyat yolculuklarında farklı engellerle karşılaşmışlardır. Kadınlara dolayısıyla kadın şairlere üniversitelerin kapıları uzun süre açılmamıştır. Virginia Woolf, kadınların üniversite eğitimi görememelerini eleştirir. İnas Darülfünûnunun (Kadınlar Üniversitesi) ilk mezunlarından birisi olan kadın şairlerimizden Şükûfe Nihal da evliliğin devamına engel teşkil ettiği gerekçesiyle Darülfünuna kaydı yapılmadığından ilk eşinden ayrılmıştır. Üst sınıfa mensup Şükûfe Nihali n tersine yoksul bir evde doğan Yaşar Nezihe ise eğitim hayatını ancak bir yıl sürdürebilmiştir. Okul çağına geldiğinde okumasına izin vermeyen babasından gizli olarak okula devam etmiş; ancak bu durumu öğrenen babası kendisini evden kovmuştur. Ahmet Rasim okuyan kadınlara, toplumda, şüpheyle bakıldığını ifade eder. Kuşkusuz okuma-yazması istenmeyen kadınların şiir yazması hiç hoş görülmeyecektir. Trabzonlu Şair Fıtnat Hanımın ilk eşinin kendisini şiir yazmayı yasakladığından yakınır. Leylâ Hanımın şair Feride Hanımla ilgili bir hatırası şiir ve edebiyatla ilgili kadınları yalnız bazı erkekler değil aynı zamanda bazı kadınlar da yadırgadığını gösteren örneklerden biridir. Ne okuması ne de yazması tercih edilen kadınlar aşkı yazmaya kalkınca tehlikeli bir alana girmiş olacaklardır. Gerçekten de aşk konusunda yazan kadın şairler; aile, akraba ve edebiyat çevrelerinin tepkilerine maruz kalmışlardır. Aile ve edebiyat çevrelerinin kadın üzerinde oluşturduğu baskı sebebiyle kadınlar aşk üzerine yazarken dış sansürden daha önce oto sansürleriyle baş etmek zorunda kalmışlardır. Trabzonlu Fıtnat Hanım, şair kadınların aşklarını söylemekten çekindiklerini ifade eder. Kamuoyunun tesirini acı bir biçimde yaşayan şairlerden biri de İranlı şair Furûğ Ferruhzadtır. Bir şiiri yüzünden çıkan dedikodu nedeniyle babaevini terk etmek zorunda kalmıştır. Necati Bey, kendisine nazire yazan Mihri Hatunu edepsizlikle itham etmiştir. Gerçekten de kadın şairler daha baştan erkek edebiyatçılar tarafından görülmek istenmez. Ahmet Rasim de Mihrünnisa Hanımın bir şiirini okuduğunda bu şiiri bir kadının yazmış olabileceğini kabul etmek istemediğini itiraf eder. Ellen Moers edebî hayatın alışverişlerinin edebiyatı nasıl beslediğini, bu alışverişin dışında bırakılan İngiliz ve Amerikan kadın edebiyatçıların nasıl acı çektiklerini dile getirir. İngiltere ve ABDnin tersine XVII. yüzyıla kadar Fransada kadın edebiyat ve toplum yaşamında bir geleneğe yaslanmıştır. Buna rağmen Moliere de Gülünç Kibarlar adlı eserinde bir kadın edebiyat çevresini yergi konusu yapmıştır. Bütün engellere rağmen yazmaktan vazgeçmeyen kadın şairlerin çoğu ise hak ettikleri ilgiyi görememiş; gerektiği gibi değerlendirilmemiştir. Şair Şeref Hanım kadın şairlere yapılan haksızlığı şiirlerinde gözler önüne sermiştir. Aslında sorun kadın ya da erkek değil, şair olmak merkezinde toplanmalıdır. Kuşkusuz bütün ayrımcı yaklaşımlara karşı durmak gerekir. Ancak, kadınların başka alanlarda olduğu gibi şiir dünyasında da açık veya gizli bir biçimde engellendiği tarihsel bir gerçektir.

  • MakaleYalnız künye2013
    Toplum yararına çalışma programı: İşsizlikle mücadelede yeni bir yöntem mi?

    Gün, Servet

    İşsizlik veya yoksullukla mücadelede yeni bir yöntem olarak kamuoyuna sunulan Toplum Yararına Çalışma Programını merkeze alarak tartışan bu çalışma; Programın müstakil bir proje olmadığı kabulünden hareketle onu yaslandığı paradigma içerisinde kavramaya çalışmaktadır. Bu yaklaşım çerçevesinde, öncelikle büyük resme bakılmakta; bir bakıma sosyal devlet ve enstrümanlarının değişen özelliklerinin izleri sürülmektedir. Yeni dönemde piyasayla ilişkileri bağlamında devletin pozisyonu değişmekte; artık piyasayla uyumlu, kolay- laştırıcı, etkin devlet olma yönünde bir değişim yaşanmaktadır. Bu yeni dönem, sosyal politika disiplininin paradigmasını da kaydırmakta; geleneksel sosyal politika anlayışından köklü bir kopuş yaşanmaktadır. Yok- sullukla mücadelede tarihsel bir deneyim olan İngiliz Yoksul Yasalarını birçok açıdan hatırlatan Toplum Yararına Çalışma Programı, bu özelliği dolayısıyla yoksullukla ve işsizlikle mücadelede tarihsel bir geriye gidişi temsil etmektedir. Batılı ülkelerde çalıştırmacılık (workfare) kavramıyla yaygınlaşan bir paradigmanın Türkiye formülasyonu olarak yapılandırılan Toplum Yararına Çalışma Programını, bu çalışma kapsamında nitel görüşme tekniklerine uygun olarak Tuncelide yaptığımız saha çalışmasıyla betimlemeye çalıştık.

    AtıfTR Dizin13
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013Scopus SJRQ3
    EFFECT OF THE PRESENCE OF PHOSPHATE BASED FERTILIZER ON METAL REMOVAL CAPACITY OF NATIVE BIORETENTION MATERIALS

    Demir, Veysel; Bin-Shafique, Sazzad

    Batch tests were conducted on several Texas native bioretention media to estimate the removal capacity of lead and copper from contaminated water and to understand the effect of the presence of phosphate (due to application of phosphate based fertilizers in the watershed) on metal removal. The results show that the 77% of lead and 58% of copper precipitated as the phosphate added to the contaminated water even before adding any media. Cedar mulch and hardwood mulch performed best and removed 99.2% of lead and 97.5% of copper from aqueous solution. When phosphate was added, removal increased to 97.8% for copper and 100% for lead (under detection limits). The removal capacity of metals was with the order of cedar mulch > hardwood mulch > pine mulch > sawdust > loam soil > silica sand. The leaching of metals from the media was much lower than the original solution and decreased when phosphate was added.

    AtıfWoS2
    Web of Scienceİncele