Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Akkurt, Nevzat(31)
- Gul, Muhammet(11)
- Yucesan, Melih(11)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(7)
- Serdar, Osman(7)
- Tanyol, Mehtap(7)
- Torğut, Gülben(7)
- Utku, Anıl(7)
- Xu, Qian(7)
- Aksu, Önder(6)
- Alataş, Mevlüt(6)
- Kocabaş, Mehmet(6)
- Xiong, Yaxuan(6)
- ALMisned, Ghada(5)
- Akmaz, Düzgün(5)
- Alp Dal, Nursel(5)
- Aslan, Naim(5)
- Dal, Nursel Alp(5)
- Du, Yanping(5)
- Eldin, Sayed M.(5)
- Guler, Omer(5)
- Ince, Muharrem(5)
- Qiang, Yujie(5)
- Say, Yakup(5)
- Tekin, H.O.(5)
- Topal, Murat(5)
- Yildirim, Numan(5)
- Yilmaz, Ersen(5)
- Zengin, Gokhan(5)
- Zhang, Hui(5)
- Aksakal, B.(4)
- Basgoz, Oykum(4)
- Can, Umit(4)
- Etli, Serkan(4)
- Ezer, Tülay(4)
- Güler, Ömer(4)
- Pekdemir, Mustafa Ersin(4)
- Pıhtılı, Güzin(4)
- Susam, Selim Orhun(4)
- Tasar, Neslihan(4)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Sentetik olarak hazırlanmış evsel atıksuyun Phanerochaete chrysosporium ile biyoiyileştirilmesi
Gözde Ergüven
Bu çalışma ile P. Chrysosporium beyaz çürükçül mantarı kullanılarak sentetik olarak hazırlanmış evsel atıksudaki kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ), Toplam Organik Karbon (TOK), Toplam Azot (TN), Toplam Fosfor (TP) gibi önemli bazı çevresel parametreler bazında elde edilen giderim verimleri araştırılmış ve Kentsel Atıksu Arıtım Yönetmeliği' ne göre biyoremediasyon sonuçlarının uygun olup olmadığı belirlenmiştir. Çalışma statik 1/1, 1/5 ve Dinamik 1/1, 1/5 seyreltme oranlarında yürütülmüş olup toplmda 11 gün sürmüştür. Çalışma sonucunda en yüksek giderim verimleri 1/5' lik dinamik ortamda KOİ, TOK, TN ve TP için sırasıyla %84, 81, 73 ve 56 olarak bulunurken, en düşük giderim verimleri ise %48, 33, 31 ve 45 olarak statik 1/1' lik ortamda saptanmıştır. Çalışma sonuçlarına göre P. Chrysosporium beyaz çürükçül mantarının sentetik evsel atıksu üzerinde 11 gün gibi makul bir sürede etkin bir biyoremediasyon verimi gerçekleştirdiği ve elde edilen nihai değerlerin de Kentsel Atıksu Arıtım Yönetmeliği' nde belirtilen limit değerlere uygun olduğu gözlemlenmiştir. Bu veriler ışığında, P. chrysosporium beyaz çürükçül mantarının, kenstel atıksuların biyolojik arıtım kademelerinde etkin bir mantar türü olduğu saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Örgütsel imajın motivasyon üzerine etkisinin üniversite idari personel yönünden incelenmesi
Murat Buğday
İmaj, imgeleme yoluyla zihinde canlandırılmış olan nesne, kavram ve sembollerdir. Aynı zamanda "bireyin; doğal ilişkiler, reklamlar, içinde yaşanan kültürel ortam ve sahip olduğu önyargılar gibi kanallar aracılığıyla elde ettiği verilere yönelik yorumu, değerlendirmesi veya her bireyin zihninde yavaşça ve birikimsel olarak biçimlenen imgeler bütünü" dür. Motivasyon ise, belirli bir amaca yönelik istenilen bir davranışın gösterilmesinde, bireylerin harekete geçmesini sağlayacak olan güdünün de ötesinde, davranış sürecini de kapsayan geniş bir anlam içerir. Motivasyon "bir bireyin örgüt içerisindeki verimli davranışının sebebini izah eden hem iç ve hem de dış enerji güçleri toplamı"dır. Araştırmalar örgütsel imajın motivasyon üzerine önemli derecede etkisinin olduğunu göstermektedir. Bu nedenle iç ve dış paydaşlar nezdinde örgütlerin olumlu bir imaj oluşturması, beklenti ve amaçlarını gerçekleştirmeleri açısından da oldukça önemlidir. Nitekim çalışanlar nezdinde oluşmuş olumlu bir imajın örgüt çalışanlarının örgütsel bağlılıklarına, örgüt iklimi ve havasına olduğu gibi, motivasyonlarına da olumlu yönde etkisinin olması beklenir. Özel ve kamu ayrımı yapmaksızın tüm örgütler için geçerli olan bu durum, kamu üniversiteleri idari personeli içinde geçerlidir. Dolayısıyla çalışanların çalıştıkları örgüt ya da kurumların imaj algılarının tespiti, örgüt ya da kuruma yönelik tutum ve davranışları hakkında önemli ipuçları vermesi yönüyle de oldukça önemlidir. Bu araştırmanın amacı, bir kamu üniversitesinin örgütsel imajının, idari personelin motivasyonunu ne düzeyde etkilediğine dikkat çekmektir. Araştırma nicel araştırma kapsamında ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini 2021-2022 öğretim yılı Fırat Üniversitesinde görev yapmakta olan 2000 idari personel, örneklemini ise tesadüfi (random) örnekleme yöntemle seçilen 322 idari personel oluşturmuştur. Araştırmanın verileri iki ayrı ölçek aracılığı ile toplanmıştır. Bunlardan birincisi Uluçay tarafından geliştirilen ve çalışanların örgütsel imaj algılarını tespite yönelik "Örgütsel İmaj Ölçeği", ikincisi ise Kaçer tarafından idari personelin motivasyon düzeylerini etkileyen faktörleri belirlemeye yönelik geliştirdiği "Motivasyon Ölçeği" dir. Her iki ölçeğin yapılan analiz sonucu geçerli ve güvenilir oldukları görülmüştür. SPSS 26.0 paket programı kullanılarak yapılan analizler sonucunda her iki ölçekten elde edilen puanların normal dağılım gösterdiğinden testlerde istatistiksel olarak parametrik testler kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; üniversitedeki idari personelin örgütsel imaj algı düzeyleriX=3.306 ortalamayla orta düzeyde olduğu, motivasyon algı düzeyleriX=3.231 ile orta düzeyde olduğu görülmüştür. Seçilmiş bazı demografik özelliklere göre örgütsel imaj ve motivasyon algıları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığına ilişkin yapılan analiz sonucu ise; örgütsel imaj ile boyutları ve motivasyon ile boyutları arasında cinsiyet ve hizmet süresi bağlamında anlamlı bir farklılık görülmez iken(p>0.05), unvanlarına göre yönetici personel ile daha alt düzey statüdeki personelin algıları arasında imaj ve motivasyon algıları arasında anlamlı bir farklılık görülmüştür(p<0.05). Örgütsel imaj algı puanları ile motivasyon algı puanları arasında 0.76 düzeyinde pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki (korelasyon) bulunmuştur. Örgütsel imaj algısının motivasyonu ne düzeyde yordadığına ilişkin yapılan regresyon analiz sonucu, örgütsel imaj algısının motivasyonun anlamlı bir yor dayıcısı olduğu görülmüştür. Araştırma bulgularına göre, idari personelin örgütsel imaj algı düzeyleri ne kadar yüksek oranda olursa, motivasyon algı düzeyleri de o düzeyde artış göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Küreselleşmenin yerelleşmeye olan etkisinin belediyeler yönünden değerlendirilmesi
Tülay Gündüz
Küreselleşme kavramı pek çok anlam ifade eden kaotik bir kavramdır. Kavramın tanımı üzerinde bu nedenle uzlaşıldığı söylenemez. Ancak genel bir tanımı yapılmak istenirse, küreselleşme, dünya ölçeğindeki karşılıklı bağımlılıkları ve mübadeleleri meydana getiren, çoğaltan, yaygınlaştıran toplumsal süreçlerin çok boyutlu bir kümesi şeklinde tanımlanabilir. Küreselleşme sosyal, kültürel, ekonomik ve teknolojik boyutlarda hayatın her alanında hissedilir bir şekilde kendisini gösterirken, aynı zamanda ülke kamu yönetimlerinde paradigma değişimine giderek daha fazla etki etmektedir. Bu durum, 1980'lerle birlikte kamu yönetiminde geleneksellikten yeni kamu yönetimine bir evrimleşme ve dönüşümü de ifade etmekte, hâla da devam ede gelen süreç olma özelliğini taşımaktadır. Küreselleşmeyle birlikte ortaya çıkan ve liberalizmin neoliberalizme evrimleşmesi olarak da okunan yeni kamu yönetiminin temel ve belirleyici özelliği; devletin minimize edilerek iktisadi alandaki inisiyatifini özel sektöre devretmek, siyasi alandaki gücünü ise yerel aktörlerle paylaşmaktır. Diğer bir değişle küreselleşmenin getirdiği liberalizmden neoliberalizme evrimle, devlet ya da kamu yönetimi yönünden iktisadi gücünü özel sektöre, siyasi gücünü ise yerel aktörlere, yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşlarına, tamamı olmasa da önemli bir kısmını aktarmış olmasıdır. Küreselleşme bağlamında yaşanan bu değişim aynı zamanda kamu yönetimi yönünden yerelleşme olarak değerlendirilmektedir. Yerelleşme böylece küreselleşmeyle ilişkilendirildiğinde tezat gibi görünse de esasında kamu yönetiminin yerel birimleri olarak en alt kümesinin, kürenin en tepesine dolaylı bağlılıktan doğrudan bağlılığa terfi etmesi şeklinde de okunabilir. Ancak dünya ölçeğinde yaşanan bu değişim ve dönüşüm, tüm ülkelerde, ülkelerin kamu yönetimleri için aynı ve benzer bir şekilde gerçekleştiği hususu söylenemez. Nitekim, 1980 yılı baz alındığında, küreselleşme ve bu sürece bağlı yaşananlar gelişmiş sanayi ülkeleri yönünden sistematik bir şekilde devam ederken, diğer çokça ülke kamu yönetimleri yönünden farklı amaç ve uygulamalarına yol açmaktadır. Bu bağlamda araştırmada, genel olarak dünyadaki gelişim ve kamu yönetimleri üzerine etkileri yanında, özel olarak küreselleşmenin Türk kamu yönetimine yerelleşme kapsamında belediyelere olan etkisi tartışılmıştır. Literatür taramasına dayalı gerçekleştirilen bu tezin bulgularına göre; küreselleşmenin etkisiyle Batı Avrupa ülkelerinde yerelleşme, tüm yönleriyle eş zamanlı olacak şekilde önemli derecede gerçekleşirken, Türkiye yönünden önemli derecede 1980'den sonra başlayan özelleştirmelerle ile iktisadi anlamda yerelleşme sağlanmış, ancak siyasal anlamda, bu ara özellikle de belediyeler yönünden beklenen bir yerelleşme ise gerçekleşemediği kanısına varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Makine öğrenme yöntemleri ile Kahramanmaraş ilindeki trafik kazası sonuçlarının analizi ve tahmin edilmesi
Hüseyin Bolat
Trafik kazaları insan yaralanmaları ve ölümlerinin en büyük nedenlerindendir. Dünya üzerinde her yıl 1 milyonun üzerinde ölümlü, 50 milyona yakın yaralanmalı trafik kazası meydana gelmektedir. Bu kazalarda ortalama her 2 saniyede bir trafik kazası yaşanırken her 50 saniyede bir ölümcül kaza ile sonuçlanmaktadır. Bu çalışmada, 2017 ile 2020 yılları arasında Kahramanmaraş il merkezi ve ilçelerinde gerçekleşen 28 adet öznitelikten oluşan 7929 adet trafik kazası WEKA aracında makine öğrenme teknikleri ile analiz edildi. Trafik kazalarının analizinde sınıflandırma, kümeleme, birliktelik kuralı ve görsel karşılaştırma yöntemleri kullanılmaktadır. Sınıflandırma yönteminde Naive Bayes, Destek Vektör Makinesi, K En Yakın Komşu, PART, AdaboostM1, J48 ve Rastgele Orman algoritmaları kullanıldı. Kümeleme yönteminde SimpleKMeans ve EM kümeleme algoritmaları kullanıldı. Birliktelik yönteminde Apriori algoritmaları kullanıldı. Sonuç olarak trafik kazalarının tahmininde sınıflandırma algoritmaların performans ölçütlerine bakıldığında karar ağaçlarından J48 algoritması en başarılı sonuçları elde ederken, NB algoritmasının başarı düzeyi kötü olmasa da diğer algoritmalara oranla daha düşük kalmıştır. Tüm yöntemlerin ortak sonucu gelecekte yaşanabilecek ölümle ve yaralanmalı potansiyel kazaların daha çok sabah saat 04:00 ile 08:00 ve akşam saat 16:00 ile 20:00 arasında, Kahramanmaraş il merkezi ve Onikişubat ilçesinde yerleşim yeri içerisinde, Göksun ilçesindeki yerleşim yeri dışındaki eğimli ve virajlı yollarda ve Pazarcık ilçesindeki yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda yaşanma riskinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca meydana gelen kazalarda sürücülerin trafik ve hız kurallarına uymadığı, trafik lambası, trafik levhası, yaya yolu, emniyet şeridi ve banket gibi yol, çevre ve güvenlik ekipmanlarının yetersiz kaldığı belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Diyarbakırlı bir aydın: Dr. Yusuf Azizoğlu
Edip Özbek
Diyarbakır'ın önemli şahsiyetlerinden biri olan Dr. Yusuf Azizoğlu 1917 yılında Diyarbakır'ın Silvan İlçesinde dünya'ya gelmiştir. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdikten sonra halkına hizmet etmek için memleketi Diyarbakır'ın Silvan İlçesine gelmiş ve Silvan Belediye Hastanesi Başhekimi olarak görev yapmıştır. 1946 yılında yapılan belediye başkanlığı seçimini kazanarak Silvan Belediye Başkanı olmuştur. Burada yaptığı büyük hizmetlerle adından söz ettiren Yusuf Azizoğlu, Diyarbakır'da siyasal açıdan en saygın değerlerden biri olmuştur. 1950 yılında ülke genelinde gerçekleşen 9. Dönem milletvekili seçimlerine katılan Azizoğlu, yapılan seçim sonucunda Demokrat Parti Diyarbakır milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine girmiştir. 1954 tarihinde yapılan 10. Dönem milletvekili genel seçimlerinde Demokrat Parti'den tekrar milletvekili olan Azizoğlu, daha sonra Yeni Türkiye Partisine geçerek 1961, 1965 ve 1969 yıllarında yapılan milletvekili genel seçimlerinde YTP'den Diyarbakır Milletvekili olmuştur. Mecliste çalışkanlığıyla tanınan Azizoğlu, milletvekilliği yaptığı süre boyunca çeşitli konuşmalar yapmış ve önergeler vermiştir. Yeni Türkiye Partisi'nin kurucularından biri olan Azizoğlu, bir dönem de bu partinin genel başkanlık görevini yapmıştır. İsmet İnönü başkanlığında kurulan 27. hükümetin Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı görevini yapan Azizoğlu, yaptığı hizmetlerle adından söz ettirmiştir. Tıp doktoru olmasından dolayı Türkiye'deki sağlık sorunları hakkında bilgi sahibi olan Azizoğlu, Sağlık Bakanlığı döneminde özellikle halk sağlığı ile ilgili girişimlerde bulunmuştur. Bucak ve köylere sağlık ocaklarının açılmasını sağlayarak buralarda hekim bulundurma şartlarını sağlamıştır. Birçok hastane ve Sağlık Koleji'nin kurulmasını sağlamış, sağlık sigortası konusunu da meclis'te gündeme getirerek onunla ilgili çalışmalar başlatmıştır. Diyarbakırlı bir aydın ve hizmet adamı olarak tarih sayfalarında yer alan Dr. Yusuf Azizoğlu, milletvekili iken 1 Mayıs 1970 yılında Ankara'da vefat etmiştir. Bu çalışmanın hazırlanmasında başta Cumhurbaşkanlığı cumhuriyet arşivinde yer alan ana kaynaklar, TBMM Kütüphanesinde yer alan zabıt cerideleri, Ankara Milli Kütüphanede bulunan süreli yayınlar ve araştırma/inceleme eserlerden istifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dr. Yusuf Azizoğlu, Diyarbakır, Demokrat Parti, Yeni Türkiye Partisi, Milletvekili, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Ali Şeriati'nin sosyal sınıf, ırkçılık ve ekonomik yapı kavramlarına bakışı
Enes Karakaya
Toplumların yaşantılarını etkileyen önemli faktörlerden biri dini inanışlarıdır. İnsanların dini inançları, gerek bireylerin yaşamlarını gerekse içinde bulundukları toplumun geleneklerini, adetlerini, kültürel değerlerini, düşünce yapılarını, hatta ekonomik oluşumlarını belirlemede etkili olmuştur. Din sosyolojisi alanında öne çıkan isimlerden olan Şeriati sosyal sınıf, ırkçılık ve ekonomik yapı kavramları ile din etkileşimi konusunda sosyolojik bir bakış açısı geliştirmiştir. Ekonomik yapı, sosyal sınıf ve ırkçılık kavramlarına, tevhit ve şirk dinleri ayrımı yaparak bir bakış açısı oluşturan Şeriati'nin düşünce yapısı tez konumuzun yörüngesine ışık tutmaktadır. Buradan hareketle sosyal sınıf ve din, ırkçılık ve din ekonomik, bilimsel, teknolojik yapı ve din etkileşimleri konularının, Şeriati'nin tevhit ve şirk dinleri değerlendirmesinde ne anlama geldiği tez çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Şeriati'nin sosyal sınıf, ırkçılık ve ekonomik yapı kavramlarına üzerine yaptığı sosyolojik değerlendirmeleri ortaya çıkarmak araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Tez çalışmasında Şeriati'nin gerek kendisinin kaleme aldığı, gerekse konferanslarından oluşan kitaplar; Şeriati'nin düşünce dünyası üzerine yazılmış yüksek lisans tezleri ve makaleler literatür kaynağı olarak belirlenmiştir. Bu bakımdan nitel araştırma yöntemi üzerine çalışmanın seyri oluşturulmuştur. Kaynaklardan derlenen ve sosyolojik anlam ifade eden verilerin söylem analizi tekniği kullanılarak değerlendirilmesi planlanmıştır. Toplumların inandıkları dinleri, ibadetleri, hakkında yargıda bulunma, hüküm verme gibi ifadelerden kaçınılarak, tamamen bilimsel yöntemler kullanılarak ideolojik, dini ve siyasi kaygılardan ve beklentilerden uzak bir tez çalışması sunulmaya özen gösterilecektir. Anahtar kelimeler: sosyal sınıf, ırkçılık, ekonomi, tevhit dini, şirk dini,
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Halk eğitim merkezlerinde açılan kurslara kursiyerlerin katılma nedenleri ve memnuniyet düzeylerinin incelenmesi: Hozat Halk Eğitimi Merkezi örneği
Attila Bulut
Bu araştırmanın amacı, hayat boyu öğrenme kapsamında Halk Eğitimi Merkezlerinin açtığı kurslara kursiyerlerin katılma nedenleri ile memnuniyet düzeylerini Hozat Halk Eğitimi Merkezi yönünden incelemektir. Araştırmayla var olan durum olduğu gibi tespite yönelik olduğundan nicel araştırma yaklaşımlarından ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Tezin araştırma evrenini, 2021-2022 Eğitim-Öğretim yılında (01.01.2022-30.06.2022 tarihleri arasındaki kurslar) Halk Eğitimi Merkezinde açılan kurslara katılan 767 kursiyer, örneklemini ise bu kursiyerler arasından ulaşılabilen ve basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 352 kursiyer oluşturmuştur. Veriler Millî Eğitim Bakanlığınca Halk Eğitim Merkezlerinde açılan kurslara katılan kursiyere yönelik hazırlanıp uygulanan "Kursiyer Memnuniyet Anketi" ve "Kursa Katılma Sebepleri/Nedenleri Anketi" aracılığı ile toplanmıştır. Anketler Etik Kurul kararı ve ilgili makamlardan gerekli izinler alınarak uygulanmıştır. Anketlerle elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistiksel teknikler (yüzdelik, frekans, ortalama ve standart sapma), değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesinde Pearson Korelasyon Katsayısı, ilişkisiz üç ya da daha çok örneklem ortalaması arasındaki farkın anlamlılığını test etmek için ise ANOVA'dan yararlanılmıştır. ANOVA test sonuçlarının anlamlı çıkması durumunda ise farkın hangi gruplar asında olduğuna ilişkin Post Hoc testi uygulanmıştır. Analiz sonucu kursiyerlerin kursa katılma nedenleri puanlarının ortalaması cinsiyet ve eğitim düzeylerine göre anlamlı farklılık gösterirken, kurs türü ile daha önce kursa katılma ve katılmama durumuna göre puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p<.05). Aynı şekilde kurstan kursiyerlerin memnuniyetleri cinsiyete ve eğitim düzeylerine göre puanları arasında anlamlı bir farklılık çıkmasına karşılık, diğer demografik özellikler yönünden anlamlı bir farklılık çıkmamıştır (p<.05). Sonuç olarak; Halk Eğitimi Merkezinin açtığı kurslara kadın kursiyerlerin daha fazla ilgi duydukları; kursiyerlerin kursa katılma nedenlerine (X̄=1.5) ve kurstan memnuniyet ifadelerine kadınların ve erkeklerin orta (X̄=1.5) düzeyde katıldıkları, bu düzeylerin beklenen düzeyler olmadığı, bu nedenle Halk Eğitimi Merkezlerinin amaçlarını gerçekleştirmeye uygun niteliklere kavuşturulması için gerekli tedbirlerin mutlaka alınması gerektiği yargısına varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Nadir toprak elementleriyle katkılandırılmış borat camların fiziksel ve radyasyon zırhlama özelliklerinin incelenmesi
İlyas İzgüden
Bu çalışmada Ülkemizde yer alan zengin bor madeni rezervinin daha verimli kullanılması amacıyla ana maddesi bor oksit olan ve içerisine yine ülkemizde ham madde olarak bulunan ve yeni keşifler ve incelemelere konu nadir toprak elementleri katkılanarak hazırlanan ve kurşun katkılı camlara alternatif olabilecek ve yüksek teknoloji ürünlerinde (Akıllı cihaz ekranları, uzay ve sağlık teknolojileri gibi) kullanılabilecek yeni nesil radyasyon kalkanlayıcı camlar üretmektir. Üretimi yapılan ürünlerin öncelikle XRD yöntemi ile faz tanımlaması yapılmış ve numunelerin amorf yapısına sahip cam olduğu belirlenmiştir. Üretilen numunelerin FTIR yöntemi ile kimyasal bağları ve moleküler yapıları araştırılarak düzgün bağlar oluşturan camlar olduğu belirlenmiştir. Elde edilen numunelerin UV-Vis Spektroskopisi yöntemi ile ışık geçirgenliği ve soğurma spektrumları belirlenerek normal cam karakteri gösterdiği belirlenmiştir. Camların camsı özelliklerinin iyi sonuçlar verdiği tespit edilmiş ve mekanik özelliklerden yoğunluk, sertlik, kırılma toklukları ve gevreklikleri incelenmiş ve sonuçları değerlendirilmiştir. Cam örneklerinin radyasyon zırhlama ölçümleri Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü Prof. Dr. Wolf Weyrich Yüksek Enerji Spektroskopisi Laboratuvarı'nda bulunan deney düzeneği kullanılarak yapılmış ve cam örneklerinin kurşun katkılı camlara alternatif olabilecek seviyede radyasyon kalkanlama yaptığı belirlenmiştir. Bu çalışmanın amacı yapılan nadir toprak elementleri katkılı borat camlarda radyasyon zırhlamanın yanı sıra mekanik ve fiziksel özelliklerinin iyileştirilmesinde yardımcı olacak bir yayın (Tez) oluşturarak bilimsel çözümler sunmaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Muhasebe meslek mensuplarında teknostres düzeyinin belirlenmesi
Aydan Gülmez
Bireylerin çevreden gelen baskı ve olumsuz uyarılara vermiş olduğu tepkiye stres adı verilmektedir. Stresin bir alt türü olan teknostres, teknolojinin hayatın her alanında yaygın kullanılması nedeniyle günümüzde sıkça bahsedilir bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilgi-iletişim teknolojileri ve dijital dünyanın ortaya çıkardığı teknostres kavramı çoğunlukla; kişinin hızla değişen teknolojiye ayak uyduramama, teknolojik araçları kullanamama nedeniyle ortaya çıkan stres türü olarak tanımlanmaktadır. Finansal işlemlerin çoğunun bilgi teknolojileri sayesinde yapıldığı günümüzde, işletmelerin mevcut ve gerekli finansal bilgilerini ortaya çıkaran ve kayıt altında tutan muhasebe meslek mensuplarının teknostrese maruz kalması kaçınılmaz bir durumdur. Söz konusu finansal bilgilerin elde edilmesi, kayıt altına alınması ve raporlanması gibi birçok faaliyette bulunan muhasebe meslek mensuplarının, işletmeler açısından büyük önem taşıyan bu finansal bilgilerin ortaya çıkarılması sürecinde bilgi teknolojilerini kullanmaması düşünülemez. Bilgiye ulaşmanın yanı sıra elde edilen bilgilerin güvenli şekilde saklanmasının da aynı zorlukta faaliyet gerektirdiği günümüzde, işletmeler için hayati önem taşıyan finansal bilgilerin depolanması ve saklanması durumu, muhasebe meslek mensuplarının mevcut teknolojik bilgilerinin sürekli olarak güncel tutması zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır. Çalışmanın amacı mesleki sorumluluklar gereği bilgi ve iletişim teknolojileriyle sürekli olarak etkileşim içerisinde bulunan muhasebe meslek mensuplarının, bu etkileşim sonucunda ortaya çıkan teknostres düzeylerinin belirlenmesidir. Yapılan çalışmada muhasebe meslek mensuplarının iş hayatında maruz kaldığı teknostres düzeylerinin belirlenmesi amacıyla, Türkiye genelinde faaliyette bulunan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) ve Yeminli Mali Müşavirler 'in teknostres düzeyleri incelenmiştir. Yapılan çalışma S.P.S.S. paket programında analiz edilmiş olup, çoktan seçmeli soruları içermektedir. Hazırlanan anket soruları online ortam aracılığı ile Türkiye genelinde faaliyet gösteren 398 muhasebe meslek mensubuna ulaştırılarak cevaplanması istenmiştir. Çalışma sonucunda muhasebe meslek mensuplarının teknostres düzeylerinin yoğun teknolojik etkileşime rağmen orta seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmanın daha önce Türkiye genelinde muhasebe meslek mensuplarına yapılmamış olması nedeniyle bilimsel çalışmalara katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Stres, teknostres yönetimi, muhasebe mesleği.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Ni esaslı katkı malzemelerinin matris özelliklerine etkisinin araştırılması
Çağdaş Güneş
Her geçen gün daha fazla yayılmaya başlayan Toz Metalurjisi (TM), günümüzün endüstrisinde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. TM ile üretilen ürünler, proseslerinin daha az sayıda işlem aşaması gerektirmesi ve nispeten daha düşük olan maliyetleri gibi avantajlarından dolayı birçok endüstri tarafından tercih edilmektedir. Son yıllarda farklı sinterleme teknolojilerinin gelişmesi, TM kullanım alanlarını yaygınlaştırmakta ve günümüzde kullandığımız TM ile üretilmiş olan ürünlerin sayısını artırmaktadır. Makine parçaları, kompozit malzemeler, cerrahi implant ve kesici takımlar, yüksek teknoloji malzemeleri ve diğer pek çok ürünün üretilmesinde tercih edilen yöntem olmuştur. Ayrıca tersine mühendislik uygulamalarında CAD ve CAM sistemlerinin gelişmesine bağlı olarak, kısa sürede hedef ürüne doğrudan ulaşılması ve geleneksel imalat yöntemlerine daha az veya hiç ihtiyaç duyulmadığı için artık yüksek bütçeli üretim parkının ve insan hata faktörünün önüne geçilmesi sağlanmıştır. Eklemeli imalat teknolojisinin dünya ve ülkemizde daha popüler olması nedeniyle TM yöntem ve tekniklerinin insan hayatına daha çok etki edeceği aşikârdır. Makine üretim yöntem ve tekniklerinin gelişmesinin yanı sıra ham madde olarak kullanılan tozların gelişimi de kimyasal, mekanik, şekilsel ve yöntemsel olarak devam etmektedir. TM imalat yönteminin imal edilecek numuneye göre iyi seçilmesi kadar seçilen hammaddenin mekanik fiziksel ve kimyasal özellikleri de ürün kalite ve kullanımını önemli oranda etkileyen kilit faktördür. TM ürün imalatında kullanılan hammaddenin türü ve cinsi de birim maliyeti etkileyen en önemli faktördür. Kobalt (Co) TM işlemlerinde ve birçok yüksek teknolojini ürününün (batarya, mıknatıs, kesici takım vb.. ) imalatında mekanik özellikleri bakımından oldukça etkili ürünlerden biridir. Birçok firma Co yerine kullanılabilecek alternatif ürünlerin geliştirilmesi için çalışmalar yapmaktadır. Yapılan bu çalışmada, mekanik açıdan Co'ya alternatif olabilecek Nikel (Ni) esaslı iki adet alaşımlı ticari toz malzeme kullanılarak matrisin mekanik ve mikro yapı özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Yapılan deneysel çalışmalar sonucunda Ni esaslı 9062 ve 9045 ticari adlı katkılarını mekanik özellikleri iyileştirerek sertlik ve kırılma mukavemetlerini arttırdığı sonucuna varılmıştır. Kullanılan Ni esaslı alaşım tozların Co alternatifi olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Fe esaslı matris, toz metalurjisi, sıcak presleme, süper alaşımlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Munzur Üniversitesi öğrencilerinin egzersiz bağımlılığının incelenmesi
Revan Demirtaş
Egzersiz bağımlılığı diğer bağımlılık çeşitlerinde görüldüğü gibi kişinin bedensel ve ruhsal sağlığı üzerinde negatif sağlık durumlarına neden olabilmektedir. Başta Munzur üniversitesinden okuyan öğrenciler olmak üzere ülkemizde öğrenim gören ve öğrenime devam etmeyen gençlerin egzersiz bağımlılık seviyelerinin öğrenilmesi, egzersiz bağımlılığının olumsuz yol açtığı durumların önüne geçilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması konusunda bilinç oluşturması yönünden yararlı olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, Munzur üniversitesi öğrencilerinin egzersiz bağımlılığı seviyelerini çeşitli dinamikler açısından incelemektir. Çalışmanın evrenini Munzur üniversitesinde ön lisans ve lisans olarak eğitimini sürdüren 5727 öğrenci, örneklemi ise gönüllü olarak çalışmaya katılan 328 öğrenci (180 kadın ve 148 erkek) oluşturmaktadır. Veri elde etme yöntemi olarak; gönüllü katılımcıların kişisel bilgilerinin sorulduğu anket formla birlikte bir de Hausenblas ve Symons Downs (2002) tarafından geliştirilen "Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği-21'' kullanılmıştır. Anketin Türkçeye uyarlanma, güvenirlik ve geçerlilik çalışması Yeltepe ve İkizler (2007) tarafından yapılmıştır. Verilerin incelenmesinde SPSS-25 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada Öğrenciler için yaş, boy ve kilo, kadın-erkek farklılaşmasına göre egzersiz bağımlılığı arasında anlamlı bir fark çıkmamıştır(p>0.05). Fakat Araştırmada Öğrenciler için kronik hastalık, spor türü, eğitim durumu gibi değişkenler ile egzersiz bağımlılığı ile anlamlı bir fark çıkmıştır (p<0.05). Sonuç olarak Munzur üniversitesi öğrencilerinde egzersiz bağımlılığının yaygın olmadığı görülmüştür. Egzersiz bağımlılığı konusunda öğrencilerin konu ile ilgili bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi ve ihtiyaç duyulan önlemlerin alınmasının, egzersiz bağımlılığı rizikosu düşürmesi açısından yararlı olacağı düşünülmektedir. Benzer çalışmaların farklı farklı üniversite öğrencilere uygulanmasının genel durumun iyi izah edilmesi açısından yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Bağımlılık, spor, egzersiz
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Çevresel kirlilik gideriminde nanokil takviyeli polimerik kompozit kullanımı
Burak Nail Taşkın
Bu tez çalışmasında, nanokil takviyeli kompozit malzeme doğal aljinat polimeri kullanılarak sentezlendi. Nanokil takviyeli polimerik kompozit malzemenin karakterizasyonu FT-IR, XRD ve SEM-EDS kullanılarak gerçekleştirildi. Sentezlenen aljinat-nanokil takviyeli nanokompozit malzemesi batch çalışmasıyla çevresel kirlilikler olan Cu2+, Cd2+ iyonlarının yanı sıra eriokrom siyahı T (EST) ve metilen mavisinin (MM) adsorpsiyonu ve desorpsiyonu yanıt yüzey metodolojisi (YYM) ile kombine edilmiş bir merkezi kompozit tasarım (MKT) yaklaşımı kullanılarak kontrollü desorpsiyonu incelendi. Cu2+, Cd2+ iyonlarının yanı sıra EST ve MM'nin nanokil takviyeli polimerik kompozit malzeme üzerine adsorpsiyonu için adsorpsiyon prosesine etki eden pH, sıcaklık ve adsorban miktarı gibi değişkenlerin optimum koşulları çalışılan her bir kirlilik için tespit edildi. Varyans analizi sonuçları sentezlenen kompozit malzemenin çalışılan çevresel kirliliklerin giderimi için kullanılmasındaki belirleme katsayılarının yüksek olduğunu tespit edildi. Ayrıca kullanılan metotların validasyonları Fisher testi, t-testi gibi çeşitli testlerle gerçekleştirildi. Adsorpsiyon işleminin denge davranışı, Langmuir, Freundlich ve Temkin izoterm modelleri uygulanarak test edildi. Langmuir izoterm modelinin Cu2+ ve Cd2+ iyonları için deneysel verilere en yakın uyumu sağlarken, EST için Temkin modelinin, MM için ise Freundlich Langmuir izoterm modelinin deneysel verilere en yakın uyumu sağladığı gözlendi. En iyi uyumun sağlandığı modele göre, Cu2+ ve Cd2+ iyonlarının yanı sıra EST ve MM boyar maddelerinin sırasıyla maksimum adsorpsiyon kapasiteleri 19.2 mg g-1,14.1 mg g-1, 7.8 mg g-1 ve 3.38 mg g-1 olarak hesaplandı. Ayrıca, kinetik verileri değerlendirmek için yalancı birinci dereceden, yalancı ikinci dereceden ve ayrıca parçacık içi difüzyon denklemi dahil olmak üzere farklı kinetik modeller uygulandı. Bu kirliliklerin gideriminde kinetik veriler ile yalancı ikinci-mertebeden denklem arasında önemli bir uyum olduğu tespir edildi. Termodinamik çalışmalar, adsorpsiyon işleminin doğasının kendiliğinden ve endotermik olduğunu gösterdi. Desorpsiyon çalışmaları ve sentezlenen kompozit malzemenin tekrar kullanılabilirliği 0.5 M HCl kullanılarak gerçekleştirildi. Sentezlenen kompozit malzeme, sentetik çözeltilerden çevresel kirliliklerin giderimine başarıyla uygulandı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Tunceli sarımsağı (Allium tuncelianum Kollman) masere yağlarının yoğun stoklanmış Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823'da antioksidan parametrelere etkisi
Fatih Efendioğlu
Bu çalışmada da Tunceli sarımsağının (Allium tuncelianum Kollman) yoğunluk stresi altındaki kerevitler üzerinde (Astacus leptodactylus) antioksidan etkisinin incelenmesi amaç edinilmiştir. Kas analiz sonuçlarında iki deneme grubuda birbirine çok yakın D1 23,176±0,112 U/ml ve D2 23,384±0,370 U/ml rakamsal değerlerde bulundu. Kontrol grubunun değeri ise 21,056±0,209 U/ml rakamsal olarak daha düşük seviyelerde bulundu. İki deneme grubu arasında istatistiksel bir farklılık bulunmazken (P>0,05), deneme grupları ile kontrol grubu arasında anlamlı bir fark vardı (P<0,05). Hepatopankreas analiz sonuçlarında da kasta elde edilen değerlerde olduğu gibi, deneme grupları arasında rakamsal olarak birbirine yakın (D1 30,804±0,110 ve D2 30,502±0,757U/ml), kontrol grubu daha düşük değerde (26,422±0,600 U/ml) tespit edildi. Gene kas grubunda olduğu gibi deneme grupları arasında istatistiki fark yoktu (P>0,05) fakat deneme grupları ile aralarındaki fark anlamlıydı (P<0,05). Katalaz (CAT) analizleri de kasda ve hepatopankreasda ayrı ayrı yapıldı. Kas analiz sonuçlarında deneme grupları sonuçlarının birbirine rakamsal olarak çok yakın olduğu (D1; 15,556±0,349 ve D2; 15,266±0,178 nmol/dk/m), kontrol grubu değerinin (16,268±0,722 nmol/dk/m) ise daha yüksek olduğu gözlemlendi. Bununla birlikte gruplar arasındaki istatistiksel olarak bir fark bulunmadı (P>0,05). Hepatopankreas analiz sonuçlarında da hem kontrol ve hemde deneme grupları rakamsal olarak birbirine çok yakın (K; 23,694±0,455 nmol/dk/m, D1; 23,296±0,383 nmol/dk/m ve D2; 22,822±0,419 nmol/dk/m) olarak bulundu ve aralarında istatistiksel olarak da bir fark tespit edilmedi (P>0,05). Glutatyon peroksidaz sonuçları SOD sonuçlarına benzer bir durum sergilemiştir. Kas analiz sonuçlarına bakıldığında, deneme gruplarının rakamsal olarak kontrol grubundan (K; 6,728±0,403 U/mg) daha yüksek ve birbirine çok yakın olduğu (D1; 8,560±0,167 U/mg ve D2; 8,950±0,086 U/mg) tespit edildi. Deneme grupları arasında istatistiksel olarak bir farka rastlanılmazken (P>0,05), kontrol grubu ile aralarındaki farkın anlamlı olduğu görüldü (P<0,05). Kas analizine benzer sonuçlar hepatopankreas sonuçlarında görüldü. Deneme grupları rakamsal olarak birbirine çok yakın (D1; 7,182±0,094 U/mg ve D2; 7,110±0,220 U/mg) ve kontrol grubu değerinden (K; 5,898±0,331 U/mg) yüksek oldukları tespit edildi. Dene grupları arasında istatistiki bir fark yoktu (P>0,05) ve deneme grupları kontrol grubundan istatistiksel olarak farklıydı (P<0,05). MDA kas analizlerine bakıldığında en düşük değerin D2 grubunda (2,088±0,089 µM) olduğu, onu D1 grubunun takip ettiği (2,434±0,110 µM) ve en yüksek değerin kontrol grubunda (3,376±0,213 µM) olduğu görüldü. Deneme grupları arasında istatistiksel olarak farkın olmadığı, control grubundan ise istatistiksel olarak farklı oldukları tespit edildi. Hepatopankreas sonuçlarında da kas grubuna benzer durum görüldü. En düşük MDA değeri D2 grubunda (4,354±0,143 µM), ikinci olarak D1 grubunda (4,696±0,192 µM) ve en yüksek değerin kontrol grubunda (6,768±0,112 µM) olduğu gözlemlendi. Deneme grupları arasında istatistiki olarak bir fark olmazken, deneme grupları ile kontrol grubu arasında istatistiki bir farkın olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Tunceli sarımsağı, Allium tuncelianum, Astacus leptodactylus, antioksidan
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Masere sarımsak (Allium sativum Limne) ve Tunceli sarımsağı (Allium tuncelianum Kollman) yağlarının yoğun stoklanmış sazan balıklarının (Cyprinus carpio) bazı kan ve antioksidan parametrelerine etkileri
Anıl Polat
Bu çalışmada da Tunceli sarımsağının (Allium tuncelianum Kollman) diğer sarımsaklara (Allium sativum L.) göre olabilecek farklı etkilerini tespit etmek için, yem katkı maddesi olarak verilen sarımsakların sazan balıklarının (Cyprinius carpio) kan ve antioksidan parametrelerine etkisinin incelenmesi amaç edinilmiştir. Balıkların ilk tanklara bırakıldıkları günden sonra her 15 günde bir ölçümler alınmıştır. Rakamsal olarak en fazla ağırlık artışının masere Tunceli sarımsağı katkılı yemlerle beslenen grupta olduğu (20g), ikinci olarak onu kontrol grubunun (17 g), üçüncü olarak masere sarımsak yağı katkılı yem grubunun (15 g) ve son olarak da ayçiçeği yağı katkılı kontrol grubunun (12 g) sırasıyla takip ettiği belirlenmiştir. Gruplar arasında ağırlık artışında rakamsal olarak farklılıklar gözlenmiş olmakla beraber, istatistiksel olarak bir fark tespit edilememiştir (P>0,05). FCR (yem dönüşüm oranı) değerlerinde de benzer şekilde 1.16 ile en yüksek değer Tunceli sarımsağı, 1,38 ile ikinci olarak kontrol, 1,67 ile üçüncü olarak sarımsak ve son olarak 2,13 ile ayçiçeği kontrol grubunda bulunmuştur. Kan analizleri sonuçlarında, deneme grupları arasında LYM %, MID %, MID %, HGB, MCV, MCH, RDW-SD ve MPV değerlerinde istatistiksel olarak bir fark tespit edilememiştir (P>0.05). WBC, LYM #, MID #, GRAN #, RBC, HCT, MCHC, RDW-CV, PLT, PDW, PCTY ve P-LCR değerlerinde ise istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olduğu görülmüştür (P<0,05). Süperoksit Dismutaz (SOD) analiz sonuçları incelendiğinde, en yüksek değerin sarımsak grubunda 0,639±0,057 U/ml olduğu, bu grubu 0,527±0,024 U/ml değeri ile Tunceli sarımsağının ikinci sırada, 0,520±0,059 U/ml değeri ile kontrol ayçiçeği yağının üçüncü sırada ve en düşük 0,456±0,047 U/ml değeriyle de kontrol grubunun son sırada izlediği görüldü. Kontrol ayçiçeği grubu ile Tunceli sarımsak grubu arasında istatistiksel bir fark görülmezken (P>0,05), diğer gruplar arasında istatistiksel bir farkın olduğu belirlendi (P<0,05). Katalaz (CAT) analiz sonuçlarına bakıldığında, en yüksek değerin 0,758±0,055 nmol/dk/ml ile Tunceli sarımsağı grubunun olduğu, sarımsak grubunun 0,625±0,032 nmol/dk/ml değeri ile ikinci, kontrol ayçiçeği grubunun 0,609±0,031 nmol/dk/ml değeri ile üçüncü ve kontrol grubunun 0,453±0,015 nmol/dk/ml değeri ile son sırada yer aldığı tespit edildi. Ayçiçeği yağı kontrol grubu ile sarımsak grubu arasında istatistiksel bir fark ortaya çıkmazken (P>0,05), diğer gruplar arasında önemli bir farkın olduğu tespit edildi (P<0,05). Malondialdehit (MDA) analiz sonuçlarında ise en düşük değerin 0,770±0,017 µM ile Tunceli sarımsağında olduğu, onu 1,133±0,046 µM değeri ile sarımsak grubunun ikinci sırada, 1,190±0,025 µM değeriyle ayçiçeği kontrol grubunun üçüncü sırada ve 1,351±0,031 µM değeri ile de kontrol grubunun son sırada takip ettiği görüldü. Ayçiçeği kontrol grubu ile sarımsak grupları arasında istatistiksel bir fark bulunmaz iken (P>0,05), diğer tüm gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu gözlemlendi (P<0,05). Anahtar Kelimeler : Tunceli sarımsağı, Cyprinius carpio, FCR, kan analiz, antioksidan
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Tunceli'deki dağ keçilerinden izole edilen Neocallimastix sp.'lere ait Ksilanaz enziminin karakterizasyon
Berat Torcan
Doğadan, çeşitli endüstriler için suş mühendisliğini ve biyolojik işlemeyi yürütmeye devam eden çok sayıda mantar enzimi tanımlanmıştır. Bununla birlikte, bir dizi dal araştırılmış olsa da, mantar krallığının büyük çoğunluğu endüstriyel uygulamalar için keşfedilmemiş durumda. Neocallimastigomycota gibi anaerobik mantarlar, son zamanlarda mantar krallığı arasında biyokütleyi bozan enzimlerin en büyük çeşitliliğini barındırdığı tespit edilmiştir. Anaerobik funguslar (AF), doğada yenilenebilir enerji kaynağı olarak bulunan lignoselülozik biyokütlenin sindirilmesinde rol oynayan, genellikle herbivor hayvanların, son çalışmalarla deniz hayvanları ve sürüngenlerin de sindirim sisteminde bulundukları belirlenen, şimdiye kadar bilinen tek zorunlu AF grubunu oluşturan ender canlılardır. Biyoteknolojik uygulamalar açısından önemli olan rumen fungusları, Tunceli'de yayılış gösteren Anadolu Yaban Keçilerine (Bezoar-Capra aegagrus) ait dışkı örneklerinden izole edilmiş, morfolojik olarak cins düzeyinde Neocallimastix spp. olarak tanımlanmıştır. Bu izolatlardan yüksek enzim aktivitesine sahip olanlar seçilerek (DAF1, DAF2 ve DAF3) diğer analizlerde kullanılmıştır. Ksilanaz, likenaz ve karboksimetil selülaz enzimlerinin çalıştığı optimum pH, sıcaklık, inkübasyon süreleriyle enzimlerin termal stabilitesi belirlenmiştir. Enzim aktiviteleri yüksek oranda ekstraselüler olarak bulunmuştur. Enzim aktivitesi için optimum pH ve sıcaklık, ksilanı kullanılan izolatlarda sırasıyla 6 ve 50°C olarak belirlenmiştir. Samanlı besiyerinde geliştirilen izolatların (DAF1,DAF2 ve DAF3) ksilanazları için spesifik aktivite için sırasıyla 499±19,29, 560,42±9,39 ve 513,01±29,22 μmol/dk/ml olarak bulunmuştur. Ayrıca çalışmada kullanılan metal iyonlarının 1 mM konsantrasyonları enzim aktivitesi üzerinde olumlu etkisi olduğu gösterilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Tunceli'de yayılış gösteren ruminant hayvanlardaki anaerobik fungusların moleküler tanımlanması
Murat Üstüntaş
Anaerobik Gut Funguslar (AGF) herbivor hayvanların sindirim kanalının bir parçası olan rumen içerisinde bulunan mikroorganizmalar arasında sahip olduğu fibrolitik enzim aktivitesi ve biyoteknolojik potansiyeli oldukça yüksek bazı enzimlerinden dolayı oldukça önemli bir gruptur. Aynı zamanda AGF'ların zorunlu anaerobik özelliği bu mikroorganizmaların kültüre alınma çalışmalarını da değerli olduğunu göstermiştir. Günümüzde AGF'ların cins düzeyinde yeni keşifleri devam ederken bu mikroorganizmaların bazı endsüstriyel alanlarda da çalışma sahaları genişlemektedir. Bu çalışmada Türkiye'de bulunan kültür koleksiyonuna ek olarak bugüne kadar çalışmamış bazı coğrafi bölgelerden olan Tunceli iline ait kırsal alanlardan elde edilen rumen dışkı örneklerinden AGF izolasyonu ve tanımlanması yapılmıştır. Bu tanımlama işlemi hem morfolojik hem de moleküler düzeyde gerçekleştirilmiştir. Moleküler düzeyde tanımlama yapılırken bu mikroorganizmaların internal transcribed spacer (ITS) bölgesi tercih edilmiştir. Elde edilen ITS agaroz jel görüntülemesinden sonra polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) ürünlerinin dizi analizi yapılmıştır.Sekans analizi ve morfolojik gözlemler sonucu AGF'ların MUBAM_AGF 1,2,3,4,5,6,11 ve 12 stok numarası verilerekNeocallimastix sp.,MUBAM_AGF 7,8 ve 10 stok numaralı Orpinomyces sp. ve MUBAM_AGF 9 stok numarası verilerek kültüre alınmıştır. Sonuç olarak Tunceli bölgesinde ilk defa yapılan bu çalışma ile hem fungus kültür koleksiyonu hem de bu canlılarla ait DNA kütüphanesi oluşturulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Batı Anadolu Beylikleri'nde yönetim anlayışı ve hükümdarlık alâmetleri (Germiyanoğulları, Karesioğulları, Aydınoğulları, Menteşeoğulları, Saruhanoğulları)
Ayşe Meryem Gençaban
Anadolu Selçuklu Devleti'nin son dönemlerinde ortaya çıkmaya başlayan ve uç beyliklerinin öncülüğünde kurulan Anadolu Beylikleri, Selçuklu ve Osmanlı arasında geçiş dönemini kapsamaktadır. Bilhassa XIII. yüzyıl ve XIV. yüzyıllar arasında aktiflikleri görülen beylikler arasında Batı Anadolu'da konumlanan ve hakimiyet alanlarını oluşturan beylikler arasında Germiyanoğulları, Karesioğulları, Aydınoğulları, Saruhanoğulları ve Menteşeoğulları çalışmamızın odak noktası olmuştur. Batı Anadolu Beylikleri'nin yönetim anlayışları incelendiği zaman Selçukluların mirasçısı ve devamı niteliğinde olduklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Konumlandıkları mevki açısından da denizcilik ve kıyı faaliyetlerinde gelişim yaşamış, diğer devletler ve kendi aralarında da etkileşim halinde olmuşlardır. Hükümdarlık alâmetleri bakımından da ele aldığımız beş beylikte alâmetlerin birçoğuna rastlanmıştır. Büyük Selçuklu Devleti ile resmileşen alâmetler, hükümdarın en önemli sembolleri arasında yer almıştır. Mirasçı niteliğinde olan beyliklere kadar gelen süreçte de bu geleneğin devam ettiği göz çarpmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Pandemi sürecinde yaşlıların fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesi
Gözde Üçgül
Covid-19 pandemisi, dünya genelinde insanların yaşamları ve fiziksel sağlığı için ciddi tehditler yaratmakta , aynı zamanda keder, kayıp, panik bozukluk, anksiyete bozukluğu ve depresyon gibi çok çeşitli psikolojik sorunların oluşumunu da tetiklemektedir.Pandemi döneminde yaşanan sorunlar ilerleyen zamanlarda yaşlılarda daha büyük sağlık sorunlarına neden olması açısından önemlidir. Bu araştırma 50+ yaş bireylerin fiziksel aktivite düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Elazığ ili 50-75 yaş grubu oluştururken, örneklemi ise Elazığ Sivrice ilçesinde ikamet eder 348 yaşlı birey oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Covid-19 pandemi dönemi 2021 yılı Haziran ayında Elazığ'da ikamet eden katılımcılar ile sınırlandırılmıştır. Araştırmanın evrenine uygun olarak incelenen çalışmalarda fiziksel aktivite eksikliğinin özellikle yaşlı bireylerde sağlık sorunlarına sebep olacağı varsayılmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeylerinin belirlenmesinde Türkçe versiyon çalışması, geçerliği ve güvenilirliği yapılmış olan Uluslararası Fiziksel Aktivite Değerlendirme Anketi kısa formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda Toplam fiziksel aktivite ortalaması (603,74±519,19) olarak ölçülmüştür. Bu sonuç şiddetli, orta şiddetli ve yürüme aktivitesi kategorilerinde katılımcıların düşük aktiveye sahip olduğunu göstermektedir. Şiddetli fiziksel aktivite ortalama (206,43±147,90MET-dk/hafta), orta şiddetli fiziksel aktivite ortalama (198,84±111,39MET-dk/hafta), yürüme fiziksel aktivite ortalama (491,46±415,15MET-dk/hafta) ile inaktivite düzeyine sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kadınların, evli, ideal kilolu, spor yapan, 50-55 ve 56-60 yaş grubu, çiftçi ve ev hanımı, ilkokul ve ortaokul mezunu katılımcıların fiziksel aktivite düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak pandemi döneminde yaşlı bireylerin fiziksel aktivite düzeylerinin oldukça düşük seviyede kaldığı, kısıtlama kapsamında kalan çiftçilerin, fiziksel aktivite düzeylerinin toplumsal sorumluluk çerçevesinde kalan ev hanımlarından biraz daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hareketsiz yaşamdan kaynaklı sağlık sorunlarının yaşlı bireyler üzerinde olumsuz etkiler oluşturacağına yönelik endişeler oluşmuştur. Bu alanda uygulamalı ve bilgilendirici çalışmalarıın yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel aktivite, Yaşlı bireyler, Covid19, Pandemi Dönemi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Bourdieu sosyolojisi bağlamında yüz yüze/çevrim içi eğitimde eşitsizliğin yeniden üretilmesi: Ankara ili örneği
Seycan Uçuk Cirit
Kaliteli eğitime erişme hakkı ve fırsat eşitsizliği 20'nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren pedagojik çerçevede tartışılan önemli konular arasında bulunmaktadır. Günümüzdeki tartışmalarda ise kişilerin kimliğine ve imkânlarına bakmadan okulların gerçekten açık bir toplum mu oluşturduğu yoksa sınıfsal ayrımları mı pekiştirdiği soruları güncelliğini korumaktadır. Çalışmamızda esas olarak üzerinde çalışılan ve gösterilmek istenilen sav; farklı sosyal, kültürel ve ekonomik sermayelere sahip olan öğrencilerin akademik başarılarının da buna göre şekillendiği ve çevrim içi eğitim döneminde akademik başarı durumunun etkilendiğidir. Bu ilişkiyi keşfetmek üzere Ankara ilindeki Ankara Fen Lisesi, Süleyman Demirel Anadolu Lisesi, Gülveren Anadolu Lisesi ve Şehit Yasin Bahadır Yüce Anadolu İmam Hatip Lisesi seçilmiştir. Lise öğrencilerine ulaşılarak öğrencilerin ve ailelerinin sosyal, kültürel ve ekonomik sermaye seviyeleri ölçülmüştür. Ayrıca çevrim içi eğitime katılan öğrencilerin bu eğitim esnasında yaşadıkları sorunları ve eğitimin kalite durumunu ortaya koymaya yönelik tespitlerde bulunulmuştur. Sahadan bizzat veri toplamak için öncelikle literatür taranmış ve yapılan çalışma neticesinde çevrim içi anket soruları hazırlanmıştır. 408 öğrenciye ait yanıtların SPSS istatistik programı kullanılarak tanımlayıcı istatistikleri, açımlayıcı faktör analizleri, t testleri, ki kare testleri, korelasyon testleri ve regresyon testleri yapılmıştır. Çalışmamızda bir araştırma sorusu temelinde; (12) hipotez test edilmiştir. (10) hipotez doğrulanmış, 2'si ise doğrulanmamıştır. Bu çerçevede sosyal, kültürel ve ekonomik sermayenin akademik başarıya önemli ölçüde etkileri tespit edilmiştir. Çevrim içi eğitim ile birlikte var olan eşitsizliğin daha da derinleştiğine dair bulgulara ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Bilgi ifşası (Whistleblowing) davranışı ile örgütsel sessizlik davranışı arasındaki ilişki: Bir kamu üniversitesi örneği
Yusuf Gündüz
Bilgi ifşası (whistleblowing) bir örgütte yaşanan etik dışı davranış ve olayların ortaya çıkarılması olarak tanımlanabilir. Örgütler, işletmeler ve bireyler arasında son yıllarda gerek ekonomik gerek pretsij gerekse de sosyal anlamda rekabet gittikçe artan bir konu haline gelmiştir. Hal böyle iken kazanç ya da menfaat sağlamak adına ne yazık ki bireyler arasında ve örgütlerde etik kurallara uymayan davranışların görülmesi sıkça görülmektedir. Toplumun, örgütlerin ve bireylerin zarar görmesi muhtemel olan yaşanılan bu durumları engellemek için kimi yöneticiler bilgi ifşasına önem vermekte, kimi yöneticiler ise olayın daha da büyük zararlar doğuracağı düşüncesi ile olayı örtbas etmek istemektedir. Örgütler için durum böyle iken bireyler için ise tamamen gönüllülük esasına dayanan, barındırdığı riskler nedeni ile tehlikeli görünen ancak vicdani ve erdemli bir davranış olarak görülmektedir. Bu çalışmada, Munzur Üniversitesi çalışanlarının bilgi ifşası(whistleblowing) davranışı ile örgütsel sessizlik davranışı arasındaki ilişkileri incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda Munzur Üniversitesi'nde 78'i akademik personel, 94'ü idari personel, 25'i güvenlik personeli ve 26'sı temizlik personeli olmak üzere 223 kişiye 2 farklı ölçekten oluşan bir anket uygulandı. Belirlenen 11 hipotez için SPSS programından faydalanarak anket sonuçlarında regresyon, korelasyon ve ANOVA ve t testleri analizleri yapıldı. Araştırmanın sonucunda, yapılan farklılık testlerine göre, çalışanların İfşa (Whistleblowing) düzeyleri; cinsiyete, yaşa, medeni duruma ve çalışma yılına göre anlamlı farklılıklar göstermediği, cinsiyet, yaş, medeni durum ve çalışma yılı açısından sessizlik ve ifşa algıları birbirine benzer olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Yine çalışmaya katılanlar idari görev, eğitim durumu ve gelir durumu bakımından incelenmiş bilgi ifşasının alt boyutları arasında anlamlı farklılık saptanmıştır. Öte yandan içsel whistleblowing ile savunma amaçlı sessizlik ve örgüt yararına sessizlik boyutları arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu; dışsal whistleblowing boyutunun örgütsel sessizlik alt boyutlarından kabul edilmiş sessizlik ile arasında negatif ancak örgüt yararına sessizlik boyutları arasında ise pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bilgi İfşası alt boyutlarından kayıtsız/nötr kalmak boyutunun kabul edilmiş sessizlik boyutu ile negatif, savunma amaçlı sessizlik boyutu ile negatif ve örgüt yararına sessizlik boyutları arasında ise pozitif yönlü ilişki olduğu saptanmıştır. son olarak örgütsel sessizlik alt boyutlarından kabul edilmiş sessizlik boyutunun dışsal whistleblowing düzeyini etkilediği yine savunma amaçlı sessizlik ve örgüt yararına sessizlik boyutlarının kayıtsız/nötr kalmak düzeyini etkilediği de ortaya çıkan sonuçlar olmuştur. Anahtar Kelimeler: Etik, Bilgi İfşası, Örgütsel Sessizlik
















