Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Doktora TeziAçık Erişim2022
    Probiyotiklerin zebra midye (Dreissena polymorpha)'de malathion toksisitesi üzerindeki iyileştirici etkisinin bazı biyokimyasal parametreler ile belirlenmesi

    Neşe Akçanal Ödün

    Probiyotikler, konakçı olduğu organizmaların sağlığı açısından yararlı sindirim kanalı mikroorganizmaları olarak tanımlanabilirler. Artan nüfusun gıda gereksinimlerini karşılamak amacıyla birim alandan daha fazla ürün elde etmek için zararlılarla mücadelede kullanılan pestisitler, sentetik veya doğal ürünlerdir. Pestisit kullanımının ekosistem üzerinde doğrudan ve dolaylı birtakım zararları bulunmaktadır. Sunulan bu çalışmada, malathion etken maddeli pestisitin hedef dışı sucul bir organizma olan zebra midye (Dreissena polymorpha) üzerindeki etkisinin biyobelirteçlerle belirlenmesi, probiyotik kullanımı esnasındaki koruyucu etkisinin biyobelirteçlerle belirlenmesi amaçlanmıştır. Malathiona maruz bırakılan D. polymorpha'da LC50 değeri 120,11 ± 19,32 mg/l olarak hesaplanmıştır. Probiyotik ile muamele edilen D. polymorpha bireyleri ve doğrudan D. polymorpha bireyleri malathion etken maddeli pestisite LC50 değerine oranla (1/5, 1/10 ve 1/20) sublethal konsantrasyonlarına 24 ve 96 saatlik zaman zarfında maruziyet sağlanmıştır. Deneme gruplarından alınan doku supernatantlarında, tiobarbitürik asit reaktif maddeleri (TBARS) ve redükteglutatyon (GSH) düzeyleri ile superoksitdismutaz (SOD), katalaz (CAT) ve glutatyon peroksidaz (GPx), enzim aktiviteleri tespit edilmiştir. Ayrıca deneme gruplarından alınan örneklerde histopatolojik yanıt değerlendirilmiştir. Malathiona maruz bırakılan D. polymorpha bireylerinde TBARS seviyelerinde artışa, GSH seviyesinde azalışa, SOD enzim aktivesinde azalışa, CAT enzim aktivesinde azalışa, GPx enzim aktivitesinde azalışa sebebiyet verdiği tespit edilmiştir. Histopatolojik yanıtın araştırıldığı gruplarda artan konsantrasyona bağlı olarak uygulama gruplarında probiyotik kullanılmayan gruba kıyaslandığında probiyotik kullanılmayan gruplarda şiddetli lezyonlar tespit edilmiştir Koruyucu olarak uygulanan probiyotik ile muamele edilen grupların hepsinde doğrudan maruziyete kıyasla istatistiksel açıdan anlamlı farklar bulunmuştur. Probiyotik ile muamele edilen grupların histopatolojik yanıtları doğrudan uygulama gruplarına kıyasla hafif ve orta şiddetli lezyonlar olarak koruyucu etkisi gösterdiği belirlenmiştir. Yapılan deneysel çalışmada D. polymorpha'da malathion uygulamasında kullanılan biyobelirteçlerin faydalı olduğu biyokimyasal ve histopatolojik analizlerle belirlenmiştir. Sucul organizmalarda probiyotik kullanımının iyileştirici etkisinin olduğu hem biyokimyasal hem de histopatolojik biyobelirteçlerle teyit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Susuz ortamda elektrokimyasal olarak antibakteriyel cu-ag kompozit kaplamaların üretimi ve karakterizasyonu

    Gülistan Açar

    Çelik en basit anlamda dayanıklı malzeme grubunun temel bileşeni olup medikal uygulamalardan gıda üretim taşınım sistemlerine kadar her alanda kullanılmaktadır ancak farklı alaşım elementlerinden oluşan çelikler birçok yüzey gibi bakteri oluşumuna üremesine ortam hazırlayabilmektedir. Bu yüzden antibakteriyel teknolojiler üzerine araştırmalar önem arzetmektedir. Son zamanlarda antibakteriyel metal alaşımları üzerine yapılan araştırmalarda, Cu ve Ag içeren metal alaşımlarının antibakteriyel etkiye sahip olduğu ortaya konulmuştur. Bu çalışmanın amacı yeşil sıvılar olarak literatürde yer bulmuş derin ötektik sıvılar içinde elektrokimyasal kaplama ile antibakteriyel Cu-Ag alaşımı elde etmek ve elde edilen kaplamaların antibakteriyel özelliklerinin bir kısmını incelemektir. Bu çalışmada kaplanacak altlık malzeme AISI 430 serisi olarak seçilmiştir. Hazırlanan çözeltilerin elektrokimyasal analizleri potantiyostat cihazı ile elde edilen kaplamaların yüzey morfolojisi yüksek çözünürlüklü optik mikroskop, SEM-EDS cihazları ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmalar sonucunda 20 µm üzerinde Cu-Ag alaşımları çelik altlık malzeme üzerinde elde edilmiş olup anti bakteriyel analizler de Salmonella bakterisinin konsantrasyonunun gümüş oranı azalmasından negatif etkilendiği ancak Pilisteria monocytogenes bakterisine karşı bu etkinin varlığı gözlemlenmemiştir. Genel olarak antibakteriyel testler sonucunda farklı gümüş oranlarının kaplama yüzeylerinde farklı bakteri çeşidine göre farklı etki meydana getirdiği görülmüştür. Genel anlamda Ag ve Cu ile kaplanan metallerin antibakteriyel etkiye sahip olduğu ortaya konmuş olup medikal uygulamalardan gıda sektörüne kadar kullanılmakta olan çelik yüzeylerde bu kaplamaların uygulanmasının faydalı olacağı görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Müzik sosyolojisi bağlamında popüler kültür ve Harput musikisi

    Tolgahan Bay

    İnsanların ve toplumların tarihsel süreç içerisindeki yaşantıları ve etkileşimleri kültürün ortaya çıkmasını ve gelişmesini sağlamıştır. Kültürün gelişim sürecinde hep var olan müzik, insanlık tarihi ile var olmuş, bireylerin ve toplumların yaşantılarına bağlı olarak şekillenmiş, birey ve toplumların değişen ihtiyaçlarına bağlı olarak değişmiştir. Kültürü oluşturan temel öğeler olan din, siyaset, ekonomi gibi birçok unsurla birlikte var olan müziğin türleri, biçimleri ve sorunları kültürel değişimlere bağlı olarak şekillenmiştir. Toplumlarda meydana gelen ekonomik, teknolojik, siyasal vb. değişimler, kültürel değişimleri meydana getirmiş ve bu değişimler müzik alanında da etkisini göstermiştir. Bu çalışmada popüler kültürün Elazığ halkının tarihsel süreçteki sosyo-kültürel yapısını aktaran Harput musikisi üzerindeki etkisinin müzik sosyolojisi bağlamında belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Elazığ Kaya Karaya Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü ve Fırat Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda öğrenim gören öğrenim gören 118 öğrenciye anket formları uygulanarak, popüler kültürün Harput musikisi üzerindeki etkisine yönelik görüşleri alınmıştır. Görüşme formlarından elde edilen veriler SPSS paket programına aktarılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada genel olarak Harput musikisinin öğrenciler tarafından bilinirlik düzeyinin oldukça düşük düzeyde olduğu, popüler kültürün etkisiyle genç kitlenin büyük bir çoğunluğunun popüler müzik eserlerini dinledikleri, Harput musikisi ve kürsübaşı geleneğinin unutulmaya yüz tuttuğu ve gerekli önlemler alınmadığı takdirde zaman içerisinde yok olup gidebileceği sonucuna ulaşılmıştır. İnsanların ve toplumların tarihsel süreç içerisindeki yaşantıları ve etkileşimleri kültürün ortaya çıkmasını ve gelişmesini sağlamıştır. Kültürün gelişim sürecinde hep var olan müzik, insanlık tarihi ile var olmuş, bireylerin ve toplumların yaşantılarına bağlı olarak şekillenmiş, birey ve toplumların değişen ihtiyaçlarına bağlı olarak değişmiştir. Kültürü oluşturan temel öğeler olan din, siyaset, ekonomi gibi birçok unsurla birlikte var olan müziğin türleri, biçimleri ve sorunları kültürel değişimlere bağlı olarak şekillenmiştir. Toplumlarda meydana gelen ekonomik, teknolojik, siyasal vb. değişimler, kültürel değişimleri meydana getirmiş ve bu değişimler müzik alanında da etkisini göstermiştir. Bu çalışmada popüler kültürün Elazığ halkının tarihsel süreçteki sosyo-kültürel yapısını aktaran Harput musikisi üzerindeki etkisinin müzik sosyolojisi bağlamında belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Elazığ Kaya Karaya Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü ve Fırat Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda öğrenim gören öğrenim gören 118 öğrenciye anket formları uygulanarak, popüler kültürün Harput musikisi üzerindeki etkisine yönelik görüşleri alınmıştır. Görüşme formlarından elde edilen veriler SPSS paket programına aktarılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada genel olarak Harput musikisinin öğrenciler tarafından bilinirlik düzeyinin oldukça düşük düzeyde olduğu, popüler kültürün etkisiyle genç kitlenin büyük bir çoğunluğunun popüler müzik eserlerini dinledikleri, Harput musikisi ve kürsübaşı geleneğinin unutulmaya yüz tuttuğu ve gerekli önlemler alınmadığı takdirde zaman içerisinde yok olup gidebileceği sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Beyaz çürükçül mantar Phanerochaete chrysosporium ile sulu çözeltiden Herbisit Dikuat Dibromür'ün biyoıslahı

    Emine Çiftçi

    Pestisitler toksik ve biyosidal maddeler olup çevre açısından önemli bir kirleticidir. Pestisitlerin kontrolsüz ve aşırı bir şekilde kullanımı ile depolanmaları, bertaraf edilmeleri esnasında yapılan yanlışlıklar çevre kirliliğine yol açmaktadır. Düşük konsantrasyonlarda bile uygulama alanlarından taşınabilir ve toprak hava, su ortamlarına geçerek ciddi çevre sorunlarına neden olabilmektedirler. Çalışmada sulu çözeltiden yabancı ve istenmeyen otlarla mücadelede kullanılan bir pestisit türü olan dikuat dibromür (DD) herbisitinin biyoıslahı (biyoiyileştirme) ve iyileştirme sonrası ortamın toksisitesi araştırılmıştır. Dikuat dibromürün biyoıslahı için bir beyaz çürükçül mantar türü olan Phanerochaete chrysosporium fungusu kullanılmıştır. 10, 20 ve 50 ppm konsantrasyonlarda hazırlanan ortamlardan 1, 3, 5 ve 7 günlük sürelerde örnekler alınmış, bu ortamlarda kimyasal oksijen ihtiyacı, toplam organik karbon ve mortalite değerleri incelenmiştir. Mortalite deneyinde su ortamında her türlü kimyasal değişime duyarlı olan Daphnia magna indikatör canlısı kullanılmıştır. Mortalite deneyinde 24, 48 ve 72 saatlik sürelerde D. magna bireylerinin hazırlanan deney ortamlarındaki ölüm oranları incelenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda P. chrysosporium fungusunun sulu çözeltilerden dikuat dibromürün biyoiyileştirmesinde etkili olduğu ve giderim sonrası uygulanan toksisite deneyinde P. chrysosporium'un herbisit dikuat dibromürü daha toksik ürünlere çevirmeden verimli bir şekilde iyileştirilebildiği ortaya konmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Sağlık çalışanlarının mobbing ve örgütsel sinizme yönelik algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Dilek Özdoğan

    Bu araştırmanın amacı, sağlık çalışanlarının mobbing ve örgütsel sinizme yönelik algıları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de bir kamu hastanesinde görev yapan 624 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Sağlık çalışanlarının oluşturduğu evren sayısı dikkate alındığında %5'lik hata payı ve %95'lik güvenirlik seviyesi ile araştırmanın örneklemi 238 kişiden oluşmuştur. Araştırma için ilgili kurumdaki tüm sağlık çalışanları dâhil edilmiştir. Sağlık çalışanlarından veri toplamak için anket tekniği kullanılmıştır. Anketlerin uygulanabilmesi için de kamu hastanesinin bulunduğu İl Sağlık Müdürlüğünden gerekli izinler alınmıştır. İl Sağlık Müdürlüğündeki komisyonun aldığı karar, sağlık çalışanlarına anketlerin e-anket şeklinde uygulanması ve araştırmanın yapıldığı sağlık kurumunun isminin sözlü veya yazılı bir şekilde zikredilmemesi yönünde olduğundan dolayı bu doğrultuda hareket edilmiştir. Bu bağlamda hazırlanan anketler elektronik ortamda kurumdaki sağlık çalışanlarına gönüllü katılımları esas alınmak kaydı ile sunulmuştur. Araştırmada sağlık çalışanlarına Heinz Leymann'ın 1990'lı yılların başında geliştirdiği 45 mobbing (psikolojik şiddet) davranışını kapsayan ve LIPT (Leymann's Inventory of Psychological Terror) adını taşıyan ölçek ile Pamela Brandes'in 1997'de tanımladığı ve üç alt başlıkta (bilişsel, duyuşsal, davranışsal) toplam on dört maddeden oluşan, "Örgütsel Sinizm" ölçeği uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre sağlık çalışanlarının "Mobbing" ile "Örgütsel Sinizm" algıları arasında istatistiksel açıdan anlamlı, doğru yönlü ve orta düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sağlık çalışanlarından oluşan katılımcıların mobbing algıları ile örgütsel sinizm ölçeğinin alt boyutları arasında istatistiki bağlamda anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Katılımcılarını sağlık çalışanlarının oluşturduğu araştırmada örgütsel sinizm algıları ile mobbing ölçeği alt boyutları arasında da istatistiki bağlamda anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Örgütsel Sinizm, Sağlık Çalışanları

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Platon'un Devlet, Devlet Adamı ve Yasalar diyaloglarında politik realizmin yeri

    Burak Alperen Bahçeci

    Bu çalışmanın amacı Platon'un Politeia (Devlet), Politikos (Devlet Adamı) ve Nomoi (Yasalar) eserlerinde adaletin nasıl ele alındığı ve reel politik açıdan nasıl kuşatıldığının tespitine yöneliktir. Çalışmamızda, ideal devletin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin, gerçekleşemezse ne yapılması gerektiğinin, buna bağlı olarak Platon'da adaletin nasıl algılanması gerektiğinin, bahse konu eserlerde çelişkili ve kaotik benzer durumların olup olmadığının tespitleri yapıldı. Adalet güçlünün işine gelen midir? sorusu etrafında şekillendirdiğimiz çalışmamız, adaletin bir neden sonuç ilişkisine bağlı olup olmadığı, herhangi bir şart ve durumda değişiklik gösterip göstermediğinin tespitine yöneliktir. Yönetim ve adaletin temel ilkesi, ideal devlet özelinde yöneten yönetilen ilişkileri, yöneticinin seçilebilirliğinde kura, liyakat ya da ehliyetin bir kıstas olup olmadığı, bahse konu devletlerde organizmacı devlet anlayışı, yönetici ve konsey ilişkileri, ideal devlet ya da ikinci en iyi devletin bir devrimin ürünü olup olmadığı, yöneticinin meşruiyetinin olup olmadığı ve rüştünü nasıl ispat etmesi gerektiği, bahse konu devletlerin yozlaşmaya mahkûm olup olmadığı, Platon'un ortaya koyduğu devlet sistemlerinin hayal ürünü olup olmadığı, Politeia, Politikos ve Nomoi eserlerinin bütününü dikkate alınarak incelendi. Metinlerde değindiğimiz konuların hedefi, bireyleri görünür olanın tuzağından görünmeyenin vehminden kurtarmaktır. Bunlardan kurtulabilen kişiyi, adaletin işaret edilebilir hali olarak tanıttık. Çünkü bu rehber görünür dünyanın tuzak ve prangalarından philosophia faaliyetinin sonlanması ile kurtulmuş, görünmeyen dünyanın yığınlarca anlaşılamayan şifrelerini yorumlayarak anlaşılabilir kılmıştır. Çalışmamızda bahse konu rehberin, bu yeteneğiyle bütün bir kaotik hali ahenge kavuşturacağının tespitine vardık. Çalışmamızda, dramatik yaklaşımla birlikte platonik jestlere dikkat ederek, Platon'un değişim, dönüşüm ya da bir evrimini değil aksine değişik sorunlara yönelik farklı çözümler ürettiğini çıkarsadık. Çalışmamız Platon'un ileri sürdüğü ideal ve ikinci en iyi devlet sistemlerini kimin, nasıl ve hangi şartlar altında uygulanabilir kılacağını ortaya koyması, Politeia, Politikos ve Nomoi eserlerinin birlikte incelenmesi açısından önemlidir. Bahse konu üç eser, birlikte değerlendirilip reel politik açıdan nasıl ele alındığı ve bir dönüşüm geçirip geçirmediği, eğer bir dönüşüm var ise nasıl değerlendirilmesi gerektiği açısından da önem arz etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    COVİD 19 pandemi döneminde öğretmenlerin teknostres düzeylerinin belirlemesi

    Yasemin Kızıltoprak

    Son yıllarda insanların anlamlandırmakta bile zorlandığı çok hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Endüstri 4.0 ve toplum 5.0 olarak adlandırılan teknolojide ve toplumsal hayatta yaşanılan bu hızlı değişimi içinde bulunduğumuz Covid 19 pandemisi sürecinde daha da artmıştır. Sürekli değişen, gelişen teknoloji karşında çalışanlar öğrenmede ve uyum sağlamada zorluklar yaşamaktadır. Değişen teknolojiyi öğrenmeye çalışırken çalışanlar kendilerini yetersiz hissetmekte, bir bilgi açığı içinde olduklarını düşünerek rakip olarak gördükleri meslektaşları karşısında kendilerini bilgisiz ve tecrübesiz hissedebilmektedirler. Hatta bu durum örgütsel olarak da yaşanılabilmektedir. Teknolojinin devamlı değişmesi ve gelişmesi nedeniyle çalışanlar örgütte kullandıkları teknolojileri yeniden öğrenmek, güncel tutmak için sürekli öğrenmeye çaba harcadıklarında, gereğinden fazla yüksek performans kaygısı oluştuğunda büyük bir baskı ve gerginlik yaşamaya başlarlar. Bu durum çalışanlarda teknostres adını verilen bir tür strese yol açmaktadır. Bilişim teknolojilerinin çalışanlar üzerindeki etkilerinden belki de en önemlisi; yeni teknolojilere uyum sağlayamamaktan kaynaklanan bir uyum sorunu veya hastalığı şeklinde tanımlanan teknostrestir. 2000'lerin başından bu yana dijitalleşmeye başlayan eğitim sistemi pandemi sürecinde zorunlu olarak daha da fazla bilişim teknolojilerini kullanmak zorunda kalmıştır. Yeni teknolojik değişim öğretmenlerin alışık olduğu geleneksel öğrenme metotlarında büyük değişimlere yol açmış ve zorunlu uzaktan eğitim için farklı teknolojik donanımları, yazılımları ve uygulamaları kullanmayı zorunlu hale getirmiştir. Teknoloji öğretmenler üzerinde Pandemi sürecinde eskisinden çok daha fazla stres yaratarak, öğretmenlerin teknostres yaşamalarına yol açmıştır. Eğitimin çıktısının öğrenci yani gelecek nesiller olduğunu düşündüğümüzde eğitimi bu denli çok etkileyen teknostresin öğretmenler üzerindeki etkisinin ayrıntılı olarak ele alınması, neden ve sonuçlarının ortaya konulması ve çözüm önerileri sunulması oldukça önemlidir. Okul yöneticilerinin ve eğitim uzmanlarının bu konuya ilgilerini uyandırmak, konuya dair bir farkındalık oluşturarak çözüm bulma noktasında katkıda bulunmanın amaçlandığı bu çalışmada öğretmenlerin teknostres düzeyleri belirlenmeye ve öğretmenlerin demografik özellikleri teknostres düzeyleri arasındaki ilişki incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda 324 öğretmenden anket yöntemiyle elde edilen veriler paket istatistik programı ile analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda Tunceli ili merkezindeki okullarda görev yapan öğretmenlerin, Covid 19 döneminde teknostres algılarının "orta düzeyde" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin cinsiyetleri, medeni durumları, eğitim düzeyleri, mesleki kıdemleri açısından ele alındığında teknostres algılarında farklılık olmadığı görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin yaşları, branşları ve pandemi döneminde bilişim teknolojileri ile ilgili eğitim alıp almadıkları açısından ele alındığında ise teknostres algılarında bazı farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir. Teknostresi azaltabilmek ve yönetebilmek için bireysel ve örgütsel bir takım öneriler sunulmuş ve konuya özellikle yetkililerin dikkatinin çekilmesine ve farkındalık oluşturulmasına çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Faizsiz finans muhasebe standartlarının mali müşavirler üzerindeki algısının değerlendirilmesi: TRB 1 bölgesine yönelik bir araştırma

    Burcu Karlıdağ

    Yakın zamanda özellikle İslam Hukukuna uygun yönetimlerin olduğu ülkelerde Faizsiz Finans Muhasebe işlemleri geliştirilmiştir. Bu standartlar uygulama aşamasında normal finans ve muhasebe sisteminin dışına çıkarak yeni bir uygulama sunmaktadır. Ancak bu yeni sistem uygulama aşamasında tüm ülkelerde uygulanması önerilen Uluslararası Muhasebe Standartları ile bazı yönleri ile ayrışmaktadır. Bu durum Uluslararası Muhasebe Standartları ile uyumlaştırma sürecinin başlamasına sebep olmuştur. Böylece Faizsiz Muhasebe Standartları geliştirilmiştir. Çalışmamız bu noktada önem kazanmaktadır. Çalışmamızın amacı; Faizsiz Muhasebe Standartları ile Uluslararası Muhasebe Standartlarının karşılaştırmasını yaparak Mali Müşavirlerin bu standartları tanıma noktasında algısını ölçmek ve çözüm önerileri getirmektir. Türkiye'de faaliyet gösteren katılım bankaları bu standartları uygulamakta daha fazla ön plana çıkmaktadır. Özellikle İslami Finansal Kuruluşlar Muhasebe ve Denetim Organizasyonu Kurumu (AAOIFI = Accounting and Auditing Organization of Islamic Financial Institutions) muhasebe standartları, Uluslararası Muhasebe Standartları Kurumu'nun (IASB = International Accounting Standards Board) hem Faizsiz Bankacılık Standartları hem de Uluslararası Muhasebe Standartlarının uyumlaştırılması için çabalar sarf etmiştir. Çalışmamızda önceden hazırlanmış anket soruları ile İslami ilkelere uygun olarak hazırlanmış olan Faizsiz Finans Muhasebe Standartlarının TRB1 Bölgesinde (Malatya, Elâzığ, Bingöl ve Tunceli) faaliyet gösteren S.M.M.M. ve Y.M.M.'lerin Faizsiz Finans Muhasebe Standartları üzerindeki algısını değerlendirip var olan bilgilerin korunması, güncel tutulabilmesi için eksiklerin tespitini yapıp bu eksiklerin giderilmesine katkı sağlayacak bilgilere ulaşmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın Muhasebe literatürüne, finans literatürüne ve muhasebe eğitimlerine katkı sunacağı umut edilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Banka sektöründe pazarlama karması ve pazarlama stratejileri uygulamaları: Tunceli ili örneği

    Dilşah Mak

    Bankacılık hizmetleri tarihsel süreci boyunca tüm devletler için ekonomik ve sosyal gündemi belirleyen ana unsurların başında gelmektedir. Bankacılık hizmetleri toplumun kazançlarının güvende tutabilecekleri ve ihtiyaç halinde anında ulaşabilecekleri en güvenli limandır. Gelişen bilgi ve teknoloji ile finansal kuruluşlar arasında rekabet ortamı artmış ve müşterileri kazanmak için bankalar günümüzde rekabet koşullarının inanılmaz derecede hızlı ve değişken olması ile müşterilere yeni pazarlama yaklaşımları geliştirmelerine ihtiyaç duyulmuştur. Toplumlar daha önce mevduatlarını güvende tutabilmek adına aracı olarak bankacılık hizmetlerinden yararlanmaktaydı. Bankacılık hizmetlerinde rekabet ortamı olmadığı için müşterilerin banka tercihleri çok kısıtlıydı. Ancak rekabet ortamı ile farklı finansal kurumlar ortaya çıkmış ve müşterilerin banka tercihlerinde değişiklikler meydana gelmiştir. Banka ve diğer finansal kurumlar daha fazla müşteriye ulaşabilmek için yeni pazarlama stratejileri geliştirmiş ve bankacılık sektöründe satış ve pazarlama birimleri ile satış hedefleri olan operasyon birimleri banka işletmesinin kârlılığını artırmak için çalışmalara hız vermiştir. Çalışmamız bu noktada önem kazanmaktadır. Banka çalışanları ile banka müşterilerinin gözünde pazarlama karmasının işleyişi ve öncelikleri çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Çalışmamızın amacı Tunceli İlinde faaliyet gösteren bankaların uygulamış oldukları pazarlama karması ve pazarlama stratejilerinin banka çalışanları ile banka müşterileri açısından önceliklerinin belirlenmesi ve bu önceliklerinin karşılaştırılmasıdır. Bu çalışma Tunceli ilinde faaliyet gösteren Denizbank, İş Bankası, Vakıf Bank, Garanti Bank, Ziraat Bankası ve Halk Bankası olmak üzere üç kamu bankası ile üç özel bankada toplam 26 banka çalışanı ve 136 banka müşterisi ile görüşme yapılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada pazarlama karması kıstaslarının önem derecelerinin belirlenmesi için AHP yöntemi kullanılarak; Tunceli ili bölgesinde 6 adet özel ve kamu bankaları üzerindeki etkilerini, bu bankaların pazarlama stratejilerini ve banka müşterileri ile Banka çalışanları gözünden bankacılık sektörü için uygun pazarlama karmasını belirlemek için pazarlama karması elemanlarının önem derecelerinin belirlenmesi araştırılmıştır. Çalışmanın pazarlama bilimine ve literatürüne katkı sunması umut edilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Diyarbakır ceza infaz kurumları personellerinin finansal ve mali tablo okur yazarlık düzeylerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma

    Abdullatif Akçakaya

    Globalleşen dünya ekonomisine ayak uydurmak adına finans kavramına olan ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Finans ile ilgili terimlere hâkim olup bu terimlerin kullanım alanlarındaki etkilerini analiz edebilme kabiliyeti finansal okuryazar olmaktan geçmektedir. Finansal işlemler ve olaylar neticesinde oluşan mali tablolar ise işletmelerin mali durumu hakkında fikir edinmemize yardımcı olacaktır. İşletmelerin ekonomik durumunu özetleyen mali tabloları yorumlamak için ise mali tablo okuryazarlığına gereksinim duyulmaktadır. Dolayısıyla finansal okuryazarlık ve mali tablo okuryazarlığı farklı terimler gibi görünse de birbirlerinin tamamlayıcısı durumundadır. Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumları yerleşkesinde yaklaşık 1500 personel görev yapmaktadır. Kampüs Ceza İnfaz Kurumlarında başta İnfaz ve Koruma Memurları olmak üzere, yönetim, denetim, iş yurdu servisi, eğitim, sağlık, teknik ve yardımcı hizmet sınıflarında görev yapan personeller bulunmaktadır. Kamu görevlisi olan memur ve hizmetliler yarısı kadarı lise ve önlisans mezunu iken geriye kalan yarısı lisans ve yüksek lisans mezunudur. Bu çalışmada ceza infaz kurumları personellerinin eğitim düzeyleri ile finansal ve mali tablo okuryazarlığı arasındaki ilişki araştırılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Üniversite öğrencilerinin namus algısı: Munzur Üniversitesi, sosyoloji bölümü, lisans öğrencileri örneği

    Yağmur Külekçi

    Namus, kavram olarak "insanlar tarafından oluşturulmuş toplumsal kurallar" temel anlamını taşımaktadır. Ancak söz konusu kavram zamanla, ilk ve temel anlamından sıyrılarak farklı anlamlar kazanmıştır. Tarihsel açıdan yaşanan değişimler ve dönüşümlerin, toplumsal yaşamda da söz konusu olmasıyla birlikte namus olgusu zamanla; cinsiyetler arası ayrımcılığa sebep olan, şiddet temelli bir olgu halini almıştır. Olgunun bu niteliğinin devamında, namus gerekçesi ile işlenen suçlar gün geçtikçe artış göstermiştir ve göstermeye devam etmektedir. Geleneksel toplum yapısından modern bir toplum yapısına geçişin, hayatın hemen her alanında kendisini hissettirdiği yeni dönemde bile kadınlar; namus olarak nitelendirilen toplumsal nitelikteki normları ihlal ettikleri gerekçesi ile şiddete maruz kalmaktalardır. Dünyanın farklı bölgelerinde, farklı terimler ile karşılık bulsa da "namus" olgusu dünyanın her yerinde; kadın yaşamına yönelik bir tehdit unsuru niteliğindedir. Modernite ile birlikte toplumsal cinsiyet rollerinin silikleşmesi durumu söz konusu olsa da kadın yaşamı hâlâ; denetlenmesi ve "gerektiğinde" kısıtlanması gereken bir alan olarak görülmektedir. Bu unsurlar, tezin araştırma konusu olarak "namus" olgusunun seçilmesindeki temel gerekçelerdir. Araştırma konusunun güncelde bir sorun niteliği taşıyor olması ve acil çözüm gerektiren bir konumda yer alması; bu tezin en önemli problemlerindendir. Bu doğrultuda bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin namus algıları araştırılmakta ve onların algılarında etkili olan faktörler incelenmektedir. Toplumsal cinsiyet bağlamında incelenen namus olgusuna yönelik, üniversite öğrencilerinin algılarını ortaya çıkarmak amacıyla, literatür taraması ve niteliksel yöntem doğrultusunda gerçekleştirilen bu araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından oluşturulan "Nitel Araştırma Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Munzur Üniversitesi, sosyoloji bölümü, lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Toplamda 21 öğrenci ile yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Örneklem grubu, kartopu örneklem tekniği ile oluşturulmuştur. Saha araştırması sonucunda elde edilen veriler el ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde "betimsel analiz" yolu kullanılmıştır. Bu çalışmada, öğrencilerin namus algıları ile ilgili çeşitli verilere ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda üniversite öğrencilerinin namus algılarının çeşitli etkenlere göre değişkenlik gösterdiği ve öğrencilerin namus algılarının genel olarak eşitlikçi yönde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın öne çıkan sonuçlarından biri de; tamamına yakını Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan katılımcıların büyük bir kısmının, namus ve namus gerekçesiyle işlenen töre cinayetlerine şahit olmadıkları ve yine tamamına yakınının ailelerinde "töre"nin geçerliliğinin olmadığı sonucudur. Bu sonuç, konuya yönelik genel toplumsal kabuller ile karşıt niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Namus, namus algısı, kadın, toplumsal normlar, şiddet,

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Pyroxasulfone herbisitinin bazı toprak bakterileriyle biyoremediasyonunun karşılaştırılması ve Daphnia magna üzerindeki mortalite etkisi

    Duygu Tekin

    Bu çalışma ile tarım toprağından izole edilen M. arthrosphorea, M. radiotolerans ve bunların karışımlarıyla elde edilen zenginleştirilmiş mikrobiyal kültürlerle Pyroxasulfone etken maddeli herbisitin kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) ve toplam organik karbon (TOK) gibi önemli bazı çevresel parametreler bazında elde edilen giderim verimleri araştırılmıştır. Çalışmada bunlara ek olarak giderim öncesi ve sonrası Daphnia magna (su piresi) üzerindeki mortalite (ölüm oranı) etkisi de belirlenmiştir. Kullanılan bakteriler zenginleştirilmiş ve gerekli hacimlerde alınarak Pyroxasulfone etken maddeli herbisitin tarım alanlarında kullanımı tavsiye edilen konsantrasyonları (375, 500, 750 ve 1000 ppm) esas alınarak hazırlanan çözeltilere ilave edilmiştir. Elde edilen en yüksek giderim oranlarındaki numuneler ve tarım arazilerinde kullanımı tavsiye edilen konsantrasyonlarda hazırlanan numuneler ile Daphnia magna üzerindeki ölüm oranları belirlenmiştir. Elde edilen verilere göre KOİ ve TOK giderim yüzdeleri her iki bakteri türü ve bunların karışımlarında çeşitli zaman dilimlerinde %37 - 90 aralığında belirlenmiştir. Arıtılmamış ortamlarda 96 saat sonunda Daphnia Magna üzerinde %40 - 80 civarında, arıtılmış ortamlarda ise %75 – 100 aralığında değişen bir mortalite etkisi tespit edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre M. arthrosphorea, M. radiotolerans ve bunların konsorsiyumlarının pyroxasulfone etken maddeli herbisitler üzerinde tarlaya atılması tavsiye edilen konsantrasyonlarda etkili bir biyoremediasyon gerçekleştirdiği, ancak elde edilen en yüksek giderime sahip nihai KOİ ve TOK konsantrasyonlarndaki ortamların da Daphnia magna üzerinde toksik etki yarattığı gözlemlenmiştir. Bu durum da pyroxasulfone herbisitinin parçalanma ürünlerinin gösterdiği toksik etki ile açıklanmaktadır. Anahtar kelimeler: Pyroxasulfone, Biyoremediasyon, Daphnia magna, Biyokimyasal oksijen ihtiyacı, Kimyasal Oksijen İhtiyacı, Toplam organik karbon

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Hastane çalışanlarının etik iklim algılarıyla prosedür (işlemsel) adalet algıları arasındaki ilişkinin araştırılması

    Muhammet Uğur Çakmakcı

    İş yaşamında iş çıktılarını etkileyen örgütsel tutum ve davranışlar üzerinde etkili olan etik iklimi, etik sorunların üstesinden nasıl gelinebileceği hakkında çalışanlara çeşitli alternatifleri değerlendirme fırsatı verecek örgütsel değerleri içeren bir mekanizmadır. Özellikle hastanelerde etik dışı davranışlar insan hayatını etkileyebilecek önemli sonuçlara neden olabilir. Olumlu iş sonuçlarının elde edilmesinde etkili bir faktör olan adalet algısının etik iklim ile birbirlerinden bağımsız olarak düşünülmesi ve değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu noktadan hareketle hastanelerdeki etik iklimin, sağlık çalışanlarının prosedür adalet algısı ile ilişkisini belirlemeyi amaçlayan bu nicel araştırma ilişkisel tarama modeli ile yapılanmıştır. Araştırmanın gerçekleştirilmesinde tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Elazığ il merkezinde bulunan dört hastanenin klinik ve polikliniklerinde çalışan 248 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Sağlık çalışanlarının etik iklim algıları "Etik İklim Ölçeği'' ile, prosedür adalet algıları ise "Prosedür Adalet Ölçeği'' ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde, ikili grup karşılaştırmaları Bağımsız Örneklem T testi, ikiden fazla grup arasındaki farklar ise Tek Yönlü Varyans (ANOVA) ile incelenmiştir. Değişkenler arası ilişkinin değerlendirilmesinde Spearman korelasyon katsayısı kullanılmış; ayrıca basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmaya katılan sağlık çalışanlarının etik iklim algılarının 3.22±1.39'luk ve prosedür adalet algılarının 3.38±1.28'lik ortalama ile orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada etik iklim ile işlemsel adalet arasında pozitif yönlü, güçlü ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Regresyon modeline göre ise etik iklim prosedür adalet üzerinde %71.5 oranında etkili olabilmektedir. Çalışanların yüksek prosedür adalet algısı hissetmeleri için hastanelerde etik iklim algısının yüksek tutulması önemlidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Mali müşavirlerin bağımsız denetçilik mesleği üzerine algılarının tespit edilmesine yönelik bir araştırma: Tunceli-Erzincan örneği

    Berkan Özgürel

    Bu çalışmada bağımsız denetim ile tasdik denetiminin sorumluluk açısından incelenerek karşılaştırılması konusu araştırılmıştır. Yapılan araştırma da ülkemizde denetim alanındaki iki önemli konu olan bağımsız denetim ve tasdik denetiminin sorumluluk açısından karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışmamız bu yönüyle anlamlı ve önemlidir. Bu çalışmada bağımız denetim ile tasdik denetiminin uygulanmasında birçok farklılık bulunması meslek mensupları tarafından fark edilip edilmedikleri anlaşılmaya çalışılmaktadır. Çalışmanın amacı Tunceli ve Erzincan İllerindeki Mali Müşavirlerin Bağımsız Denetim ile Tasdik Denetimi arasındaki farklılığı belirleyen algıyı ölçmeye yönelik bir araştırma yapmaktır. Çalışma da öncelikle bu konudaki temel kavramlar olan işletme ve muhasebe, denetim, bağımsız denetim ve tasdik denetimi kavramları hakkında bilgi verilmiştir. Bağımsız denetim ve sorumluluk konusu açıklanmaya çalışılmıştır. Öncelikle bağımsız denetim standartları hakkında bilgi verilmiştir. Bağımsız denetime tabi kuruluşlar ve bağımsız denetim yapmaya yetkili olanlar, bağımsız denetçinin yükümlülükleri ve sorumlulukları konusu açıklanmıştır. Çalışmada tasdik denetimi ve sorumluluk konusu ele alınmıştır. Yeminli Mali Müşavirlik Mesleği, konusu ve görevleri hakkında bilgi verilmiştir ve Yeminli Mali Müşavirlerin sorumlulukları anlatılmıştır. Yeminli Mali Müşavirlik Mesleği, konusu ve görevleri hakkında bilgi verilmiştir. Bağımsız denetim ve tasdik denetiminin sorumluluk açısından incelenmesi ve karşılaştırılması yapılmıştır. Ayrıca sorunlar ve çözüm önerileri geliştirilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise, Mali Müşavirlerin, Bağımsız Denetçilik Mesleğine olan algılarını ölçmeye yönelik bir anket çalışması yapılmış ve araştırmanın sonuçları yorumlanmıştır. Bağımsız denetim ve tasdik denetiminin sorumluluklarının kanun, yönetmeliklerle kamu gözetim kurumunun belirlemiş olduğu denetim kalitesi yönünden karşılaştırılması yapılmıştır. Belirlenen farklılıklar ve benzerlikler ile bağımsız denetimin daha kaliteli yapılması yönünden öneri ve görüşler oluşturulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız Literatür taraması yöntemi ile incelenecek olup çoktan seçmeli anket yöntemi ile test edilip analiz edilecektir. Bu çalışmanın Muhasebe bilimine ve literatürüne katkı sunması umut edilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    EuCl₃ ile katkılanmış yeni bir polimer kompozitinin hazırlanması, karakterizasyonu ve boyar madde giderimi için kullanılması

    Kübra Birkan

    Bu tez çalışmasında, serbest radikalik in-sitü polimerizasyon yöntemi ile laboratuvar ortamında sentezlenen EuCl3 katkılı 4-vinilpridin-ko-akrilamid (poli(4-VP-koAAm)/EuCl3) hidrojelinin atıksulardan naftol yeşili B'yi giderim performansı araştırılmıştır. Adsorbentin özellikleri, Fourier dönüşümlü kızılötesi (FT-IR) spektroskopisi, taramalı elektron mikroskopu (SEM) ve X-ışını kırınımı (XRD) analizleri gibi çeşitli tekniklerle tanımlanmıştır. Naftol yeşili B adsorpsiyon verimliliğinin pH, adsorbent madde miktarı, başlangıç naftol yeşili B boya konsantrasyonu, sıcaklık ve temas süresi gibi değişkenlere bağımlılığı kesikli sistemde incelenmiştir. En yüksek giderim verimi 30 mg/L başlangıç naftol yeşili B konsantrasyonu, 0,05 g/100 mL Poli(4-VP-koAAm)/EuCl3 dozajı, pH=5,42 ve 25 °C sıcaklıkta %98,40 olarak elde edilmiştir. Deneysel denge verilerileri Langmuir izoterm modeli ile daha iyi uyum sağlamıştır. Kinetik sonuçlar, adsorpsiyon prosesinin hız belirleme basamaklarından biri olarak iç difüzyon ile birlikte yalancı ikinci derece kinetiği ile tanımlanabileceğini göstermiştir. Adsorpsiyon prosesinin ekzotermik ve kendiliğinden olduğu bulunmuştur. Adsorpsiyon prosesi üzerine seçilen parametrelerin etkileşim etkilerini belirlemek ve prosesin adsorpsiyon kapasitesini optimize etmek için yanıt yüzey yöntemi (YYY)'nde bulunan merkezi kompozit tasarım (MKT) kullanılmıştır. Optimunm şartlar 110 mg/L naftol yeşili B konsantrasyonu, 0,05 g/100 mL poli(4-VP-ko-AAM)/EuCl3 dozajı ve 165,81 dk temas süresi olarak bulunmuştur. Bu şartlar altında adsorpsiyon kapasitesi 206,46 mg/g olmuştur. Elde edilen deneysel sonuçlar, adsorbent olarak Poli(4-VP-ko-AAm)/EuCl3 hidrojeli kullanılarak naftol yeşili B boyasının başarılı bir şekilde atıksulardan giderilebileceğini göstermiştir. Anahtar kelimeler: Adsorpsiyon, naftol yeşili B, poli(4-VP-ko-AAm)/EuCl3 hidrojeli, yanıt yüzey yöntemi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Dolgu takviyeli plastiklerde üretim parametrelerinin optimizasyonu için hibrit bir model önerisi

    Rifat Kerim Özbek

    Polimerleri üretip, şekillendirmeye başladığımız andan itibaren birçok sektörde endüstrinin ve ekonominin gelişmesine katkı sunan önemli bir büyüme yaşanmıştır. Bu sebeple polimer bilimi üzerindeki araştırma ve geliştirme faaliyetleri hızla artmış ve günümüzde malzeme biliminin gelişmesi ile polimerik malzemeye dayalı kompozit üretimi yaygınlaşmıştır. Düşük ağırlığı, yüksek mukavemeti, şekillendirme kolaylıkları ve düşük maliyeti nedeniyle plastikler diğer hammaddelere göre tercih edilir. Plastikler yaygın olarak kullanılmasının yanı sıra malzeme bilimindeki gelişmeler ile birçok ihtiyaca cevap verebilmektir. Plastik sektörün ihtiyaçlarını karşılamak için üretim ve kalite parametrelerinin bir modelle çözümlenip, planlanabilir bir yapı içinde sunulması işletmeler için oldukça önemlidir. Bu çalışmada termoplastiklerin yaygın olarak kullanılan poliolefinler grubuna ait alçak ve yüksek yoğunluklu polietilen matris malzeme olarak kullanılmış ve midye tozu ile güçlendirilerek veri setinin karakteristiğini etkin bir biçimde yansıtacak deney numuneleri üretilmiştir. Üretim parametrelerini modelleyebilmek için regresyon modelleri oluşturulmuştur. Regresyon modelinde kuvvet bağımlı değişken ve birincil basınç, ikincil basınç, kullanılan deniz kabuğu ile plastik malzemenin kalıpta soğuma süresi ve plastiğin cinsini gösteren bir kukla değişken kullanılmıştır. Üretim parametrelere uygun numuneler ve bu parametrelerin maksimum kuvvet ve maksimum gerilmeye hangi oranda etki ettiği matematiksel olarak belirlenmiştir. Gerilme ile kuvvet tahmininde bölge basınçları, dolgu malzemesi oranı ve soğuma süresinin malzemenin mekanik davranışı üzerinde etkisi incelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Hibrit biyonanokompozit malzemelerin sentezlenmesi ve sulu çözeltilerden neodimyum gideriminde kullanımının modellenmesi

    Hakan Andiçi

    Bu tez çalışmasında aljinat ve kitosan kaplı manyetik demir oksit (Fe3O4) nanopartiküllerin (aljinat-Fe3O4, kitosan-Fe3O4), biyosentez tekniği ile sentezlendi. Sentezlenen aljinat- Fe3O4 ve kitosan-Fe3O4 hibrit biyonanokompozitlere sabit bir kolon içerisinde Nd3+'nın adsorpsiyonu ve desorpsiyonu yanıt yüzey metodolojisi (YYM) ile kombine edilmiş bir merkezi kompozit tasarım yaklaşımı (MKT) kullanılarak ve kontrollü desorpsiyonu incelendi. Aljinat-Fe3O4 ve kitosan-Fe3O4 nanokompozitlerin karakterizasyonu UV-GB, FT-IR, TGA-DTA, XRD ve SEM-EDS kullanılarak gerçekleştirildi. Sentezlenen ve karakterize edilen söz konusu biyokompozite malzemelere, Nd3+ iyonlarının adsorpsiyonu, çözelti pH'ı, çözeltinin kolondan akış hızı ve başlangıç Nd3+ iyonları konsantrasyonunun bir fonksiyonu olarak incelendi. Nd3+'nın hem aljinat-Fe3O4 hem de kitosan-Fe3O4 hibrit biyo-nanokompozit üzerine adsorpsiyonu sabit yataklı bir kolon sistemi kullanılarak optimum koşullar pH 5.4, çözeltinin kolondan akış hızı 4.0 mL dk-1 ve Nd3+ iyonları başlangıç konsantrasyonunun 120 mg L-1 olarak belirlendi. Aljinat-Fe3O4 ve kitosan-Fe3O4 biyo-nanokompozitlerin maksimum adsorpsiyon kapasitesi ve verimliliği sırasıyla 125.01 mg g-1, %99.8; 99.99 mg g-1, % 99.8 olarak hesaplandı. Deneysel parametrelerin optimizasyonu MKT yaklaşımı ile gerçekleştirildi ve önerilen kuadratik modelden hem aljinat-Fe3O4 hem de kitosan-Fe3O4 Nd3+ iyonlarının adsorpsiyonu için birer matematiksel model elde edilerek sunuldu. Varyans analizi sonuçları sentezlenen her iki kompozit malzemenin Nd3+ iyonlarının gideriminde kullanılmasındaki belirleme katsayılarının yüksek olduğunu gösterdi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Fotovoltaik (PV) panellerde verim artırma yöntemlerinin incelenmesi

    Nuriye Eryılmaz

    Dünya üzerindeki nüfusun hızla artması ve teknolojideki hızlı gelişmelere bağlı olarak yeryüzündeki enerji kaynakların hızla tükenmesi ayrıca fosil yakıtların insan sağlığına ve çevreye olumsuz etkileri alternatif enerji kaynaklarına yönelimi zorunlu kılmaktadır. İşte bu noktada doğal enerji kaynakları içerisinde dünya için en önemlisi olan güneş enerjisinden maksimum düzeyde faydalanmak için fotovoltaik paneller dediğimiz teknolojik sistemler geliştirilmekte ve bu sistemlerden en iyi şekilde faydalanmak için çalışmalar yapılmaktadır. Fotovoltaik sistemler güneş enerjisini doğrudan elektrik enerjisine dönüştüren güneş enerjisi ile çalışan pillerden oluşur. Enerji tasarrufu ve çevresel kaygılar nedeniyle PV ve PV/T sistemleri büyük öneme sahip olmuştur. Bu sistemlerdeki gelişmelerin enerji tasarrufu, daha temiz yaşanılabilir bir çevre için büyük öneme sahip olacağı öngörülmektedir. Bu çalışmada genel olarak PV panellerin verimlerinin artırılması ile ilgili denenen yöntemler üzerinde geniş kapsamlı bir araştırma yapılmış olup verim artırma yöntemlerinin neler olduğu, hangi yöntemler üzerinde durulduğu uygulama teknikleri ve sonuçları derlenip sunulacaktır. Böylece PV panellerde verim artırma yöntemlerini genel hatlarıyla açıklayan bir tez çalışması oluşturulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Flubendiamide etken maddeli yeni nesil insektisitin farklı sıcaklıklarda Gammarus pulex'teki nörotoksik etkisinin belirlenmesi

    Hilal Söylemez

    Bu çalışmada, yeni nesil Flubendiamide etken maddeli insektisitin hedef dışı sucul bir organizma olan Gammarus pulex (L., 1758)'teki nörotoksitesinin sıcaklıkla değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Öncelikle G. pulex organizmalarının belirlenen (16, 18 ve 20 °C) sıcaklıklardaki flubendiamide etken maddeli insektisite olan akut toksisite değerlerinden 96 saat süredeki LC50 değerleri probit analizi ile belirlenmiştir. Flubendiamide etken maddeli insektisitin 16, 18 ve 20 °C sıcaklıktaki LC50 değerleri sırasıyla 256,83 ± 19,59 µgL-1, 169,38 ± 34,17 µgL-1 ve 155,84 ± 17,22 µgL-1 olarak belirlenmiştir. Test organizmasının artan sıcaklıkla flubendiamide etken maddeli pestisite olan akut toksisite hassasiyeti de artmıştır. Her bir sıcaklıklığa ait flubendiamide pestisitinin G. pulex'teki LC50 değerlerinin ortalamasının 1/20, 1/10 ve 1/5 oranında sublethal konsantrasyonlar belirlenmiştir. G. pulex organizmaları belirlenen söz konusu sublethal konsatrasyonlara 96 saat süreyle maruz bırakılmıştır. Kontrol grubu dahil 10 grupta her sıcaklık için asetilkolinesteraz (AChE) enzim aktivitelerindeki değişimler ELISA kitleri kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, tüm gruplarda konsantrasyon arttıkça AChE enzin aktivitesinin inhibe edildiği tespit edilmiştir (p˂0,05). Aynı sıcaklıktaki 24 ve 96. Saatler arasındaki maruziyet süresi istatistiksel açıdan önemsiz olduğu belirlenmiştir (p˃0,05). Sıcaklık artışına bağlı olarak flubendiamide etken maddeli pestisitin test organizması üzerinde AChE enzim aktiviteisini inhibe değerinin arttığı tespit edilmiştir. Flubendiamide insektisitine karşı farklı sıcaklıklarda G. pulex' te AChE enzim aktivitelerinde meydana gelen değişikliklere bakıldığında yararlı biyobelirteç olarak kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2022
    Modifiye atmosfer paketleme işleminin yöresel olarak tüketilen kunkor mantarı (Pleurotus eryngii var. ferulae) ve Tunceli sarımsağı (Allium tuncelianum)'nın kalite özellikleri üzerine etkisinin belirlenmesi

    Hatice Pınar Yüksel

    Günümüzde insanlar sağlıklı gıda tüketmek ve bu gıdalara kolaylıkla ulaşabilmek istemektedirler. Minimum işlenmiş gıdalar ise sağlıklı ve besin değeri yüksek gıda grubunun başında gelmektedir. Modifiye atmosfer paketleme minimum işlenmiş gıdaların raf ömrünü uzatmak ve gıda güvenliğini sağlamak için kullanılan bir gıda muhafa yöntemidir. Bu çalışma, buzdolabı koşullarında kunkor mantarı ve Tunceli sarımsağının gıda kalitesini ve gıda güvenliğini koruyabilmek için modifiye atmosfer paketlemenin uygulanabilirliğini araştırmak için yapılmıştır. Yapılan bu tez çalışmasında 2019 yılında Tunceli-Ovacık bölgesinden temin edilen Pleurotus familyasına ait olan kunkor mantarı (Pleurotus eryngii var. ferulae) ve Alliaceae familyasına ait olan Tunceli sarımsağı (Allium tuncelianum ) örnekleri kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan örneklere %5 O2 - %5 CO2, %3 O2 - %8 CO2 ve %3 O2 - %5 CO2 içeren gaz karışımları ile üç farklı koşulda modifiye atmosfer paketleme yapılmıştır. MAP yapılan örnekler ve paketleme yapılmayan kontrol örnekleri; mantar için 4 oC'de 12 gün, sarımsak için 4 oC'de 12 hafta depolanmıştır. Depolanan mantar ve sarımsak örneklerinde depolamaya bağlı kalite değişimleri incelenmiştir. Depolama boyunca çalışmada kullanılan örneklerde; ağırlık kaybı, tekstür profil analizi, titrasyon asitliği, pH, su aktivitesi, toplam kuru madde miktarı, toplam kül miktarı, renk ve toplam fenolik madde miktarı belirlenmiştir. Ayrıca örneklerin fenolik profilleri belirlenmiş ve mikrobiyolojik analizler de yapılmıştır. Çalışmanın başlangıcında taze mantarların su aktivitesi değeri 0,96, kuru madde içeriği %11,90, kül miktarı %1,51, titrasyon asitliği %0,28, pH değeri 6,35 ve toplam fenolik asit miktarı 541,83 mgGAE/kg yaş ağırlık olarak tespit edilmiştir. Renk değerleri ise L*, a* ve b* için sırasıyla 93,66, -0,39 ve 10,77 olarak belirlenmiştir. Tekstür analizi sonucu elde edilen değerler ise sertlik için 2222,22 g, elastikiyet 0,92, sakızımsılık 1646,13, çiğnenebilirlik 1441,83 şeklindedir. Depolamanın sonunda ağırlık kaybı %1,63 ile en fazla %5 O2-%5 CO2 içeren gaz ile paketlenen örneklerde görülmüştür. Mikrobiyolojik analizler sonucunda mantar örneklerinin başlangıç yükleri mezofilik aerobik bakteri sayısı, psikrofilik aerobik bakteri sayısı ve küf-maya sayısı için sırasıyla 6,40 log kob/g, 6,25 log kob/g ve 4,68 log kob/g olarak bulunmuştur. Depolamanın sonunda modifiye atmosfer paketleme yapılan örneklerde en düşük toplam mezofilik ve psikrofilik aerobik bakteri, maya ve küf sayısı %3 O2-%8 CO2 ile paketlenen örneklerde tespit edilmiştir. Yapılan bu tez çalışmasında %3 O2-%5 CO2 ile paketlenen mantar örneklerinin depolama sonunda başlangıç kalite özelliklerini, diğer gazlarla paketlenen örneklere göre daha iyi koruduğu belirlenmiştir. Buna rağmen, depolamanın sonunda mantarların meyve eti sertliğinin modifiye atmosfer ile paketlenen bütün gruplarda (%5 O2 - %5 CO2, %3 O2 - %8 CO2, %3 O2 - %5 CO2) azaldığı gözlenmiştir. Mantar örneklerinde tespit edilebilen fenolik bileşiklerden kateşinin 180,22 mg/kg ile en yüksek miktara sahip olduğu kaydedilmiştir. Çalışmada kullanılan taze sarımsak örneklerinin su aktivitesi değeri 0,93, kuru madde içeriği %44,45, kül miktarı %1,25, titrasyon asitliği %0,28, pH değeri 7,21 ve fenolik asit miktarı 327,84 mgGAE/kg olarak tespit edilmiştir. Renk değerleri ise L*, a* ve b* için sırasıyla 77,98, -2,11 ve 12,58 olarak belirlenmiştir. Tekstür analizi sonucu elde edilen değerler ise sertlik için 4483,35 g, elastikiyet 0,73, sakızımsılık 0,66, çiğnenebilirlik 2254,33 şeklindedir. Depolamanın sonunda en fazla ağırlık kaybı %8,08 değeri ile %5 O2-%5 CO2 içeren gaz ile paketlenen örneklerde görülmüştür. Sarımsak örneklerinde tespit edilebilen en yüksek fenolik bileşikler13,08 mg/kg ile kateşin ve 10,42 mg/kg ile vanilin olmuştur. Mikrobiyolojik analizler sonucunda sarimsak örneklerinin başlangıç yükleri mezofilik aerobik bakteri sayısı, psikrofilik aerobik bakteri sayısı ve küf-maya sayısı için sırasıyla 2,37l log kob/g, 2,35 log kob/g ve <2 log kob/g olarak bulunmuştur. Depolamanın sonunda modifiye atmosfer paketleme yapılan örneklerde en düşük toplam mezofilik ve psikrofilik aerobik bakteri sayısı %3 O2-%5 CO2 ile paketlenen örneklerde tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışma sonucunda kunkor mantarı örnekleri için paketleme için kullanılan tüm gaz karışımlarında maksimum depolama süresi 9 gün olarak belirlenmiştir. Tunceli sarımsağı örnekleri için ise en uygun paketleme koşulu %5 O2 - %5 CO2 içeren gaz karışımı ve en uygun depolama süresi 6 hafta olarak tespit edilmiştir.