Yazarlar
- Gul, Muhammet(35)
- Erten, Fusun(23)
- Zengin, Gokhan(23)
- Benzer, Fulya(22)
- Dal, Nursel Alp(20)
- Sahin, Kazim(20)
- Orhan, Cemal(19)
- Yeşiltepe, Akgün(17)
- Topal, Murat(15)
- Yucesan, Melih(15)
- Yildirim, Ozal(13)
- Öbek, Erdal(13)
- Aksakal, B.(12)
- Gürarslan Baş, Nazan(12)
- Alp Dal, Nursel(11)
- Baloglu, Ulas Baran(11)
- Cakilcioglu, Ugur(11)
- Kandemir, Fatih Mehmet(11)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(11)
- Talo, Muhammed(11)
- Celik, Erkan(10)
- Er, Besir(10)
- Say, Yakup(10)
- Yaman, Mine(10)
- Yüksekol, Özlem Doğan(10)
- Aksu, Önder(9)
- Aslan, N.(9)
- Aslan, Naim(9)
- Baş, Kazım(9)
- Erişir, Mine(9)
- Mahomoodally, Mohamad Fawzi(9)
- Acharya, U. Rajendra(8)
- Caprioli, Giovanni(8)
- Karatay, Gülnaz(8)
- Kocabaş, Mehmet(8)
- Macit, Arife(8)
- Parlak Ak, Tuba(8)
- İpek, Yeliz(8)
- Beydağ, Kerime Derya(7)
- Camas, Mustafa(7)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025Profesyonel Doğal Vücut Geliştiricilerinden Diyafram Kalınlığının 1RM Kuvvetine Etkisi
Yılmaz, Coşkun; Kavuran, Korhan; Çelikel, Baha Engin; Soylu, Hakan Hüseyin; Demir, Alper; Sezer, Süreyya Yonca
Profesyonel doğal vücut geliştirmeciler üzerinde yapılan çalışmalarda farklı antrenman yüklerinin performans üzerindeki olumlu etkileri iyi bilinmesine rağmen, diyafram kas kalınlığının 1RM kuvvetini nasıl etkilendiği belirsizdir. Çalışmanın amacı, diyafram kas kalınlığının profesyonel doğal vücut geliştiricilerde tek tekrar maksimal kuvveti (1RM) ile ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmaya ulusal ve uluslararası yarışmalara katılmış aktif spor yapan 15 profesyonel doğal vücut geliştirici dâhil edilmiştir. Deneklerden solunum fonksiyon testleri, 1RM ve diyafram kas kalınlık ölçümleri alınmıştır. Elde edilen verilerin analizleri SPSS 25 istatistik paket programı ile hesaplanmıştır. Çalışmada 1RM değeri ile FVC, FEV1 ve PEFmax parametreleri ile pozitif anlamlı yüksek ilişki olduğu tespit edildi. FEV1/FVC oranı ile negatif düşük düzeyde bir ilişki tespit edildi. 1RM ile dinlenme, ekspirasyon ve inspirasyon evrelerinde diyafram kas kalınlığı ile pozitif orta düzeyde bir ilişki tespit edildi. Sonuç olarak, bu çalışma, diyafram kas kalınlığının vücut geliştirme antrenmanlarında 1RM performansı ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle, diyafram kasının sadece solunumu destekleyen bir kas olarak değil, aynı zamanda intra-abdominal basıncı optimize ederek güç üretimine katkı sağlayan bir kas olarak da değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Ebe ve Hemşirelerin Mizah Algıları ile Problem Çözme Becerileri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Kesitsel Çalışma
Şeker, Sevda Arslan; Alp Dal, Nursel
Amaç: Bu araştırmanın amacı, katılımcıların kullandıkları mizah tarzlarının ve problem çözme becerilerinin sosyodemografik özellikler açı- sından farkl ılıkları ile bu iki de ğişken aras ındaki ili şkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntemler: Kesitsel tanımlayıcı nitelikteki bu araştırmanın ve- rileri 95 ebe ve hemşire ile Tanıtıcı Özellikler Formu, Mizah Tarzları Öl- çeği ve Problem Çözme Envanteri (PÇE) kullanılarak toplanmıştır. Veriler, araştırmacılar tarafından Temmuz-Aralık 2019 tarihleri arasında yüz yüze toplanmıştır. Verilerin de ğerlendirilmesinde Kolmogorov-Smirnov nor- mallik testi, Mann-Whitney U Analizi, Kruskal-Wallis Testi, Spearman’s Rho Korelasyon Analizi kullan ılmıştır. Bulgular: Katılımcıların mizah tarzları sırasıyla Katılımcı Mizah (39,96±8,65), Kendini Geliştirici Mizah (36,62±9,36), Kendini Y ıkıcı Mizah (25,46±8,78) ve Sald ırgan Mizah (18,38±5,66) alt boyutlar ı şeklinde sıralanmıştır. Problem çözme stilleri açısından, PÇE puan ortalaması 83,14±17,47’dir. PÇE toplam puanı ve De- ğerlendirici Yakla şım alt boyutu puan ortalamas ı ile Kat ılımcı Mizah (r=-0,270, p=0,008) ve Kendini Geli ştirici Mizah (r=-0,281, p=0,006) alt boyutları arasında anlamlı negatif ilişki bulunmuştur. Düşünen Yaklaşım ve Kendine Güvenli Yaklaşım alt boyut puanları ile Kendini Geliştirici Mizah arasında negatif yönde dü şük düzeyde ili şki (r=-0,273, p=0,008) saptan- mıştır. Aceleci Yaklaşım alt boyutu ile Katılımcı Mizah (r=0,205, p=0,046) arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edil- miştir. Sonuç: Araştırmada, katılımcıların daha sık olumlu mizah tarzları kullandığı, olumsuz mizah tarzlar ını ise orta düzeyde kulland ıkları gö- rülmüştür. Ayrıca, olumlu mizah tarzlar ını daha fazla kullanan bireylerin problem çözme becerilerinin daha yüksek oldu ğu belirlenmiştir. Bu bul- gular, mizahın problem çözme becerilerini geliştirme açısından önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir. Sağlık profesyonellerinin iletişim ve problem çözme becerilerini güçlendirmeleri için olumlu mizah tarzlar ını destekleyici stratejiler geliştirilmesi önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025The relationship between quiet quitting and turnover intention in nurses: A systematic review and meta- analysis
Sezgin, Eray Ekin
Although some recent research has shown a positive association between quiet quitting and turnover intention among nurses, a thorough systematic review on this topic has yet to be conducted. Addressing the gaps in this area will provide a clearer understanding of the dynamics influencing nurses' turnover intentions and shed light on the development of future preventive strategies. This meta-analytic review aimed to integrate and critically assess the relationship between quiet quitting and turnover intention among nurses. All studies had a cross-sectional design and were conducted from 2023 onwards. A comprehensive search of six databases, including ScienceDirect, Medline, JSTOR, ProQuest, Scopus, and Web of Science, was conducted to gather empirical studies for this meta-analytic research. The results indicated a moderate, positive relationship between quiet quitting and turnover intention (r = 0.40, p < 0.0001). Furthermore, the overall effect size showed consistency, and the heterogeneity level (I² = 94.7%) was considered within acceptable thresholds. Further in-depth research is required to gain a clearer understanding of how quiet quitting influences turnover intention. To prevent quiet quitting, nursing managers should establish clinical guidelines and support programs that promote nurses' professional development and enhance their job satisfaction and commitment to the profession. In this way, nurses can achieve more satisfaction and motivation in their workplaces, and thus their turnover intentions can be reduced.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleAçık Erişim2025A simple touch into the busy work routine: progressive relaxation and posture exercises improve physical and mental health of health professionals
Goksuluk, Merve Basol; Tütün Yümin, Eylem; Parlak, Ebru; Topcuoglu, Ceyhun; Sürmelı, Mahmut; Hamurcu, Reşat
Aims: The aim of this study was to implement a combination of the progressive muscle relaxation technique (PMRT) along with posture exercises and assess their impact on the mental and physical well-being of health professionals with health complaints. Methods: This quasi-experimental study utilized hybrid, remote, and web-based telehealth methods, including phone calls, video recordings, and electronic documents. Thirty-eight health professionals experiencing pain engaged in PMRT twice a day, every two days, over a two-week period. Posture exercises were seamlessly integrated into their daily work routines and performed 2-3 times a day. Various parameters, including pain, fatigue, anxiety, depression, kinesiophobia, sleep quality, and centrality of pain, were assessed both before and after the treatment. Results: Significant improvements were observed in the prevalence, intensity, and centrality of pain, accompanied by a reduction in fatigue, anxiety, and depression scores post-treatment (p<0.05). However, there was no notable improvement in kinesiophobia and sleep quality scores following the treatment (p>0.05). Conclusion: The integration of PMRT and posture exercises into the daily routines of health professionals, delivered through remote web-based telehealth, emerges as an effective and straightforward strategy for ameliorating certain physical complaints and enhancing mental health. This approach holds the potential to be easily adapted into both daily life and work environments, offering a valuable tool for coping with work-related disorders.
- Derleme MakaleAçık Erişim2025Fekal İnkontinansın Yönetimi ve Hemşirelik Yaklaşımı
Avşar, Gülçin; Ferhat, Daşbilek; Sağlam, Hasan
Fekal inkontinans, bireylerin dışkı kontrolünü kaybetmesi durumu olup, hem fiziksel hem de psikososyal sorunlara yol açabilir. Yönetimi, bu durumu etkileyen nedenlerin belirlenmesiyle başlar; nörolojik hastalıklar, gastrointestinal sorunlar veya cerrahi geçmiş gibi faktörler değerlendirilir. Hemşireler, hastaların tıbbi geçmişini alarak, semptomları ve yaşam kalitesini etkileyen unsurları anlamalıdır. Ayrıca, uygun değerlendirme araçları kullanarak inkontinansın şiddetini belirlemeleri önemlidir. Hemşirelik yaklaşımı, bireysel bir plan geliştirilmesini gerektirir. Bu plan, beslenme düzeninin gözden geçirilmesi, bağırsak alışkanlıklarının düzenlenmesi ve gerekiyorsa ilaç tedavisinin entegrasyonunu içerebilir. Ayrıca, hasta eğitimi ve destek gruplarına yönlendirme, hastaların durumlarını daha iyi yönetmelerine yardımcı olabilir. Hemşireler, bireylerin duygusal ihtiyaçlarına da dikkat ederek, empatik bir iletişim kurmalı ve hastaların bu hassas konuda kendilerini güvende hissetmelerini sağlamalıdır. Sonuç olarak, fekal inkontinansın yönetimi, multidisipliner bir yaklaşım gerektirir ve hemşireler bu süreçte önemli bir rol oynar. Farkındalık artırma, eğitim ve destek sunma gibi temel görevleri ile hemşireler, hastaların yaşam kalitesini iyileştirmede kritik bir etki yaratabilir. Uygun hemşirelik müdahaleleri ile bireylerin bağırsak kontrolü sağlanarak, genel sağlık durumları olumlu yönde etkilenebilir.
- MakaleAçık Erişim2025Investigation of the Bioactivity Properties of TiZrCrNb0.3Ta0.07 Medium Entropy Alloy Produced from TNTZ Waste
Say, Yakup; Yayla, Nihal; Güler, Ömer; Güzel, Harun
High entropy alloys (HEAs) and medium entropy alloys (MEAs) have garnered significant attention as alternative materials in various fields due to their superior physical and chemical properties compared to conventional alloys. One of the most promising applications of this innovative material class is in biomaterials. In this study, a bio-medium entropy alloy (BioMEA), TiZrCrNb0.25Ta0.05, was successfully synthesized using non-toxic elements (Ti, Zr, Cr, Nb and Ta) through arc melting of TNTZ alloy waste. The produced BioMEA was comprehensively characterized using scanning electron microscopy (SEM), energy dispersive spectroscopy (EDS), and X-ray diffraction (XRD) to analyze its structural and chemical properties. Additionally, the in-vitro degradation, ion release, and bioactivity properties of the alloy were evaluated and compared with those of the conventional TNTZ alloy, with a focus on the effects of heat treatment. The results demonstrated that heat treatment did not cause significant changes in the microstructure of the TiZrCrNb0.25Ta0.05 alloy but led to the formation of intermetallic compounds such as Cr2Zr and Cr2Ta on the surface. Degradation tests revealed an unexpected mass gain across all sample groups after a four-week immersion period due to surface precipitation, surpassing the expected mass loss from degradation. Ion release analyses showed similar behavior between the TiZrCrNb0.25Ta0.05 and TNTZ alloys, with ion release levels in the ppb range, confirming that Ti was released at non-toxic levels. Bioactivity tests identified low lesvels of Ca-P-O deposition on all sample surfaces, with the highest bioactivity observed in the heat-treated TiZrCrNb0.25Ta0.05 sample. Overall, the findings suggest that the TiZrCrNb0.25Ta0.05 alloy has the potential to serve as an alternative biomaterial to the TNTZ alloy, with its bioactivity properties being further enhanced through heat treatment. Further studies are recommended to optimize its bioactivity and evaluate its in-vivo performance for biomedical applications.
- MakaleAçık Erişim2025The Health Effects of Fluoride and Nitrate in Drinking Water in Tunceli (Türkiye)
Kutlu, Banu; Çetindağ, Serdar
Fluoride (F⁻) and nitrate (NO₃⁻) are common inorganic constituents of drinking water and can cause significant public health effects when present at inadequate or excessive concentrations. This study determines the levels of fluoride and nitrate in drinking water collected from 18 stations across Tunceli Province, Türkiye, during 2021, and evaluates the non-carcinogenic health risks for four age groups (infants, children, adolescents, and adults). Fluoride and nitrate concentrations were measured using spectrophotometric methods and Estimated Daily Intake (EDI) and Hazard Quotient (HQ) values were calculated. Fluoride concentrations ranged from 0.06 to 0.31 mg L⁻¹ and were below the WHO guideline value, with all HQ values <1. Nitrate concentrations varied more widely (0.45–64.38 mg L⁻¹), and exceedances of WHO limits were recorded at several rural stations. Infants and children exhibited HQ>1 values, indicating potential health risks associated with nitrate exposure. The findings highlight spatial heterogeneity in water quality across Tunceli and emphasize the need for age-specific monitoring programs and improved groundwater protection strategies.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2025Sezon Boyunca Düzenli Yapılan Antrenmanların Genç Hentbolcuların Vücut Postür Yapısına Etkisinin İncelenmesi: Deneysel Çalışma
Tokgöz, Gürkan; Karatün, İbrahim Karatün İbrahim
Amaç: Günümüzde teknolojik aletlerin kullanımının artması, gün lük ekran sürelerinin uzaması, uzun süre aynı pozisyonda kalma gibi postürü olumsuz etkileyen yaşam tarzının, ergenlik dönemindeki bireylerde kalıcı postür bozukluklarına yol açabileceği araştırmalarda ortaya koyulmaktadır. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, düzenli olarak yapılan antrenmanların vücut postür yapısı üzerindeki etkilerini araştırmak olarak belirlenmiştir. Gereç ve Yöntemler: Araştırmaya, düzenli olarak hentbol antrenmanı yapan 14-17 yaş aralığındaki 24 erkek sporcu gönüllü olarak katılmışlardır. Katılımcıların postür analizleri, Posturescreen Mobile uygulaması ile ya pılmıştır. Sporcuların 8 hafta aralıklarla toplam 4 kez anterior, lateral ve posterior olarak 3 yönlü fotoğrafları çekilmiş, baş, omuz ve pelvis yapıla rındaki standart postüre göre olan eğrilikleri tespit edilmiştir. Sporcular bu süre içerisinde 55-65 birim antrenman ve 10-15 müsabaka sayısına ulaş mışlardır. Verilerin analizinde, tekrarlı ölçümler varyans analizi testi uygu lanmıştır. Bulgular: Baş postür eğriliklerinin istatistiksel analizinde, anterior, posterior ve lateral yönlerden yapılan ilk ölçümlerde tespit edilen baş eğriliklerinin, 2, 3 ve 4. ölçümler sonucunda anlamlı derecede azaldığı tespit edilmiştir. Omuz postür eğriliklerinin istatistiksel analizinde, anterior, posterior ve lateral yönlerden yapılan ilk ölçümlerde tespit edilen omuz eğ riliklerinin, 2, 3 ve 4. ölçümler sonucunda anlamlı derecede azaldığı tespit edilmiştir. Pelvis postür eğriliklerinin istatistiksel analizinde, anterior, pos terior ve lateral yönlerden yapılan ilk ölçümlerde tespit edilen pelvis eğri liklerinde, 2, 3 ve 4. ölçümler sonucunda istatistiksel olarak anlamlı değişiklik tespit edilmemiştir. Sonuç: Düzenli olarak yapılan hentbol an trenmanlarının genç sporcuların baş ve omuz postürlerinde belirlenen eğri liklerin düzeltilmesinde anlamlı derecede etkili olduğu tespit edilirken, pelvis postüründe belirlenen eğriliklerin düzeltilmesinde olumlu ya da olum suz bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Zebra Midyesinin (Dreissena polymorpha) Yağ Asidi Profili Ve Yağ Asidine Bağlı Besinsel Kalite Indekslerinin Değerlendirilmesi
Erol, Nida Demirtaş
Esansiyel omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri (n-3 PUFA'lar) insan sağlığı için hayati öneme sahiptir ve bir dizi rahatsızlığı önler; midyeler bu PUFA'ların iyi bir kaynağıdır. Bu çalışmanın amacı, yağ asidi bileşimini ve besin kalitesi parametrelerini ölçerek zebra midyesinin (Dressiana polymorpha) fonksiyonel bir gıda olarak potansiyelini değerlendirmektir. Zebra midyesi yağında çözücü ekstraksiyonla lipid miktarı, yağ asidi bileşimi ve besin kalitesi endeksleri belirlendi ve zebra midyesinin nutrasötik ve farmasötik olarak potansiyeli değerlendirildi. Zebra midyesi düşük lipid içeriğine rağmen insan sağlığına faydalı olan yağ asidi profilleri gösterdi. Zebra midyesindeki majör yağ asidi grubu SFA'lar olup bunu MUFA ve PUFA grupları izledi. EPA ve DHA miktarlarının toplamı 14.051.36 olarak bulundu. Ayrıca zebra midyesinin n6/n3 oranı 0.09 olarak bulundu. Zebra midyesinin PUFA/SFA oranı 0.36 olarak bulundu. AI, TI ve HH değerleri sırasıyla 0,60, 0,37 ve 1,09'du. Mevcut çalışma, zebra midyelerinin lipid kalitesini ve yararlı yağ asitlerini işlevsel diyet bileşenleri olarak değerlendirmeye işaret etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ3Kadınlarda sigara ve alkol kullanımı ölüm kaygısını etkiler mi? kesitsel bir araştırma
Orhan, Ilksen; Ünal, Esra
Bu çalışmada kadınların sigara ve alkol tüketiminin ölüm kaygısı üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırmanın örneklemini Mayıs-Ağustos 2024 tarihleri arasında bir Devlet Hastanesinin Kadın Doğum Kliniğine başvuran 590 kadın oluşturdu. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu ve Türkçe Ölüm Kaygısı Ölçeği kullanıldı. Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 30.66±12.7 olarak belirlendi. Araştırmadaki kadınların %20.2’si sigara kullanmakta, %14.1’i alkol kullanmakta ve %9.2’si her ikisini de kullanmaktadır. Sigara kullanan kadınların ölüm kaygısı düzeylerinin, sigara kullanmayan kadınlara kıyasla anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulundu. Sigara ve alkol kullanan kadınlarda "Ölümün Belirsizliği" ve "Acı Çekme" ölçek alt boyutlarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlendi. Bu çalışma ile sigara ve alkol kullanımının kadınlarda ölüm kaygısını artırdığı sonucuna ulaşıldı. Elde edilen bu bulgular doğrultusunda, hemşirelerin kadın hastalarda sigara ve alkol kullanım durumlarını sistematik olarak değerlendirmeleri ve bu kullanımın ölüm kaygısını artırabileceği konusunda farkındalık oluşturmaları önem arz etmektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Spor Bilimleri Fakültesi Öğrencilerinin Hedonik ve Faydacı Tüketim Yönelimlerinin İncelenmesi
Simsek, Abdullah; Devecioglu, Sebahattin
Bu araştırmanın amacı üniversitede öğrenim gören öğrencilerin hedonik ve faydacı tüketim yönelimlerinin bazı demografik değişkenler açısından incelemektir. Araştırma kapsamında veri toplama aracı iki kısımdan oluşmaktadır; ilk kısımda Demografik Bilgiler Formu yer alırken ikinci kısımda 22 madde ve 6 alt boyuttan oluşan Hedonik ve Faydacı Tüketim Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Fırat Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 1761 öğrenci, örneklemini ise 437 öğrenci oluşturmaktadır. Verilere ait istatistiki değerlerde frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım göstermesinden dolayı araştırmada Bağımsız Örneklem T-Testi ve ANOVA kullanılmış olup, ölçek alt boyutlarının aralarındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Analiz neticesinde öğrencilerin bölüm, yaş, cinsiyet, bireysel gelir; planlamadan, ani kararlar vererek alışveriş yapma, satın almaktan haz duyulacak ürün için ihtiyaçtan vazgeçme ve ortalama alışveriş sıklıkları açıdan anlamlı sonuçlar olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yapılan pearson korelasyon analizine göre hedonik tüketim ölçeği alt boyutları arasında pozitif yönlü; orta ve güçlü anlamlı ilişkiler olduğu görülmektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Polikronisiteden Çalışan Yaratıcılığına İşe Adanmışlığın Aracılığıyla Yolculuk: Otel Çalışanlarının Deneyimlerine Dayalı Bir Çıkarım
Sezgin, Eray Ekin
Bu çalışma, konaklama sektöründe çalışanların yaratıcılığını ve işe adanmışlıklarını etkileyen polikronisiteye ilişkin örgütsel araştırmalardaki kritik endişelerden birine ışık tutmaktadır. Kişi-iş uyumu teorisini temel alan çalışma, işe adanmışlığın aracılık rolüne odaklanarak, polikronistenin çalışan yaratıcılığını nasıl etkilediğini araştırmaktadır. Kesitsel bir tasarımın kullanıldığı bu çalışmada veriler, konaklama sektöründe çalışan 172 kişiden yapılandırılmış bir anket kullanılarak toplanmış ve veri analizi orijinal SPSS-26 ve AMOS-24 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplamak için Polikronisite Ölçeği, Çalışan Yaratıcılığı Ölçeği ve İşe Adanmışlık Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular, polikronisitenin, çalışan yaratıcılığı ve işe adanmışlık üzerinde pozitif bir etkisinin olduğunu ortaya koymuştur. Benzer şekilde, işe adanmışlık çalışan yaratıcılığı üzerinde pozitif bir etki sergilemiştir. Ayrıca, işe adanmışlık, polikronisitenin çalışan yaratıcılığı üzerindeki etkisinde kısmi aracı rol üstlendiği görülmüştür. Bu çalışmanın vurgusu, çalışanların önemli davranışsal sonuçları olarak bilinen işe adanmışlık ve çalışan yaratıcılığı üzerinedir; bu nedenle konaklama sektöründeki uygulayıcılar, bu çalışmanın bulgularını kullanabilirler. Benzer şekilde, polikronisite konusuna ilgi duyan araştırmacılar da bu araştırmayı bir kılavuz olarak değerlendirebilirler. Ayrıca, önerilen modelin açıklayıcı kapasitesini artırmak için, gelecekteki çalışmalar farklı değişkenler ile yapılabilir.
- MakaleAçık Erişim2025Yüksek Şiddetli İnterval Antrenmanların Futbolcuların Anaerobik Güç ve Spirometrik Değerlerine Etkisinin İncelenmesi
Çelikel, Baha Engin; Tokgöz, Gürkan
Yüksek şiddetli interval antrenman (HIIT) metodu son yıllarda sporcu performansını artırmada uygulanan etkili bir antrenman yöntemidir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, yüksek şiddetli interval antrenman (HIIT) metodunun futbolcuların anaerobik güç ve spirometrik değerlerine etkisinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmaya bölgesel amatör ligde futbol oynayan 23 futbolcu gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar denek grubu (HGM, n=12) ve kontrol grubu (GAG, n=11) olarak iki gruba ayrılmıştır. Araştırmada denek grubu 6 hafta süresince haftada 2 gün rutin antrenmanlarına ek olarak HIIT metodu uygularken, kontrol grubu 6 hafta süresince haftada 2 gün rutin antrenmanlarına ek olarak geleneksel antrenman metodu uygulamışlardır. Antrenmanlar öncesinde ve sonrasında katılımcılara anaerobik güç testi ve spirometrik ölçümler uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı ile istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Grup içi ön test-son test karşılaştırmasında Paired Sample T testi, gruplar arası karşılaştırmalarda Ancova testi uygulanmıştır. İstatistiksel analiz sonucunda her iki grubun peak power, avarage power ve minumum power ölçümlerinde anlamlı artış tespit edilirken, iki grup karşılaştırmasında HIIT metodunun geleneksel metoda göre daha fazla etkili olduğu tespit edilmiştir. Fvc, fev1 ve pef ölçümlerinde her iki grupta anlamlı artış tespit edilirken, gruplar arası karşılaştırmada fvc ve fev1 değerinde HIIT metodunun anlamlı derecede daha etkili olduğu tespit edilirken, pef ölçümünde iki grup arasında etki farkı tespit edilmemiştir. Sonuç olarak; 6 hafta süresince uygulanan HIIT metodunun geleneksel metoda göre futbolcuların anaerobik güç ve spirometrik değerlerine etkisinin anlamlı derecede daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ3Afet Yönetim Merkezlerinin Risk Yönetimi Performansının Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleriyle Değerlendirilmesi: Güneydoğu Anadolu Bölgesi Örneği
Gul, Mervegül; Ozbey, Sümeyye
Afetler, insanların günlük hayat akışını kesintiye uğratan fiziksel ekonomik ve sosyal kayıplara sebep olan doğal teknolojik veya insan kaynaklı olayların sonuçlarıdır. Ulusal düzeyde afet risklerinin oluşumunu önlemek ve riskleri azaltmak yerel düzeyde yapılan çalışmalara bağlıdır. Afet yönetim merkezleri, afetlerden sonra oluşabilecek can ve mal kaybının önüne geçilebilmesinde yerelin kritik bileşenidir. Etkilenen bölgelerdeki afet yönetim merkezlerinin, afet ve acil durumlara hazırlık düzeyi acil durumların afete dönüşmesini engeller. Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi, deprem, heyelan, sel, terör ve çığ gibi bir çok afete maruziyet yaşayan bir bölgedir. Yerelin afet hazırlığının artırılması için çalışma kapsamında Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 4 şehir olan Gaziantep, Mardin, Diyarbakır ve Kilis illerinin AFAD (Afet ve Acil Durum Müdürlüğü) merkezlerinin afet risk yönetimi performansları Çok Kriterli Karar Verme Yöntemi (ÇKKV) ile değerlendirildi. Risk yönetimi performansı kriterlerinin önem ağırlıklarını belirlemede AHP (Analytical Hierarchy Process) yöntemi ve illerin hazırlık düzeyinin karşılaştırılması için TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution) yöntemiyle sıralama yapılmıştır. Çalışma sonuçlarında afet yönetim merkezlerinin risk yönetimi performansının değerlendirilmesinde en önemli kriter riski belirleme, hazırlık düzeyi en yüksek il olarak Mardin ili belirlenmiştir. Çalışmanın bölgenin sürdürülebilir kalkınmasını tehlikeye atan afet potansiyeli olan kırılganlıkların belirlenmesinde, afetlere karşı dirençliliğin artırılması ve afet hazırlık planları için bir araç olması hedeflenmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ3Kahramanmaraş Merkezli Depremlerde Profesyonel Ekiplerle Arama Kurtarma Çalışmasına Katılanların Deneyim ve Görüşlerinin Değerlendirilmesi
Baş, Kazım
Bu çalışmanın amacı, bir ilde Kahramanmaraş merkezli depremlerde profesyonel ekiplerle arama kurtarma çalışmasına katılanların deneyim ve görüşlerinin değerlendirmektir. Nitel türde olan çalışmanın verileri, 20 Kasım-2023 ile 26 Ocak 2024 tarihleri arasında toplandı. Araştırmanın çalışma grubunu, bir il merkezinde deprem sonrası arama kurtarma faaliyetlerine katılan katılımcılardan, ulaşılabilen ve araştırmaya gönüllü katılan 15 birey oluşturdu. Araştırma verilerinin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanıldı. Katılımcıların %66.7’si erkek olup, %53.3’ü evli, %40.0’ı lisans mezunu, %66.7’si arama kurtarmada 1-4 yıl deneyime sahipti. Katılımcıların büyük çoğunluğu arama kurtarma faaliyetlerine katıldıkları illerde ekiplerin sayısının yeterli olmadığını, ekiplerin, ekipmanların yetersiz olduğunu ve koordinasyonla ilgili sorunlar yaşandığını belirtti. Katılımcılardan bazıları olası depremlerde yerelde afet kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini önerdi. Bazı katılımcılar ise daha önce katılmış oldukları arama kurtarma faaliyetlerinde, afet sonrası sürece askeri personelin önemli katkısı olduğunu ancak Kahramanmaraş merkezli depremden sonraki ilk günlerde askeri personelden yararlanılmadığını ifade etti. Bu çalışmada elde edilen veriler doğrultusunda, deprem sonrası müdahalede ilk günlerde ekiplerin yetersiz olduğu, deprem sonrasında koordinasyonsuzluk, teknik personel ve ekipman sorunu yaşandığı görülmüştür. Gelecekteki olası afetlere daha etkili müdahale edebilmek için arama-kurtarma ekiplerinin sayı ve niteliğinin artırılarak, kapasitesinin güçlendirilmesi önerilmektedir.
- BildiriYalnız künye2025Scopus SJRQ1Perceived learning after manual airway clearance techniques practice: peer learning vs. simulation-based learning
Cakmak-Onal, Aslihan; Aksel-Uylar, Aydan Asli; Saglam, Melda; Topcuoglu, Ceyhun; Vardar-Yagli, Naciye; Calik-Kutukcu, Ebru; Demirel, Aynur; Inal-Ince, Deniz
- MakaleAçık Erişim2025Antigenotoxic Effects of Stachys viscosa (Lamiaceae), a potential medicinal plant in Drosophila melanogaster
Karabulut, Aygul Kilic; Açar, Mikail
This research aimed to examine the anti-genotoxic properties of Stachys viscosa, a plant of the Lamiaceae family, which has medicinal and aromatic properties and is widely used in cosmetics, food, and pharmaceutical industries. The Drosophila wing somatic mutation and recombination test (SMART), an in vivo tool for evaluating somatic mutation and recombination, was employed. The antigenotoxic effect of the S. viscosa plant against mitomycin C (MMC) mutagen was investigated. The study evaluated doses of 5 mg, 15 mg, 45 mg, and 60 mg of S. viscosa, concluding that doses of 45 mg and 60 mg effectively mitigated DNA damage induced by MMC. At doses of 45 mg and 65 mg, the total number of spots caused by MMC was suppressed by 8.21% and 13.17%, respectively. The data collected indicate that the S. viscosa plant possesses certain anti-genotoxic properties.
AtıfWoS2OpenAlex2
İncele - MakaleYalnız künye2025Scopus SJRQ1Relationship between distance-saturation product of the 6-minute walk test and respiratory and peripheral muscle strength in renal transplant patients
Firat, Merve; Topcuoglu, Ceyhun; Aksel-Uylar, Aydan Asli; Saglam, Melda; Erdut, Arda; Yildirim, Tolga; Vardar-Yagli, Naciye
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ2Enhanced In Vitro Bioaccessibility and Anticancer Activity of Brazilian Propolis Extracted with L-Lactic Acid Caglar Doguer
Doguer, Caglar; Ceylan, Fatma Duygu; Capanoglu, Esra; Adrar, Nabil; Boeluek, Esra; Atayoglu, Ali Timucin; Uzun, Suzan; Palabiyik, Ibrahim
AtıfOpenAlex7İncele
- MakaleAçık Erişim2025Advanced Classification of Poxvirus-Based Skin Diseases Using Deep Learning Techniques
Arik, Kaan; Agdas, Mehmet T.; Korkmaz, Adem; Kosunalp, Selahattin; Iliev, Teodor
Viral infections, especially those of the poxvirus family, present significant diagnostic challenges due to their similar clinical symptoms. This study proposes an innovative deep learning-based approach to classify six categories of poxvirus-related skin diseases: chickenpox, cowpox, healthy, measles, monkeypox, and smallpox. A dataset of 9,120 augmented images was used to train, validate, and test three advanced deep-learning models-YOLOv8, YOLOv5, and ResNet32. Among the models, YOLOv8 demonstrated superior performance, achieving an accuracy of 99.80%, precision of 99.28%, and recall of 99.14%, significantly outperforming YOLOv5 and ResNet32. The results underscore the potential of YOLOv8 in medical image analysis, providing a robust and efficient tool for the early detection and accurate classification of viral skin diseases. Comparisons with related studies highlight the effectiveness of the proposed approach, making it a state-of-the-art solution for improving diagnostic accuracy in healthcare. Future work will focus on extending the dataset and evaluating the model's applicability in real-time clinical environments.
AtıfOpenAlex1İncele
